Yemen’de Husilere yönelik uluslararası baskılar dururken Husiler Marib'de yeni bir katliam gerçekleştirdi

Yemen ordusu Husi saldırılarını püskürttü ve iki İranlı uzmanın öldürüldüğünü duyurdu.

Marib'de Husilerle çatışmalar sırasında Yemen hükümet güçlerinden iki asker (AFP)
Marib'de Husilerle çatışmalar sırasında Yemen hükümet güçlerinden iki asker (AFP)
TT

Yemen’de Husilere yönelik uluslararası baskılar dururken Husiler Marib'de yeni bir katliam gerçekleştirdi

Marib'de Husilerle çatışmalar sırasında Yemen hükümet güçlerinden iki asker (AFP)
Marib'de Husilerle çatışmalar sırasında Yemen hükümet güçlerinden iki asker (AFP)

Yemen'deki savaşı durdurmak için İran destekli Husi milislerine yönelik uluslararası toplumun ve Birleşmiş Milletler’in (BM) baskıları durmuşken, Husiler dün (Salı) Marib şehrini iki balistik füze ile hedef alarak yeni bir katliam gerçekleştirdi. Resmi kaynaklara göre saldırıda aralarında çocukların da bulunduğu en az 13 ölü ve yaralı kaydedildi.
Husilerin yeni saldırısı Yemen hükümeti ve insan hakları savunucuları tarafından kınanırken, Yemen ordusu ve aşiret güçleri, petrol ve gaz zengini Marib'i kontrol etme çabaları çerçevesinde Husi milislerinin en şiddetli saldırıları düzenlediği Marib ve Cevf illerinde ateş hattı boyunca kara saldırılarını püskürtmeye devam etti. Askeri kaynaklar saldırılarda iki İranlı uzmanın öldürüldüğünü bildirdi.
Husilerin sükunet çağrılarını ve BM barış planının uygulanmasını sürekli reddetmesiyle birlikte Yemen hükümeti uluslararası topluma barışı engelleyen tarafın tespit edilmesi çağrısını yineledi. Hükümet, insani dosyaları kullanarak siyasi, askeri ve ekonomik kazanımlar elde etmeye çalışan grubun taleplerinden uzak bir şekilde, savaşı durdurmanın en önemli insani adım olduğunu belirtti.
Resmi kaynaklar, Marib'deki Ravda yerleşim mahallesinin Husiler tarafından bombalanmasının ardından Galib es-Salihi adlı 12 yaşındaki bir çocuk da dahil olmak üzere 3 sivilin hayatını kaybettiğini ve 3’ü çocuk 10 kişinin ise yaraladığını bildirdi.
Yemen Enformasyon Bakanı Muammer el-İryani, milislerin İran yapımı iki füze kullandığını belirttiği bombalı saldırıyı kınadı. İryani açıklamasında, “Günlük olarak ateşlenen ve yerleşim yerlerini, sığınmacı kamplarını ve hükümet karargahlarını sistematik ve kasıtlı bir şekilde sivil hedef alan bu füzeler, Husi terörist milislerin hedefine ulaşmadaki başarısızlığını yansıtan misillemelerdir. Ayrıca grubun herhangi bir askeri ilerleme kaydedemediğini ve Marib’de çeşitli cephelerde maruz kaldığı ağır insani kayıplarını da yansıtıyor” ifadelerini kullandı.
Bakan İryani açıklamasını şu sözlerle sürdürdü:
"Uluslararası toplumun, milisler tarafından işlenen ve sivillerin ölümüne sebep olan günlük suçları ve ihlalleri karşısında devam eden utanç verici sessizliği, ihmalinin ve sorumluluklarını yerine getirmedeki başarısızlığının bir başka kanıtıdır. Bu tutum milislere İran gündemine hizmet etmeleri için Yemenlileri daha fazla öldürme ve yerinden etmeye yönelik yeşil ışık yakıyor.”
Marib kentindeki iki milyondan fazla yerinden edilmiş insanın hayatını tehdit eden felaket riskleri konusunda uyarıda bulunan İryani, Marib’deki toplam sığınmacıların yüzde 60’ının çeşitli illerden geldiğini ve Yemen'in toplam nüfusunun yüzde 7,5'ini oluşturduğunu söyledi. İryani, milislerin balistik füzeler ve insansız hava araçlarıyla yerleşim yerlerini ve sığınmacı kamplarını bombalamaya devam etmesiyle birçoğunun yerinden edildiğini belirtti.
