Etiyopya, Nahda Barajı"nın ikinci aşama dolum işleminin tamamlanmasının ardından Mısır ve Sudan'a güvence verdi

Etiyopya Başbakanı'nın Twitter sayfasından yayınladığı, Hedasi Barajı'nın ikinci dolum sürecinin tamamlandığını gösteren bir fotoğraf
Etiyopya Başbakanı'nın Twitter sayfasından yayınladığı, Hedasi Barajı'nın ikinci dolum sürecinin tamamlandığını gösteren bir fotoğraf
TT

Etiyopya, Nahda Barajı"nın ikinci aşama dolum işleminin tamamlanmasının ardından Mısır ve Sudan'a güvence verdi

Etiyopya Başbakanı'nın Twitter sayfasından yayınladığı, Hedasi Barajı'nın ikinci dolum sürecinin tamamlandığını gösteren bir fotoğraf
Etiyopya Başbakanı'nın Twitter sayfasından yayınladığı, Hedasi Barajı'nın ikinci dolum sürecinin tamamlandığını gösteren bir fotoğraf

Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed dün, Hedasi Barajı rezervuar dolumunda ikinci aşamanın tamamlanmasının ardından Mısır ve Sudan’a ‘güven verici bir mesaj’ göndererek, operasyonun herhangi bir zararı olmadığını belirtti.
Etiyopya hükümeti, geçtiğimiz Pazartesi günü Mısır ve Sudan'ı kızdıran bir adım atarak, elektrik üretmek amacıyla Mavi Nil üzerine inşa ettiği Nahda (Rönesans) Barajı rezervuar dolumunda ikinci aşamanın tamamlandığını duyurdu.
Etiyopya, 4 milyar dolarlık barajın ekonomik kalkınma ve elektrik üretimi için gerekli olduğunu öne sürerken, Nil’in sularına bağlı olan Mısır ve Sudan’da su kıtlığı ve su güvenliği konusundaki endişeleri artırdı.
Etiyopya Başbakanı, dün Twitter hesabından Arapça olarak yaptığı açıklamada, “Etiyopya yağışlı mevsimde barajını ihtiyatla ve aşağı havzadaki iki ülke için doğrudan taşkın oluşturmayacak şekilde doldurdu. Bunun hiçbir ülkeye zarar vermeyeceğini bir kez daha temin etmek isterim. Nahda Barajı bir kazanç ve büyümenin, ortak iş birliğinin gerçek bir sembolü olarak kalacaktır” ifadelerini kullandı. 
Etiyopya Dışişleri Bakanlığı ise Mısır ve Sudan'ı Rönesans Barajı'nın ikinci dolum süreci hakkında bilgilendirdiğini duyurdu. Etiyopya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Büyükelçi Dina Mufti, ülkesinin barajla ilgili bilgi alışverişi kapsamında Kahire ve Hartum'u konuyla ilgili dün bilgilendirdiğini belirtti.
Mufti, Mısır ve Sudan’ın baraj rezervuar dolumunda ikinci aşamanın tamamlanması sonucunda önemli bir zarar görmediğine vurgu yaptı.
Mısır, Etiyopya'nın süreci tamamlandığına dair duyurusu hakkında henüz resmi bir açıklamada bulunmadı. Ancak Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, İngiltere Başbakanı Boris Johnson ile Salı günü yaptığı telefon görüşmesinde Johnson'a, "Mısır'ın Nil suları üzerindeki tarihi haklarına, şimdi ve gelecekte Mısır'ın su güvenliğine sıkı sıkıya bağlı kalacağını" belirtti. 
Sisi görüşmede ayrıca, barajın doldurulması ve işletilmesinde kapsamlı, adil ve bağlayıcı bir anlaşmaya varılması amacıyla müzakere sürecinin ciddiyetle yürütülmesine ve siyasi iradenin zorlamasında uluslararası toplumun sorumluluk almasına ihtiyaç olduğunu belirtti.
Mısır hükümeti geçen ay Etiyopya'dan baraj rezervuarının ikinci dolum aşamasına başladığına dair resmi bir bildirim aldığını, ancak Kahire’nin bu adımı kesin bir şekilde reddettiğini vurgulamıştı. BM Güvenlik Konseyi ise yaklaşık iki hafta önce Mısır ve Sudan'ın talebi üzerine baraj krizini görüşmek üzere bir toplantı yaptı. Ancak oturumun ardından şu ana kadar herhangi bir karar veya tavsiye yayınlanmadı. ABD, Etiyopya’nın barajı doldurmasının gerilimi artırabileceğini vurgulayarak, tüm tarafları tek taraflı eylemlerden kaçınmaya çağırdı.



