ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, bugün (Pazartesi) İran ekonomisini izole etmek ve ülkenin dünya ekonomisiyle bağlantılarını koparmak amacıyla benzeri görülmemiş bir ekonomik saldırı başlattı. ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, bu hamleyi, Müttefik kuvvetlerin 6 Haziran 1944’te Fransa’nın Normandiya kıyılarına yaptığı ve Nazi Almanyası’nın yenilgisinin başlangıcını oluşturan çıkarmaya benzetti.
Bessent, Washington’daki Hazine Bakanlığı binasında düzenlediği basın toplantısında yaptırımların ağırlaştırılacağını açıkladı. Bu adım, ABD ile İran arasındaki savaşın başlamasının üzerinden yaklaşık altı ay geçerken, savaşı sona erdirmeye yönelik diplomatik girişimlerin sonuçsuz kalması üzerine geldi.
Bessent, İran ekonomisinin dünya ekonomileriyle bağlarını koparmayı amaçlayan ekonomik izolasyon operasyonunun başlatıldığını duyurdu. Hazine Bakanlığı’nın Tahran üzerindeki baskıyı artıracağını ve İran ekonomisinin finansmanına katkı sağlayan para akışını engellemek için kararlı bir tutum izleyeceğini söyledi.
Bessent, “Dünyanın her yerinde hedefimiz, bu otoriter rejimi ayakta tutan her ekonomik damarı kesmek ve Tahran’ı izole etmektir” dedi.
Hazine Bakanlığı da buna eş zamanlı olarak ikincil yaptırım tehdidinin kapsamını dijital varlıklar, teknoloji, altın, havacılık ve deniz taşımacılığı olmak üzere beş ana sektörü kapsayacak şekilde genişletti. Bakanlık, İran makamlarının ülke ekonomisini desteklemek amacıyla bu sektörleri kullanmaya çalıştığını belirtti.
Bakanlık, söz konusu sektörlerle bağlantılı faaliyetlere ikincil yaptırım uygulanmasının önünü açan kararlar aldı. Böylece Washington, İran’la ticaret yapmayı sürdürmeleri halinde başka ülkelerdeki şirket ve kuruluşları da hedef alabilecek.
Tahran’la bağlantılı olanlara süre
Bessent, İran’la ticari ve finansal ilişkilerini sürdüren hükümetler ve şirketlere doğrudan uyarıda bulundu.
“İran rejimiyle bağ kuranlar, çökmekte olan bir rejimin izolasyonunun sonuçlarına katlanmaya hazırlıklı olmalı” diyen Bessent, dünya liderlerinin Amerika ile İran arasında seçim yapması gerektiğini söyledi.
Bessent, Tahran’la sürdürülen her türlü ekonomik ilişkinin, bundan sorumlu tarafları ABD’nin sahip olduğu tüm gücün hedefi haline getirebileceğini belirtti.
Washington’ın, Hazine Bakanlığı’nın belirlediği faaliyetleri sona erdirmeleri için her ülkeye süre tanıyacağını açıklayan Bessent, bu kapsamda İran bankalarının yurt dışındaki şubelerinin kapatılmasının da bulunduğunu söyledi.
Bessent, ilgili ülkelerin gerekli adımları atmaması halinde ABD’nin, Hazine Bakanlığı’na tanınan yetkilere dayanarak tek taraflı hareket edeceğini ifade etti.
“İran’la ilişkilerin kesilmesi için belirli takvimler vermeyeceğiz. Sonsuza kadar sabretme kapasitemiz yok” diyen Bessent, İran’ın parasını transfer etmek için yabancı finans sistemlerinin kullanılmasının sürdürülmesine özellikle karşı çıktı.
Bessent , “İran adına kara para aklama işlemlerini kolaylaştıran herhangi bir kuruluş ABD dolar sisteminden dışlanacak. Geri sayım başladı” ifadelerini kullandı.
Bessent ayrıca “Çin de dahil olmak üzere hiç kimse ABD yaptırımlarının erişiminden muaf değil” diyerek Washington’ın İran’ın başlıca ticaret ortaklarına yönelik yaptırımları genişletmeye hazır olduğuna işaret etti.
Bessent, Başkan Trump’ın yeni baskı kampanyasını görüşmek ve hükümetleri İran’la ekonomik ilişkilerini kesmeye teşvik etmek amacıyla bazı dünya liderleriyle telefon görüşmeleri yaptığını söyledi ancak Trump’ın görüştüğü liderlerin isimlerini açıklamadı.
Beş sektör ve 60 hedef
Hazine Bakanlığı, ikincil yaptırımların kapsamının genişletilmesine paralel olarak İran’a yönelik bazı finansal transferlere izin veren genel lisansları da askıya aldığını açıkladı.
Bakanlık ayrıca Tahran’la bağlantılı yaklaşık 60 kişi, kuruluş ve gemiye yaptırım uyguladı. Hedefler arasında nükleer enerji, füze programı, siber alan ve petrol sektörlerinde faaliyet gösteren kişi ve kuruluşlar bulunuyor.
