İrlanda ve Norveç’ten Suriye’ye sınır ötesi yardım mekanizmasının süresini uzatma adımı

Esed ile normalleşmeyi kabul etmeyen Washington, BMGK’daki görüşmelerine devam ediyor.

Suriye-Türkiye sınırındaki Bab el-Hava Sınır Kapısı yakınında, 30 Haziran’da taşınan yardımlar. (Reuters)
Suriye-Türkiye sınırındaki Bab el-Hava Sınır Kapısı yakınında, 30 Haziran’da taşınan yardımlar. (Reuters)
TT

İrlanda ve Norveç’ten Suriye’ye sınır ötesi yardım mekanizmasının süresini uzatma adımı

Suriye-Türkiye sınırındaki Bab el-Hava Sınır Kapısı yakınında, 30 Haziran’da taşınan yardımlar. (Reuters)
Suriye-Türkiye sınırındaki Bab el-Hava Sınır Kapısı yakınında, 30 Haziran’da taşınan yardımlar. (Reuters)

Suriye’deki insani duruma ilişkin dosyadan sorumlu, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’in daimi olmayan iki üyesi İrlanda ve Norveç perşembe günü yapılan oylamada Şam’ın onayı olmadan Suriye’ye sınır ötesi yardım mekanizmasının süresini bir yıl uzatılmasına yönelik umutlarını dile getirdiler. Rusya ise konuya yönelik itirazlarını sürdürdü.  
ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price oylama öncesinde, ABD’nin Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi olarak Linda Thomas Greenfield’ın ve Rus Temsilci Vassily Nebenzia da dahil olmak üzere Güvenlik Konseyi’ndeki mevkidaşlarının bu konuda sarf ettiği çabaların devam ettiğini belirtti. Ayrıca Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile yaptığı görüşmede bu konuyu gündeme getiren Başkan Joe Biden’ın ve Dışişleri Bakanlığı’nın çabalarını da Price a. Price sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu konudaki diplomasimiz her zaman koordineli oldu. Ancak Suriye’ye sınır ötesi yardımların ulaştırılması yetkisinin resmi olarak sona ermesine sadece sayılı günler kaldığı için yoğunlaştı. Bu çok önemli bir konu. Zira sürenin sona ermesi milyonlarca insanın hayatını tehdit ediyor.”
Yetkili, Güvenlik Konseyi’nin Bab el-Hava’dan sağlanan insani yardımların ulaştırılmasına yönelik mekanizmayı 12 aylık bir süre için yenilemesi ve uzatması gerektiğini belirtti. ABD’nin sınır ötesi ve kontrol noktalarında geçilmesi de dahil olmak üzere Suriye’deki her türlü insani yardımı desteklediğini vurgulayan Price, ülkenin her bir yanına insani yardımın yaygınlaştırılması için ciddi ve güvenilir bir teklifin yapıldığını, bu teklifin Suriye halkının acil ihtiyaçlarını karşılamak için sınır ötesi yardım operasyonlarını ve koronavirüs nedeniyle oldukça ihtiyaç duyulan diğer yardımları da kapsadığını belirtti. Price sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu, ABD’nin tek başına yapamayacağı bir şey. Sahadaki tüm tarafların iş birliğini ve desteğini gerektirecek. Bu ne yazık ki müttefiklerine yardım etmek ve hayali düşmanlarını cezalandırmak için yardımları kullanan rejimi de kapsıyor.”
Price ayrıca Suriye halkının çektiği acılar ve koronavirüsün yayılmaya devam nedeniyle hiçbir mazeretin, insani yardımların ve aşıların ulaştırılması için güvenilir yolların kapatılmasını ve masum insanlara yardımların kesilmesini haklı çıkarmayacağını belirtti. Dışişleri Bakanı Antony Blinken de bu konuyu, yönetim için bir öncelik olarak gördüğünü yineledi.
Aşılarla ilgili yardımın doğrudan Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad rejimine teslim edilip edilmeyeceğine yönelik bir soruya, yardımların insani kuruluşlar ve sivil toplum kuruluşları aracılığıyla ihtiyacı olanlara doğrudan yardım şeklinde ulaştırılacağı cevabını veren Blinken, Başkan Joe Biden yönetiminin şu an kendi halkına acımasızca davranan Esad rejimi ile ilişkileri normalleştirmeye niyeti olmadığını vurguladı. Esad rejiminin insani yardımlara ulaşılmasını engellediğini ve halkın çektiği acıların çoğunun sorumlusu olduğunu belirtti.
ABD’nin BM Daimi Temsilcisi Linda Thomas Greenfield, Güvenlik Konseyi ile gerçekleştirdiği Suriye’deki insani duruma ilişkin basına kapalı toplantısının ardından “Bugün sahip olduğumuzdan daha azını kabul edemeyiz. O da milyonlarca Suriyeliye destek sağlayacak, 12 ay açık bir sınır kapısıdır” dedi.
Batılı diplomatlar, 2014 yılında belirlenen ve önümüzdeki cumartesi günü sona erecek olan izin süresinin 6 ay da olsa uzatılabileceği konusunda iyimserler.
Yardımların geçtiği sınır noktaları, geçen yıl Rusya’nın baskısı ile azaltıldı. Suriye’nin kuzeybatısındaki Türkiye ile İdlib Valiliği arasındaki Bab el-Hava kapısıyla sınırlı hale geldi. Sınır kapısı, Şam’ın ve savaşçı grupların kontrolü altındaki, İdlib’de ikamet eden çoğu sığınmacı yaklaşık üç milyon kişiye yardım etmek için kullanılıyor.
