Fransa’nın Gazze konusunda takip ettiği dört yol  

Paris, Hamas-İsrail savaşını durdurmaya yönelik adımlar atmaya devam ediyor.

Paris geçen cumartesi günü Gazze ile dayanışma gösterilerine sahne oldu. (DPA)
Paris geçen cumartesi günü Gazze ile dayanışma gösterilerine sahne oldu. (DPA)
TT

Fransa’nın Gazze konusunda takip ettiği dört yol  

Paris geçen cumartesi günü Gazze ile dayanışma gösterilerine sahne oldu. (DPA)
Paris geçen cumartesi günü Gazze ile dayanışma gösterilerine sahne oldu. (DPA)

Fransa, Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian, Gazze ve İsrail'de Filistinli gruplar arasında ateşkes sağlanmasına yönelik diplomatik çabalarında dört yol takip ediyorlar.  Bunları doğrudan temasları ve geleneksel diplomatik kanallar aracılığıyla gerçekleştiriyorlar.
Fransa’nın izlediği ilk yol Arap tarafına, özellikle Filistin Devlet Başkanı’na, Mısır Cumhurbaşkanı’na liderlerine ve Ürdün Kralı'na danışmak ve Almanya'yı da içeren üçlü bir Umman Grubu oluşturmak oldu. Fransa’nın buradaki amacı dikkatleri Filistin-İsrail çatışma dosyasına çekmek ve barış müzakerelerini tekrar harekete geçirmek amacıyla Başkan Joe Biden'ın başkanlığı devralmasından yararlanmaya çalışmak. Fransa’nın temasta bulunduğu ülkeler arasında, BM Güvenlik Konseyi'ndeki Arap Grubu’nu temsil eden Tunus da yer alıyor.
 Paris ilk aşamada arabuluculuğu dolayısıyla Mısır’a tam destek verdiğini ifade etti. Fransa Cumhurbaşkanı Macron, Sudan ve Afrika ekonomilerine destek için çağrıda bulunduğu iki zirveye katılmak üzere Paris'e gelen mevkidaşı Abdulfettah es-Sisi ile pazartesi ve salı günleri görüştü. Ayrıca İsrail ve Filistin arasında gerginliği azaltmak için olası adımları istişare etmek üzere Ürdün Kralı ve Mısır Cumhurbaşkanı ile video-konferans yoluyla üç taraflı bir görüşme gerçekleştirdi. Mısır'ın Fransa için önemi ise her iki tarafa da açık olması ve konuşmasının bir dereceye kadar duyulması ve geçmişte benzer koşullarda birçok arabuluculuk görevi üstlenmiş olmasında yatıyor. Fransa, Mısır ve Ürdün dün ortak bir bildiri yayınlayarak acil bir ateşkes çağrısında bulundular. Bu hedefe ulaşmak için BM Güvenlik Konseyi de dahil tüm taraflarla birlikte çalışma gereğinin vurgulandığı bildiride insani yardımın Gazze'ye engelsiz erişimi teşvik edilerek müzakere masasına dönülmesi çağrısı yapıldı. 
 Fransa’nın çabalarının ikinci durağı Avrupa Birliği (AB). Avrupalı ​​ve Arap diplomatik kaynakların da söylediği gibi Paris, özel ‘ağırlığının’ Macron'un geçtiğimiz perşembe günü Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas'la yaptığı görüşmeden sonra aradığı İsrail Cumhurbaşbakanı’nı etkilemeye yetmediğinin farkında. Paris, İsrail'in kendini savunma hakkını tanıyarak "dengeli" bir pozisyona bağlı kalmaya çalıştı. Ancak aynı zamanda bunun uluslararası kanuna saygı çerçevesinde gerçekleşmesi gerektiğini vurguladı. Aynı şekilde, çatışmaların başlamasından bu yana Elysee Sarayı'nın ve Dışişleri Bakanlığı’nın çok sayıdaki açıklamalarında da temel ilkeler çerçevesinde çatışmaya siyasi bir çözüm bulunması yinelendi. Elysee Sarayı tarafından 13 Mayıs’ta yapılan açıklamaya göre Fransa, tarafların meşru haklarına saygı duyulan çabalara katılmaya kararlı olduğunu bildirdi. Ancak Fransa’nın Avrupalı ​​ortakların çatışmanın iki tarafına toplu baskı uygulayacağına dair beklentisi karşılık bulmadı. Brüksel’de önceki gün toplanan AB ülkeleri dışişleri bakanları, Macaristan'ın içeriğe karşı çıkması nedeniyle ortak bir bildiri yayınlayamadı. Cumhurbaşkanlığı kaynakları dün, dosyanın önümüzdeki pazartesi ve salı günleri Avrupa Konseyi çerçevesinde, Avrupalı ​​liderlerin masasında olacağını aktardı.
