İsrail ve Fas arasında iş birliğinin güçlendirmeye yönelik iki anlaşma ve bir mutabakat zaptı imzalandı

İsrail ve Fas arasında kültür, spor ve hava hizmetleri alanlarında iş birliğinin ve siyasi istişarelerin güçlendirilmesi çerçevesinde iki anlaşma ve bir mutabakat zaptı imzalandı

Fas ve İsrail dışişleri bakanları dün birlikte basın karşısına çıktı (Fas Dışişleri Bakanlığı)
Fas ve İsrail dışişleri bakanları dün birlikte basın karşısına çıktı (Fas Dışişleri Bakanlığı)
TT

İsrail ve Fas arasında iş birliğinin güçlendirmeye yönelik iki anlaşma ve bir mutabakat zaptı imzalandı

Fas ve İsrail dışişleri bakanları dün birlikte basın karşısına çıktı (Fas Dışişleri Bakanlığı)
Fas ve İsrail dışişleri bakanları dün birlikte basın karşısına çıktı (Fas Dışişleri Bakanlığı)

Fas Dışişleri Bakanı Nasır Burita, geçtiğimiz yılın sonlarında Fas ile İsrail arasındaki ilişkilerin yeniden başlamasından bu yana ilk resmi ziyaretini gerçekleştirmek üzere Fas'a gelen İsrailli mevkidaşı Yair Lapid ile dün siyasi görüşmelerde bulundu. Geçtiğimiz yıl Fas-ABD-İsrail üçlü anlaşmasının imzalanmasının ardından Fas ve İsrail arasında ilişkiler başlamış, ABD, Fas'ın Batı Sahra toprakları üzerindeki egemenliğini tanımıştı.
Görüşmelerin ardından iki bakan, ülkeleri arasındaki iş birliğini ve ilişkileri güçlendirmek için iki anlaşma ve siyasi bir istişare mekanizması oluşturmak için bir mutabakat zaptı imzaladılar. Fas Krallığı Hükümeti ile İsrail Devleti Hükümeti arasında kültür, spor ve gençlik alanında iş birliğine ilişkin yapılan ilk anlaşma,  iki ülkenin gençleri arasındaki iletişimi güçlendirmenin yanı sıra kültür ve spor alanlarında iş birliğini teşvik etmeyi ve geliştirmeyi amaçlıyor. Bu alanlardaki ikili iş birliğinin, iki ülkenin halkları arasındaki ilişkilerin güçlendirilmesine ve karşılıklı yarar sağlayan bağların geliştirilmesine katkıda bulunacağına inanılıyor.
Hava hizmetleri alanına ilişkin ikinci anlaşma ise iki ülke arasında hava hizmetleri alanındaki ilişkileri ve iş birliğini güçlendirmeyi, ilerletmeyi ve havayolları arasında rekabet ilkesine dayalı bir uluslararası havacılık sistemi geliştirmeyi hedefliyor. Anlaşma ayrıca uluslararası seyahat ve nakliye hizmetlerinde insanların ihtiyaçlarına cevap veren hava hizmetlerini rekabetçi fiyatlarla ve açık pazarlarda hizmet verebilecek kapasitede bir hava ulaşım ağının kurulmasının yanı sıra uluslararası hava taşımacılığında en üst düzeyde emniyet ve güvenliği sağlamayı amaçlıyor. Çoğu Fas kökenli İsrailli turist, aktarmalı uçuşlarla Fas'ı ziyaret edebiliyorlardı. Ancak 25 Temmuz'da iki ülke arasında ticari direkt uçuşlar başlatıldı.
Dün iki bakan arasındaki görüşmede aynı zamanda siyasi istişare mekanizması oluşturulması amacıyla bir mutabakat zaptı imzalandı. İmzalanan bu mutabakat zaptıyla ülke arasındaki çok yönlü ilişkilerin ve iş birliğinin derinleştirilmesine ve güçlendirilmesine katkıda bulunulması hedefleniyor. Bu mutabakat zaptı sayesinde taraflar, ikili ilişkilerinin tüm yönlerini gözden geçirmek için düzenli istişarelerin yanı sıra bölgesel ve uluslararası arenadaki gelişmelerin yanı sıra ortak çıkarları doğrultusunda bölgesel ve uluslararası konularda görüş alışverişinde bulunabilirler. İkili iş birliği istişareleri, siyasi, ekonomik, ticari, bilimsel, teknik ve kültürel iş birliği dahil tüm alanları kapsar.
