Husiler Dali’den çıkarıldı ve Marib’in batısındaki saldırıları püskürtüldü

Marib’de Husilere karşı açılan bir cephede Yemen ordusundan bir asker (AFP)
Marib’de Husilere karşı açılan bir cephede Yemen ordusundan bir asker (AFP)
TT

Husiler Dali’den çıkarıldı ve Marib’in batısındaki saldırıları püskürtüldü

Marib’de Husilere karşı açılan bir cephede Yemen ordusundan bir asker (AFP)
Marib’de Husilere karşı açılan bir cephede Yemen ordusundan bir asker (AFP)

Yemen’deki askeri kaynaklar, Yemen ordusunun dün ed-Dali şehrinin kuzeybatısındaki geniş alanlarda bulunan Husi milislerini şiddetli çarpışmaların ardından bölgeden çıkarmayı başardığını bildirdi. Bu başarı ile eş zamanlı olarak petrol bölgesini kontrol etmek için dört aydır ölesiye çarpışan Husi milislerinin Marib ilinin batısındaki şiddetli saldırısı da püskürtüldü.
Bu gelişmeler, Marib ve el-Cevf illerindeki yerel yönetimlerin ordu kuvvetlerini güçlendirmek ve ülkenin kuzey bölgelerinde meşru hükümetin en önemli kalesi sayılan Marib ilini savunma maksadıyla Yemenli gençlere eğitim kampları açmak için seferberlik ilan etmesinin ışığında geldi.
Bu bağlamda askeri kaynaklar, halk direnişinin desteklediği Yemen Ulusal Ordusu’nun dün ed-Dali ilinin kuzeybatı kesiminde askeri bir operasyon başlattığını ve operasyon sonucu pek çok bölgenin Husi milislerinin elinden alındığını bildirdi.
Yemen Silahlı Kuvvetleri Medya Merkezi yaptığı açıklamada “Halk direnişinin desteklediği Yemen Ulusal Ordusu güçleri, ed-Dali’nin kuzeybatısındaki el-Fahir cephesinde İran destekli darbeci Husi milislerine karşı büyük savaşlar veriyor. Husilerin çok sayıda can ve mühimmat kaybı var” ifadelerini kullandı.
Buna ek olarak ed-Dali ilinde konuşlu Ortak Kuvvetler’e bağlı Askeri Medya Merkezi, askerlerin ed-Dali ilinin kuzeybatısındaki Kataba kasabasının batısında yer alan el-Fahir bölgesinde büyük zaferler kazandıklarını ve darbeci Husi milislerinin kontrolü altındaki birkaç stratejik bölgeyi ele geçirdiklerini söyledi.
Bu kaynaklara göre hükümet güçleri, Husi saflarının hızla çöktüğü bir sırada “Fahir Pazarı, Fahir Köyü, Beyti’ş-şerci Kavşağı, Beyti’ş-şerci, Huseyn eş-Şerci, Şa’bi’l-ma, el-Batha, Habil el-Abdi’nin kuzeyi ve en-Nebice’nin stratejik tepelerini” ele geçirdi.
Hala her tür silahın kullanıldığı askeri operasyonlar devam ederken Yemen Silahlı Kuvvetleri Medya Merkezi, Katabe bölgesinin kuzeyindeki Habil el-Abdi’nin kuzeyine sıçrayan çarpışmalarda Husi milislerinden 26 unsurun öldürüldüğünü ve bir dizi savaş aracının yok edildiğini bildirdi. Görgü tanıkları, milislerin bölgeden çekildikten sonra bölgedeki bir okulu havaya uçurduklarını söyledi.
Buna ek olarak sahadaki gelişmelere gelince, halk direnişinin desteklediği Yemen Ulusal Ordusu güçleri, Marib’in batı kesimindeki el-Kesara cephesinde pek çok mevziden İran destekli darbeci Husi milislerini çıkarmayı başardı. Husilerin saflarında ağır can ve mal kaybı olduğu bildirildi.
Aynı zamanda resmi askeri kaynaklara göre Yemen Ulusal Ordusu güçlerine bağlı bir birim, Marib’in batı kesiminde bulunan el-Muşeccah cephesindeki İran destekli darbeci Husi milislerini hedef alan ani bir saldırı gerçekleştirdi. Saldırı sonucu Husi milisleri ağır maddi kayıplar verdi.
