Mısır-Türkiye uzlaşısı durakladı mı başarısız mı oldu?

Libya dosyasıyla ilgili anlaşmazlık ilişkilerin yeniden en başa dönmesine neden oldu

Berlin Konferansı'na katılan Mısır ve Türkiye dışişleri bakanları (AFP)
Berlin Konferansı'na katılan Mısır ve Türkiye dışişleri bakanları (AFP)
TT

Mısır-Türkiye uzlaşısı durakladı mı başarısız mı oldu?

Berlin Konferansı'na katılan Mısır ve Türkiye dışişleri bakanları (AFP)
Berlin Konferansı'na katılan Mısır ve Türkiye dışişleri bakanları (AFP)

İbrahim Abdulmecid
Libya konulu İkinci Berlin Konferansı sırasında, Mısır ve Türkiye arasındaki gizli anlaşmazlık, geçtiğimiz aylardaki yakınlaşma girişimlerinin iki ülke ilişkilerindeki buzların çok küçük bir kısmını eritmiş olduğunu gösterdi. 24 Haziran'da düzenlenen İkinci Berlin Konferansı’nda Mısır Dışişleri Bakanı Samih Şukri, tüm yabancı güçlerin ve paralı askerlerin Libya topraklarından çıkarılması konusunda kararlı bir tutum sergilerken Türkiye’nin, tüm yabancı güçlerin ve paralı askerlerin Libya’dan bir an önce geri çekilmesi gerektiği vurgulanan konferansın nihai bildirisinin beşinci maddesi hakkında çekinceleri vardı. Libya basınına göre konferansın oturum aralarında Mısır-Türkiye arasında bu konuda bir anlaşmazlık yaşandı.

Talep listesi
Kahire-Ankara ilişkilerine hâkim olan iyimserliğin aksine, iki ülkenin dışişleri bakanlarının öncülüğünde geçtiğimiz Mayıs ayı başlarında Kahire'de gerçekleşen ‘istikşafi’ görüşmelerin ardından iki ülke yetkilileri arasındaki görüşmeler yavaşladı. Mısırlı makamlar, Katar ile 4 yıl boyunca kesilen ilişkilerin yeniden kurulmasının ardından Doha’ya büyükelçi atanması da dahil olmak üzere bu yıl attığı diplomatik adımlar çerçevesinde Ankara'ya bir büyükelçi atanmasını görmezden geldiler. Oysa Türk Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, birkaç gün önce Mısır-Türkiye arasında karşılıklı olarak yeniden büyükelçi gönderilmesi konusunda mutabakata varıldığı ve önümüzdeki dönemde iki dışişleri bakanının bir araya geleceği yönünde açıklamada bulunmuştu.
Şarku’l Avsat'ın Independent Arabia'dan aktardığı habere göre, Mısır Dışişleri Bakanı Şukri, 13 Haziran’da bir televizyon kanalına verdiği demeçte, Mısır'ın Türkiye’ye bir talep ve beklenti listesi sunacağını ve dikkate alınırsa ilişkilerin normale dönmesinin önündeki zorlukların aşılacağını açıklamıştı. Şukri, ‘uygun bir zamanda’ Mısır'ın çıkarlarını göz önünde bulundurarak ilişkilerin seviyesinin yükseltileceğini vurguladı. Daha önce basında yer alan haberlerde Türk kuvvetlerinin ve Türkiye yanlısı güçlerin Libya topraklarından çekilmesi, Türkiye'den yayın yapan Mısırlı muhalif televizyon kanallarının çalışmalarının askıya alınması, Mısırlı yetkililerin terörist grup olarak sınıflandırdığı Müslüman Kardeşler'den (İhvan) aranan kişilerin Kahire’ye teslim edilmesi, grubun desteklenmemesi ve Mısır'ın iç işlerine karışılmamasının yanı sıra Türkiye’nin Suriye ve Irak'ın iç işlerine müdahalesini durdurması dahil olmak üzere Mısır'ın taleplerinden oluşan bir listeden bahsedilmişti. Bakan Şukri, 26 Haziran'da yaptığı açıklamada, önümüzdeki günlerde Ankara'da ikinci tur Mısır-Türkiye istikşafi görüşmelerinin yapılacağına dair söylemleri yalanlayarak, herhangi bir görüşme için tarih belirlenmediğini vurguladı.