İki bakan görüşmelerinin ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulundular. Fas Dışişleri Bakanı Burita, İsrail Dışişleri Bakanı'nın Fas ziyaretini, ‘Fas-İsrail-ABD üçlü anlaşmasına özünü kazandırmaya yönelik ortak bir taahhüdün yansıması’ olarak değerlendirirken İsrail Dışişleri Bakanı Lapid ile ikili ve bölgesel meseleler üzerine kapsamlı bir görüşme yaptıklarını açıkladı. Burita, iki ülke arasındaki ilişkilerin gelişmesinin Fas Kralı 6. Muhammed tarafından dile getirilen ‘irade ve inancın bir ifadesi’ olduğuna dikkati çekti.
Üçlü anlaşmanın imzalanmasından bu yana iki ülke arasındaki ilişkilerin olumlu bir dinamiğe tanık olduğunu söyleyen Burita, iki ülke arasında inovasyon, turizm ve havacılık, enerji, ticaret ve yatırım ve diğer alanlarda beş çalışma ekibinin kurulduğunu kaydetti. Faslı bakan ayrıca çeşitli projeler belirlenen ve önerilerde bulunulan çeşitli toplantılar yapıldığını da sözlerine ekledi.
İki ülke arasındaki ilişkilerin geleceğine dair değerlendirmesinde Burita, kurumsal ilişkileri geliştirmek istediklerini belirterek, “İlişkilerimizi insani boyutuyla da zenginleştirmeyi amaçlıyoruz” dedi.
İki ülke arasındaki direkt uçuşların başlatılması ve buna eşlik eden ‘Fas kökenli İsrail vatandaşlarının Fas’ı ziyaret etme coşkusunu’ hatırlatan Burita, İsrail'deki Fas toplumunu Fas ile bir araya getiren bağları vurguladı. Fas Dışişleri Bakanı, imzalanan üç anlaşmanın yanı sıra gelecekteki ziyaretlerde imzalanmak üzere ‘hazır başka anlaşmalar’ olduğunu kaydetti.
Burita, Fas Kralı'nın başkenti Doğu Kudüs olan 1967 sınırları içinde bağımsız bir Filistin Devleti'nin kurulması temelinde iki devletli bir çözüme ulaşılması için Filistinliler ve İsrailliler arasındaki barış müzakerelerine geri dönmenin önemine yönelik çağrısını da hatırlattı. Ayrıca, Fas Kralı’nın Kudüs Komitesi’nin başkanı olarak Kudüs'ün onurlu kimliğini korumanın önemi konusundaki tutumunu da bir kez daha yineleyen Burita, barış ve refaha hizmet etmek için taraflar arasında güvenin yeniden tesis edilmesi çağrısında bulundu.
Öte yandan İsrail Dışişleri Bakanı Lapid, Yahudilerin 2000 yıldır Fas'ta yaşadıklarını ve İsrail’deki Fas kökenli Yahudilerin Fas'ı ziyaret ettiklerinde ‘geçmişlerinden bir bölümü keşfettiklerini’ söyledi. Lapid, “Bağları kopararak ne kazandık? Elimize hiçbir şey geçmedi” ifadelerini kullandı. Gelişmelerin, kültür, turizm ve diğer sektörlerde iş birliğini inşa etme yönünde bir değişikliği temsil ettiğini söyleyen Lapid, Kuran-ı Kerim’den “Eğer onlar barışa yanaşırlarsa sen de ona yanaş” (Enfâl - 61) ayetini referans gösterdi. Ancak Lapid, Filistinlilerle olan ilişkilerden bahsetmedi.
