Zengin ülkeler dünya genelindeki aşılamanın yüzde 87’sine sahip

COVAX hala 2,5 milyar doz aşı dağıtma hedefinden çok uzakta

Yeni Delhi’de koronavirüse karşı aşı olmak için sıraya giren insanlar (AFP)
Yeni Delhi’de koronavirüse karşı aşı olmak için sıraya giren insanlar (AFP)
TT

Zengin ülkeler dünya genelindeki aşılamanın yüzde 87’sine sahip

Yeni Delhi’de koronavirüse karşı aşı olmak için sıraya giren insanlar (AFP)
Yeni Delhi’de koronavirüse karşı aşı olmak için sıraya giren insanlar (AFP)

Dünya Sağlık Örgütü (WHO), Birleşmiş Milletler (BM) ve Küresel Aşı İttifakı (GAVI) tarafından denetlenen COVAX programı vaat edilen miktarda yeni tip koronavirüs (Kovid-19) karşıtı aşı dağıtımında başarısız oldu. Dünya genelinde aşı olanların yüzde 87’si zengin ülkelerde ikamet ederken, az gelişmiş ülkelerden aşı olan kişi oranı yüzde 0,2’ye bile ulaşmadı. COVAX programı şimdiye kadar 100’den fazla ülkede 40 milyon doz aşı dağıtmış olsa da, hala bu yıl için belirlenen 2,5 milyar doz dağıtma hedefinin çok uzağında bulunuyor.
COVAX bu yılın ilk çeyreğinde 220 ülkede aşı kampanyası başlatma hedefini de gerçekleştiremedi. Programın uzmanları aşı dağıtımındaki bariz eşitsizliğin yanı sıra, zengin ülkelerde ihtiyaçlarını aşan ve yoksul ülkelere dağıtılabilecek olan büyük miktarlarda aşı dozu bulunduğunu kabul ediyorlar. COVAX projesi için geçen yılın başlarında kurulan ACT-Accelerator koalisyonu, çeşitli faaliyetler için 14 milyar dolarlık kaynak elde etti. Başlatılmasından bir yıl sonra ihtiyaç duyduğu kaynaklar değerlendirildiğinde, yıl sonuna kadar 19 milyar dolar açıkla karşı karşıya olduğu ortaya çıktı.

Koalisyonun kurulması
AIDS salgını 1980’lerin başında dünyayı etkisi aldığında, yoksul ülkeler salgın yüz binlerce vatandaşını öldürürken, antiretroviral tedavi (ART) ilaçlarının ülkelerine ulaşması için 10 yıldan fazla beklediler. Geçen yılın başlarında Kovid-19 salgını ortaya çıktığında ise, bilim çevrelerini aynı ölümcül hata yapılması ve sahnenin daha büyük bir çapta tekrarlanmasına ihtimali sebebiyle korku sardı. Ardından 9 uluslararası sağlık örgütü, etkili koronavirüs teşhis araçları, ilaçlar, aşılar geliştirmek ve bunları zengin ve fakir ülkeler arasında eşit olarak dağıtmak amacıyla “Kovid-19 ile Mücadele Araçlarına Hızlı Erişim” (ACT-Accelerator) başlığı altında bir yardım koalisyonu kurulması çağrısında bulundu.
Bugün uzmanları fikir birliği ile gerçek sayıların çok daha altında olduğunu belirttiği verilere istinaden, koronavirüs dünya çapında 3 milyondan fazla kişinin ölümüne neden olurken 150 milyondan fazla kişinin enfekte olmasına neden oldu. Salgın bunların yanı sıra 100 milyon kişiyi yoksulluğa iterken küresel ekonominin 9000 milyar dolar kaybetmesine neden oldu. Peki, Koalisyon kurulma sebebi olan hedeflerine ulaşmayı başardı mı?
Koalisyona bağlı kuruluşlardan biri olan AIDS, Tüberküloz ve Sıtma ile Mücadele Küresel Fonu Direktörü Françoise Vanni şunları söylüyor:
“Bence durum bugün olduğundan çok daha kötü bir şekilde ilerlemiş olabilirdi. Geçen yıl, bu virüs hakkında hiçbir şey bilmiyorduk ve toplu halde harekete yönelik mekanizmaları ve etkili aşılar veya ilaçlar da yoktu. Çok ilerleme kaydettik, ancak siyasi ve ticari çıkarlar daha fazla dayanışma ile çalışmasına ve istenen hedeflerin gerçekleştirilmesine engel oldu.”
Koalisyon üç esasa dayanıyor. Bunlar; Teşhis, tedavi ve aşılama. Her biri WHO, UNICEF, Bill & Melinda Gates Vakfı ve GAVI gibi birkaç uluslararası kuruluş tarafından denetleniyor.
Fonun faaliyetleri ve bunların yansımalarına ilişkin yakın bir zamanda yayınlanan güncel raporda, Koalisyonun başardıkları ve şimdiye kadar neleri başaramadıklarını ele alındı.
İsviçre merkezli Yenilikçi Yeni Teşhis Vakfı (Foundation for Innovative New Diagnostics/FIND) CEO’su Sergio Carmona şunları söyledi: “Pandeminin ilk haftalarında temel malzemelere yönelik piyasalar tam bir çöküş halindeydi. Malzemeleri satın alabilen zengin ülkelerle alamayanlar arasındaki durum savaşa benzer bir hal aldı. Ülkeler arasındaki iş birliği için bir çerçeve gerekliydi, bu nedenle de koalisyon kuruldu. Koalisyon yoksul ülkeler için 120 milyon hızlı testin ve 32 milyon PCR testinin temin edilmesine, Kovid-19’a karşı eğitim verilmesine yardımcı oldu. Eğitimlerden 200 ülkede 23 bin hemşire ve doktor faydalandı.”