Mısır, Türkiye'nin davetini reddetti
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, Yunanistan Başbakanı Kyriakos Mitsotakis ile 21 Haziran'da Kahire'de düzenlediği basın toplantısında, ülkesinin Yunanistan ile ‘egemenliğini ihlal edecek her türlü eyleme’ karşı dayanışma içerisinde olduğunu söyledi. Cumhurbaşkanı Sisi ayrıca, Yunan konuğuna, Mısır'ın Doğu Akdeniz'deki duruma ilişkin, tüm ülkelerin uluslararası hukuka ve Birleşmiş Milletler (BM) Sözleşmesi’nin özellikle diğer ülkelerin iç işlerine karışmama ve ülkelerin egemenliklerine ve karasularına saygı ilkelerine uyma taahhüdünün gerekliliği çerçevesinde kararlı bir duruşu olduğuna dair güvence verdiğini belirtti. Sisi bu açıklamasından sadece birkaç saat önce, Libya Dışişleri Bakanı ile yaptığı görüşmede, gözlemcilerin Türkiye'ye yanlısı olduklarını düşündükleri ve uzlaşı çabalarının başarısızlığa uğramasının nedenlerinden biri olarak gördükleri paralı askerlerin Libya'yı terk etmesi gerektiğini vurguladı.
Geçtiğimiz günlerde basında yer alan haberlere göre Mısır, Türkiye'nin iki ülke arasındaki tartışmalı meselelerin ele alınması için Ankara'da yeni bir müzakere turu düzenleme davetini reddetti. Bu gelişme öncesinde Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın danışmanı Prof. Dr. Yasin Aktay, 17 Haziran'da Yeni Şafak gazetesinde yayınlanan bir makalesinde, Mısırlı makamların, Mısır’ın eski Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi yönetimini deviren 30 Haziran 2013 devriminin ardından başlayan Rabia Meydanı’ndaki oturma eylemlerinin dağıtılmasıyla ilgili bir dava çerçevesinde terörist grup olarak sınıflandırdığı Müslüman Kardeşler liderlerine verilen idam cezaları nedeniyle Mısır hükümetine sert eleştirilerde bulunmuştu.

Erdoğan’ın manevrası
Mısır’ın eski Dışişleri Bakan Yardımcısı ve eski Washington Büyükelçisi Hüseyin Haridi’ye göre Türkiye'nin Mısır'a açıklığı konusunda iyimser olmak için hiçbir gerekçe yok. Geçtiğimiz aylarda yaşanan gelişmeleri, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Genel Başkanı olduğu iktidardaki Ak Parti’nin siyasi yenilgileriyle ilgili iç nedenlerden ötürü dış politikalarının özünü değil, yaklaşımını değiştirerek yaptığı bir manevra olarak nitelendiren Haridi, bu manevranın aynı zamanda ABD yönetiminin değişmesi ve eski ABD Başkanı Donald Trump'ın sağladığı siyasi korumanın sona erdiğinin anlaşılmasıyla bağlantılı olduğunu, artık farklı bir ABD politikası olduğunu söyledi. Haridi, Erdoğan’ın bu nedenle Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Suudi Arabistan ile ilişkileri geliştirme arzusunu dile getirdiğini, ancak Suriye, Irak, Doğu Akdeniz ve Kuzey Afrika'daki ‘Neo-Osmanlıcılık’ olarak adlandırdığı ‘yayılmacı’ politikalarını değiştirmediğini öne sürdü.
Independent Arabia’ya konuşan Haridi, “Mısır, Türkiye'nin ilişkileri düzeltme çağrısına cevap verdi, çünkü gerginliği çıkaran ilk taraf Kahire değildi. Fakat Mısır’ın tepkisi zayıf kaldı. Sahadaki durumun değişmemesi, bu tutumun doğru olduğunu kanıtladı, çünkü Erdoğan ne güçlerini Libya'dan çekmek ne Suriye ve Irak’taki müdahaleleri hafifletmek, ne de diğer dosyalarda geri adım atmak istiyor. Dolayısıyla Mısır-Türkiye ilişkilerinde bir atılımdan bahsetmek mümkün değil” değerlendirmesinde bulundu. Mısır'ın Türkiye’nin söylemindeki değişime eşlik eden uluslararası duruma ilişkin farkındalığını ortaya koyduğunu ve Erdoğan'ın manevralarını tüm dünyanın gözleri önüne serebildiğini vurgulayan Haridi, Erdoğan iktidarda olduğu sürece, Türkiye'nin Mısır dahil olmak üzere önde gelen Arap ülkeleriyle ilişkilerinde gerçek ve köklü bir değişiklik olmayacağını söyledi.

