Fas ve Cezayir neden Afrika kıtasının ‘liderliği’ için rekabet ediyor?

Batı Sahra sorununu, dış politika ve diplomasi gündemine malzeme etme çabaları

Fas, Cezayir halk hareketini olumlu karşıladı (AP)
Fas, Cezayir halk hareketini olumlu karşıladı (AP)
TT

Fas ve Cezayir neden Afrika kıtasının ‘liderliği’ için rekabet ediyor?

Fas, Cezayir halk hareketini olumlu karşıladı (AP)
Fas, Cezayir halk hareketini olumlu karşıladı (AP)

Nevfel eş-Şarkavi
Gerçek bir Mağrip Birliği’nin kurulmasındaki başarısızlığın ardından Mağrip ülkeleri, Fas, Cezayir ve Tunus, Avrupa Birliği (AB) gibi ekonomik bloklarla ortaklıklarını güçlendirmeye çalıştılar, ancak Avrupa kıtası ülkelerindeki ekonomik krizler ve aşırı sağın yükselişi, Güney ülkeleriyle ortaklıklarının koşullarını zorlaştırdı. Bunun sonucunda Mağrip ülkelerinin dikkati, son yıllarda önemli bir pazar haline gelen Afrika kıtasına yöneldi.
Fas, finans ve iletişim alanlarındaki yatırımlarının güçlendirilmesine katkıda bulunan ekonomik hedeflere rağmen, Batı Afrika’ya yönelik ekonomik ve diplomatik faaliyetlerin artmasına katkıda bulunan Polisaro Cephesi (Frente Polisario) liderliğindeki Batı Sahra Demokratik Arap Cumhuriyeti üyeliğinin kabulüne itiraz ederek 1984'te çekildiği Afrika Birliği (AfB) üyeliğine 2017 yılında geri döndü.
Fas, eski Cumhurbaşkanı Abdulaziz Buteflika'nın hastalanmasından sonra Cezayir’in son yıllarda kıtadaki nüfusunun azalmasından faydalanıyor. Bu arada Cezayir ile Afrika ülkeleri arasındaki ticaret hacminin 2018 yılında en düşük seviyesine gerilediği ve üç milyar doları geçmediği biliniyor.
Ancak bahsi geçen tüm bu ekonomik hedeflere rağmen, kıtadaki nüfusunu güçlendiren ve Batı Sahra sorununu, dış politika ve diplomasi gündemlerine malzeme eden Fas ve Cezayir'i rekabete iten sebep nedir?

Rekabetin belirleyicileri
Analistler, hem Rabat hem de Cezayir'in Afrika kıtasına nüfuz etme düşüncesinin yanı sıra üstünlük ve hegemonya arzusuna da sahip olduklarına dikkat çekiyorlar. Faslı uluslararası ilişkiler uzmanı ve araştırmacı Abdulvahid Vild Mevlud, Fas ve Cezayir arasında Afrika kıtası üzerinde yaşanan rekabeti, iki ülkenin Afrika düzeyindeki konumu ve uluslararası güçlerin stratejisi içindeki Afrika gerçeği göz önüne alındığında temel belirleyiciler tarafından yönetildiğine işaret etti. Mevlud, “Her iki taraf da kara kıtaya jeostratejik gündemlerine göre bakıyor” ifadelerini kullandı.
Bu belirleyicilerin başında iki ülkenin de kendi bölgesel liderliğini ve üstünlüğünü diğerine dayatma çabasının geldiğini söyleyen Mevlud, Cezayir-Afrika ilişkileri ve Fas-Afrika ilişkileri kıyaslaması açısından baktığımızda bu sonuca varacağımızı söylüyor.
Cezayirli gazeteci Rabia Ahris, Cezayir’in yeni siyasi otoritesi göz önünde bulundurulduğunda Cezayir ve Rabat arasındaki siyasi, diplomatik ve güvenlik dosyalarının yanı sıra Batı Sahra dosyasıyla ilgili mevcut anlaşmazlığın kıtada açık bir rekabete dönüştüğünü söyledi. İki ülke için de Afrika pazarlarının birinci öncelik haline geldiğini belirten Ahris, bu önceliğin, yoğun ziyaret diplomasisi ile güçlendirildiğini ve Cezayir’in eski Cumhurbaşkanı Abdelaziz Buteflika döneminde başlatılan stratejik projeleri yeniden canlandırdığını kaydetti.
Faslı uluslararası ilişkiler uzmanı İsam Learusi ise esasen Sahra meselesinden beslenmediği için konunun yeni olmadığını, Fas'ın 1984'te ayrıldığı AfB de dahil olmak üzere temel kanallar aracılığıyla Afrika’nın iş birliği alanına para pompalayan dönemin Cezayir Cumhurbaşkanı Huvari Bumedyen ile Cezayir'in 1960'lı ve 70’li yıllarda Afrika'yı hegemonyası altına almasına dair özel bir endişenin söz konusu olduğunu söyledi. Yaşananların Cezayir’i AfB aracılığıyla hem maddi imkânlar hem de ikili ilişkiler düzeyinde Afrika'da daha fazla alana ulaşmasını sağladığını kaydeden Learusi, ancak Cezayir’in, ekonomik değişim veya yatırımlar düzeyinde ordu ekonomisiyle ilgilendiğini, çünkü en çok oyu alacağı finansal likiditeye sahip oldukları sürece Afrika'ya yatırım yapmakla ilgilendiklerini belirtti. Learusi, bu aşamada Cezayir diplomasisinin, özellikle Fas'a karşı oldukça aktif yürütüldüğünü kaydetti.