 Ancak söz konusu dosyanın Washington’a danışmadan ve koordinasyon sağlamaya çalışmadan ele alınmasının gerçekçi olmayacağı düşünülüyor. Bu görevi Fransa Dışişleri Bakanı Le Drian üstlenerek geçen pazar günü mevkidaşı Antony Blinken ile temasa geçti. Ancak Paris'teki bir Arap diplomatik kaynağa göre Paris, ABD’nin amacı bir karar çıkarmak değil. Washington, İsrail'in tek taraflı kınanmasını içermeyen, şiddeti sona erdirmeye çağıran bir bildiri yayınlamak için planlanan BM Güvenlik Konseyi'nin dördüncü oturumunu düzenlemesine itiraz etmesinin ardından mevcut durum nedeniyle hayal kırıklığına uğradı. Diğer bir hayal kırıklığı kaynağı da ABD’nin tutumunun, Biden'ın uluslararası krizleri kolektif yönetmede tek taraflı yaklaşıma daha fazla öncelik verilmesi vaadinden oldukça uzak olmasıydı. Bu da ABD’nin BM Güvenlik Konseyi’ndeki güvenilirliğini azalttı.
 Söz konusu kaynak, ABD yönetiminin, BM Güvenlik Konseyi’nin mayıs ayı dönem başkanı Çin ile BMGK’nın geçici üyelerinden Norveç ve Tunus'un cuma günü toplantı yapılması talebine gerginliği azaltma çabalarına katkı sağlamayacağı gerekçesiyle itiraz etmesine dikkat çeki. Bunun Paris tarafından ABD’nin daha ziyade Netanyahu'ya askeri operasyonlara devam etmesi ve başından bu yana koyduğu hedeflere ulaşması için yeterli zaman vermek amacıyla olduğunun düşünüldüğünü belirtti. Bunun yanı sıra Biden ve Netanyahu arasında gerçekleşen üç telefon görüşmesine rağmen ABD’nin ertelemesi, bölgenin ve Lübnan'ın güvenliğini tehdit edebilecek, insani ve maddi kayıpları artırabilecek çatışma çemberinin genişlemesi ve İsrail’in Gazze'deki hamlelerinin artması durumunda kara savaşlarının yaşanmasına yol açma riski taşıyor.
 Paris'in seçtiği dördüncü yol da Fransa-Mısır-Ürdün üçlü toplantısının ardından BM Güvenlik Konseyi'ne İsrail ile Gazze arasında ateşkes çağrısı yapan bir karar taslağı sunmak oldu. Elysee Sarayı kaynakları, WhatsApp uygulaması aracılığıyla üç liderin üç noktada hemfikir olduğunu aktardılar. Bunlar karşılıklı bombalamaların durdurulması, ateşkesin sağlanması ve oylanacak bir yasa tasarısı ile dosyanın BM Güvenlik Konseyi’ne devredilmesi olarak sıralandı. Bu üçüne eklenen dördüncü nokta da Gazze lehine Birleşmiş Milletler ile ortaklaşa bir insani yardım girişiminin başlatılması. Fransa’nın sunduğu karar taslağı Kahire, Amman ve Tunus ile koordineli olarak geldi. Atıfta bulunulan tüm unsurları içeren karar taslağındakilerin kolay gerçekleştirilebilir olmasını isteyen ilgili taraflar, oylamanın bir an önce yapılmasını talep ediyor.
 Şu an tüm gözler ABD’nin önümüzdeki saatlerde Fransa’nın girişimine vereceği tepkiye çevrilmiş durumda. Washington ile istişarelerin yapılıp yapılmadığı dün karar taslağı sunulmadan önce Paris'te bilinmiyordu. Bununla birlikte Paris'teki genel okuma, ABD'nin karşılıklı bombalamaları durdurma isteğine yönelik göstergeler olduğu yönünde. Paris yönetimi ilk kez Biden döneminde, Washington ile BM Güvenlik Konseyi'nin çatısı altında karşı karşıya gelmek istemiyor. Bu nedenle diplomatik kaynaklara göre Paris, BMGK’da birliği yeniden sağlamak için oybirliğiyle verilen bir karar arayışında olacak. İsrail ve Washington'dan sızdırılan bilgiler askeri operasyonların sona ermesinin yakın olduğunu gösteriyor. Bu nedenle Paris'in umduğu gibi Fransa’nın karar taslağına oy vermenin zor olmayacağı görüşü hakim.



