Fas: Üç farklı seçim ilk defa aynı gün içerisinde düzenlendi

Milli Bağımsızlar Birliği (RNI) ile Özgünlük ve Modernlik (PAM) partilerinin birincilik için yarışması bekleniyor

Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) Genel Sekreteri Sadeddin el-Osmani, oyunu Rabat'ta kullandı (Şarku’l Avsat)
Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) Genel Sekreteri Sadeddin el-Osmani, oyunu Rabat'ta kullandı (Şarku’l Avsat)
TT

Fas: Üç farklı seçim ilk defa aynı gün içerisinde düzenlendi

Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) Genel Sekreteri Sadeddin el-Osmani, oyunu Rabat'ta kullandı (Şarku’l Avsat)
Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) Genel Sekreteri Sadeddin el-Osmani, oyunu Rabat'ta kullandı (Şarku’l Avsat)

Kovid-19 salgını tedbirleri uygulanırken Fas'taki seçmenler dün (Çarşamba) sabahın erken saatlerinde Temsilciler Meclisi (parlamentodaki ilk oda) üyelerini, yerel ve bölgesel (belediye) üyeleri seçmek için sandık başına gitti. Bu seçimler 2011 anayasasından bu yana yapılan üçüncü, Fas Kralı 6. Muhammed yönetimi altındaki beşincisi sayılıyor. Üç farklı seçim ilk defa aynı gün içerisinde düzenleniyor.
İş insanı ve Tarım ve Balıkçılık Bakanı Aziz Akhannouch liderliğindeki Ulusal Bağımsızlar Topluluğu (RNI) ile Özgünlük ve Modernlik (PAM) partilerinin birincilik için yarışacağı, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (PJD) üçüncü, İstiklal Partisi’nin ise dördüncü sırada kalacağı bekleniyor. Her şeyin değişebileceği ihtimali de bir köşede duruyor.
Dün yaptığı açıklamada sandıkların açılımı sürecinin ‘normal’ bir atmosferde gerçekleştiğini belirten İçişleri Bakanlığı, akşam saat 17.00’a dek katılım oranının yüzde 36 olduğunu açıkladı. Birkaç gün önce Şarku'l Avsat'a konuşan kaynaklar, katılım oranının yüzde 40'ı geçeceği tahmininde bulunmuştu. Bu katılım oranı, 2016'da yapılan ve öğlen saat 12.00’e dek yüzde 12 olduğu kaydedilen (öğlen ise yüzde 10) katılım oranına kıyasla yüksek kalıyor.
Gözlemciler, bu yılki seçimlerin ilk defa bir gün içerisinde yapılacak olması dolayısıyla yüksek katılımın kaydedildiğine değiniyor. Nitekim yerel seçimlerde, milletvekili seçimlerine kıyasla yüksek bir katılım kaydediliyor. Cuma günü yerine Çarşamba günü düzenlenmesinin de bu yöndeki sebeplerden olduğu, zirâ cuma namazı dolayısıyla seçimlere katılımın azaldığı da söyleniyor.
PJD Genel Sekreteri Sadeddin el-Osmani ve eşi, oylarını Rabat yakınlarındaki Sale şehrinin Selam mahallesindeki Lfqih Lamrini Lisesi’nde kullandı. Çeşitli bölgelerdeki sandık merkezlerinde dikkate değer bir katılım olduğuna işaret eden Osmani, bunu katılımın yüksek olacağına dair bir gösterge olarak değerlendirdi. Osmani, Rabat'ın çevreleyen bölgede Temsilciler Meclisi'nde yer almak için yarışıyor.
Eşi ve çocukları ile birlikte oylarını Agadir'in Ben Sergao ilçesindeki oy verme merkezinde kullanan Ulusal Bağımsızlar Topluluğu Partisi Başkanı Akhannouch ise Agadir’deki yerel seçimlerde şehrin belediye başkanlığı için yarışıyor.
Oyunu Rabat’taki Riyad mahallesinde İbn Tufeyl Ortaokulu'nda kullanan İstiklal Partisi Genel Sekreteri Nizar Bereke ise Larache şehrinde yasama bölgesi için yarışıyor. Basın açıklamasında bulunan Bereke, “Seçim tarihi, Fas'ın Sahra sorunu, ardından ekonomik durum ve koronavirüs salgını krizinin getirdiği zorluklar ve ayrıca yeni kalkınma modelinin getirilmesi ışığında geliyor” ifadelerine başvurdu.