Batı Sahra sorunu
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia aktardığı analize göre, Rabat, Cezayir’i Batı Sahra bölgesi üzerinde Fas ile egemenlik konusunda ihtilafa düşen Polisario Cephesi'ni desteklemekle suçlarken Cezayir, Rabat’ı Batı Sahra'nın işgalcisi olarak görüyor ve ‘Sahravi halkının’ kendi kaderini tayin etme ilkesini destekliyor. Bu yüzden Batı Sahra sorunu Fas-Cezayir çekişmesinin temelini oluşturuyor.
Batı Sahra sorununun bu bölgedeki rekabetin merkezinde yer aldığını söyleyen Learusi, “Ancak en nihayetinde Fas ve Cezayir arasındaki bu dengeyi destekleyen veya sürdüren bölgesel müttefikler ve taraflar üzerinden konunun jeopolitik boyutları olduğuna inanıyorum. ABD’nin yeni yönetimi, bu dengeyi sağlamaya çalışırken, İspanya, Fas’ın Batı Sahrası üzerindeki hegemonyasını reddediyor ve halen silah anlaşmaları çerçevesinde Cezayir ile dengeli ilişkiler üzerinden bu dosyayı tartışıyor” ifadelerini kullandı.
Faslı uluslararası ilişkiler uzmanı sözlerini şöyle sürdürdü:
“Tüm bu faktörler, denklemin basit değil, daha çok rekabetçi ve hakimiyet kurmaya yönelik olduğuna dair genel bir tablo ortaya koyuyor. Ama her bir ülkenin kendi bakış açısı var. Cezayir içeriden değişmedikçe ve krizi yurt dışına ihraç etmeye çalıştıkça bu yaklaşımın yıllarca devam edebileceğini düşünüyorum.”
Cezayirli siyasi aktivist Muhammed Hudeybi de Ülkesi ile Fas arasındaki siyasi ve diplomatik durum ile iki ülke arasındaki uluslararası ve bölgesel nüfuzun, sömürge dönemindeki halk devrimleri zamanına kadar uzanan tarihi ve jeopolitik nedenlerle giderek daha da derinleştiğini belirtti. Hudeybi, “Batı Sahra sorununda mesele daha da karmaşık hale geldi. Daha sonra Fas, Siyonist oluşumla (İsrail) barış anlaşması imzalayanlar konvoyuna katılarak Batı Sahra Bölgesi’nde yabancı konsolosluklar açmak karşılığında Filistin dosyasını feda etti” şeklinde konuştu.
Fas'ın Cezayir'in iç ve dış politikasına baskı uygulayan Fransa, ABD ve İsrail ile yaptığı anlaşmaların Cezayir’i Afrika, Mağrip ve Arap ülkelerinden izole olması için girişimler yarattığını söyleyen Hudeybi, bunun Cezayir'deki yeni siyasi otoriteyi, özellikle Afrika Sahel bölgesindeki ülkeler veya uluslararası ortakları aracılığıyla bölgesel, güvenlik ve ekonomik alandaki stratejik konumunu korumak için akıllıca siyasi kararlar almaya ittiğini ifade etti.