Hürmüz krizi, Zeydi’nin Berlin görüşmelerine gölge düşürdü

Almanya Başbakanı Friedrich Merz (sağda) ve Irak Başbakanı Ali Zeydi, 15 Eylül 2026'da Berlin'de düzenlenen basın toplantısında (EPA)
Almanya Başbakanı Friedrich Merz (sağda) ve Irak Başbakanı Ali Zeydi, 15 Eylül 2026'da Berlin'de düzenlenen basın toplantısında (EPA)
TT

Hürmüz krizi, Zeydi’nin Berlin görüşmelerine gölge düşürdü

Almanya Başbakanı Friedrich Merz (sağda) ve Irak Başbakanı Ali Zeydi, 15 Eylül 2026'da Berlin'de düzenlenen basın toplantısında (EPA)
Almanya Başbakanı Friedrich Merz (sağda) ve Irak Başbakanı Ali Zeydi, 15 Eylül 2026'da Berlin'de düzenlenen basın toplantısında (EPA)

Irak Başbakanı Ali Falih ez-Zeydi, Paris'ten geldiği Berlin'de Avrupa turunun son durağını tamamladı. Ziyaret kapsamında taraflar arasında bir dizi ekonomik anlaşma imzalandı. Ekonominin merkezde olduğu ziyaret, bölgedeki siyasi gelişmelerin gölgesinde kaldı.

Almanya Başbakanı Friedrich Merz, Zeydi ile görüşmesinin ardından yaptığı açıklamada, müzakerelerin ağırlıklı olarak “bölgedeki zor durum” ve İran'ın gerilimdeki rolü üzerinde yoğunlaştığını kaydetti.

Almanya Başbakanı Merz, İran'a Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması, askeri programının durdurulması ve bölgedeki vekil güçlere verilen desteğin kesilmesi çağrısında bulundu. Merz ayrıca İran'ın “çatışmayı Irak'a taşımaması” gerektiğini söyledi.

Merz, Kızıldeniz'deki gelişmelerden duyduğu büyük endişeyi de dile getirdi. Suudi Arabistan'daki petrol tesislerine yönelik saldırıların petrol piyasalarındaki durumu daha da kötüleştirdiğini ve Almanya'yı etkilediğini belirten Merz, Kızıldeniz'deki uluslararası deniz ulaşımının Husilerin elinde “rehin” bırakılmaması gerektiğini söyledi.

Merz ayrıca Irak hükümetini “milisleri silahsızlandırma konusunda kararlı biçimde ilerlemeye” teşvik etti. Almanya'nın, Irak hükümetinin talep etmesi halinde askeri ve güvenlik alanlarında Bağdat'la işbirliğine hazır olduğunu vurguladı.

“Görev sona eriyor”

Almanya'nın DEAŞ'la mücadele amacıyla uluslararası bir misyon kapsamında Irak'taki askeri varlığına ilişkin soruyu yanıtlayan Merz, bu görevin “Irak hükümetinin talebi üzerine iki hafta içinde sona ereceğini” doğruladı. Bununla birlikte Berlin'in, Bağdat'ın talep etmesi halinde desteğini sürdürmeye hazır olduğunu belirtti.

Zeydi ise Almanya ile ekonomik ilişkilerin geliştirilmesinin önemine dikkat çekti. İran ile ABD arasındaki krizin “tüm dünyayı, özellikle de Hürmüz'deki durumdan büyük ölçüde etkilenen Irak petrolünün satışlarını” gölgede bıraktığını belirten Zeydi, ülkesinin “bölgede herhangi bir saldırgan politikayı desteklemekten uzak olduğunu” vurguladı ve kendisinin “uzlaşıya inandığını” söyledi.

cdfgthy
Irak Enerji Bakanı Ali Vehab (solda) ile Siemens Üst Yöneticisi Christian Bruch, 15 Eylül 2026'da Berlin'de iş birliği anlaşması imzalarken (AFP)

Irak topraklarından Suudi Arabistan'daki petrol tesislerine yönelik fırlatılan insansız hava araçlarına ilişkin soru üzerine Zeydi, ülkesinin yürüttüğü soruşturmanın ayrıntılarını açıklamayı reddetti. Zeydi, “İran'la ortak bir soruşturma komisyonunun yaşananların ayrıntılarını ortaya çıkarmak için çalıştığını” belirterek, “soruşturmanın sonuçlarının analiz tamamlanmadan açıklanmayacağını” söyledi.