Endonezya cami hoparlörlerini deprem uyarı sistemine dönüştürüyor

Eylül 2018'de Endonezya'nın Palu kentinde yıkılan bir caminin enkazı… Palu depremi ve tsunamisinde 4 bin 340 kişi yaşamını yitirmişti (Mohd Rasfan / AFP)
Eylül 2018'de Endonezya'nın Palu kentinde yıkılan bir caminin enkazı… Palu depremi ve tsunamisinde 4 bin 340 kişi yaşamını yitirmişti (Mohd Rasfan / AFP)
TT

Endonezya cami hoparlörlerini deprem uyarı sistemine dönüştürüyor

Eylül 2018'de Endonezya'nın Palu kentinde yıkılan bir caminin enkazı… Palu depremi ve tsunamisinde 4 bin 340 kişi yaşamını yitirmişti (Mohd Rasfan / AFP)
Eylül 2018'de Endonezya'nın Palu kentinde yıkılan bir caminin enkazı… Palu depremi ve tsunamisinde 4 bin 340 kişi yaşamını yitirmişti (Mohd Rasfan / AFP)

Endonezya'da bilim insanları, cami hoparlörlerini deprem erken uyarılarının halka iletilmesinde kullanmak için çalışıyor.

Camilerin ülke genelinde yaygın olması, bu yöntemin tercih edilmesindeki en önemli etkenlerden biri. Özellikle uzak yerleşimlerde mevcut hoparlör altyapısından yararlanılması, yeni bir duyuru ağı kurma ihtiyacını azaltabilir.

Araştırmacılar, cep telefonu şebekelerinin afet sırasında aksayabileceğine de dikkat çekiyor. Cami hoparlörleri, mobil iletişimin kesintiye uğradığı veya yeterince güçlü olmadığı bölgelerde halka ulaşmak için alternatif bir kanal oluşturabilir.

Japonya ve Endonezya'nın ortak çalışması, başkent Cakarta'yı da kapsayan Cava Adası'nın batısına odaklanıyor. Projede sismik gözlem ağıyla yer hareketlerinin gerçek zamanlı olarak tahmin edilmesi, uyarıların hızla iletilmesi ve halkın bu uyarılar doğrultusunda gerekli önlemleri almasını sağlayacak yöntemlerin geliştirilmesi amaçlanıyor.

Guardian'ın haberine göre, bazı camiler sismik sensör ağına bağlandı. Ancak sistem henüz prototip aşamasında ve halka deprem uyarısı vermeye başlamadı.

Japonya Bilim ve Teknoloji Ajansı'nın (JST) yayımladığı proje bilgilerinde, uyarıların iletilmesinde camilerden yararlanılacağı vurgulanıyor.

Beş yıllık araştırmanın Japonya tarafını Kyoto Üniversitesi Afet Önleme Araştırma Enstitüsü'nden Hiroshi Inoue, Endonezya tarafını ise Ulusal Araştırma ve İnovasyon Ajansı'ndan (BRIN) Andi Eka Sakya yönetiyor.

Çalışmaya Tokyo Üniversitesi, Endonezya Meteoroloji, Klimatoloji ve Jeofizik Kurumu (BMKG), Bandung Teknoloji Enstitüsü ve afet yönetimi kuruluşları da katılıyor.

Japonya'nın resmi kalkınma yardımı programından da destek alan araştırma, 2025'te Cava Adası'nın batısındaki üç eyalette başladı. Japan Times'ın aktardığına göre Endonezya, sistemi 2030'a kadar Cakarta ve bazı diğer bölgelerde denemeyi, ardından erken uyarı ağını ülke geneline yaymayı hedefliyor. Araştırmacılar bu kapsamda düşük maliyetli deprem gözlem cihazları da geliştiriyor.

