Dera’da gergin bekleyiş sürerken, Rus uçakları İdlib’in güneyini bombaladı

Şam’ın muhalifleri ülkenin kuzeyine tehcir etme talebi nedeniyle anlaşmanın sekteye uğramasından endişe ediliyor.

El-Erbain Mahallesi’nde Suriye ve Rusya bayraklarının asılı olduğu uzlaşma merkezi (Havran Ahrar Topluluğu)
El-Erbain Mahallesi’nde Suriye ve Rusya bayraklarının asılı olduğu uzlaşma merkezi (Havran Ahrar Topluluğu)
TT

Dera’da gergin bekleyiş sürerken, Rus uçakları İdlib’in güneyini bombaladı

El-Erbain Mahallesi’nde Suriye ve Rusya bayraklarının asılı olduğu uzlaşma merkezi (Havran Ahrar Topluluğu)
El-Erbain Mahallesi’nde Suriye ve Rusya bayraklarının asılı olduğu uzlaşma merkezi (Havran Ahrar Topluluğu)

Suriye’nin güneyindeki Dera el-Beled kentinden yerel kaynaklar, Rus askeri polislerin Dera el-Beled, Es-Sed Yolu ve Kamp mahallelerinin sakinleriyle yürüttüğü ve 3 gün süren uzlaşma görüşmelerinin tamamlanması ve söz konusu bölgelerdeki durumu yerinde incelemek amacıyla Cuma günü sabah saatlerinde Dera el-Beled’e girdiğini bildirdi. Bu gelişme, Suriye rejiminin DEAŞ örgütüne mensup olmakla suçladığı ‘Hafu’ lakabıyla da bilinen Muhammed el-Musaleme ve Müeyyed Harfuş’un bölgeden göç etmeyi reddetmesi üzerine müzakerelerin sekteye uğradığını bildiren haberlerin aktarıldığı bir dönemde gerçekleşti. Nitekim Suriye rejimi geçtiğimiz süreçte karşı tarafla anlaşma yapmayı, söz konusu iki kişinin ve ait oldukları grubun bölgeyi terk etmeleri şartına bağlamıştı.
Dera el-Beled’de yeni uzlaşı anlaşmasının yürürlüğe girmesi ve 4. Tümen güçleri ile Dera el-Beled’in sakinlerinden oluşan muhalif güçler arasında yapılan ateşkes anlaşmasının ardından bölgede göreceli bir sükunet hakim oldu. Muhalif güçler 4. Tümen’in Dera el-Beled’e girmesine karşı çıkıyor.
Dera el-Beled kenti, Temmuz ayının sonlarında askeri gerginliğin başlamasından bu yana ilk göreceli sakin geceyi geçirdi. Ancak 4. Tümen güçleri kentin çevresinde özellikle de bölgenin güneyinde konuşlanmaya devam ediyor. Bu güçler Perşembe günü kentin çevresindeki bazı evlerde arama yaparak evlerdeki eşyaları çaldı. Bölge sakinleri yaklaşık 10 gün önce varılan anlaşmada olduğu gibi yeni anlaşmanın da çökmesinden endişe ettiği için Dera el-Beled’den çıkıp çıkmama konusunda tereddüt ediyor. Nitekim Perşembe günü öğleden sonra iki taraf birbirine anlaşmayı baltalamakla suçlamıştı. Zira bu suçlamanın kaynağı, Suriye rejimine bağlı Güvenlik Komitesi’nin daha önce üzerinde mutabık kalınmasına rağmen bazı anlaşma maddelerinde değişiklik yapmak istemesine dayanıyordu. Suriye rejimi Dera el-Beled’de kurulacak 4 askeri noktanın sayısını 9’a yükseltilmesini ve uzlaşma kapsamına alınan 34 kişinin 213 kişi olarak değiştirilmesini talep etmesi, muhaliflerin rejim tarafını anlaşmayı baltalamakla suçlamasına neden oldu. Bununla eşzamanlı olarak Kamp Mahallesi sakinleri uzlaşmayı reddederek, rejimin taleplerini kabul etmedi. Dera’daki aktivistler Kamp Mahallesi sakinlerinin bu tavrı nedeniyle mahallede yeni çatışmaların başlamasını beklediklerini ifade ediyorlar.

