İranlı reformist Mehdi Kerrubi'den cumhurbaşkanlığı seçim sürecine eleştiri

İran Devrim Muhafızları Ordusu eski Komutanı Said Muhammed, dün Tebriz Kalesi'nde muhafazakar aday İbrahim Reisi’nin destekçilerinden oluşan kalabalığa konuşuyor (Mehr)
İran Devrim Muhafızları Ordusu eski Komutanı Said Muhammed, dün Tebriz Kalesi'nde muhafazakar aday İbrahim Reisi’nin destekçilerinden oluşan kalabalığa konuşuyor (Mehr)
TT

İranlı reformist Mehdi Kerrubi'den cumhurbaşkanlığı seçim sürecine eleştiri

İran Devrim Muhafızları Ordusu eski Komutanı Said Muhammed, dün Tebriz Kalesi'nde muhafazakar aday İbrahim Reisi’nin destekçilerinden oluşan kalabalığa konuşuyor (Mehr)
İran Devrim Muhafızları Ordusu eski Komutanı Said Muhammed, dün Tebriz Kalesi'nde muhafazakar aday İbrahim Reisi’nin destekçilerinden oluşan kalabalığa konuşuyor (Mehr)

İran’daki seçim sürecini eleştirenler arasına katılan reformist lider Mehdi Kerrubi, ‘yasadışı müdahaleyi’ reddetti. Reformist figürlerin halktan seçmen katılımındaki düşüş üzerine rejimin kimliğinin değiştirilmesi ve meşruiyetini kaybetmesi konusundaki uyarıları ardından, reformist çevrelerin beğenisini kazanmak için yarışan adayların söylemlerini ‘Cumhuriyet’ teması belirledi.
Reformist liderin eşi Fatıma Kerrubi, ‘insanların haklarını kaybetmelerine neden olan yasa dışı müdahaleleri tanımadığını ve tanımayacağını’ söylediği eşinin her zaman özgür ve rekabetçi seçimlere vurguda bulunduğunu belirtti. Aynı zamanda ev hapsi uygulamadan önce üst düzey rejim yetkililerine, Anayasa Koruma Konseyi'nin seçimler üzerindeki vesayetçi denetiminin kaldırılmasını talep eden en az 10 mektup gönderdiğini ifade etti.
2009 yılında Mahmud Ahmedinejad'ın ikinci dönem zaferini reddettikleri için Yeşil Hareket’e liderlik eden Kerrubi ve müttefiki Mir Hüseyin Musevi, Şubat 2011’den bu yana ev hapsinde tutuluyor.
Üyelerinin yarısını Ali Hamaney’in seçtiği Anayasa Koruma Konseyi'ne yönelik reformist eleştiriler bu hafta da durmadı. Reformist din adamlarının altında toplandığı ve eski Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi'nin başkanlığını yaptığı Mücahid Din Alimleri grubu rejimin cumhuriyetini baltalamak isteyenleri eleştirmiş, ‘seçim mühendisliği’ tuzağına düşmemeleri konusunda uyarıp ‘hilafetteki zanlılarla’ mücadeleye çağırarak daha da ileri gitmişti.
Eleştirmen saflarına katılan Hasan Humeyni ise Çarşamba günü yaptığı açıklamada, ‘İslami rejim’ kimliğinin ‘İslami yönetim’ olarak değiştirilmesine karşı uyarıda bulunmuştu.
Kerrubi ise kendi deyimiyle ‘önde gelen şahsiyetlerin ve reformist tarafların cesur duruşlarına, özellikle de Mücahid Din Alimleri grubunun açıklamasına’ övgüde bulundu. Eski Cumhurbaşkanı Ali Ekber Haşimi Rafsancani'nin grubuna bağlı Sazandegi gazetesinin Pazar sayısı ön sayfasında Kerrubi’nin seçimlere katılımı desteklediğini belirtmesi ardından Kerrubi ailesi ise Mehdi Kerrubi’nin tutumlarını açıklamaya yetkili tek organ olduğunu vurguladı.
Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ise silah ve güç arayanları suçlayarak şah rejimine karşı 5 ve 6 Temmuz 1963'teki ayaklanmanın bastırıldığını hatırlattı. Bu olayların silahların ve gücün düşünce üzerinde zafer kazanmadığını ve çözüm olamayacaklarını kanıtladığını vurgulayan Ruhani, İran devrimi lideri Humeyni'nin 33. ölüm yıldönümü arifesinde yaptığı açıklamada, “Ülkeyi ilerleme ve gelişme yoluna koyabilmemiz için İmam'ın yaklaşımını takip etmemiz gerekiyor” dedi.
Anayasa Koruma Konseyi'nin önde gelen üyesi ve Tahran Cuma namazı hatibi radikal Ahmed Hatemi ise adaylık sürecini savundu. Aynı zamanda ‘seçim mühendisliği’ sözlerini komisyona karşı ‘açık bir suçlama’ olarak değerlendirdi. ISNA haber ajansına göre Hatemi, “Düşman çizgisi, seçimin başarısızlığıdır. Aldatan düşman, toplumda soğuk ve soluk bir atmosfer yaratma çabasıyla seçimlerin mühendisliği hakkında şüpheler uyandırıyor. Ancak, Anayasa Koruma Konseyi, adayların uygunluğuna yönelik bir çıta belirliyor. Devrime sadık olanlar ise düşman hattının farkında, sandıklara maksimum katılımla cevap verecekler” ifadelerini kullandı.
Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Muhammed Sadr, Anayasa Koruma Konseyi'ni kamuoyu ile ‘çatışma’ içinde olarak değerlendirdi. Adayların reddedilme sürecinin ‘reformun üzerine soğuk su döktüğüne’ işaret eden Sadr, Jamaran web sitesine verdiği demeçte, ancak seçimleri boykot etme fikrinin reformistlerin gündeminde olmadığını söyleyerek “Reformistleri ve halkı etkili seçimler yapmaya yeniden motive eden başka dönüşümler de olabilir” dedi.
Bağımsız aday Muhsin Mehr Alizade ise seçimlere iki hafta kaldığı sıradaki durumu 2005'teki cumhurbaşkanlığı seçimleri (Ahmedinejad’ın ilk dönemini kazandığı) öncesindeki duruma benzetti. Seçim kampanyası kapsamında İranlılara seslenen Mehr Alizade, “Bu seçimlerdeki mevcut durum ve topluma hakim olan atmosferin karamsarlığı, halkın taleplerine yeterince ilgi gösterilmemesinin ve kökleri bu görüşe dayanan acı olayların sonucudur” dedi. Sert bir şekilde eleştirdiği Anayasa Koruma Konseyi'nin yaklaşımına karşı reformistler, muhafazakarlar ve bağımsızlardan oluşan ‘Değişim Talepleri’ adını verdiği akımın ‘protestosuna’ atıfta bulunan Alizade, doğru olarak değerlendirdiği protestonun halkın seçim dairesini sınırlayacağını da ekledi.
 “Bugün tüm siyasi aktivistlerin görevi, toplumun kalbindeki mevcut koşulları değiştirme umudunu canlandırmaktır. Pek çoğu, bunu rakip topraklarda oynamak olarak görüyor” diyen Alizade, tecrübeli reformcuları ve reformlara inanan muhafazakarları bir araya getirecek bir hükümet kurma sözü verdi. Aynı zamanda bu hükümete ‘Hatemi’nin üçüncü hükümeti’ ismini verdi.
“Mevcut durumdan çıkmanın tek yolunun tüm insanların taleplerini dikkate almak olduğuna inanıyorum. Günümüzün karmaşık ve acı verici koşullarında değişim ve dönüşüm sağlayarak insanların rızasını kazanmak dışında hiçbir şey bizi bu tehlikeli koridordan güvenle geçiremez” açıklamalarında bulunan Alizade, 2005 yılında Ahmedinejad'ın cumhurbaşkanlığıyla sona eren durumun tekrarlanmaması uyarısında bulundu. Bununla birlikte, “Doğru siyasi eylemin ülkenin kaderini nasıl etkileyebileceğini o zamanlar bilmiyorduk. Gelecek, şimdi karar verdiğimiz şeylerden hükümler çıkaracak” ifadelerine başvurdu.
