Dera’da gergin bekleyiş sürerken, Rus uçakları İdlib’in güneyini bombaladı

Şam’ın muhalifleri ülkenin kuzeyine tehcir etme talebi nedeniyle anlaşmanın sekteye uğramasından endişe ediliyor.

El-Erbain Mahallesi’nde Suriye ve Rusya bayraklarının asılı olduğu uzlaşma merkezi (Havran Ahrar Topluluğu)
El-Erbain Mahallesi’nde Suriye ve Rusya bayraklarının asılı olduğu uzlaşma merkezi (Havran Ahrar Topluluğu)
TT

Dera’da gergin bekleyiş sürerken, Rus uçakları İdlib’in güneyini bombaladı

El-Erbain Mahallesi’nde Suriye ve Rusya bayraklarının asılı olduğu uzlaşma merkezi (Havran Ahrar Topluluğu)
El-Erbain Mahallesi’nde Suriye ve Rusya bayraklarının asılı olduğu uzlaşma merkezi (Havran Ahrar Topluluğu)

Suriye’nin güneyindeki Dera el-Beled kentinden yerel kaynaklar, Rus askeri polislerin Dera el-Beled, Es-Sed Yolu ve Kamp mahallelerinin sakinleriyle yürüttüğü ve 3 gün süren uzlaşma görüşmelerinin tamamlanması ve söz konusu bölgelerdeki durumu yerinde incelemek amacıyla Cuma günü sabah saatlerinde Dera el-Beled’e girdiğini bildirdi. Bu gelişme, Suriye rejiminin DEAŞ örgütüne mensup olmakla suçladığı ‘Hafu’ lakabıyla da bilinen Muhammed el-Musaleme ve Müeyyed Harfuş’un bölgeden göç etmeyi reddetmesi üzerine müzakerelerin sekteye uğradığını bildiren haberlerin aktarıldığı bir dönemde gerçekleşti. Nitekim Suriye rejimi geçtiğimiz süreçte karşı tarafla anlaşma yapmayı, söz konusu iki kişinin ve ait oldukları grubun bölgeyi terk etmeleri şartına bağlamıştı.
Dera el-Beled’de yeni uzlaşı anlaşmasının yürürlüğe girmesi ve 4. Tümen güçleri ile Dera el-Beled’in sakinlerinden oluşan muhalif güçler arasında yapılan ateşkes anlaşmasının ardından bölgede göreceli bir sükunet hakim oldu. Muhalif güçler 4. Tümen’in Dera el-Beled’e girmesine karşı çıkıyor.
Dera el-Beled kenti, Temmuz ayının sonlarında askeri gerginliğin başlamasından bu yana ilk göreceli sakin geceyi geçirdi. Ancak 4. Tümen güçleri kentin çevresinde özellikle de bölgenin güneyinde konuşlanmaya devam ediyor. Bu güçler Perşembe günü kentin çevresindeki bazı evlerde arama yaparak evlerdeki eşyaları çaldı. Bölge sakinleri yaklaşık 10 gün önce varılan anlaşmada olduğu gibi yeni anlaşmanın da çökmesinden endişe ettiği için Dera el-Beled’den çıkıp çıkmama konusunda tereddüt ediyor. Nitekim Perşembe günü öğleden sonra iki taraf birbirine anlaşmayı baltalamakla suçlamıştı. Zira bu suçlamanın kaynağı, Suriye rejimine bağlı Güvenlik Komitesi’nin daha önce üzerinde mutabık kalınmasına rağmen bazı anlaşma maddelerinde değişiklik yapmak istemesine dayanıyordu. Suriye rejimi Dera el-Beled’de kurulacak 4 askeri noktanın sayısını 9’a yükseltilmesini ve uzlaşma kapsamına alınan 34 kişinin 213 kişi olarak değiştirilmesini talep etmesi, muhaliflerin rejim tarafını anlaşmayı baltalamakla suçlamasına neden oldu. Bununla eşzamanlı olarak Kamp Mahallesi sakinleri uzlaşmayı reddederek, rejimin taleplerini kabul etmedi. Dera’daki aktivistler Kamp Mahallesi sakinlerinin bu tavrı nedeniyle mahallede yeni çatışmaların başlamasını beklediklerini ifade ediyorlar.

