Zayed Hediyye
Libya konulu İkinci Berlin Konferansı’nın üzerinden üç gün geçmesine rağmen konferansın sonuçları hala mercek altında. Sonuçlar yerel ve uluslararası düzeyde geniş çapta ele alınıyor ve konferanstan önce ortaya atılan şu soruya hala net bir cevap gelmesi bekleniyor: İkinci Berlin Konferansı’nın kararları uygulamaya konulacak mı yoksa akıbeti geçtiğimiz yılın başlarında Almanya’nın başkentinde yapılan ilk konferansın kararlarına mı benzeyecek?
İkinci Berlin Konferansı’na katılan taraflar, 57 maddelik bir sonuç bildirgesi üzerinde uzlaştı. Maddelerin çoğunda 1’inci Berlin Konferansı’nda uzlaşılan noktaların desteklendiği ifade edildi ve başta yabancı güçlerin Libya topraklarından çıkarılması olmak üzere uygulanmayan maddelerin yerine getirilmesi gerektiği vurgulandı.
2’nci Berlin Konferansı’nda dikkat çeken şey şuydu ki, Libya sahasında farklı roller oynayan bütün seçkin tarafların dahil olduğu geniş bir katılım olmasına rağmen önemli bir taraf olarak Fas’ın yokluğu konferansı boykot etme sebeplerine ilişkin pek çok soru uyandırdı. Libya müzakerelerinin ilerlemesinde büyük bir payı olan Fas, müzakerelerin çeşitli oturumlarına ev sahipliği yapmış ve Libya’daki siyasi sürecin gidişatında dönüm noktası sayılan anlaşmaların imzalanmasını başarıyla denetlemişti.
Konferansta alınan kararlar
Bir buçuk yıl içerisinde Almanya’nın ev sahipliğinde ikinci kez düzenlenen Libya konulu 2’nci Berlin Konferansı 57 maddeden oluşan bir sonuç bildirgesi üzerinde uzlaştı. Söz konusu maddelerde dış müdahaleler, beklenen genel seçimler ve geçiş dönemindeki adalet mekanizmasının etkinleştirilmesi gibi uluslararası toplumun ilgi odağı olan ve geçtiğimiz yıllarda Libya krizinin kötüleşmesinde doğrudan rol oynayan başlıca dosyaların yanı sıra göç ve düşünce mahkumlarının salınması gibi insani konular da ele alınmaya çalışıldı.
Konferansın sonuç bildirgesinde “Libya'nın her bölgesinden paralı askerlerin ve yabancı güçlerin derhal çıkarılması ve 2020 yılının Ocak ayında düzenlenen Birinci Berlin Konferansı’ndaki taahhütlerin yerine getirilmesi gerektiği” vurgulandı.
Ayrıca “Tüm bu taahhütler, Libya Siyasi Diyalog Forumu (LSDF) tarafından onaylanan yol haritasında geldi. Bu da gerekli anayasal ve yasal düzenlemelerin kabul edilmesini, güvenlik sektörünün yenilenmesini, sıkı bir gözetime tabi tutulup ortak bir sivil denetim otoritesi altına alınmasını ve ülke genelinde kaynakların adil ve şeffaf bir şekilde tahsis edilmesini gerektiriyor” ifadeleri yer aldı.
Yerel anlaşmalar için uluslararası bir şemsiye
Konferansa katılanların vardığı sonuçlar, Libya krizi dosyasıyla ilişkili olan yerel ve uluslararası tarafların çoğu için tatmin ediciydi. Tartışmalı mevzuların çoğunu kapsayan sonuç bildirgesinde, bu yılın sonunda ulusal seçimlerin yapılması ile güvenliğin sağlanması için müzakere yolunu ve siyasi süreci destekleyen bazı çözümler getilerek tartışmalı mevzular çözülmeye çalışıldı.
Bu bağlamda Birleşmiş Milletler (BM) Libya Destek Misyonu (UNSMIL) başkanlığındaki geçici görev süresi boyunca Libya’daki çatışma tarafları arasında pek çok önemli anlaşmanın imzalanmasında kilit rol oynayan dönemin BM Libya Özel Temsilci Vekili Stephanie Williams, İkinci Berlin Konferansı’nın sonuçlarının iyi olduğunu söyleyerek “Tüm ülkelerin ve bölgesel örgütlerin, uluslararası toplumun Birinci Berlin Konferansı'nda uzlaşılan maddelere ilişkin taahhütlerini yeniden vurgulamak için bir araya geldiğine şahit olmamız oldukça olumlu bir adımdı” dedi.
Williams, konferansı “Libyalılar için birliğin sağlanmasına ve 2020 yılının Ocak ayında başlatılan takip mekanizmasının tam olarak uygulanmasına katkıda bulunan uluslararası bir şemsiye” olarak nitelendirdi.
Williams “Libyalıların konferanstaki tüm katılımcılardan desteğin devam etmesinin yanı sıra seçimlerin zamanında yapılması, paralı askerlerin ve yabancı güçlerin ülkeyi terk etmesi ve dış müdahalenin durdurulması gerektiği konusundaki bireysel mesajları bir kez daha duyması oldukça önemliydi” şeklinde konuştu.
