Lübnan makamları, İsrail’e karşı Güney Cephesi’nin kullanılmasına izin vermemekte kararlı

İsrail’in Metula yerleşim yerinin karşısındaki El-Adise beldesi yakınlarındaki Lübnanlı askerler, göstericilerin İsrail sınırına yaklaşmalarını engellemeye çalışıyorlar (DPA)
İsrail’in Metula yerleşim yerinin karşısındaki El-Adise beldesi yakınlarındaki Lübnanlı askerler, göstericilerin İsrail sınırına yaklaşmalarını engellemeye çalışıyorlar (DPA)
TT

Lübnan makamları, İsrail’e karşı Güney Cephesi’nin kullanılmasına izin vermemekte kararlı

İsrail’in Metula yerleşim yerinin karşısındaki El-Adise beldesi yakınlarındaki Lübnanlı askerler, göstericilerin İsrail sınırına yaklaşmalarını engellemeye çalışıyorlar (DPA)
İsrail’in Metula yerleşim yerinin karşısındaki El-Adise beldesi yakınlarındaki Lübnanlı askerler, göstericilerin İsrail sınırına yaklaşmalarını engellemeye çalışıyorlar (DPA)

Şarku’l Avsat’a konuşan üst düzey bir siyasi kaynak, Lübnan’ın Güney Cephesi’nin İsrail ve Gazze Şeridi arasındaki doğrudan askeri çatışmaların bir uzantısı haline gelmesine ihtimal vermediğini belirterek, Güney Cephesi’nin kontrol altında kalmaya devam edeceğini çünkü çatışmaları bu cepheye taşımanın Hizbullah’ın lehine olmayacağını söyledi. Güney Cephesi olarak isimlendirilen İsrail ve Lübnan arasındaki sınır bölgesi, Lübnan’da az sayıda siyasi parti ve solcu grupların katıldığı sembolik bir dizi gösterilere sahne oldu.
Siyasi kaynak, Güney Cephesi’nde kontrolün sağlanması amacıyla Birleşmiş Milletler Geçici Görev Gücü (UNIFIL), Lübnan Ordusu ve güneyde kontrolü elinde bulunduran Hizbullah ve Emel Hareketi gibi güçler arasında koordinasyon sağlandığı bilgisini paylaştı. Kaynak, güney sınırındaki köylerde Ramazan Bayramı dolayısıyla bayramlaşan kalabalıkların gözlemlendiğini ve sınırdaki bazı bölgelerde görülen gerilimlerden etkilenmediklerini kaydetti. Kaynağın aktardığına göre, sınırdaki Keferkela beldesindeki Fatıma Kapısı önünde toplanan göstericiler ile İsrail askerleri arasında meydana gelen sınırlı çatışmalar nedeniyle sınır hattında tansiyon yükseldi. Lübnan askerleri daha sonra UNIFIL birliklerinin de desteğiyle bölgede sükuneti yeniden sağladı.
Hizbullah’ın Filistin ile dayanışma içerisindeki gruplar arasında mütevazi bir varlık göstermesinden de açıkça görüldüğü üzere Hizbullah’ın protestolara katılımının sembolik düzeyde kalmasının birçok siyasi anlamı olduğuna dikkat çeken kaynak, Lübnan’da Filistinli mültecilerin kaldığı Er-Raşidiyye Kampı’nın karşısındaki El-Kalile beldesinden İsrail’in kuzeyine fırlatılan 3 roketin güvenlik ve askeri dengede bir değişiklik yaratmadığını vurguladı. Roketlerin fırlatıldığı bölgenin Lübnan Ordusu ve Birleşmiş Milletlerin (BM) 1701 sayılı kararı uyarınca bölgede bulunan UNIFIL güçlerinin ortak operasyon alanı olarak biliniyor.
Kaynak, roketlerin Gazze Şeridi’ne bir dayanışma mesajı vermekten ziyade işgalci İsrail’e karşı büyük öfke dalgasının bir ifadesi şeklinde görülmesi gerektiğini zira böylesi bir dayanışma mesajının Hizbullah ve İsrail’in çatışması anlamına geleceğini ancak gerginliği tırmandırmanın iki tarafın da çıkarına hizmet etmeyeceğini belirtti. Kaynağa göre, Gazze’de olup bitenleri takip eden Hizbullah, Hamas Hareketi, İslami Cihad Hareketi ile diğer Filistinli grupların eylemlerini ‘direniş’ şeklinde niteleyerek, bu grupların ikinci bir işarete kadar sınır dışından askeri desteğe ihtiyaç duymadıkları görüşünü benimsiyor.
Temmuz 2006’da hem Lübnan içerisinde hem de Arap dünyası ile uluslararası toplumda hakim olan siyasi koşulların şu anda mevcut olmadığına dikkat çeken kaynak, Hizbullah’ın şu anda gereğinden fazla bir güce sahip olduğunu, bunu harcama zorunluluğunun bulunmadığını, Lübnan’da halen en güçlü konumda yer aldığını ve dolayısıyla Gazze’deki çatışmayı Lübnan’ın güneyine taşıma noktasında hesabını yapmadığı hiçbir bir adımı atmayacağını söyledi. Kaynağa göre, İsrail de aynı şekilde yeni bir askeri cephe açmayı arzu etmiyor zira denize düşen ve hasara yol açmayan 3 rokete normal bir tepki vermesi de buna işaret ediyor.
