Rus ayısı neden bir uçak gemisi inşa edemedi?

Sovyetler Birliği'nin çöküşünden otuz yıl sonra Moskova para, deneyim ve endüstriyel kapasiteden yoksun.

Rus uçak gemisi Admiral Kuznetsov (AP)
Rus uçak gemisi Admiral Kuznetsov (AP)
TT

Rus ayısı neden bir uçak gemisi inşa edemedi?

Rus uçak gemisi Admiral Kuznetsov (AP)
Rus uçak gemisi Admiral Kuznetsov (AP)

İnci Mecdi
Bu yılın başından bu yana birkaç kez Rus medyası, ‘Military Watch’ dergisinin ‘devrimci uçak gemisi’ olarak nitelendirdiği, 24 ağır savaş uçağı, 20 insansız hava aracı ve 6 helikopter de dahil 50 uçağı barındırabilen ‘Varan’ adlı dev bir uçak gemisi inşa etmek için harekete geçildiğini duyurdu.
Geçtiğimiz Mayıs ayında Rusya Askeri Sanayii Komisyonu üyesi Vladimir Pospelov, RIA Novosti ajansına verdiği bir röportajda, maliyeti 7,5 milyar dolara ulaşabilecek yeni bir uçak gemisinin inşa edileceğini açıkladı. Pospelov, Rus ordusunun 2024 ile 2033 yılları arasında tahmin edilen silahlanma programının bir parçası olarak 3 uçak gemisi inşa edeceğini belirtti.

Admiral Kuznetsov
Rusya’nın devasa bir uçak gemisi inşa etme çabaları, Sovyet döneminden kalma tek uçak gemisi Admiral Kuznetsov’un dağılmasıyla birkaç yıl öncesine dayanıyor.
Moskova, yıllar boyunca Kuznetsov’u modernize etmek için çok para yatırmış olsa da kaynak eksikliği ve zayıf tesislerin yanı sıra sürekli mekanik sorunlar ve arızalar, NATO’daki muadilleriyle rekabet etme yeteneğini büyük ölçüde etkiledi.
Kuznetsov, 2016 yılının sonlarında Suriye’deki Rus güçlerini desteklemek için Doğu Akdeniz’e konuşlandırıldığında Moskova’yı utandırmıştı. Gemi, nükleer güçle çalışmıyordu ve bir motor arızası, Avrupa yarımadasını çevrelerken kalın siyah bir yağ dumanı yaymasına neden oldu.
Ayrıca en az iki Rus askeri, Admiral Kuznetsov’daki bir arıza nedeniyle başarısız bir inişin ardından Akdeniz sularına düşerek boğuldu. Aralık 2019’da gemi, bir buçuk yıldan fazla bir süredir bakım faaliyeti altındayken, İnterfaks’a göre üzerinde bir yangın çıktı ve alevler 600 metrekarelik bir alana yayıldı. Ekim 2018’de bir vinç geminin güvertesine düşerek dört kişiyi yaraladı.
Haziran 2019’da St. Petersburg’daki Uluslararası Ekonomik Forumu sırasında Rusya Birleşik Gemi İnşaatı Şirketi (OSK) Başkanı Aleksey Rahmanov, hizmet dışı kalmadan önce Moskova tarafından yenilenmediği takdirde Kuznetsov’un en az 15 yıl ve muhtemelen çok daha uzun süre tek Rus uçak gemisi olarak kalacağı konusunda uyardı.
Nitekim donanma gemileri için hava koruması sağlayan bu tür ‘yüzer pistlerin’ önemi göz önüne alındığında Rus donanmasının gurur kaynağının ve ülkenin tek uçak gemisinin harap hali, onun yerine başka gemilerin inşasını gerekli kıldı. Zira ABD’nin de 10 nükleer uçak gemisi ve 10 daha küçük nükleer olmayan amfibi saldırı gemisi bulunuyor.