Onun döneminde İran Spor Kurumu başkanı olduğu Başkan Muhammed Hatemi ile uzun yıllara dayanan yakın işbirliğine güvenen Mehr Alizade, 2005 cumhurbaşkanlığı seçimleri ilk turunda yedi aday arasında son sırada yer almıştı. Söz konusu seçimlerde Ali Ekber Haşimi Rafsancani 6,2 milyon oy, Ahmedinejad 5,7 milyon oy, Mehdi Kerrubi ise 5,1 milyon oy almıştı. İkinci turda ise Rafsancani’nin (10 milyon oy) önüne geçen Ahmedinejad, 17 milyon oy elde etmişti.
Mehr Alizade, seçim kampanyalarıyla meşgul olduğu için Hasan Ruhani tarafından Merkez Bankası başkanlığı görevinden alınan Abdunnasır Himmeti gibi güçlü bir adayla karşı karşıya.
Reformist hareketteki Koordinasyon ve İl İşleri Komisyonu yetkilisi Cevad Emam, Himmeti ve Alizade’nin programlarını ‘Reform Cephesi’nde’ sunma yönünde başvurduklarını, ancak bu taleplerin henüz incelenmediğini söyledi. Bunlardan birini destekleme olasılığını ima eden Emam, “Başkan adaylarından herhangi birinin başarısı, halkın katılımına bağlı. Mevcut durumda insanların ilgisini çekme olasılığını incelemeliler. Reform Cephesi’nin tutumunun değiştirilmesi, toplumun görüşüne bağlı” dedi.
İran medyası ise reformist akım kendi tutumunu belirleyeceğini, kamuoyu yoklamalarında en nihayetinde kazanan adayı destekleyeceğini öngörüyor.
Sazandegi gazetesi baş sayfası, popülerliği artan Himmeti’ye ayrıldı. Kargozaran Partisi Genel Başkanı Gulam Hüseyin Kerbasçi de partinin seçimlere katılma eğilimini savundu.
Reformcu web siteleri, Himmeti’nin .2hassas durumlar ışığındaki’ cumhurbaşkanlığı programını sunma yönünde Çarşamba günü Humeyni'nin torunu Hassan Humeyni ile bir araya geldiğini bildirdi. Rouydad 24 web sitesi, Hassan Humeyni'nin 2013'te Hassan Ruhani cumhurbaşkanlığını üstlendiği sırada Haşimi Rafsancani'nin oynadığı rolü oynayıp oynayamayacağı sorusunu dile getirdi.
Himmeti’nin seçim kampanyası Twitter hesabının devre dışı bırakıldığını duyurarak bunun arkasında Devrim Muhafızları ‘elektronik ordusu’ olduğunu öne sürdü.
Hamdeli gazetesi, muhafazakar olmayan adayların eksikliği nedeniyle reformist kamptaki anlaşmazlıklara atıfta bulundu. Reformist Arman gazetesi, “Bağımsız İki Aday Dayanamadı” başlığı altındaki yazısında Alizade ve Himmeti’nin açıklamaları ve kayıtlarını yayınlamaktan kaçınan İran televizyonunu protesto etti. İkilinin fotoğrafları üzerine “Ruhani'nin üçüncü hükümeti mi yoksa yine vekil adayı mı?” başlığını atan Aftab gazetesi ise İran televizyonunun adayların programlarını nasıl ele aldığına ışık tuttu. Reformist çevrelerin ikili hakkındaki tartışmalarının ‘ciddiyet ve önemle sürdürüldüğünü’ ifade eden gazete aynı zamanda Ruhani ile reformist müttefikleri arasında son iki yıldır devam eden gergin ilişkiler üzerine durdu.
Devrim Muhafızları'na bağlı Cevan gazetesi, yedi adayın resimlerine de yer verdi. Fotoğraflarda Himmeti’nin şaşırmış, Reisi’nin kararlı gözüktüğü dikkat çekerken başlıkta ise “Ülke sorunları, adayların birbiri ile ettiği alay ile çözülemez” ifadeleri yer aldı.

