Mısır, Gazze’de ateşkesten daha kapsamlı bir anlaşma yapılması için çalışıyor

WHO, Gazze’deki hastalara ulaşılması ve tedavi edilmek üzere bölgeden tahliye edilmeleri çağrısında bulunuyor.

İzzeddin El-Kassam Tugayları'nın Refah’ta askeri tören düzenledi.(AFP)
İzzeddin El-Kassam Tugayları'nın Refah’ta askeri tören düzenledi.(AFP)
TT

Mısır, Gazze’de ateşkesten daha kapsamlı bir anlaşma yapılması için çalışıyor

İzzeddin El-Kassam Tugayları'nın Refah’ta askeri tören düzenledi.(AFP)
İzzeddin El-Kassam Tugayları'nın Refah’ta askeri tören düzenledi.(AFP)

Mısır’dan bir güvenlik heyeti dün Gazze Şeridi'nde Hamas Hareketi liderleri ve Filistinli gruplarla görüştü. Görüşmenin gündeminde ateşkesi devam ettirmek, Gazze Şeridi’nin yeniden inşası çalışmalarında ilerlemek ve Hamas ile İsrail arasında takas anlaşmasının yürürlüğe konmasını sağlamak vardı.
Cuma günü öğleden sonra Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Erez Sınır Kapısı’ndan bölgeye gren heyete Mısır istihbarat teşkilatında Filistin dosyasından sorumlu Tuğgeneral Ahmed Abdulhalık başkanlık etti.
Gazze Şeridi’ndeki Filistinli kaynaklar Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamalarda ziyaretin hedefinde geçici bir anlaşmadan ziyade Gazze’nin yeniden inşasına ve bir takas anlaşmasının gerçekleştirilmesine izin verecek uzun bir ateşkes yapılmasını sağlamak var. Ayrıca Mısır’ın gösterdiği çabaların yoğunlaştırılması amaçlanıyor.
Kaynaklar yaptıkları açıklamada “Bu ayın 21'inde gerçekleşen şeybir anlaşma değil sadece ateşkesti. Anlaşma yok. Şu an anlaşma üzerinde çalışılıyor” ifadelerini kullandılar.
Bu, Mısır heyetinin bir hafta içerisinde bölgeye üçüncü ziyaretiydi. Hamas Siyasi Büro Şefi İsmail Heniyye'nin de görüşmeleri tamamlamak üzere Hamas hareketinden bir heyetin başında Mısır'a gitmesi bekleniyor.
Mısır, son savaşın tekrar gündeme getirdiği iki devletli çözüm seçeneğine dayalı yeni bir siyasi sürece girilmesini sağlamak için ABD, Ürdün ve Filistinlilerle koordinasyon içinde çalışıyor.
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, ABD gözetiminde yeni bir barış sürecine girmeye hazır olduğunu duyururken Hamas Hareketi'nin Gazze Sorumlusu Yahya Sinvar “İşgalci güç, Batı Şeria ve Doğu Kudüs'ten çekilirse ve topraklarımızın bir kısmında devletimizi kurarsak ancak o zaman uzun vadeli bir ateşkes imzalama fırsatı olur” açıklamasında bulundu.
Filistinlileri ve İsraillileri yeniden müzakere masasına getirmeyi sağlayacak siyasi bir süreç başlatmak, Gazze Şeridi'nin yeniden inşa edilmesini desteklemek için belirlenen uluslararası koşullar arasında yer alıyor.
Ürdün Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Eymen es-Safadi, Portekiz'in başkenti Lizbon'da düzenlenen Avrupa Birliği’nin (AB) gayri resmi toplantısında AB dışişleri bakanlarıyla bir araya geldi. Safadi yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
“Avrupalı ortaklarla adil ve kapsamlı bir barış sağlamak için ciddi ve aktif bir müzakere sürecini yeniden başlatma olasılıkları hakkında istişarelerde bulunduk. Bu, ilerleme kaydetmek, yalnızca radikal gündemlere hizmet eden umutsuzluğu kontrol altına almak ve adil ve sürdürülebilir bir barışa doğru ilerlemek için gerekli olan umudu yeniden yeşertmek açısından önemlidir. Bölgenin ihtiyaç duyduğu siyasi ufku bulma ve Gazze’yi yeniden imar etme konusunda iş birliği yapılması için bir fırsattır.”
AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, AB'nin iki devletli çözümü hem İsraillilere hem de Filistinlilere onur, özgürlük ve birlikte yaşama imkanı sağlayacak tek seçenek olmasından dolayı desteklediğini vurguladı.
Borrell, perşembe akşamı Brüksel'de AB dışişleri bakanlarının toplantısının ardından düzenlediği basın toplantısında şu ifadeleri kullandı:
