Koronavirüsün solunum yolu ile tedavi edilebileceği açıklandı

Reuters
Reuters
TT

Koronavirüsün solunum yolu ile tedavi edilebileceği açıklandı

Reuters
Reuters

ABD’deki Pittsburgh Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden araştırmacıları tarafından yapılan, Kovid-19 hastalığına neden olan SARS-CoV-2 virüsünün spike proteinini hedef alan solunabilir nanobodilerle ilglili bir araştırma, söz konusu nanobodilerin şiddetli semptomları önleyebileceğini ve tedavi edebileceğini gösterdi. Nanobodilerin monoklonal antikorlara benzediği ancak boyutlarının daha küçük olmasının yanı sıra istikrarlı ve üretilmesinin daha ucuz olduğu belirtildi. Bu, koronavirüs enfeksiyonlarının solunum yolu ile tedavi edilmesine yönelik ilk çalışma oldu.  
Science Advances dergisinde çarşamba günü yayımlanan, hamsterlar üzerinde yürütülen çalışmadaya katılan araştırmacılar,  Nanobody-21 (PiN-21) adı verilen, solunabilen aerosol haline getirilmiş nanobodinin düşük dozlarının hamsterları, genellikle şiddetli SARS-CoV-2 enfeksiyonu ile bağlantılı olan ciddi kilo kaybından koruduğunu ve virüsün etkisini nötralize etmeyen bir nanobodi kullanılan plasebo tedavisine kıyasla hayvanların burun boşluklarında, boğazlarında ve akciğerlerinde bulunan bulaşıcı virüs parçacıklarının sayısını bir milyon kat azalttığı sonucuna ulaştı.
Pittsburgh Üniversitesi’nde hücre biyolojisi alanında çalışmalar yürüten Yardımcı Doçent Yi Shi, üniversitenin internet sitesinde çarşamba günü yayınlanan raporda şu ifadelere yer verdi:
“Doğrudan enfeksiyon noktalarına (solunum yolu ve akciğerlere) solunum yolundan uygulanan bir ilacın kullanılması ile tedavileri daha etkili hale getirebiliriz. PiN-21’in ciddi hastalıklara karşı son derece koruyucu olabileceğini ve insanlar arasında viral aktarıma engel olabileceğini gösteren veriler nedeniyle oldukça heyecanlıyız. Bu veriler bizi cesaretlendiriyor.”
Yi Shi ve meslektaşları daha önce 8 binden fazla nanobodiden oluşan büyük bir repertuar ortaya koymuşlardı. Araştırmacılar bu repertuardan yüksek potansiyelli bir nanobodi (PİN-21) seçtiler ve antiviral etkinliğini daha da artırmak için trimerik bir forma çevirdiler. PiN-21, yapılan incelemeler doğrultusunda en güçlü antiviral nanobodi haline geldi.
Deneyler, enfeksiyon anında burun yolundan kullanılması halinde PiN-21’in koruyucu olduğunu gösterdi. Plasebo uygulanan hayvanların, bir haftalık enfeksiyonun ardından kilosunun yüzde 16’sını kaybetmesinin aksine PiN-21 tedavisi alan hamsterların kilolarında herhangi bir düşüş kaydedilmedi. Hamsterlarda görülen yüzde 16 oranında kilo kaybı, ortalama bir yetişkin için haftada yaklaşık 9,07 kilograma denk geliyor.
Çalışmada daha dikkat çeken nokta ise aerosol haline getirilmiş nanobodilerin çok düşük bir dozda solunmasının, akciğer dokusundaki bulaşıcı virüs partiküllerinin sayısını bir milyon kat azalttığı oldu. PİN-21 verilen hamsterlarda, plasebo etkili ilaç verilen hamsterlara göre akciğer yapılarında daha küçük değişiklikler görüldü ve iltihaplanma derecesi de daha düşük olarak gözlemlendi.
Araştırmacıların solunum yolu ile uygulanan tedavileri geliştirmek için üstesinden gelmeleri gereken çok sayıda zorluk vardı. Küçük partiküllü aerosollerin akciğerin derinliklerine ulaşması, bir araya toplanmayacak kadar küçük olmaları ve şiddetli baskıya dayanmaları gerekiyordu. PİN-21 nanobodileri, olağanüstü şekilde istikrara sahip olan monoklonal antikorlardan yaklaşık 4 kat daha küçük olmaları nedeniyle bu işlem için son derece uygun olarak değerlendiriliyor. Söz konusu nanobodiler oldukça ucuz olmalarının yanı sıra viral mutasyonlara uyarlanarak hızı bir şekilde üretilebiliyorlar.
İmmonoloji alanında çalışmalar yürüten, araştırmanın ortak yazarlarından Doçent Doug Reed raporda şunları söyledi:
“Kovid-19 artık 21’inci yüzyılın baskın hastalığı haline geldi. İlacı doğrudan akciğerlere ulaştırmak, tedavi kabiliyetimiz açısından büyük bir fark oluşturabilir.”
Araştırmacılar, nanobodilerin ve aşıların birbirini tamamladıklarına ve rekabet içinde olmadıklarına dikkat çekiyorlar. Aşı, virüsün yayılmasını önlemek için en etkili yöntem olmaya devam ediyor. Nanobodilerin, hasta olan ve sağlık nedenleriyle aşı olamayanların tedavisinde fayda sağlayacağı vurgulanıyor.
Araştırmacılar, ilaç kalitesine sahip nanobodileri hızla belirleme konusundaki kapsamlı bilgilerinin yanı sıra klinik denemeler öncesinde elde edilen ümit verici verilerin, koronavirüs pandemisini kontrol altına almak için uygun maliyetli bir tedavi seçeneği sunabileceğini gösterdiğini belirtiyorlar.



