Dibeybe ve Meşişi, ekonomi ve yeniden yapılanma dosyalarını ele aldılar

Tunus Başbakanı Meşişi, Libya'nın başkenti Trablus’a yaklaşık bin yatırımcı götürdü

Libya Başbakanı dün başkent Trablus'ta Tunuslu mevkidaşı ile bir araya geldi (Libya hükümeti Basın Ofisi)
Libya Başbakanı dün başkent Trablus'ta Tunuslu mevkidaşı ile bir araya geldi (Libya hükümeti Basın Ofisi)
TT

Dibeybe ve Meşişi, ekonomi ve yeniden yapılanma dosyalarını ele aldılar

Libya Başbakanı dün başkent Trablus'ta Tunuslu mevkidaşı ile bir araya geldi (Libya hükümeti Basın Ofisi)
Libya Başbakanı dün başkent Trablus'ta Tunuslu mevkidaşı ile bir araya geldi (Libya hükümeti Basın Ofisi)

Tunus Başbakanı Hişam el-Meşişi, dün Libya'nın başkenti Trablus’a yönelik ekonomi ağırlıklı resmi çalışma ziyaretine başladı. Öte yandan Libya Temsilciler Meclisi (TM) Başkanı Müsteşar Akile Salih, sürpriz bir ziyaret için Fas'a gitti.
Tunus Başbakanı Meşişi, Trablus ziyaretine Libya Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başbakanı Abdulhamid Dibeybe ile görüşerek başladı. Başbakan Meşişi’ye, ziyareti sırasında bazı bakanların ve yetkililerin yer aldığı büyük bir siyasi ve ekonomik heyet eşlik etti.
Meşişi’ye, Tunus’ta bu yılın sonunda genel seçimlere gidilmesini kabul ettikten sonra Libya'ya gerçekleştirdiği bu ilk ziyaretinde kendisine üç ana gruptan oluşan bir heyet eşlik etti. Birincisi hükümet yetkililerinden oluşan gruptu. Grupta, Maliye ve Ekonomi Bakanı Ali el-Ka’li, Tunus Merkez Bankası Başkanı Mervan el-Abbasi, İskan ve Altyapı Bakanı Kemal Ummu ez-Zeyn, Ticaret ve İhracat Geliştirme Bakanı Muhammed Bu Said ve Dışişleri, Göç ve Yurtdışındaki Tunuslular Bakanlığı Devlet Katibi Muhammed Ali en-Nıfti yer aldı. İkinci grupta Tunus Genel İşçi Sendikaları (UGTT) Genel Sekreteri Nureddin Tabbubi, Sanayi ve Ticaret Federasyonu Başkanı Semir Macul ve Tunus Tarım ve Balıkçılık Birliği (UTAP) Genel Başkanı Abdülmecid ez-Zar yer aldı. Üçüncü grupta ise 2011 yılı öncesinde hüküm süren iki ülke arasındaki karşılıklı ticaret faaliyetlerinin yeniden başlamasını isteyen önde gelen Tunuslu bir işadamları ve büyük yatırımcılardan oluşan bir grup yer aldı.
Meşişi’ye eşlik eden heyet, Trablus’a vardıklarında resmi bir törenle karşılandılar. Heyet üyeleri ziyaret sırasında, Başbakan Dibeybe ve bazı bakanlarla bir araya geldi. Dibeybe, yaptığı kısa açıklamada, görüşmelerin detaylarına girmeden, Tunus Başbakanı ve ona eşlik eden üst düzey heyetle bir araya geldiğini söyledi.
Libya’nın resmi haber ajansı LANA, Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said’in ziyaretinden iki aydan daha kısa bir süre sonra gerçekleşen Tunuslu üst düzey heyetin ziyareti, Libya'da yeniden yapılanma yollarının tartışılması da dahil olmak üzere Libya-Tunus toplantıları ve iki komşu ülke arasında siyasi, ekonomik, yatırım ve ticari alanlarda iş birliklerini güçlendirmenin yolları üzerine yapılan tartışmalarla dolu olduğunu vurguladı.
LANA, Tunus'un, özellikle Libya’nın yıllardır kendisi için ekonomik bir çıkış yolu olması nedeniyle ekonomisini canlandırmak için Libya'da istikrarın sağlanması umutlarına bel bağladığına işaret ederek kaynakların bu ziyaretin ayrı bir ekonomik önem taşıdığını söylediğini aktardı. Ajans, bu bağlamda, Meşişi’nin, özellikle Libya’nın siyasi kaydettiği ilerlemeden sonra, Libya pazarının ‘Tunus için umut verici bir stratejik pazar’ olduğu yönündeki açıklamasını aktardı.
Tunus basını, Meşişi'nin, iki ülkenin de ekonomisine hizmet eden önemli faktörler ve ortak kararlılık çerçevesinde Tunus'un Libya'nın yeniden inşasına ve ülkedeki ekonomik ve kalkınma rönesansına ayak uydurmada önemli bir role sahip olacağını vurguladığını aktardı.
Tunus'tan yapılan resmi açıklamaya göre ziyaret, mevcut iş birliği araçlarını güçlendirmeyi ve ilerletmeyi amaçlıyor. Tunus Havayollarının Tunus ile Trablus arasındaki uçuşları yeniden başlamasıyla Libya ile uçak seferlerini yeniden başlatan ilk ülke Tunus olmuştu.
Tunus Başbakanı Meşişi’nin, iki gün sürecek ziyareti sırasında, iki ülkenin yeniden yapılanma alanındaki ortaklığını güçlendirmek amacıyla yapılacak Libya-Tunus Forumu ve Fuarı’nın açılışına yaklaşık 150 Tunuslu ekonomi kurumunun temsilcileriyle birlikte katılması bekleniyor.