Yemen ordusunun resmi sitesinin aktardığına göre askeri bir kaynak konuya ilişkin yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
“Ulusal Ordu mensupları, el-Muşeccah cephesindeki düşman Husi milislerinin derinliklerinde attıkları mermileri ve topları imha etmeyi başardılar. Saldırı düzenleyen birimin unsurları, güvenli bir şekilde mevzilerine dönmeden önce Husi unsurlarından oluşan güçleri öldürdüler.
Daha sonra aynı kaynaklar Ulusal Ordu’daki topçu birliklerinin Husi milislerini hedef alarak can ve mal kaybına yol açarken, Yemen’deki meşru hükümeti destekleyen Arap Koalisyonu’na ait uçakların batı cephelerine sevk edilen düşman teçhizatlarını hedef aldığını ve bombalama sonucunda milislerin saflarında insani ve maddi kayıpların yaşandığını bildirdi.
Marib’in batısında dört aydır süren Husi saldırıları, Marib ve el-Cevf illerindeki yerel yetkililerin orduyu desteklemek için genel seferberlik ilan etmesine sebep oldu. Marib Valisi Sultan el-Arade birkaç gün önce gençleri geleceklerini savunmaya ve terörist Husi milisleriyle savaşlarında arkadaşlarına ve yoldaşlarına katılmaları için Ulusal Ordu’nun eğitim kamplarına yazılmaya çağırdı. Aynı zamanda Arade Husilerin “Yemen halkının ilkelerine, değerlerine ve kimliğine aykırı ilkeler getirdiğini” söyledi.
Arade Marib’te sahada en son yaşanan askeri gelişmeleri ve Husi milisleri karşısında Ulusal Ordu’yu destekleme mekanizmalarını incelemek üzere yerel yönetim tarafından düzenlenen kapsamlı bir toplantı sırasında şu açıklamayı yaptı:
“Gençler anavatanlarını savunmak ve düzgün bir yaşam hakkını garanti eden bir devlet çatısı altında yaşamayı garanti etmek için Ulusal Ordu saflarına ve halk direnişine katılarak ülkelerini yeniden kurmaya çalışmalılar. Geleceklerini korumak üzere cepheleri desteklemeliler.”
Arade açıklamasının devamında “Husi, meselenin çocuk savaşçıları ve kandırdığı yüzlerce kişiyi buradaki bir tepeyi veya başka bir yerdeki bölgeyi ele geçirmek için ateş hattına sürüklemesinden çok daha büyük olduğunu anlamalı. Mesele kurumlarıyla, tarihiyle, insanlarıyla ve medeniyetiyle bir ülke inşa etmektir. Husiler ve İranlılar ülke için planladıkları hedeflerine ulaşamayacaklar. Bu, gökteki yıldızlardan daha uzak bir ihtimaldir” ifadelerini kullandı.
Husi milisleri, liderlerinin bölgeyi “Yahudiler, Hristiyanlar, ABD’liler ve İsraillilerden” kurtarmak istediğini öne sürmesi nedeniyle Marib’teki saldırılarına son vermeyi reddediyor.
Husi grubunun saldırıları Marib’de yerinden edilen kişilerin acılarını daha da artırdı. Hükümetin yaptığı açıklamaya göre can güvenliklerini sağlamak için Husi milislerin kontrolündeki bölgelerden kaçarak kente gelen 2 milyondan fazla sığınmacı var.
Sahayı takip eden kaynaklar, Husi milislerinin petrol zengini Marib kentini ele geçirmek için artırdığı son saldırılarında 2-3 bin üyesini kaybettiğini tahmin ediyor. Ancak bu durum Husilerin daha fazla kişiyi silah altına alıp cepheye göndermesini engellemedi.
Yemen hükümeti, Husi milislerinin akan kanı durduracak ve darbeyi sona erdirecek bir barış sürecine girme konusunda ciddi olmasının mümkün olmadığını söylerken, grubun aldığı kararların Yemen’in ve bölgenin güvenliğini ve istikrarını sarsmaya çalışan Tahran'dan geldiğini vurguluyor.