Uçak gemisi inşasında kötü sicil
Washington’daki ‘Jamestown’ düşünce kuruluşuna göre Ukraynalı askeri ilişkiler araştırmacısı Mikhail Gerukhov, Admiral Kuznetsov’un Sovyetler Birliği’nin okyanus hırslarının en son örneği olduğunu dile getirdi.
1970’lerin başında Moskova, beş uçak gemisi inşa etmeye karar verdi ve 1975 ile 1991 arasında bunu hayata geçirdi. Bu gemiler, Kiev, Minsk, Novorossiysk, Admiral Gorshkov ve son olarak Admiral Kuznetsov. Ancak beş geminin kaderi, 1991 yılından bu yana üzücü oldu. Kiev hizmet dışı bırakılarak, onu bir eğlence merkezine dönüştüren Çinlilere satıldı. Minsk, Çin'in Jiangsu kentindeki Denizcilik Müzesi’nde bulunuyor. Novorossiysk, hurda olarak Güney Kore’ye ve Admiral Gorshkov da Hindistan’a satıldı. Kuznetsov ise hala hizmetteyken, denizden çok kıyıda faaliyet gösteriyor.


Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Donanma Günü kutlamaları sırasında (AP)

Reuters’in eski tarihli bir haberine göre Kremlin, pahalı tersane tesislerini ve işçilerin becerilerini korumayı başaramadı. Bu nedende de yakın bir zamanda yeni, gelişmiş gemilerin yapımını tamamlayamaz. Sovyetler Birliği 1991’de çöktüğünde Rusya, o yıl bağımsız bir ülke olan Ukrayna’daki ana Karadeniz tersanesini kaybetti ve uçak gemisi programı durduruldu.
1998’de Ukrayna, bitmemiş uçak gemisi ‘Varyag’ı Çin’e sattı. Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia kaynaklı haberine göre, Çin ise onu ilk uçak gemisi haline getirmek için 13 yıl verdi. Nihayetinde tamamlandığında ismini ‘Liaoning’ olarak değiştirdi.
Rusya’da sadece Kuznetsov kaldı. Gemiyi çalışır durumda tutmak için mücadele ederken, Ukrayna’dan para ve yardımdan mahrum kaldı.
Gemi 1990’ların başında ön hatlarda hizmete girdiğinden beri Kuznetsov, yalnızca beş kez konuşlandırıldı. Üç ila altı ay arasında süren her konuşlandırma, geminin kuzey Rusya’daki ana limanından Avrupa çevresine ve Akdeniz’e bir güç ve Suriye de dahil olmak üzere Rusya’nın bölgedeki müttefiklerine bir destek gösterisi olarak yelken açtığına tanık oldu.