İsrail ve Gazze Şeridi arasındaki doğrudan çatışmaların uluslararası toplumu bu çatışmayı durdurma adımlarını gözden geçirmesi için harekete geçmeye zorladığını belirten kaynak, Hizbullah’ın kararlarını yerel saat dilimine göre değil, bölgesel ve uluslararası saat dilimine göre verdiğini ve karar alma sürecinde İran ve ABD’nin Viyana’da Avrupa’nın gözetiminde nükleer anlaşmayla ilgili müzakerelerini sürdürmesini dikkate aldığını ifade etti.
İran’ın elinde tuttuğu güçlü kartları kullanma niyetinde olmadığını, bunları müzakere şartlarını belirlemek için müzakere masasına sakladığını ve bu nedenle Hizbullah kartını yakmaması gerektiğini söyleyen kaynak, İran’ın Hizbullah kartını koruduğunu çünkü bunu yakmanın Viyana’daki müzakerelerde siyasi açıdan kazanmasını engelleyeceğini savundu. Kaynağa göre İran, müttefik Filistinli grupların çatışmadan çıkmasının müzakere pozisyonunu destekleyeceği görüşünde. Bununla birlikte uluslararası aktörler, Gazze roketlerinin Avrupa ve ABD tarafından müzakerelerde nükleer dosyanın yanına ekleneceğini düşünüyor.
Gazze’deki çatışmanın Güney Cephesi’ne taşınması halinde, Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah’ın sürekli bahsettiği güdümlü füzelerin de İran’ın düşmanları tarafından müzakere konusu yapılabileceğine dikkat çeken kaynak, Lübnan’da siyasi gerginlik nedeniyle hükümet kurma krizinin yaşandığı, Maruni Patriği Beşara Butros er-Rai’nin Lübnan’ın sorunlarının tartışılacağı bir uluslararası konferans düzenleme ve bölgedeki çatışmalarda bağımsız kalma çağrısında bulunduğu bir ortamda roketlerin müzakere konusu yapılmasının önce Hizbullah ve ardından Tahran’ın arzu etmediği bir senaryo olduğunu söyledi. Ayrıca Temmuz Savaşı’ndan hemen sonra Lübnan’ın aldığı dış desteğin aksine, Hizbullah’ın, uluslararası toplum ve Arap ülkeleriyle siyasi anlaşmazlık içerisindeyken çatışmayı güneye taşımasının getireceği maliyetleri de göz önüne almalıdır.
Dolayısıyla Hizbullah, güneyde tek taraflı bir cephe açmayacak. Nitekim Hizbullah, sahip olduğu caydırma gücünü, İsrail’in, Temmuz Savaşı’ndan bu yana gizli tutulan çatışma kurallarını ihlal etmesini engellemek için saklı tutuyor. Buna karşılık İsrail, elinde hiçbir gerekçe olmadan bu cepheyi açma girişiminde bulunursa Hizbullah ‘nefsi müdafaa’ pozisyonunda kalacaktır.
Hizbullah, güneyde gerginliği tırmandırmanın, Lübnan’da sahip olduğu güç kozlarını kaybettireceğinin farkında. Hizbullah, Lübnan’da sahip olduğu güce rağmen hükümet kurmak için öne sürdüğü önemli şartları geri çekmeleri için Lübnan Cumhurbaşkanı Mişel Avn ve damadı Cibran Basil’e baskı kurmamayı tercih ediyor.
Aynı şekilde ülkenin gıda ve elektrik yetersizliği içerisinde karanlığa doğru yaklaştığı bir süreçte halkın içinde bulunduğu ruh hali, Lübnan’ın askeri bir çatışmaya girmesi için gereken siyasi desteği sağlamaya elverişli değil. Bu çatışmaya destek verenler, açlıktan ve karanlık bir gelecekten endişe edenlerin dışında kalan Hizbullah destekçileriyle sınırlıdır.
Dolayısıyla Hizbullah ülkenin güneyini, savunma pozisyonunda olacağı bir maceraya sürüklemeyecektir. Bunun nedeni -kaynağın da ifade ettiği gibi- kendisine siyasi şemsiye sağlayacak bir hükümetin kurulmasını engelleyen siyasi parçalanmışlıktır. Özellikle Avn’a bağlı siyasi grup, geri adım atmaya başladı ve Hizbullah’a sert bir şekilde muhalefet edenlere karşı gelemiyor.
Temmuz Savaşı’ndan 5 ay önce Şubat 2006’da Nasrallah ile anlaşma metni imzaladıktan sonra Hizbullah’a siyasi şemsiye açılmasına katkı sağlayan Cumhurbaşkanı Avn, bu sefer müttefikine siyasi koruma sağlayamıyor. Aynı şekilde ülkede istifa eden ve yeni hükümet kurulana kadar sınırlı yetkilerle göreve devam eden geçici hükümet de bu korumayı sağlayacak konumda değil. Ortaya çıkan bu tablo, sahip olduğu güç kartını kaybetmek istemeyen ve bu kartın Viyana’daki müzakerelerde Tahran tarafından kullanılmasını bekleyen Hizbullah’ı hesaplarını gözden geçirmeye zorluyor. Hizbullah bu kartın uluslararası arenada geçerli olduğuna inanıyor. İran, üzerindeki baskıları azaltmak için ön cephe konumunda kullandığı vekil güçlerinin yer aldığı diğer ülkelere kıyasla Lübnan’da çok daha fazla rahat görünüyor.