Deksametazon ilacı
WHO’nun bu yıl için belirlediği hedef, salgınla mücadelede ilk adımı oluşturan, salgınla mücadelede hala çoğunun bu temel araca sahip olmayan gelişmekte olan ülkelere 900 milyon test temin edilmesini de içeriyor. Kurum gelişmekte olan ülkelerdeki her bir hızlı testin, zengin ülkelerde 80 teste tekabül ettiğini tahmin ediyor. Epidemiyolog Rebecca Monty “Yoksul ülkeler salgınla gözleri bağlıymış gibi mücadele ediyor zira kimin enfekte olduğunu veya yeni mutasyonlar olup olmadığı bilmiyorlar. Bu küresel bir sağlık sorunu çünkü belirli bir ülkede neler olduğunu bilinmemesi dünya da neler olduğunun bilinmemesi anlamına gelir” diyor.
Vanni Kovid-19 savaşının bu yılki çıktısını tek bir öncelikle özetleyerek bunun, kaynakların dağıtımında adaletin sağlanması olduğunu belirtiyor. Vanni “Burada Cenevre’de her ay eczaneye girip 5 hızlı test yaptırmak mümkünken, yoksul ülkelerde nüfusun sadece yüzde 11’i bu testlere ulaşabiliyor” dedi.
Tedavi açısından, Koalisyon WHO tarafından kullanımı onaylanan tek ilaç olan Deksametazon’dan 2,9 milyon doz temin etti. 47 ​​ülkede 85 bin vakayı kapsayan düzinelerce araştırma yürütülmüş olsa da, salgın ile mücadelede en büyük zorluk nihai tedavinin bulunması olmaya devam ediyor. Koalisyonun gösterdiği diplomatik çabalar, 190 ülkenin COVAX programına katılmasını sağladı. Koalisyonun dayandığı esaslara yakın bir zamanda, tanı ve tedavi yöntemlerinin etkin kullanımını sağlayacak olan temel sağlık yöntemlerini de ekledi.  Söz konusu sağlık sistemi, salgının ilk aşamalarında yeterince önem verilmeyen laboratuvarlar, tedarik zincirleri ve pandemi kontrol sistemlerinin yanı sıra tıbbi personellerin yanı sıra  ambulans ve sosyal bakım personelinin sağlanmasına dayanıyor. Bu konudaki eksiklik Hindistan’ın şu anda yaşadığı epidemiyolojik durumunda trajik bir şekilde kendini gösteriyor.