Para ve endüstriyel kapasite eksikliği
Moskova’nın yeni uçak gemilerinin inşasını duyurmasıyla birlikte gözlemciler, projeyi ‘denizlere güçlü bir Rus dönüşü’ olarak nitelendirdi. Bazıları ise Moskova’nın salgından daha güçlü bir filo ile çıkacağını belirtti. Bununla birlikte gözlemciler, yeni gemilerin kâğıt üzerinde mürekkep olarak kalacağına inanıyor. Öyle ki Sovyetler Birliği’nin çöküşünden 30 yıl sonra Rusya’nın, uçak gemileri inşa etmek için para, deneyim ve endüstriyel kapasiteden yoksun olduğunu savunuyorlar.
Rus gözlemciler, bu gemilerin maliyetinin, Moskova’nın kendisi için daha faydalı gemiler ve diğer silah sistemlerini inşa edemeyeceği anlamına geldiğini söylüyor. Rusya’nın büyüklüğü ve konumu göz önüne alındığında, bu tür gemiler Rusya açısından, geleneksel olarak kara gücünden çok deniz gücüne dayanan ABD’ye göre daha az önemli.
‘Jamestown’ kuruluşuna göre Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in koronavirüs pandemisinin patlak vermesinden önce donanmaya yeni bir uçak gemisi tedarik etmeyi planladığını duyurması sonrasında Rus askeri analistler, endişelerini dile getirdi.
Öyle ki Rusya’nın bir filo değil, tek bir uçak gemisi için bile yeterli fonu olmadığı belirtildi. İkinci olarak donanma sahalarının boyut kısıtlamalarının, devasa bir uçak gemisinin inşasına izin vermediği aktarıldı. Bir yetkili, uçak gemisinin üç yerde üretilmesini ve ardından parçaların tek bir gemide birleştirilmesini önerse de böyle bir proje oldukça maliyetli olacak.
Üçüncü olarak Moskova’nın herhangi bir lüks gemi yerine daha küçük gemilere, özellikle de buzkıranlara ihtiyacı olduğu ifade edildi. Daha da kötüsü bazı Rus gözlemcilere göre Rus gemi tasarımcıları, diğer ülkelerdeki meslektaşlarının o kadar gerisindeler ki, önerebilecekleri her şey eski Sovyet mühendisliği çizgisinde kalıyor. Geçen yıl ‘TASS’ haber ajansına konuşan iki yetkiliye göre bir Sovyet uçak gemisi için belirlenen spesifikasyonlara göre yeni bir uçak gemisinin inşası mümkün.
Sadece bu da değil, 2014’te Kırım’ın ilhakından bu yana Rusya’ya uygulanan Batı yaptırımları da dahil olmak üzere gözlemcilerin işaret ettiği yeni engeller mevcut. Bunun ise modern bir gemi için ihtiyaç duyulan özel teçhizatın temin edilemeyeceği anlamına geldiği ifade edildi.
Bu konuda Rusya’ya yönelik en son darbe, Norveç hükümetinin Rus filosuna Norveç deniz motorlarını satmama kararıyla geliyor. Bunların yanı sıra Rus muhalif Aleksey Navalni’yi zehirleme girişimi ve muhalifin tutuklanması ile ilgili yeni yaptırımlar, sağlanması gereken teknolojiler üzerine sıkı kontrollere neden olacak.
Moskova, gemi inşa etme kabiliyetini geri kazanmak için bu alandaki en gelişmiş ülkelerle ortaklıklara güveniyor. Öyle ki Fransa ile ‘Mistral’ taşıyıcılarını satın almak için yıllar önce anlaşma yapmıştı, ancak Kırım’ı ilhak etmesinin ardından Avrupa’nın kendisine yönelik yaptırımlar uygulaması sonucunda anlaşma iptal edilmişti.
Gözlemciler, Rusya’nın gemi geliştirmedeki başarısızlığının tüm filoya gölge düşürdüğünü söylüyor. Devletin inşa etmeyi planladığı küçük gemiler bile en ileri teknolojiye sahip yeni gemilerin yerini alacak kadar modern olmayacak. Bu nedenle Kuznetsov’un bütçe ve diğer sorunları, muhtemelen Rus donanmasının ve askeri gücünün geleceğine de gölge düşürecek.



Musaid bin Abdulrahman: A Bridge Between the Imam’s Generation and the Institutional State

TT

Musaid bin Abdulrahman: A Bridge Between the Imam’s Generation and the Institutional State

A recent directive by Custodian of the Two Holy Mosques King Salman bin Abdulaziz, based on a proposal by Crown Prince Mohammed bin Salman, to name the Saudi Electronic University after Prince Musaid bin Abdulrahman comes as Saudi Arabia prepares to celebrate its National Day on Sept. 23.

In a historical coincidence, the 1965 Cabinet decision establishing Sept. 23 as National Day was issued when Prince Musaid was a Cabinet member. Now, his name is being given to the university as the Kingdom marks its anniversary.

The royal directive revives the memory of a major statesman and pioneer of Saudi political and administrative thought who died nearly 40 years ago, in December 1986, and showed little interest in publicizing his life, let alone writing memoirs.

Press archives contain little beyond official reports. Abdulrahman Al-Shubaili, who interviewed him for television and later published the interviews alongside testimonies from his contemporaries, produced what I believe is the only book devoted to Musaid’s life and career.

