Myanmar’da askeri darbe karşıtlarının kurduğu Ulusal Birlik Hükümeti’nden radyo hamlesi

Myanmarlı mültecilerin barındığı bir kamp (AFP)
Myanmarlı mültecilerin barındığı bir kamp (AFP)
TT

Myanmar’da askeri darbe karşıtlarının kurduğu Ulusal Birlik Hükümeti’nden radyo hamlesi

Myanmarlı mültecilerin barındığı bir kamp (AFP)
Myanmarlı mültecilerin barındığı bir kamp (AFP)

Myanmar’da askeri darbe karşıtlarının kurduğu Ulusal Birlik Hükümeti, askeri cunta tarafından desteklenen resmi medyanın hakimiyetine karşı koymak amacıyla bir radyo programı başlattı.
Şubat ayında Aung San Suu Çii liderliğindeki sivil hükümeti deviren ve büyük demokrasi yanlısı gösterileri tetikleyen darbeden bu yana Myanmar’da kaos hüküm sürüyor.
Aung San Suu Çii’nin partisi Ulusal Demokrasi Birliği’nden (NLD) eski milletvekilleri, gizlenerek veya sürgünde bir Ulusal Birlik Hükümeti kurdu ve direnişleri için uluslararası toplumdan destek toplamaya çalıştı.
Bugün yayına başlayan Ulusal Birlik Hükümeti radyosunda günde iki kez 30 dakikalık program yapılacak.
Bugünkü ilk programda, orduya atfedilen suistimaller ele alınarak, demokrasi yanlısı eylemcilerin mesajlarını okundu.
Bir dinleyici mesajında, “Size en iyi dileklerimizi gönderiyoruz ve sizinle gurur duyuyoruz” ifadelerini kullandı.
Bir Facebook sayfası da bulunan radyo, askeri yetkililerin sık sık uyguladığı internet kesintisini hatırlatarak, programın internet yerine radyodan dinlenmesini istedi.
Askeri cunta, Ulusal Birlik Hükümeti’ni terör örgütü olarak sınıflandırarak, gazeteciler de dahil olmak üzere onlarla konuşan herkesin terörle mücadele yasalarına göre yargılanacağı konusunda uyardı.
Siyasi Mahkumlara Yardım Derneği, güvenlik güçlerinin Şubat ayındaki darbeden bu yana binden fazla sivili öldürdüğünü bildirdi.



Altı aylık sessizlik… Mücteba Hamaney’in ortaya çıkmaması soru işaretlerini artırıyor

İran’ın dini lideri Mücteba Hamaney’in fotoğrafını taşıyan bir kişi, Tahran’da eski dini lider Ali Hamaney için düzenlenen cenaze töreninde (AP)
İran’ın dini lideri Mücteba Hamaney’in fotoğrafını taşıyan bir kişi, Tahran’da eski dini lider Ali Hamaney için düzenlenen cenaze töreninde (AP)
TT

Altı aylık sessizlik… Mücteba Hamaney’in ortaya çıkmaması soru işaretlerini artırıyor

İran’ın dini lideri Mücteba Hamaney’in fotoğrafını taşıyan bir kişi, Tahran’da eski dini lider Ali Hamaney için düzenlenen cenaze töreninde (AP)
İran’ın dini lideri Mücteba Hamaney’in fotoğrafını taşıyan bir kişi, Tahran’da eski dini lider Ali Hamaney için düzenlenen cenaze töreninde (AP)

Savaşı fitilleyen ve Mücteba Hamaney’i İran’ın Dini Lideri konumuna getiren hava saldırılarından altı ay sonra, ağır yaralanan Mücteba’nın hâlâ hiçbir şekilde kamuoyunun karşısına çıkmaması, ülke yönetiminin merkezinde büyük bir boşluk yaratıyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters’ten  aktardığına göre, İran’ın hem Ortadoğu’yu ateşe veren hem de zaten kırılgan olan ülke ekonomisine ağır darbeler vuran bir savaşla ilgili kader niteliğinde kararlarla karşı karşıya kaldığı bu dönemde, Mücteba Hamaney’in sağlık durumu ve üstlendiği role ilişkin soru işaretleri her geçen gün artıyor.

İranlı yetkililer ve ülke içindeki üst düzey kaynaklar, Hamaney’in görünümünü bozan ağır yaralarının tedavisini sürdürürken güvenlik gerekçeleriyle devleti perde arkasından yönettiğini ve ipleri elinde tuttuğunu belirtiyor. Günlük yönetim yetkilerinin ise geniş kapsamlı olarak üst düzey bir yetkili grubuna devredildiği ifade ediliyor.

