Nahda, ‘darbe’ iddiası ile Said’i dava ediyor

Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (AFP)
Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (AFP)
TT

Nahda, ‘darbe’ iddiası ile Said’i dava ediyor

Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (AFP)
Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (AFP)

Tunus’ta Nahda Hareketi’nden bir milletvekili dün, başkentteki Asliye Mahkemesi’ndeki savcılığa Cumhurbaşkanı Kays Said ve devlet yapısını değiştirmeyi amaçlayan saldırı suçu işleyen ve yapılacak soruşturmalar sonucunda sahip olduğu mevkiyi kendisi veya başkaları için hakkı olmayan menfaatler kazanmak veya yönetime zarar vermek için kullandığı tespit edilen diğer kişiler hakkında suç duyurusunda bulundu.
Suç duyurusunda bulunan Beşir eş-Şabi, Cumhurbaşkanı Said’in devlet kurumlarına karşı düşmanca bir içeriğe sahip olan kışkırtma ve ihanet söylemlerinin, iktidarı ele geçirme planının önünü açtığını ve bu durumun kurumların, anayasal organların ve yargının kötüye kullanılmasına katkıda bulunduğunu belirtti. Şabi, Cumhurbaşkanı’nın 25 Temmuz’da koordinasyonu teşvik etmesinden sonra devlet kurumlarına sırtını döndüğü, bunun anayasaya aykırı olduğunu ve Said’in bunu yaparak Tunusluların 2019 seçimlerinde kendisine gösterdiği güvene ihanet ettiğini söyledi.
Cumhurbaşkanı Said’in, ani bir tehlike sebebiyle ülkenin yönetimde cumhurbaşkanının olağanüstü önlemler almasına izin veren, anayasanın 80. maddesini hayata geçirme kararı, çeşitli partiler ve meclis blokları arasında anlaşmazlıklara ve çatışmalara neden oldu. Bu anlaşmazlıklar, başta Raşid el-Gannuşi liderliğindeki Nahda Hareketi olmak üzere Tunus’un Kalbi Partisi ve El-Kerame (Onur) Koalisyonu arasında birkaç istifaya ve siyasi faaliyetin askıya alınmasına yol açtı. Bu üç taraf, meclis çalışmalarının dondurulması ve milletvekillerinin dokunulmazlığının kaldırılmasının ardından büyük bir siyasi çalkantıya tanık oldu. İçlerinden bazı kişiler hakkında dava açıldı, söz konusu kişiler hapis cezası ihtimali ile karşı karşıya kaldı. Bazı gözlemcilere göre, bu durum söz konusu tarafların hızlı ve üzerinde düşünülmemiş kararlar almasına, aşina oldukları kriz ortamının oluşmasına neden oldu.
Bu bağlamda, Nahda Hareketi’nin lideri Raşid el-Gannuşi, partisinin Yürütme Ofisi’nin feshedildiğini duyururken El-Kerame (Onur) Koalisyonu’da bir açıklama yayınladı. Söz konusu açıklamada Seyfeddin Mahluf’un koalisyon liderliğinden alındığını duyurdu. Partinin Siyasi Büro üyeleri, “25 Temmuz Darbesi” olarak nitelendirdikleri olayların ardından cumhurbaşkanlığından gelen tüm kararları reddettiklerini belirttiler. Bu açıklamaların sonucunda birtakım kararlar alındı. Alınan kararların başında Seyfeddin Mahluf ve Onur Koalisyonu’ndan bazı üyelerin davalarının akıbeti öğrenilinceye kadar Yusri El-Dali’nin partinin siyasi büro başkanlığı görevine atanması, Seyfeddin Mahluf’un yerine geçen Ahmed Balgıs’ın partinin resmi sözcülük görevine atanması yer alıyordu.
Onur Koalisyonu Partisinin Siyasi Bürosu, Tunus’taki krizin üstesinden gelmek için bir öneride bulunarak, başta demokratik geçiş sürece zarar veren ve toplumsal dokuyu tehdit eden dış yönlendirmelerin dinlenmesinden vazgeçilmesi gerektiğini ve herhangi bir dışlama ve kazanan kaybeden düşüncesi olmaksızın herkesin müzakere masasına oturulması gerektiğini belirtti.
Tunus’un Kalbi Partisi, gelecek aşamada hükümeti kimin yöneteceği ile derinlemesine değerlendirmeye yapmaya hazır olduğunu açıkladı. Söz konusu açıklama, bazı milletvekillerinin istifalarını sunması ve vizyon netleşene kadar siyasi faaliyetlerini askıya almalarının ardından geldi. Diğer yandan, Parti lideri Nebil el-Karvi siyasi faaliyetlerden uzakta kalmaya devam ediyor ve aylar önce hapisten çıkmasından bu yana kendisinin nerede olduğu bilinmiyor. Pek çok siyasi kaynak, Karvi’nin parti ile ilişkisini kestiğini belirtiyor. Bu durum, Tunus’un Kalbi Partisi ve diğer siyasi partiler arasında özellikle de Hişam el-Meşişi hükümetine destek veren parlamenter koalisyonda gerçek bir krizin olduğunu doğruluyor.
Bu sırada, Maliye, Ekonomi ve Yatırım Desteği Bakanlığı, bakanlıkta ve ona bağlı kurumlarda çok sayıda üst düzey yetkilinin görevden alındığını duyurdu. Görevden alınanlar arasında, Tunus Yatırım Kurumu Başkanı, Mevduat ve Emanet Fonu Genel Müdürü, Maliye, Ekonomi ve Yatırım Desteği Bakanlığı Performanslar Genel Müdürü yer alıyordu. Bunun yanı sıra Ekonomi, Maliye ve Yatırım Destekleme Bakanlığı’nda çalışan 3 kişinin işine yolsuzluk şüphesi ile son verildi.
Bu bağlamda, muhalif Demokratik Akım Partisi’nin kurucusu Muhammed Abbu Cumhurbaşkanı’nın anayasanın 80. maddesine başvurmasının siyasi yolsuzluğa karşı, devlet kurumlarının normal şartlarda başaramadığı etkili işlemlerin gerçekleştirilmesi için gerekli olduğunu ve bunun amacının siyasi sınıfın kendisini Tunus’a hizmet etmeye adamasını sağlamak için genel bir caydırma sağlamak ve siyasi yolsuzluğu ortadan kaldırmak olduğunu belirtti.
Abbu, bazı Tunusluların anayasanın askıya almasının sorunlara yol açtığı ve gidişatı bozduğu gerekçeleri ile cumhurbaşkanını suçladıklarını açıkladı. Abbu ayrıca bazı kişilerin cumhurbaşkanını bilinmeze itmek ve ettiği yemini bozup, güç kullanarak meşruiyeti değiştirmeye yönlendirmek istediğini belirtti.