Projenin Endonezya ayağını yöneten Andi Eka Sakya, 28 Temmuz'da Japonya'nın Kumamoto bölgesinde meydana gelen deprem sırasında ülkede bulunduğunu anlattı. Erken uyarının ardından televizyonlarda halka güvenlik önlemlerinin gösterildiğini ve panik yaşanmadığını belirten araştırmacı, Endonezya'da da benzer bir sistem kurmak istediklerini söyledi.

Proje yalnızca halka alarm vermekle sınırlı değil. Araştırmacılar, deprem tespit edildiğinde demiryolu seferlerinin ve fabrikalardaki makinelerin otomatik olarak durdurulmasını da hedefliyor. Böylece sarsıntı başlamadan önce alınacak önlemlerle olası hasarın azaltılması amaçlanıyor. Okul hoparlörleriyle radyo ve televizyon yayınlarının uyarı kanalı olarak kullanılması da proje kapsamında araştırılıyor.

Projenin bir başka hedefi de binaların deprem sırasındaki tepkilerine göre acil tahliye yönergeleri hazırlamak. JST, dünyadaki depremlerde can kayıplarının büyük bölümünün yapısal açıdan zayıf evlerin çökmesinden kaynaklandığına dikkat çekiyor.

Bu nedenle araştırmacılar, erken uyarıların yalnızca halka ulaştırılmasını değil, insanların bulundukları yapıların özelliklerine uygun biçimde hareket edebilmesini de sağlamaya çalışıyor.

Geliştirilecek yöntemlerin uygulamalı eğitimlerle halka aktarılması ve sistemin afetlerin etkisini azaltmada ne kadar başarılı olduğunun değerlendirilmesi planlanıyor.

Araştırmacılar, Endonezya'da edinilecek deneyimlerden daha sonra başka gelişmekte olan ülkelerde de yararlanılmasını amaçlıyor.

Independent Türkçe, Guardian, Japonya Bilim ve Teknoloji Ajansı (JST), Japan Times


Yıldız Savaşları'ndakine benzeyen gezegen yaşamı destekleyebilir mi?

70 Ophiuchi AB veya kısaca 70 Oph AB ikili yıldız sistemi, bu görüntünün merkezinde görülebiliyor (ABD Deniz Gözlemevi Kütüphanesi)
70 Ophiuchi AB veya kısaca 70 Oph AB ikili yıldız sistemi, bu görüntünün merkezinde görülebiliyor (ABD Deniz Gözlemevi Kütüphanesi)
TT

Yıldız Savaşları'ndakine benzeyen gezegen yaşamı destekleyebilir mi?

70 Ophiuchi AB veya kısaca 70 Oph AB ikili yıldız sistemi, bu görüntünün merkezinde görülebiliyor (ABD Deniz Gözlemevi Kütüphanesi)
70 Ophiuchi AB veya kısaca 70 Oph AB ikili yıldız sistemi, bu görüntünün merkezinde görülebiliyor (ABD Deniz Gözlemevi Kütüphanesi)

Yaşanabilir gezegen arayışını genişletebilecek yeni bir araştırmaya göre, yakın bir ikili yıldız sisteminde bulunabilecek, Yıldız Savaşları (Star Wars) evrenindeki Tatooine'i andıran Dünya büyüklüğünde bir gezegen, sıvı su barındırabilir ve yaşamı destekleyebilir.

70 Ophiuchi adı verilen bu iki yıldızlı sistem, Dünya'dan trilyonlarca km uzakta olsa da kozmik ölçekte nispeten yakın kabul ediliyor.

Bilim insanları birbirlerinin etrafında dönen, Güneşimizden biraz daha küçük ve daha soğuk iki yıldızdan oluşan bu ikili yıldız sistemini onlarca yıldır inceliyor.

Ancak yıldızlardan herhangi birinin yörüngesinde dönen doğrulanmış bir gezegen bulunmuyor.

Bu yıldız sistemini referans alan araştırmacılar, Dünya boyutunda bir gezegenin daha büyük olan yıldızın yaşanabilir bölgesinde kararlı bir yörüngeyi koruyup koruyamayacağını modelledi.

Yaşanabilir bölge, yıldızın çevresinde, bir gezegenin yüzeyinde sıvı suyu muhafaza edebilmesi için elverişli sıcaklığa sahip olduğu alandır.

Araştırmacılar birincil yıldızın yaşanabilir bölgesinde kararlı gezegen yörüngelerinin mümkün olduğunu tespit etti.