Kapılar açık
Buna karşın Türk siyasi analisti Firas Rıdvanoğlu son gelişmelerin başarısızlık olarak nitelendirilmesini reddetti. Mısır ve Türkiye'nin yakınlaşmasının sekteye uğradığını, ancak bir kez daha uzlaşıya varılması imkanının yüksek olduğunu ve ne olursa olsun kapıların açık tutulduğunu vurgulayan Rıdvanoğlu, WhatsApp uygulaması aracılığıyla İstanbul'dan Independent Arabia’ya yaptığı açıklamada, “Libya dosyası, Ankara'nın Libya'da elde ettiği kazanımlardan geri adım atmayacağı için iki ülke arasında ihtilaflı olmaya devam ediyor” dedi. Türkiye ve Libya'nın, Mısır, Fransa veya diğer ülkeler kabul etsin ya da etmesin, kendi çıkarlarını sağlayan anlaşmalar yapma hakkına sahip özgür ülkeler olduğuna dikkati çeken Rıdvanoğlu, Ankara'nın Libya'da elde ettiği kazanımlardan taviz vermeden Mısır'la bir şekilde uzlaşıya varabileceğine işaret etti.
Fransa, Yunanistan ve ismini vermediği bölge ülkelerini Türkiye ile uzlaşmasını engellemek için Mısır'a baskı yapmakla suçlayan Rıdvanoğlu, Mısır ve Türkiye arasındaki bir yakınlaşmanın Kahire'nin Yunanistan ile ilişkilerine mal olacağı düşünüldüğünde, bu durumun Atina'nın en büyük destekçisi Paris’in hoşuna gitmediğinin altını çizdi.
Karşı tarafın ihtiyaç duyması halinde iki ülkeden birinin taviz verebileceğini düşünen Rıdvanoğlu, hem Mısır hem de Türk halkının uzlaşıyı memnuniyetle karşıladıklarına ve uzlaşının sonuca ulaştırılmasını istediklerine işaret ederek, krizi çözmek, Mısır ve Türk hükümetlerinin görüşlerini yakınlaştırmak için uluslararası arabuluculuğun müdahale dahi edebileceğini de sözlerine ekledi.

Kuveyt müdahale ediyor mu?
Kuveyt Ulusal Meclis Başkanı Merzuk el-Ganim, 24 Haziran'da Avrupa Parlamentosu Başkanı David Sassoli ile Brüksel'de düzenlediği basın toplantısında, Kuveyt'in bölgedeki gerilimi azaltma rolü çerçevesinde, ülkesinin yakında Türkiye-Mısır ve Türkiye-BAE arasında bir görüşmeye ev sahipliği yapacağını duyurdu. Ne Mısır, ne BAE ne de Türkiye'deki yetkililerden Ganim'in açıklamaları hakkında herhangi bir yorum yapılmadı. Ancak Ganim’in açıklaması, Kuveyt'in, Katar ile Arap Dörtlüsü ülkeleri (Mısır, Suudi Arabistan, BAE ve Bahreyn) arasında görüşlerin yakınlaşmasında oynadığı rolü akla getirdi. Kuveyt, diplomatik ilişkilerin yeniden başlamasının ardından Katar ve Mısır heyetlerinin görüşmelerine ev sahipliği yapmış, bu da iki ülke arasındaki ilişkilerde önemli bir iyileşme sağlamıştı.
Türk yetkililer son günlerde, Türkiye’de ikamet eden önde gelen Mısırlı dört medya profesyonelinden, sosyal paylaşım siteleri ve internet platformları aracılığıyla dahi hiçbir medya faaliyetinde bulunmamalarını istedi. Gözlemcilere göre bu adım Mısır hükümetine gönderilen bir başka olumlu sinyaldi. Ancak Mısırlı kaynaklar, basına yaptıkları açıklamalarda, Mısır’ın Türk güçlerinin Libya topraklarından çıkması konusundaki ısrarına dikkati çekerek, bu tür adımların yeterli olmadığı konusunda Ankara'ya bilgi verildiğini ve Türkiye'nin yanıt vermemesinin Doğu Akdeniz dosyasındaki müzakereleri durduracağını vurguladılar.