Riyad mahallesindeki Charif Idrissi Lisesi’nde oy kullanan PAM Genel Sekreteri Abdullatif Vehbi, sandıktan ayrılırken ‘demokrasi için oy verdiğini’ vurguladı. Demokratik süreçte başarıya varışın PAM’ın en büyük hedefi olduğunu göz önünde bulundurarak Faslıları seçimlere katılımlarını artırmaya çağırdı.
Eşiyle birlikte Rabat’ın Mabella mahallesindeki Ümmü’l Benin Ortaokulu'nda oy kullanan İlerleme ve Sosyalizm Partisi'nin Genel Sekreteri Nebil Ben Abdullah ise Rabat'ı çevreleyen bölgenin Temsilciler Meclisi’ndeki koltukları için yarışıyor. Abdullah, oy verdikten sonra yaptığı açıklamada “Krallık genelinde geniş çaplı bir kampanya yürüttük” vurgusunda bulundu. Tüm aktörlerin çalışmalarına övgüde bulunan Abdullah, ‘bu demokratik süreci başarılı kılmak için’ çok sayıda seçmenin sandık başına gitmesi umudunu dile getirdi.
Halk Hareketi Partisi Genel Sekreteri Muhanned el-Ansar, Boulemane bölgesindeki Imouzzer Marmoucha kasabasında oy kullandıktan sonra yaptığı açıklamada bu seçimlerin Fas demokrasisinin pekiştirileceği bir istasyon sayıldığını söyledi. Aynı zamanda “Yasama, bölgesel ve toplu seçimler için oy vermenin önemi göz önüne alındığında bugün Fas ve demokrasimiz için ayrıcalıklı bir gün” ifadelerine başvurdu.
Halk Gücü Sosyalist Birliği Partisi (UNFP) Genel Sekreteri İdris Laşkar ise Rabat’ta oy kullanması ardından yaptığı açıklamada Kovid-19 salgını dolayısıyla istisnai durum ışığında ‘mevcut ve gelecekteki durumlara cevap verme yönünde seçimlerin birincil rolünün öneminden bahsetti.
Anayasal Birlik Partisi (UC) Genek Sekreteri Muhammed Sacid, Kazablanka şehrinde yaptığı oylamanın ardından bulunduğu açıklamada, Fas'ın salgın kısıtlamalarına rağmen üç farklı seçim düzenleme yönünde her düzeyde muazzam çaba sarf ettiğini vurguladı.
Anayasadaki 47. madde Kral’ın Temsilciler Meclisi'nde en fazla sandalyeye sahip partiden başbakanı atayacağını şart koştuğu için dikkatler milletvekili seçimlerini yönetecek partiye çevriliyor. Ancak Fas seçim sistemine göre hiçbir partinin tek başına salt çoğunluğu elde edemeyecek (parlamentoda 395 sandalye mevcut) oluşu, birinci seçilecek partinin bir hükümet koalisyonu oluşturması gerektiği anlamına geliyor.
PJD 2016 yılındaki seçimlerde 125 sandalye kazanmıştı. Ancak seçim sürecinin seçmen bazında değil de seçim listelerinde kayıtlı olanlar bazında yürütülmesi dolayısıyla partinin bu seçimlerde böyle bir sonuç elde etme ihtimali oldukça düşük.
İki dönem üst üste hükümeti yöneten PJD’nin parti dahilindeki sorunlar, İsrail ile normalleşmeye gidilmesinden muhafazakar seçmen tabanının etkilenmesi, Hint keneviri yasa tasarısının onaylanması, özellikle istihdam alanında seçim vaatlerinin yerine getirilmemesi nedeniyle birinci sırayı almakta zorlanacağı düşünülüyor.
Oy sayımına başlanması ve oylamanın sona ermesinin birkaç saat ardından sonuçların açıklanacağı, Temsilciler Meclisi seçimlerindeki kesin sonuçların açıklanması sonrasında ise Muhammed'in başbakan atayacağı bekleniyor. Atanan başbakan, yeni bir hükümet çoğunluğu oluşturmak için parlamentodaki partilerin liderleriyle istişare etmek zorunda kalacak.