Tunus-Libya Yüksek İstişare Komitesi’nin toplantısı için hazırlıklar devam ediyor
Tunuslu kaynaklara göre iki tarafın Tunus-Libya Yüksek İstişare Komitesi’nin toplantısı için hazırlıkları devam ediyor.  Ziyaret programı, çeşitli siyasi ve ekonomik etkinliklerin yanı sıra Tunus ve Libya arasındaki hava yolu taşımacılığının başlatılması konusunu da içeriyor. Tunus-Afrika İş Konseyi'nin Tunus İşadamları Derneği ve bazı meslek odaları yetkilileri ile ortak çabalarının bir sonucu olan Trablus'taki Tunus-Libya Fuarı’nın açılışı da söz konusu etkinlikler arasında yer alıyor.
İşleme, inşaat ve üretim alanları da dahil olmak üzere birçok hayati alana değinen fuara yaklaşık bin Tunuslu yatırımcı ve işadamının katılması ve fuarın, ticaret, temel hizmetler, bankacılık sektörü, ve özellikle yeniden yapılanma alanında iki ülke arasındaki ortaklığın güçlendirilmesi için önemli bir ivme kazandırması bekleniyor.
Bazı gözlemcilere göre Tunuslu yetkililer, özellikle Tunus ve Libya arasında önemli ticari, ailevi ve ekonomik ilişkiler olduğundan yeniden yapılanma programına aktif olarak katılmak için Libya'da istikrarın yeniden sağlanacağına inanıyorlar.
İtalya Dışişleri Bakanı Luigi Di Maio, bir sonraki bakanlar düzeyindeki Libya konulu Berlin Konferansı’nın 23 Haziran'da yapılacağını duyurdu. Tunuslu yetkililerin, daha önceki Berlin Konferansı’na katılmamaları yoğun tartışmalara yol açmıştı. Gözlemcilere göre Tunus’un Libya ile olan yakın ilişkisi düşünüldüğünde, Tunus, konferansı desteklemeye ve faaliyetlerine güçlü bir şekilde katılmaya çalışacak.



İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.


Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
TT

Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)

Sudan Doktorlar Ağı'na göre Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırısı sonucu, aralarında sekiz 8 çocuğun ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi hayatını kaybetti.

Ağ, aracın Güney Kurdufan eyaletinden kaçan yerinden edilmiş insanları taşıdığını ve el-Rahad şehrine geldiğinde hedef alındığını, bunun sonucunda ikisi bebek olmak üzere 24 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de tedavi için şehrin hastanelerine kaldırıldığını belirtti.

Doktorlar Ağı, bölgenin ciddi tıbbi kaynak sıkıntısı çektiği, bu durumun yaralı ve yerinden edilmiş kişilerin acılarını daha da artırdığı son derece karmaşık sağlık ve insani koşullar altında saldırının gerçekleştiğini ifade etti.