Refah Sınır Kapısı, Gazze sakinlerinin giriş ve çıkışına açıldı

TT

Refah Sınır Kapısı, Gazze sakinlerinin giriş ve çıkışına açıldı

Refah Sınır Kapısı, Gazze sakinlerinin giriş ve çıkışına açıldı

İsrail dün Gazze Şeridi ile Mısır arasındaki Refah Sınır Kapısı’nı sivil geçişlerine yeniden açtı. Bu adımın, Filistinlilerin Gazze Şeridi’nden ayrılmasına ve İsrail’in yürüttüğü savaştan kaçarak bölge dışına çıkanların geri dönmesine imkân tanıyacağı belirtildi. Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığına göre İsrail, Refah Sınır Kapısı’ndan giriş ve çıkış yapan Filistinlilerin güvenlik kontrolünden geçirilmesini talep ediyor.

İsrail, Gazze Şeridi’ne yönelik savaşın başlamasından yaklaşık dokuz ay sonra, Mayıs 2024’te sınır kapısının kontrolünü ele geçirmişti. Savaş, ABD Başkanı Donald Trump’ın arabuluculuğunda ekim ayında yürürlüğe giren ateşkesle kırılgan bir şekilde durmuştu. Refah Sınır Kapısı’nın yeniden açılması, Trump’ın İsrail ile Hamas arasındaki çatışmaları durdurmaya yönelik daha geniş kapsamlı planının ilk aşamasında yer alan önemli şartlardan biri olarak görülüyor.

cdfgt
Filistinli hastalar, Han Yunus'taki Kızılay Hastanesi'nin avlusunda tekerlekli sandalyelerinde oturarak, yurtdışında tedavi görmek üzere Refah Sınır Kapısı’ndan tahliye edilmeyi bekliyor. (AFP)

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre, İsrailli bir güvenlik yetkilisi, “Avrupa Birliği (AB) adına sınır desteği sağlamak üzere AB Refah Sınır Yardım Misyonu (EUBAM) ekiplerinin gelmesinin ardından, Refah Sınır Kapısı, giriş ve çıkışlar için halkın kullanımına açılmıştır” dedi. İsrail Kamu Yayın Kuruluşu KAN’ın bildirdiğine göre, Gazze Şeridi’nden 150 kişinin ayrılması bekleniyor; bunların 50’si hasta. Karşılık olarak, 50 kişinin Gazze Şeridi’ne girişine izin verilecek.

