SoftBank Vision Fund’ın yönetici ortağı Saleh Romeih, Şarku'l Avsat'a konuştu: ‘Suudi Arabistan yapay zekâ devrimine olan inancımıza destek verdi’

Koronavirüs salgını teknolojinin benimsenmesini sağladı.

Japonya merkezli SoftBank, Vision Fund 1 ve 2’nin desteği ile geçen yıl tarihinin en yüksek yıllık gelirini elde etti. SoftBank Vision Fund’ın (Vizyon Fonu) yönetici ortağı Saleh Romeih. (Reuters)
Japonya merkezli SoftBank, Vision Fund 1 ve 2’nin desteği ile geçen yıl tarihinin en yüksek yıllık gelirini elde etti. SoftBank Vision Fund’ın (Vizyon Fonu) yönetici ortağı Saleh Romeih. (Reuters)
TT

SoftBank Vision Fund’ın yönetici ortağı Saleh Romeih, Şarku'l Avsat'a konuştu: ‘Suudi Arabistan yapay zekâ devrimine olan inancımıza destek verdi’

Japonya merkezli SoftBank, Vision Fund 1 ve 2’nin desteği ile geçen yıl tarihinin en yüksek yıllık gelirini elde etti. SoftBank Vision Fund’ın (Vizyon Fonu) yönetici ortağı Saleh Romeih. (Reuters)
Japonya merkezli SoftBank, Vision Fund 1 ve 2’nin desteği ile geçen yıl tarihinin en yüksek yıllık gelirini elde etti. SoftBank Vision Fund’ın (Vizyon Fonu) yönetici ortağı Saleh Romeih. (Reuters)