 


Ankara, Washington ile Tahran arasında “dolaylı kanal” arayışında

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, İstanbul’da Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın da katılımıyla İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’yi kabulü (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, İstanbul’da Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın da katılımıyla İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’yi kabulü (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
TT

Ankara, Washington ile Tahran arasında “dolaylı kanal” arayışında

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, İstanbul’da Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın da katılımıyla İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’yi kabulü (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, İstanbul’da Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın da katılımıyla İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’yi kabulü (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Türk kaynaklar, Ankara’nın bölgede yeni bir savaşın önlenmesi ve iki ülke arasında yeni müzakere turlarının canlandırılması amacıyla İran ile ABD arasında bir iletişim kanalı oluşturmayı hedeflediğini bildirdi.

Kaynaklar, bugün (Cumartesi) Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, Türkiye’nin dolaylı kanal oluşturma seçeneklerini öncelikleri arasına aldığını, olası müzakere süreçlerine ev sahipliği yapmaya hazırlandığını ve önümüzdeki dönemde diplomatik çözümlere odaklandığını daha net biçimde ortaya koymayı planladığını söyledi. Bu yaklaşımın, bölgede askerî tırmanma riskinin arttığı bir dönemde benimsendiği vurgulandı.

Kaynaklara göre Türkiye’nin hâlihazırda yürüttüğü diplomatik girişimler İran dosyasında en uygun seçenek olarak görülüyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın attığı adımların, İran ve ABD’yi müzakere masasında buluşturma yönünde olduğu ifade edildi.

dervg
Hakan Fidan ile Abbas Arakçi’nin İstanbul’da düzenlenen ortak basın toplantısı sırasında (AFP)

Son saatlerde İran ve Türk medyasında arabuluculuğun mahiyetine ilişkin farklı senaryolar dile getirilse de, kaynaklar Washington ile Tahran arasında sunulan Türk önerisinin ayrıntılarına girmekten kaçındı. Türkiye’nin iki tarafı yakınlaştırma çabalarının, “hiçbir tarafın yeni bir savaş istemediği bir bölgede en iyi ve ilk seçenek” olduğu kaydedildi.

Arabuluculuk ve diğer kanallar

Kaynaklar, arabuluculuğun ABD’nin İran’a yeni bir saldırı düzenleme seçeneğinin önüne geçmeyi amaçlayan “diğer kanallarla” birlikte yürüyeceğini belirtti. Bu kanallar arasında Suudi Arabistan ile ABD arasındaki temaslar, İran ile Rusya arasındaki görüşmeler ile Mısır’ın Suudi Arabistan, Türkiye ve bölgedeki diğer ülkelerle yürüttüğü çabalar yer alıyor.

ABD ve İran’ın Türk arabuluculuğuna olumlu yaklaştığı, Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın yoğun temasları ile bunun ortaya çıktığı ifade edildi. Bu çerçevede, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin cuma günü İstanbul’u ziyaret ederek mevkidaşı Fidan’la görüşmesi ve her iki bakanın Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından kabul edilmesi hatırlatıldı.

dthy
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi (Reuters)

 Türk arabuluculuğuna olumlu baktığını belirterek, Türkiye’nin İran nükleer dosyasına ilişkin geçmiş müzakere süreçlerindeki rolünü ve önceki tutumlarını değinen Arakçi, “Türkiye’nin İran konusunda her zaman çok iyi tutumları ve son derece yapıcı görüşleri oldu. Özellikle geçen haziranda İran ile İsrail arasında yaşanan 12 günlük savaş sırasında Türkiye’nin yapıcı yaklaşımını gördük” dedi.

Arakçi, İstanbul’daki temaslarının ardından Türk medyasına yaptığı açıklamada, Erdoğan’ın diplomasi yoluyla bölge için eş zamanlı kazanımlar elde edilebileceğini vurguladığını aktardı. Türkiye’nin bölgesel bir çözüm için çalıştığını belirten Arakçi, bu çabalara olumlu baktıklarını ve başarı umduklarını, kendisinin de bölge ülkeleriyle bu konuda görüşmeler yürüttüğünü söyledi.

Müzakereye eğilim

Ülkesinin ABD ile nükleer dosya ve diğer konularda dolaylı ve ön koşulsuz müzakerelere açık olduğunu yineleyen Arakçi, Erdoğan, ABD Başkanı Donald Trump ve İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan arasında üçlü bir görüşme olasılığını ise dışladı.

Türk medyasında, Arakçi’nin İstanbul ziyaretinden önce Erdoğan’ın Trump’a, Pezeşkiyan’la birlikte çevrim içi üçlü bir görüşme önerdiği ve Trump’ın buna olumlu yaklaştığı iddiaları yer almıştı. Ancak Arakçi, “Buna hâlâ çok uzağız… ABD ile gerçekten ciddi ve göstermelik olmayan müzakereler yürütmek istiyorsak, bunun için sağlam bir başlangıç zeminine ihtiyaç var” dedi.

frg
ABD Başkanı Donald Trump (AP)

Fidan ile İstanbul’daki görüşmesinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuşan Arakçi, İran’ın müzakerelere her zaman açık olduğunu, ancak “askerî tehdit” veya “ön koşullar” altında müzakere etmeyeceğini vurguladı. ABD ile doğrudan müzakereler için şu aşamada bir zemin görmediğini belirtti.