Yabancı gazetecilerin Gazze Şeridi'ne girişi yasaklandı

Genel olarak Filistinliler, 7 Ekim 2023’teki saldırının ardından patlak veren İsrail’in Gazze operasyonlarının ilk dokuz ayında Refah Sınır Kapısı üzerinden Mısır’a geçebiliyordu.

cdfgrt
İnsani yardım malzemesi taşıyan kamyonlar dün Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'a ulaştı. (DPA)

Filistinli yetkililer, savaşın başlamasından bu yana yaklaşık 100 bin Filistinlinin Gazze Şeridi’nden ayrıldığını, bunların çoğunun ilk dokuz ay içinde çıkış yaptığını belirtiyor.

Uluslararası sesler

Refah Sınır Kapısı’nın yeniden açılmasına yönelik uluslararası sesler gelmeye devam etti; açıklamalar arasında adımı memnuniyetle karşılayanlar ve daha fazla yardımın Gazze Şeridi’ne ulaştırılması talebinde bulunanlar oldu.

AB Komisyonu’nun Akdeniz’den Sorumlu Üyesi Dubravka Suica dün, Refah Sınır Kapısı’nın açılmasının ardından Gazze Şeridi’ne daha fazla insani yardımın girişine izin verilmesi çağrısında bulundu.

sfr
Mısır ambulansları Refah Sınır Kapısı önünde bekliyor. (Reuters)

Suica, X platformundaki paylaşımında, “Yaklaşık iki yıl aradan sonra, Gazze Şeridi ile Mısır arasındaki Refah Sınır Kapısı, sivil geçişleri için yeniden açıldı. Bu adım, uzun süredir beklenen bir barış planı aşamasını temsil ediyor ve birçok kişi için bir nebze rahatlama ve umut getirecek” ifadelerini kullandı.

Suica, “Şimdi daha fazla yardımın girişine izin verilmesi şart; halk hâlâ acı çekiyor ve kayıpların sayısı kabul edilemeyecek kadar yüksek” dedi.

Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı Yvette Cooper da dün, Gazze Şeridi’ndeki ana sınır kapısı Refah’ın yeniden açılmasını memnuniyetle karşıladığını açıkladı. Cooper, kapının Filistinlilerin her iki yönde yaya olarak geçişine imkân tanıdığını belirtirken, daha fazla çaba gösterilmesi gerektiğini vurguladı.

Cooper, X platformundaki paylaşımında, “Refah Sınır Kapısı’nın yeniden açılmasını, insanların her iki yönde yaya olarak geçiş yapabilmesi açısından memnuniyetle karşılıyorum. Bu, bazı ciddi şekilde yardıma muhtaç kişilerin Mısır’da tıbbi hizmet almasına olanak tanıyor. Ancak hâlâ yapılması gereken çok şey var. Yardımlar akmalı, temel ihtiyaç malzemelerine uygulanan kısıtlamalar hafifletilmeli ve yardım çalışanlarının görev yapmasına izin verilmeli” ifadelerini kullandı.

İsrail, güçlerinin bölgeyi işgal etmesinin ardından Refah Sınır Kapısı’nı kapatmış, ayrıca Gazze Şeridi ile Mısır arasındaki Philadelphia Koridoru’nu da kapalı tutmuştu.

Bu adım, yaralı ve hastalıklı Filistinlilerin bölgeden çıkarak tedavi görmesine imkân tanıyan hayati bir geçidi işlevsiz hale getirmişti. Geçen yıl, birkaç bin kişinin üçüncü ülkelerde tedavi görmesine izin verilirken, Birleşmiş Milletler’e (BM) göre hâlâ binlerce kişi yurt dışında sağlık hizmetine ihtiyaç duyuyor.

Refah Sınır Kapısı’nın yeniden açılmasına rağmen, İsrail yabancı gazetecilerin Gazze Şeridi’ne girişine izin vermeyi hâlâ reddediyor. Gazeteciler, savaşın başından bu yana bölgeye girişleri yasaklanan ve savaşın yol açtığı geniş yıkımla karşı karşıya kalan Gazze Şeridi’ndeki durumu aktaramıyor.