Bölgede endişe hakim!
Deralı aktivist Mühenned Abdullah, 4. Tümen’in Dera el-Beled, Es-Sed Yolu ve Kamp mahallelerini kuşatmaktan vazgeçmesi gerektiğini, şu an bölgede sükunetin hakim olduğunu, anlaşma maddelerine uyulup uyulmadığının izlendiğini ve özellikle 4. Tümen güçleri bölgenin çevresinde kuşatmayı sürdürürken bu izleme sırasında meydana gelebilecek en ufak bir provokatif hareketin silahlara başvurulmasına neden olabileceğini, bu nedenle de bölgede endişenin halen devam ettiğini söyledi. Abdullah’ın aktardığına göre, bir Rus subay Dera Merkez Komitesi’ne 4. Tümen’in bölgenin etrafından çekilmesi için anlaşmadaki tüm maddelerin uygulanması gerektiğini bildirdi. Bölgede ateşkesin tüm maddelerinin uygulanması 5 gün sürecek. Ateşkes anlaşmasının imzalanmasının üzerinden 3 gün geçti. Ayrıca son askeri gerginliğin ardından evlerini terk eden Dera sakinleri bir an önce evlerine dönmeyi bekliyorlar.
Dera’da yerel haberleri aktaran Nebe Ağı isimli haber sitesi, Rus bir subaya ait olduğunu belirttiği bir ses kaydı sızdırdı. Şarku’l Avsat’ın ulaştığı ses kaydına göre Rus subay, Dera’daki Merkez Müzakere Komitesi’nin anlaşmada yer alan maddeleri kabul etmesi halinde Rusya tarafının Suriye ordusunun bölgeye girmemesi konusunda halen garantör olduğunu, bu maddeleri ya barışçıl bir yolla ya da başka yollarla uygulanacağını, Dera el-Beled’in Suriye’nin bir parçası olduğunu, kentin güvenlik noktalarının kurulmasına karşı çıkmasının kabul edilemeyecek bir davranış olduğunu ve dünyada topraklarının bir kısmına ulaşamayan hiçbir ülke olmadığını ifade ediyor. Subay, konuşmasının devamında, müzakereleri terk eden ve çöktüğünü ilan eden ismin Merkez Müzakere Komitesi Sözcüsü Adnan el-Musaleme olduğunu belirterek, Musaleme’nin bu davranışını ‘aldatıcı’ diye niteledi. Rus subay Musaleme’nin bu tavrıyla bir taraftan Dera el-Beled’i tahkim etmeyi sürdürürken bir taraftan da zaman kazanmayı hedeflediğini kaydetti. Suriye devlet otoritesinin Dera el-Beled ve Tafas da dahil olmak üzere Suriye’nin güneyinin tamamına fiilen dönmesi gerektiğini söyleyen Rus subay, bu bölgelerde insanlarda silahların bulunmasının doğru olmadığını ve Suriye devletine teslim etmeleri gerektiğini ve ayrıca 2018’de uzlaşma anlaşmasının imzalandığı dönemin şartlarının şu ankinden farklı olduğunu kaydetti.
Ses kaydında söz edilen müzakerelerle, Dera Merkez Müzakere Komitesi Sözcüsü’nün 30 Ağustos 2021’de çöktüğünü ilan ettiği rejim ve Rus tarafıyla yürütülen müzakereler kastediliyor. Nitekim bu müzakereler sırasında Dera’nın batısındaki bölgelerin ileri gelenleri ve Merkez Müzakere Komitesi Rusya tarafı ile toplantı düzenlemişti. Bu toplantı, tarafların Salı günü anlaşmaya vardığı son uzlaşma anlaşmasından birkaç gün önce gerçekleşti. Toplantıya Rusya’nın Suriye’deki Tarafları Uzlaştırma Merkezi’nden bir subay ve o gün Dera’ya gelen Suriye Savunma Bakanı Ali Eyyüb katılmıştı.
Dera’daki taraflar Salı akşamı Rusya tarafının gözetimi altına anlaşmaya vardı. Anlaşma uyarınca Rus askeri polisler ‘Suriye devriminin beşiği’ olan Dera’ya Çarşamba sabah saatlerinde girmeye başladı. Böylece iki taraf arasındaki müzakerelerin bir aydan fazla sekteye uğramasının ardından anlaşmanın ilk maddesi fiilen uygulanmış oldu.