Hatalar
Faslı araştırmacı Evlad Melud, Soğuk Savaş sırasında Cezayir'in kendisini sosyalist akıma yakın bulduğunu ve şovenist sol bir liderliği miras aldığını söyledi. Cezayir'in kendisini birçok kez Afrika'nın büyük lideri olarak konumlandırmaya ve uluslararası ve bölgesel forumlarda Afrikalıların haklarını savunmaya çalıştığına işaret eden Melud, “Bu mesele sadece Cezayir tarafından kullanılmadı, Kaddafi dönemi Libyası ve benzer başka ülkeler de kullandı” dedi. Melud, “Dünyanın ideolojiyi ve bireyciliği tanımayan yeni bir dünya düzenine girmesiyle Cezayir da bundan mahrum kalmamış, hatta uluslararası toplumla çeşitli konularda iş birliğine, dayanışmaya ve koordinasyona açık hale gelmiştir” ifadelerini kullandı.
Rabat'ın bir noktada Afrika tarafını terk ederek ve tüm çıkarlarını Avrupa'ya yönelterek Afrika'ya karşı ciddi diplomatik hatalar yaptığını düşünen Melud, “Fas, Afrika'dan uzaklaşmasının ciddi bir hata olduğunu anladığında, Afrika ile arasında yakınlaşma, iş birliği ve koordinasyon politikası benimsemeye başladı. Fas diplomasisinin bundan iyi bir ders çıkardığına inanıyoruz. Bu da Fas'ın AfB düzeyinde bıraktığı boşluktan yaralanamayan Cezayir'e kıyasla son yıllarda Afrika politikasını oluşturmasını sağlaydı. Bu, başka bir açıdan, Fas'ın AfB’den çekilmesine rağmen bazı Afrika ülkeleriyle ilişkilerinin sürdüğüne işaret etmektedir. Fas, kazan-kazan mantığıyla güney-güney iş birliğini hedefleyen bir Fas-Afrika politikası izlemek için tüm imkanlarını seferber etmiştir. Bilindiği üzere kara kıta, doğal kaynaklarına ve uluslararası konumuna rağmen ekonomik, siyasi ve hatta güvenlik krizleri yaşıyor” yorumunda bulundu.

