Fas, Kovid-19 aşısı üretiminde büyük üreticiler arasında katılıyor

500 milyon dolarlık yatırımla ayda 5 milyon doz üretilmesi planlanıyor.

Kral 6. Muhammed aşı üretim projesinin imza törene katıldı. (MAP)
Kral 6. Muhammed aşı üretim projesinin imza törene katıldı. (MAP)
TT

Fas, Kovid-19 aşısı üretiminde büyük üreticiler arasında katılıyor

Kral 6. Muhammed aşı üretim projesinin imza törene katıldı. (MAP)
Kral 6. Muhammed aşı üretim projesinin imza törene katıldı. (MAP)

Fas Kralı 6. Muhammed pazartesi günü Fez’deki Kraliyet Sarayı’nda, ülkenin yeni tip koronavirüse (Kovid-19) karşı aşı üretiminde büyük üreticiler kulübüne girmesini ve salgına karşı küresel savaşta öncü bir rol üstlenmesini sağlayacak anlaşmaların imzalanmasını denetledi. Anlaşma ile Fas’ta Kovid-ve diğer aşıların üretilmesi ve paketlenmesi projesi başlatıldı.
Kamu ve özel sektör ortaklığının meyvesi olarak görülen proje, başlangıç olarak kısa vadede bir ayda 5 milyon doz Kovid-19 aşısı üretilmesini, orta vadede ise bu kapasitenin kademeli olarak iki katına çıkarılmasını hedefliyor.
Toplam yatırım değeri 500 milyon dolara ulaşan proje, ülkede kendi kendine yeterliliği artırmak üzere Kovid-19 aşısını ve diğer aşıları üretmeyi ve Fas’ı ambalaj endüstrisi alanında Kıta’da ve küresel düzeyde biyoteknoloji lideri haline getirmeyi hedefliyor.
Söz konusu proje, Fas Kralı’nın ülkesinin aşı üretimi için kapsamlı ve entegre endüstriyel ve biyoteknolojik yeteneklere sahip olmasını sağlama hedefi çerçevesinde yer alıyor.
Rabat, Kral 6. Muhammed ile Çin Devlet Başkanı Şi Jinping arasında 31 Ağustos 2020’de gerçekleştirilen telefon görüşmeleri doğrultusunda yapılan bu ortaklığın başlatılması ile pandemi krizinin ve yansımalarının aktif ve proaktif yönetimini sağlamayı hedefleyen Fas Kralı’nın vizyonunun daha de netleşmesi yönünde bir adım daha attı.
Projenin lansmanında, şu an Samsung Biologics’in Kıdemli Başkan Yardımcısı ve endüstriyel biyoteknolojide uluslararası bir uzman olan Samir Machour, Fas’ta bir Kovid-19 aşının yanı sıra diğer aşıların üretilmesi ve paketlenmesine yönelik bir proje sundu. Aynı şekilde Sinopharm Group Başkanı ve Genel Müdürü Liu Jingzhen de projeye yönelik bir sunum gerçekleştirdi.
İsveç şirketi Recipharm’ın CEO’su Marc Funk da, Fas’ta aşıların üretim kapasitelerini oluşturma projesini anlattı. Projenin amaçlarının ve içeriklerinin sunulmasının ardından, Kral 6. Muhammed’nin huzurunda üç önemli anlaşma imzalandı. Bunlardan ilki, Fas devleti ile Çin Ulusal İlaç Grubu Sinopharm arasında Kovid-19 aşısına yönelik bir iş birliği anlaşmasıydı. Anlaşma Fas Sağlık Bakanı Halid Eyt et-Talib ve Sinopharm Grubu Başkanı Liu Jingzhen tarafından imzalandı.
İkincisi, Fas devleti ile Recipharm şirketi arasında Fas Krallığı’nda aşı üretim kapasitelerinin hazırlanmasına ilişkin bir anlaşma muhtırasıydı. Söz konusu muhtıra, Ekonomi, Maliye ve İdari Reformlar Bakanı, 6. Muhammed Yatırım Fonu Yönetim Kurulu Başkanı Muhammed Benchaaboun, Recipharm CEO’su ve Fas Bankalar Profesyonel Birliği (GPBM) Osman bin Celun tarafından imzalandı.
Üçüncü anlaşma, ilaç endüstrisinde uzmanlaşmış Faslı şirket Sutima’nın steril paketleme tesislerinin, Kovid-19 aşılarının üretilmesi için Fas devletinin kullanımına sunulmasına ilişkin bir sözleşmeydi. Anlaşmaya imzaları Fas Sağlık Bakanı ve Sutima Genel Müdürü Lamia et-Tazi attılar.
