BM, Taliban kontrolü altındaki bölgelerdeki infazlar hakkında rapor yayınladı

İnsan Hakları Yüksek Komiseri, ihlaller aleyhinde soruşturma açılması çağrısında bulundu

Pazartesi günü Afganistan'ın başkentinde Taliban unsurları (AFP)
Pazartesi günü Afganistan'ın başkentinde Taliban unsurları (AFP)
TT

BM, Taliban kontrolü altındaki bölgelerdeki infazlar hakkında rapor yayınladı

Pazartesi günü Afganistan'ın başkentinde Taliban unsurları (AFP)
Pazartesi günü Afganistan'ın başkentinde Taliban unsurları (AFP)

Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Yüksek Komiseri Michelle Bachelet, yaptığı açıklamada, Afganistan'da Taliban hareketinin kontrolü altındaki bölgelerde ciddi ihlaller olduğuna dair güvenilir raporlar aldığını açıkladı. Bunlar arasında sivillerin ve silahlarını bırakan güvenlik unsurlarının yargısız infazları ve kadınlara kısıtlamalar getirilmesi gibi ihlaller de yer alıyor.
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde (BMGK) konuşan Bachelet, konseyin 47 üyesini ülkedeki 20 yıl öncedeki iktidarı gibi yeniden katı yönetim yürüteceğinden korkulan Taliban'ın iktidarı ele geçirmesinin ardından Afganistan'daki insan hakları durumunu izlemeye çağırdı. Nitekim Taliban liderlerinin güvenliği yeniden tesis etme vaatlerine ve ılımlı bir imaj sunma girişimlerine rağmen birçok Afgan’ın bu konuda şüphe ederek ülkeyi terk etmesi, Kabil'deki Hamid Karzai Uluslararası Havalimanı’nda kaosa yol açmıştı.
Afganistan’a yönelik uluslararası ilginin azalmaması umudunu dile getiren Bachelet, hak ihlallerine ilişkin raporların araştırılması için güçlü adımlar atılması çağrısında bulundu. İhlallerin zaman zarflarına ve ayrıntılı bilgilere değinmeyen Bachelet, bahsettiği raporlardaki ihlaller arasında sivillerin ve silahlarını bırakan güvenlik unsurlarının yargısız infazları, çocukların silahlandırılması, özgürce hareket etme ve kız çocuklarının okula gitme hakları da dahil olmak üzere kadınların haklarına getirilen kısıtlamaların da yer aldığını vurguladı.
1990'ların sonlarında, kadınların evlere kapandığı, televizyon ve müziğin yasaklandığı, şüpheli hırsızların ellerinin kesildiği ve halka açık infazların gerçekleştirildiği Taliban yönetimini hatırlatan Bachelet, Taliban liderlerinin son zamanlarda kadınların, kız çocuklarının ve etnik azınlıkların haklarına saygı gösterme, misilleme yapmaktan kaçınma sözü verdiğini de vurguladı.
Taliban’ı duyarlı iktidara, insan hakları standartlarını benimsemeye ve on yıllardır süren çatışmalardan acı çeken herkesin haklarına saygı göstermek de dahil olmak üzere sosyal uyum ile uzlaşmayı yeniden sağlamaya davet eden Bachelet, “Taliban'ın kadınlar ve kız çocuklarına yönelik muamelesi, uluslararası insan hakları standartlarını rehber alarak kadınların özgürlük, hareket özgürlüğü, eğitim, kendini ifade etme ve istihdam haklarına saygı göstermesi, temel kırmızı çizgidir. Taliban sözcüleri, Taliban’ın kadınların çalışma, kız çocuklarının okula gitme haklarına şeriat çerçevesinde saygı göstereceği yönünde özel vaatlerde bulunmuştu” ifadelerine başvurdu.
Bu taahhütleri gerçekleştirmenin tamamen Taliban’ın sorumluluğunda olduğunu vurgulayan Bachelet, “Ülkenin büyük bir bölümü fiili kontrolleri altındayken, bu alanlarda devletin üstlendiği uluslararası insan hakları taahhütlerine sürekli saygı gösterilmesini, temel kamu hizmetlerinin ayrımcılık yapılmaksızın sürekli ve fiilen arttırılmış olarak yürütülmesini sağlamaları gerekir” açıklamalarında bulundu.
Bachelet aynı zamanda “Birleşmiş Milletler, barış ve istikrarı yeniden sağlama çabalarını desteklemek ve tüm Afganların hak ve onurunu korumak için ülkede kalmaya, buradaki en muhtaçlara yardım sağlamaya kararlıdır. Ofisim, temel insan haklarını göz önünde bulundurarak, insan hakları ihlallerini izlemeye yönelik düzenlemeleri yeniden başlatma yönünde acilen harekete geçecektir” açıklamalarında bulundu.
Üye ülkeleri oylanması beklenen ortak bir karara varmış olsa da, bazı savunma gruplarının durumu izlemek üzere bir insan hakları uzmanı atama çağrılarına yanıt vermeyen BMGK, gelecek yılın başlarında bir rapor yayınlanması çağrısında bulunmakla yetiniyor.