İran’ın herhangi bir saldırıya karşılık vermeye hazır olduğunu söyleyen Arakçi, ABD’nin bir yandan askerî saldırıdan, diğer yandan müzakerelerden söz ettiğini, geçen hazirandaki saldırının sonuçlarından ders çıkarmadığını savundu. Bu kez verilecek yanıtın “çok sert ve güçlü” olacağını kaydetti.

Olası bir saldırının yalnızca iki taraf arasında kalmayacağını, bölgeye yayılacağını belirten Arakçi, bunun kimsenin istemediği bir senaryo olduğunu vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump ise İran’a yönelik askerî saldırı tehditlerini artırırken, Orta Doğu’daki askerî varlığını güçlendirdi ve “Abraham Lincoln” uçak gemisini bölgeye gönderdi. Trump, cuma günü yaptığı açıklamada, “İran’ın saldırıdan kaçınmak için bir anlaşma yapmak istediğini söyleyebilirim” dedi. İran’a süre tanıyıp tanımadığı sorusuna ise, “Evet, verdim. Bu süreyi yalnızca Tahran biliyor. Umarım anlaşmaya varılır; olursa daha iyi olur, olmazsa ne olacağını görürüz” yanıtını verdi.

ABD’nin hedefi

Türk strateji uzmanı İbrahim Kılıç, televizyon açıklamasında ABD’nin birincil hedefinin İran’daki rejimi devirmek olmadığını söyledi. İran ile Venezuela modelleri arasında fark bulunduğunu belirten Kılıç, ABD’nin başlıca taleplerinin uranyum zenginleştirme faaliyetlerinin durdurulması, zenginleştirilmiş uranyumun teslimi ve İran’ın vekilleri aracılığıyla bölgeyi istikrarsızlaştırma çabalarından vazgeçmesi olduğunu ifade etti.

brftgrft
Hakan Fidan ile Abbas Arakçi’nin İstanbul’da düzenlenen ortak basın toplantısı sırasında (AFP)

Bu taleplerin amacının İran’ın İsrail için oluşturduğu tehdidi ortadan kaldırmak olduğunu belirten Kılıç, ABD’nin geçen haziranda üç İran nükleer tesisini vurmasını ve yıllardır uyguladığı yaptırımları bu çerçevede değerlendirmek gerektiğini söyledi. Kılıç’a göre Washington’un istediği “itaatkâr bir hükümet”, ancak İran’ın ikili devlet yapısı (dini otorite ve yürütme) nedeniyle bunun kolay olmadığına dikkat çekti.

Türkiye Ulusal İstihbarat Akademisi Başkan Yardımcısı Hakkı Uygur da ABD’nin İran’a yönelik planlarının belirsizliğine işaret ederek, İran’ın herhangi bir saldırıyı “topyekûn savaş ilanı” sayacağını açıklamasının durumu daha da karmaşık hale getirdiğini söyledi. Kısa vadede rejim değişikliğinin olası görünmediğini belirten Uygur, yoğun hava saldırılarıyla önce “özgürleştirilmiş bölgeler” oluşabileceğini, zamanla bunun rejim değişikliğine evrilebileceğini dile getirdi.

Geniş etki alanı

İran Araştırmaları Merkezi Başkanı Serhan Afacan, olası bir ABD saldırısından en çok İran’ın zarar göreceği konusunda görüş birliğine vardı. Afacan, Türkiye’nin rolü nedeniyle doğrudan hedef olabileceğine dair yorumlar yapıldığını, ancak bunun abartılmaması gerektiğini söyledi.

İki isim, Türkiye açısından en büyük risklerin güvenlik ve göç olduğunu, Irak’ta sınırlı, Suriye’de ise daha geniş bir etki alanı bulunduğunu vurguladı. Afacan, İran’da binlerce Afgan göçmenin bulunduğunu ve bu grubun Türkiye üzerinden Batı’ya yönelmek istediğinin bilindiğini hatırlattı.