İsveçli Recipharm Şirketi CEO’su Marc Funk, Recipharm’ın Fas’taki projesinin ister endemik ister salgın düzeyinde olsun aşı kampanyalarına erişimi artırmayı hedeflediğini söyledi.
Funk, Recipharm’ın yaptığı katkının, Fas’ın mümkün olan en kısa sürede, ülke ve Afrika kıtası halkının faydalanması için aşıların paketlenmesi açısından merkez olacağından emin olunmasını amaçladığını da sözlerine ekledi. Funk ayrıca Recipharm’ın, bu sektördeki yenilikçi firmalarla iş birliği içinde gerçekleştirilecek ikinci aşamada olarak aşının tamamen üretilmesine yardımcı olacağına dikkat çekti.
Recipharm’ın aşıların ve biyolojik tedavi ilaçlarının üretimi için kraliyet girişimine katılmasının yanı sıra bir aşı paketleme tesisinin inşa edilmesine destek vereceğini belirten Funk, şirketin aynı zamanda Fas ve Avrupa’daki fabrikalarında çalışma ekiplerinin oluşturulmasında, uygun üretim teknolojileri ve uzmanlıkların nakledilmesinde, Fas’daki fabrikanın işletilmesinde ve üretilen aşıların kalitesinin doğrulanmasında da katkıda bulunacağını sözlerine ekledi.
Funk, projenin sağlık, sosyal ve ekonomik alanlardaki etkisiyle ilgili olarak Recipharm’ın Fas halkının sağlık güvenliğini iyileştirmeye katkıda bulunacağını ve gelecekteki pandemi veya salgın hastalık dalgalarında mümkün olan en kısa sürede gerekli olan aşıların ihraç edilmesi yoluyla Afrika ülkeleriyle alışverişi teşvik edeceğini vurguladı.
Dünyanın en büyük beşinci ilaç üreticisi olan Recipharm’ınçeşitli ülkelerde 30’dan fazla fabrikası bulunuyor.
Sinopharm Grubu Başkanı Liu Jingzhen, Fas ile grup arasındaki Kovid-19 aşısının üretimi ve paketlenmesine ilişkin anlaşmanın Fas’ta salgının önlenmesi ve kontrol altına alınması için güçlü bir destek sağlayacağını belirtti. Grup Başkanı, projenin Kovid-19 salgınıyla mücadelede Fas ve Çin için büyük önem taşıdığını söyledi.
Çinli yetkili söz konusu projenin, Fas ve Afrika halklarının sağlık sistemlerinin dayanıklılığının desteklenmesini mümkün kılacağını belirterek projenin uluslararası düzeyde de salgının önlenmesi ve kontrol altına alınmasına yönelik katkıda bulunacağını belirtti.
Liu Jingzhen, Kral 6. Muhammed ve Çin Devlet Başkanı Şi Jinping’in gerçekleştirdikleri telefon görüşmeleri sırasında pandemiye karşı ortak mücadelenin yanı sıra ekonomik ve ticari iş birliğini derinleştirme konusunda anlaşmaya vardıklarını belirterek Fas Krallığı ve Çin’in Kovid-19 salgınına karşı birlikte mücadele ettiklerini vurguladı.
Liu Jingzhen ayrıca Çin Devlet Başka’nın Çin’in Kovid-19 aşısının araştırma ve geliştirmesini olumlu yönde ilerletmeye ve üretim alanında Fas ile iş birliği yapmaya hazır olduğunu ilettiğini  söyledi.
Liu Jingzhen, grubun Kovid-19 aşısının araştırılması ve geliştirilmesi konusunda Fas hükümeti ve kurumlarıyla iyi bir iş birliğine imza attığını ve Fas’ın, Sinopharm’ın yurt dışındaki klinik deneylerine güçlü bir yardım ve paha biçilmez destek sağladığını belirterek Çin ve Fas Krallığı arasındaki 2016 yılında stratejik ortaklığın başlatılmasından bu yana ikili ilişkilerde büyük bir ilerleme kaydedildiğini bildirdi.



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.