Uluslararası alanda faaliyet gösteren dev şirketler, koronavirüs salgını nedeniyle benzeri görülmemiş mali kayıplara şahitlik ederken tarihinin en yüksek yıllık gelirini elde eden Japonya merkezli SoftBank grubu ise Vision Fund 1 ve 2’nin desteği ile, sona eren mali yıl içerisinde 4.03 trilyon yen (36.99 milyar dolar) rekor kazanç açıkladı.
SoftBank Vision Fund'ın yönetici ortağı Saleh Romeih, salgının getirdiği kısıtlamalar ve takip eden politikaların şirketleri ve tüketicileri teknolojiyi benimsemeye motive ettiğini söyledi. Romeih, Şarku’l Avsat ile gerçekleştirdiği özel röportajda şunları söyledi:
“Bu netice, dünyayı çarpıcı biçimde yeniden şekillendirecek bir teknoloji ve yapay zeka devriminin ortasında olduğumuza dair temel tezimizi doğruluyor.”
Romeih, bunun e-ticaret, eğitim, yazılım, eğlence, yemek dağıtım hizmetleri ve sağlık gibi fonun yatırım yaptığı sektörlere önemli ölçüde fayda sağladığını belirtti.
Romeih açıklamasında elde edilen kâr oranına da değindi:
“Bu yılki performansımız, büyük ölçüde değer yaratan kamu yatırımlarımızdaki kazanımlardan kaynaklandı. Auto1, Qualtrics ve bilhassa Coupang'ın yer aldığı son çeyrekteki güçlü halka arzın gösterdiği gibi, yatırımcılar halka açıldıklarında pazar liderlerimizle etkileşime girmeye devam ediyorlar.”
Romeih ayrıca özel şirketlerin de Cruise, Fanatics ve Gopuff'un yeni yatırımlar yaptığı üçüncü taraf yatırımcılardan sermaye çekmeye devam ettiğini kaydetti.
SoftBank Vision Fund’ın önümüzdeki dönemde Ortadoğu’da birçok doğrudan yatırım üzerinde çalıştığını belirten Romeih, “Son dört yılda en az 30 Vision Fund firmasını bölgeye kazandırdık. Birçoğu şu an tam olarak faaliyet gösteriyor. Ortadoğu'daki topluluklara hizmet ediyor” dedi. Her ne kadar salgın dolayısıyla yatırımlarda yavaş ilerleme kaydedilse de özellikle de Suudi Arabistan'da ilerlemeye tanık olunduğuna işaret etti.
Klook platformu geçtiğimiz günlerde dijital dönüşümü ve turizm sektöründe büyümeyi desteklemek için Seera Group ve Suudi Turizm Otoritesi ile bir ortaklıkta bulunduğunu duyurmuştu. Automation Anywhere şirketi de yerel hizmet sağlayıcılarla ‘talep üzerine yazılım’ (SaaS) ortaklıkları oluşturmak için sivil bilgi teknolojileri girişimleriyle mutabakatlar imzalamış, Aramco Ventures da kısa süre önce Energy Vault'a yaptığı yatırımı açıklamıştı.
Romeih aynı zamanda SoftBank Vision Fund 1 (SVF 1) ve 2 (SVF 2) üzerinden, önümüzdeki 12 ay içerisinde Suudi Arabistan'a birkaç şirket daha tanıtılacağını söyledi.
Romeih, SoftBank Vision Fund ile Suudi Arabistan arasındaki ilişkiye dair de açıklamalarda bulundu:
“Hem Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu (PIF) hem de Birleşik Arap Emirlikleri’nin Mubadala şirketi sayesinde yapay zeka devrimine olan inancımız yeşerdi. Ayrıca ortaklığımız, Suudi Arabistan'da hidrokarbonlardan uzak ekonomik çeşitlendirmeyi ve bilgi transferini desteklemek, yerel iş fırsatları yaratmak ve dünyadaki en son teknolojilere doğrudan erişim sağlama yönünde, Vizyon 2030 ilkeleri kapsamına giriyor.”
Saleh Romeih ayrıca SoftBank Vision Fund ile Suudi Arabistan arasındaki ilişkinin birden fazla alana uzanan, sermayeden getiri elde etmenin ötesine geçen uzun vadeli bir stratejik ortaklık olduğunu ifade etti.
SoftBank Vision Fund, bankacılık teknolojisi sektöründe faaliyet gösteren yeni kurulan şirketlere milyonlarca dolar aktarmıştı. Bu şirketlerin sonuncusu 250 milyon dolarlık yatırım fonu alan Zeta oldu. Romeih konuya dair şunları syledi:
“Teknolojideki yenilikler vasıtasıyla finansmanı demokratikleştirmeye inanıyoruz. Kullanıcı deneyiminin, azalan maliyet ve sürtüşmelerin, erişim kolaylığının sigorta, kredi ve aracılık sektörlerinin geleceğini şekillendireceği inancı taşıyoruz. Fintech, kredilendirmeden (Creditas Klarna ve OakNorth), harcamalara (VN Life), sigortaya (Policybazaar ve ZhongAn) ve yatırıma (eToro) kadar tüm finansal hizmet sektörlerini dönüştürmeye devam ediyor. Bu gruplara yatırım yapıyoruz.”
Bankacılık teknolojisinin yanı sıra finansal teknolojiyi iş platformlarına yerleştirme yönünde büyük fırsatlar olduğunu belirten Romeih, “Örneğin Coupang, Rappi ve Grab, SuperApp platformlarında tüm yerleşik finansal hizmet tekliflerine sahip” ifadelerini kullandı.
SoftBank Vision Fund kapsamında elde edilen tarihi sonuçlara rağmen Greensell Capital gibi en önemli yatırımlarından bazılarında çöküş kaydedildi. Romeih, fonun yüksek riskli bir yatırım stratejisi izleyip izlemediği sorusuna şu yanıtı verdi:
“Hayır, yatırım stratejimiz riskli değil. Geç büyüme aşamasındaki bir yatırımcı olarak portföyümüz teyitli iş modelleri ve hakim pazar konumlarına sahip, çoğu kârlı olmaya giden net bir yolu olan şirketlerden oluşuyor. Vision Funds 1 ve 2 yatırım portföyünde en az 140 şirket bulunuyor. Yatırım açısından bu şirketlerin hepsi başarılı olmayacak. Ancak önemli olan ders çıkarmak ve yatırım yaklaşımını ayarlamaya devam etmek.”
SoftBank Vision Fund’ın medyada bazılarının yaptığı gibi bir “milyarder fabrikası” olarak değerlendirilmesine karşı çıkan Romeih konuya dair şu değerlendirmelerde bulundu:
“Kurucular genellikle yalnızca başarılı bir halka arzın ardından, kamu piyasaları tarafından atanan değerde bir kazanç elde edebilir. Rolümüz, büyüme aşamalarını tamamen halka açık bir şirkete dönüştürmek için yeterli destek ve sermayeyi sağlamaktır. Kurucunun, şirketin ve yatırımcılar olarak bizlerin uzun vadeli çıkarlarının uyumlu olmasını sağlamak için kurucu oy hakları ve yönetim kurulu teşkilleri üzerinde güçlü bir gözetim uyguluyoruz.”