Veto hakkına sahip olan Şam’ın müttefiki Moskova, BM mekanizmasının Suriye rejiminin tüm ülke üzerindeki egemenliğini ihlal ettiğini düşünerek sınır ötesine yardım ulaştırma mekanizmasının süresinin uzatılmasını kabul etmediğini bildirdi.
AFP’ye konuşan Rus bir diplomat, Moskova’nın uzun zamandır net olan pozisyonunu koruduğunu söyledi. İrlanda’nın BM temsilcisi Geraldine Byrne Nason da Suriye’deki insanı durumun ele alınacağı basına kapalı toplantı öncesinde verdiği demeçte “Bu haftanın sonlarına doğru bir uzatma olmasını umuyoruz” dedi. Dosyanın siyasi açıdan hassas olduğunu belirten Nason, “İnsani felaketin büyüklüğünü hayal bile edemeyiz” ifadesini kullandı.
Norveç’in BM temsilcisi Mona Juul da şu açıklamada bulundu:
“Birçok şeyin görüşülmesi gerekiyor. Bu birçok insan için gerçekten bir ölüm kalım meselesi. Suriye’deki milyonlarca insandan bahsediyoruz. Dolayısı ile Suriye’ye mümkün olduğu kadar çok yardımın ulaşması son derece önemlidir.”
Dosyadan sorumlu iki temsilci, Suriye’nin kuzeydoğusuna yardım ulaştırmak için Bab el-Hava Sınır Kapısı’ndan yardım girişine izin verilmesinin bir yıl uzatılmasının yanı sıra daha önce olduğu gibi Irak sınırındaki el-Yarubiye Sınır Kapısı’nın da yeniden açmasına yönelik bir karar tasarısı önerdi.
Greenfield, Rusya ve Çin’in sınırın geçilmesi mekanizmasının uzatılmasına yönelik veto haklarını kullanmaları durumunda, bu kararın yansımalarının çok net olduğunu ve insanların açlıktan öleceğini belirtti.
Batılı ülkeler gibi Rusya da Suriye’deki insani durumun farkında. Ancak söz konusu durumu Batı’nın yaptırımlarına bağlıyor. Moskova, Suriye başkentinden çatışma hatları üzerinden yardımların ulaştırılmasının, sınır ötesi yardım mekanizmanın yerini alabileceğini savunuyor.
ABD’nin BM temsilcisi Greenfield “Cephe hatlarına yardım dağıtımını desteklemek ve sınır ötesi yardım kapasitesini artırmak için çalışmaya devam edeceğiz” dedi. Greenfield cephe hatlarından geçmenin sınırı geçmenin yerini tutmayacağını belirterek ABD’nin Rusya’nın tutumunu yumuşatması karşılığında yaptırımlarını hafifletme olasılığını ihtimal dahilinde olarak değerlendirmedi.
Çin’in BM Daimi Temsilcisi Zhang Jun, Pekin’in tek taraflı yaptırımlar, cephe hatlarının geçilmesi ve sınır ötesi mekanizmasında şeffaflığa yönelik çözümler görmek istediğini söyledi. Çin Temsilcisi açıklamasında şunları söyledi:
 “Sadece sınır ötesi mekanizmanın süresinin uzatılmasını değil, aynı zamanda tek taraflı yaptırımlar ve etkileriyle mücadele etmek ve gelecekte ön cephelerden yapılan yardımları da geliştirmek istiyoruz.”
Yılın başından bu yana, cephe hatlarına insani yardım ulaştırma taleplerinin yüzde 50’sinin Suriye rejimi tarafından engellendiğini belirten Fransa’nın BM Temsilcisi Nicolas de Riviere da sözleirni şöyle sürdürdü:
“Suriye’ye yapılan insani yardımın yüzde 92’si Avrupa Birliği, ABD, Kanada ve Japonya tarafından sağlanıyor. Bunlar aslında Batı’nın paraları. Hiç kimse bu paranın cephe hatları üzerinden ulaştırılmak üzere yeniden tahsis edilmesini beklememeli. Bu olmayacak.”
Diplomatlar, Rusya’nın yardımların ulaştırılması süresini uzatma konusuna yönelik BM Güvenlik Konseyi müzakerelerinden ayrıldığını aktardılar. BM Suriye Krizi Bölgesel İnsani Yardım Koordinatörü Yardımcısı Mark Cutts; Kanada, Dominik Cumhuriyeti, Hollanda, Katar ve Türkiye tarafından New York’ta düzenlenen BM toplantısında “Sınır ötesi yardım operasyonu, insanlara yardım ulaştırmanın en güvenli yoluydu. Geçen yıl boyunca, Suriye’nin kuzeybatısına ayda ortalama binden fazla kamyon ulaştırdık. Kesinlikle bu yardım sürecinin devam etmesi gerekiyor” dedi.
Güvenlik Konseyi, ilk kez 2014 yılında dört sınır kapısı üzerinden Suriye’deki sınır ötesi yardım operasyonuna izin verdi. Geçen yıl, Rusya ve Çin’in karşı çıkması nedeniyle dört sınır kapısı üzerinden gerçekleştirilen yardım mekanizmasının süresinin uzatılması engellendi ve yardım geçişleri Türkiye sınırındaki, Suriye silahlı muhalefetleri tarafından kontrol edilen sınır kapısı ile sınırlı kaldı.
Rusya, yardım operasyonunun zamanının geçtiğini ve Suriye’nin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü ihlal ettiğini bildirdi. Rusya ve Çin, ABD ve diğer ülkelere yönelik eleştiride bulunarak Suriye’deki kötü durumun bir kısmından tek taraflı yaptırımları sorumlu tuttular.