Afacan, Ankara’nın temel kaygısının İran’a yönelik olası bir saldırının Pakistan’dan Türkmenistan’a, Azerbaycan’dan Türkiye’ye ve Körfez ülkelerine uzanan geniş bir coğrafyada istikrarsızlık yaratması olduğunu sözlerine ekledi.


Suriye’de yeni gerilim sinyali: İran, rejim kalıntılarını yeniden mi örgütlüyor?

Dördüncü Tümen iddiaları Suriye gündeminde
Dördüncü Tümen iddiaları Suriye gündeminde
TT

Suriye’de yeni gerilim sinyali: İran, rejim kalıntılarını yeniden mi örgütlüyor?

Dördüncü Tümen iddiaları Suriye gündeminde
Dördüncü Tümen iddiaları Suriye gündeminde

Suriye Televizyonu sitesinin haberine göre İran, Aralık ayının başından bu yana, Beşşar Esad’ın firari kardeşi Mahir Esad’ın denetiminde bulunan ve İran’la bağlantılı Dördüncü Tümen’in kalıntılarını yeniden örgütleyerek Suriye’deki durumu tırmandırmaya çalışıyor.

Site, bölgesel güvenlik kaynaklarına dayandırdığı haberinde, İran’ın bu süreçte Dördüncü Tümen’in eski komutanlarından Gıyath Dalla’nın yanı sıra eski Askerî İstihbarat Başkanı Tümgeneral Kemal Hasan ve Dördüncü Tümen’de görev yapmış Tümgeneral Gassan Bilal’i kullandığını aktardı.

Kaynaklara göre, son aylarda Irak sınırındaki kamplarda, Lübnan’ın Hermel bölgesinde ve Suriye’nin doğusunda PKK bağlantılı grupların kontrolündeki alanlarda onlarca eski Dördüncü Tümen ve askerî istihbarat subayını barındıran İran Devrim Muhafızları, bu isimlerin Suriye’ye geri dönmesini ve Esad rejiminin eski unsurlarını yeniden toparlayarak yeni bir güvenlik operasyonları dalgası başlatmayı hedefliyor.

fevfe
Arakçi ile Esad’ı bir araya getiren son görüşmeden bir kare (Arşiv_ İran Dışişleri Bakanlığı)

Öte yandan New York Times gazetesi de yakın zamanda yayımladığı bir haberde, bu hareketliliğe katılan kişilerle yapılan röportajlara ve aralarındaki yazışmalara dayanarak, eski rejim kadrolarının Suriye’de yeniden nüfuz tesis etmeye kararlı olduklarını yazdı. Haberde, 13 yılı aşkın süredir devam eden iç savaşın ardından ülkede hâlâ ciddi gerilimlerin sürdüğüne dikkat çekildi.

Gazete ayrıca, Esad rejiminin bazı eski üst düzey isimlerinin sürgünde silahlı bir isyan hareketi inşa etmeye çalıştığına, bunlardan birinin ise Washington’da milyonlarca dolarlık bir lobi faaliyeti yürüttüğüne dair güvenilir bilgilere ulaşıldığını aktardı. Bu girişimlerin, Esad’ın mensubu olduğu ve birçok üst düzey askerî ve güvenlik yetkilisinin geldiği Alevi topluluğunun kalesi sayılan Suriye kıyı bölgesinde kontrol sağlamayı hedeflediği belirtildi.

gt
Dördüncü Tümen Generali Gıyath Süleyman Dalla (Sosyal Medya)

Şarku’l Avsat’ın Suriye Televizyonu’ndan aktardığı bilgilere göre İran’ın Suriye’de gerilimi tırmandırmaktaki temel hedeflerinden biri, İran sınırına bitişik Irak sahasında üzerindeki Amerikan baskısını hafifletmek. ABD’nin Bağdat’a gönderdiği özel temsilcinin, Iraklı silahlı gruplara kendilerini feshetmeleri yönünde baskı yaptığına dikkat çekilirken, Suriye’deki bir tırmanmanın bu çabaları oyalayıcı bir unsur olarak kullanılması amaçlanıyor.

xvfg
İran Devrim Muhafızları’na bağlı Fatimiyun unsurları, Suriye’nin doğusundaki Deyrizor’da (Arşiv)

Habere göre, önümüzdeki dönemde Lübnan Hizbullahı üzerindeki silahsızlanma baskısının artması ve buna paralel olarak İran’a yönelik muhtemel yeni bir İsrail saldırısının gündeme gelmesi bekleniyor.