It is therefore unsurprising that many Saudis today know little about his political and administrative record. Some may first have heard of him when Crown Prince Mohammed bin Salman praised his foresight in a 2021 television interview, recalling Musaid’s decades-old proposal that the state, rather than the private sector, develop residential communities — an idea opposed by some ministers and officials at the time.

It is fitting that Musaid’s name should be given to a university whose establishment 15 years ago represented a forward-looking vision for education, just as Mohammed bin Salman revived his uncle’s forward-looking vision by establishing Roshn, a Public Investment Fund company.

It is as though the architect of Vision 2030 sought through this tribute to say that those who possess foresight and work tirelessly for their country will ultimately be recognized, even if the time for implementing their vision has not yet come.

Personally, I regard Musaid not merely as a minister and statesman but as one of the state’s thinkers, who contributed during a period of transformation that required restructuring government operations and decision-making.

Mohammed Aba Al-Khail, one of his most prominent aides and his successor at the Finance Ministry, recalled that Musaid viewed public office through principles rooted in Islamic law: a public servant was entrusted with applying general rules intended to achieve justice. He insisted on stating and defending his views clearly, then adhering precisely to whatever decision was ultimately reached, demanding the same discipline from those working with him.

Those who knew him described him as wise, farsighted, intelligent, honest and committed to justice, while shunning outward displays. They also cited his broad culture, extensive experience, realism, and analytical ability.

His education began at Ibn Musaybih’s traditional school before he studied under Riyadh scholars. Mohammed bin Jubair recalled that Musaid studied with several sheikhs, including Mohammed bin Ibrahim, attending their circles as a student or listener.

His intellectual formation extended further. He read widely, discussed ideas with scholars, politicians, intellectuals and historians who visited his library, and hosted intellectual gatherings at his home. His private library, first at his home in Riyadh’s Al-Hillah district and later in Al-Shumaisi, became in 1944 the first private library in Riyadh opened to the public. He stocked it with rare and varied books, periodicals and new publications, while continuing his own education through BBC recordings and educational programs.

This combination of religious study, early exposure to modern publications, intellectual debate and self-education produced a complex intellectual formation combining grounding in Islamic law, broad knowledge and openness to contemporary culture.

Despite his religious background - Aba Al-Khail described him as a jurist capable of independent legal reasoning - I observed in Musaid a combination of forceful argument and strong personality, authority and humility, simplicity and rigor.

I also saw two qualities in his thinking that were uncommon among many statesmen of his era.

The first was a legal sensibility, something I observed while attending some of his gatherings in Taif and listening to his discussions and views. It was also reflected in the organizational imprint he left on the institutions he headed, particularly the Board of Grievances, the General Auditing Bureau and later the Finance Ministry.

The second was a reformist inclination embodied in his ideas on reform, renewing thought and developing society. From an early age, he was concerned with the public good and the nation’s future. Nor was he merely a theorist: he sought to put his ideas into practice throughout his private life and in every public responsibility entrusted to him.

In 1940, while in his twenties, he wrote two essays setting out some of those ideas as part of a planned series titled, Advice to My Brothers in Religion and Kinship. They called for broad reform and social advancement, keeping pace with the times, developing education, teaching the arts and sciences, encouraging publishing, opening public clubs, establishing schools for girls and creating clubs for women.

Such ideas were not welcomed at the time, and he discontinued the series. What stands out is not only what he advocated but when: some of the educational and social changes he proposed in the early 1940s would take decades to materialize.

Al-Shubaili wrote that Musaid approached these subjects with the methodology of historians and sociologists, drawing lessons from the study of causes and influences, and that his enlightened ideas went beyond the era and environment in which they appeared.

Musaid’s political and administrative career began with his attendance at the councils of King Abdulaziz and later King Saud alongside senior advisers, without holding an official position.