Bölgesel baskılar
Uluslararası ilişkiler alanında çalışan Türk araştırmacı Taha Odehoğlu ise konuya ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi:
“Türkiye-Mısır uzlaşısı tökezliyor. Henüz başarısız oldu diyemeyiz. Uzlaşıdaki tökezlemeye rağmen, bazı dosyalardaki güvenlik ve istihbarat koordinasyonu iyi bir şekilde devam ediyor.”
Libya dosyasına atıfta bulunarak uzlaşı müzakerelerinde yaşanan tökezlemeye, bazı ülkelerin Mısır'ı Türkiye'den uzaklaştırmak için yaptığı baskıların neden olduğunu söyleyen Odehoğlu, bunun nedeninin de söz konusu ülkeler ile Türkiye arasındaki stratejik ve jeostratejik çıkar anlaşmazlıkları olduğunu belirtti.  
Libya sahnesinde yaşanacak yeni gelişmelerle birlikte önümüzdeki haftalarda uzlaşı müzakerelerinin yeniden canlanmasını umduğunu belirten Odaoğlu, müzakerelerin devam etmesi için kapıların açık olduğunun altını çizdi.

Henüz zamanı gelmedi
Washington’daki Amerikan Üniversitesi'nde uluslararası ilişkiler profesörü Marwa Maziad, Mısır-Türkiye yakınlaşmasının zamanının henüz gelmediği değerlendirmesinde bulundu. Çünkü Maziad’a göre Erdoğan yönetiminin gerçek bir değişim ve gerçek bir uzlaşı için daha çok şey yapması gerekiyor. Mısır'ın, gerek kırmızı çizgiler çizerek, gerek Fransa, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) ile ittifaklar kurarak ve gerekse İsrail ile anlaşmalar yaparak Erdoğan'ın Libya ve Doğu Akdeniz'deki hırslarına karşı güçlü bir bariyer oluşturmayı başardığını söyleyen Maziad, tüm bunların Türkiye Dışişleri Bakanı'nı Eylül 2020'de Mısır'a yönelik olumlu açıklamalar yapmaya ittiğini ve bir ay sonra Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın’ın da Kahire'yi Ankara ile diyaloga davet ettiğini söyledi.
Libya dosyasıyla ilgili olarak iki ülke arasında bazı mutabakatların imzalandığına dikkati çeken Maziad,  “Ancak, Mısır ve Türkiye arasında Ankara'nın Mısır'daki siyasal İslamcılara verdiği destek konusunda genel bir anlayış oluşursa paralı askerlerin Libya’dan tamamen çıkışı ve Türkiye’nin Libya’daki askeri varlığının sona ermesi gibi aşama aşama bir takım gelişmeler yaşanabilir” dedi. Anlaşmazlığın nedenlerini, Kahire’nin, son sekiz yıldır olduğu gibi Türkiye'nin Mısır’da ve bölgede nüfuzunu ve müdahalelerini artırma girişimlerini durduracağına dair güven eksikliğine bağlayan Maziad, “Bölge ülkeleri, Erdoğan ile siyasal İslamcı akım arasında ve Mısır ile tamamen savunmaya yönelik öncülleri arasında ideolojik bir çatışma olmamasını umuyorlar” şeklinde konuştu.

Kızışan rekabet
Merkezi Washington'da bulunan Ortadoğu Enstitüsü’nün Savunma ve Güvenlik Programı’nda görevli bir araştırmacı, iki ülke arasındaki uzlaşının tamamen başarısız olması durumunda Mısır ile Türkiye arasındaki rekabetin kızışabileceğini düşünüyor. Fakat her zaman görüşlerin yaklaştırılmasına yönelik adımların atılabileceği fırsatlar olduğunu da sözlerine ekleyen araştırmacı, bunun da ancak Türkiye’nin dış ilişkilerindeki yönelimlerini değiştirmesi halinde olabileceğini belirtti. İki ülke arasında gerçek bir uzlaşıya varılabileceğini düşünen araştırmacı, “Ama bu uzun bir süre sonra olacak, şimdi değil” diye ekledi.
Mısır, Türkiye’nin Kahire'deki Büyükelçisini Kasım 2013'te, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eski Mısır Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi'nin serbest bırakılmasını talep ettiği açıklamaları sonrası sınır dışı etmişti.