Okyanus tabanının altında tatlı su kaynağı olduğu doğrulandı

Çökelti örneklerinin alındığı yerler (Avrupa Okyanus Sondaj Araştırmaları Konsorsiyumu)
Çökelti örneklerinin alındığı yerler (Avrupa Okyanus Sondaj Araştırmaları Konsorsiyumu)
TT

Okyanus tabanının altında tatlı su kaynağı olduğu doğrulandı

Çökelti örneklerinin alındığı yerler (Avrupa Okyanus Sondaj Araştırmaları Konsorsiyumu)
Çökelti örneklerinin alındığı yerler (Avrupa Okyanus Sondaj Araştırmaları Konsorsiyumu)

Uluslararası bir keşif gezisi, okyanus tabanının altındaki gizli tatlı su rezervlerini ilk kez kapsamlı bir şekilde belgeleyerek, çok az anlaşılan bir sisteme dair yeni bilgiler sundu.

Su, gezegenimizin yüzeyinin yaklaşık yüzde 70'ini oluştursa da aynı zamanda yeraltı su kaynaklarında da depolanıyor.

Birçok kıyı topluluğu, tatlı su ihtiyaçları için bu su kaynaklarına bağımlı.

Yeraltındaki su kaynaklarının, deniz tabanının altında tatlı, hafif tuzlu su bölgelerine doğru açık denize gittiği biliniyordu ancak bunlar şimdiye kadar neredeyse hiç keşfedilmemişti.

Uluslararası Okyanus Keşif Programı 501 Seferi, deniz tabanının yaklaşık 200 metre altındaki bir bölgede tatlılaşmış suyu belgeledi ve örnekledi. New England kıyılarının açıklarında okyanus tabanının altından alınan çökelti örnekleri, ilk kez açık deniz tatlı su sistemlerinin varlığını doğruladı.

Araştırmacılar, bulguların dünyanın dört bir yanındaki benzer gizli su kaynaklarına daha fazla ışık tutabileceğini söyledi.

Devam eden çalışmalarda, bilim insanları, su kaynaklarını yerinde tutan ve su geçirmez tabakalar diye bilinen kumlu katmanlar da dahil olmak üzere, tortularda depolanan suyu örneklemeyi umuyorlar.

grthy
Uluslararası Okyanus Keşif Programı 501 Seferi, New England kıyılarının açıklarında okyanus tabanının altından tortu örnekleri aldı (Avrupa Okyanus Sondaj Araştırmaları Konsorsiyumu)

Colorado Maden Okulu'ndan jeolog Brandon Dugan, "Tatlılaşmış suyun hem denizel hem karasal tortularda, birden fazla tortu türünde bulunduğunu görmek bizi heyecanlandırdı" dedi.

Bu kadar farklı malzemelerdeki tatlı su, suyun hangi koşullarda buraya yerleştiğini anlamamıza yardımcı olacak.

Araştırmacılar, birçok kıyı bölgesinin tatlı su kaynakları için yeraltı suyuna bağımlı olması nedeniyle, bulguların toplum için büyük önem taşıdığını söylüyor.