He became head of the Board of Grievances in October 1954, assumed responsibility for state auditing in June 1957, and was appointed royal adviser, minister of state and Cabinet member in August that year. He became interior minister in July 1960 and finance and national economy minister in March 1962, serving until he requested to be relieved of his post in August 1975.

Three episodes particularly illustrate his intellectual abilities and political standing.

King Abdulaziz considered appointing him education minister, but Musaid recalled that resistance to educational reform and change prevented the plan from proceeding.

From October to December 1959, he served as acting prime minister while Prince Faisal, later King Faisal, was in Switzerland for medical treatment. I believe Musaid was the only prince to hold the title of acting prime minister.

He also chaired the committee established in 1962 to draft a Basic Law of Governance following the government’s 10-point program. It appears to me that the committee completed a draft, but circumstances were not conducive to its adoption.

This, then, was Prince Musaid, son of Imam Abdulrahman: a bridge between the imam’s generation and the generation of ministries; a minister in an institutional state; a thinker who helped establish principles of government administration that endure today; an early advocate of reform and education; an intellectual who opened his library to the public before public libraries existed; and a scholar deeply versed in Islamic law.

He established the Board of Grievances and auditing institutions before administrative justice and financial oversight became firmly established traditions, and managed the Kingdom’s finances for more than a decade during crucial years in the construction of its modern economy.

Without ever earning a university degree, he was himself a university from which leading statesmen graduated.


بلجيكا ورواندا تطويان صفحة الخلاف وتستأنفان العلاقات الدبلوماسية

مشهد عام لأحد الشوارع في كيغالي عاصمة رواندا (رويترز)
مشهد عام لأحد الشوارع في كيغالي عاصمة رواندا (رويترز)
TT

بلجيكا ورواندا تطويان صفحة الخلاف وتستأنفان العلاقات الدبلوماسية

مشهد عام لأحد الشوارع في كيغالي عاصمة رواندا (رويترز)
مشهد عام لأحد الشوارع في كيغالي عاصمة رواندا (رويترز)

أعلنت بلجيكا ورواندا، الثلاثاء، اتفاقهما على استئناف العلاقات الدبلوماسية بينهما، لتنهيا خلافاً بدأ بعدما قطعت كيغالي علاقاتها مع القوة الاستعمارية السابقة العام الماضي.

وقالت وزارتا الخارجية في البلدين، في بيان مشترك: «قرَّرت مملكة بلجيكا وجمهورية رواندا، في 22 سبتمبر (أيلول) 2026، استعادة العلاقات الدبلوماسية. ولهذه الغاية، سيُعاد فتح سفارتَي البلدَين في المستقبل القريب».

وكانت العلاقات بين البلدين قد تدهورت بعد انتقاد بلجيكا لرواندا على خلفية اتهامات بدعم حركة «إم 23» المسلحة في جمهورية الكونغو الديمقراطية.

وقطعت كيغالي علاقاتها مع بروكسل في مارس (آذار) 2025 وطردت الدبلوماسيين البلجيكيين، متهمة بلجيكا بأنها «قوَّضت باستمرار» موقفها خلال النزاع في الكونغو الديمقراطية.

وأوضح البيان المشترك أن قرار استئناف العلاقات جاء «بعد سلسلة من الاجتماعات والاتصالات غير الرسمية بين وزيرَي الخارجية خلال الأشهر الماضية، جرى خلالها تناول عدد من الخلافات وسوء الفهم بروح بناءة».

وأضاف أن الجانبين أكدا التزامهما بالحفاظ على «حوار منفتح وصريح وشفاف».

ونشرت وزارة الخارجية الرواندية صورة لوزير الخارجية أوليفييه ندوهونغيريهي وهو يصافح نظيره البلجيكي ماكسيم بريفو، خارج مقر الأمم المتحدة في نيويورك.

وقال بريفو: «في عالم يشهد توترات متزايدة، تمثل هذه الخطوة إشارة مهمة من نيويورك، المدينة التي تحتضن الأمم المتحدة، وتجسد التعددية والحوار رغم خلافاتنا».