Bölgede endişe hakim!
Deralı aktivist Mühenned Abdullah, 4. Tümen’in Dera el-Beled, Es-Sed Yolu ve Kamp mahallelerini kuşatmaktan vazgeçmesi gerektiğini, şu an bölgede sükunetin hakim olduğunu, anlaşma maddelerine uyulup uyulmadığının izlendiğini ve özellikle 4. Tümen güçleri bölgenin çevresinde kuşatmayı sürdürürken bu izleme sırasında meydana gelebilecek en ufak bir provokatif hareketin silahlara başvurulmasına neden olabileceğini, bu nedenle de bölgede endişenin halen devam ettiğini söyledi. Abdullah’ın aktardığına göre, bir Rus subay Dera Merkez Komitesi’ne 4. Tümen’in bölgenin etrafından çekilmesi için anlaşmadaki tüm maddelerin uygulanması gerektiğini bildirdi. Bölgede ateşkesin tüm maddelerinin uygulanması 5 gün sürecek. Ateşkes anlaşmasının imzalanmasının üzerinden 3 gün geçti. Ayrıca son askeri gerginliğin ardından evlerini terk eden Dera sakinleri bir an önce evlerine dönmeyi bekliyorlar.
Dera’da yerel haberleri aktaran Nebe Ağı isimli haber sitesi, Rus bir subaya ait olduğunu belirttiği bir ses kaydı sızdırdı. Şarku’l Avsat’ın ulaştığı ses kaydına göre Rus subay, Dera’daki Merkez Müzakere Komitesi’nin anlaşmada yer alan maddeleri kabul etmesi halinde Rusya tarafının Suriye ordusunun bölgeye girmemesi konusunda halen garantör olduğunu, bu maddeleri ya barışçıl bir yolla ya da başka yollarla uygulanacağını, Dera el-Beled’in Suriye’nin bir parçası olduğunu, kentin güvenlik noktalarının kurulmasına karşı çıkmasının kabul edilemeyecek bir davranış olduğunu ve dünyada topraklarının bir kısmına ulaşamayan hiçbir ülke olmadığını ifade ediyor. Subay, konuşmasının devamında, müzakereleri terk eden ve çöktüğünü ilan eden ismin Merkez Müzakere Komitesi Sözcüsü Adnan el-Musaleme olduğunu belirterek, Musaleme’nin bu davranışını ‘aldatıcı’ diye niteledi. Rus subay Musaleme’nin bu tavrıyla bir taraftan Dera el-Beled’i tahkim etmeyi sürdürürken bir taraftan da zaman kazanmayı hedeflediğini kaydetti. Suriye devlet otoritesinin Dera el-Beled ve Tafas da dahil olmak üzere Suriye’nin güneyinin tamamına fiilen dönmesi gerektiğini söyleyen Rus subay, bu bölgelerde insanlarda silahların bulunmasının doğru olmadığını ve Suriye devletine teslim etmeleri gerektiğini ve ayrıca 2018’de uzlaşma anlaşmasının imzalandığı dönemin şartlarının şu ankinden farklı olduğunu kaydetti.
Ses kaydında söz edilen müzakerelerle, Dera Merkez Müzakere Komitesi Sözcüsü’nün 30 Ağustos 2021’de çöktüğünü ilan ettiği rejim ve Rus tarafıyla yürütülen müzakereler kastediliyor. Nitekim bu müzakereler sırasında Dera’nın batısındaki bölgelerin ileri gelenleri ve Merkez Müzakere Komitesi Rusya tarafı ile toplantı düzenlemişti. Bu toplantı, tarafların Salı günü anlaşmaya vardığı son uzlaşma anlaşmasından birkaç gün önce gerçekleşti. Toplantıya Rusya’nın Suriye’deki Tarafları Uzlaştırma Merkezi’nden bir subay ve o gün Dera’ya gelen Suriye Savunma Bakanı Ali Eyyüb katılmıştı.
Dera’daki taraflar Salı akşamı Rusya tarafının gözetimi altına anlaşmaya vardı. Anlaşma uyarınca Rus askeri polisler ‘Suriye devriminin beşiği’ olan Dera’ya Çarşamba sabah saatlerinde girmeye başladı. Böylece iki taraf arasındaki müzakerelerin bir aydan fazla sekteye uğramasının ardından anlaşmanın ilk maddesi fiilen uygulanmış oldu.