Suikastlar ve kendini imha eden casusluk cihazları... İsrail, Hamas kontrolündeki bölgelerde nasıl hareket ediyor?

İsrail’in dün düzenlediği saldırının ardından Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Deyr el-Balah’ta bulunan bir mülteci kampından alevler yükseliyor. (AFP)
İsrail’in dün düzenlediği saldırının ardından Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Deyr el-Balah’ta bulunan bir mülteci kampından alevler yükseliyor. (AFP)
TT

Suikastlar ve kendini imha eden casusluk cihazları... İsrail, Hamas kontrolündeki bölgelerde nasıl hareket ediyor?

İsrail’in dün düzenlediği saldırının ardından Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Deyr el-Balah’ta bulunan bir mülteci kampından alevler yükseliyor. (AFP)
İsrail’in dün düzenlediği saldırının ardından Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Deyr el-Balah’ta bulunan bir mülteci kampından alevler yükseliyor. (AFP)

Gazze Şeridi’nin geleceğine ilişkin siyasi süreçte, ABD-İsrail ile İran arasında devam eden savaşın küresel ve bölgesel gündemi meşgul etmesi nedeniyle görece bir durgunluk yaşanıyor. Ancak bu durum, İsrail’in Hamas’ın askeri kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları’na bağlı askeri liderlere yönelik suikastlarını sürdürmesine engel olmadı. İsrail’in bu operasyonlarda, işbirlikçilerden elde edilen bilgiler ile istihbarat amaçlı kullanılan ve kısa süre önce Gazze’nin orta kesimindeki bir mülteci kampında ortaya çıkarılan, inceleme sırasında kendiliğinden patlayan bir casusluk cihazından faydalandığı belirtildi.