ABD'nin kuzeydoğu kıyıları, açık deniz tatlı su rezervlerine sahip olduğu düşünülen en çok incelenen alanlardan biri. Tahminler, New Jersey ve Maine arasındaki Atlantik kıta kenarı boyunca yaklaşık 1300 kilometreküp depolanmış tatlı su olabileceğini gösteriyor.

ds67ı
Bilim insanları, tortu örneklerini renk ve yapı bakımından tanımlamak için Toprak Renk Şeması'nı kullanıyor (Avrupa Okyanus Sondaj Araştırmaları Konsorsiyumu)

Bunu daha iyi anlamak için, araştırmacılar New York'un her yıl 1,5 kilometreküp tatlı su, yani yaklaşık 1,5 trilyon litre kullandığını söylüyor.

Leicester Üniversitesi'nden sedimentolog Sarah Davies, "501 Seferi, başından beri yenilikçi oldu; okyanus sondaj topluluğu genelinde yeni araçlar, yeni yöntemler ve yeni işbirlikleri getirdi" dedi.

13 ülkeden yaklaşık 40 araştırmacının devam eden çalışmaları, besin maddelerinin dünyanın kıta sahanlığı tortularında nasıl döngüye girdiğini ve bu süreçlerin okyanus ekosistemlerini nasıl şekillendirdiğini ortaya çıkarabilir.

Dr. Davies, "Karadaki çalışmalar bu ivmeyi sürdürüyor ve örnekler şimdiden heyecan verici bir hikaye ortaya koyuyor" dedi.

Independent Türkçe


NASA, Jüpiter'in gerçek boyutunu ortaya çıkardı: "Ders kitaplarının güncellenmesi gerekecek"

Jüpiter, Güneş Sistemi'ndeki diğer tüm gezegenleri içine alabilecek kadar büyük (ESA)
Jüpiter, Güneş Sistemi'ndeki diğer tüm gezegenleri içine alabilecek kadar büyük (ESA)
TT

NASA, Jüpiter'in gerçek boyutunu ortaya çıkardı: "Ders kitaplarının güncellenmesi gerekecek"

Jüpiter, Güneş Sistemi'ndeki diğer tüm gezegenleri içine alabilecek kadar büyük (ESA)
Jüpiter, Güneş Sistemi'ndeki diğer tüm gezegenleri içine alabilecek kadar büyük (ESA)

NASA'nın Juno uzay aracı, Güneş Sistemi'nin en büyük gezegeni Jüpiter'in sanılandan biraz daha küçük ve basık olduğunu tespit etti.

Bir gaz devi olan Jüpiter büyük ölçüde hidrojen ve helyumdan oluşuyor. 

Daha önce NASA'nın Pioneer ve Voyager görevlerinden elde edilen veriler, devasa gezegenin ekvatordaki çapının 142 bin 984 kilometre, bir kutbundan ötekine olan uzunluğunun da 133 bin 708 kilometre olduğunu gösteriyordu.

Ancak İsrail'deki Weizmann Bilim Enstitüsü'nden araştırmacılar bu ölçümlerin tam isabetli olmadığını belirledi.

NASA'nın aracı Juno, 2016'dan beri Jüpiter'in yörüngesinde. Görev süresi 2021'de uzatılınca rotası değiştirilen Juno, Dünya'dan bakıldığında Jüpiter'in arkasından geçişler yapmaya başladı.

Bu sayede gezegenin büyüklüğünü daha net bir şekilde hesaplamak mümkün oldu. Aracın, Jüpiter'in arkasından Dünya'ya gönderdiği radyo sinyallerinin Jüpiter'in arkasından geçerken bükülmesi ya da zayıflaması, gezegenin boyutunu ölçmeye yarıyor.

Juno'nun ham verilerini işlemek için gereken teknikleri geliştiren Maria Smirnova "Radyo sinyallerinin, Jüpiter'in atmosferinden geçerken nasıl büküldüğünü izledik. Böylece bu bilgileri Jüpiter'in sıcaklık ve yoğunluğuna ilişkin ayrıntılı haritalara dönüştürdük ve dev gezegenin şekli ve boyutuna ilişkin şimdiye kadarki en net resmi elde ettik" diye açıklıyor.

Bulguları hakemli dergi Nature Astronomy'de 2 Şubat Pazartesi yayımlanan çalışmaya göre Jüpiter'in ekvatordaki çapı sanılandan 8 kilometre, kutupları arasındaki uzunluk da 24 kilometre daha küçük.

Çalışmanın yazarlarından Yohai Kaspi "Ders kitaplarının güncellenmesi gerekecek" diyor. 

Jüpiter'in boyutu elbette değişmedi; değişen, onu ölçme yöntemimiz.

Devasa bir gezegen için birkaç kilometrelik bir farkın önem taşımayacağı düşünülebilir ancak bilim insanları durumun böyle olmadığını söylüyor.

Araştırmayı yöneten Eli Galanti, "Bu birkaç kilometre çok önemli" diyor. 