 


Trump, Suriye'yi teröre destek veren ülkeler listesinden çıkarmaya karar verdi

ABD Başkanı Donald Trump, 8 Temmuz'da Ankara'daki Beştepe Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde düzenlenen NATO Liderler Zirvesi kapsamında gerçekleştirilen ikili görüşmede Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ile tokalaşıyor. (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump, 8 Temmuz'da Ankara'daki Beştepe Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde düzenlenen NATO Liderler Zirvesi kapsamında gerçekleştirilen ikili görüşmede Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ile tokalaşıyor. (Reuters)
TT

Trump, Suriye'yi teröre destek veren ülkeler listesinden çıkarmaya karar verdi

ABD Başkanı Donald Trump, 8 Temmuz'da Ankara'daki Beştepe Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde düzenlenen NATO Liderler Zirvesi kapsamında gerçekleştirilen ikili görüşmede Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ile tokalaşıyor. (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump, 8 Temmuz'da Ankara'daki Beştepe Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde düzenlenen NATO Liderler Zirvesi kapsamında gerçekleştirilen ikili görüşmede Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ile tokalaşıyor. (Reuters)

Üst düzey ABD’li bir yetkili, Başkan Donald Trump'ın Suriye'nin "teröre destek veren ülkeler" listesinden çıkarılması yönündeki kararını Kongre'ye resmen bildirdiğini açıkladı.

Şarku’l Avsat’ın Reuters'tan aktardığı habere göre, kararın yürürlüğe girmesi için Kongre'nin 45 günlük inceleme sürecini tamamlaması gerekiyor. Bu sürenin ardından karar kesinlik kazanacak.

Trump, bugün erken saatlerde yaptığı açıklamada, ABD'nin hazırladığı teröre destek veren ülkeler listesinden Suriye'yi çıkarmayı düşündüğünü söylemişti. Türkiye'de Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ile gerçekleştireceği görüşme öncesinde gazetecilerin sorularını yanıtlayan Trump, "Sanırım bunu yapacağım" ifadelerini kullandı.

ABD daha önce de Suriye'nin teröre destek veren ülke statüsüne ilişkin kapsamlı bir inceleme yürüttüğünü duyurmuştu. Söz konusu statü, ABD dış yardımları, savunma ihracatı ve bazı mali işlemler üzerinde ciddi kısıtlamalar uygulanmasını öngörüyor.

Trump geçen ay imzaladığı başkanlık kararnamesiyle Suriye'ye yönelik ABD yaptırım programını sona erdirmiş, böylece ülkenin uluslararası finans sisteminden dışlanmasına son verilmesinin önünü açmıştı. Bu adım, Washington'ın iç savaşın ardından Suriye'nin yeniden inşasını destekleme taahhüdünün bir parçası olarak değerlendirilmişti.

Bununla birlikte, Suriye'nin teröre destek veren ülkeler listesinde tutulmasının Trump yönetiminin bölgedeki hedeflerine zarar verdiğine yönelik işaretler giderek güçleniyor. Suriye'nin ilk kez 1979 yılında dahil edildiği bu liste, ülkenin ekonomik toparlanması için ihtiyaç duyduğu ticari anlaşmaların önünde önemli bir engel oluşturmayı sürdürüyor.

Suudi Arabistanlı birçok şirketin, Suriye'nin toparlanmasına destek amacıyla milyarlarca dolarlık yatırım yapmayı planladığı belirtilirken, diğer Körfez ülkeleri de mali yardım sağlama taahhüdünde bulundu.

ABD yönetimi, Suriye'ye yönelik yaptırımların büyük bölümünü kaldırırken, eski Devlet Başkanı Beşşar Esed'e bağlı kişi, kurum ve şirketlere kapsamlı yaptırımlar öngören Caesar (Sezar) Yasası'nı da yürürlükten kaldırdı.

