Yeni İsrail hükümeti, 12 yıllık Netanyahu dönemini sona erdirdi

Bennett, İran’la nükleer anlaşmaya karşı çıkıyor, Hamas’ı tehdit ediyor ancak sükuneti destekliyor.

Netanyahu konuşmasını yaptıktan sonra Knesset’te… Solda ise yeni hükümetin iki ortağı Lapid ve Bennett (EPA)
Netanyahu konuşmasını yaptıktan sonra Knesset’te… Solda ise yeni hükümetin iki ortağı Lapid ve Bennett (EPA)
TT

Yeni İsrail hükümeti, 12 yıllık Netanyahu dönemini sona erdirdi

Netanyahu konuşmasını yaptıktan sonra Knesset’te… Solda ise yeni hükümetin iki ortağı Lapid ve Bennett (EPA)
Netanyahu konuşmasını yaptıktan sonra Knesset’te… Solda ise yeni hükümetin iki ortağı Lapid ve Bennett (EPA)

Knesset (İsrail parlamentosu) dün (Pazar), bağırışlar, boykotlar ve yoğun kargaşayla geçen hararetli bir oturumla Binyamin Netanyahu dönemine son verdi. Netanyahu’nun yerine aşırı sağcı Yemina partisinin lideri Naftali Bennett tarafından yönetilen bir hükümet, sağ ve sol cenahtan sekiz partiyi, hatta Milletvekili Mansur Abbas liderliğindeki İslami Hareket bloğunu da içeren geniş bir bakanlar kurulu seçti. Yeni hükümet 60 milletvekilinin desteğini aldı. Hükümetin onaylanmasıyla Binyamin Netanyahu dönemi resmen sonra ermiş oldu. Ancak Netanyahu, siyaset meydanını terk etmeyeceğini belirtti.
Başbakan, iki yıl sonra Başbakanlığı devralacak Gelecek Var Partisi lideri Lapid, diğer bakanlar, İsrail Devleti’ne ve yasalarına bağlılıklarını sürdüreceklerine, hükümetteki rollerini sadakatle yerine getireceklerine ve Knesset’in kararlarına saygı göstereceklerine dair bağlılık yemini ettiler. Yeni hükümet dün akşam ilk resmi toplantısını yaptı.
Yeni hükümet 28 bakan ve 6 bakan yardımcısından olışuyor. Bakanlar arasında ilk kez 2 Arap bakan da bulunuyor. Bunlar, sol görüşlü Meretz partisinden, Bölgesel İşbirliği Bakanlığı görevini yürütecek İsavi Feric ve Lieberman ile birlikte Maliye Bakanlığı görevini yürütecek, Avigdor Lieberman’ın başkanlığındaki Yisrael Bientu partisinden Hamd Ammar. Mansur Abbas ise Başbakanlık Ofisi’nde Başbakan yardımcılığı görevini üstlenecek ve Araplarla ilgili durumlarla özel olarak ilgilenecek.
Bu hükümet, iki bloktan oluşuyor. Başkanlığını Naftali Bennet’in yaptığı ilk blok, Yemina Partisi ve Yeni Umut Partisi’nden (Başkanlığını Gideon Sa’ar’ın yaptığı) oluşuyor. Başkanlığını Yair Lapid’in yaptığı ikinci blok ise, Lieberman başkanlığındaki Yisrael Bientu Partisi, Lapid Başkanlığındaki Yesh Atid Partisi, Benny Gantz başkanlığındaki Kahol Lavan (Mavi-Beyaz) Partisi, Mansur Abbas başkanlığındaki Birleşik Arap Listesi-İslami Hareket, Merav Michaeli başkanlığındaki İşçi Partisi ve Nitzan Horowitz başkanlığındaki Meretz Partisinden oluşuyor. İki blok gücü, eşit ve dönüşümlü olarak paylaşıyor. Bennet, 27 Ağustos 2023’e kadar başbakan olacak. Lapid ise bu dönemde dışişleri bakanı ve alternatif