İsrail, Lübnan'da “önleyici” saldırılarını yoğunlaştırdı

İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
TT

İsrail, Lübnan'da “önleyici” saldırılarını yoğunlaştırdı

İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)

ABD’nin İran'a yakında saldırı düzenleyeceği yönündeki söylentilerin yeniden gündeme gelmesiyle birlikte İsrail, Lübnan'daki saldırılarını yoğunlaştırdı. Uzmanlar ve gözlemcilere göre bu saldırılar, Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım'ın İran ile yeni bir savaşın patlak vermesi halinde Hizbullah’ın tarafsız kalmayacağını açıklamasının ardından, Hizbullah'ı askeri ‘destek’ eylemlerinden caydırmak için önleyici bir hamle.

Şarku’l Avsat’a konuşan bakanlık kaynakları, son iki gün içinde iç ve dış temasların yapıldığını, ancak net bir cevap alınamadığını ve Lübnan'ın savaşın tırmanması halinde daha geniş bir çatışmaya sürüklenmeyeceğine dair herhangi bir garanti almadığını bildirdi. Hizbullah'ın tutumu ile ilgili olarak kaynaklar, Meclis Başkanı Nebih Berri'nin verdiği mesajın ‘Hizbullah’ın İran'a saldırı olması durumunda herhangi bir eylemde bulunmayacağı’ yönünde olduğunu belirtti.


Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
TT

Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)

Gazze Şeridi’ndeki ateşkes anlaşmasının ikinci aşaması, ABD’li yetkililerin teorik olarak başlatıldığını duyurmasından bu yana yaklaşık bir aydır ilerleme kaydedemiyor. Sürecin, istikrarın sağlanması ve çatışmaların yeniden başlamasının önlenmesi için düzenli bir geçişle sürdürülmesi yönünde çağrılar yapılıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, ikinci aşamaya geçişin eş zamanlı ve kademeli şekilde yürütülmesi gerektiğini, Hamas ile İsrail’in yükümlülüklerini paralel biçimde yerine getirmesinin mevcut tıkanıklığı aşabileceğini belirtti. Uzmanlar, savaşın yeniden patlak verme ihtimali ve anlaşmanın uygulanmasındaki gecikmelere ilişkin kaygılara dikkat çekerken, ABD Başkanı Donald Trump’ın Nobel Barış Ödülü hedefi doğrultusunda kişisel bir başarı elde etmek için baskı yapabileceği değerlendirmesinde bulundu.

Mısır resmi haber ajansı MENA dün yaptığı açıklamada, Mısır Kızılayı’nın 15’inci yaralı, hasta ve engelli Filistinli grubunun karşılanması, uğurlanması ve geçiş işlemlerinin tamamlanmasına refakat edilmesine yönelik insani çabalarını sürdürdüğünü bildirdi.

Gazze Şeridi’ne dönmeyi bekleyen bu kişilerin umutları, Washington’ın 15 Ocak’ta başladığını duyurduğu ikinci aşamasında aksaklıklar yaşanan ateşkes anlaşmasına bağlanmış durumda. Uluslararası toplum ise anlaşmayı tehdit eden risklere dikkat çekiyor.

Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı Yvette Cooper, Ortadoğu’da kalıcı barış ve güvenliğe ulaşmak için şiddet ve acı döngüsünü kırmaya yönelik önemli bir fırsat bulunduğunu belirtti. Ancak Gazze Şeridi’ndeki ateşkesin kırılganlığını koruduğunu ve her iki taraftan gelen ihlallerin ABD’nin barış planı sürecini zayıflatabileceğini ifade etti.

Cooper, cuma akşamı yaptığı açıklamada, ikinci aşamaya düzenli bir geçiş çağrısında bulunarak, İsrail ordusunun çekilmesiyle eş zamanlı olarak uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılması ve insani krizin ele alınması gerektiğini vurguladı. Ayrıca Hamas’ın silahsızlandırılması ve gelecekte Gazze Şeridi’nin yönetiminde herhangi bir rol üstlenmemesi şartına dikkat çekti.

dfvgth
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda yıkılmış evler (AFP)

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi uzmanlarından Dr. Amr el-Şobaki, ikinci aşamanın esas olarak eş zamanlı bir geçiş gerektirdiğini belirterek, “Trump planı Hamas’ın silahsızlandırılmasını öngörürken, aynı zamanda İsrail’in Gazze Şeridi’nden tamamen çekilmesini de içeriyor. Bu nedenle Gazze’ye tek bir perspektiften bakılmalı ve yükümlülükler bir taraf üzerinde yoğunlaşmadan herkese hatırlatılmalı” dedi.