İsrail’den 2000 yılından bu yana Fas'ı ziyaret eden ilk dışişleri bakanı olan Lapid, ziyareti öncesinde Pazartesi günü Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, “Yarın tarihi bir ziyaret için Fas'a gideceğiz. Rabat'ta İsrail temsilciliğini açacağız. Kazablanka'yı ziyaret edeceğiz ve iki ülke ve halkları arasındaki barışı yeniden tesis edeceğiz” yazdı.
Lapid şöyle devam etti:
“Cesareti ve vizyonu için Majesteleri Kral 6. Muhammed'e teşekkür ediyorum. Fas ve İsrail arasındaki köklü tarihi ilişkiyi yansıtan ekonomi, turizm ve kültür alanlarında iş birliğini sağlamak için ekibiyle birlikte çalışacağız.”
İsrail heyetinin iki günlük Fas ziyaretinde Dışişleri Bakanı Lapid’e, Fas'ın (Rabat'ın güneyinde yer alan) Suvayr kentinde doğan Refah ve Sosyal Hizmetler Bakanı Meir Cohen, Knesset (İsrail parlamentosu) Dışişleri ve Savunma Komitesi Başkanı Ram Ben Barak ve Dışişleri Bakanlığı Genel Müdürü Alon Oshbiz ve diğer yetkililer eşlik ediyor.
Lapid ve beraberindeki heyet, başkent Rabat’a ulaştıklarında, merhum krallar 5. Muhammed ve 2. Hasan'ın mozolelerini ziyaret etti. İsrail heyeti, bugün (Perşembe) Fas'ın ekonomik başkenti Kazablanka'da bir otelde basın toplantısı düzenleyecek. Heyet ziyaretini, Beth El Sinagogu’nu ziyaret edip orada dua ederek sonlandıracak.
Lapid, Kazablank yolculuğu öncesinde, Rabat’ın er-Riyad semtindeki İsrail temsilciliğinin açılışına katılacak.
Rabat, Temmuz ayı başlarında, iki ülkenin dışişlerinden yetkililer arasında ekonomik ve kültürel alanlarda ikili ilişkilerin geliştirilmesi konusunda istişarelere ev sahipliği yapmıştı.
İsrail Dışişleri Bakanı’nın ziyareti, geçtiğimiz ay uluslararası basın kuruluşlarında, Fas'ı İsrailli şirket NSO tarafından 2016'dan beri geliştirilen ‘Pegasus’ adlı casus yazılımı, Faslı ve yabancı aktivistlerin, gazetecilerin ve politikacıların telefonlarını dinlemek amacıyla kullanmakla suçlayan haberlerin yer almasıyla aynı döneme denk geldi. Rabat ise bu suçlamaları şiddetle reddetti ve Fransa, Almanya ve İspanya'daki basın kuruluşları hakkında ‘Fas’a hakaret ettikleri’ iddiasıyla yasal şikayetlerde bulundu. Bu haberlerin yayınlanmasından önce İsrail Ulusal Siber Güvenlik Müdürlüğü, Temmuz ayında, Facebook üzerinden Fas ve İsrail arasında siber savunma alanında iş birliği amacıyla bir anlaşma imzaladığını duyurmuştu.
Fas, 3 bin kişiyle Kuzey Afrika'daki en büyük Yahudi topluluğuna ev sahipliği yaparken İsrail'de 700 binden fazla Fas kökenli Yahudi yaşıyor. Filistinliler ve İsrailliler arasında 1993 yılında imzalanan Oslo Barış Anlaşması’nın ardından iki ülke irtibat büroları aracılığıyla aralarında diplomatik ilişkiler kurdu. Ancak Fas 2000 yılındaki Filistin İntifadası’nın ardından Tel Aviv ile ilişkilerini kesti. Fas yakın bir tarihte Birleşik Arpa Emirlikleri (BAE), Bahreyn ve Sudan'dan sonra İsrail ile diplomatik ilişki kuran dördüncü Arap ülkesidir.
Kudüs Komitesi'ne başkanlık eden Fas Kralı 6. Muhammed, İsrail ile ilişkilerin yeniden kurulmasından sonra çeşitli vesilelerle, iki devletli çözüm temelinde Filistin davasına verdiği desteğin devam ettiğini açıkladı.