Ancak savaşın başlamasından bir hafta sonra göreve atanmasından sonra kendisine ait tek bir fotoğraf, video veya ses kaydı dahi yayınlanmaması, sözünün son karar mercii olması gereken bir ülkede İranlılar arasındaki şüpheleri derinleştiriyor.

Washington’daki Ortadoğu Enstitüsü’nden Alex Vatanka durumu şu sözlerle değerlendiriyor: "Artık soru Mücteba’nın hayatta olup olmadığı değil; İran’ın hâlâ fiilen görevini yapan bir Dini Lideri olup olmadığıdır."

Hamaney’in İran halkına mesajları, haber bültenlerinde sunucular tarafından okunan sınırlı sayıdaki yazılı açıklamadan ibaret kaldı. Mücteba, geçen ay babası için düzenlenen bir haftalık cenaze merasimlerine bile katılmadı.

Üst düzey yetkililer ve konuya yakın kaynaklar, bu yokluğu suikast endişelerine bağlıyor; Dini Lider'in üst düzey yetkililerle sık sık toplantılar yaptığını, bütün kritik raporları incelediğini ve önemli konularda son kararı verdiğini savunuyor.

Nitekim Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, 10 Ağustos’ta Hamaney ile yedi saat süren bir toplantı gerçekleştirdiğini açıkladı.

Ancak bu durum, İran yönetimine en sadık radikal kesimler arasında bile şüphe uyandırmaya başladı. İran’ın dini eğitim merkezi olan Kum kentindeki bir Besic milis gücü üyesi, "Ülkeyi yönettiğine ve ipleri elinde tuttuğuna dair bize güven verecek şekilde liderimizin sesini duymaya veya bir işaret görmeye ihtiyacımız var" ifadelerini kullandı.

Hassas konuyu değerlendirmek için isminin gizli kalmasını isteyen Besic üyesi, Hamaney’in hâlâ kritik kararları aldığına inandığını ancak tek bir fotoğrafın bile olmamasının moral bozduğunu ve İran’ın çıkarına olmadığını ifade etti.

Yönetim muhalifleri veya kapsamlı reform isteyen İranlılar arasında ise tepkiler çok daha net. Tahran’da yaşayan ve ismini vermek istemeyen reform yanlısı iş insanı Şehruh, "Mücteba’nın öldürülmediğini nereden bileceğiz?" diye sorarak, "Karar alma süreçlerine katıldığını kanıtlamayı bir kenara bırakın, hayatta olduğuna dair tek bir işaretin bile olmaması hiç mantıklı değil" ifadelerini kullandı.


Pakistan: Hürmüz’ün yeniden açılması yönündeki diplomatik çabalarda ivme var

Pezeşkiyan, Tahran'da Asım Münir'i kabul etti, (İran Cumhurbaşkanlığı)
Pezeşkiyan, Tahran'da Asım Münir'i kabul etti, (İran Cumhurbaşkanlığı)
TT

Pakistan: Hürmüz’ün yeniden açılması yönündeki diplomatik çabalarda ivme var

Pezeşkiyan, Tahran'da Asım Münir'i kabul etti, (İran Cumhurbaşkanlığı)
Pezeşkiyan, Tahran'da Asım Münir'i kabul etti, (İran Cumhurbaşkanlığı)

Pakistan, dün yaptığı açıklamada, Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması yönündeki diplomatik çabalarda “ivme” gördüğünü belirtti. Ancak İslamabad, deniz ulaşımının yeniden başlatılması konusunda nihai kararın Tahran ve Washington’a ait olduğunu vurguladı.

Pakistan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Tahir Andrabi İslamabad’da düzenlediği basın toplantısında, Genelkurmay Başkanı Mareşal Asım Münir’in bu haftanın başında Tahran’a gerçekleştirdiği ziyaretin, boğazın yeniden açılması ve diplomatik sürecin canlandırılması amacıyla yürütülen “yenilenmiş çabaların” devamı olduğunu söyledi.

Andrabi, “Hürmüz Boğazı’nın açılması gibi önemli konuda bir miktar ivme oluşacağı konusunda iyimserliğimizi koruyoruz. Çünkü boğazın durumu, tedarik zincirlerinde, özellikle de enerji arzında yaşanan aksaklıklar nedeniyle herkesi etkiliyor” dedi.

Münir’in ziyaretinin ardından diplomatik girişimlerin sürdüğünü belirten Andrabi, Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman Al Sani’nin dün Tahran’a gerçekleştirdiği ziyaret ve İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile görüşmesi de dahil olmak üzere çeşitli takip ziyaretleri ve bölgesel temasların devam ettiğini ifade etti.