Harvard’ın önde gelen uluslararası ticaret teorisyeni: Suudi Arabistan, parçalanmış bir dünyada başarıya ulaşmanın ‘şifresine’ sahip

Prof. Dr. Pol Antras, El-Ula Konferansı’ndaki panel tartışmalarından birinde dinleyicilere hitap ediyor. (Şarku’l Avsat)
Prof. Dr. Pol Antras, El-Ula Konferansı’ndaki panel tartışmalarından birinde dinleyicilere hitap ediyor. (Şarku’l Avsat)
TT

Harvard’ın önde gelen uluslararası ticaret teorisyeni: Suudi Arabistan, parçalanmış bir dünyada başarıya ulaşmanın ‘şifresine’ sahip

Prof. Dr. Pol Antras, El-Ula Konferansı’ndaki panel tartışmalarından birinde dinleyicilere hitap ediyor. (Şarku’l Avsat)
Prof. Dr. Pol Antras, El-Ula Konferansı’ndaki panel tartışmalarından birinde dinleyicilere hitap ediyor. (Şarku’l Avsat)

Harvard Üniversitesi’nde ekonomi profesörü olan Pol Antras, Suudi Arabistan’ın küresel ticaretteki dönüşüm sahnesinde istisnai bir model sunduğunu ve geleneksel gelişmekte olan piyasa kalıplarından köklü şekilde farklılaştığını belirtti. Antras, küreselleşmenin sona ermediğini, aksine ‘parçalı entegrasyon’ adıyla yeniden şekillendiğini vurguladı. Şarku’l Avsat’a konuşan Antras, Suudi Arabistan’ın vizyonu ve yapısal reformlarının, ülkeyi dünyadaki bu parçalı entegrasyon sürecinden faydalanabilecek avantajlı bir konuma getirdiğini söyledi. Antras, ülkenin lojistik ve yapay zekâ alanındaki yatırımlarının, küresel krizlerin yarattığı gürültüyü aşan sürdürülebilir büyümenin gerçek motoru olduğunu kaydetti.

Pol Antras, modern dönemin önde gelen ekonomi teorisyenlerinden biri olarak kabul ediliyor ve Harvard Üniversitesi’nde profesör olarak görev yapıyor. Uluslararası ticaret konusundaki araştırmaları, şirketlerin üretim süreçlerini sınırlar ötesinde nasıl organize ettiklerini ve küresel değer zincirlerini anlamada çığır açıcı nitelikte.

Geleneksel ekonomi sınıflandırmalarını eleştirerek konuşmasına başlayan Antras, “Gelişmekte olan piyasaların uluslararası ticaret dönüşümünden nasıl faydalandığı konusunda genel ifadeler kullanmak çok zor. Bunun nedeni, genellikle ülkeleri kıtalarda veya benzer gruplarda toplama eğilimimizdir” dedi. Antras, ‘gelişmekte olan piyasalar’ kavramının altında çok farklı sanayi yapılarının saklı olduğunu vurgulayarak Suudi Arabistan’ın durumunu örnek gösterdi: “Bazı ekonomiler büyük ölçüde imalat ihracatına dayanıyor ve ticari entegrasyon ile pazar erişimi onların hayat damarları. Buna karşılık Suudi Arabistan gibi bir ekonomi, çok fazla ihraç yapmasına rağmen Çin ile temel ürünlerinde çok az rekabetle karşılaşıyor.” Bu durumun Suudi Arabistan için eşsiz bir fırsat yarattığını belirten Antras, “Suudi Arabistan için bu dönem, Çin’den daha düşük maliyetle mal temin etmek veya daha önce yalnızca ABD pazarına giden ürün çeşitlerine erişim sağlamak için büyük bir fırsat” dedi.

