Libyalılar Hafter’in seçimlere katılmasını istemiyor

Salih, Yunanistan’dan yaptığı açıklamada yabancı güçlerin Libya’yı terk etmesi gerektiğini vurguladı.

Libyalılar Hafter’in seçimlere katılmasını istemiyor
TT

Libyalılar Hafter’in seçimlere katılmasını istemiyor

Libyalılar Hafter’in seçimlere katılmasını istemiyor

Libya Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi ve Ulusal Birlik hükümetinin başkanı Muhammed Dibeybe, Savunma  Bakanlığı'na yapılacak atama konusundaki anlaşmazlıkların gölgesinde konuya dair sessizliklerini koruyorlar. Siyasi çekişmelerle eş zamanlı olarak hükümete bağlı kuvvetlerden yapılan açıklamada, Mareşal Halife Hafter’in yaklaşan cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olmasına izin verilmesi halinde savaş tehdidinde bulunuldu.
Söz konusu gelişmeler, Birleşmiş Milletler Libya Misyonu (UNSMIL) Sözcüsü Jean Alam’ın BM Libya Özel Temsilcisi Jan Kubis’in koronavirüse yakalandığını ve BM misyonu tarafından desteklenen siyasi diyalog forumuna katılamayacağı açıklamasıyla aynı zamana denk geldi. Jean Alam, Libya medyasına yaptığı açıklamada Kubis’in karantina süresinin dün bitmesi gerektiğini aktardı.
Libya Eski Baş Müftüsü Sadık el-Giryani, bir gün önce televizyonda yaptığı açıklamalarda BM’ye ağır eleştirilerde bulundu. Kurumu, Hafter’in projesini desteklemek ve anayasal temeli uygun hale getirerek onun seçimlere katılmasını sağlamakla suçladı. Daru’l İfta Araştırma Konseyi’nden yapılan açıklamada da Cenevre toplantısının katılımcılarının Libya’nın sosyal ve ahlaki sorumluluğu bulunduğu vurgulandı. BM misyonunun, tartışmalar yaşanan cumhurbaşkanlığı adaylığı şartları ile ilgili Cenevre’deki görüşmelere katılanları suçlamaya çalışmasına yönelik uyarılarda bulundu.
Hükümetin Öfke Volkanı Operasyon Odası’ndan da şu açıklama yapıldı:
 “Hafter’in herhangi bir makama gelmesine karşıyız. Şayet ona böyle bir vasıf verilirse bu bizim için savaş demektir. Biz, açıkça bir öfke volkanı gibi davrandık. Bunu tüm dünya için yaptık. Ordunun harekatı, Hafter ve oğullarının egemenliği için yapılmıyor.”
Mısrata Hikmetliler ve Önde Gelenler Konseyi, Cenevre Forumu’nun sonuçlarını kabul etmediklerini duyurdular. Cenevre Forumu’nda “Askeri teşkilata mensup olan kişilerin, istifasının üzerinden 5 yıl geçmiş olma şartı olmadan cumhurbaşkanlığı seçimine aday olmasına izin verilmesi” kararı alınmıştı. Konsey dün akşam yaptığı açıklamada, başka bir ülkenin vatandaşlığına sahip, Libyalıların baskı altına alınmasına katkıda bulunmuş, haklarında yargı kararı alınmış veya Libya yahut uluslararası mahkemeler tarafından hakkında arama emri çıkarılmış kişilerin seçimlerden uzaklaştırılması çağrısında bulundu. Konsey, BM misyonunu ve diyalog forumu üyelerini, alacakları kararların ve atacakları adımların ülkeyi yeniden savaş ve silahlı çatışma döngüsüne sürükleyeceği konusunda uyardı.

Salih-Dendias görüşmesi
Temsilciler Meclisi Başkanı Akile Salih, Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Dendias ile dün Atina’da gerçekleştirdiği görüşmede, tüm yabancı güçlerin ve paralı askerlerin Libya’yı “her ne şekilde olursa olsun” terk etmesi gerektiğini vurguladı. Libya’daki çözümün, cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimleri yapılması ve devlet kurumlarını bir araya getirebilen, askeri kurumları birleştirebilen ve Libyalılar arasında uzlaşmayı sağlayabilen bir cumhurbaşkanının doğrudan Libyalılar tarafından seçilmesi olduğunu vurguladı. Salih ayrıca iktidara gelmek isteyen herkesin seçimleri desteklemesi gerektiğini belirterek Libya’da herhangi bir yabancı üssün varlığına izin verilmemesi gerektiğinin de altını çizdi.
Temsilciler Meclisi Resmi Sözcüsü Abdullah Blihak’ın ifade ettiğine göre Meclis Başkanı Akile Salih, Yunanistan’ın bu eğilimi destekleyeceğini ve iktidarın barışçıl bir şekilde el değiştirmesini engellemeye çalışan hiçbir sese kulak vermeyeceğini umut ediyor.
Blihak ayrıca Müslüman Kardeşler’i yaklaşan seçimleri “ne pahasına olursa olsun” engellemeye çalışmak ile suçladı. Diyalog forumu katılımcılarını da seçimleri ertelemeye çalışmakla suçlayan Blihak, dün televizyonda yaptığı açıklamalarda “Siyasal İslam hareketinin üyeleri, kaybedeceklerini bildikleri için seçimleri engellemeye çalışıyorlar” ifadelerini kullandı. Libya halkının doğrudan cumhurbaşkanı seçmek istediği ve anayasayla ilgili herhangi bir referandumun seçimleri erteleyebileceğini aktardı.
Bu arada el-Menfi, dün akşam Katar Devlet Emiri Şeyh Temim bin Hamad ile yaptığı telefon görüşmesinde, iki ülke arasındaki ikili ilişkileri geliştirmenin yollarını görüştüğünü ve bölgesel ve uluslararası gelişmeler ile iki ülke arasındaki bir dizi ortak dosyanın gündeme geldiğini söyledi. Medya ofisi el-Menfi’nin, Dibeybe, İstihbarat Teşkilatı Başkanları, Yüksek Yargı Konseyi, Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı, Libya Yatırım Otoritesi, Libya Dış Bankası ve ilgili kuruluşların temsilcilerinin hazır bulunduğu toplantıda, yurt dışında Libya’nın istismarına yönelik hamleleri tartıştığını ve bunların gerçekleştiği tüm ülkelerle ilgili ayrıntılı bir rapor sunulmasını istediğini aktardı.
El-Menfi toplantıda yurt dışındaki Libyalı mahkumların, özellikle de yargılanmadan tutuklanan ve hapis halleri süren isimlerin durumunun görüşüldüğünü, hükümete söz konusu dosyanın zaman geçmeden ele alınması için ilgili ülkelerdeki yetkililer ile acilen iletişime geçmesi talimatı verdiğini söyledi. Uluslararası mahkemeler nezdinde bekleyen tüm yasal davaların ve dosyaların takibi konusundaki çabalarından dolayı Libya’da davalara bakanlardan da övgüyle bahsetti.



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.