Pasifik Okyanusu'nda uyuşturucu kaçakçılığı şüphesiyle bir tekneye düzenlenen ABD saldırısında iki kişi öldü

Pasifik Okyanusu'nda ABD ordusu tarafından hedef alınan ve alevler içinde kalan bir tekne (Reuters, ABD ordusuna atıfla)
Pasifik Okyanusu'nda ABD ordusu tarafından hedef alınan ve alevler içinde kalan bir tekne (Reuters, ABD ordusuna atıfla)
TT

Pasifik Okyanusu'nda uyuşturucu kaçakçılığı şüphesiyle bir tekneye düzenlenen ABD saldırısında iki kişi öldü

Pasifik Okyanusu'nda ABD ordusu tarafından hedef alınan ve alevler içinde kalan bir tekne (Reuters, ABD ordusuna atıfla)
Pasifik Okyanusu'nda ABD ordusu tarafından hedef alınan ve alevler içinde kalan bir tekne (Reuters, ABD ordusuna atıfla)

ABD ordusu dün yaptığı açıklamada, Doğu Pasifik Okyanusu'nda uyuşturucu kaçakçılığı yaptığından şüphelenilen bir tekneye düzenlenen saldırıda iki kişinin öldüğünü duyurdu.

Trump yönetimi, eylül ayından bu yana Venezuela'dan Karayipler ve Pasifik bölgelerinde faaliyet gösteren ve "uyuşturucu teröristleri" olarak adlandırdığı gruplara karşı askeri operasyon yürütüyor.

ABD Ordusu Güney Komutanlığı, X platformunda yaptığı açıklamada, "İki uyuşturucu teröristi öldürüldü, biri saldırıdan sağ kurtuldu" ifadesini kullandı.

ABD Sahil Güvenlik Teşkilatı'na, "hayatta kalan için arama ve kurtarma sistemini harekete geçirme" talimatı verildiğini belirtti.

Trump yönetimi yetkilileri, teknelerin uyuşturucu kaçakçılığıyla ilgili olduğuna dair kesin bir kanıt sunmadı; bu da operasyonların yasallığı konusunda tartışmalara yol açarak, yargısız infaz teşkil edebilecekleri endişelerini artırıyor.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre ABD'nin bugüne kadar düzenlediği 38 hava saldırısında toplam ölü sayısı en az 130'a ulaştı.

Bu, ABD özel kuvvetlerinin ocak ayında Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'yu yakalamasından beri ABD ordusu tarafından açıklanan, uyuşturucu taşıyan bir tekneye yönelik üçüncü hava saldırısı.

Maduro, hapse girmeden önce Karayipler ve Pasifik'teki ABD askeri harekatının rejim değişikliğini hedeflediğini defalarca iddia etmişti.

Geçtiğimiz ay, saldırılardan birinde öldürülen iki Trinidadlının akrabaları, 14 Ekim'de gerçekleştirilen saldırıda haksız ölüm iddiasıyla ABD hükümetine karşı dava açtı.


Tahran, Maskat müzakerelerindeki son gelişmeler hakkında bölge ülkelerini bilgilendiriyor

Fidan ve Arakçi, İstanbul'da düzenlenen basın toplantısında (Arşiv-Reuters)
Fidan ve Arakçi, İstanbul'da düzenlenen basın toplantısında (Arşiv-Reuters)
TT

Tahran, Maskat müzakerelerindeki son gelişmeler hakkında bölge ülkelerini bilgilendiriyor

Fidan ve Arakçi, İstanbul'da düzenlenen basın toplantısında (Arşiv-Reuters)
Fidan ve Arakçi, İstanbul'da düzenlenen basın toplantısında (Arşiv-Reuters)

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Suudi Arabistan, Mısır ve Türkiye dışişleri bakanlarıyla ayrı ayrı telefon görüşmeleri yaparak, Maskat'ta yürütülen İran ve ABD arasındaki dolaylı müzakerelerdeki son gelişmeler hakkında bilgi verdi.

İran Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, Arakçi'nin Maskat görüşmelerini "iyi bir başlangıç" olarak nitelendirdiği, ancak Amerikan tarafının niyet ve hedeflerine ilişkin güven eksikliğinin giderilmesi gerektiğinin altını çizdiği belirtildi.

Açıklamaya göre, üç ülkenin dışişleri bakanları müzakerelerin başlamasını memnuniyetle karşıladı, siyasi ve diplomatik bir çözüme ulaşmak ve herhangi bir gerilimi önlemek için görüşmelerin devamının önemini vurguladı. Bu görüşmelerin başarısının bölgenin istikrarı ve güvenliği için hayati bir faktör olduğunu kaydettiler.