Irak: İran Kürdistanı’ndan yerinden edilenlerin kampı SİHA’larla vuruldu

Irak Kürdistanı’ndaki Erbil Havalimanı yakınlarında meydana gelen patlamanın ardından yükselen duman. (AFP)
Irak Kürdistanı’ndaki Erbil Havalimanı yakınlarında meydana gelen patlamanın ardından yükselen duman. (AFP)
TT

Irak: İran Kürdistanı’ndan yerinden edilenlerin kampı SİHA’larla vuruldu

Irak Kürdistanı’ndaki Erbil Havalimanı yakınlarında meydana gelen patlamanın ardından yükselen duman. (AFP)
Irak Kürdistanı’ndaki Erbil Havalimanı yakınlarında meydana gelen patlamanın ardından yükselen duman. (AFP)

Irak Kürdistan Bölgesi Terörle Mücadele Birimi, dün akşam İran Kürdistanı’ndan yerinden edilenlerin kaldığı bir kampın, Erbil vilayetine bağlı Xebat ilçesinde iki insansız hava aracıyla (İHA) hedef alındığını açıkladı. Kamp, Bağdat’ın yaklaşık 450 kilometre kuzeyinde bulunuyor.

Bölgedeki Terörle Mücadele Birimi tarafından yapılan açıklamada, kurumun elde ettiği bilgilere göre Erbil vilayetinin Xebat ilçesine bağlı Rizgari nahiyesindeki İran Kürdistanı’ndan yerinden edilenlerin kampına dün akşam patlayıcı yüklü iki SİHA ile saldırı düzenlendiği belirtildi.

Açıklamada, saldırıda can kaybı yaşanmadığı kaydedildi.


Suriye bayrağı Haseke’de ilk kez göndere çekildi

Haseke kentinde, Haseke Valisi, İç Güvenlik Komutanı ve Vali Yardımcısının yanı sıra çok sayıda resmî yetkili ve önde gelen ismin katılımıyla Suriye Arap Cumhuriyeti bayrağının göndere çekilmesi töreni düzenlendi (Haseke Valiliği)
Haseke kentinde, Haseke Valisi, İç Güvenlik Komutanı ve Vali Yardımcısının yanı sıra çok sayıda resmî yetkili ve önde gelen ismin katılımıyla Suriye Arap Cumhuriyeti bayrağının göndere çekilmesi töreni düzenlendi (Haseke Valiliği)
TT

Suriye bayrağı Haseke’de ilk kez göndere çekildi

Haseke kentinde, Haseke Valisi, İç Güvenlik Komutanı ve Vali Yardımcısının yanı sıra çok sayıda resmî yetkili ve önde gelen ismin katılımıyla Suriye Arap Cumhuriyeti bayrağının göndere çekilmesi töreni düzenlendi (Haseke Valiliği)
Haseke kentinde, Haseke Valisi, İç Güvenlik Komutanı ve Vali Yardımcısının yanı sıra çok sayıda resmî yetkili ve önde gelen ismin katılımıyla Suriye Arap Cumhuriyeti bayrağının göndere çekilmesi töreni düzenlendi (Haseke Valiliği)

Suriye’nin Haseke kentinde, 29 Ocak 2026 tarihli anlaşmanın uygulanmasına ilişkin son bir haftada yaşanan hızlı gelişmeler kapsamında, Özgürlük Meydanı’nda dün ulusal bayrak en yüksek direğe çekildi. Törene çok sayıda vatandaş ve resmî yetkili katılırken, hükümet yetkilileri de yargı sistemini yeniden işler hâle getirmek amacıyla Adalet Sarayı’nda incelemelerde bulundu.

Haseke Vali Yardımcısı Ahmed el-Hilali Şarku’l Avsat’a yaptığı kısa açıklamada, kent merkezindeki ana meydanda ulusal bayrağın geniş halk ve resmî katılımla göndere çekildiğini belirtti. Hilali, törene Haseke Valisi Nureddin Ahmed’in yanı sıra bölgeden Halk Meclisi üyelerinin, askerî yetkililerin ve güvenlik yetkililerinin katıldığını söyledi.

Tören sırasında kentin farklı mahallelerinden gelen vatandaşlar ana meydanda toplandı. Kalabalık, devletin vilayet üzerindeki kontrolünü tamamen sağlaması yönünde sloganlar attı.