Zeydi, bölgesel krizden etkilenen diğer ülkeler gibi Irak'ın da petrol ürünlerini ihraç edemediğini belirtirken Berlin'le Irak petrolünün Almanya'ya satılması karşılığında Irak'taki Alman teknoloji sözleşmelerini içeren anlaşmalar yapıldığını açıkladı. Zeydi ayrıca “petrol tedarik kaynaklarını ve ihracat güzergahlarını çeşitlendirme yönünde Irak'ın çalışmalar yürüttüğünü” söyledi.

Zeydi, Türkiye üzerinden geçen Ceyhan petrol boru hattının genişletilmesi için çalışmalar yürütüldüğünü, ayrıca petrolün Suriye üzerinden Avrupa'ya gönderilmesinin planlandığını belirtti. Irak'ın petrol üretimini günlük yaklaşık 10 milyon varile çıkarmaya yönelik çabaların da sürdüğünü ifade eden Zeydi, bunun önemli bir bölümünün veya yarısının Avrupa'ya ihraç edileceğini söyledi.

Avrupa ülkeleri, özellikle de Almanya, Hürmüz Boğazı krizinin etkisiyle aylardır akaryakıt fiyatlarındaki ciddi artışla karşı karşıya. Almanya ayrıca doğal gaz depolarını yalnızca yüzde 50 oranında doldurabildi. Bu oran, gaz talebinin arttığı kış mevsimi öncesinde oldukça düşük bir seviyeye işaret ediyor.

Alman hükümeti enerji kaynaklarını çeşitlendirmeye de çalışıyor. Berlin, Ukrayna'daki savaş ve Moskova'ya yönelik yaptırımlar nedeniyle Rus gazı ithalatının durdurulmasının ardından oluşan açığı kapatmak amacıyla son yıllarda farklı kaynaklardan doğal gaz ve petrol satın almaya başlamıştı.


Bugün düzenlenen Suudi Arabistan-Fransa Yuvarlak Masa Toplantısı, umut verici yatırım fırsatları sunuyor

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Salman, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron eşliğinde 2026 FIFA E-spor Dünya Kupası kapanış töreni salonuna geldi. (SPA)
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Salman, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron eşliğinde 2026 FIFA E-spor Dünya Kupası kapanış töreni salonuna geldi. (SPA)
TT

Bugün düzenlenen Suudi Arabistan-Fransa Yuvarlak Masa Toplantısı, umut verici yatırım fırsatları sunuyor

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Salman, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron eşliğinde 2026 FIFA E-spor Dünya Kupası kapanış töreni salonuna geldi. (SPA)
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Salman, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron eşliğinde 2026 FIFA E-spor Dünya Kupası kapanış töreni salonuna geldi. (SPA)

Fransa’nın başkenti Paris, Suudi Arabistan Yatırım Bakanlığı tarafından düzenlenen Suudi Arabistan-Fransa Yuvarlak Masa Toplantısı’na ev sahipliği yapıyor. Etkinlik, Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın Fransa’da gerçekleştirdiği resmi ziyaretle eş zamanlı olarak düzenleniyor.

İki ülke, Veliaht Prens’in ziyaretinin Vizyon 2030 ile Fransa 2030 Planı kapsamındaki fırsatlardan yararlanılmasına katkı sağlamasını hedefliyor. Bu doğrultuda ortak yatırım, sanayi, enerji, kültür, miras, turizm, eğitim, teknoloji, uzay, savunma ve güvenlik gibi birçok alanda ekonomik ortaklığın geliştirilmesi amaçlanıyor.

Taraflar ayrıca yenilenebilir enerji, elektrik, enerji verimliliği, inovasyon ve karbonsuzlaştırma teknolojilerinin yanı sıra güneş ve rüzgâr enerjisi projeleri, iletim, dağıtım, depolama, şebeke otomasyonu, karbon yakalama, hidrojen ve düşük emisyonlu elektrik alanlarında iş birliğini güçlendirmeyi hedefliyor. Petrol tedariki, petrokimya ve nükleer enerjinin barışçıl kullanımı da iş birliği kapsamındaki diğer başlıklar arasında yer alıyor.

