SOHR: Halep kırsalında şiddet ve ihlaller artıyor

Suriye’nin kuzeyindeki Fırat Kalkanı bölgesinde Mayıs ayında bu yanan 15 operasyon ve olay

13 Haziran’da Halep kırsalında Afrin’in bombalanmasının ardından Şifa Hastanesi'nde yıkım (EPA)
13 Haziran’da Halep kırsalında Afrin’in bombalanmasının ardından Şifa Hastanesi'nde yıkım (EPA)
TT

SOHR: Halep kırsalında şiddet ve ihlaller artıyor

13 Haziran’da Halep kırsalında Afrin’in bombalanmasının ardından Şifa Hastanesi'nde yıkım (EPA)
13 Haziran’da Halep kırsalında Afrin’in bombalanmasının ardından Şifa Hastanesi'nde yıkım (EPA)

Türk ordusu destekli Suriyeli muhalif gruplarının kontrolü altında olan Suriye’nin kuzeyinde Halep kırsalındaki Fırat Kalkanı bölgeleri Mayıs ayında, muhalif gruplar ve rejim güçleri arasında mahkumların değişimine yönelik bir operasyonun yanı sıra hedef alma, bombalama ve iç çatışma dahil olmak üzere 15 operasyon ve olaya tanık oldu.
Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR) dün yaptığı açıklamada Fırat Kalkanı bölgesinde insani krizler, ihlaller ve güvenlik krizleri giderek kötüleşiyor. İhlal, hedef alma, bombalama gibi olaylar sık sık yaşanıyor.
SOHR’un yaptığı açıklamaya göre, Cerablus kırsalında Tel Şair köyünde iki aile arasında çıkan hafif silahlı çatışmada 16 kişi ve Halep’in doğusundaki er-Rai’nin güneyindeki el-Burc köyünde aile arasında çıkan makineli tüfeklerin kullanıldığı çatışmada bir kişi hayatını kaybetti. Halep’in kuzeyindeki Azez’in doğusunda bulunan Kafrgan köyünde bir kadın kocası tarafından öldürüldü. Halep’in doğusunda yer alan el-Bab’a bağlı el-Burc köyünde de Ankara’ya bağlı grupların mensupları tarafından bir vatandaş öldürüldü. el-Bab kırsalındaki Tel Circe köyünde bir 20. Tümen üyesi ve el-Bab kırsalındaki Kabasin köyünde bir kişi, kimliği belirsiz kişiler tarafından öldürüldü. Cerablus’ta bomba yüklü bir motosikletin patlaması sonucu 3 kişi hayatını kaybetti. El Bab'da bir DEAŞ hücresi iki polisi vurdu. Ankara’ya bağlı 3 grup el-Bab’da bir DEAŞ hücresiyle çatıştı, DEAŞ hücresinden iki kişi öldü. Söz konusu iki kişiden biri patlayıcı yelekle kendini patlattı.
Mayıs ayında Halep’in kuzey ve doğu kırsalında Ankara’ya bağlı grupların kontrolü altında olan alanlarda aileler ve gruplar arasında 5 çatışma yaşandı. 1 Mayıs’ta Cerablus kırsalındaki Tel Şair köyünde iki aile arasında çıkan hafif silahlı çatışmada yararlıların olmasının yanı sıra yaşlı bir adam hayatını kaybetti. 2 Mayıs’ta er-Rai’nin güneyindeki el-Burc köyünde, çobanların bazı tarım ürünlerini ele geçirmesi sonucu silahlı çatışmalara tanık olundu, söz konusu çatışmada bir kişi öldü bir kişi yaralandı. Kaynaklara göre aynı gün el-Bab’da, Ahfad Ordusu ve Hamza Tümeni ile Milli Ordu olarak adlandırılan yapıya bağlı olanlar arasında gerginlik yaşandı. Aynı kaynağa göre, çatışmaya Ahfad Ordusu’nun Hamza Tümeni mensuplarından birini tutuklaması neden oldu.
SOHR tarafından yapılan açıklamaya göre, 12 Mayıs’ta el-Bab’da, şehir merkezi yakınlarında, Türkiye’ye bağlı polislerle halk arasında çıkan kavga sonucunda çıkan gerilimi yoğun silah sesleri takip etti. Açıklamada polislerden birinin yanlışlıkla ateş ederek kavga edenlerden birini yaraladığı ardından silahlı bir grubun ateş eden polisi kaçırdığını belirtildi. Sultan Murat Tümeni unsurları askeri takviye getirdi, Halep’in doğusundaki el-Bab’daki kavganın olduğu kavşağa giden yolları kestiler. Polis güçleri ise şehrinin pazarlarındaki kontrol noktalarından tahliye edilirken, askeri polise ait ağır makineli tüfeklerle donatılmış onlarca kamyonet, merkezde bulunan döner kavşağa baskın yaparak, Sultan Murat Tümeninin bariyerlerini kaldırmak ve çatışmayı çözmek için toplandı.