Andrabi, bir uzlaşıya varılması için “koordineli çabalar” yürütüldüğünü ve özellikle Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasının hedeflendiğini belirtti. Ancak bunun nihayetinde “Tahran ve Washington’da alınması gereken egemen bir karar” olduğunu ifade etti.

Pakistanlı sözcü, Münir’in ziyaretinin, İran ile ABD arasında haziran ayında imzalanan ve boğazın yeniden açılmasına ilişkin düzenlemeler de içeren mutabakat zaptını yeniden canlandırmayı amaçladığını, ancak söz konusu anlaşmanın daha sonra çöktüğünü belirtti.

GTHY
İran’ın Bender Abbas kıyıları yakınlarında Hürmüz Boğazı’ndaki gemiler (Reuters)

Andrabi, Münir’in Tahran’a ABD Başkanı Donald Trump’ın veya ABD’nin özel temsilcisi olarak gittiği yönündeki haberleri de yalanladı. Bu iddiaları “yanıltıcı ve gerçekler açısından yanlış” olarak nitelendiren Andrabi, ziyaretin yalnızca Pakistan’ın Washington ile Tahran arasındaki arabuluculuk rolü çerçevesinde gerçekleştirildiğini söyledi.

Münir’in Tahran’daki görüşmelerinde bölgesel gerilimin azaltılması, askeri çıkmazın aşılması ve bölgeye barış ve istikrar getirecek müzakere edilmiş bir çözümün ele alındığını belirten Andrabi, ziyaretin İslamabad’ın ABD ile İran arasındaki anlaşmazlıkların azaltılması yönündeki “samimi ve yapıcı” rolünü yansıttığını ifade etti.

Pakistan Dışişleri Bakanı İshak Dar’ın da Münir’in ziyaretiyle eş zamanlı olarak diplomatik temaslarını sürdürdüğünü belirten Andrabi, Dar’ın Türkiye, Mısır ve bölgedeki diğer ülkelerin dışişleri bakanlarıyla görüşmeler gerçekleştirdiğini belirtti.

Pakistan’ın girişimleri, İran ile Umman arasında Hürmüz Boğazı’ndaki deniz ulaşımına ilişkin yeni düzenlemeler konusunda yürütülen görüşmelerle aynı dönemde gerçekleşiyor. Görüşmeler kapsamında gemiler için geçici bir deniz koridoru oluşturulması önerisi de bulunuyor.

Andrabi’ye, İslamabad’ın İran ile Umman arasında, ticari gemilerden ücret alınmasını öngören geçici bir koridorun yeniden açılmasına yönelik anlaşmayı destekleyip desteklemeyeceği soruldu. Pakistanlı sözcü, bu konuda doğrudan bir tutum ortaya koymaktan kaçındı.

Andrabi, “Bu, daha geniş kapsamlı görüşmelerin bir parçası. Ücret alma hakkı, boğaza kıyısı bulunan ülkelerin bu ücretleri tahsil etme hakkı veya gemileri boğazdan geçen ülkelerin yükümlülükleri gibi kapsamlı tartışmanın her bir unsuruna ilişkin yorum yapmak istemiyorum” ifadelerini kullandı.


35 yıl tahtta kaldı, Avrupa’nın en yaşlı kralıydı... Norveç Kralı Harald hayatını kaybetti

Norveç Kralı V. Harald (Reuters)
Norveç Kralı V. Harald (Reuters)
TT

35 yıl tahtta kaldı, Avrupa’nın en yaşlı kralıydı... Norveç Kralı Harald hayatını kaybetti

Norveç Kralı V. Harald (Reuters)
Norveç Kralı V. Harald (Reuters)

Norveç Kraliyet Sarayı, bugün yaptığı açıklamada, Kral V. Harald’ın 89 yaşında hayatını kaybettiğini duyurdu. Reformcu kimliğiyle tanınan Harald, büyük halk desteğine sahip babasının ardından otuz yılı aşkın süre önce tahta çıkmıştı.

Kraliyet Sarayı, hafta başında yaptığı açıklamada, hastanede tedavi gören Kral Harald’ın sağlık durumunun kötüleştiğini, ancak tedaviye yanıt verdiğini bildirmişti.

Kral Harald, kortizon tedavisinin yol açtığı sıvı tutulması nedeniyle iki hafta önce Oslo Üniversite Hastanesine kaldırılmış ve kendisine iki haftalık istirahat izni verilmişti.