İlgili bir bağlamda, Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan dün bir televizyona verdiği röportajda, ABD ile İran arasında yakın bir savaş tehdidi görünmediğini belirterek, anlaşmaya varılması olasılığına "biraz ara verildiğini" ifade etti.

Anadolu Ajansı, bakanın, iki taraftan birinin zaman kazanmaya çalıştığına inanıp inanmadığı sorusuna verdiği cevabı aktardı: "İkisi de; bu stratejinin bir parçası." Fidan, "Bu tür görüşmelere girerken, diğer senaryoya da hazırlık yapılır" diyerek, İran'ın tecrübe sahibi olduğunu, daha önce müzakereler yürütürken saldırıya uğradığını belirterek, geçen haziran ayında İran'ın nükleer tesislerini hedef alan ABD saldırısına atıfta bulundu. Ancak Fidan, birkaç gün önce ABD ve İran arasında yapılan görüşmelerin olumlu yönünün, tarafların müzakerelere devam etme isteğini göstermeleri olduğunu ifade etti.

Fidan,"Nükleer meseleyle ilgili müzakerelere başlama kararı çok önemliydi; nükleer mesele en önemli meseledir," diye devam etti. Bölgenin başka bir savaşı kaldıramayacağı konusunda uyararak, "Olası herhangi bir savaşı önlemek için mevcut tüm araçları kullanmak istiyoruz," ifadesini kullandı.

Umman'ın başkenti Maskat, cuma günü İran ve Amerika Birleşik Devletleri arasında bir dizi müzakereye ev sahipliği yaptı. İki taraf, görüşmelere devam etme konusunda anlaştı; tarih ve yer ise daha sonra belirlenecek.


Anarşist grup, İtalya'da demiryollarını sabote etme eyleminin sorumluluğunu üstlendi

İtalyan polisi, Milano Kış Olimpiyatları'na karşı gösteri yapan protestoculara göz yaşartıcı gazla müdahale etti (EPA)
İtalyan polisi, Milano Kış Olimpiyatları'na karşı gösteri yapan protestoculara göz yaşartıcı gazla müdahale etti (EPA)
TT

Anarşist grup, İtalya'da demiryollarını sabote etme eyleminin sorumluluğunu üstlendi

İtalyan polisi, Milano Kış Olimpiyatları'na karşı gösteri yapan protestoculara göz yaşartıcı gazla müdahale etti (EPA)
İtalyan polisi, Milano Kış Olimpiyatları'na karşı gösteri yapan protestoculara göz yaşartıcı gazla müdahale etti (EPA)

Bir anarşist grup dün yaptığı açıklamada, cumartesi günü Kuzey İtalya'daki demiryolu altyapısına zarar vererek Kış Olimpiyatları'nın ilk gününde tren seferlerini aksattığını iddia etti.

Polis, cumartesi sabahı erken saatlerde farklı noktalarda üç ayrı olay yaşandığını ve özellikle Bologna çevresinde yüksek hızlı ve diğer tren seferlerinde iki buçuk saate varan gecikmelere neden olduğunu bildirdi. Olaylarda kimse yaralanmadı ve trenlerde hasar meydana gelmedi.

Anarşist grup, internette dolaşan açıklamada, Başbakan Georgia Meloni hükümetinin gösterilere yönelik baskısının sokak çatışmalarını "boşa" çıkardığını, bu nedenle başka protesto biçimleri bulmak zorunda kaldıklarını belirtti.

İtalyan polisi sabotaj ihtimalini araştırıyor (Reuters)İtalyan polisi sabotaj ihtimalini araştırıyor (Reuters)

Açıklamada şu ifadeler yer aldı: "Bu nedenle, sonraki aşamalarda hayatta kalabilmek için gizli ve merkezi olmayan çatışma yöntemleri benimsemek, cepheleri genişletmek ve öz savunma ile sabotaja başvurmak gerekli görünmektedir."

Polis henüz açıklamayla ilgili bir yorum yapmadı. Başbakan Yardımcısı Matteo Salvini, anarşist grubun peşine düşeceğine söz verdi. Aynı zamanda ulaştırma bakanı olan Salvini, X platformunda şunları yazdı: "Bu suçluları yakalamak ve nerede olurlarsa olsunlar ortadan kaldırmak, hapse atmak ve onları savunanlarla yüzleşmek için elimizden gelen her şeyi yapacağız."

Anarşist grup, Olimpiyatları "milliyetçiliğin yüceltilmesi" olarak kınadı ve etkinliğin kalabalık kontrolü ve gözetim yöntemleri için bir "test alanı" sağladığını belirtti. Meloni, pazar günü protestocuları ve vandalları kınayarak, onları "İtalya'nın düşmanları" olarak nitelendirdi.