Gazze Şeridi’nde yaklaşık iki milyon Filistinli, yıkılmış şehirlerinin enkazı arasında geçici çadırlarda ve hasarlı evlerde yaşamını sürdürüyor.

İsrail Yüksek Mahkemesi, yabancı gazetecilerin İsrail üzerinden Gazze Şeridi’ne girişine izin verilmesi talebiyle Yabancı Gazeteciler Derneği tarafından açılan davayı inceliyor. Hükümetin avukatları, gazetecilerin girişinin İsrail askerleri için risk oluşturabileceğini öne sürerek, olası tehlikelere dikkat çekiyor.

Dernek ise bu iddiaları reddediyor ve halkın bağımsız, hayati bir bilgi kaynağından mahrum bırakıldığını vurguluyor. Dernek ayrıca, savaşın başından itibaren birçok BM ve yardım görevlisinin Gazze Şeridi’ne girişine izin verildiğine işaret ediyor.

Trump’ın Gazze planı, ikinci aşamasına girerken, yönetimin Filistinli teknokratlardan oluşan bir komiteye devredilmesini, Hamas’ın silah bırakmasını ve İsrail güçlerinin bölgeden çekilmesini öngörüyor; ardından yeniden imar çalışmaları yapılması planlanıyor.

İsrail, Hamas’ın silah bırakma olasılığı konusunda şüphelerini koruyor ve bazı yetkililer, ordunun yeniden savaşa hazırlık yaptığını belirtiyor. Gazze Şeridi’ndeki sağlık yetkilileri, ekim ayında yapılan ateşkes anlaşmasından bu yana İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik saldırılarında 500’den fazla Filistinlinin hayatını kaybettiğini, İsrail tarafında ise 4 askerin öldüğünü aktardı.

Geçtiğimiz cumartesi günü, İsrail ateşkesten bu yana gerçekleştirdiği en şiddetli hava saldırılarından birini düzenledi. Saldırılarda en az 30 kişi hayatını kaybederken, İsrail bunu, Hamas’ın cuma günü ateşkesi ihlal etmesine karşı bir yanıt olarak nitelendirdi.


ABD’nin İsrail Büyükelçisi, Gazze'de yaşanan insanlık dramına karşı uyarıları engelledi

İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik askeri operasyonu sırasında, kuzeydeki Beyt Lahiya’da ağır hasar gören Filistinlilere ait evler (18 Aralık 2024 – Reuters)
İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik askeri operasyonu sırasında, kuzeydeki Beyt Lahiya’da ağır hasar gören Filistinlilere ait evler (18 Aralık 2024 – Reuters)
TT

ABD’nin İsrail Büyükelçisi, Gazze'de yaşanan insanlık dramına karşı uyarıları engelledi

İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik askeri operasyonu sırasında, kuzeydeki Beyt Lahiya’da ağır hasar gören Filistinlilere ait evler (18 Aralık 2024 – Reuters)
İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik askeri operasyonu sırasında, kuzeydeki Beyt Lahiya’da ağır hasar gören Filistinlilere ait evler (18 Aralık 2024 – Reuters)

ABD Uluslararası Kalkınma Ajansı (USAID) çalışanları, 2024’ün ilk aylarında, Gazze’nin kuzeyinde gıda ve tıbbi yardım eksikliğinin kritik boyutlara ulaştığına dair uyarılarını, dönemin ABD Başkanı Joe Biden yönetimindeki üst düzey yetkililere iletti. Şarku'l Avsat'ın Reuters’tan aktardığı habere göre, söz konusu uyarılar kurum içi yazışmalar yoluyla yapıldı.

Hamas’ın 7 Ekim 2023’teki saldırılarının ve İsrail’in Gazze’ye kara harekâtının üzerinden üç ay geçtikten sonra hazırlanan iç mesajda, Ocak ve Şubat aylarında iki aşamada bölgeye giden Birleşmiş Milletler çalışanlarının sahada gözlemlediği sarsıcı manzaralar ayrıntılı biçimde yer aldı.

frgtyu7
Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Beyt Lahiya’da, hayır mutfağından pişmiş yemek almak için bekleyen Filistinliler, 28 Nisan 2025 (Reuters)

Çalışanlar, yollarda insan uyluk kemiği ve başka kemikler gördüklerini, araçlarda bırakılmış cesetlere rastladıklarını aktardı. Ayrıca özellikle gıda ve temiz içme suyu başta olmak üzere insani ihtiyaçlarda “felaket düzeyinde” bir eksiklik bulunduğunu vurguladılar.