başbakan olarak görev yapacak. Sonrasında Lapid başbakan olacak ve Bennet onun yerine dışişleri bakanlığına geçecek. Yeni hükümette Gantz, başbakan yardımcısı ve savunma bakanı, Sa’ar, ikinci başbakan yardımcısı ve adalet bakanı, Lieberman, maliye bakanı, Yemina partisinden Ayelet Şaked, içişleri bakanı, İşçi Partisi Başkanı Merav  Michaeli, ulaştırma bakanı, aynı partiden Omer Bar-Lev, iç güvenlik bakanı, Meretz partisi başkanı Nitzan Horowitz, sağlık bakanı, aynı partiden Tamar Zandberg ise çevre bakanı olarak görev alacak.
Bennett, hükümet programını açıkladığı sırada şiddetli bir boykotla karşılaştı. Likud partisinden bazı milletvekilleri “İki yüzlü Bennett” ve “Oy hırsızı” yazan pankartlar açtılar. Knesset Başkanı, birçok milletvekilini oturumdan ihraç etmek zorunda kaldı. Bennett konuşmasına bu zamana kadar yaptıklarından dolayı Netanyahu’ya teşekkür ederek başladı. Ardından hükümetinin Rahad kentinden (güneydeki Arap bedevilerinin kenti) Metulla’ya (kuzeydeki Yahudi kenti) kadar tüm İsraillilerin hükümeti olacağını söyledi. İsrail’in Arap vatandaşları ile yeni bir sayfa açma sözü verdi. Bennett, ABD Başkanı Joe Biden’a, geçen ay Gazze’de vuku bulan son savaşta ve önceki yıllarda verdiği desteklerden dolayı teşekkür etti. Bennett, ABD’nin İran’la nükleer anlaşmaya dönmesine kesinlikle karşı olduğunu ifade etti. Son savaşın herkese Filistin meselesinin hala çözülmemiş olduğunu hatırlattığını, ancak bunu bir kara savaşı olarak görmeyi reddettiğini söyledi. Bölgede “İsrail” adında bir devletin bulunmasını istemeyenler olduğunu aktardı. Bennett, barışa ulaşma çabalarını desteklediğini ancak Hamas’ın barışın gereklerini yerine getirmemesi durumunda büyük darbelerle karşılık vereceklerini söyleyerek Hamas’a tehditte bulundu. Hamas ile mahkûm değişimi konusuna da değinen Bennett, Gazze’de gözaltına alınan iki İsrail askerinin cesetlerini ve İsrailli vatandaşları geri alma taahhüdünü dile getirdi. Konuşmasında “Hadar ve Oron’u, “Koruyucu Kenar Operasyonu”nda bizim için savaşmaya gönderen oylama sırasında el kaldırıp oy verdim. Onların geri getirilmesini sorumluluğumuz olan kutsal bir vazife olarak görüyorum” ifadelerini kullandı.
Mansur Abbas yaptığı konuşmada, bu hükümetin Filistin halkının tüm istek ve umutlarını yerine getirmeyeceğini, ancak herkese umut yolu açacağını vurguladı. Arap vatandaşlara hizmet sağlamak adına gerekli kalkınma projelerini uygulamak için bu bloğun elde ettiği kazanımların, diğer partilerin yaklaşık 10 milyar dolarlık tüm kazanımlarından daha fazla olduğunu söyledi. Lapid ise Netanyahu hükümetinin yerine yeni bir hükümet kurmayı başarabilen başbakan adayı sıfatıyla bir konuşma yapacaktı ancak konuşma yapmaktan vazgeçti ve artık arzusunun, yurttaşların gurur duyacağı bir şekilde iktidarın devredilmesi olduğunu söylemekle yetindi.