Kapsamlı yönelme
Fas’ın Afrika ile olan ilişkilerinde bir bölge pahasına başka bir bölgeye yönelmediğini, bunun yerine kıtanın güvenliğini, ekonomisini ve siyasetini ilgilendiren konuları bir araya getirmeye çalıştığı kapsamlı bir yaklaşım sergilediğini vurgulayan Melud, “Fas'ın diplomasisini bazı zamanlarda savunmadan saldırıya dönüştüren neden de budur. Buna karşın Cezayir, Fas ile Afrika arasındaki ilişkilerin gelişmesinden zarar görmemek için yalnızca Fas'ı sınırlama ihtiyacına göre hareket ediyor” diye konuştu.
Faslı araştırmacı, ülkesinin Afrika ülkeleriyle olan ilişkilerine ilişkin tüm konulara Batı Sahra sorunuyla birlikte müdahale ettiği için yaptığı hataları düzelttiğini ve şimdi Afrika ile ilgilendiğini belirterek, Fas’ın tüm Afrika ülkeleriyle iş birliği yapmak için diplomatik bir iradeye sahip olduğunu söyledi.
İsam Learusi ise Fas'ın bazı ikili ilişkilerdeki çıkmazı kırması ve AfB’ye birlik için bir atılım olarak kabul edilen yeni haliyle dönmesi karşılığında oluşturduğu ekonomik yatırım denklemine güvendiğini işaret ederek, Fas’ın diplomatik stratejisinde, tepki vermeme veya meydanı boş bırakmak yerine hareket etmeye yönelik bir yaklaşım değişikliği olduğunu belirtti.
Learusi sözlerini şöyle sürdürdü:
“Fas,  bir yandan Afrika kıtası için kargaşa veya istikrarsızlık yaymaktan başka hiçbir şey yapmayan Polisaryo Cephesi’ni desteklemek yerine AfB’yi siyasileştirme ve temel hedeflerinden, kıtanın ve Afrikalıların kalkınmasına odaklı gerçek güncel sorunlardan uzaklaştırmaya çalışırken bir yandan AfB içinde iyi ikili ilişkilerin geliştirilmesine yönelik temel adımlar atmayı ve Cezayir’in ana unsuru olduğu bölgesel kutuplaşmaları kırmayı başardı.”
Fas’ın aynı zamanda terörle mücadele yaklaşımına da güvendiği söyleyen Learusi, “Fas’ın bu alanda Cezayir'den daha başarılı olduğunu ve bu konuda Batı'nın güvenini kazandığını düşünüyorum. Çünkü Fas’ın, yarı askeri bir blok oluşturan Batı Afrika ülkelerine 2002’den bu yana artık bir taktik haline gelen desteğini sürdürmesinin birçok boyutu var” dedi.
Öte yandan Cezayirli ekonomist Abdurrahman Aya, Avrupa ülkeleri ve ABD gibi kıtadaki güçlü ülkelerin ve ardından Çin’in mücadelesi çerçevesinde Cezayir’in Afrika'daki tüm ekonomik hedeflerine ulaşabileceğine ihtimal vermiyor. Cezayir’deki petrokimya endüstrisinin üretim makinelerinin eskimesi nedeniyle önemli bir bozulma ve hidrokarbon sektörü dışındaki resmi ve özel şirketlerin daha önce eşi-benzeri görülmemiş mali zorluklar yaşadığını belirten Aya, ortaklık anlaşmalarının Cezayir’in benimsediğinin tam tersi olan petrol ve gaz sahaları dışında yapılması gerektiğini vurguladı.
Buna karşın Cezayir Başbakanı Abdulaziz Ceread, ülkesinin kıtada güçlü bir konuma sahip olduğunu vurgulayarak Cezayir’in, ulusal ve bölgesel altyapı projelerinin yer aldığı kalkınma alanında bölgesel bir yaklaşım benimseyerek kıtasal bütünleşme sürecinin teşvik edilmesi gerektiğine inandığını vurguladı.



Faslılar, 2030 Dünya Kupası öncesinde hükümetin şeklini belirleyecek seçimde oy kullanıyor

Rabat yakınlarındaki Yeni Salé'de İstiklal Partisi'nin kadınlara yönelik seçim kampanyası etkinliği, (Reuters)
Rabat yakınlarındaki Yeni Salé'de İstiklal Partisi'nin kadınlara yönelik seçim kampanyası etkinliği, (Reuters)
TT

Faslılar, 2030 Dünya Kupası öncesinde hükümetin şeklini belirleyecek seçimde oy kullanıyor

Rabat yakınlarındaki Yeni Salé'de İstiklal Partisi'nin kadınlara yönelik seçim kampanyası etkinliği, (Reuters)
Rabat yakınlarındaki Yeni Salé'de İstiklal Partisi'nin kadınlara yönelik seçim kampanyası etkinliği, (Reuters)

Fas'ta seçmenler bugün, 2030 FIFA Dünya Kupası finallerine ev sahipliği hazırlıkları kapsamında yürütülen 20 milyar dolarlık planın son aşamalarını yönetecek hükümetin yapısını belirleyecek parlamento seçimleri için sandık başına gidiyor. Seçimlerin aynı zamanda ekonomik kazanımların ülkedeki hayal kırıklığı yaşayan gençlere yönlendirilmesini amaçlayan projelerin geleceğini de şekillendirmesi bekleniyor.