Ancak Reuters’in görüştüğü dört eski yetkili ile incelenen belgelere göre, ABD’nin İsrail Büyükelçisi Jack Lew ve yardımcısı Stephanie Hallett, telgrafların yeterli tarafsızlık içermediği gerekçesiyle ABD hükümeti içinde daha geniş biçimde dağıtılmasını engelledi.

Gazze’deki duruma resmî itiraf meselesi

Altı eski ABD’li yetkili, Şubat 2024’te gönderilen telgrafın, yılın ilk yarısında iletilen ve İsrail’in Gazze’ye yönelik savaşı nedeniyle sağlık, gıda, hijyen koşullarındaki hızlı bozulmayı ve toplumsal düzenin çöküşünü belgeleyen beş telgraftan biri olduğunu söyledi.

vf
Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cibaliye’de, savaşta yıkılan binaların enkazı arasında yürüyen Filistinliler, 6 Ocak 2026 (Reuters)

Reuters bu telgraflardan birini inceledi. Diğer dört telgrafın da Lew ve Hallett tarafından “tarafsızlık” kaygısıyla engellendiğini, içeriklerini bilen dört eski yetkili doğruladı.

Üç eski ABD’li yetkili, bu telgraflardaki ayrıntıların olağanüstü derecede sarsıcı olduğunu ve yönetim içinde geniş biçimde paylaşılsaydı üst düzey karar alıcıların dikkatini çekeceğini belirtti. Yetkililere göre bu durum, Biden’ın aynı ay yayımladığı ve ABD istihbarat ve silah tedarikini İsrail’in uluslararası hukuka uyumuna bağlayan ulusal güvenlik muhtırasına yönelik denetimi de sıkılaştırabilirdi.

O dönem USAID’de Batı Şeria ve Gazze’den sorumlu bilgi birimi başkan yardımcısı olan Andrew Hall, “Telgraflar insani bilgiyi aktarmanın tek yolu değildi; ancak büyükelçinin Gazze’deki gerçek durumu resmen kabul etmesi anlamına gelirdi” dedi.

ABD’nin Kudüs Büyükelçiliği, bölgedeki diğer büyükelçiliklerden gelenler de dahil olmak üzere Gazze’ye ilişkin telgrafların çoğunun hazırlanması ve dağıtımını denetliyordu. Üst düzey bir eski yetkili, Büyükelçi Lew ve yardımcısı Hallett’in sık sık USAID yönetimine, telgraflardaki bilgilerin zaten medyada geniş biçimde yer aldığını söylediklerini aktardı.

Eski Dışişleri Bakanı Antony Blinken ile Biden’ın temsilcileri, söz konusu telgrafların hiçbir zaman ABD hükümetinin üst kademelerine ulaşmadığı iddiasına ilişkin yorum taleplerine yanıt vermedi.

Gazze savaşı, Hamas’ın 7 Ekim 2023’te düzenlediği ve 1.250’den fazla kişinin öldüğü saldırıların ardından başladı. Filistin Sağlık Bakanlığı verilerine göre Gazze’de hayatını kaybedenlerin sayısı 71 bini aştı.

ABD Başkanı Donald Trump, geçen yıl eylülde Beyaz Saray’da İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun yanında Gazze için barış planını açıklamış olsa da, çatışmalar durmadı. Filistin Sağlık Bakanlığı’na göre, ateşkesin yürürlüğe girmesinden bu yana yaklaşık 481 kişi daha öldürüldü.

Biden yönetiminin savaş boyunca İsrail’e verdiği destek, Demokrat Parti içinde derin bir bölünmeye yol açtı ve konu parti adayları açısından hâlâ çözülmüş değil. Reuters/Ipsos’un geçen ağustosta yaptığı ankete göre, Demokratların yüzde 80’inden fazlası İsrail’in Gazze’deki askerî karşılığının aşırı olduğunu ve ABD’nin açlık riskiyle karşı karşıya olan Gazze halkına yardım etmesi gerektiğini düşünüyor.