Netanyahu’nun konuşması
Netanyahu, gözlemciler tarafından “seçim konuşması” olarak değerlendirilen, bu hükümetin İran’da neşe uyandırdığını söylediği kapsamlı ve saldırgan bir konuşma yaptı. Netanyahu, Tahran’ın Naftali Bennett gibi kırılgan ve istikrarsız bir figürün başkanlığında zayıf bir hükümet kurulduğunu bildiğini, kendi liderliğindeki İsrail’in, dünyanın en zengin, en güçlü ve en saygın ülkesi olduğunu, “barış için barış” ilkesi temelinde birçok Arap ülkesiyle barışın sağlanması gibi muazzam başarılar elde ettiğini söyledi.
Netanyahu, ABD Başkanı Joe Biden’ın kendisinden İran nükleer anlaşması konusunda aralarındaki ihtilafları gizli tutmasını istediğini açıkladı. “Ben de bunu kesinlikle reddettim. Anlaşmaya muhalefetimizle İsrail’in varlığını ve geleceğini savunuyoruz. Bugün de, ABD’nin 1944’te Nazi kamplarını bombalamayı ve Yahudilerin Avrupa’yı terk etmesine yardım etmeyi reddettiğini unutmamamız gerekiyor. Bunları yapsalardı 6 milyon Yahudi öldürülmezdi” dedi.
Netanyahu, garip bir bileşime sahip bu hükümetin iktidarda kalamayacağını, hiçbir işte başarılı olamayacağını, İsrail’e ekonomi, güvenlik ve siyaset alanlarında büyük zararlar vereceğini vurguladı. Kendisinin muhalefette siyasi çalışmalarına devam edeceğini belirtti. Ancak Netanyahu, Knesset’te kürsüden iner inmez sözlerindeki gizem perdesi aralandı. Bir taraftan Likud içinde onu başarısızlıkla suçlayan ve siyasi arenayı terk edip yeni nesillere yol açması gerektiğini söyleyen muhalifleri karşısında, diğer taraftan da yolsuzluk suçu ile yargılandığı mahkemede başka bir hayatta kalma savaşı verecek.



Gazze'de termobarik mühimmat mı kullanıldı? İsrail ABD'den aldığı silahlarla 3 bin Filistiniliyi buharlaştırmış

İsrail ordusu, Gazze Şeridi'nde Ekim 2023'ten bu yana en az 72 bin kişi katletti (Reuters)
İsrail ordusu, Gazze Şeridi'nde Ekim 2023'ten bu yana en az 72 bin kişi katletti (Reuters)
TT

Gazze'de termobarik mühimmat mı kullanıldı? İsrail ABD'den aldığı silahlarla 3 bin Filistiniliyi buharlaştırmış

İsrail ordusu, Gazze Şeridi'nde Ekim 2023'ten bu yana en az 72 bin kişi katletti (Reuters)
İsrail ordusu, Gazze Şeridi'nde Ekim 2023'ten bu yana en az 72 bin kişi katletti (Reuters)

İsrail, ABD'nin sağladığı termal mühimmatla 3 bine yakın Filistinliyi küle çevirmiş.

Katar merkezli medya kuruluşu El Cezire'nin haberinde, İsrail ordusunun Gazze savaşında yüksek ısı üretebilen termal ve termobarik bomba kullandığı öne sürülüyor. 

Gazetenin "Hikâyenin Geri Kalanı" adlı araştırmasına göre, Gazze Sivil Savunma ekipleri savaşın başladığı Ekim 2023'ten bu yana 2 bin 842 Filistinliyi "buharlaşmış" diye belgeledi. 

Bu kişilerden geriye yalnızca duvarlara sıçramış kan izleri veya küçük doku parçaları kaldığı belirtiliyor.

Gazze Sivil Savunma Sözcüsü Mahmud Basal, kayıtların sahadaki adli incelemelere dayandığını, olay yerinde "eleme yöntemine" başvurduklarını belirtiyor: 

Hedef alınan bir eve giriyoruz ve içeride olduğu bilinen kişi sayısını çıkarılan cesetlerle karşılaştırıyoruz. Aile içeride beş kişi olduğunu söylüyorsa ve biz yalnızca üç sağlam ceset bulabiliyorsak, kapsamlı aramalar sonucunda sadece biyolojik izler kaldığını gördüğümüzde, diğer iki kişiyi 'buharlaşmış' olarak kaydediyoruz.

Haberde, bu durumun termal ve termobarik silahların sistematik kullanımından kaynaklandığı iddia ediliyor. "Vakum bombası" diye de bilinen bu silahlar 3 bin 500 santigrat dereceye varan ısı üretebiliyor. 

Gazze'deki Filistin Sağlık Bakanlığı Genel Direktörü Dr. Münir el-Burş, insan bedeninin yaklaşık yüzde 80'inin sudan oluştuğunu hatırlatarak şunları söylüyor: 

3 bin dereceyi aşan enerjiye, yoğun basınç ve oksidasyon eşlik ettiğinde vücut sıvıları anında kaynar. Dokular buharlaşır ve küle dönüşür. Bu kimyasal olarak kaçınılmazdır.