Irak: Cumhurbaşkanlığı seçim oturumu için tarih belirleme konusunda yine karar veremedi

Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
TT

Irak: Cumhurbaşkanlığı seçim oturumu için tarih belirleme konusunda yine karar veremedi

Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)

Irak parlamentosu, bugün gündemine yeni bir cumhurbaşkanı seçimini dahil etmeyi başaramadı; bu, parlamento seçimlerinin üzerinden iki aydan fazla zaman geçmesine rağmen yaşanan üçüncü başarısızlık oldu.

Bu geri adım, Şii ve Kürt güçleri arasında devam eden siyasi anlaşmazlıkların ortasında geldi; bu anlaşmazlıklar, cumhurbaşkanı adayı konusunda uzlaşmaya varmalarını engelledi ve ülkedeki siyasi çıkmazın devam etmesine neden oldu.

Mevcut Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani, yeni bir hükümet kurma ve cumhurbaşkanı seçme için anayasal sürelerin aşılmasının ardından geçici hükümete liderlik ediyor; bu durum Irak siyasi sahnesini daha da karmaşıklaştırarak, anayasal kurumların etkinliğini zayıflatmaktadır.

Gözlemciler, bu durumun devam etmesinin, siyasi güçler arasındaki gerilim ve bölünme ortamında, devlet çalışmalarında daha fazla olumsuzluğa yol açabileceğine ve diğer anayasal hakların tamamlanmasını geciktirebileceğine dikkat çekiyor.