Rus uçakları İdlib’i vurdu
Öte yandan, Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR) Suriye’nin kuzeybatısındaki gelişmelerle ilgili dün yaptığı açıklamada, Rus uçaklarının dün sabah İdlib’in güneyindeki Cebel Zaviye’ye bağlı Kensafra beldesi düzenlediği hava saldırıları sonucu ağır yaralanan bir çocuğun hayatını kaybettiğini bildirdi. Rus savaş uçaklarının Gerginliği Azaltma Bölgesi’ni yeniden bombalamaya başladığına dikkati çeken Gözlemevi, Rus uçakların Cuma sabahı İdlib’in güney kırsalındaki Cebel Zaviye’ye bağlı Kensafra beldesinin uzak mahallelerine ve buna ek olarak Lazkiye kırsalındaki Cebel el-Ekrad’a bağlı Kubbane cephesine bir dizi saldırı gerçekleştirdiğini belirtti. Gözlemevi Kubbane cephesini hedef alan saldırıda can kayıpları hakkında bilgi paylaşmadı.
Rejim güçleri ise İdlib ve Hama kırsalında 18 köy ve bölgeyi bombaladı. Saldırılarda İdlib kentinin idari sınırlarına yakın olan Hama kırsalında yer alan Sehl El-Gab’a bağlı Nakus harabeleri, El-Hamidiye, Dakmak, Kastun, Tel Avur, Karkur, Sermaniye, Devir el-Ekrad, Ez-Ziyare ve Humeymat bölgelerine ek olarak İdlib kırsalındaki Merec ez-Zuhur ve Ganiye köyleri ile Şagurit, Muhambel, Ayn Laruz, Kensafra, Futeyra ve Ferika bölgelerine mermiler düştü. Muhalif gruplar ise Hama’nın batısındaki El-Ceyyid köyü, Derrable, Cevrin, Bahsa, Rasif ve Ayn Selimu bölgelerinde rejim güçlerine ait mevzi ve karargahları ağır top mermileriyle hedef aldı.
Gözlemevi, Suriye’nin orta kesiminde DEAŞ’ın varlığını sürdürdüğü çöl bölgelerine yönelik Rusya’nın hava saldırılarının arttığını bildirdi. Gözlemevi’ne göre, Rus uçakları Humus’un doğusundaki çölden başlayarak Hama-Halep-Rakka üçgeninde kalan çöl bölgesinden geçen ve buradan Deyrizor ve Rakka çöllerine kadar uzanan bölgede DEAŞ mevzilerine 90’dan fazla hava saldırısı düzenledi.
Gözlemevi, önceki gün yaptığı açıklamada da Rus savaş uçaklarının Suriye çöllerine 35’ten fazla hava saldırısı gerçekleştirdiğini aktarmıştı. Açıklamada Esriya Çölü ve Deyrizor ile Rakka arasındaki idari sınırda yer alan bölgelerin Rus uçakları tarafından bombalandığı belirtilmişti. Gözlemevi 3 keşif uçağının da bu saldırılarla eşzamanlı olarak çöl bölgelerinde uçuş yaptığını kaydetti. Böylece Rus savaş uçaklarının geçtiğimiz 24 saatte düzenlediği hava saldırılarının sayısı 90’ı geçti.

 


Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.