Iraklılar düşük internet kalitesi ve fahiş fiyatlardan şikayetçi

Irak'ta uzaktan eğitimin risklerle dolu olduğu belirtiliyor. (AFP)
Irak'ta uzaktan eğitimin risklerle dolu olduğu belirtiliyor. (AFP)
TT

Iraklılar düşük internet kalitesi ve fahiş fiyatlardan şikayetçi

Irak'ta uzaktan eğitimin risklerle dolu olduğu belirtiliyor. (AFP)
Irak'ta uzaktan eğitimin risklerle dolu olduğu belirtiliyor. (AFP)

Iraklılar yıllar boyunca güvenlik, çeşitli hizmetler, azalan iş imkanları, kötü yönetim ve devlet kurumlarındaki yolsuzluk gibi birçok sıkıntıyla karşı karşıya kaldı. Halk, bunun yanı sıra internet ve telekomünikasyon hizmetlerinin fahiş fiyatları ile düşük kalite hizmetinden de mustarip.
İletişim alanında çalışan Muhammed Ali Şarku’l Avsat’a şu açıklamalarda bulundu, “İnternet hizmeti fiyatları çok yüksek. Bunun yanı sıra sürekli internet kesintisi yaşanıyor. İnternet sinyal gücü çok zayıf. Üstelik bir de internet alıcılarının çalınması durumunu yaşıyoruz.”
Muhammed ayrıca, “Bölgede internet kesintileri benim için ve meslekleri bu hayati alanla bağlantılı olan bazı sektörlerdeki tüm Iraklılar için oldukça alışıldık bir durum” ifadelerini kullandı.
Ali sözlerine şu şekilde devam etti:
“Iraklılar kesinti durumunda genellikle mahalledeki veya belirli bölgelerdeki yerel servis sağlayıcılarıyla iletişime geçiyor. İki gün önce evimdeki internet kesildi ve bir yerel servis sağlayıcı birimini aradım. Görüştüğüm adam, her zaman yaptığı gibi, “Bu konuyla ilgili bilgi alıp size geri döneceğim” yanıtını verdi. Ardından adam beni tekrar aradı ve olayın bir tür hırsızlıkla ilgili olduğunu söyledi. Bu durumun nasıl olduğunu sordum. Adam, “Komşunuzun internet alıcısı bizim ofis kulemize, sizin internet alıcınız başka bir kuleye yönlendiriliyor. Ağlarda herhangi bir problem veya kesinti olmamasına rağmen, sizin ve komşunuzun internet hizmeti olmadığı görünüyor. Her iki alıcı da çalınmış olabilir” dedi. Adam ikinci kez çalınmaması dileğiyle ertesi sabah yeni bir alıcı yerleştireceği yönünde söz verdi.
Yeni bir nano alıcı fiyatı yaklaşık 85 ABD doları. Kullanılmış, veya daha doğru bir ifadeyle çalıntı olan alıcılar, çalıntı eşyalarla ilgilenen dükkan sahipleri için yaygın bir ifade olarak kullanılan hırsızlar pazarında, en iyi koşullarda 20 doları ( 30 bin Irak dinarı) geçmeyecek bir fiyata satılıyor.
Hırsızlar neden bir kaç dolar kazanmak için böyle bir risk alıyor? Iraklıların büyük bir kesiminin yaşadığı sefalet durumu ve ülkede hukukun olmayışı, bu durumu açıklıyor. Bazı resmi istatistikler, nüfusun yüzde 25’inden fazlasının aşırı yoksulluktan mustarip olduğunu ortaya koyuyor.
Muhammed Ali, “En çok korktuğum şey, geçtiğimiz yüzyılın doksanlı yıllarında olduğu gibi, insanların eski su hortumlarını yeniden çalmaya yeltenmeleri” dedi.
İnternet Servis Sağlayıcısı (ISS) şirketinde çalışan Sermed Abdulkerim, “Bağdat’taki internet kullanıcılarının yaklaşık yüzde 95’i internet hizmetinde, Kürdistan Bölgesi’nde fiber teknolojiyi kullanan vatandaşların aksine hala nano alıcılarını kullanıyor” dedi.
