Fas, İsrail ile iş birliğini genişletiyor

Tel Aviv, Dışişleri Bakanı Yair Lapid’in resmi ziyaretine ilişkin Rabat ile görüşmelerini sürdürüyor.

Fas Dışişleri Bakanı Nasır Burita (AFP)
Fas Dışişleri Bakanı Nasır Burita (AFP)
TT

Fas, İsrail ile iş birliğini genişletiyor

Fas Dışişleri Bakanı Nasır Burita (AFP)
Fas Dışişleri Bakanı Nasır Burita (AFP)

Naoufel Cherkaoui
İsrail-Fas iş birliği, Fas-İsrail-ABD üçlü anlaşmasına imza atılan geçen aralık ayından bu yana daha fazla alanda kendini hissettirmeye başladı. İkinci Filistin İntifadası sonrasında, 2000 yılında kapatılan İrtibat Bürosu’nun yeniden açılmasının ardından ticari alandaki iş birliği gelişti. Uçuşların temmuz ayı sonlarında başlamasıyla birlikte de iki ülke arasındaki turizmin canlanması bekleniyor.
Fas Dışişleri Bakanlığı Siyasi İşler Genel Müdürü Fuad Yazuğ, siyasi, ekonomik, kültürel ve insani alanlarda iki ülke arasındaki iş birliği yollarını üçlü anlaşmaya uygun olarak görüşmek üzere bu ayın başlarında Rabat’ta İsrail Dışişleri Bakanlığı Genel Direktörü Alon Ushpiz ile bir araya geldi.

Siber güvenlik iş birliği
İsrail’in Rabat Büyükelçisi David Govrin, ülkesinin Fas ile siber güvenlik alanında ‘bilimsel iş birliği, araştırma, geliştirme ve operasyonel alanları’ da kapsayan bir iş birliği anlaşması imzaladığını duyurdu. Govrin, İsrail Ulusal Siber Güvenlik Kurumu Başkanı Yigal Unna ve Faslı mevkidaşı Mustafa er-Rabii tarafından imzalanan anlaşmanın, elektronik savunma alanında iki ülke arasında türünün ilk örneği olduğuna dikkat çekti.
Faslı uluslararası ilişkiler araştırmacısı Hişam Mouatadid, özellikle elektronik savaş alanında Fas- İsrail iş birliğinin, ‘deneyim alışverişi düzeyinde stratejik ortaklığı artırmak, bilimsel araştırma mekanizmaları geliştirmek ve bilimsel ve endüstriyel kaynakları modernize etmek’ yoluyla iki ülke arasındaki bağları ve karşılıklı çıkarları güçlendirdiğini kaydetti.
Son anlaşmanın, iki ülkenin özel savunma mekanizmalarını güçlendirmek için pratik ve bilimsel platformlar başlatma vizyonu çerçevesinde geliştiğini söyledi. Söz konusu vizyonun ayrıca sanal alandan gelen tehditler ve bunların kişisel bilgiler ile kurumsal ve kamuya açık veri tabanları üzerindeki yansımalarıyla ilgili yeni zorlukları yönetmek için ortak heyetler oluşturulmasını da kapsadığı belirtildi.
Faslı araştırmacı, Fas ve İsrail arasındaki diplomatik ilişkilerin yeniden başlamasından bu yana Rabat’ın esas olarak iki ülke hattında bilimsel araştırmaları geliştirmek için ilişkileri ilerletmeye odaklanacağını açıkça belirttiğine dikkat çekti.
Rabat’ın hedefinin, İsrail ile bu tür stratejik anlaşmalar yoluyla öncelikli olarak siber güvenlikle bağlantılı hayati sektörlerin istihdamı ve geliştirilmesi iş birliğini geliştirmek olduğunu söyledi.
Mouatadid’e göre Rabat ve Tel Aviv, özellikle bölgesel düzeyde siyaset ve Ortadoğu’daki jeostratejik zorluklar nedeniyle diplomatik ilişkilerin yeniden başlamasına sahne oluyorlar. İki ülke arasında güveni artırmak için yeni bir platform olarak bilgi ve bilimsel araştırmanın geliştirilmesini hedefliyorlar.