Parlamento seçimlerinin Fas'taki güç dengesinde köklü bir değişiklik yaratması beklenmiyor. Ancak yeni Temsilciler Meclisi, gençlerin artan hoşnutsuzluğunu gidermeye yönelik girişimleri hayata geçirmekle yükümlü olacak. Şarku’l Avsatın Reuters'ten aktardığına göre bu hoşnutsuzluk, geçen yıl İspanya'nın Ceuta (Sebte) özerk bölgesine toplu geçiş girişimi ve “Z Kuşağı” öncülüğündeki, ölümlere yol açan protestolarla kendini gösterdi.

2011'de kabul edilen Anayasa uyarınca kral, 395 sandalyeli parlamentoda en fazla sandalye kazanan partiden başbakanı atıyor.

İslamcı Adalet ve Kalkınma Partisi destekçileri, Rabat yakınlarındaki Yeni Salé'de seçim kampanyasına katılıyor (Reuters).
İslamcı Adalet ve Kalkınma Partisi destekçileri, Rabat yakınlarındaki Yeni Salé'de seçim kampanyasına katılıyor (Reuters)

Başbakanın ardından hükümet koalisyonunu oluşturmak için istişarelerde bulunması ve bakanların listesini hazırlayarak kralın onayına sunması gerekiyor.

Sandıklar sabah saat 08.00'de açıldı ve 19.00'da kapanacak. İlk sonuçların genellikle seçimden sonraki gün açıklanması bekleniyor.

Katılım oranı, özellikle genç seçmenlerin sandığa ilgisi yakından takip edilecek. Katılımın, vatandaşların seçilmiş kurumlarla ne ölçüde etkileşim içinde olduğuna ve bu kurumlara duyduğu güvene ilişkin bir gösterge olarak değerlendirilmesi bekleniyor.

Fas'ta oy kullanma yaşındaki nüfus yaklaşık 27 milyon kişiden oluşuyor. Ancak seçmen kütüklerine kayıtlı kişi sayısı 15,8 milyonda kalıyor. Bu sayı, 2021 seçimlerine kıyasla yaklaşık yüzde 12'lik düşüş anlamına geliyor.

Harcama planları

Mevcut parlamentodaki iki büyük parti olan Ulusal Bağımsızlar Birliği (RNI) ile Asalet ve Çağdaşlık Partisi (PAM), gelecek beş yıllık yasama döneminde yaklaşık 1 milyon istihdam yaratma sözü verdi. İki parti ayrıca konut, ücretler ve hastanelerde iyileştirme vaatlerinde bulundu.

İki parti koalisyon hükümetinde birlikte yer alıyor. Ancak seçim kampanyası sırasında gıda fiyatlarındaki artışın önlenememesi ve diğer politika alanlarındaki eksiklikler konusunda birbirlerini suçladılar.

Bu anlaşmazlıklar nedeniyle Asalet ve Çağdaşlık Partisi yöneticileri, seçimden birinci çıkması halinde Ulusal Bağımsızlar Birliği ile yeniden koalisyon kurmayacağını açıkladı.

2021'den bu yana hükümete başbakan olarak liderlik eden milyarder iş insanı Aziz Ahnuş ise bu kez yeniden aday olmayacak. Ahnuş, bu yıl Ulusal Bağımsızlar Birliği'nin genel başkanlığından da ayrılmıştı.

Fas Kraliyet Futbol Federasyonu Başkanı ve Ekonomi ve Maliye Bakanlığı'nda bütçeden sorumlu bakan yardımcısı Fouzi Lekjaa, seçimlerden birkaç hafta önce Asalet ve Çağdaşlık Partisi yönetimine katıldı. Lekjaa, 2030 FIFA Dünya Kupası organizasyon komitesine de başkanlık ediyor.

Fas, İspanya ve Portekiz'le birlikte ev sahipliği yapacağı Dünya Kupası öncesinde stadyumlar, demiryolları ve diğer altyapı projelerine büyük yatırımlar yapıyor.Ülke ayrıca 2035'e kadar kişi başına düşen ekonomik üretimi iki katına çıkarmayı hedefliyor.