Her iki ülkeden çok sayıda üst düzey hükümet yetkilisi, iş dünyası lideri ve CEO’nun katıldığı toplantı, Suudi Arabistan-Fransa ortaklığını anlaşma çerçevelerinin ötesine taşıyarak somut ve uygulanabilir yatırım fırsatlarına dönüştürmeyi amaçlıyor.

Toplantı temelde, Fransız şirketlerini Krallık içindeki belirli yatırım fırsatları ve projelerle buluşturmayı, yerel pazara giriş ve genişleme süreçlerine destek sağlamayı; stratejik ortaklıkları, teknoloji transferini ve doğrudan üretimin yerlileştirilmesini teşvik etmeyi hedefliyor. Bu hamleler, Fransa’nın Suudi Arabistan’daki güçlü yatırım tabanına dayanıyor. Nitekim Fransa, 2024 sonu itibarıyla toplam 63,9 milyar riyali (17 milyar dolar) aşan doğrudan yabancı yatırım stokuyla ülkede dördüncü sırada yer alıyor.

Fransa’nın ülkedeki varlığı, 18 ekonomik sektöre yayılmış 651 yatırım ruhsatı ile kendini gösteriyor. Bu genişleme süreci, 2024 yılında verilen 90 ve 2025 yılında verilen 127 yeni ruhsat ile dikkat çekici bir ivme kazandı. Bu rakamlar doğrudan iş gücü piyasasına da yansıyor; Fransız yatırımları Suudi Arabistan’da 13 bin 346’sı Suudi vatandaşlarına ayrılmış olmak üzere toplam 29 bin 765 kişiye istihdam sağlıyor.

Nitelikli projeler bazında Fransız şirketleri, stratejik sektörlerde güçlü bir varlık sergiliyor. Bu sektörlerin başında, TotalEnergies ve Saudi Aramco ortaklığıyla SATORP projesi, Amiral kompleksi ve bunlara bağlı değer zincirlerinde değeri 90 milyar riyali (24 milyar dolar) aşan yatırımların yer aldığı enerji sektörü geliyor. Bunun yanı sıra TotalEnergies ve EDF liderliğindeki konsorsiyumlar tarafından 1,7 gigavat kapasiteli güneş enerjisi projeleri hayata geçirildi.

Fransız tarafı, Suudi Arabistan’ın küresel petrol piyasalarının dengesini ve istikrarını korumadaki rolünün yanı sıra ana ham petrol ihracatçısı olarak tedarik güvenilirliğini artırma çabalarını takdirle karşılıyor. Fransa ayrıca, Krallık’ın alternatif ihracat güzergahları -başta Doğu-Batı Boru Hattı- kullanarak tedarik zincirlerinin sürekliliğini ve esnekliğini sağlama yönündeki girişimlerini vurguluyor. Bu adımlar piyasa dalgalanmalarını sınırlandırırken küresel enerji güvenliğini de pekiştiriyor.

Ulaştırma ve altyapı sektöründe Alstom ve RATP Dev gibi şirketlerin Riyad Metrosu’nun işletimindeki rolü öne çıkarken, Veolia şirketinin ülkedeki 35 yılı aşan köklü geçmişi dikkat çekiyor.

Turizm ve kültürel kalkınma alanında ise Fransız şirketleri, el-Ula Kalkınma Fransız Ajansı (AFALULA) aracılığıyla el-Ula vilayetini geliştirmeye yönelik 170’ten fazla sözleşmeyi hayata geçirdi.

Düzenlenen yuvarlak masa toplantısı, elde edilen bu başarıları pekiştirmeyi ve Suudi Arabistan’ın ekonomik büyümesini ve dönüşümünü şekillendiren dört öncelikli sektöre odaklanarak daha fazla nitelikli ortaklığa zemin hazırlamayı hedefliyor: Turizm, destinasyonlar ve mega projeler; sanayi ve üretim; ulaştırma ve lojistik hizmetleri; yapay zekâ ve dijital altyapı.

Aralık 2024’te Vizyon 2030 ve Fransa 2030 Planı temasıyla gerçekleştirilen Suudi Arabistan-Fransa Yatırım Forumu kapsamındaki yuvarlak masa toplantılarında yaşam kalitesi, altyapı, eğlence, ekonomik dönüşüm ve teknoloji konuları ele alınmış; forum sırasında her iki ülkenin kamu ve özel sektör kurumları arasında birden fazla anlaşma ve mutabakat zaptı imzalanmıştı.