Etkinlik, katılımcıların ve vatandaşların güvenliğini, kamu ve özel mülklerin korunmasını sağlamak amacıyla kent genelinde, özellikle merkezde yoğun iç güvenlik güçlerinin konuşlandırıldığı bir ortamda gerçekleştirildi.

Suriye’de eski rejimin devrilmesinden bu yana ilk kez Haseke kent merkezinde Suriye bayrağının göndere çekilmesi sırasında Suriyeli yetkililer (Haseke Valiliği)
Suriye’de eski rejimin devrilmesinden bu yana ilk kez Haseke kent merkezinde Suriye bayrağının göndere çekilmesi sırasında Suriyeli yetkililer (Haseke Valiliği)

Haseke İç Güvenlik Güçleri tören öncesinde yayımladığı açıklamada, toplu etkinlikler sırasında silah taşınmasını ve havai fişek kullanılmasını yasakladı. Açıklamada, güvenliği bozabilecek veya vatandaşların hayatını tehlikeye atabilecek davranışlardan kaçınılması gerektiği vurgulandı. Güvenlik güçleri, ihlallere müsamaha gösterilmeyeceğini ve sorumlular hakkında gerekli yasal işlemlerin uygulanacağını bildirdi.

Adalet Sarayı’nda inceleme

Haseke kent merkezinde bayrak töreni düzenlenirken Vali Yardımcısı Hilali, vilayetin başsavcısı Yargıç Gazi eş-Şeyh İbrahim ile birlikte Adalet Sarayı binasında incelemelerde bulundu. Hilali, ziyaretin amacının “yargı sistemini işler hâle getirmek için uygun koşulları hazırlamak” olduğunu belirtti.

Bu gelişmelerden önce, feshedilen Suriye Demokratik Güçleri’ne (SDG) bağlı unsurların Adalet Sarayı çevresindeki mevzilerinden çekilmesinin ardından çarşamba günü bölgede iç güvenlik güçlerinin varlığı artırılmıştı. SDG’ye bağlı Terörle Mücadele Güçleri (HAT) ise salı günü mevzilerini İç Güvenlik Güçleri’ne teslim etti. Böylece hükümetin kent genelindeki güvenlik varlığı da güçlendirildi.

Şarku’l Avsat’a konuşan aktivistlere göre, bu gelişmelerin ardından Suriye Genel İstihbarat Teşkilatı Başkanı Tümgeneral Abdulkadir Tahhan ile Dış İstihbarat Başkanı Tuğgeneral Abdurrahman ed-Dabbağ, geniş bir güvenlik heyetiyle Haseke’ye geldi.

Devletin kontrolünün genişletilmesi talebi

Son gelişmeler, Haseke vilayetindeki çeşitli kent ve kasabalarda geçen cuma namazının ardından düzenlenen kitlesel barışçıl gösterilerin sonrasında yaşandı. Göstericiler, devlet otoritesinin tesis edilmesini ve devlet kurumlarının vilayetin bütün bölgelerindeki varlığının güçlendirilmesini talep etmişti.

Söz konusu gösteriler, SDG’nin ağustos ayının sonunda feshedildiğinin duyurulmasının ardından düzenlendi. Bu karar, 29 Ocak 2026’da Suriye hükümetiyle imzalanan anlaşma kapsamında alındı. Anlaşma, eski Özerk Yönetim’in sivil, güvenlik ve askerî kurumlarının devlet yapısına entegre edilmesini öngörüyordu.

Buna karşın Arap topluluğunun temsilcileri, entegrasyon süreci devam etmesine rağmen, Suriye devletinin vilayetin geniş kesimlerinde fiilî kontrol sağlayamadığını belirtiyor.

Kuzey Suriye’de yaşayan ve sosyal medyada faaliyet gösteren Arap topluluğu mensubu aktivist Suheyb el-Ya‘rubi, Haseke’deki sevinç gösterilerini yansıtan videolar paylaştı. Görüntülerden birinde yaşlı bir adamın bayrak göndere çekilirken “Allahuekber” diye bağırdığı görüldü.