İş birliğinin gelişimi
Fas, iki ülke arasında imzalanan anlaşma uyarınca İsrail ile olan ilişkilerini, telekomünikasyon alanında bilgi alışverişi ve iş birliğinin yanı sıra, enerji, bilim ve kalkınma iş birliği alanına yönlendirmeye çalışıyor. Fas Dışişleri Bakanı Nasır Burita, daha önce ‘İsrail ile tüm iş birliği araçlarının ve siyasi iradenin mevcut olduğunu’ belirtmiş, çok yakında üst düzey ziyaretler gerçekleştireceklerini vurgulamıştı. Burita açıklamasına şöyle devam etmişti:
“Taahhütlerimizde samimiyiz. Çünkü ‘ilişkilerin yeniden başlatılması’ kararını inançlı bir şekilde ele aldık ve ikili iş birliğini geliştirmek için mümkün olduğunca da ileri gideceğiz. İsrail ve ABD ile yapılan anlaşma, Washington’ın Fas’ın Sahra üzerindeki egemenliğini tanımasına, Fas’ın İsrail ile ilişkileri geliştirme taahhüdüne ve Tel Aviv’in Rabat ile iş birliği yapma yönündeki açıklamalarına yönelik, yasal olarak bağlayıcı bir belgedir.”

Karşılıklı ziyaretler ufukta
İsrail Dışişleri Bakanı Yair Lapid, 16 Temmuz Cuma günü Faslı mevkidaşı ile uzun bir telefon görüşmesi yaptığını duyurdu. Lapid, Twitter üzerinden yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“Fas Dışişleri Bakanı Nasır Burita ile iki ülke ve iki halk arasındaki doğrudan ilişkiler hakkında uzun ve sıcak bir görüşme gerçekleştirdim. Bu, İsrail’in çıkarınadır. İki ülke arasındaki ilişkileri güçlendirmek, ekonomik, teknolojik, kültürel ve turizm iş birliğini geliştirmek için çalışmaya devam edeceğiz.”
İsrail ve Fas medyası, geçtiğimiz günlerde Lapid’in Rabat ziyaretine ilişkin düzenlemelerin yapılması amacıyla iki ülke arasında temaslar yürütüldüğünü aktardı. Bunun, bir İsrailli bakanın Fas’ı ziyaret edecek olması nedeniyle türünün ilk örneği olacağı belirtildi. The Times of Israel internet sitesinin İsrailli bir diplomatik kaynaktan aktardığına göre Dışişleri Bakanlığı, Lapid’in ziyareti için Fas ile görüşüyor.
İsrail Dışişleri Bakanlığı Genel Müdürü Alon Ushpiz, ülkesinin Dışişleri Bakanlığı aracılığıyla Fas Dışişleri Bakanı’na Tel Aviv’i ziyaret etmesi için resmi bir davette bulundu.

Gizli iş birliği
Fas- İsrail ilişkisi, Yahudi devletinin kurulmasından önce birçok Yahudi’nin Fas’tan İsrail’e göç ettiği döneme kadar uzanıyor. Söz konusu Yahudilerin birçoğunun siyasi alana dahil olması, köklerinin dayandığı ülkeyle ilişkilerin sağlamlaşmasına katkıda bulundu. Ayrıca Fas’ın bağımsızlığından bu yana gizli de olsa bir iş birliğinin ortaya çıkmasına olanak tanıdı.
New York Times, Fas ve İsrail’in diplomatik ilişkileri olmamasına rağmen istihbarat ve askeri alanlarda yaklaşık altmış yıldır gizlice yürütülen yakın iş birliği içinde olduklarını yazdı. Gazete, İsrail’in Fas’ın silah ve teçhizat elde etmesine, istihbarat bilgileri toplamasına, bunların nasıl kullanılacağını öğrenmesine ve Fas istihbarat servisinin örgütlenmesine yardımcı olduğunu aktardı. Gazeteye göre İsrail ayrıca bir muhalefet liderine suikast düzenlenmesine de destek verirken Fas da İsrail’in Faslı Yahudileri ülkeye almasına ve diğer Arap ülkelerinde casusluk yapmasına yardım etti.



İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.


Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
TT

Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)

Sudan Doktorlar Ağı'na göre Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırısı sonucu, aralarında sekiz 8 çocuğun ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi hayatını kaybetti.

Ağ, aracın Güney Kurdufan eyaletinden kaçan yerinden edilmiş insanları taşıdığını ve el-Rahad şehrine geldiğinde hedef alındığını, bunun sonucunda ikisi bebek olmak üzere 24 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de tedavi için şehrin hastanelerine kaldırıldığını belirtti.

Doktorlar Ağı, bölgenin ciddi tıbbi kaynak sıkıntısı çektiği, bu durumun yaralı ve yerinden edilmiş kişilerin acılarını daha da artırdığı son derece karmaşık sağlık ve insani koşullar altında saldırının gerçekleştiğini ifade etti.