Rus uçakları İdlib’i vurdu
Öte yandan, Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR) Suriye’nin kuzeybatısındaki gelişmelerle ilgili dün yaptığı açıklamada, Rus uçaklarının dün sabah İdlib’in güneyindeki Cebel Zaviye’ye bağlı Kensafra beldesi düzenlediği hava saldırıları sonucu ağır yaralanan bir çocuğun hayatını kaybettiğini bildirdi. Rus savaş uçaklarının Gerginliği Azaltma Bölgesi’ni yeniden bombalamaya başladığına dikkati çeken Gözlemevi, Rus uçakların Cuma sabahı İdlib’in güney kırsalındaki Cebel Zaviye’ye bağlı Kensafra beldesinin uzak mahallelerine ve buna ek olarak Lazkiye kırsalındaki Cebel el-Ekrad’a bağlı Kubbane cephesine bir dizi saldırı gerçekleştirdiğini belirtti. Gözlemevi Kubbane cephesini hedef alan saldırıda can kayıpları hakkında bilgi paylaşmadı.
Rejim güçleri ise İdlib ve Hama kırsalında 18 köy ve bölgeyi bombaladı. Saldırılarda İdlib kentinin idari sınırlarına yakın olan Hama kırsalında yer alan Sehl El-Gab’a bağlı Nakus harabeleri, El-Hamidiye, Dakmak, Kastun, Tel Avur, Karkur, Sermaniye, Devir el-Ekrad, Ez-Ziyare ve Humeymat bölgelerine ek olarak İdlib kırsalındaki Merec ez-Zuhur ve Ganiye köyleri ile Şagurit, Muhambel, Ayn Laruz, Kensafra, Futeyra ve Ferika bölgelerine mermiler düştü. Muhalif gruplar ise Hama’nın batısındaki El-Ceyyid köyü, Derrable, Cevrin, Bahsa, Rasif ve Ayn Selimu bölgelerinde rejim güçlerine ait mevzi ve karargahları ağır top mermileriyle hedef aldı.
Gözlemevi, Suriye’nin orta kesiminde DEAŞ’ın varlığını sürdürdüğü çöl bölgelerine yönelik Rusya’nın hava saldırılarının arttığını bildirdi. Gözlemevi’ne göre, Rus uçakları Humus’un doğusundaki çölden başlayarak Hama-Halep-Rakka üçgeninde kalan çöl bölgesinden geçen ve buradan Deyrizor ve Rakka çöllerine kadar uzanan bölgede DEAŞ mevzilerine 90’dan fazla hava saldırısı düzenledi.
Gözlemevi, önceki gün yaptığı açıklamada da Rus savaş uçaklarının Suriye çöllerine 35’ten fazla hava saldırısı gerçekleştirdiğini aktarmıştı. Açıklamada Esriya Çölü ve Deyrizor ile Rakka arasındaki idari sınırda yer alan bölgelerin Rus uçakları tarafından bombalandığı belirtilmişti. Gözlemevi 3 keşif uçağının da bu saldırılarla eşzamanlı olarak çöl bölgelerinde uçuş yaptığını kaydetti. Böylece Rus savaş uçaklarının geçtiğimiz 24 saatte düzenlediği hava saldırılarının sayısı 90’ı geçti.

 


Türkiye ve Ürdün, Gazze’de barış planının uygulanmasının sürdürülmesi gerektiğini belirtti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
TT

Türkiye ve Ürdün, Gazze’de barış planının uygulanmasının sürdürülmesi gerektiğini belirtti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Ürdün Kralı II. Abdullah, Gazze’de barış planının hayata geçirilmesinin önemini, ateşkesin kalıcı biçimde sürdürülmesini, yeniden imar sürecinin başlatılmasını ve bölge halkına insani yardımların kesintisiz ulaştırılmasını ele aldı.

Türk kaynaklara göre, Erdoğan ile Kral II. Abdullah, cumartesi günü İstanbul’daki Dolmabahçe Sarayı’nda bulunan Cumhurbaşkanlığı Ofisi’nde gerçekleştirdikleri görüşmede, iki ülke arasındaki ilişkiler ile bunların farklı alanlarda geliştirilme yollarını değerlendirdi; bölgesel ve uluslararası gelişmeleri masaya yatırdı.