24 Mayıs’ta Türk kuvvetlerinin ve Fırat Kalkanı operasyonları odası gruplarının kontrolü altındaki el-Bab şehri ve kırsalında gerginlik yaşandı. İhtayimlat bölgesinde askeri polis ile silahlı kişiler arasında çatışma çıktı. Çatışmada 7’den fazla kişi yaralandı, askeri polisin bölgeye düzenlediği baskının ardından en az 4 kişiyi tutukladı. Askeri polis, es-Sukn eş-Şebabi bölgesine ve Zeytin Dalı kavşağına baskın düzenleyerek çok sayıda kişiyi tutukladı.
SOHR ayrıca 6 patlama ve 3 hedef alma gözlemledi. 6 Mayıs’ta Türkiye destekli Milli Ordu’nun 20. Tümen’inin mensubunun cesedi bulundu. El-Bab’ın kuzeyinde Tel Circe köyünde cesedi bulunana kişi ateş açılarak öldürülmüştü. Ölen kişi, Deyrizor’un doğu kırsalındaki Mahkan kasabasındandı. 14 Mayıs’ta el-Bab kırsalındaki Kabasin köyünde bir kişi, çiftliğine baskın düzenleyen ve arabasını çalan kimliği belirsiz kişiler tarafından vurularak öldürüldü. 28 Mayıs’ta el-Bab’da Ankara’ya bağlı iki polis DEAŞ hücresinin kurşunlarıyla öldürüldü.
Patlamalarla ilgili olarak ise, SOHR’un yaptığı açıklamaya göre, 6 Mayıs’ta Halep’in kuzeyindeki Azez kırsalındaki eski Bab es-Seleme kampında bir patlayıcı dolu kamyonet patladı. 10 Mayıs’ta Buhus-Azez yolunda patlayıcı yüklü bir motosiklet patladı ve iki kişi yaralandı. Aynı gün el-Bab’da bir caminin yakınında bir bomba patladı. 19 Mayıs’ta Cerablus’ta bir bomba yüklü bir araç patladı. 24 Mayıs’ta Cerablus da Şeriat Camii yakınında bomba yüklü bir motosikletin patlamasına tanık olundu. Patlamada 3 kişi hayatını kaybetti. Ciddi yaralanmalar da dahil olmak üzere yaklaşık 7 kişi yaralandı. Son patlama 28 Mayıs’ta el-Bab’da Ahrar’uş Şam hareketine bağlı bir hakime ait arabanın patlayıcı ile patlatılması oldu.
Diğer yandan, 12 Mayıs’ta rejim güçleri ile Türkiye destekli gruplar arasında bir mahkum değişimi gerçekleştirildi. SOHR kaynaklarına göre, mahkum değişimi, bir kadın, iki genç erkek ve rejim güçleri tarafından gözaltına alınan diğer kişilerin serbest bırakılması karşılığında, bazı cesetlerin yanı sıra hapishanelerinde olan rejim güçlerinden bazı mahkumların serbest bırakılmasını da içeriyordu. Operasyon, el-Bab kırsalındaki Ebu ez-Zendin sınır kapısında Suriye Kızılayı gözetiminde gerçekleşti.
28 Mayıs’ta Fırat Kalkanı grupları el-Bab’da güvenlik operasyonu başlatarak DEAŞ hücresine baskın düzenlemesi ile iki taraf arasında çatışma çıktı. Ankara’ya bağlı askeri unsurlardan 3’ünün öldürülürken ve DEAŞ üyelerinden ikisi öldü söz konusu kişilerden biri kendini patlayıcı yelekle havaya uçurdu.
SOHR açıklamasını şu ifadelerle sonlandırdı:
“Suriye halkına karşı işlediği suçları ve ihlallerini durduracak bir caydırıcı olmadığı sürece Fırat Kalkanı bölgelerindeki ihlaller silsilesinin durdurmayacağı açıkça görülüyor.”
Türkiye destekli diğer grupların kontrolü altındaki Afrin’de, rejim güçleri ve Suriye Demokratik Güçleri tarafından Şifa Hastanesi’nin bombalanması nedeniyle 18 kişi öldü.  Saldırı ABD, Avrupa ülkeleri ve Birleşmiş Milletler tarafından kınandı.



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.