Son olarak İsrail, Kassam Tugayları’nın Orta Bölge Tugayı’nda elit birim komutanlarından biri olan Ahmed Derviş’i, yardımcısı Nadir en-Nebahin ile birlikte öldürdü. Üçüncü bir kişinin ise ağır yaralandığı bildirildi. Saldırının, salı günü gece yarısına kısa süre kala, Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nın güneyinde bir futbol sahası yakınında, İsrail’e ait bir insansız hava aracıyla (İHA) gerçekleştirildiği ifade edildi.

vfdvf
İsrail hava saldırısında öldürülen Hamas savaşçısı Nadir en-Nebahin’in cenazesi başında gözyaşı döken Filistinliler, 25 Mart 2026 (AP)

Sahadaki kaynakların Şarku’l Avsat’a verdiği bilgilere göre, Ahmed Derviş savaş boyunca birden fazla suikast girişimine maruz kaldı ve bunlardan kurtulmayı başardı. Kaynaklardan biri, Derviş’in ‘7 Ekim 2023 saldırısında elit birliği yöneten isimlerden biri olduğunu ve bazı İsraillileri esir aldığını’ ifade etti.

Aynı kaynaklar, savaş sırasında üst düzey isimlere yönelik suikastların ardından Derviş’in son dönemde Orta Bölge Tugayı’nda kilit figürlerden biri haline geldiğini ve diğer komutanlarla birlikte Kassam Tugayları’nı yeniden yapılandırma çalışmaları yürüttüğünü belirtti.

İsrail ordusu ise yaptığı açıklamada, Gazze Şeridi’nin orta kesiminde ‘askeri eğitim gerçekleştiren Hamas’ın elit unsurlarına saldırı düzenlendiğini ve bu kişilerin askeri tehdit oluşturduğunu’ öne sürdü. Ancak Hamas’a yakın saha kaynakları bu iddiayı yalanlayarak, söz konusu kişilerin ‘rutin bir şekilde bir araya geldikleri sırada hedef alındığını’ bildirdi.

Casusluk cihazının gizemli bir şekilde patlaması

Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Deyr el-Balah bölgesinde, yerinden edilmiş kişilerin barındığı bir kampın çevresinde dün öğle saatlerinden önce gizemli bir patlama meydana geldi. Olayda can kaybı ya da yaralanma yaşanmazken, ilk etapta patlamanın bir İHA saldırısından kaynaklandığı düşünüldü.

Ancak sahadaki kaynaklar Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, “Filistinli silahlı bir grubun unsurlarının kamp çevresinde İsrail’e ait bir casusluk cihazı tespit ettiğini, cihazdan elde edilen görüntü ve kayıtları incelemek amacıyla sökülmeye çalışıldığı sırada kendiliğinden patladığını” belirtti. Kaynaklar, patlamanın teknik bir arızadan ya da uzaktan kontrol edilen bir İsrail İHA’sı tarafından tetiklenmiş olabileceğini ifade etti.

Patlamadan kısa süre sonra bir savaş uçağının cihazın bulunduğu noktayı hedef alarak bombardıman düzenlediği, saldırıda bir kişinin hayatını kaybettiği ve biri ağır olmak üzere 6 kişinin yaralandığı bildirildi.

vfdvfd
İsrail’in dün düzenlediği saldırının ardından Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Deyr el-Balah’ta bulunan bir mülteci kampından alevler yükseliyor. (AFP)

Kaynaklara göre, savaş öncesinde ve sırasında Gazze Şeridi’ndeki silahlı grupların saha unsurları tarafından çok sayıda casusluk cihazı tespit edildi. Bu cihazların, bulundukları bölgelerde uçan İHA’lara doğrudan görüntü aktarımı yaptığı ve verilerin buradan İsrail’in operasyon merkezlerine iletildiği anlaşıldı.