Uluslararası Para Fonu (IMF), planlanan harcamaların yaklaşık 190 milyar dirhem, yani 20 milyar dolar olduğunu tahmin ediyor. Bu tutar, Fas'ın 2024'teki GSYH'sinin yaklaşık yüzde 12'sine denk geliyor.

Seçimde yarışan diğer partiler arasında iktidar koalisyonunun ortağı olan muhafazakâr milliyetçi İstiklal Partisi, önceki seçimlerde ağır bir yenilgi alan İslamcı Adalet ve Kalkınma Partisi ile çeşitli sol partiler bulunuyor.


Irak, “silahsızlanma” sürecini 2027’nin ortasına erteledi

Irak Başbakanı Ali Zeydi, New York’ta ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile görüşmesi sırasında (Hükümet basın ofisi)
Irak Başbakanı Ali Zeydi, New York’ta ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile görüşmesi sırasında (Hükümet basın ofisi)
TT

Irak, “silahsızlanma” sürecini 2027’nin ortasına erteledi

Irak Başbakanı Ali Zeydi, New York’ta ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile görüşmesi sırasında (Hükümet basın ofisi)
Irak Başbakanı Ali Zeydi, New York’ta ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile görüşmesi sırasında (Hükümet basın ofisi)

Irak, silahlı grupların silahsızlandırılmasına yönelik planını 2027 yılının ortasına erteledi. Planın daha önce bu ayın sonunda uygulanmaya başlanması öngörülüyordu.

Irak Başbakanı Ali Zeydi, dün yaptığı açıklamada, silahlı grupların unsurlarının devlet kurumlarına entegre edilmesini öngören bir plan açıkladı. Zeydi planın, grupların saldırılarını durdurmaları karşılığında ABD saldırılarına maruz kalmamalarını öngören 90 günlük bir aşamayla başlayacağını belirtti.

Ancak ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Zeydi ile New York'ta gerçekleştirdiği görüşmenin ardından yayımlanan açıklamada, Irak Başbakanı ile “milislerin dağıtılması ve saldırılarının durdurulması” konusunda mutabakata vardığını söyledi.

ABD'nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Tom Barrack ise Irak'ın, “Haziran 2027 sonuna kadar askeri güce sahip tek makamın devlet olması” yönünde taahhütte bulunduğunu ifade etti.


Gazzeliler, alternatifleri olmaksızın yıkılma tehlikesi bulunan çatılar altında

Gazze kentinde yerinden edilen Filistinli Bassam Nasır, kendisi ve ailesinin barındığı yıkılmış bir binanın enkazı arasında duruyor (Şarku'l Avsat)
Gazze kentinde yerinden edilen Filistinli Bassam Nasır, kendisi ve ailesinin barındığı yıkılmış bir binanın enkazı arasında duruyor (Şarku'l Avsat)
TT

Gazzeliler, alternatifleri olmaksızın yıkılma tehlikesi bulunan çatılar altında

Gazze kentinde yerinden edilen Filistinli Bassam Nasır, kendisi ve ailesinin barındığı yıkılmış bir binanın enkazı arasında duruyor (Şarku'l Avsat)
Gazze kentinde yerinden edilen Filistinli Bassam Nasır, kendisi ve ailesinin barındığı yıkılmış bir binanın enkazı arasında duruyor (Şarku'l Avsat)

Gazze'deki yetkililer, bölgede sakinlerin yaşadığı ve yıkılma tehlikesi bulunan bina sayısının yaklaşık 2 bin olduğunu tahmin ediyor. Buna rağmen bölge halkı ve yetkililer, kendilerini barındıkları binaların çatılarının çökmesi tehlikesine karşı koruyabilecek herhangi bir alternatif bulunmadığını kabul ediyor.

Gazze kentinde bir hafta önce “Saade” binasının çökmesinden zarar gören kişiler ve görgü tanıkları, yaklaşan kış ve yağışlarla birlikte ortaya çıkabilecek tehlikelere ilişkin “Şarku'l Avsat”a konuştu. Görgü tanıkları ve mağdurlar, yağışların, İsrail'in Gazze'ye yönelik savaşı sırasında hasar gören diğer binaların da çökmesini hızlandırabileceği uyarısında bulundu.