Gelişmekte olan piyasaların ‘damping’ ve rekabet baskısıyla nasıl başa çıkması gerektiği sorulduğunda Antras, açık bir tavsiye verdi: “Bence gelişmekte olan piyasalar olabildiğince az korumacı eğilim göstermeli. Bu kolay olmayacak; çünkü Çin’in ihracat artışı bazı yerel üreticileri etkileyecek ve onları koruma yönünde siyasi baskı yaratacak. Ancak geleceğe doğru yol, kendinizi çok taraflı sisteme bağlı bir ekonomi olarak konumlandırmak, yabancı üreticilerin pazara girmesine izin vermek ve aynı zamanda yerli üreticilerin dış pazarlara açılmasını teşvik etmektir. Büyük ülkelerin uygulamalarını taklit etmekten tamamen kaçınmalıyız.”

Yerel sanayilerin korunmasıyla ilgili olarak ise Antras şu ifadeleri kullandı: “Evet, Çin’in damping uygulamaları bazı ülkelerde ciddi kaygı yaratıyor, çünkü bu ülkelerin yerli üretim tabanları Çin ürünleriyle doğrudan rekabet ediyor. Ancak Suudi Arabistan için endişe daha az; çünkü Çin ürünleriyle doğrudan çatışan bir üretim tabanı yok. Aslında ucuz ithalat, Suudi tüketiciye fayda sağlayabilir. Eğer bir sektör zarar görürse, insanları korumanın daha iyi yolları var: kredi planları sağlamak, sübvansiyonlar vermek veya şirketlerin iş modellerini yeniden düşünmelerine ve geliştirmelerine yardımcı olmak gibi.”

Küreselleşme ölmedi... sadece ‘parçalandı’

‘Küreselleşmenin sona erip ermediği’ sorusuna yanıt veren Antras, yeni bir kavram ortaya koyarak şöyle dedi: “Bence küreselleşme bitmedi, ben bunu ‘parçalı entegrasyon’ (Fragmented Integration) olarak adlandırıyorum. Entegrasyon süreci devam edecek, ancak ticaret anlaşmaları farklı yollarla yapılacak. Artık sadece çok taraflı müzakerelere güvenemeyiz; çünkü bu anlaşmalara bağlılık hissi dünya genelinde azaldı. Anlaşmalar imzalanmaya devam edecek, ancak süreç daha karmaşık olacak ve belirsizlik en belirgin özellik olarak kalacak.”

Faiz ve yapay zekâ: madalyonun diğer yüzü

Yüksek faiz oranlarının gelişmekte olan ülkelerin karmaşık sanayilere geçiş planları üzerindeki etkisine de değinen Antras, “Yüksek faiz oranları, gelişmekte olan piyasaların karşılaştığı risk primiyle birlikte, yatırımları şüphesiz sınırlıyor. İhracat, kredi, yatırım ve kalite iyileştirmesi gerektiriyor. Ancak faizlerin yükselmesinin temel bir nedeni var; bu, yapay zekâ ve teknolojik değişim kaynaklı yüksek büyüme beklentilerini yansıtıyor” ifadelerini kullandı.

Antras, bu büyümenin aynı zamanda çözüm sunduğunu belirterek şöyle devam etti: “Eğer bu büyüme potansiyeli gerçekleşirse, verimlilik önemli ölçüde artacak ve KOBİ’ler talebi daha iyi öngörebilecek, daha önce keşfedilmemiş pazarlara erişim sağlayacak. Dolayısıyla evet, faizler kısa vadede olumsuz bir güç, ancak gerçek bir büyüme potansiyelinden kaynaklanıyorsa durum o kadar da kötü olmayabilir.”

İş kaygısı ve devlet müdahalesi

Antras, işgücü piyasasına ilişkin derin endişelerini de dile getirdi. Önümüzdeki zorlukların çift yönlü ve ciddi olduğunu belirten Antras, Çin’in rekabeti ile yapay zekâ aracılığıyla otomasyonun işgücü üzerindeki etkisinin birleştiğini vurguladı. Antras, “İşgücünün geleceği konusunda ciddi endişelerim var; Çin’den gelen yoğun ihracat rekabeti, yapay zekâ ile işlerin otomatikleşmesiyle birleşirse, özellikle genç işçiler arasında ciddi işgücü piyasası sıkıntılarına yol açabilir” dedi.

