Yemen: Griffiths, Husi lideri ile yaptığı uzlaşı görüşmenin sonuçlarını Riyad'da görüştü

BM ve ABD Temsilcilerinin Yemen hükümeti ile görüşmeleri sürerken, Yemen Dışişleri Bakanı Mübarek Husilere baskı yapmanın önemini vurguladı.

Martin Griffiths (Reuters)
Martin Griffiths (Reuters)
TT

Yemen: Griffiths, Husi lideri ile yaptığı uzlaşı görüşmenin sonuçlarını Riyad'da görüştü

Martin Griffiths (Reuters)
Martin Griffiths (Reuters)

Yemen Dışişleri Bakanı Ahmed Avad bin Mübarek, BM Yemen Özel Temsilcisi Martin Griffiths ve ABD Temsilcisi Tim Lenderking ile dün Riyad'da görüşmesinde yaptığı açıklamada, Yemen hükümeti’nin Martin Griffiths'in barış planında önerilen tüm konuları ele alan kapsamlı bir ateşkes önceliğine yönelik tutumunu yineledi. 
Kısa süre önce Husi milis lideri Abdulmelik el-Husi ile yaptığı görüşmenin ardından, Sana'dan meşru hükümet ile paylaşacağı bazı fikirler ile döndüğünü söyleyen Griffiths, bunun planında önerilen noktaların uygulanmasının önceliği konusundaki anlaşmazlığı gidermek amacıyla BM’nin gösterdiği çabalar çerçevesinde geldiğini belirtti. Husiler, kapsamlı bir ateşkesten uzak bir şekilde Sana Havaalanı ve Hudeyde Limanı üzerindeki kısıtlamaların kaldırılmasında ısrar ederken, Yemen hükümeti Marib'e saldırıların durdurulması da dahil olmak üzere kapsamlı bir ateşkesin insani acıları sona erdirmenin temeli olduğunu düşünüyor.
Resmi kaynaklara göre Bakan Mübarek, Griffiths ile görüşmesinde Yemen bölgesindeki son gelişmeleri ve üzerinde anlaşmaya varılan referanslara göre kapsamlı ve kalıcı barışı sağlamak için savaşı durdurmaya yönelik uluslararası çabaları ele aldı.
Yemen resmi ajansı Saba’da yer alan habere göre Bakan Mübarek, Husi darbeci milislerin neden olduğu insani acıyı sona erdirmek için BM Temsilcisi tarafından gösterilen çabalara Yemen hükümetinin desteğini vurguladı. Aynı zamanda, Husileri barışın gereklerine uymaya zorlamak, Yemen halkının kanının dökülmesini ve dış gündemlerin uygulanması yoluyla bölgenin istikrarsızlaştırılmasını durdurmak için uluslararası toplumun açık mesajlar göndermesinin ve Husi milislerine azami baskı uygulamasının önemini belirtti.
Yemen Dışişleri Bakanı, kapsamlı bir ateşkesin, her türlü acının sona ereceği ve insani ve ekonomik çıkmazların ele alınacağı en önemli ve temel insani adım olduğunun açık olması gerektiğini vurguladı.
Aynı kaynaklara göre, Marib’deki askeri ve insani duruma da değinen Mübarek, Husi milislerinin tüm intihar girişimlerinin başarısız olduğunu ve devam eden umutsuz girişimlerine rağmen karanlık gündemlerini ve fikirlerini uygulamalarının imkansızlığının tamamen farkında olduklarını vurguladı. 
Yemenli Bakan ayrıca, Husi milislerinin anlaşmadan kaçınmaya devam etmesi ve uluslararası toplumla pazarlık yapmaya çalışması sonucunda Safir petrol tankerinin durumunun tehlikesi konusunda uyardı. Yemen hükümetinin bu duruma karşı her zaman uyarıda bulunduğunu belirten Bakan, yakın bir çevre felaketini önlemek için daha sert tutumlar gösterilmesi gerektiğini kaydetti.
Yemenli resmi kaynaklara göre Grifftihs ise, Yemen hükümetinin barış çabalarını destekleme konusundaki tutumundan dolayı takdirini ifade ederek, uluslararası toplumun Yemen halkının aradığı güvenlik ve istikrarı sağlayana kadar barış sürecinin ilerlemesi için her türlü çabayı gösterme taahhüdünü yineledi. 
Aynı bağlamda kaynaklar, Bakan Mübarek'in ABD'nin Yemen Özel Temsilcisi Tim Lenderking ile görüşmesinde, barışı sağlamak için gösterilen çabaları ve son gelişmeleri ele aldığını ve hükümetin mutabık kalınan temel referans şartlarına uygun olarak kapsamlı ve sürdürülebilir bir barışa ulaşmak için çalışma taahhüdünü ifade etti. Ayrıca Husi milislerinin gösterilen çabalara ve girişimlere karşı uzlaşmazlığı ve bunlardan kaçınmasının insani durumu ağırlaştırdığını ve Yemenlilerin acılarını artırdığını vurguladı. 
SABA’ya göre Bakan Mübarek açıklamasını şu sözlerle sürdürdü:
"Husi milislerin BM Temsilcisi Martin Griffiths ile yaptığı anlaşmaya göre çalışanların maaşlarını ödemek yerine, akaryakıt sevkiyatlarının resmi gelirlerini yağmalamasına ve gelirlerini savaş çabalarını finanse etmek için kullanmasına rağmen Yemen hükümeti, milislerin kontrolü altındaki bölgelerde sivil, insani ve ticari ihtiyaçların karşılanmasını sağlayarak, yakıt gemilerinin girişleri için istisnai izinler vermeyi durdurmadı.”
Kaynaklara göre Lenderking ise, Husilerin Marib'deki tüm askeri operasyonları durdurması ve Yemen'deki istikrarı bozan eylemlerden kaçınması gerektiğine dikkat çekti. Ayrıca Yemen hükümetinin barış sürecine olan bağlılığı ve desteğinden dolayı takdir ve teşekkürlerini dile getirerek, ülkesinin meşru hükümete birlik, istikrar ve güvenlik konusunda desteğinin devam edeceğini vurguladı.
Husilerin lideriyle yaptığı görüşmenin ardından Sana'dan meşru hükümet ile paylaşacağı bazı fikirler ile döndüğünü söyleyen Griffiths, Sana Havalimanı’nda düzenlediği basın toplantısında, “Meselelerin hepsi olmasa da çoğu insani konularla ilgili. Bu, liderlerin acil bir anlaşmaya varmaları için çok güçlü bir neden” dedi.
Husi grubunun resmi kaynaklarının bildirdiğine göre Griffiths ile bir araya gelen Abdulmelik el-Husi, BM’yi ‘rolünü zayıflatmakla’ suçladı. Sana Havalimanı ve Hudeyde Limanı üzerindeki kısıtlamaların savaşı durdurmaktan veya siyasi meselelerden uzakta ‘insani konular’ olduğunu iddia ederek bu engelleri kaldırmaya bağlı olduğunu kaydetti. Gözlemcilerin Yemen’deki duruma dair görüşlerine bakılırsa, Husi milislerinin Griffiths ile görüşme ve Sana ziyaretine izin verme konusundaki son tavrı, herhangi bir anlaşmadan kaçınma stratejileri bağlamında geliyor. Üstelik bu, Griffiths’in Yemen dosyasındaki son günlerini geçirdiğini duyurduğu bir zamanda gerçekleşiyor.
Gözlemcilere göre İran destekli milisler, sahada yeni güç kartları kullanarak müzakerelere katılmamak için meşru hükümetin önemli kalelerinden olan petrol eyaleti Marib'i kontrol altına almayı hedefliyor. Ancak şu ana kadar bunda başarısız oldular. Bu nedenle Suudi Arabistan’ın son girişiminde bulunan noktaları da ana hatlarıyla içeren Griffiths’in planını kabul etmiyorlar.



Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.


Mısır, bölgesel istikrar için İran ve ABD arasında Umman'da yapılan müzakerelerin önemini vurguladı

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
TT

Mısır, bölgesel istikrar için İran ve ABD arasında Umman'da yapılan müzakerelerin önemini vurguladı

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır, Umman Sultanlığı’nın ABD ile İran arasındaki müzakerelere ev sahipliği yaparken oynadığı önemli ve yapıcı rolü takdir ettiğini ifade ederken ‘gerilimi azaltmak ve bölgesel ve uluslararası güvenlik ve istikrarı güçlendiren anlaşmaların sağlanmasını desteklemek için yorulmak bilmez çabalarını sürdüreceğini’ vurguladı.

Mısır, dün Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati ile Umman Dışişleri Bakanı Bedir el-Busaidi ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Genel Direktörü Rafael Grossi arasında yapılan iki telefon görüşmesi sırasında güvence veren açıklamasını yaptı.

ABD ile İran arasında Umman'ın başkenti Maskat'ta yapılan, nükleer konulu dolaylı görüşmeler sona erdi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, görüşmelerin ‘çok olumlu’ geçtiğini söyledi. İranlı bakan, iki tarafın ‘müzakerelere devam etme konusunda anlaştığını’ da sözlerine ekledi.

Öte yandan Umman Dışişleri Bakanı Busaidi dün, Mısırlı mevkidaşına Umman'da ABD ile İran arasında yürütülen müzakerelerin ilerleyişi hakkında bilgi verdi. Mısır'ın son haftalarda ilgili taraflar arasında yürüttüğü yorulmak bilmeyen çabaları ve yoğun iletişim faaliyetlerini öven bakan, bu çabaların tarafların görüşlerini yakınlaştırmaya ve müzakerelerin önünü açmaya yardımcı olduğunu belirtti. Bakan, ‘Mısır'ın bölgedeki krizleri yatıştırmaya yönelik diplomatik adımlarına’ övgüde bulundu.