“Ateşkes yapılması, ardından şiddetin yaşanması ve sonra yeniden bir ateşkes yapılması şeklinde ilerleyen sürece güvenemeyiz. Barışa ihtiyacımız var. Barış mucizeyle değil, siyasi müzakereler ile gelir. Çok fazla bir çözüm yok. Bu yeni şiddet dalgasının bir kez daha gösterdiği gibi, mevcut durum yaşamaya elverişli değil. İki devletli çözümü kabul etmeliyiz. Bu çözümden çok uzaktayız. Bu yüzden bunu masaya koymalı ve sadece sihirli kelimeleri (iki devletli çözüm) söylemekle kalmayıp bunun üzerinde de çalışmalıyız.”
Borrell daha önce yaptığı bir açıklamada AB'nin siyasi bir çözüm olmadan Gazze'nin yeniden inşasını desteklemesinin mümkün olmadığını söylemişti.
Reuters’ın haberine göre Dünya Sağlık Örgütü (WHO) dün Cenevre’de Gazze Şeridi’ndeki hastalara ulaşılması ve gerekli tedaviyi almaları için tahliye edilmeleri çağrısında bulundu. Sağlık personelinin 11 gün süren çatışmaların ardından hasta ve yaralılarla ilgilenme sürecinde karşılaştıkları baskıya dikkat çekildi.
WHO Sözcüsü Fadela Chaib konuya ilişkin yaptığı açıklamada, bu ay yaşanan çatışmaların başlangıcından bu yana aralarında kronik hastalıktan muzdarip olanların da bulunduğu yaklaşık 600 hastanın Gazze Şeridi'nden tahliye edilmesi gerektiğini ancak geçişlerin kapanması nedeniyle bunun mümkün olmadığını söyledi. “Filistinlilerin ihtiyaç duydukları tedavileri almaları, özellikle de Gazze Şeridi dışında tedavi görmeleri için yardımcı olmamız oldukça önemli” ifadesini kullanan Chaib, WHO'nun Gazze Şeridi'ne girip giremeyeceğinden emin olmadığını belirtti.
WHO dışındaki diğer yardım kuruluşları da Gazze’ye insani yardım ulaştırmanın ve ilaç tedarik etmenin zorluğundan şikayetçi. Zira İsrail’in hava saldırıları onlarca tıp merkezine zarar verdi ve bu da WHO’nun sağlık tesisleri üzerindeki baskının şiddeti konusunda uyarıda bulunmasına neden olmuştu.
Sınır Tanımayan Doktorlar Örgütü’nün (MSF) Gazze Misyonu Başkanı Helen Ottens-Patterson gazetecilere verdiği demeçte şu ifadeleri kullandı:
“Sağlık sisteminin mevcut durumla mücadele etme gücü tamamen bitik bir vaziyette. WHO’dan bir ekip bu hafta Sağlık Bakanlığı’na ulaşmak için moloz yığınlarının ve cam kırıklarının arasından geçmek zorunda kaldı.”
Yardım görevlileri bombalamalar nedeniyle yerinden edilen çok sayıda kişinin sığınak aramak için toplandığı göz önüne alındığında, son çatışmaların ardından Kovid-19 vakalarında artış görülme olasılığına ilişkin endişelerini dile getirdiler.
DPA’nın haberine göre Almanya Dışişleri Bakanlığı, Filistin bölgelerine 15 milyon euro değerinde bir insani yardım paketi tahsis etmeyi planlıyor. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü dün yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“Gazze'deki sivillere insani yardım yapılması, Almanya hükümetinin verdiği büyük önemi gösteriyor. Bu, bir hafta önce başlayan ateşkesin istikrarlı ve sürdürülebilir olması için önemli bir yapı taşını temsil ediyor.”
Sözcü bu fonun büyük bir kısmının Gazze'ye malzeme tedarik etmeye ayrılacağını belirterek Berlin hükümetinin bu yardımla bu yıl Gazze Şeridi'ne 50 milyon euro üzerinde destek sağlamış olacağına dikkat çekti.
Sözcü Almanya Dışişleri Bakanlığı’nın insani yardımların tahsisi konusunda Birleşmiş Milletler (BM) kuruluşlarıyla yakın temas içinde olduğunu belirterek taahhüt edilen fonların BM Filistinli Mültecilere Yardım Ajansı (UNRWA) ve Dünya Gıda Programı (WFP) aracılığıyla, bölgeye acil gıda maddeleri tedarik etmek için kullanılacağını bildirdi.
Almanya'nın bu yardımlar olmadan yiyeceğe ulaşamayacak 1,4 milyon kişiye doğrudan yardım ettiğini ifade eden Sözcü “BM İnsani İşler Koordinasyon Ofisi'nin (OCHA) ve Uluslararası Kızılhaç Komitesi’nin (ICRC) Kovid-19 salgınıyla mücadele konusundaki çalışmalarını da destekliyoruz” dedi.



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.