Kaynaklar Şarku’l Avsat’a konuştu: Hamas, silah meselesini önümüzdeki günlerde arabulucularla ele alacak

Perşembe günü Gazze Şeridi’nin orta kesiminde, Deyr el-Belah’ın kuzeyindeki Nusayrat Mülteci Kampı’nda, yıkılmış binaların yakınındaki bir tarladan çiçek toplayan Filistinli bir çocuk (AFP)
Perşembe günü Gazze Şeridi’nin orta kesiminde, Deyr el-Belah’ın kuzeyindeki Nusayrat Mülteci Kampı’nda, yıkılmış binaların yakınındaki bir tarladan çiçek toplayan Filistinli bir çocuk (AFP)
TT

Kaynaklar Şarku’l Avsat’a konuştu: Hamas, silah meselesini önümüzdeki günlerde arabulucularla ele alacak

Perşembe günü Gazze Şeridi’nin orta kesiminde, Deyr el-Belah’ın kuzeyindeki Nusayrat Mülteci Kampı’nda, yıkılmış binaların yakınındaki bir tarladan çiçek toplayan Filistinli bir çocuk (AFP)
Perşembe günü Gazze Şeridi’nin orta kesiminde, Deyr el-Belah’ın kuzeyindeki Nusayrat Mülteci Kampı’nda, yıkılmış binaların yakınındaki bir tarladan çiçek toplayan Filistinli bir çocuk (AFP)

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun, Hamas ve diğer grupların silah bırakmasını ateşkesin ikinci aşamasının hayata geçirilmesinin ön koşulu olarak nitelendirmesine karşın, Hamas silah dosyasının geleceğini Filistinli taraflar arasında sağlanacak ulusal mutabakata bağlıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan Gazze’deki fraksiyon kaynakları silah konusu başta olmak üzere bazı temel dosyalar hakkında Hamas’la genel istişareler yürütüldüğünü söyledi. Kaynaklardan biri, özellikle Gazze Yönetim Komitesi’nin sektördeki idari yetkileri devralma süreciyle eş zamanlı olarak, önümüzdeki günlerde arabulucularla silah meselesine ilişkin daha ciddi görüşmelerin başlamasının beklendiğini ifade etti.

dt6yu7ı8
Gazze Şeridi’nin Han Yunus kentinde, İslami Cihad Hareketi ile Hamas’ın askeri kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları’na mensup iki militan (Arşiv – DPA)

Netanyahu, salı günü düzenlediği basın toplantısında, “Silahsızlandırma ya kolay yoldan ya da zorla gerçekleşecek, ancak sonunda mutlaka olacak” dedi. ABD Başkanı Donald Trump da Hamas’ın silahlarını bırakması gerektiğini söyledi. ABD’nin Birleşmiş Milletler nezdindeki temsilcisi Mike Waltz ise Barış Konseyi’nin Hamas üzerinde silahsızlanma yönünde baskı kuracağını dile getirdi.

Hamas’ın üst düzey yöneticileri ise silah dosyasının yalnızca Hamas’ı ilgilendirmediğini, bunun tamamen Filistinlilere ait bir mesele olduğunu ve bu konuda kararın ulusal mutabakat çerçevesinde alınması gerektiğini vurguluyor.

Henüz bir anlaşma yok

Şarku’l Avsat’a konuşan Hamas’a yakın bir kaynak, “direniş silahları” meselesinin gerek fraksiyonlar arasında gerekse arabulucularla hâlen “genel istişare” aşamasında olduğunu söyledi. Kaynak, Hamas’ın yeniden gündeme getirdiği bazı fikir ve yaklaşımların bulunduğunu, bunlar arasında silahların, üzerinde uzlaşılmış bir Filistinli merciin vesayetine verilmesi ya da arabulucuların garantisi altına alınması gibi seçeneklerin yer aldığını belirtti. Bu yaklaşımların, silahların ABD ya da İsrail yöntemleriyle alınması ya da bu taraflara teslim edilmesini engellemeyi amaçladığı ifade edildi.

Hamas kaynakları, bugüne kadar herhangi bir anlaşmaya varılmadığını ve konunun ciddi biçimde ele alınmadığını vurguladı.

u7ı8o9
Pazartesi günü Ankara’da, Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile Halil el-Hayye başkanlığındaki Hamas heyeti arasında gerçekleştirilen toplantıdan bir kare (Türkiye Dışişleri Bakanlığı)

Öte yandan İsrail’in Kanal 13 televizyonunun pazartesi günü yayımladığı habere göre ABD önümüzdeki günlerde İsrail ve Hamas’a, silahsızlandırma sürecinin başlatılması için belirli bir takvim içeren bir belge sunacak. Haberde, Hamas’ın bu belgeye uymaması halinde İsrail hükümetine süreci tek taraflı yürütme imkânı tanınacağı belirtildi.