Abdulati, Busaidi ile yaptığı görüşmede, Mısır'ın gerilimin azaltılması ve İran'ın nükleer meselesinde tüm tarafların endişelerini dikkate alan uzlaşmacı bir çözüme ulaşılmasına yönelik tüm çabaları desteklemeye devam edeceğini söyledi. Mısırlı bakan, bölgesel güvenlik ve istikrarı sağlamak ve bölgenin yeni bir istikrarsızlık dalgasına sürüklenmesini önlemek için bu müzakerelerde elde edilen kazanımların üzerine inşa edilmesinin önemini vurguladı.

rthy
Geçtiğimiz eylül ayında Kahire'de Grossi ile yapılan toplantı sırasında Mısır ve İran dışişleri bakanları (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır tarafından geçtiğimiz cuma günü yapılan açıklamada, “Umman Sultanlığı'ndaki kardeşlerimizin arabuluculuğunda ABD ile İran arasında müzakerelerin yeniden başlamasına tam destek veriyoruz” denildi. Açıklamada, ‘bu soruna askeri bir çözüm bulunmadığı ve ilgili tüm tarafların çıkarlarını göz önünde bulundurarak diyalog ve müzakere yoluyla çözülmesi gerektiği’ vurgulandı.

Ayrıca Suudi Arabistan, Katar, Türkiye, Umman ve Pakistan'ın bu konuda gösterdiği yapıcı çabaları överek, ‘bu samimi çabaların, bölgede istikrar ve barış fırsatlarının artırılmasına katkıda bulunacak olumlu bir atılımla sonuçlanacağını’ umduğunu ifade etti.

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, cumartesi günü Grossi ile yaptığı telefon görüşmesinde, bölgedeki gerilimi azaltmak için Mısır'ın sürdürdüğü çabalara da değindi. Mısırlı bakan, ‘bölgedeki gerilimi ve tırmanışı azaltmak ve diplomatik çözümleri teşvik etmek için bölgesel ve uluslararası çabaların sürdürülmesinin önemini’ vurguladı.

Mısır, geçtiğimiz yıl İran ile UAEA arasında arabuluculuk yaptı. Bu arabuluculuk sonucunda 9 Eylül'de Kahire'de İran Dışişleri Bakanı Arakçi ile UAEA Genel Direktörü Grossi arasında imzalanan ve ‘İran'ın nükleer tesislerine yönelik denetimlerin yeniden başlatılması da dahil olmak üzere iki taraf arasında iş birliğinin yeniden başlatılmasını’ öngören bir anlaşma ile sonuçlandı. Ancak Tahran, geçtiğimiz kasım ayında anlaşmanın askıya alındığını duyurdu.

Abdulati, cuma akşamı Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panelde, ‘bölgedeki gerilimin azaltılması, çatışmanın yayılmasının önlenmesi ve tartışmalı konuların çözümü için diplomatik çözümler ve diyaloga öncelik verilmesi, böylece bölgedeki güvenlik ve istikrarın korunmasına ve daha geniş çaplı çatışmalara sürüklenmesinin önlenmesine katkıda bulunulmasının önemini’ vurguladı.


DEAŞ mahkumları Irak'ın güvenliğini tehdit ediyor

7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
TT

DEAŞ mahkumları Irak'ın güvenliğini tehdit ediyor

7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)

Güvenlik kaynakları, DEAŞ mahkumlarının Suriye'den Irak'a nakledilirken Iraklı gardiyanları tehdit ettiklerini ve hapishanelerden kaçtıktan sonra onları öldüreceklerine dair yemin ettiklerini açıkladı.

Bu durum, Irak'ın hükümetin ulusal güvenliği korumak için önleyici hamle olarak nitelendirdiği yeni bir grup tutukluyu kabul etmesiyle eş zamanlı olarak ortaya çıktı.

Güvenlik kaynakları Şarku’l Avsat'a, "tutukluların çoğunun Bağdat ve Hilla'daki hapishanelerde ve gözaltı merkezlerinde tutulduğunu" belirtti; bu iki bölge de ağır güvenlik önlemleriyle korunan gözaltı tesislerine sahip.

"Terörle Mücadele Servisi'nin nakil ve dağıtımı denetlediğini" belirten kaynak, "mahkumların ellerinin ve ayaklarının kelepçelendiğini ve yüzlerinin örtüldüğünü", "bazılarının kaçmayı başarmaları halinde gardiyanları ölümle tehdit ettiğini" açıkladı.

Kaynaklar, "mahkumlarla konuşmayı veya onlarla etkileşim kurmayı kesin olarak yasaklayan emirler olduğunu" ve "gardiyanların çoğunun mahkumların hangi milletlerden geldiğinden habersiz olduğunu" ifade etti.