Rus silah uzmanı Vasily Fatigarov, bombanın yanma süresini uzatmak için karışıma alüminyum, magnezyum ve titanyum tozları eklendiğini, bunların ısıyı daha da artırdığını belirtiyor. 

ABD yapımı bazı bombalarda kullanılan tritonal maddesinin de çok yüksek ısı ürettiği vurgulanıyor.

Araştırmaya göre yaklaşık 900 kilogramlık MK-84 "Hammer" bombası, tritonal içeriyor ve 3 bin 500 santaigrat dereceye varan ısı üretebiliyor. 

Sığınak delici" BLU-109 bombalarınınsa içerdiği PBXN-109 patlayıcı karışımı sayesinde kapalı alanlarda büyük ateş topu oluşturarak içeridekileri yaktığı ifade ediliyor. 

İsrail ordusunun bu bombaları, Eylül 2024'te "güvenli bölge" ilan ettiği El-Mevasi'de kullanıldığı ve 22 kişinin kalıntı bırakmadan öldürüldüğü savunuluyor. 

AFX-757 patlayıcısının kullanıldığı GBU-39 hassas güdümlü bomba da Ağustos 2024'teki Tabiin Okulu saldırısında kullanılmış. Yerinden edilen Filistinlilerin sığındığı okul binasına atılan bu bomba, basınç dalgası ve yüksek ısıyla öldürüyor. Rus uzman Fatigarov'a göre mühimmat, binayı nispeten sağlam bırakıp içindekileri yakarak yok etmek için tasarlanmış. 

Gazze'deki Sivil Savunma ekiplerinin, "buharlaşmış" cesetlerin olduğu alanlarda GBU-39'a ait kanat parçaları bulduğu aktarılıyor.

Georgetown Üniversitesi'nin Katar kampüsünden hukukçu Diana Buttu, bu tür silahların kullanımının yalnızca İsrail'i değil tedarikçileri de sorumlu kıldığını vurgulayarak şunları söylüyor: 

Bu sadece İsrail'in işlediği değil, küresel çapta yapılmış bir soykırımdır.

Buttu, "Bu silahların ABD ve Avrupa'dan sürekli olarak gönderildiğini görüyoruz. Bu silahların savaşçıyla çocuk arasında ayrım yapmadığını bilmelerine rağmen, göndermeye devam ediyorlar" diye ekleyerek, bunun savaş suçu sayılacağını belirtti. 

Birleşmiş Milletler'e bağlı İşgal Altındaki Filistin Toprakları Hakkında Bağımsız Uluslararası Soruşturma Komisyonu'nun geçen yıl eylülde yayımladığı raporda, İsrail'in Gazze Şeridi'nde Filistinlilere karşı soykırım yaptığı sonucuna varılmıştı. Tel Aviv yönetimiyse raporun bulgularını "yanlış ve çarpıtılmış" diye nitelemişti.

Independent Türkçe, El Cezire, The Cradle, New Arab


İsrail Cumhurbaşkanı: Avustralya'daki Yahudi karşıtlığı 'korkutucu ve endişe verici'

İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog, Melbourne'deki Yahudi topluluğu için düzenlenen etkinlikte (AFP)
İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog, Melbourne'deki Yahudi topluluğu için düzenlenen etkinlikte (AFP)
TT

İsrail Cumhurbaşkanı: Avustralya'daki Yahudi karşıtlığı 'korkutucu ve endişe verici'

İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog, Melbourne'deki Yahudi topluluğu için düzenlenen etkinlikte (AFP)
İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog, Melbourne'deki Yahudi topluluğu için düzenlenen etkinlikte (AFP)

Avustralya'yı ziyaret eden İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog, ülkedeki antisemitizmi “korkutucu” ve “endişe verici” olarak nitelendirirken, “barış isteyen sessiz çoğunluk Avustralyalılar”a da dikkat çekti.

Herzog, Sidney'deki Bondi Plajı'nda meydana gelen ölümcül silahlı saldırının kurbanlarına taziyelerini sunmak ve Yahudi topluluğunu teselli etmek için pazartesi günü Avustralya'ya dört günlük bir ziyaret başlattı.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre bugün Melbourne'a (güneydoğu) gitmeden önce Seven TV'ye verdiği demeçte, 14 Aralık'ta 15 kişinin öldüğü saldırının ardından antisemitik nefret “dalgasının” zirveye ulaştığını söyledi.