Bu durumun piyasaya bırakılmaması gerektiğini söyleyen Antras, “Burada hükümet müdahalesine acil ihtiyaç var; bu müdahale, büyük mali kaynaklar ve yüksek düzeyde hazırlık gerektiriyor” dedi. Tek çözümün ‘verimlilik şartı’ olduğunu belirten Antras sözlerini şöyle noktaladı: “Yeni teknolojiler beklenen ölçüde verimliliği artırırsa, bu büyüme hükümetlere zarar görenleri telafi etmek ve insan kaynaklarını yeniden eğitmek için gerekli mali alanı sağlayacaktır. Başarı, kısa vadeli olumsuz etkileri yönetmek ile uzun vadeli stratejik kazançlara yatırım yapmak arasında hassas bir denge kurmakta yatıyor.”


Suudi Arabistan, hayati öneme sahip sektörleri geliştirmek için Suriye ile stratejik anlaşmalar imzaladı

Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Halid el-Falih, Şam'da Suriye ile stratejik anlaşmaların imzalandığını duyururken (X)
Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Halid el-Falih, Şam'da Suriye ile stratejik anlaşmaların imzalandığını duyururken (X)
TT

Suudi Arabistan, hayati öneme sahip sektörleri geliştirmek için Suriye ile stratejik anlaşmalar imzaladı

Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Halid el-Falih, Şam'da Suriye ile stratejik anlaşmaların imzalandığını duyururken (X)
Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Halid el-Falih, Şam'da Suriye ile stratejik anlaşmaların imzalandığını duyururken (X)

Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Halid el-Falih bugün yaptığı açıklamada, krallığın Suriye'nin Halep kentindeki iki havaalanının geliştirilmesi için çeşitli aşamalarda 7,5 milyar riyal (2 milyar dolar) yatırım yapacağını söyledi.

Yatırım Bakanı Halid bin Abdulaziz el-Falih başkanlığındaki üst düzey Suudi heyeti, Suudi Arabistan Krallığı ile Suriye Arap Cumhuriyeti arasındaki ekonomik ve yatırım iş birliğini güçlendirmeyi ve ortak projelerin pratik uygulamasına yönelik ikili ortaklıkları ilerletmeyi amaçlayan resmi bir ziyaretin başlangıcı olarak bu sabah Suriye'nin başkenti Şam'a geldi.

El-Falih, "Nas" şirketinin ülke dışındaki ilk yatırımı olan "Nas Syria" adlı bir havayolu şirketinin kurulduğunu duyurdu.

El-Falih ayrıca, Suriye'deki büyük projelere yatırım yapmaya adanacak olan Elaf Yatırım Fonu'nu da başlattı.

Suriye Yatırım Otoritesi Başkanı Talal el-Hilali ise ülkesinin telekomünikasyon altyapısını geliştirmek, iletişim ağlarını ve internet kalitesini modernize etmek için Suudi Arabistan ile bir anlaşma imzalayacağını duyurdu.

Açıklamada, Suudi Arabistan ile vatandaşların yaşamlarını doğrudan etkileyen hayati sektörleri hedefleyen bir dizi stratejik anlaşmanın imzalanacağı da belirtildi.

Suudi Arabistan Yatırım Bakanlığı tarafından yayınlanan basın açıklamasında, Suudi heyetinin ziyaretinin "iki kardeş ülke arasındaki stratejik ortaklığı destekleme, kalkınma projelerini desteklemede özel sektörün rolünü güçlendirme ve ortak çıkarlara hizmet eden ve gelecek dönemdeki kalkınma eğilimlerine ayak uyduran sürdürülebilir bir ekonomik entegrasyon yolu oluşturma çerçevesinde gerçekleştiği" ifade edildi.

Açıklamada, bu ziyaretin "Krallık ile Suriye arasındaki ekonomik ortaklıkta ileri bir aşamayı temsil ettiği, geçen yıl düzenlenen bir dizi toplantı ve forumun devamı niteliğinde olduğu ve bu toplantılar ve forumlar sonucunda karşılıklı yatırımı teşvik etmek ve bir dizi hayati sektörde ortak çalışma mekanizmalarını etkinleştirmek amacıyla bir dizi anlaşmanın imzalandığı" belirtildi. Açıklamada ayrıca, "Bu sürekli çabalar, iki ülke arasındaki stratejik uyumu teyit ederek hem Suudi hem de Suriye özel sektörleri için ekonomik kalkınmayı destekleme ve yatırım fırsatlarını genişletme konusunda büyük bir hedef çerçevesinde ortak ekonomik entegrasyonu derinleştirme amacını ortaya koymaktadır." ifadelerine yer verildi.