Yemen Enformasyon Bakanı, uluslararası toplumu ve Birleşmiş Milletleri yasal ve ahlaki sorumluluklarını üstlenmeye ve Husi milislerin suçlarını itiraf ederek Marib’de her gün sivillerin ve yerinden edilmişlerin öldürülmesini durdurması için baskı yapmaya çağırdı. Ayrıca Husi milislerinin yeniden terör örgütü listesine alınmasını ve liderlerinin Uluslararası Ceza Mahkemesi'nde savaş suçlusu olarak yargılanmasını talep etti.
Yemen Başbakanı Muin Abdulmelik, Riyad'da Avrupa Birliği ülkelerinin büyükelçileriyle yaptığı görüşmede, Husileri barışa zorlamak için uluslararası baskı yapılması çağrısında bulunan Yemen’in çabaları bağlamında, barış sürecini ve uluslararası çabaları engelleyen tarafı belirleme çağrısında bulundu.
Başbakan Abdulmelik, AB'nin Yemen Misyon Başkanı Hans Grundberg ile Fransa, Almanya, Belçika, Çek Cumhuriyeti, Danimarka, Finlandiya, Portekiz, Yunanistan, Macaristan, İrlanda, Hollanda, Polonya ve İsveç'in diplomatik heyetlerinin büyükelçileri ve temsilcilerinin katıldığı toplantıda, Yemen'de siyasi çözüm süreci ve hükümetin Husilerin sürekli reddi ve uzlaşmazlığına rağmen uluslararası toplumun ve BM’nin tüm çabalarıyla olumlu etkileşimini ele aldı.
Yemen resmi ajansı SABA’ya göre Yemen Başbakanı, Marib'de devam eden Husi tırmanışını ve milislerin sivilleri, yerleşim alanlarını ve komşu ülkeleri hedef almasını grubun  barışa yönelik niyetlerini ortaya koyan terör eylemleri olarak nitelendirdi.
Abdulmelik, "Uluslararası toplumun siyasi çözümü engelleyen tarafı net bir şekilde belirlemesinin ve sağlam tavırlar almasının zamanı geldi. Çünkü siyasi dili ve açık suçlamaları kullanmaya devam etmek, Husileri barışı kabul etmeye ve şiddet ve terör uygulamalarını terk etmeye yardımcı olmayacaktır" dedi. 
Başbakan ayrıca, "Yemen'i İran'ın nükleer müzakerelerinde kullandığı bir kart olarak görmek istemiyoruz. Ancak ne yazık ki Husilerin tam teslimiyetini İran'ın bir aracı ve kolu olarak değerlendiriyoruz” ifadesini kullandı. Abdulmelik, hükümetin Safer petrol tankeri konusundaki tutumu ve oluşturduğu çevresel tehlikeye son verme ihtiyacına ilişkin yaptığı açıklamada, hükümetin bunun için herhangi bir ön koşulu olmadığını belirterek, sorunu siyasileştirmeme veya Husilerin bunu komşu ülkeler ve Yemen için bir tehdit olarak kullanmalarına izin vermeme çağrısında bulundu. 
Sahada ise Yemen askeri kaynakları, hükümet güçlerinin Yemen’de meşru hükümeti destekleyen Arap Koalisyonu savaşçılarının desteğiyle, Marib'in batısında, kuzeybatısında ve güneyinde ve komşu Cevf kentinde Husi saldırılarını püskürttüğünü bildirdi.
Kaynaklar ayrıca, Cevf vilayetindeki Hancar cephesinde iki İranlı uzmanın, darbe grubunun lideri Abdulmelik el-Husi’nin özel koruması komutanı Ebu Haşim el-Kabusi’nin eşliğinde rapor sunmak üzere bölgeden ayrılırken öldürüldüğünü bildirdi.
Kaynaklara göre takma adı İdris Asgar olan birinci uzman, İran Devrim Muhafızları Kudüs Gücü’nün 22. Mehdi Tümeni 14. Taburu”na mensupken, Rahna Behram olarak bilinen ikinci uzman Kudüs Gücü 15. Hamza Taburu’na mensup. 
Husiler cephelerde meydana gelen can kaybını açıkça kabul etmiyor. Ancak grubun medyası bazıları yüksek rütbeli olmak üzere bir dizi milisin cenaze töreninin günlük olarak yapıldığını bildiriyor. Husiler söz konusu cenazeleri akrabalarını bölgeye çekmek için kullanıyor. 
Askeri gözlemcilere göre, “Marib’in Husi milisleriyle mücadelede bir öncelik olması ve Yemen'deki Husi-İran  projesine karşı direnişin özünü oluşturması nedeniyle Husiler ve arkalarındaki İran, stratejik ilerlemeyi sağlamak için önemli olan Marib kentini kontrol etmeye çalışıyor.
Ordu verilerine göre, geçtiğimiz şubat ayı itibariyle Marib'e yönelik saldırıları yoğunlaştıran milislerin en az 7 bin üyesi öldü. Bu durum, Marib’deki petrol kaynaklarını kontrol etmek için daha fazla militan bulma arayışına girmelerine neden oldu.



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.