V. Harald, 1991 yılında Norveç tahtına çıktı ve Avrupa’nın en yaşlı hükümdarı unvanını taşıyordu. Son yıllarda çeşitli sağlık sorunları yaşayan Harald, 2024 yılında yaşı nedeniyle katıldığı resmi faaliyetleri azaltacağını açıklamış, ancak tahttan çekilmeyi reddetmişti. Kral, tahta çıkarken ettiği yeminin ömür boyu süren bir sorumluluk olduğunu vurgulamıştı.

csdfv
Kral Harald, Norveç’in Oslo kentinde Norveç Parlamentosunun (Storting) 169. yasama dönemi açılış töreninde (Reuters)

Harald, daha açık ve topluma daha yakın bir monarşi anlayışıyla tanındı. Kraliyet kurumunu modern Norveç yaşamının bir parçası olarak sunmaya özen gösterirken, büyük ölçüde temsili ve törensel nitelik taşıyan anayasal rolünü korudu.

İkinci Dünya Savaşı sırasında sürgünde geçen çocukluk

Prens Harald, 21 Şubat 1937’de Oslo yakınlarındaki Skaugum Sarayı’nda dünyaya geldi. Dönemin Veliaht Prensi Olav ile Prenses Märtha’nın tek oğlu ve Kral VII. Haakon’un torunuydu.

Harald, Norveç’te son 567 yıl içinde dünyaya gelen ilk prensti. O dönemde Norveç’in veraset sistemi, tahtın yalnızca erkekler aracılığıyla devredilmesini öngörüyordu.

vfgth
21 Şubat 1987’de Oslo Kraliyet Sarayı’nda 50. doğum gününü kutlayan Kral Harald’ın resmi portresi (AFP)

Ancak çocukluğu, Almanya’nın Nisan 1940’ta Norveç’i işgal etmesiyle köklü biçimde değişti. Kraliyet ailesi ülkeden ayrılmak zorunda kaldı. Harald, annesi ve iki kız kardeşiyle birlikte önce İsveç’e, ardından da savaş yıllarını sürgünde geçirecekleri ABD’ye gitti.

Prens Harald, Almanya’nın teslim olmasının ardından Haziran 1945’te Norveç’e döndü. Ailesinin, kendi kuşağındaki diğer çocuklara yakın bir ortamda yetişmesini istemesi üzerine Oslo’daki devlet okullarında eğitim gördü.

Askerlikten veliahtlığa

Lise eğitimini tamamladıktan sonra süvari subaylığı eğitimine katılan Harald, daha sonra Norveç Askerî Akademisinde öğrenim gördü. Ardından 1960-1962 yılları arasında Oxford Üniversitesinde sosyal bilimler, tarih ve ekonomi eğitimi aldı.

gthyj
Norveç Kralı V. Harald, Oslo’daki Kraliyet Sarayı’nın Kuşlar Odası’nda (EPA)

Büyükbabası Kral VII. Haakon’un 1957’de hayatını kaybetmesinin ardından veliaht prens oldu ve bu tarihten itibaren giderek daha fazla resmi görev üstlenmeye başladı.

Tartışma yaratan evlilik

Veliaht Prens Harald, 1968 yılında dokuz yıl süren ilişkilerinin ardından halktan biri olan Sonja Haraldsen ile evlendi.

Bu evlilik, köklü kraliyet geleneklerinin dışına çıkılması anlamına geliyordu. Tahtın varisinin Avrupa’daki başka bir kraliyet ailesinden ya da soylu bir aileden biriyle evlenmesi beklenirken Harald, öğrencilik yıllarından bu yana birlikte olduğu sevgilisiyle evlenmeyi tercih etti.

Kararı dönemin Norveç kamuoyunda geniş tartışmalara yol açtı. Hatta bazı eleştirmenler, bu evliliğin monarşiyi zayıflatabileceğini öne sürdü.

gthy
Norveç Veliaht Prensi Harald ve eşi Sonja Haraldsen, Oslo’daki düğünlerinin ardından (Reuters)

Ancak Kral Olav, parlamento ve hükümetle yapılan istişarelerin ardından evliliğe onay verdi. Çiftin düğünü Ağustos 1968’de Oslo Katedrali’nde yapıldı. Sonja, Harald’ın tahta çıkmasının ardından Norveç Kraliçesi oldu.

Harald ve Sonja’nın iki çocuğu dünyaya geldi: 22 Eylül 1971 doğumlu Prenses Märtha Louise ve 20 Temmuz 1973 doğumlu, Norveç tahtının varisi olan Veliaht Prens Haakon.