Meşal: Hamas, silah bırakmayı ve yabancı yönetimi reddediyor

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye mülteci kampında, dün yıkılan binaların enkazı arasında oynayan çocuklar (AFP)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye mülteci kampında, dün yıkılan binaların enkazı arasında oynayan çocuklar (AFP)
TT

Meşal: Hamas, silah bırakmayı ve yabancı yönetimi reddediyor

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye mülteci kampında, dün yıkılan binaların enkazı arasında oynayan çocuklar (AFP)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye mülteci kampında, dün yıkılan binaların enkazı arasında oynayan çocuklar (AFP)

Hamas'ın yurt dışı siyasi bürosunun başkanı Halid Meşal, hareketin silahlarından vazgeçmeyi ve Gazze Şeridi'nde "yabancı yönetimi" kabul etmeyi reddettiğini teyit etti.

Meşal, dün 17. Doha Forumu'nda yaptığı konuşmada, "direnişi, direniş silahlarını ve direnişi gerçekleştirenleri suçlu ilan etmenin" kabul edilemez bir şey olduğunu ifade etti. Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Meşal konuşmasına şöyle devam etti: "İşgal olduğu sürece direniş de vardır. Direniş, işgal altındaki halkların hakkıdır ve uluslararası hukukun, ilahi yasaların, ulusların hafızasının bir parçasıdır ve uluslar bununla gurur duyarlar."

Meşal, ABD Başkanı Donald Trump başkanlığındaki “Barış Konseyi”ne, Gazze Şeridi'nin yeniden inşasına ve yaklaşık 2,2 milyon sakinine yardım ulaştırılmasına olanak sağlayacak “dengeli bir yaklaşım” benimsemesi çağrısında bulundu.

Fetih ise İsrail'i, Gazze'yi yönetmekle görevli ulusal komitenin Şeride girişini engellemeye devam etmekle suçladı ve bunu, İsrail'in ateşkes anlaşmasının bir sonraki aşamasını uygulamaya geçmeyi reddetmesi olarak değerlendirdi.


Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, devletin ülkenin güneyine geri döneceğine söz verdi

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ülkenin güneyindeki Keferşuba sakinleri tarafından çiçek ve pirinç yağmuru eşliğinde böyle karşılandı (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ülkenin güneyindeki Keferşuba sakinleri tarafından çiçek ve pirinç yağmuru eşliğinde böyle karşılandı (Şarku’l Avsat)
TT

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, devletin ülkenin güneyine geri döneceğine söz verdi

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ülkenin güneyindeki Keferşuba sakinleri tarafından çiçek ve pirinç yağmuru eşliğinde böyle karşılandı (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ülkenin güneyindeki Keferşuba sakinleri tarafından çiçek ve pirinç yağmuru eşliğinde böyle karşılandı (Şarku’l Avsat)

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, halk ve siyasi partiler tarafından sıcak bir şekilde karşılanan iki günlük bölge gezisi sırasında, İsrail sınırındaki köylerdeki altyapının ‘birkaç hafta içinde’ yeniden inşa edilmesi ve güneydeki devlet otoritesinin yeniden tesis edilmesi için çalışacağına söz verdi.

Başbakan Selam şunları söyledi:

“Bu bölgenin devlete geri dönmesini istiyoruz ve ordunun güneyde sorumluluklarını yerine getirmeye devam etmesinden memnunuz. Ancak egemenlik sadece orduyla değil, aynı zamanda hukuk ve kurumlarla, halka sosyal koruma ve hizmetlerin sağlanmasıyla da tesis edilir.”

Bu ziyaret, Hizbullah ile Başbakan arasındaki siyasi farklılıkların önemli ölçüde aşıldığını gösterdi, zira Başbakan, birden fazla durakta Hizbullah, Emel Hareketi, Değişim bloğundan diğer milletvekilleri ve hatta etkinliklere katılan Hizbullah muhalifleri tarafından karşılandı.

Öte yandan Kuveyt Dışişleri Bakanlığı'nın Güvenlik Konseyi'nin VII. Bölüm Kapsamındaki Kararlarının Uygulanması Komitesi, terör listesine Lübnan’daki sekiz hastaneyi ekledi. Bu hastanelerin en az dördü Hizbullah tarafından işletiliyor.

Lübnan Sağlık Bakanlığı, ‘bu konuda Kuveytli yetkililerden herhangi bir inceleme veya bildirim almadığını’ açıklarken ‘konuyu açıklığa kavuşturmak, karışıklığı önlemek için doğru bilgileri sunmak ve Lübnan sağlık sistemini korumak için gerekli temasları kuracağını’ bildirdi.