Bunun “korkutucu ve endişe verici” olduğunu vurgulayan Herzog, “barış isteyen, Yahudi topluluğuna saygı duyan ve elbette İsrail ile diyalog kurmak isteyen sessiz bir Avustralya çoğunluğu da var” diye belirtti.

Pazartesi günü, Herzog'un Sidney'e gelişini protesto eden Filistin yanlısı göstericiler ve polis arasında çatışmalar çıktı.

AFP muhabiri, polisin göstericileri dağıtmak için biber gazı kullandığını ve yürüyüş önceden belirlenmiş rotadan sapmaya çalıştığında Fransız basın muhabirleri de dahil olmak üzere, gazetecilere göz yaşartıcı gaz atıldığını bildirdi.

Görsel kaldırıldı.
Melbourne'deki Flinders Street İstasyonu önünde İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog'un ziyaretine karşı düzenlenen gösteri için toplanan protestocular (EPA)

AFP muhabiri, yürüyüşçüler ile polis arasında çıkan çatışmalarda en az 15 protestocunun gözaltına alındığını bildirdi.

Yürüyüş, Herzog'u Gazze Şeridi'nde “soykırım” yapmakla suçlayan ve Canberra'nın uluslararası yükümlülüklerine uygun olarak soruşturulmasını talep eden Palestine Action grubu tarafından düzenlendi.

Avustralya'daki Yahudileri temsil eden ana kuruluş olan Avustralya Yahudileri Yürütme Konseyi ziyareti memnuniyetle karşılarken, Avustralya Yahudi Konseyi ziyareti reddetti ve İsrail cumhurbaşkanını, Gazze Şeridi'nin “süregelen yıkımından” sorumlu tuttu.

Görsel kaldırıldı.
Pazartesi günü, Sydney'de Herzog'un gelişini protesto eden Filistin yanlısı göstericiler ile polis arasında çatışmalar çıktı (EPA)

Bu arada ABC, Melbourne Üniversitesi'ndeki bir binaya “Herzog'a ölüm” yazısının yazıldığını bildirdi.

2025 yılında, bağımsız bir BM soruşturma komisyonu, İsrail'in 7 Ekim 2023'te Hamas'ın Yahudi devletine saldırmasının ardından patlak veren savaşın başlangıcından bu yana Gazze'de “soykırım” işlediğine karar verdi.

Birleşmiş Milletler adına konuşmayan komisyona göre, Herzog ve diğer İsrailli liderler Filistin topraklarında “soykırımı kışkırttı”, ancak İsrail bunu ‘kesinlikle’ reddetti, “önyargılı ve yanlış bir rapor” olarak kınadı.


Rusya adına casusluk yapan Ukraynalıların sayısı neden artıyor?

Ukrayna'nın Pokrovsk kentinde Rus bayrağı taşıyan askerler (Reuters)
Ukrayna'nın Pokrovsk kentinde Rus bayrağı taşıyan askerler (Reuters)
TT

Rusya adına casusluk yapan Ukraynalıların sayısı neden artıyor?

Ukrayna'nın Pokrovsk kentinde Rus bayrağı taşıyan askerler (Reuters)
Ukrayna'nın Pokrovsk kentinde Rus bayrağı taşıyan askerler (Reuters)

Ukrayna’da bir papazın kızı Rus istihbaratına casusluk yapmaktan 15 yıl hapse mahkûm edildi

19 Temmuz 2024 günü öğleden kısa bir süre sonra, bir papazın kızı 19 yaşındaki Hristina Garkavenko, Ukrayna’nın doğusundaki Pokrovsk kentinde bulunan bir kiliseye geldi. Dindar olmasına rağmen bu kez kiliseye ibadet için gitmemişti.

Babasının burada görev yapması nedeniyle binayı iyi tanıyan genç kadın, ikinci kata çıkarak odalardan birine girdi. Perdelerle kapatılmış pencerede cep telefonunu canlı yayın kamerası olarak yerleştirdi ve cihazı, doğudaki cephe hatlarına gidip gelen Ukrayna askeri birlikleri ve araçlarının kullandığı yola doğru çevirdi. CNN’in aktardığına göre, görüntüler doğrudan Rus istihbaratına iletildi.