El-Şobaki, ikinci aşamanın Hamas’ın askeri varlığının sona erdirilmesini kapsadığını ifade ederek, bunun ancak İsrail’in de Gazze Şeridi’nden çekilme, Filistinlileri hedef almama, siyasi bir ufka yönelme, Filistinli bir polis gücüne izin verme ve Gazze’de bir teknokrat komitenin çalışmasına olanak tanıma gibi yükümlülüklerini yerine getirmesi halinde mümkün olacağını söyledi.

Filistinli siyasi analist Eymen er-Rakab ise ikinci aşamanın yalnızca düzenli değil, aynı zamanda sorunsuz bir geçişe ihtiyaç duyduğunu kaydetti. Ancak er-Rakab, bu hususların büyük ölçüde şeklî olduğunu, zira anlaşmanın silahsızlanma, İsrail’in çekilmesi, uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılması ve diğer maddeler konusunda mutabakat eksikliği nedeniyle uygulama aşamasında çok sayıda engelle karşı karşıya bulunduğunu dile getirdi.

Bu gelişmelerin gölgesinde AFP, cuma günü Hamas’ın Gazze Şeridi’nde İsrail ordusunun çekildiği bir bölgenin kontrolünü yeniden sağladığını, yerel bir polis gücü konuşlandırdığını ve kamu kurumlarını yeniden faaliyete geçirmeye çalıştığını bildirdi.

ABD Başkanı Donald Trump tarafından Gazze’de savaş sonrası koordinasyonu denetlemek üzere görevlendirilen Nikolay Mladenov, Barış Konseyi toplantısında yaptığı açıklamada, başvuruların açılmasının ardından ilk saatlerde yaklaşık 2 bin Filistinlinin polis teşkilatına kaydolduğunu söyledi.

Gazze Şeridi’ndeki çok uluslu barış gücünün komutanı olarak atanan ABD’li Tümgeneral Jasper Jeffers ise aynı toplantıda, uzun vadeli planın bölgede görev yapacak yaklaşık 12 bin polisi eğitmek olduğunu ifade etti.

scdfgh
Gazze şehrindeki Meçhul Asker Meydanı yakınlarında bulunan bir mülteci kampındaki çadırlar ve barınaklar (AFP)

Er-Rakab, 12 bin polisin eğitileceğine ilişkin açıklamaların Gazze Şeridi’nin güvenliğini sağlamaya yeterli olmayacağını belirterek, Hamas’a bağlı polis gücünün sahadan çekilmesinin yerine bir alternatif oluşturulmadan gerçekleşmesi halinde güvenlik boşluğu doğacağını söyledi. Er-Rakab, Hamas’ın böyle bir durumu kabul etmeyeceğini ve aylar sürebilecek bir geçiş döneminde kısmi bir yetki devri önereceğini ifade etti. Bu nedenle düzenli ve sorunsuz bir geçişin mutabakatlarla hızlandırılması gerektiğini vurgulayan er-Rakab, mevcut durgunluk ortamında Washington’ın İsrail’in kontrolü altındaki bölgelerde yeniden imar sürecini başlatabileceği ve Tel Aviv’e harekete karşı askeri operasyonlara izin verebileceği uyarısında bulundu.

Er-Rakab, en uygun geçiş yolunun Hamas ile güvenlik görevlerinin devrinde kademeli bir anlayışa dayalı mutabakatlardan geçtiğini belirterek, “Sahada gördüklerimiz çatışmayı sona erdirecek bir çözüm değil; krizi uzatmaktan başka sonuç doğurmayan geçici pansuman tedbirlerdir” değerlendirmesinde bulundu.