Esad rejiminin kalıntılarının yeniden sahaya sürülmesi, Tahran ve Hizbullah’a daha geniş bir manevra alanı kazandıracak ve yalnızca savunmada kalmak yerine daha esnek hamleler yapabilmelerine imkân tanıyacak. Ayrıca bu unsurların, İsrail’in olası askerî hareketlerini önceden tespit etmek amacıyla istihbarat ve gözetleme faaliyetlerinde kullanılabileceği değerlendiriliyor.


İsrail İran'a saldırdı ... Tahran yanıt veriyor

İsrail İran'a saldırdı ... Tahran yanıt veriyor
TT

İsrail İran'a saldırdı ... Tahran yanıt veriyor

İsrail İran'a saldırdı ... Tahran yanıt veriyor

İsrail Savunma Bakanı Israel Katz  bugün (Cuma) yaptığı açıklamada, ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'ın nükleer tesislerine yönelik yakın bir İsrail askeri saldırısı uyarısında bulunmasından kısa bir süre sonra İsrail ordusunun İran'a karşı “önleyici bir saldırı” başlattığını duyurdu.

Buna karşılık İran silahlı kuvvetleri İsrail'e karşılık vermede “sınır tanımayacaklarını” vurguladı.

Silahlı Kuvvetler Genelkurmay Başkanlığı'ndan yapılan açıklamada şöyle denildi: “Kudüs'ü işgal eden rejim tüm kırmızı çizgileri aştığına göre ... Bu suça karşılık vermenin sınırı olmayacaktır.”

Şu ana kadar yaşanan gelişmelerden bazıları...

  • Yükselen Aslan Operasyonu: Cuma günü şafak vakti İsrail, Natanz'daki Ahmedi Ruşen uranyum zenginleştirme kompleksi de dahil olmak üzere İran'daki çok sayıda nükleer ve askeri tesisin yanı sıra birçoğu suikasta kurban giden üst düzey askeri komutanların evlerine “kesin ve önleyici” saldırılar düzenledi.
  • Hedef alınan İranlı liderler: Devrim Muhafızları Komutanı Hüseyin Selami, Silahlı Kuvvetler Genelkurmay Başkanı Muhammed Bakıri ve Ortak Operasyonlar Dairesi Komutanı General Gulam Ali Raşid öldürüldü.
  • Nükleer bilim adamlarına yönelik suikastlar: Saldırılarda başta Muhammed Mehdi Tahrani ve Feridun Abbasi olmak üzere altı nükleer bilim adamı öldürüldü.
  • İran'ın tepkisi: Tahran Tel Aviv'e doğru çok sayıda füze ile karşılık verdi.

*İran Devrim Muhafızları: Füze saldırımızda ülkemizi vurmak için kullanılan İsrail askeri merkezlerini ve hava üslerini hedef aldık.

*Washington'un İran füzelerine karşı İsrail'e yardım ettiğini söyleyen ABD'li bir yetkili: “ABD'nin İsrail'i hedef alan füzelerin düşürülmesine yardımcı olduğunu teyit ediyorum” dedi.

*İsrail medyasında yer alan haberlere göre acil servisler İran'ın füze saldırısında ikisi ağır olmak üzere 40 kişinin yaralandı.

*CNN'e konuşan İsrailli yetkili şu ifadeleri kullandı: "Bakanlar Kurulu şu anda İran'ın füze saldırısına verilecek yanıtı görüşmek üzere toplanıyor."

*İsrail Savunma Bakanlığı İran'a ait onlarca hava savunma sistemi hedefinin imha edildiğini duyurdu.

*İsrail ordusu , gerekli olduğu sürece operasyonlara devam etmeye hazır olduğunu açıkladı.

*İsrail ordusu, Hemedan ve Tebriz de dahil olmak üzere İran Hava Kuvvetleri'ne ait askeri üslere saldırdığını ve imha ettiğini açıkladı.

*Trump, Washington'un bölgesel güvenlik ve istikrarın korunması amacıyla krizin çözümüne yönelik çabalara katılmaya hazır olduğunu teyit etti.

*Suudi Arabistan Nükleer Düzenleme Kurumu: Krallığın çevresi herhangi bir radyolojik sonuca karşı güvenlidir.