Suriye bayrağının göndere çekilmesi törenine katılan resmî yetkililer ile vatandaşların güvenliğini sağlamak amacıyla Haseke kentinde alınan güvenlik önlemleri (Haseke Medya Müdürlüğü)
Suriye bayrağının göndere çekilmesi törenine katılan resmî yetkililer ile vatandaşların güvenliğini sağlamak amacıyla Haseke kentinde alınan güvenlik önlemleri (Haseke Medya Müdürlüğü)

El-Ya‘rubi, görüntülere eşlik eden paylaşımında, “Haseke halkının bugün yaşadığı sevinci görenler, son yıllarda ne kadar büyük baskı ve sıkıntılar yaşadıklarını anlayabilir” ifadelerini kullandı. Aktivist ayrıca, “İki yıl boyunca rejimin düşmesinin sevincinden mahrum bırakılmaktan daha ağır ne olabilir?” diye yazdı.

Taleplerimiz devlet kurumlarının bölgeye dönmesiydi

Haseke’deki Arap aşiretlerine mensup ve geçen cuma günü düzenlenen gösterilere katılım çağrısı yapan aktivist İbrahim el-Halebi, kentteki hızlı gelişmelerin Suriye hükümetinin halk hareketinin taleplerine verdiği bir cevap olduğunu söyledi.

El-Halebi, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, feshedilen SDG’nin entegrasyon anlaşmasının maddelerini uygulamakta uzun süre oyalandığını belirtti. Bu maddelerin başında devlet egemenliğinin tesis edilmesi, tutukluların serbest bırakılması ve yerinden edilenlerin geri dönmesinin sağlanmasının geldiğini ifade eden El-Halebi, bunun halk arasındaki gerilimi artırdığını belirtti.

El-Halebi ayrıca, SDG bünyesindeki bazı güvenlik ve siyasi çevrelerin Kürdistan İşçi Partisi’ne (PKK) bağlı olduğunu ve entegrasyon sürecine karşı çıktığını öne sürdü. Bu çevrelerin, Haseke’deki farklı toplumsal kesimleri kışkırtan tutumlar sergilediğini ifade etti.

Mevcut koşullarda güvenliğin sağlanması ve devlet kurumlarının bölgeye girişi için askerî bir operasyonun uygun olmayacağını düşündüklerini belirten el-Halebi, bu nedenle vilayet genelinde, özellikle Haseke kent merkezinde kitlesel gösteriler düzenlenmesi çağrısında bulunduklarını söyledi.

El-Halebi, amaçlarının devlete ve tüm taraflara Haseke’nin Suriye’nin bir parçası olduğunu hatırlatmak olduğunu belirterek, taleplerinin herhangi bir etnik, dinî veya toplumsal gruba karşı yöneltilmediğini vurguladı. “Taleplerimiz devlet kurumlarının bölgeye girmesi, güvenliğin sağlanması, tutukluların serbest bırakılması ve yerinden edilenlerin geri dönmesiydi” dedi.

Suriye bayrağının göndere çekilmesi töreni sırasında Haseke kentinde devletin güvenlik güçleri, (Haseke Medya Müdürlüğü)
Suriye bayrağının göndere çekilmesi töreni sırasında Haseke kentinde devletin güvenlik güçleri, (Haseke Medya Müdürlüğü)

El-Halebi, gösterilerin önemli sonuçlar doğurduğunu savunarak, Genel İstihbarat Teşkilatı Başkanı’nın, yardımcısının ve geniş bir güvenlik heyetinin Haseke’ye geldiğini, ardından Adalet Sarayı’nın teslim edildiğini ve ulusal bayrağın Özgürlük Meydanı’ndaki en yüksek direğe çekildiğini söyledi. Binlerce kişinin meydanda toplanarak “Bir, bir; Suriye halkı birdir” sloganını attığını belirtti.

Halk hareketinin Suriye devletinin Haseke vilayetinde tam egemenlik kurmasına kadar devam edeceğini ifade eden el-Halebi, yaşananları bir etnik veya dinî grubun diğerine karşı zaferi olarak görmediklerini söyledi. Bunun Suriye halkının iradesinin zaferi olduğunu savunan el-Halebi, devlet dairelerinin ve kamu hizmetlerinin yeniden faaliyete geçmesini, güvenliğin sağlanmasını, tutukluların serbest bırakılmasını ve yerinden edilenlerin geri dönmesini beklediklerini dile getirdi.