Altın ve gümüş fiyatları niçin çok değişiyor?

Altın ve gümüş, ekonomik ve jeopolitik krizlere karşı yatırımcılar tarafından güvenli liman olarak görülüyor (Reuters)
Altın ve gümüş, ekonomik ve jeopolitik krizlere karşı yatırımcılar tarafından güvenli liman olarak görülüyor (Reuters)
TT

Altın ve gümüş fiyatları niçin çok değişiyor?

Altın ve gümüş, ekonomik ve jeopolitik krizlere karşı yatırımcılar tarafından güvenli liman olarak görülüyor (Reuters)
Altın ve gümüş, ekonomik ve jeopolitik krizlere karşı yatırımcılar tarafından güvenli liman olarak görülüyor (Reuters)

Altın ve gümüşte üst üste kırılan rekorların ardından gelen düşüş mercek altına alındı. 

Wall Street Journal'ın (WSJ) analizinde, ABD Başkanı Donald Trump'ın ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanlığı'na Kevin Warsh'u aday göstermesinin ardından değerli metallerde sert düşüş yaşandığına dikkat çekiliyor. 

Analize göre yatırımcılar, Warsh'un enflasyona karşı "şahin bir politika" izleyeceğini ve Fed'in başına atanmasının doların güçlenmesini sağlayacağını düşünüyor. Financial Times'ın analizinde de benzer bir noktaya işaret ediliyor. 

Fed'in bağımsızlığıyla ilgili endişeler, mayıstan bu yana doların değerinin düşmesinde önemli rol oynadı. 

Trump ise doların seyrinde olumsuz bir durum olmadığını savunarak "Bence harika gidiyor" demişti. 

Analizde, Warsh'un adaylığının duyurulmasıyla altın ve gümüşte hızlı satışlar başladığı vurgulanıyor. Diğer yandan değerli metallerdeki düşüşün, "piyasa temellerinin öngördüğünün çok ötesine çıkan çılgın alımların sonucu olduğuna" da dikkat çekiliyor. 

Trump'ın cuma günkü açıklamasında "çok zeki, çok iyi ve güçlü" diye nitelediği Warsh'un adaylığını duyurmasıyla dolarda da toparlanma görüldü. 

Değerli metallerin değişken seyrinde spekülasyonların da önemli rol oynadığına işaret ediliyor. 

En uç spekülasyonların, "vatandaşların külçe gümüş almak için sıraya girdiği" Çin'den geldiği belirtiliyor. Çin sınır polisinin, Hong Kong'dan ülkeye yaklaşık 227 kilogram gümüş kaçırmaya çalışan iki kişiyi geçen hafta yakalaması da gündem olmuştu. 

Çin yönetimi, yatırım çılgınlığının risklerini azaltmak için UBS gümüş vadeli işlem fonu da dahil 5 emtia fonunun ticaretini cuma günü askıya almıştı. 

Öte yandan sert satışlara rağmen WSJ analistleri, özellikle altın ve bakırda yükselişin sürebileceği tahminini paylaşıyor. 

Fed-Beyaz Saray çekişmesi

Fed Başkanı Jerome Powell'la Trump arasındaki çekişme, ABD Merkez Bankası'nın bağımsızlığıyla ilgili endişeleri artırıyor. 

Tartışma Fed ofis binalarının yenilenmesini kapsayan çok yıllı projeyle ilgili. Beyaz Saray'ın proje için öngördüğü bütçe 1,9 milyar dolardı. Ancak işçilik ve malzeme fiyatlarındaki artış, tasarım değişiklikleri ve asbestle kurşun kirliliği gibi öngörülemeyen sorunlar nedeniyle maliyet 2,5 milyar dolara çıkmıştı.

ABD Başkanı, Powell'ın dolandırıcılık yaptığını ima ederek süreci kötü yönettiğini öne sürmüştü. Fed başkanı ise hakkındaki iddiaları reddederek, binaların renovasyon masraflarının uzun vadede kendini amorti edeceğini belirtmişti.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, Financial Times