من جانبه، اعتبر ندوهونغيريهي أن استئناف العلاقات «يجب أن يفتح صفحة جديدة من الحوار البنَّاء، بروح من الاحترام المتبادل».


الأسهم الآسيوية تتجه لتسجيل مكاسب للجلسة السادسة على التوالي

لافتة مجموعة بورصة اليابان «جيه بي إكس» في بورصة طوكيو (رويترز)
لافتة مجموعة بورصة اليابان «جيه بي إكس» في بورصة طوكيو (رويترز)
TT

الأسهم الآسيوية تتجه لتسجيل مكاسب للجلسة السادسة على التوالي

لافتة مجموعة بورصة اليابان «جيه بي إكس» في بورصة طوكيو (رويترز)
لافتة مجموعة بورصة اليابان «جيه بي إكس» في بورصة طوكيو (رويترز)

اتجهت الأسهم الآسيوية نحو تسجيل مكاسب، للجلسة السادسة على التوالي، يوم الأربعاء، مدفوعة باستمرار إقبال المستهلكين على تطبيقات الذكاء الاصطناعي، ما دعَّم أسهم شركات التكنولوجيا، بينما واصلت أسعار النفط تراجعها، وسط تقارير عن زيادة محتملة في الإمدادات من الشرق الأوسط.

وفي الولايات المتحدة قال الرئيس دونالد ترمب إن المحادثات مع إيران في نيويورك أحرزت تقدماً، قبل أن يهدد لاحقاً بـالقضاء على البلاد إذا لم يجرِ التوصل إلى اتفاق، وفق «رويترز».

ومن المقرر أن يُلقي الرئيس الإيراني مسعود بزشكيان كلمة أمام الجمعية العامة للأمم المتحدة، في وقت لاحق، الأربعاء، في حين تترقب الأسواق تقارير عن احتمال عقد محادثات بينه وبين ترمب.

وانخفضت العقود الآجلة لخام برنت 0.9 في المائة إلى 98.37 دولار للبرميل، في حين تراجع خام غرب تكساس الوسيط الأميركي 1.3 في المائة إلى 89.32 دولار للبرميل.

ويصل الرئيس الصيني شي جينبينغ إلى واشنطن، في وقت لاحق، اليوم، وسط تكهنات بإمكانية تمديد الهدنة التجارية بين البلدين، إلى جانب احتمال التعاون في مجال الذكاء الاصطناعي.

وساعد تجدد الاهتمام بالذكاء الاصطناعي الأسهم الكورية الجنوبية على الارتفاع 0.5 في المائة، مع صعود سهم «سامسونغ» بأكثر من 2 في المائة، بينما ارتفعت الأسهم التايوانية 0.7 في المائة لتقترب من مستويات قياسية.

وصعد مؤشر «إم إس سي آي» الأوسع نطاقاً لأسهم منطقة آسيا والمحيط الهادئ باستثناء اليابان 0.3 في المائة، مسجلاً مكاسب، للجلسة السادسة على التوالي، في حين تراجعت الأسهم القيادية الصينية 0.5 في المائة.

وأغلقت الأسواق اليابانية بسبب عطلة رسمية، لكن العقود الآجلة لمؤشر «نيكاي» سجلت 66735 نقطة، بزيادة تقارب 1700 نقطة عن مستوى إغلاق المؤشر النقدي يوم الجمعة.

قال كريس ويستون، رئيس قسم الأبحاث لدى شركة الوساطة «بيبرستون»، إن الأسواق تتوقع «افتتاحاً قوياً في اليابان غداً، مع تراجع إضافي في أسعار النفط، واستقرار أسواق أسعار الفائدة وسندات الخزانة، في حين تُسجل أسواق (ناسداك) الفورية والعقود الآجلة مستويات قياسية جديدة».

وأضاف أن «أسهم الذاكرة تولّت قيادة السوق، مدعومة بجلسة قوية أخرى لقطاع أشباه الموصّلات، الذي سجل مكاسب، لليوم السادس على التوالي».