Astrophysical Journal adlı akademik dergide yayımlanan çalışmanın yazarlarından astrofizikçi Stephen Kane, "Bu aynı zamanda bize en yakın yıldız sistemlerinden biri. Antik çağlardan beri biliniyor ancak iki yıldızın birbirinin etrafında tam olarak nasıl döndüğü aynı ölçüde iyi bilinmiyordu" dedi.

Çalışmada bilim insanları, yıldızların çevresinde bulunan, büyüklükleri yıldızlardan gezegenlere kadar değişen birden fazla gök cismi arasındaki kütleçekimsel etkileşimleri simüle etti.

Ardından Dünya'yla aynı kütlede bir gezegeni birincil yıldızdan farklı uzaklıklara yerleştirerek ne olduğunu incelediler.

Kaliforniya Üniversitesi'nin Riverside kampüsünden, çalışmanın yazarlarından Skylar D'Angiolillo, "Kararsız bir gezegenin yörüngesi giderek daha basık hale gelebilir ve sonunda gezegen sistemden adeta fırlatılıp atılabilir. Simülasyonu farklı konumlarda tekrarlayarak, Dünya boyutunda bir gezegenin kararlı kalabileceği bölgeleri tespit edebiliyoruz" dedi.

frtghy
1937'de çekilen bu görüntünün merkezine yakın bir konumda 70 Ophiuchi AB görülüyor (ABD Deniz Gözlemevi)

Dr. Kane, "İnsanlar başka bir Dünya bulmayı düşündüğünde, genellikle kendi Güneş Sistemimize benzeyen bir şey hayal ediyor. Ancak onlarca yıldır yapılan ötegezegen keşiflerinden bir şey öğrendiysek, o da diğer gezegen sistemlerinin bizimkine hiç benzemeyebileceği" dedi.

"İkinci bir güneşe sahip olmak kulağa egzotik gelebilir ancak Dünya'nın bulunduğu çevreye benzemese de yaşanabilir olabilecek dünyaları da göz önünde bulundurmamız gerekiyor" diye ekledi.

Yıldız eşlikçileri olan bu tür ikili yıldız sistemleri evrende yaygın.

Araştırmacılar, tek yıldızlı Güneş Sistemimizin aslında nadir görülen türlerden biri olduğunu belirtiyor.

Buna rağmen bugüne kadar varlığı kesinleşen 6 bin ötegezegenden sadece 14'ünün ikili yıldızların yörüngesinde döndüğü gözlemlendi.

Yapılan son çalışma bu tür gezegenlerin, özellikle de ikili yıldızların çevresinde yaşam barındırma potansiyeli taşıyanların, daha fazlasının bulunmasına yardımcı olabilir.

Dr. Kane, "Bilim insanları olası hedefleri değerlendirmeye başladıkça, bu tür bir analizden faydalanabilecek daha pek çok ikili sistem bulunuyor" dedi.

"Ayrıca bu sistem üzerinde yapmamız gereken daha çok iş var. Orada henüz varlığı doğrulanmış bir gezegen yok ancak artık Dünya boyutundaki bir gezegenin, yaşanabilir bölgede potansiyel olarak kararlı bir yörüngeyi koruyabileceğini biliyoruz" diye ekledi.

Independent Türkçe


İran’a yönelik bir saldırı konusunda ABD ile İsrail arasındaki görüşmeler devam ediyor

(foto altı) ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 28 Temmuz 2026’da Beyaz Saray’da (AFP)
(foto altı) ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 28 Temmuz 2026’da Beyaz Saray’da (AFP)
TT

İran’a yönelik bir saldırı konusunda ABD ile İsrail arasındaki görüşmeler devam ediyor

(foto altı) ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 28 Temmuz 2026’da Beyaz Saray’da (AFP)
(foto altı) ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 28 Temmuz 2026’da Beyaz Saray’da (AFP)

Tel Aviv’deki siyasi kaynaklar, İsrail’de seçim hazırlıkları sürerken İran’a tek taraflı bir İsrail saldırısı düzenlenmesine ilişkin İsrail ile ABD arasındaki temasların devam ettiğini ve sürecin nihai yönünün henüz netleşmediğini belirtti.