Bessent, yaptırımların dünya genelinde İran’ın nükleer ve füze programlarıyla bağlantılı teknoloji edinmesine yardımcı olan tarafları hedef aldığını söyledi. Bunun yanı sıra İran ekonomisinin dış piyasalara bağlı kalmasını sağlayan finansal ve ticari kanallar da yaptırım kapsamına alındı.
Tedbirler, Hong Kong, Çin, Singapur, Birleşik Arap Emirlikleri, İsviçre ve Avrupa ülkelerine yayılan bir aracı şirketler ağını ve gölge filo olarak bilinen yapıyla bağlantılı gemileri de kapsadı.
Bu adımlar, dijital varlıklar, teknoloji, altın, havacılık ve deniz taşımacılığı sektörlerine ilişkin kararlarla birlikte uygulanıyor. Bu sektörler, İran’la bağlantılı faaliyetlerin kolaylaştırılması halinde ikincil yaptırımlara tabi olacak.
Bessent, yeni girişimin ABD ile müttefikleri arasında daha fazla koordinasyona da dayanacağını belirterek, Tahran’ın yaptırımları aşmak için kullandığı kanalların kapatılmasının hedeflendiğini söyledi.
En büyük mali saldırı
Bessent, yaptırım paketinin açıklanmasından önce yaptığı açıklamada, “Şafak sökerken ekonomik hesaplaşma başlıyor; bir düşmana karşı şimdiye kadar gerçekleştirilen en büyük mali saldırı” ifadelerini kullandı.
“Başkan, birçok kişinin bizim hiçbir zaman başvuracağımızı düşünmediği her kurumu, her yetkiyi ve her tedbiri kullanmamız için gerekli koşulları hazırladı” diyen Bessent, “Amacımız, otoriter rejimi destekleyen her ekonomik yaşam damarını kesmek ve Tahran’ı tek başına bırakmaktır” ifadelerini kullandı.
Bessent daha önce İran’ı hedef alan tedbirleri tarihin en ağır yaptırımları olarak nitelendirmişti. Ekonomik baskının artırılmasının, ABD’nin İran limanlarına yönelik deniz ablukasıyla eş zamanlı yürütülmesi halinde, Tahran’a karşı yeni askeri operasyonlara duyulan ihtiyacı azaltabileceğini söylemişti.
Kampanya, Trump’ın ilk başkanlık döneminde uyguladığı maksimum baskı politikasının yanı sıra yönetimin yılın başlarında Ekonomik Öfke Operasyonu adıyla başlattığı bir dizi tedbirin ardından geldi.
Çin sınavı
Yönetim, hedefinin İran’ı kapsamlı biçimde ekonomik izolasyona tabi tutmak olduğunu açıklasa da Washington’ın onlarca yıldır geniş bir yaptırım ağı altında bulunan İran ekonomisi üzerindeki ilave baskıyı pratikte ne ölçüde artırabileceği henüz net değil.
Yönetim ayrıca yaptırımların sertleştirilmesinin muhtemel sonuçlarını da hesaba katmak zorunda. Bunların başında enerji fiyatlarının yükselmesi ve İran petrolünün en büyük alıcısı olan Çin’le gerilimin tırmanması ihtimali geliyor.
Bessent, ikincil yaptırımların İran petrolünü satın almaya veya Tahran’la ticareti kolaylaştırmaya devam eden tarafları kapsayacağını teyit etti. Ancak Pekin’in İran ham petrolünü satın almayı sürdürmesi halinde yönetimin Çin’e nasıl yaklaşacağı konusunda ayrıntı vermedi.
Buna rağmen Bessent, basın toplantısında Çin’in yaptırımlardan muaf olmadığını açıkça vurguladı ve “Çin de dahil olmak üzere hiç kimse ABD yaptırımlarının erişiminden muaf değil” dedi.
Bessent, kampanyanın yalnızca İran’daki kurumlara yeni yaptırımlar uygulamakla sınırlı kalmayacağını, dünya genelindeki hükümetlerin, şirketlerin ve bankaların Tahran’la ilişkilerini sürdürmenin maliyetine ilişkin hesaplarını değiştirmeyi hedeflediğini söyledi.
Bessent’in ortaya koyduğu yaklaşım uyarınca, İran’la bağlantılı finansal ve ticari faaliyetlerin sürmesine izin veren ülkeler, kendi şirket ve kuruluşlarının ikincil yaptırımların hedefi olması riskiyle karşı karşıya kalacak. İran adına kara para aklamayı kolaylaştıran kuruluşlar ise dolara dayalı finansal sisteme erişimlerini kaybedecek.
Washington, söz konusu ülkeleri İran bankalarının yurt dışındaki şubelerini kapatmaya ve Hazine Bakanlığı’nın Tahran’ın yaptırımları aşmak için kullandığını değerlendirdiği ticari ve finansal kanalları durdurmaya zorlamayı hedefliyor.