Ukraynalı savcılara göre Garkavenko’nun Rus istihbaratı adına yürüttüğü tek faaliyet bu değildi. Genç kadın yıl boyunca bir Rus ajanıyla temas halinde kalarak, stratejik öneme sahip Pokrovsk’taki Ukrayna askerleri ve askeri teçhizatın konumlarına ilişkin bilgiler aktardı.

Binlerce kişiden biri

Vatana ihanet suçundan 15 yıl hapis cezasına çarptırılan Garkavenko’nun, Rusya Federal Güvenlik Servisi (FSB) ve diğer Rus istihbarat birimleri tarafından ülkesi aleyhine casusluk yapmak üzere devşirildiği düşünülen binlerce Ukraynalıdan biri olduğu ifade edilidyor.

Ukrayna Güvenlik Servisi’ne (SBU) göre Rusya’nın Şubat 2022’de başlattığı kapsamlı işgalden bu yana 3 bin 800’den fazla vatana ihanet soruşturması açıldı. Bu davalarda bin 200’den fazla kişi suçlu bulunarak hüküm giydi.

Hüküm giyenler ortalama 12 ila 13 yıl arasında ceza alırken, bazı sanıklar müebbet hapisle cezalandırılıyor.

CNN’in ulaştığı FSB ise konuyla ilgili yorum yapmayı reddetti.

Şarku'l Avsat'ın CNN’den aktardığına göre Ukraynalı avukat ve uluslararası insancıl hukuk uzmanı Andriy Yakovliv yaptığı açıklamada, Kiev yönetiminin “adil yargılama için gerekli koşulları sağladığını” ve ülke mahkemelerinin genel olarak usul kurallarına uyduğunu belirtti. Yakovliv, savcılığın yeterli delil olmadan dava açmadığını ve mahkûm etmek üzere herhangi bir bahaneye başvurmadığını belirtti.

En yaygın ihanet türü

SBU’ya göre savaş döneminde en yaygın vatana ihanet türü, bilgilerin Rus istihbaratına sızdırılması.

SBU’nun açıklamasına göre “Cephe hattına yakın bölgelerde en sık, Ukrayna ordusunun hareketleri ve konuşlandığı yerler hakkında bilgi toplayıp bunları sızdıran ajanları yakalanıyor. Ukrayna’nın batı ve orta kesimlerinde ise askeri tesisler ve kritik altyapı hakkında bilgi toplanıyor, bunları sızdırıyor ve enerji santralleri, polis binaları ile demiryolu hatları yakınında sabotaj girişimlerinde bulunuluyor.”

Ukraynalılar neden casusluğu kabul ediyor?

CNN’nin haberine göre Rusya’nın devşirdiği Ukraynalılar farklı kesimlerden geliyor. Ukraynalı istihbarat yetkililerine göre ideolojik nedenlerle hareket edenlerin sayısı azalıyor. Casusluğu kabul edenlerin çoğu için temel motivasyon para.

SBU, Rus istihbaratının öncelikli olarak işsizler ya da uyuşturucu, alkol veya kumar bağımlılarını veya paraya acil ihtiyacı olan kişileri hedef aldığını belirtiyor.

SBU’da görevli bir karşı istihbarat yetkilisi CNN’e yaptığı açıklamada, Telegram kanallarının devşirmede kullanılan en yaygın araçlarından biri olduğunu söyledi. Yetkiliye göre Ruslar, “hızlı ve kolay kazanç” vaat eden ilanlar yayımlıyor ve görevleri kademeli olarak veriyor.

Yetkili, ilk aşamada oldukça basit olan görevler verildiğini belirtiyor, “Örneğin kahve satın almak ve kafedeki fişi fotoğraflamak gibi. Bunun karşılığında para banka kartına yatırılıyor ve devşirme süreci adım adım ilerliyor. Daha sonra demiryolu hatları boyunca kamera yerleştirmek, askeri tesisleri görüntülemek gibi daha hassas görevler veriliyor” dedi.  

Yetkili ayrıca, kişinin bir aşamada iş birliğini reddetmesi durumunda Rus ajanların şantaja başvurduğunu ve önceki yazışmaları SBU’ya iletmekle tehdit ettiğini belirterek, “O noktadan sonra geri dönüş imkanı kalmıyor” değerlendirmesinde bulundu.