El-Şobaki ise İsrail’in yalnızca Hamas’ın bedel ödemesinde ısrarcı olduğunu savundu. Buna karşın el-Şobaki, ABD Başkanı Donald Trump’ın kendisini bir barış adamı olarak konumlandırdığına ve Nobel Barış Ödülü dahil çeşitli uluslararası kazanımlar elde etme arayışında olduğuna dikkat çekerek, planın başarısızlığa uğramaması için hâlâ fırsat bulunduğunu ve Trump’ın karmaşık ayrıntılar ile çok sayıdaki zorluğa rağmen daha fazla baskı uygulayabileceğini ifade etti.


Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
TT

Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)

Filistinli sivil toplum kuruluşlarının çatı kuruluşu Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı (PNGO) Başkanı Emced eş-Şeva dün yaptığı açıklamada, yerinden edilmiş kişilerin insani ihtiyaçlarının çok büyük olmasına rağmen, şimdiye kadar hiçbir prefabrik evin Gazze Şeridi'ne girmediğini söyledi. Şeva, İsrail ordusunu, ‘Gazze Şeridi'nin geniş alanlarını kontrol etmeye devam etmekle ve sarı hat olarak bilinen alanı yerleşim bölgelerine doğru genişletmekle’ suçladı.

Şeva, Alman Haber Ajansı DPA’nın aktardığı basın açıklamasında, gerçek konut çözümlerinin bulunmaması ve insani yardım anlaşmalarında öngörülen prefabrik evlerin girişine izin verilmemesi nedeniyle binlerce ailenin halen harap haldeki çadırlarda veya açıkta yaşadığını söyledi.

vfvfd
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkıntılar arasında yapılan toplu iftar (EPA)

İsrail ordusunun ‘Gazze Şeridi'nin yaklaşık yüzde 60'ını fiilen kontrol ettiğini’ belirten Şeva, ‘sarı hattın’ genişletilmesinin, özellikle Gazze Şeridi'nin doğu ve kuzey kesimlerinde, sakinlerin kullanabileceği alanları azalttığını kaydetti.

Bu hamlelerin devam etmesinin yardım çalışmalarını zorlaştırdığını ve yerel ve uluslararası kuruluşların en çok etkilenen gruplara ulaşma kabiliyetini sınırladığını söyleyen Şeva, ‘barınak malzemeleri, yeniden inşa malzemeleri ve insani yardımın girişine izin vermek için sınır geçişlerinin tamamen ve düzenli olarak açılması’ çağrısında bulundu.

Sınır geçişlerinin hareketliliği ile ilgili olarak Şeva, yardımların girişinin ‘ihtiyaç duyulanın altında’ kaldığını açıkladı. PNGO Başkanı, inşaat malzemeleri ve prefabrik evlerin girişine getirilen kısıtlamaların, aylardır kötüleşen konut krizini çözme çabalarını engellediğini belirtti. İsrail tarafı bu açıklamalara ilişkin herhangi bir yorumda bulunmadı.

Bu durum, 7 Ekim 2023'te İsrail ile Hamas arasında patlak veren savaşın ardından Gazze Şeridi'nde yaşanan zorlu insani koşullar ve altyapı ile evlerin yaygın olarak tahrip olmasıyla ortaya çıktı.

dsvds
Binlerce Filistinli aile, Gazze Şeridi'nde yıkık evlerinin enkazı arasında, harap çadırlarda veya açık havada yaşamaya devam ediyor (AFP)

Geçtiğimiz ekim ayında bir ateşkes anlaşması yürürlüğe girdi, ancak Gazze'deki yerel kuruluşlar, hareket ve geçiş kısıtlamalarının bölgeye giren yardım ve yeniden inşa malzemelerinin hızını etkilemeye devam ettiğini belirtiyor.

“Sarı hat” terimi, İsrail ordusunun konuşlandırıldığı ve Gazze Şeridi sınırı yakınlarında tampon bölge olarak sınıflandırılan, Gazzelilerin erişiminin kısıtlandığı ve konut ve tarım faaliyetleri için kullanılabilir alanın azaldığı bölgeleri ifade etmek için kullanılıyor.

Birleşmiş Milletler (BM) ve yerel kuruluşlar, yüzbinlerce Filistinlinin halen geçici veya kalıcı barınma çözümlerine ihtiyaç duyduğunu tahmin ederken, uluslararası toplum Gazze Şeridi'ne giden sınır kapılarından insani yardım ve yeniden inşa çalışmalarının kolaylaştırılması için çağrılar yapmaya devam ediyor.