Mısır, bölgesel istikrar için İran ve ABD arasında Umman'da yapılan müzakerelerin önemini vurguladı

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
TT

Mısır, bölgesel istikrar için İran ve ABD arasında Umman'da yapılan müzakerelerin önemini vurguladı

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır, Umman Sultanlığı’nın ABD ile İran arasındaki müzakerelere ev sahipliği yaparken oynadığı önemli ve yapıcı rolü takdir ettiğini ifade ederken ‘gerilimi azaltmak ve bölgesel ve uluslararası güvenlik ve istikrarı güçlendiren anlaşmaların sağlanmasını desteklemek için yorulmak bilmez çabalarını sürdüreceğini’ vurguladı.

Mısır, dün Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati ile Umman Dışişleri Bakanı Bedir el-Busaidi ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Genel Direktörü Rafael Grossi arasında yapılan iki telefon görüşmesi sırasında güvence veren açıklamasını yaptı.

ABD ile İran arasında Umman'ın başkenti Maskat'ta yapılan, nükleer konulu dolaylı görüşmeler sona erdi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, görüşmelerin ‘çok olumlu’ geçtiğini söyledi. İranlı bakan, iki tarafın ‘müzakerelere devam etme konusunda anlaştığını’ da sözlerine ekledi.

Öte yandan Umman Dışişleri Bakanı Busaidi dün, Mısırlı mevkidaşına Umman'da ABD ile İran arasında yürütülen müzakerelerin ilerleyişi hakkında bilgi verdi. Mısır'ın son haftalarda ilgili taraflar arasında yürüttüğü yorulmak bilmeyen çabaları ve yoğun iletişim faaliyetlerini öven bakan, bu çabaların tarafların görüşlerini yakınlaştırmaya ve müzakerelerin önünü açmaya yardımcı olduğunu belirtti. Bakan, ‘Mısır'ın bölgedeki krizleri yatıştırmaya yönelik diplomatik adımlarına’ övgüde bulundu.

Abdulati, Busaidi ile yaptığı görüşmede, Mısır'ın gerilimin azaltılması ve İran'ın nükleer meselesinde tüm tarafların endişelerini dikkate alan uzlaşmacı bir çözüme ulaşılmasına yönelik tüm çabaları desteklemeye devam edeceğini söyledi. Mısırlı bakan, bölgesel güvenlik ve istikrarı sağlamak ve bölgenin yeni bir istikrarsızlık dalgasına sürüklenmesini önlemek için bu müzakerelerde elde edilen kazanımların üzerine inşa edilmesinin önemini vurguladı.

rthy
Geçtiğimiz eylül ayında Kahire'de Grossi ile yapılan toplantı sırasında Mısır ve İran dışişleri bakanları (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır tarafından geçtiğimiz cuma günü yapılan açıklamada, “Umman Sultanlığı'ndaki kardeşlerimizin arabuluculuğunda ABD ile İran arasında müzakerelerin yeniden başlamasına tam destek veriyoruz” denildi. Açıklamada, ‘bu soruna askeri bir çözüm bulunmadığı ve ilgili tüm tarafların çıkarlarını göz önünde bulundurarak diyalog ve müzakere yoluyla çözülmesi gerektiği’ vurgulandı.

Ayrıca Suudi Arabistan, Katar, Türkiye, Umman ve Pakistan'ın bu konuda gösterdiği yapıcı çabaları överek, ‘bu samimi çabaların, bölgede istikrar ve barış fırsatlarının artırılmasına katkıda bulunacak olumlu bir atılımla sonuçlanacağını’ umduğunu ifade etti.

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, cumartesi günü Grossi ile yaptığı telefon görüşmesinde, bölgedeki gerilimi azaltmak için Mısır'ın sürdürdüğü çabalara da değindi. Mısırlı bakan, ‘bölgedeki gerilimi ve tırmanışı azaltmak ve diplomatik çözümleri teşvik etmek için bölgesel ve uluslararası çabaların sürdürülmesinin önemini’ vurguladı.

Mısır, geçtiğimiz yıl İran ile UAEA arasında arabuluculuk yaptı. Bu arabuluculuk sonucunda 9 Eylül'de Kahire'de İran Dışişleri Bakanı Arakçi ile UAEA Genel Direktörü Grossi arasında imzalanan ve ‘İran'ın nükleer tesislerine yönelik denetimlerin yeniden başlatılması da dahil olmak üzere iki taraf arasında iş birliğinin yeniden başlatılmasını’ öngören bir anlaşma ile sonuçlandı. Ancak Tahran, geçtiğimiz kasım ayında anlaşmanın askıya alındığını duyurdu.

Abdulati, cuma akşamı Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panelde, ‘bölgedeki gerilimin azaltılması, çatışmanın yayılmasının önlenmesi ve tartışmalı konuların çözümü için diplomatik çözümler ve diyaloga öncelik verilmesi, böylece bölgedeki güvenlik ve istikrarın korunmasına ve daha geniş çaplı çatışmalara sürüklenmesinin önlenmesine katkıda bulunulmasının önemini’ vurguladı.