Öte yandan İsrail’in istihbarat ve operasyon faaliyetlerini özellikle Gazze Şeridi’nin orta kesiminde yoğunlaştırdığı gözlemleniyor. Söz konusu bölgeler, savaş boyunca diğer alanlara kıyasla daha az zarar görmüş, kara ve hava saldırılarının daha sınırlı kaldığı yerler olarak öne çıkıyor. İbranice yayın yapan medya organları ise Kassam Tugayları’nın bu bölgelerde gücünü koruduğunu öne sürüyor.

Polis araçlarına sık sık saldırılar düzenleniyor

Geçtiğimiz pazar akşamı, Ramazan Bayramı’nın üçüncü gününe denk gelen tarihte, Gazze Şeridi’nde Hamas yönetimine bağlı polis gücüne ait bir araç İHA’yla hedef alındı. Saldırıda üç kişi hayatını kaybederken, birkaç kişi de yaralandı. Sahadaki kaynaklara göre hayatını kaybedenler arasında, Kassam Tugayları’na bağlı Nuseyrat Taburu’nun elit biriminde saha komutanı olan Ahmed Hamdan da bulunuyordu.

İsrail ordusu, bu saldırıya ilişkin herhangi bir açıklama yapmazken, olaydan birkaç gün önce Hamas yönetimine bağlı polis gücüne ait bir cipin benzer şekilde hedef alındığı ve saldırıda en az 4 kişinin hayatını kaybettiği bildirildi.

feergrg
Gazze’nin merkezinde Filistinliler, 15 Mart’ta bir polis aracını hedef alan İsrail saldırısının gerçekleştiği yeri inceliyor. (Reuters)

Şarku’l Avsat’ın tespitlerine göre, son üç hafta içinde Kassam Tugayları’na bağlı tabur ve elit birliklerde görev yapan saha komutanları ile tabur komutan yardımcıları dahil en az 10 isim, İsrail tarafından düzenlenen art arda operasyonlarda öldürüldü.

Gazze Şeridi’ndeki Sağlık Bakanlığı verilerine göre ise 10 Ekim 2025’te ateşkesin yürürlüğe girmesinden bu yana en az 690 Filistinli hayatını kaybetti. Böylece savaşın başlangıcından itibaren toplam can kaybının 72 bin 265’i aştığı belirtildi.

Suikast operasyonlarının, ‘sarı hat’ olarak bilinen hattın her iki tarafında devam eden yoğun hava ve topçu saldırılarıyla eş zamanlı yürütüldüğü, ayrıca Selahaddin Caddesi çevresinde, özellikle Han Yunus karşısındaki bölgeler ile Şucaiyye ve Cibaliye gibi noktalarda ayakta kalan evlerin buldozerlerle yıkıldığı aktarıldı.

Suikast girişimi engellendi

Askeri faaliyetler, İsrail kontrolündeki bölgelerde faaliyet gösteren silahlı çetelerin operasyonlarıyla eş zamanlı olarak devam ediyor.

Gazze Şeridi’ndeki silahlı gruplara bağlı Rad’a Gücü, bir direniş liderine yönelik suikast girişimini engellediklerini açıkladı. Operasyon sırasında iki kişi gözaltına alınırken, üzerlerindeki silahlar ve cihazlar ele geçirildi; iki kişi ise kaçmayı başardı.

Gözaltına alınan iki kişinin sorgusu sırasında, silahlı çeteler ile İsrail istihbaratı arasındaki iletişim ve yönlendirme mekanizmalarına dair önemli bilgiler elde edildiği ve bunun söz konusu çetelerin çökertilmesine ve varlıklarının sonlandırılmasına katkı sağlayacağı belirtildi.

Sahadaki kaynaklara göre, saldırı Filistinli bir grubun önde gelen liderlerinden birini hedef alıyordu. Bölgedeki gruplar arasındaki sıkı ve genişletilmiş güvenlik önlemleri sayesinde suikast girişimi engellendi. Operasyon sırasında susturuculu tabancalar, kameralar ve İsrail SIM kartlı iletişim cihazları ele geçirildi.

Silahlı çeteler, son dönemde hem direniş gruplarının liderlerini hem de Hamas yönetiminde üst düzey yetkilileri hedef alan saldırılarını yoğunlaştırdı. Bazı girişimler engellenirken, geçmiş aylarda bazı saldırılar başarılı oldu.