Yarıçaptaki küçük değişimle, Jüpiter'in iç yapısını gösteren modellerimiz hem kütleçekim verileriyle hem de atmosferik ölçümlerle çok daha iyi uyum sağladı.

Jüpiter, gaz devi gezegenleri anlamada bir standart sunduğu için bu veriler Güneş Sistemi'nin ötesindeki gaz devleri hakkında daha iyi bir fikir sahibi olmaya katkı sağlıyor.

Independent Türkçe, Reuters, Space.com, NatureAstronomy


Gossip Girl yıldızından hayranları umutlandıran açıklama

38 yaşındaki Ed Westwick (sağda), Son Umut (Children of Men) ve Rambo'nun Oğlu (Son of Rambow) gibi yapımlardaki rolleriyle de tanınıyor (The CW)
38 yaşındaki Ed Westwick (sağda), Son Umut (Children of Men) ve Rambo'nun Oğlu (Son of Rambow) gibi yapımlardaki rolleriyle de tanınıyor (The CW)
TT

Gossip Girl yıldızından hayranları umutlandıran açıklama

38 yaşındaki Ed Westwick (sağda), Son Umut (Children of Men) ve Rambo'nun Oğlu (Son of Rambow) gibi yapımlardaki rolleriyle de tanınıyor (The CW)
38 yaşındaki Ed Westwick (sağda), Son Umut (Children of Men) ve Rambo'nun Oğlu (Son of Rambow) gibi yapımlardaki rolleriyle de tanınıyor (The CW)

Gossip Girl hayranları, Chuck Bass'in ikonik "Ben Chuck Bass" repliğini bir kez daha duyabilir mi? Bu ihtimal imkansız değil çünkü Ed Westwick, bir yan dizi gündeme gelirse karaktere yeniden hayat vermeye sıcak baktığını söyledi.

Kötü çocuk Chuck Bass'i canlandırmasıyla tanınan Ed Westwick'e, Hits Radio UK'e verdiği röportajda olası bir yan dizide rolüne dönüp dönmeyeceği soruldu. Westwick, karakterin zamanla Blair Waldorf'un sadık partnerine dönüşmesiyle dizinin en sevilen yüzlerinden biri olmuştu.

Oyuncu, "Chuck Bass'in şimdi nerede olduğunu görmek çok ilginç olurdu. Fakat herkesi yeniden bir araya getirmek gerçekten çok zor olur" dedi. Ardından da "Bu dünyada her şey mümkün. Evet, Chuck'ın bu aralar neler yaptığını bilmek harika olurdu, kesinlikle!" ifadelerini kullandı.

2007–2012'de 6 sezon süren Gossip Girl, Manhattan sosyetesinin içinde yaşayan zengin gençlerin skandallarla dolu hayatını izliyor, karakterlerin çıkarları için birbirlerini nasıl harcadığını anlatıyordu. 

Tüm bu kaos ise kimliği bilinmeyen acımasız bir blogger'ın anlatımıyla ekrana taşınıyordu. Dizinin oyuncu kadrosunda Westwick ve Meester'ın yanı sıra Blake Lively, Penn Badgley ve Chace Crawford gibi isimler de yer alıyordu.

Westwick, Hits Radio UK röportajında diziden en sevdiği sahneyi de anlattı. 

"En sevdiğim sahne, Empire State Binası'nın tepesinde olduğum sahneydi" diyen oyuncu, üçüncü sezon finalinde Chuck'ın Blair'ı binanın tepesinde beklediği anı hatırlattı: 

Empire State Binası'nın kimsenin giremediği ancak belki bir tamircinin falan girebildiği anten bölümünün içine tırmanmama izin vermişlerdi. Oraya çıkabilmek gerçekten çok havalıydı. Üzerimde bir smokin vardı.

Oyuncu sözlerini, "Bir sürü şey vardı, gerçekten çok eğlendik. Limuzinlerin arkasında geçen bazı sahneler de harikaydı. O dizinin parçası olduğum için çok şanslıyım" diyerek tamamladı.

Şu an için ilk Gossip Girl kadrosuyla bir yan dizi duyurulmuş değil. Öte yandan dizinin yeni oyuncu kadrosuyla çekilen yeniden çevrimi 2021–2023'te iki sezon sürmüştü. 

Ayrıca Deadline'ın dünkü haberine göre, dizinin ilham aldığı kitap serisinin yazarı Cecily von Ziegesar da Blair'ı merkeze alan ve ilk romanların 20 yıl sonrasında geçen bağımsız bir eser üzerinde çalışıyor.

Independent Türkçe, Hollywood Reporter, Hits Radio UK, Deadline