Ürdün Kralı’nın, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın daveti üzerine Türkiye’ye yaptığı kısa ziyaret kapsamında, iki lider önce baş başa bir görüşme gerçekleştirdi, ardından iki ülke heyetlerinin katılımıyla genişletilmiş bir toplantı yapıldı.

Görüşmelerde Gazze’deki son durum ve barış planının ikinci aşamasının uygulanması ayrıntılı biçimde ele alındı. Taraflar, ateşkesin sürdürülmesi gerektiğini vurgularken, devam eden İsrail ihlallerini kınadı; insani yardımların sürdürülebilir şekilde ulaştırılmasının önemine ve Filistinlilerin zorla yerinden edilmesine yönelik her türlü girişimin reddedilmesi gerektiğine dikkat çekti.

Toplantılarda ayrıca Suriye’deki gelişmeler de ele alındı. Erdoğan ve Kral II. Abdullah, Suriye’nin toprak bütünlüğü ve egemenliğinin korunmasının, ülkenin istikrarını sarsmaya yönelik girişimlerin reddedilmesinin ve Suriyelilerin ülkelerine gönüllü ve güvenli şekilde dönüşlerinin sağlanmasının gerekliliğini vurguladı.

Kaynaklara göre, ikili ve genişletilmiş görüşmelerde bölgedeki diğer gelişmeler de değerlendirildi; taraflar, bölgesel istikrarın sağlanması için iş birliği ve ortak çalışma iradesini teyit etti.

efrgt87kı8
Erdoğan ile Ürdün Kralı’nın, iki ülke heyetlerinin katılımıyla gerçekleştirdiği genişletilmiş görüşmelerden bir kare (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Görüşmelere Türkiye tarafında Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, MİT Başkanı İbrahim Kalın ve Cumhurbaşkanlığı Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanı Akif Çağatay Kılıç katılırken, Ürdün tarafından da muhatap isimler yer aldı.

Ürdün Kralı’nın Türkiye ziyareti, Türkiye ile Suriye arasındaki Cilvegözü (Bab el-Hava) sınır kapısı üzerinden Türkiye ve Yunanistan’a yönelik kara taşımacılığının 15 yıl aradan sonra yeniden başlatılmasının hemen ardından gerçekleşti.

Ulaştırma bakanlıkları arasında yürütülen ortak koordinasyon ve çabalar sonucunda gümrük ve idari engellerin kaldırılmasıyla hayata geçirilen uygulama kapsamında, cuma günü üç tır deneme amaçlı olarak Türkiye topraklarına giriş yaptı.

Söz konusu adımın, bölgesel kara taşımacılığı haritasında nitelikli bir sıçrama yaratması ve Ürdün’ü, Suriye ve Türkiye üzerinden Avrupa kıtasına bağlayan önemli bir ticaret hattını yeniden canlandırması bekleniyor. Bu hat, Cilvegözü (Bab el-Hava) ve Öncüpınar (Bab es-Selame) sınır kapıları üzerinden işleyecek.


Arap ve İslam dünyası, İsrail’in Batı Şeria üzerinde egemenlik kurma girişimini reddediyor

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
TT

Arap ve İslam dünyası, İsrail’in Batı Şeria üzerinde egemenlik kurma girişimini reddediyor

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)

Suudi Arabistan, Ürdün, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Katar, Endonezya, Pakistan, Mısır ve Türkiye dışişleri bakanları, İsrail’in işgal altındaki Batı Şeria’da yasa dışı İsrail egemenliğini dayatmayı, yerleşimleri pekiştirmeyi ve yeni bir hukuki ve idari fiili durum oluşturmayı hedefleyen karar ve uygulamalarını en sert ifadelerle kınadı. Söz konusu adımların, Batı Şeria’nın yasa dışı ilhakına yönelik girişimleri hızlandırdığı ve Filistin halkının zorla yerinden edilmesine yol açtığı vurgulandı.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan ortak bildiride, İsrail’in işgal altındaki Filistin toprakları üzerinde herhangi bir egemenliğinin bulunmadığı bir kez daha yinelendi. Bakanlar, İsrail’in Batı Şeria’da sürdürdüğü yayılmacı politikalar ve hukuka aykırı uygulamaların bölgede şiddeti ve çatışmayı körüklediği uyarısında bulundu.