Aynı kaynaklar, söz konusu temasların ayrıntılarının sızdırılmasının İran yönetimini şaşırtmayı ve Tahran üzerindeki baskıyı artırmayı amaçlayan psikolojik savaşın bir parçası olabileceğine ilişkin değerlendirmelere rağmen, konunun ciddiyetini koruduğunu ifade etti. Buna karşılık İsrailli yetkililer, Başbakan Binyamin Netanyahu’nun seçimler öncesinde konumunu güçlendirebilecek büyük bir güvenlik gelişmesine ihtiyaç duyması nedeniyle saldırı ihtimalini ciddi biçimde değerlendiriyor.

Bu değerlendirmelere göre saldırı, seçimlerin ertelenmesini veya Netanyahu’nun yenilgiden kurtulmasını mutlaka sağlayamayabilir. Ancak seçmenler nezdinde desteğini artırabilir ve rakip kampa geçen oyları geri kazanmasına yardımcı olabilir.

Tel Aviv’deki siyasi kaynaklarla yakın ilişkileriyle tanınan gazeteci Ben Caspit, ABD’li yetkililerin İsrail’den İran’a saldırmasını istediğini ortaya çıkarmıştı. Caspit, Maariv gazetesinde yayımlanan yazısında, Beyaz Saray yetkililerinin ABD’nin tek başına saldırı düzenlemesini veya ortak bir operasyon gerçekleştirilmesini istemediğini, aksine İsrail’in operasyonu tek başına yürütmesini talep ettiğini yazdı.

Caspit, İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir’in ABD’li yetkililere bu tür bir saldırının İsrail seçimlerinin ertelenmesine yol açabileceğini bildirdiğini ve Washington’ın bu aşamada talebinden geri adım attığını belirtti. İsrailli gazeteci ve Kanal 13 televizyonunun siyasi editörü Barak Ravid de söz konusu haberde yer alan bilgileri doğruladı.

Atlantik’in her iki yakasındaki seçim hesapları

Şarku’l Avsat’ın Maariv gazetesinden aktardığına göre ABD’nin talebi, Amerikan medyasında yer alan ve İran’ın son aylarda hedef alınmasına rağmen insansız hava araçları (İHA) ile balistik füze üretim kapasitesini yeniden kazanmaya çalıştığına işaret eden gelişmelerin ardından geldi.

Caspit, Washington’ın saldırının siyasi yükünü ve risklerini ABD Başkanı Donald Trump’ın yerine İsrail’in üstlenmesini istediğini belirtti. Trump’ın bu dönemde Kongre ara seçimlerine hazırlandığına dikkat çekti.

sdcrgthy
Trump ile Netanyahu arasında siyasi çıkarlar konusunda anlaşmazlık derinleşiyor. (AFP)

Caspit, ABD yönetiminin İsraillilerin kendi seçimleri öncesinde saldırı düzenlemeye daha istekli taraf olduğunu düşündüğünü ifade etti. Buna karşılık, ABD’de ara seçimler öncesinde gerçekleştirilecek bir Amerikan saldırısının Trump’a siyasi zarar verebileceğini kaydetti.

Bu gelişmeler, ABD Başkanı’nın İran’a yönelik saldırıları yeniden başlatma ihtimalini değerlendirdiğine ilişkin spekülasyonların arttığı bir dönemde yaşanıyor. Caspit’e göre temaslarda ortaya çıkan bilgiler, Trump’ın ilk aşamada ABD güçlerinin saldırı düzenlemesi yerine İsrail’den İran’ı vurmasını istediğine, ancak daha sonra bu girişimin frenlendiğine işaret ediyor.

Caspit’e göre Netanyahu’nun bu gelişmeler karşısındaki tutumu ise henüz netlik kazanmış değil. Ancak Caspit, İsrail Başbakanı’nın geçen haftaki programında, güvenlik faaliyetlerinin yoğunlaştığı bir dönemde hassas olarak nitelendirdiği bir dizi görüşme ve ziyaretin yer aldığını belirtti.

İran, cephaneliğini yeniden inşa ediyor

ABD merkezli Bloomberg haber ajansı cumartesi günü yayımladığı haberinde, İran’ın aylar boyunca İsrail ve ABD’nin hava saldırılarına maruz kalmasına rağmen füze ve İHA fabrikalarını korumayı başardığını bildirdi.