Haseke vilayetinde, aralarında el-Halebi ve el-Ya‘rubi’nin de bulunduğu kuzey Suriye’deki aktivistlerin çağrısıyla yarın bugün yeni gösteriler düzenlenmesi için hazırlıklar sürüyor. “Tek bayrak, vatanın bayrağıdır” sloganıyla yapılması planlanan gösterilerde, Suriye’deki bütün toplumsal kesimleri temsil ettiği belirtilen ulusal bayrağın göndere çekilmesi hedefleniyor.


Sudan’da Minavi’den “devletin milislere desteği sürerse isyan ederiz” tehdidi

Darfur Bölgesi Valisi Minni Arko Minavi’nin destekçileri, geçen cumartesi günü New York’tan dönüşünde Hartum Havalimanı’nda kendisini karşıladı (AFP)
Darfur Bölgesi Valisi Minni Arko Minavi’nin destekçileri, geçen cumartesi günü New York’tan dönüşünde Hartum Havalimanı’nda kendisini karşıladı (AFP)
TT

Sudan’da Minavi’den “devletin milislere desteği sürerse isyan ederiz” tehdidi

Darfur Bölgesi Valisi Minni Arko Minavi’nin destekçileri, geçen cumartesi günü New York’tan dönüşünde Hartum Havalimanı’nda kendisini karşıladı (AFP)
Darfur Bölgesi Valisi Minni Arko Minavi’nin destekçileri, geçen cumartesi günü New York’tan dönüşünde Hartum Havalimanı’nda kendisini karşıladı (AFP)

Sudan’ın batısındaki Darfur Bölgesi Valisi Minni Arko Minavi, devletin ülkede daha fazla milis gücü oluşturmayı sürdürmesini protesto ederek, yeniden silahlı isyana başvurabilecekleri uyarısında bulundu. Minavi’nin açıklamaları, güçlerinin Hızlı Destek Kuvvetleri’ne (HDK) karşı Sudan ordusuyla birlikte savaştığı bir dönemde, siyasi ve askerî açıdan ne anlama geldiğine ilişkin yoğun tartışmalara yol açtı.

Minavi, çarşamba günü başkent Hartum’da düzenlenen halk toplantısında, “Milisleri destekleyen bir devlet istemiyoruz. Cancavid milislerini veya hangi ad altında olursa olsun herhangi bir milisi destekleyen devlete karşı isyan edeceğiz” dedi. Minavi, “hangi ad altında olursa olsun” ifadesini birkaç defa tekrarladı.

Darfur Valisi, sözlerini şöyle sürdürdü: “Sudanlı vergi mükelleflerinin parasıyla ya da bizim ve çocuklarımızın kanı pahasına herhangi bir Cancavid mensubunu veya milis üyesini getirip destekleyen bir devleti kabul etmeyeceğiz.”

Darfur Bölgesi Valisi Minni Arko Minavi’nin Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantısına katılımının ardından Hartum’a dönüşünde düzenlenen karşılama sırasında Hartum Uluslararası Havalimanı’nda askerler (AFP)
Darfur Bölgesi Valisi Minni Arko Minavi’nin Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantısına katılımının ardından Hartum’a dönüşünde düzenlenen karşılama sırasında Hartum Uluslararası Havalimanı’nda askerler (AFP)

Buna karşılık Minavi, Darfur’daki Ortak Güç ile Sudan Silahlı Kuvvetleri’nin, HDK’nin kontrolündeki son bölgeyi kurtarmak için karada ve havada omuz omuza mücadele ettiğini söyledi. Minavi, bu açıklamayla HDK’nin kontrolünü tamamen elinde tuttuğu Darfur bölgesine işaret etti.

Minavi, Darfur’daki Ortak Güç’ü oluşturan silahlı grupların en büyüğü olan Sudan Kurtuluş Ordusu Hareketi’ne liderlik ediyor. Söz konusu güç, HDK’ye karşı savaşta Sudan ordusunun yanında yer alıyor. Ortak Güç bünyesinde ayrıca Maliye Bakanı Cibril İbrahim liderliğindeki Adalet ve Eşitlik Hareketi de bulunuyor.