DEAŞ mahkumları Irak'ın güvenliğini tehdit ediyor

7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
TT

DEAŞ mahkumları Irak'ın güvenliğini tehdit ediyor

7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)

Güvenlik kaynakları, DEAŞ mahkumlarının Suriye'den Irak'a nakledilirken Iraklı gardiyanları tehdit ettiklerini ve hapishanelerden kaçtıktan sonra onları öldüreceklerine dair yemin ettiklerini açıkladı.

Bu durum, Irak'ın hükümetin ulusal güvenliği korumak için önleyici hamle olarak nitelendirdiği yeni bir grup tutukluyu kabul etmesiyle eş zamanlı olarak ortaya çıktı.

Güvenlik kaynakları Şarku’l Avsat'a, "tutukluların çoğunun Bağdat ve Hilla'daki hapishanelerde ve gözaltı merkezlerinde tutulduğunu" belirtti; bu iki bölge de ağır güvenlik önlemleriyle korunan gözaltı tesislerine sahip.

"Terörle Mücadele Servisi'nin nakil ve dağıtımı denetlediğini" belirten kaynak, "mahkumların ellerinin ve ayaklarının kelepçelendiğini ve yüzlerinin örtüldüğünü", "bazılarının kaçmayı başarmaları halinde gardiyanları ölümle tehdit ettiğini" açıkladı.

Kaynaklar, "mahkumlarla konuşmayı veya onlarla etkileşim kurmayı kesin olarak yasaklayan emirler olduğunu" ve "gardiyanların çoğunun mahkumların hangi milletlerden geldiğinden habersiz olduğunu" ifade etti.


Suriye'nin güneyinde bir güvenlik görevlisi dört kişiyi öldürdü

Süveyda'da Suriye İç Güvenlik Güçlerine ait bir kontrol noktası (Arşiv-Reuters)
Süveyda'da Suriye İç Güvenlik Güçlerine ait bir kontrol noktası (Arşiv-Reuters)
TT

Suriye'nin güneyinde bir güvenlik görevlisi dört kişiyi öldürdü

Süveyda'da Suriye İç Güvenlik Güçlerine ait bir kontrol noktası (Arşiv-Reuters)
Süveyda'da Suriye İç Güvenlik Güçlerine ait bir kontrol noktası (Arşiv-Reuters)

Suriye yetkilileri, ağırlıklı olarak Dürzi nüfusun yaşadığı Süveyda vilayetinde dört sivilin ölümüne ve bir kişinin de ağır yaralanmasına neden olan silahlı saldırıyla ilgili şüpheyle bir İç Güvenlik Kuvvetleri mensubunu gözaltına aldı.

Resmi haber ajansı SANA, Süveyda İç Güvenlik Şefi Hüseyin el-Tahhan'ın şu sözlerini aktardı: "Süveyda kırsalındaki el-Matouna köyünde korkunç bir suç işlendi ve dört vatandaş öldü, bir kişi de ağır yaralandı."

El-Tahhan, “bir mağdurla iş birliği içinde yapılan ilk soruşturmalar, şüphelilerden birinin bölgedeki İç Güvenlik Müdürlüğü personeli olduğunu ortaya koydu” açıklamasını yaptı ve “memur derhal gözaltına alındı ve yasal işlemlerin tamamlanması için soruşturmaya sevk edildi” ifadelerini kullandı.

Güney Suriye'deki Dürzi azınlığın kalesi olan Süveyda Valiliği, 13 Temmuz'dan itibaren bir hafta boyunca Dürzi silahlı gruplar ile Bedevi savaşçılar arasında çatışmalara sahne oldu, hükümet güçlerinin ve ardından Bedevilerin yanında yer alan silahlı aşiret mensuplarının müdahalesiyle kanlı çatışmalar yaşandı.

20 Temmuz'da ateşkes sağlandı, ancak durum gerginliğini korudu ve Süveyda'ya erişim zorlaştı.

Bölge sakinleri, hükümeti eyaleti kuşatma altına almakla suçlarken, on binlerce insan yerinden edildi; Şam ise bu suçlamayı reddediyor. O zamandan beri birkaç yardım konvoyu bölgeye girdi.

Süveyda valiliğindeki iç güvenlik başkanı, "kurbanların ailelerine en içten taziyelerini" ileterek, "vatandaşlara karşı yapılan her türlü ihlalin kesinlikle kabul edilemez olduğunu ve halkın güvenliğini ve emniyetini tehdit eden hiçbir eyleme müsamaha gösterilmeyeceğini" vurguladı.