Ancak Washington, yaptırımların Beşşar Esed ve yakın çevresini, insan hakları ihlalleriyle suçlanan kişileri ve bölgenin istikrarını bozduğu değerlendirilen diğer aktörleri hedef almaya devam edeceğini vurguluyor.

Trump, geçmişte El Kaide bağlantılı Nusra Cephesi'nin liderliğini yapan ve 2016 yılında örgütle bağlarını koparan Ahmed eş-Şara'yı övdü. Eş-Şara, 2024 yılının sonlarında İslamcı muhalif gruplardan oluşan bir koalisyona liderlik ederek Esed yönetimini devirmişti.

Eş-Şara'nın bölgede DEAŞ'a karşı yürüttüğü mücadeleyi de destekleyen Trump, "Herkes tarafından saygı görüyor, buna ben de dahilim." dedi.


Trump bugün Şera ile yapacağı görüşmede Suriye’yi ‘teröre destek veren ülkeler’ listesinden çıkaracak mı?

ABD Başkanı Donald Trump, Suriyeli mevkidaşı Ahmed eş-Şera’yı Beyaz Saray’da kabul etti. (Arşiv – Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump, Suriyeli mevkidaşı Ahmed eş-Şera’yı Beyaz Saray’da kabul etti. (Arşiv – Reuters)
TT

Trump bugün Şera ile yapacağı görüşmede Suriye’yi ‘teröre destek veren ülkeler’ listesinden çıkaracak mı?

ABD Başkanı Donald Trump, Suriyeli mevkidaşı Ahmed eş-Şera’yı Beyaz Saray’da kabul etti. (Arşiv – Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump, Suriyeli mevkidaşı Ahmed eş-Şera’yı Beyaz Saray’da kabul etti. (Arşiv – Reuters)

ABD ile Suriye arasındaki yakınlaşmayı destekleyen siyasi çevrelerde, ABD Başkanı Donald Trump’ın Suriye’yi ‘teröre destek veren ülkeler’ listesinden yakın zamanda çıkarmasına yönelik iyimser beklentiler hâkim. Bu adımın, Trump’ın bugün Ankara’da düzenlenen NATO Zirvesi kapsamında Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera ile gerçekleştireceği görüşme sırasında açıklanabileceği öngörülüyor.

Suriye’nin ‘teröre destek veren ülkeler’ listesinden çıkarılması, ülkede özel sektör yatırımlarının önünü açarak Şera yönetimini güçlendirebilir. Medya kaynaklarına göre bu adım, ABD’nin Ortadoğu’daki nüfuzunu artırmasına da katkı sağlayacak. Washington, aynı zamanda İran’la süregelen savaşı sona erdirecek uzun vadeli bir anlaşmaya ulaşmaya çalışıyor.

Bu yıl NATO Zirvesi’ne ev sahipliği yapan Türkiye de söz konusu statünün kaldırılmasını destekledi. Beyaz Saray’dan bir yetkili, “Kendi içinde ve komşularıyla barış içinde yaşayan istikrarlı ve birleşik bir Suriye, Trump’ın barış ve refahın hâkim olduğu bir Ortadoğu vizyonunun temel unsurlarından biridir” dedi. Yetkili, Suriye’nin ‘terör için bir üs haline gelmemesi ve komşuları ile tüm dünya için tehdit oluşturmaması gerektiğini’ de vurguladı.

Trump, geçtiğimiz haziran ayında Suriye’nin ‘teröre destek veren ülkeler’ statüsünün gözden geçirilmesi talimatını vermişti. Dışişleri Bakanlığı’ndan bir yetkili, inceleme sürecinin halen devam ettiğini belirterek, söz konusu statünün kaldırılabilmesi için önce ‘bir dizi adımın’ tamamlanması gerektiğini söyledi.