Minavi, açıklamalarından yalnızca birkaç saat sonra X platformunda yayımladığı mesajla sözlerine açıklık getirdi. Milislere karşı çıktığı konuşmasının “Cancavid yanlısı bir medya mensubu tarafından çarpıtıldığını” öne sürdü. HDK mensuplarına atıfta bulunan Minavi, “Evet, sizin deneyiminizden ders çıkararak milislere karşı çıkıyorum. Siz ne kadar çarpıtır veya kışkırtırsanız kışkırtın, şu ana kadar sizden başka milis yok. İlk milis sizdiniz ve sonuncusu da siz olmalısınız” ifadelerini kullandı.

Minavi’nin tehdit olarak yorumlanan açıklamalarının, HDK’den ayrılarak Sudan ordusuna katılan bazı saha komutanlarını bir araya getirmesi beklenen ve “Batı Kalkanı” adıyla anılan yeni bir askerî ittifaka ilişkin kaygıları yansıttığı değerlendirmeleri yapıldı. Söz konusu komutanların çoğunun Darfur’daki Arap topluluklarından geldiği belirtiliyor.

Darfur Bölgesi Valisi Minni Arko Minavi, 26 Kasım 2025’te Sudan’ın kuzeyindeki bir yerinden edilmiş kişiler kampını ziyareti sırasında (AFP).
Darfur Bölgesi Valisi Minni Arko Minavi, 26 Kasım 2025’te Sudan’ın kuzeyindeki bir yerinden edilmiş kişiler kampını ziyareti sırasında (AFP).

Öte yandan, HDK’ye karşı savaşta ordunun başlıca müttefiklerinden biri olan Minavi’nin açıklamaları, hükümet yanlıları arasında öfke ve sert tepkilere neden oldu. Hükümet yanlısı bazı isimler, sosyal medya üzerinden Minavi’yi hedef aldı. Bu kesimden bazıları, açıklamaları ordunun açıkça tehdit edilmesi olarak yorumladı. Söz konusu yorumlarda, ordunun HDK’den ayrılan grupları kendi bünyesinde toplamasının, müttefik silahlı gruplar arasındaki olası çatışmalara karşı bir önlem olduğu ileri sürüldü.

Şarku’l Avsat’a konuşan siyasi kaynaklar, Sudan ordusu veya HDK saflarında savaşan silahlı grupların büyük bölümünün, aksini iddia etseler de aşiret ve bölgesel aidiyetler temelinde şekillendiğini belirtti. Kaynaklar, devletin ve ordunun denetimi dışında faaliyet gösteren çok sayıda milisin Sudan’ın geleceği açısından ciddi bir endişe kaynağı olduğunu vurguladı.

Nisan 2023’te savaşın başlamasından bu yana milis gruplarının sayısındaki artışın, ülkenin farklı bölgelerinde yeni savaş ve silahlı çatışmaların patlak vermesi ihtimaline ilişkin kaygıları artırdığı ifade edildi.

Minavi’ye yönelik yoğun eleştiriler, onun geçmişteki bir isyan girişimini de yeniden gündeme getirdi. Minavi, 2013 yılında devrik Cumhurbaşkanı Ömer el-Beşir döneminde üst düzey yardımcılık görevini yürütürken ikinci kez isyan etmişti.

Sudan Ordu Komutanı Abdulfettah el-Burhan, 26 Mart 2025’te başkanlık sarayında (Reuters)
Sudan Ordu Komutanı Abdulfettah el-Burhan, 26 Mart 2025’te başkanlık sarayında (Reuters)

Minavi’nin destekçileri ise açıklamalarının, Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan’ın bütün silahlı grupların orduya entegre edilmesi yönündeki tutumuyla tamamen örtüştüğünü savundu.

Minavi’nin hareketinin yanı sıra Maliye Bakanı Cibril İbrahim liderliğindeki Adalet ve Eşitlik Hareketi ile Sudan İttifak Güçleri’ni de bünyesinde barındıran Ortak Güç, HDK’ye karşı sahada faaliyet gösteren önemli silahlı oluşumlar arasında yer alıyor. Bu güçlere bağlı birlikler, hâlihazırda Kurdufan ve Darfur bölgelerinde devam eden askerî operasyonlara katılıyor.