fevfev
İsrail ordusuna ait buldozerler, Batı Şeria’nın Ramallah kentinin batısındaki Şukba köyünde Filistinlilere ait üç evi yıktı. (AFP)

Bakanlar, bu hukuka aykırı uygulamaları kesin bir dille reddettiklerini belirterek, söz konusu adımların uluslararası hukukun açık bir ihlali olduğunu, iki devletli çözümü baltaladığını ve Filistin halkının 4 Haziran 1967 sınırları içinde, başkenti Kudüs olan, bağımsız ve egemen bir devlet kurma yönündeki devredilemez hakkına saldırı niteliği taşıdığını vurguladı. Açıklamada, bu uygulamaların bölgede barış ve istikrarın sağlanmasına yönelik devam eden çabaları da sekteye uğrattığı ifade edildi.

Bakanlar ayrıca, işgal altındaki Batı Şeria’da hayata geçirilen bu yasa dışı uygulamaların hükümsüz ve geçersiz olduğunu, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin özellikle 1967’den bu yana, Doğu Kudüs dahil olmak üzere işgal altındaki Filistin topraklarının demografik yapısını, karakterini ve statüsünü değiştirmeyi amaçlayan tüm İsrail uygulamalarını kınayan 2334 sayılı kararı başta olmak üzere BM kararlarının açık ihlali anlamına geldiğini kaydetti. Açıklamada, 2024 yılında Uluslararası Adalet Divanı (UAD) tarafından yayımlanan danışma görüşüne de atıf yapılarak, İsrail’in işgal altında bulunan Filistin topraklarındaki politika ve uygulamalarının ve bu topraklardaki varlığının hukuka aykırı olduğu hatırlatıldı.

sdfrg
İsrailli askerler, işgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinde yerleşimcilerin yaptığı bir tur sırasında nöbet tutuyor. (Reuters)

Bakanlar, uluslararası topluma yasal ve ahlaki sorumluluklarını üstlenmesi çağrısını yineleyerek, İsrail’i işgal altındaki Batı Şeria’da tehlikeli tırmanışı ve yetkililerinin kışkırtıcı açıklamalarını durdurmaya zorlaması gerektiğini vurguladı.

Açıklamada, Filistin halkının kendi kaderini tayin etme hakkının ve iki devletli çözüm temelinde, uluslararası meşruiyet kararları ile Arap Barış Girişimi doğrultusunda devletini kurma yönündeki meşru taleplerinin karşılanmasının, bölgede güvenlik ve istikrarı garanti altına alacak adil ve kapsamlı bir barışa ulaşmanın tek yolu olduğu ifade edildi.


Irak: Cumhurbaşkanlığı seçim oturumu için tarih belirleme konusunda yine karar veremedi

Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
TT

Irak: Cumhurbaşkanlığı seçim oturumu için tarih belirleme konusunda yine karar veremedi

Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)

Irak parlamentosu, bugün gündemine yeni bir cumhurbaşkanı seçimini dahil etmeyi başaramadı; bu, parlamento seçimlerinin üzerinden iki aydan fazla zaman geçmesine rağmen yaşanan üçüncü başarısızlık oldu.

Bu geri adım, Şii ve Kürt güçleri arasında devam eden siyasi anlaşmazlıkların ortasında geldi; bu anlaşmazlıklar, cumhurbaşkanı adayı konusunda uzlaşmaya varmalarını engelledi ve ülkedeki siyasi çıkmazın devam etmesine neden oldu.

Mevcut Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani, yeni bir hükümet kurma ve cumhurbaşkanı seçme için anayasal sürelerin aşılmasının ardından geçici hükümete liderlik ediyor; bu durum Irak siyasi sahnesini daha da karmaşıklaştırarak, anayasal kurumların etkinliğini zayıflatmaktadır.

Gözlemciler, bu durumun devam etmesinin, siyasi güçler arasındaki gerilim ve bölünme ortamında, devlet çalışmalarında daha fazla olumsuzluğa yol açabileceğine ve diğer anayasal hakların tamamlanmasını geciktirebileceğine dikkat çekiyor.