*Katar Emiri Trump ile telefonda görüşerek gerilimin azaltılması ve diplomatik çözümlere ulaşılması gerektiğini vurguladı.

*İran hava sahası Cumartesi gününe kadar kapalı kalacak.

*İran Televizyonu: Hava savunma sistemleri ilk kez iki İsrail F-35 savaş uçağını düşürdü.

*İran'a yönelik daha fazla saldırıda bulunma sözü veren Netanyahu yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullandı: “Son 24 saat içinde üst düzey askeri komutanları, önde gelen nükleer bilim adamlarını, rejimin en önemli uranyum zenginleştirme tesislerini ve balistik füze cephaneliğinin büyük bir bölümünü ortadan kaldırdık. Daha fazlası gelecek... Rejim kendisine ne yapıldığını ya da ne yapılacağını bilmiyor. Hiç bu kadar savunmasız olmamıştı."

*İsrail ordusu: İran İsrail'e en az 100 roket fırlattı, bunların çoğu engellendi ya da hedefe ulaşmadı

*ABD Enerji Bakanı: Ortadoğu'daki mevcut durumun küresel enerji kaynakları üzerindeki olası etkilerini izlemek üzere Ulusal Güvenlik Konseyi ile yakın işbirliği içerisinde çalışıyoruz.

*İran , Fordo ve İsfahan tesislerinde sınırlı hasar olduğunu doğruladı.

*UAEA Genel Direktörü Rafael Grossi Güvenlik Konseyi'ni bilgilendirdi:

*Nükleer tesislerin güvenliğini teyit etmek üzere İranlı yetkililerle temas halindeyiz.

*İran, Natanz uranyum zenginleştirme tesisinin İsrail saldırılarının ilk dalgası sırasında hedef alındığını doğruladı.

*İranlı yetkililer bize Fordo ve İsfahan'daki iki nükleer tesisin saldırıya uğradığını bildirdi.

*İran'ın yüzde 60'a kadar zenginleştirilmiş uranyum ürettiği bir yer üstü tesisi imha edildi.

*Natanz'daki yeraltı zenginleştirme tesislerine yönelik bir saldırı olduğuna dair herhangi bir belirti yok ancak güç kaynağına yönelik saldırı santrifüjlere zarar vermiş olabilir.

*Sebepleri ya da koşulları ne olursa olsun nükleer tesisler asla saldırıya uğramamalıdır.

*İsrail Savunma Bakan, "İran, İsrail'deki sivil yerleşim yerlerine roket atarak kırmızı çizgileri aşmıştır. İran rejimi ağır bir bedel ödeyecektir" dedi.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı, "İran rejimi her zamankinden daha zayıftır ve bu İran halkının rejime karşı durması için bir fırsattır. Netanyahu'dan İran halkına: Ben ve İsrail halkı sizinle birlikteyiz. İran'ın balistik füze cephaneliğinin büyük bir bölümünü imha ettik. İsrail, İran'a karşı tarihin en büyük askeri operasyonlarından birini başlattı. İranlıları baskıcı ve şeytani rejime karşı birleşmeye çağırıyorum."

*Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve ABD Başkanı Ortadoğu'da güvenlik, barış ve istikrarın sağlanması için birlikte çalışmaya devam etmenin önemine vurgu yaptılar.

*Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve ABD Başkanı itidal, gerilimi azaltma ve tüm anlaşmazlıkların diplomatik yollarla çözülmesinin önemini ele aldı.

*Suudi Arabistan Veliaht Prensi, İranlı hacıların tüm ihtiyaçlarının karşılanması ve anavatanlarına ve ailelerine güvenli bir şekilde dönmeleri için koşullar hazır olana kadar kendilerine tüm hizmetlerin sağlanması talimatı verdi.

*İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, İsrail'in askeri ve nükleer tesislere yönelik büyük saldırısının ardından ülkesinin itidal çağrılarını reddettiğini vurguladı.

*İsrail itfaiyesi İran'dan atılan roketin ardından binada mahsur kalanları kurtardı.

*İsrail itfaiyesi İran'ın füze saldırısının yol açtığı büyük olaylara müdahale ettiğini duyurdu

*İran devlet televizyonu: İsrail'e dördüncü roket dalgası fırlatıldı

*İsrail ordu sözcüsü İran medyasında yer alan bir savaş uçağının düşürüldüğü ve pilotun yakalandığı haberlerini yalanladı