 


Kolombiya'da şiddetli yağmurlar nedeniyle 13 kişi hayatını kaybetti

Güneybatı Nariño bölgesinde meydana gelen toprak kaymasının ardından, ağır iş makineleri ceset bulmak için çamurda arama yapıyor (AFP)
Güneybatı Nariño bölgesinde meydana gelen toprak kaymasının ardından, ağır iş makineleri ceset bulmak için çamurda arama yapıyor (AFP)
TT

Kolombiya'da şiddetli yağmurlar nedeniyle 13 kişi hayatını kaybetti

Güneybatı Nariño bölgesinde meydana gelen toprak kaymasının ardından, ağır iş makineleri ceset bulmak için çamurda arama yapıyor (AFP)
Güneybatı Nariño bölgesinde meydana gelen toprak kaymasının ardından, ağır iş makineleri ceset bulmak için çamurda arama yapıyor (AFP)

Yetkililerin yaptığı açıklamaya göre Kolombiya'da bu hafta, yılın bu zamanı için alışılmadık derecede yoğun yağışlar olması nedeniyle 13 kişi hayatını kaybetti.

Ulusal Meteoroloji Ajansı EDIAM, Kuzey Amerika'dan Kolombiya'nın Karayip kıyılarına kadar uzanan soğuk cephenin, geçen ay yağış miktarını tarihi ortalamaya göre yüzde 64 oranında artırdığını bildirdi.

Bu hafta hayatını kaybedenler arasında, cuma gecesi geç saatlerde güneybatı Nariño bölgesinde meydana gelen toprak kaymasında ölen yedi kişi de bulunuyor. İl yetkililerine göre, şiddetli yağmurlar nedeniyle bir derenin taşması sonucu evler çamur altında kaldı. Yerel yetkililer, kurtarma ekipleri ve eğitimli köpekler ceset ararken, ağır iş makinelerinin çamurda ceset bulmak için kazı yaptığı görüntüler yayınladı.

Ulusal Afet Yönetim Birimi (UNGRD) perşembe günü yaptığı açıklamada, şiddetli hava koşullarının ülke genelinde altı kişinin ölümüne yol açtığını duyurdu. Tropikal iklime sahip Kolombiya'da, iklim değişikliği kuraklık ve yüksek nem dönemlerinde önemli aksamalara neden oluyor.


İran Yargı Erki Başkanı: Washington’la müzakerelere güven yok

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
TT

İran Yargı Erki Başkanı: Washington’la müzakerelere güven yok

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, bugün (pazar) yaptığı açıklamada, ABD’nin müzakereleri “aldatma, hile ve zaman kazanma aracı” olarak kullanmayı hedeflemesi halinde bunun bir “yanılsama” olacağını söyledi. Ejei, “Müzakerelere dair hiçbir umut ve güven yoktur” dedi.

Washington ile Tahran arasında ilk tur görüşmeler cuma günü Umman’da yapılmış, taraflar görüşmeleri “olumlu” olarak nitelemiş ve yakın zamanda sürdürme niyetlerini açıklamıştı.

Söz konusu görüşmeler, İran’da rejim karşıtı geniş çaplı protesto dalgasının zirveye ulaşmasından yaklaşık bir ay sonra gerçekleşti. Protestolar sırasında yürütülen ve insan hakları örgütlerinin “benzeri görülmemiş” olarak nitelediği güvenlik operasyonlarında binlerce kişinin hayatını kaybettiği belirtiliyor.

ABD Başkanı Donald Trump, başlangıçta protestoların bastırılması nedeniyle Tahran’a karşı askeri seçenekleri gündeme getirmiş, hatta göstericilere “yardım yolda” mesajı vermişti. Ancak Trump’ın son günlerdeki söylemi, İran’ın nükleer programını dizginlemeye odaklandı. Bu çerçevede ABD, başını “USS Abraham Lincoln” uçak gemisinin çektiği bir deniz görev grubunu bölgeye sevk etti. İran yönetimi ise Trump’ın İran’a saldırı tehditlerini hayata geçirme ihtimalinden ciddi endişe duyuyor. Tahran, olası bir saldırı halinde bölgedeki ABD üslerini hedef alacağı ve Hürmüz Boğazı’nı kapatabileceği uyarısında bulundu.