İsrail, Lübnan'ın önemli sınır şehirlerini kuşattı

Lübnan'ın güneyindeki sahil kenti Sur'da (Tire) İsrail saldırısının olduğu bölgede sivil savunma gönüllüleri (AFP)
Lübnan'ın güneyindeki sahil kenti Sur'da (Tire) İsrail saldırısının olduğu bölgede sivil savunma gönüllüleri (AFP)
TT

İsrail, Lübnan'ın önemli sınır şehirlerini kuşattı

Lübnan'ın güneyindeki sahil kenti Sur'da (Tire) İsrail saldırısının olduğu bölgede sivil savunma gönüllüleri (AFP)
Lübnan'ın güneyindeki sahil kenti Sur'da (Tire) İsrail saldırısının olduğu bölgede sivil savunma gönüllüleri (AFP)

israil, Lübnan'ın güneyinde Litani Nehri'nin güneyindeki en büyük şehir olan Bint Cibeyl'i kuşatmak için üç yönden kara harekatı düzenliyor. Bu harekatlar, doğudan Marun el-Ras ekseni, kuzeyden Aynatha'nın etekleri ve batıdan Dibil ve Ayta el-Şaab'ı kapsıyor. İsrail ordusunun harekatı, doğu ekseninde Hiyam şehrinin kuzeyine doğru genişlerken, Taybe'den Deyr Siryan'a doğru operasyonlarla Litani Nehri'nin kıyılarına, Vadi el-Huceyr'e yaklaşıyor.

Savaşın yankıları Lübnan içlerine gölge düşürürken, parlamentoda ve hükümetteki Şii mezhebinin temsilcilerinin ve "Yüksek İslam Şii Konseyi"nin İran büyükelçisi Muhammed Rıza Şeybani'ye verdiği güçlü destek ve Dışişleri Bakanlığı'ndan Şeybani'nin Beyrut'tan sınır dışı edilme kararını geri çekmesini istemesi ile ortaya çıkan siyasi kriz derinleşiyor.

Bugün hükümet, "Şii ikilisi" temsilcilerinin boykot tehdidinde bulunduğu bir kabine toplantısıyla krizin yankılarını test edecek.


Bağdat hükümeti için savaş yetkileri

Sivil savunma ekipleri Habbaniye üssünde Irak askerlerinin cesetlerini çıkardı (Güvenlik Medyası)
Sivil savunma ekipleri Habbaniye üssünde Irak askerlerinin cesetlerini çıkardı (Güvenlik Medyası)
TT

Bağdat hükümeti için savaş yetkileri

Sivil savunma ekipleri Habbaniye üssünde Irak askerlerinin cesetlerini çıkardı (Güvenlik Medyası)
Sivil savunma ekipleri Habbaniye üssünde Irak askerlerinin cesetlerini çıkardı (Güvenlik Medyası)

ABD'nin Irak'taki Haşdi Şabi Güçleri mevzilerine yönelik devam eden bombardımanları sırasında, hükümet iktidardaki koalisyonun siyasi desteği ve Yargı Konseyi'nin yargısal desteğiyle "savaş yetkileri" olarak tanımlanan geniş yetkiler elde etti.

Irak Yargı Konseyi Başkanı Faık Zeydan, "savaş hali" ilan etmeye yönelik anayasal mekanizmaların ve "devlet kurumlarını hedef alan oluşumlara karşı" yargı süreçlerinin varlığını doğruladı.

Irak Savunma Bakanlığı dün yaptığı açıklamada, Enbar'ın batısındaki Habbaniye askeri kliniğini hedef alan hava saldırısında onlarca askerinin öldüğünü ve yaralandığını duyurdu. Bakanlık, saldırıyı "uluslararası hukukun açık ve ciddi bir ihlali" olarak nitelendirdi.

Güvenlik kaynaklarına göre saldırı, Habbaniye üssü içindeki Haşdi Şabi Güçleri'ne ait istihbarat karargahını da hedef aldı. Şarku’l Avsat’ın kaynakları ayrıca, Suriye sınırına yakın Kaim şehrindeki Haşdi Şabi Güçleri'nin 45. Tugayı karargahını hedef alan iki hava saldırısı daha düzenlendiğini bildirdi.