Abdulkerim söz konusu hırsızlığa ilişkin Şarku’l Avsat’a şunları söyledi:
“2018’den önce ne biz ne de abonelerimiz hırsızlık sorunu yaşamıyorduk. Ancak bu tarihten sonra işler değişti. Çalıştığım bölgede 25’ten fazla alıcı çalındı.”
Burada sorulması gereken soru, “Tüm dünyanın fiber internet kullandığı bir zamanda, Iraklılar neden küçük bir uydu alıcısı üzerinden internet hizmeti almak zorunda kalıyor? Alıcılarının çalınmasından korkmuyorlar mı?
Irak’taki internet hizmetinin, fiyat ve performans açısından bölgedeki en kötü hizmet olduğu herkes tarafından biliniyor. Verilen hizmet belki de dünyanın en kötü hizmeti olabilir. Bu kapsamda ülkede 4G hizmetine bir kaç ay önce geçilebildi.
Uzmanlar Irak’taki internet hizmetine ilişkin neler olduğu noktasında, İletişim Bakanlığı’nın Earthlink, Iraqna ve diğer başka şirketler dahil olmak üzere özel şirketlere internet paketleri sattığını ve bu özel şirketlerinde söz konusu hizmeti düşük kalite ve fahiş fiyatlara vatandaşlara sattığını söyledi.
Uzmanlar, İletişim Bakanlığı’nın başarısızlığını dile getirdi
Ayrıca uzmanlar, İletişim Bakanlığı’nın uzun yıllardır fiber interneti gündeme getirmesine rağmen bu konudaki büyük başarısızlığını da dile getirdi.
Söz konusu şirketlerin son yıllarda fiyat farkı ve hizmet kalitesinden yararlanma noktasında komşu ülkelerden (İran-Türkiye) ve Kürdistan Bölgesi’nden yasadışı veya lisanslı kuleler ve ağlar aracılığıyla kapasite kaçırdıkları bildirildi. Bu durum Irak makamlarını ve İletişim Bakanlığını, yerel internet satışını tekelleştirmek ve iki katı fiyata satışını sağlamak amacıyla, aylar önce bu ağlara saldırmak ve kulelerini ortadan kaldırmak için büyük kampanyalar başlatmaya sevk etti.
İletişim Bakanlığı’nın, yıllardır, hizmet kalitesinin artırılması ve fiyatların düşürülmesi noktasında yaptığı açıklamalara rağmen, fiyatlar yüksek ve hizmet kalitesi hala zayıf durumda.
Irak İletişim ve Medya Komisyonu’ndan eski bir yetkili Şarku’l Avsat’a fahiş fiyatlar ve kötü internet hizmetinin nedenleri hakkında şu açıklamalarda bulundu:
“Bu durum, İletişim Bakanlığı’nın özel şirketlere megabayt başına saniyede 80 dolar fiyatla satış yaparken ve bu şirketlerin Türkiye ve İran’dan sadece 3 dolar karşılığında bu kapasiteyi kaçırmasına dayanıyor.”
Yetkili, “Bakanlığın bu adaletsiz durumunu açıklayan argümanı, kendi kendini finanse eden bir sitemde çalışması ve çalışanlarının maaşlarını sağlamasıdır” ifadelerini kullandı.
İsmini vermek istemeyen yetkili, “Bakanlık kendi içerisindeki yolsuzluğu finanse ediyor, devleti değil. Dayattığı fahiş fiyatlar, şirketleri zarara uğramamaları noktasında internet hızını yavaşlatmaya zorluyor. Aynı zamanda komşu ülkelerden kapasite kaçırmaya da devam etmek zorundalar” dedi.
Özel internet ve cep telefonu şirketleri Irak devletine olan borçlarını ödememekle suçlanıyor. Aynı şekilde bu şirketler, bazı parti, kişi ve siyasi görüşlere bağlı olmaları noktasında da bir takım suçlamalarla karşı karşıya.



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.