Habere göre Tahran, Trump yönetiminin yeni hava saldırıları düzenlemeyi durdurduğu dönemde, Washington’ın Kongre ara seçimlerine hazırlıkla meşgul olmasından da yararlanarak cephaneliğinin bir bölümünü yeniden inşa edebildi. Haberde görüşlerine yer verilen Batılı kaynaklar, İran’ın hâlâ silah üretme ve stoklarını yenileme kapasitesine sahip olduğunu belirtti.

rtghyju
17 Nisan 2024’te Tahran’ın kuzeyindeki bir askeri üste düzenlenen geçit töreninde kamyonlara monte edilmiş İran füzeleri (AP)

Kaynaklardan biri, İran’ın hâlâ büyük miktarda balistik füze ve gemi savar deniz silahı stokuna sahip olduğunu ve bu stokları hızla artırabilecek durumda bulunduğunu ifade etti. Haberde yer alan bilgilerde ayrıca, geçtiğimiz haziran ayında yayımlanan bilgilere dayanılarak Rusya’nın Tahran’a füze tedarik ettiği belirtildi.

Bloomberg’e göre bu değerlendirmeler, Trump ve yönetim üyelerinin, hava saldırılarının İran’ın bölgedeki ABD üslerini ve Washington’ın müttefiklerini tehdit eden kapasitesine büyük zarar verdiği yönündeki tekrarlanan açıklamalarıyla çelişiyor.

Trump yaklaşık bir yıl önce İran ordusunun ‘tamamen yok edildiğini’ açıklamıştı. ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth de Washington’ın İran’daki savunma sanayisinin üretim kapasitesini ortadan kaldırdığını söylemişti.

Tel Aviv, ortak bir saldırıyı tercih ediyor

İsrail’de siyasi ve askeri liderlik, mevcut çatışmanın bu şekilde devam etmesinin Tahran’a zayıflık mesajı verebileceğini ve İran yönetiminin, Trump yönetiminin Kongre ara seçimleri nedeniyle karşı karşıya olduğu baskılardan ve yükselen petrol fiyatlarından yararlanarak Washington’dan taviz koparabileceği yönündeki inancını güçlendirebileceğini düşünüyor.

İsrailli çevreler, Tahran’ın çatışmanın uzamasından yararlandığını ve müzakerelerde uzlaşmaz bir tutum benimsediğini, deniz ablukası ve ekonomik yaptırımların İran vatandaşları üzerindeki sonuçlarını ise yeterince dikkate almadığını değerlendiriyor. Bu çevrelere göre İran’ın direnişini sürdürmesi, nihayetinde ABD yönetimini taviz vermeye itebilir.

rgt
İran Savunma Bakanlığı’na bağlı Tahran’daki Elektronik Sanayi Binası’nda, Mart 2026’da hedef alınmasının ardından yangın çıktı. (AFP)

Bu nedenle söz konusu çevreler, İran’a yönelik geniş çaplı bir askeri saldırıyı destekliyor. Ancak İsrail’in askeri ve siyasi sonuçları tek başına üstlenmesi yerine, saldırının ABD ile İsrail tarafından ortaklaşa gerçekleştirilmesini tercih ediyor.

Bununla birlikte, İsrail’de Netanyahu’nun askeri bir saldırıyı, seçimlerin ertelenmesi ihtimali de dahil olmak üzere siyasi ve kişisel kazanımlar elde etmek amacıyla kullanmaya çalışabileceğine ilişkin tartışmaların yoğunlaşması, İsrail güvenlik birimlerinin çekincelerini dile getirmesine yol açtı. Güvenlik birimleri, Başbakan’ın parti çıkarlarına ve kişisel hedeflerine hizmet ettiği düşünülebilecek bir savaşa girilmesine mesafeli yaklaşıyor.

Gündemdeki değerlendirmelere göre bu birimler, saldırı kararı alınmadan önce birkaç hafta beklenmesini tercih ediyor. Bu süreçte olası askeri seçenekler konusunda ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) ile görüşmelerini sürdürüyorlar. Koordinasyon kapsamında, Tel Aviv ve Washington’da gerekli siyasi kararlar alınana kadar askeri planların hazırlanması ve hedef listesinin güncellenmesi de yer alıyor.