المستهلكون يتجهون بقوة نحو وكلاء الذكاء الاصطناعي

تلقّى قطاع معدات البيانات دعماً من الإقبال القوي للمستهلكين على وكيل الذكاء الاصطناعي «ميوز»، التابع لشركة ميتا، والذي تصدَّر قوائم تنزيل التطبيقات في الولايات المتحدة، خلال الأسبوعين الماضيين.

ويتطلع المحللون، الآن، إلى تقييم أداء منتج مماثل من «غوغل لابس» يحمل اسم «سي سي»، ومدى قدرته على جذب المستهلكين.

كما لفتت الأنظار مستويات الطلب على صفقة ديون «سوفت بنك» التي تتجاوز قيمتها 10 مليارات دولار، والتي أفادت تقارير بأنها جذبت طلبات اهتمام تتجاوز 20 مليار دولار، ما قد يجعلها واحدة من كبرى صفقات السندات عالية المخاطر على الإطلاق.

وفي «وول ستريت»، ارتفعت العقود الآجلة لمؤشريْ «ستاندرد آند بورز 500» و«ناسداك» بشكل طفيف.

وفي أوروبا، صعدت العقود الآجلة لمؤشرات «يورو ستوكس 50» و«داكس» و«فاينانشال تايمز» بنحو 0.4 في المائة لكل منها.

وأسهم تراجع أسعار النفط في دفع العقود الآجلة لسندات الخزانة الأميركية إلى الارتفاع بشكل طفيف، مع بقاء عائد السندات لأجَل 10 سنوات دون مستوى 5 في المائة.

في المقابل، ارتفع عائد السندات لأجَل عامين مجدداً إلى أعلى مستوى له منذ منتصف 2024 عند 4.7879 في المائة، مع تسعير المستثمرين لاحتمال تشديد إضافي للسياسة النقدية من جانب «الاحتياطي الفيدرالي».

وأعرب رئيس مجلس الاحتياطي الفيدرالي في ريتشموند توم باركين، ورئيسة مجلس الاحتياطي الفيدرالي في بوسطن سوزان كولينز، الثلاثاء، تأييدهما رفع أسعار الفائدة، الأسبوع الماضي، في ظل المخاوف المستمرة بشأن التضخم.

وتشير أسواق العقود الآجلة إلى احتمال يبلغ 54 في المائة لرفع «الاحتياطي الفيدرالي» أسعار الفائدة مجدداً في أكتوبر (تشرين الأول) المقبل، بينما تُسعّر الأسواق حالياً تشديداً إضافياً بمقدار 33 نقطة أساس، بحلول نهاية العام.

وأسهمت توقعات ارتفاع أسعار الفائدة في دفع الدولار إلى أعلى مستوياته في عدة أسابيع أمام اليورو والجنيه الإسترليني والدولار الكندي، ما عزَّز وضعه من الناحية الفنية. واستقر اليورو عند نحو 1.1430 دولار، بالقرب من أدنى مستوى له في شهرين.

وأشار محللون إلى أن دعوة ترمب لحظر صادرات الديزل الأميركية قد تُشكل خبراً سلبياً للتضخم في أوروبا؛ نظراً لاعتماد المنطقة، بدرجة كبيرة، على شحنات الوقود القادمة من الولايات المتحدة.

وتواجه أوروبا، بالفعل، نقصاً في إمدادات الغاز الطبيعي، ما قد يدفع أسعار الطاقة إلى الارتفاع، خلال فصل الشتاء.

وارتفع الدولار، بشكل طفيف، أمام الين إلى 157.60 ين، في حين يتوخى المضاربون الحذر من احتمال تدخل السلطات اليابانية مجدداً إذا تجاوزت العملة الأميركية مستوى 160 يناً.

وفي أسواق السلع، تراجع الذهب 0.3 في المائة إلى 4341 دولاراً للأوقية، بينما اقترب النحاس من مستويات قياسية، بعدما ارتفع بنحو 18 في المائة منذ بداية العام.