İsrail Kamu Yayın Kurumu’nun aktardığına göre İsrailli askeri kaynaklar Hamas’ın silahsızlanmayı kabul edeceğinden şüphe ediyor. Kanal 14 ise Hamas’ı buna zorlamak için, Gazze Şeridi’nin tamamen yeniden işgal edilmesi seçeneği de dâhil olmak üzere bir dizi askeri planın onaylandığını bildirdi.

ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff da birkaç gün önce, gerekirse Hamas’la yeni bir toplantı yapılabileceğini söylemiş, hareketin sonunda silahsızlanmayı kabul edebileceğini öne sürmüştü.

Kapsayıcı ulusal çerçeve

Hamas kaynakları, silah konusunda kararın kapsamlı ve kapsayıcı bir ulusal çerçevede alınmasını istediklerini, bazı Filistinli gruplarla istişareler yapıldığını ve arabuluculara sunulmak üzere bir öneri üzerinde çalışıldığını aktardı.

Kaynaklar, silah meselesinin son dönemde yapılan görüşmelerde bazı arabulucular tarafından gündeme getirildiğini, bunlar arasında Hamas liderliği ile Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan arasında İstanbul’da yapılan görüşmenin de yer aldığını söyledi. Bir Hamas yetkilisi, “Arabulucular ve bazı taraflar, işgal karşısında Filistinli grupların direnme hakkını vurgulayan bu yaklaşımlara olumlu bakıyor” dedi.

Hamas’a göre “ulusal mutabakat”, yalnızca hareketin kendi silahlarıyla sınırlı değil. Silahlı ve direnişte aktif rol almış başka Filistinli grupların da bulunduğuna işaret eden Hamas kaynakları, “Bu denli kritik bir konuda tek başımıza karar alamayız” görüşünü dile getirdi.

El Fetih’in rolü ne olacak?

El Fetih’in yeni fraksiyonlar arası istişarelere katılıp katılmayacağı sorusuna yanıt veren bir Hamas yetkilisi, “Elbette bunu istiyoruz. Ancak teknokratlar komitesi görüşmelerinde olduğu gibi reddedip etmeyeceklerini bilmiyoruz” dedi.

frgty6
Kahire’de Gazze Yönetim Komitesi toplantısı (Mısır Enformasyon Servisi)

Yetkili, Kahire’de yapılması planlanan istişarelerin amacının, direniş silahlarının geleceğine ilişkin net ve ortak bir çerçeve oluşturmak olduğunu, bu konuda hiçbir grubun tek başına karar vermesinin istenmediğini söyledi. Ayrıca Gazze’nin ve Filistin davasının geleceğine dair daha geniş bir ulusal diyalog hedeflendiğini kaydetti.

İsrail ve ABD’den tehditler

İsrail ve ABD’nin Hamas’ın olası adımlarına nasıl karşılık vereceği belirsizliğini korurken, Tel Aviv yeniden askeri operasyon tehdidinde bulunuyor. Filistin tarafında ise Trump yönetiminin silah meselesine ilişkin farklı seçeneklere açık olabileceği görüşü dile getiriliyor.

Trump, yaklaşık iki hafta önce Hamas mensupları için “Silahla doğdular; bu nedenle silahı bırakmak kolay bir mesele değil” demişti. ABD’nin BM Daimi Temsilcisi Mike Waltz ise çarşamba günü, “Tüneller ve silah üretim tesisleri dâhil tüm askeri ve saldırı altyapıları yok edilecek ve yeniden inşa edilmeyecek” dedi. Waltz, Gazze’de silahsızlandırma sürecinin uluslararası bağımsız gözlemciler tarafından denetleneceğini, silahların kalıcı biçimde kullanım dışına çıkarılacağını ve bunun uluslararası finansmanlı bir geri alım ve yeniden entegrasyon programıyla destekleneceğini söyledi.

Hamas Siyasi Büro üyesi Musa Ebu Marzuk da yaptığı  açıklamada, “Gazze’ye ilişkin herhangi bir düzenleme, silah meselesi de dâhil olmak üzere Hamas’la mutabakat içinde olmalı. Hareket, silahlarını hiçbir biçimde teslim etmeyi hiçbir zaman kabul etmedi” ifadelerini kullandı.