Fas neden konferansa katılmadı?
İkinci Berlin Konferansı’ndaki katılımcıların vardığı sonuçlar büyük bir memnuniyetle karşılansa da konferans hakkında bazı soru işaretleri oluştu. Bu soru işaretlerinden biri de Buznika kentinde birden fazla kez ev sahipliği yaptığı müzakere turları aracılığıyla Libya’daki siyasi diyaloğun ilerlemesine oldukça katkı sağlayan en önemli ülkelerden biri olmasına rağmen Fas’ı konferansı boykot etmeye iten sebep idi.
Fas’ın, Almanya’nın başkentinin Libya dosyasını görüşmek üzere ev sahipliği yaptığı İkinci Berlin Konferansı’na katılmayı reddetmesinin sebebi, geçen yıl düzenlenen ilk konferansa davet edilmemesine dayanıyor. O zamanlar konferansa davet edilmemeleri Faslı yetkilileri öfkelendirmiş ve Almanların Fas’ın Libya krizini çözmedeki rolünü görmezden gelmesini protesto ederek bir bildiri yayınlamalarına sebep olmuştu.
Fas tarafından yayınlanan bildiride Almanya “Fas’ın oynadığı bölgesel role özellikle de Libya dosyasında oynadığı role karşı gelmekle” suçlanmıştı.
İkinci Berlin Konferansı’nın düzenlenmesi ile birlikte Fas Dışişleri Bakanlığı’nın Almanya’nın Libya dosyasındaki diplomatik hareketlerine yönelik eleştirileri devam etti. Zira Fas merkezli Hespress gazetesinin bakanlıkta görevli kaynaklara dayandırdığı haberine göre “Bakan Nasır Burita'nın Almanya'nın 2'nci Berlin Konferansı davetini reddetmesinin nedeni, Fas'ın boş tartışmalara girmek yerine, çabalarını Buznika'ya (ciddi, somut ve pratik) görüşmeler yapmak üzere gelen Libyalı taraflara odaklamayı tercih etmesi”.
Paris ve Washington’un görüşlerinin yakınlaşması
İkinci Berlin Konferansı’na katılanların umut vadeden sonuçları sadece Libya barış sürecini ileriye taşıyacak adımlarda uzlaşılması ile sınırlı değildi. Aksine sonuçlar geçtiğimiz yıllarda uzaklaşan Libya dosyasındaki önde gelen bazı uluslararası aktörlerin görüşlerini yakınlaştırmayı da kapsıyordu. Bu aktörlerden en öne çıkanı da Fransa ve ABD.
Washington ve Paris'in resmi tutumları arasındaki yakınlaşma, ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken ve Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian'ın düzenlediği ortak basın toplantısında görüldü. Zira bakanlar görüşmelerinde sadece şu iki noktaya odaklandılar: “Seçimlerin zamanında yapılması ve yabancı güçlerin Libya'dan çıkarılması”.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, İkinci Berlin Konferansı’ndan günler önce yedi ülkenin liderlerine, yabancı güçlerin Libya’dan çekilmesine yönelik zaman çizelgesi ile beraber bir öneri sunduğunu vurguladı. Öneriye göre ilk olarak paralı askerler ülkeyi terk edecek daha sonra da üzerinde uzlaşılacak bir zamanda eş zamanlı bir şekilde askeri güçler çekilecek. Macron sunduğu önerinin “liderler tarafından memnuniyetle karşılandığını” ifade etti.
Libyalı araştırmacı ve akademisyen Marei el-Hiram konuya ilişkin yaptığı açıklamada “Paris, başta Türkiye olmak üzere Libya'da askeri varlıkları bulunan uluslararası gruplara ülkeden çıkmaları için baskı yapma konusunda ne kadar önemli bir role sahip olduğunun farkında olduğu için Washington ile yakınlaşmaya çalışıyor ve onu Libya arenasında daha büyük bir rol oynamaya itmeye çalışıyor” ifadelerini kullandı.
Hiram “Fransa'nın Libya krizi dosyasıyla ilgili en büyük kaygısının Türk varlığı olduğuna kimsenin şüphesi yok. Fransa, ABD yönetiminden başka hiç kimsenin Türkiye'yi Libya'daki müdahalesini sonlandırmaya itemeyeceğinin farkında. Bu yüzden Libya’da gerileyen ABD rolünü ön plana çıkarmaya çalışıyor” dedi.
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı analize göre Hiram sözlerini sonlandırırken şu ifadeleri kullandı:
“Washington’a göre Macron’un önerisi bir sebepten ötürü iyi. O da Libya’daki yabancı güçlerin eş zamanlı olarak çıkmasına yönelik bir zaman çizelgesi oluşturması. Yani bu demek oluyor ki Rus güçleri de çıkarılacak. Libya dosyasıyla ilgili olarak ABD’nin başlıca endişesi de Rus güçleri.”