İş birliğini güçlendirmek ve beş yıl süreyle 10 milyar dolara kadar finansman desteği sağlamak amacıyla Aralık 2024’te Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu (PIF) ile Fransa Ulusal Yatırım Bankası (Bpifrance) arasında da bir mutabakat zaptı imzalanmıştı. Ayrıca Suudi Hava Bağlantısı Programı (ACP), Air France-KLM Grubu ile 2025 yazından itibaren Paris Charles de Gaulle Havalimanı ile Riyad arasında doğrudan uçuşların başlatılmasına yönelik bir iş birliği anlaşmasına imza atmıştı.

Tüm bunlara ek olarak iki ülke, BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi ve Paris Anlaşması ilkelerine; iklim anlaşmalarının kaynaklara değil emisyonlara odaklanılarak geliştirilmesi ve uygulanması gerektiğine bağlılıklarını sürdürüyor. Fransız tarafı, Suudi Arabistan’ın iklim eylemindeki öncü rolünü, ulusal düzeydeki ‘Yeşil Suudi Arabistan’ ve bölgesel ile küresel düzeydeki ‘Yeşil Ortadoğu’ girişimlerini takdirle karşılıyor.


Fransa aşırı sağı ile Mbappe arasında gerilim yükseliyor

Jordan Bardella (Reuters)
Jordan Bardella (Reuters)
TT

Fransa aşırı sağı ile Mbappe arasında gerilim yükseliyor

Jordan Bardella (Reuters)
Jordan Bardella (Reuters)

Kylian Mbappé ile Jordan Bardella arasında, Fransa’da aşırı sağın yükselişi konusunda yaşanan kamuoyu tartışması yeniden gündeme geldi.

Fransız futbolunun yıldız isimlerinden Mbappe ile aşırı sağ siyasetin yükselen figürü Bardella arasındaki görüş ayrılığı, gelecek yıl yapılması planlanan cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Ulusal Birlik partisinin iktidara gelme ihtimali etrafında şekilleniyor.

İki genç Fransız figür arasındaki bu anlaşmazlık, Fransa’nın kimliği ve geleceği üzerine ülke genelinde süren daha geniş çaplı tartışmanın da küçük bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Göçmen karşıtı söylemleriyle öne çıkan Ulusal Birlik Partisi’nin adayı, seçim atmosferinde dikkat çeken isimlerden biri konumunda bulunuyor.

Real Madrid forması giyen forvet oyuncusu Mbappe (27) ile Ulusal Birlik Partisi lideri Bardella (30) arasında yalnızca üç yaş farkı bulunsa da siyasi görüşleri birbirinden oldukça uzak görünüyor.

Bardella, geçmişte dışlanan aşırı sağ çizginin günümüzdeki temsilcilerinden biri olarak görülüyor. Parti, sınır kontrollerinin sıkılaştırılması ve sosyal yardım sisteminin Fransız vatandaşlarına öncelik verecek şekilde yeniden düzenlenmesi vaatleriyle önemli ölçüde destek kazanmış durumda.

Salı günü yayımlanan Vanity Fair dergisine verdiği röportajda Mbappe, Ulusal Birlik Partisi’nin 2027’de iktidara gelme ihtimali konusunda endişelerini dile getirdi.

dfvfvfd
Kylian Mbappe (Reuters)

Derginin aktardığına göre Mbappe, “İnsanlar bazen para ve şöhrete sahip olduğumuz için bu sorunların bizi etkilemediğini düşünüyor. Ancak bu beni etkiliyor. Çünkü onların iktidara gelmesinin ülkem açısından ne anlama geldiğini ve bunun doğurabileceği sonuçları biliyorum” ifadelerini kullandı.

Mbappe’nin sözcüsü henüz konuya ilişkin yorum talebine yanıt vermedi. Fransız futbolcu daha önce de Ulusal Birlik Partisi’nin UEFA Euro 2024 sırasında yükselişini “felaket” olarak nitelendirmişti.

Düşünce kuruluşu Le Millénaire’den William Thay ise Bardella’nın verdiği yanıtın siyasi açıdan akıllıca olduğunu söyledi. Thay’e göre Mbappe’nin Paris Saint-Germain takımından ayrılmasının ardından Fransa’daki popülaritesi geriledi. Ayrıca bazı kesimler futbolcuyu kibirli bulurken, Real Madrid performansının beklentilerin altında kaldığı değerlendiriliyor.