Kraliyet ailesinin genişlemesiyle Harald ve Sonja, beş torun sahibi oldu. Haakon ve eşi Mette-Marit’in 2004 doğumlu Prenses Ingrid Alexandra ile 2005 doğumlu Prens Sverre Magnus adlı iki çocuğu bulunuyor.

Prenses Märtha Louise’in ise eski eşi, yazar Ari Behn ile evliliğinden üç kızı dünyaya geldi: 2003 doğumlu Maud Angelica, 2005 doğumlu Leah Isadora ve 2008 doğumlu Emma Tallulah. Märtha Louise, 2024 yılında Amerikalı Durek Verrett ile evlendi.

Norveçlilere yakın bir kral

Uzun süren saltanatı boyunca Harald, monarşiyi topluma daha yakın hale getirmeye çalıştı ve özellikle ülkenin yaşadığı kriz dönemlerinde üstlendiği rolle öne çıktı.

Norveç Kraliyet Ailesinin resmi internet sitesine göre Harald, ulusal kutlamalarda olduğu kadar derin yas ve kriz anlarında da halkın karşısında yer aldı. Kamuoyu önündeki görünürlüğü, modern Norveç monarşisinin önemli unsurlarından biri haline geldi.

dbghynju
17 Ekim 2016’da Kraliyet Sarayı’nda çekilen aile fotoğrafında, 80. yaş günlerini kutlayan Kral Harald ve Kraliçe Sonja torunlarıyla birlikte görülüyor (AFP)

Harald ayrıca dini hoşgörü ve azınlık hakları gibi sosyal konularda daha açık tutumuyla tanındı. Bu yaklaşımı, geleneksel monarşi anlayışına kıyasla onun reformcu bir kral olarak algılanmasını güçlendirdi.

Deniz ve spor tutkusu

Harald, spordan uzak duran geleneksel bir hükümdar değildi. Yelkene büyük ilgi duydu ve Norveç’i birçok uluslararası organizasyonda temsil etti.

1964 Tokyo Olimpiyatları’nın açılış töreninde Norveç bayrağını taşıdı. Harald ve ekibi 1987 yılında yelkende dünya şampiyonu olurken, 2005 yılında Avrupa şampiyonluğunu kazandı.

ghjukfv

2022 yılında rekabetçi yelken kariyerine son verdiğini açıklayana kadar ulusal ve uluslararası yarışlara katılmayı sürdürdü. Ayrıca doğaya, avcılığa ve yaban hayatına ilgi duyan Harald, yaşamının bir döneminde Dünya Doğayı Koruma Vakfının Norveç şubesinin başkanlığını da yaptı.

Tahttan çekilmeyi reddeden kral

Harald’ın yaşamının son yıllarında sağlık sorunları giderek arttı. 2003 yılında mesane kanseri nedeniyle ameliyat geçiren kralın kalbine 2024 yılında kalp pili takıldı. Son yıllarda da hastaneye kaldırılmasını gerektiren çeşitli sağlık sorunları yaşadı.

Buna rağmen Harald, tahttan feragat etme fikrini defalarca reddetti ve parlamento önünde ettiği yeminin ömür boyu süren bir taahhüt olduğunu vurguladı.

vghyju
Norveç Kralı V. Harald, 1 Temmuz 1992’de Danimarka’nın Kopenhag kentinde düzenlenen Bir Tonluk Tekneler Dünya Yelken Şampiyonası’na “FRAM XI” adlı yatıyla katıldı (EPA)

Kral Harald, ölümünden önce 17 Ağustos’tan bu yana hemolitik anemi nedeniyle Oslo Üniversite Hastanesinde tedavi görüyordu. Hemolitik anemi, kırmızı kan hücrelerinin vücudun yenilerini üretme hızından daha hızlı parçalanması sonucu ortaya çıkan bir durum olarak tanımlanıyor.

Uzun bir dönemin sonu

V. Harald’ın ölümüyle Norveç’te otuz yılı aşkın süren bir dönem sona erdi. Harald, geleneksel monarşi anlayışı ile topluma açıklığı bir araya getiren yaklaşımıyla Norveç kraliyet ailesinde belirgin bir iz bıraktı.

Norveç Başbakanı Jonas Gahr Støre, ülkenin Norveç halkıyla güçlü bağlar kuran, kriz dönemlerinde istikrar ve birlik kaynağı olan bir kralı kaybettiğini söyledi.

V. Harald’ın ölümünün ardından oğlu Veliaht Prens Haakon, otomatik olarak Norveç’in yeni kralı olacak ve VIII. Haakon adıyla tahta çıkacak.