Yargı Erki Başkanı, müzakere çağrısı yapan taraflara dair “ne umut ne de güven” olduğunu vurgulayarak, ABD’ye bu yolda güvenilemeyeceğini söyledi. Mevcut diyalog çağrılarının, “şiddeti kışkırtan ve sabotajcıları silahlandıran aynı taraflardan” geldiğini ifade etti.

dfwfde
Gösterici kalabalıkları, geçen 8 Ocak’ta başkent Tahran’ın batısındaki bazı yolları kapattı (AP)

Yargı erkinin resmi ajansı Mizan’ın aktardığına göre Ejei, pazar günü yaptığı konuşmada İran’ın hiçbir zaman savaş isteyen taraf olmadığını, ancak her türlü saldırgana karşı tüm gücüyle duracağını belirtti. Bazı ülkelerin geçmişte İran’ın yanında yer alırken, “İslam Cumhuriyeti’nin sonunun geldiğini düşündüklerini” de sözlerine ekledi.

Ejei, geçen yıl haziran ayında yaşanan ve 12 gün süren savaşa atıfta bulunarak, müzakereler sürerken savaşı başlatan tarafların, İran’ın “direncini” gördükten sonra ateşkes talep etmek zorunda kaldıklarını söyledi.

“İsyan eylemlerini kim başlattı? Provokatörleri kim silahlandırdı?” diye soran Ejei, “Onları silahlandıranlar bugün ‘gelin müzakere edelim’ diyenlerin ta kendileridir” ifadelerini kullandı.

Orta İran’daki Arak kentinde yargı yetkililerine hitap eden Ejei, “aldatılmış bireyler” ile “asıl unsurların” hesabının ayrı olduğunu belirterek, davaların “yargı usullerine uygun ve her vakanın niteliğine göre” ele alınacağını söyledi.

Son protestolardaki şiddetin benzeri görülmemiş boyutlara ulaştığını savunan Ejei, “sokaklarda ve geçiş noktalarında en vahşi suçları işleyenlerin sıradan vatandaşlar değil; ABD ve Siyonist rejim unsurları tarafından eğitilmiş, kalpsiz teröristler olduğunu” ileri sürdü.

Buna karşılık “aldatılmış unsurların” varlığını kabul eden Ejei, bunların “teröristler ve ayaklanmaların ana unsurlarından ayrı değerlendirileceğini” ve suçlamalarının “her birinin koşullarına göre” inceleneceğini söyledi.

ABD merkezli insan hakları örgütü Hrana, protestolar sırasında çoğu gösterici olmak üzere 6 bin 971 kişinin öldüğünü ve 51 binden fazla kişinin gözaltına alındığını belgelediğini açıkladı.

Ejei ayrıca, protestolar sırasında reform çağrısı yapan ve baskıların araştırılması için ulusal bir gerçekleri araştırma komisyonu kurulmasını isteyen bazı iç aktörleri ve kişileri de eleştirdi.

Velayet-i Fakih’in yanında durmamanın, savaş sırasında Saddam Hüseyin’e sığınanların ve bugün suçlu Siyonistlere yaslananların akıbetiyle sonuçlanacağını savunan Ejei, “Bir zamanlar devrimle birlikte olan, bugün ise bildiri yayımlayan bu kişiler acınacak ve sefil insanlardır” dedi.


İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
TT

İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)

Ynet haber sitesi bugün, İsrail kabinesinin Batı Şeria’daki arazi tescili ve mülkiyet prosedürlerinde temel değişiklikleri onayladığını bildirdi. Yeni düzenlemeler, Filistinlilere ait bazı evlerin yıkılmasına izin veriyor.

Yedioth Ahronoth’un internet sitesi Ynet, yeni kararların İsrail'in işgal altındaki Batı Şeria’nın A Bölgesi’nde Filistinlilere ait binaları yıkmasına izin vereceğini ve Batı Şeria genelinde yerleşim faaliyetlerinin önemli ölçüde genişlemesine yol açacağını doğruladı.

zsdcfgt
Batı Şeria’daki İsrail askerleri (Reuters)

Şarku’l Avsat’ın Ynet’ten aktardığına göre İsrail kabinesinin aldığı kararlar, Oslo Barış Anlaşmaları kapsamında ilk asker çekilme dalgasında İsrail ordusunun çekilmediği tek şehir olan El Halil’de İsrail-Filistin çatışmasını çözmeye yönelik geçici bir adım olması amaçlanan 1997 El Halil Protokolü’nün ilkelerine aykırı.