Bununla birlikte, Suriye’nin bu listede tutulmasının Trump yönetiminin bölgedeki hedeflerine ulaşmasını zorlaştırdığına yönelik işaretler giderek artıyor. İlk kez 1979 yılında Suriye’ye uygulanan ‘teröre destek veren ülke’ sınıflandırması, ülkenin yıkıcı iç savaşın ardından yeniden ayağa kalkabilmesi için ihtiyaç duyduğu ticari anlaşmaların önünde önemli bir engel oluşturmaya devam ediyor.

Güney Carolina Cumhuriyetçi Temsilcisi Joe Wilson yaptığı açıklamada, şirketlerin Suriye’ye yatırım yapmak istediğini ancak ‘teröre destek veren ülke’ statüsünün bunun önünde engel oluşturduğunu söyledi. Wilson, “Şirketler yatırım yapmak istiyor ancak bu sınıflandırma önemli bir engel teşkil ediyor” ifadesini kullanırken, konuyu bizzat ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile görüştüğünü belirtti.

Wilson, “Mükemmel yönetimler aramıyoruz. Ne yazık ki bölünmeden çıkar sağlayan ve Suriye’yi parçalamaya çalışan aktörler var. Bunun arkasında İran’ın nüfuzu ya da dünyanın farklı yerlerindeki aşırılık yanlılarının, egemen, güvenli, barışçıl ve müreffeh bir Suriye’nin kurulmasını engelleme çabaları olabilir” dedi.

FGTRHYJUKI
Deyrizor vilayetinin kırsalındaki el-Ömer petrol sahası... Suriye’nin terörizmle ilişkilendirilmesi, yatırımları kısıtlıyor. (EPA)

Wilson, X hesabından yaptığı paylaşımda, “Başkan Trump ile Tom Barrack, değerli NATO müttefikimiz Türkiye ile birlikte basiretli bir liderlik ve gerçekçi bir vizyon ortaya koydu. Türkiye, Esed yönetimi döneminde on yılı aşkın süre devam eden toplu katliamların ardından Suriye’nin istikrara kavuşmasında kilit rol oynadı. Esed ise hak ettiği şekilde Moskova’ya kaçtı. Biz müttefiklerimize yaptırım uygulamıyor, daha iyi bir gelecek için birlikte çalışıyoruz” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyetçilerin çoğunluğu elinde bulundurduğu ABD Kongresi de geçen yıl parti içi görüş ayrılıklarını aşarak Suriye’ye yönelik Sezar Yasası kapsamındaki yaptırımları kaldırmıştı. Trump yönetimi ayrıca Şera’nın ‘terörist’ olarak sınıflandırılması da dahil olmak üzere diğer önemli kısıtlamaları da iptal etmişti.

Buna karşın, Suriye’nin ‘teröre destek veren ülke’ statüsünü koruması, daha önce Suriye devlet petrol şirketiyle anlaşmalar imzalayan Chevron ve ConocoPhillips gibi enerji şirketleri açısından hukuki belirsizlik yaratıyor. Söz konusu şirketlerin, bu statünün eninde sonunda kaldırılacağı varsayımıyla hareket ettiği belirtiliyor.

Aynı durum, teknoloji şirketlerinin ürünlerini Suriye’ye ihraç etmesini de zorlaştırırken, ülkenin teknoloji alanında Çin’e yönelme ihtimaline ilişkin endişeleri artırıyor.

Bu kapsamda, Nokia’nın Suriye parlamentosuna 30 bin dolar değerinde telekomünikasyon ekipmanı satışı için yaptığı anlaşmanın, ABD’den gerekli lisansın haziran ayında alınmasına kadar geciktiği belirtildi. Bilgi sahibi kaynaklara göre gecikmenin nedeni mevcut hukuki kısıtlamalar oldu.

Ortadoğu Enstitüsü bünyesindeki Suriye Girişimi Direktörü Charles Lister ise yaptığı açıklamada, “Suriye’nin ‘teröre destek veren ülke’ statüsünün sürdürülmesi için hiçbir hukuki ya da yasal gerekçe bulunmuyor. Hiçbir gerekçe yok” dedi.

Lister, “Duyduğum tüm bilgiler, kararın son iki ila üç hafta içinde kesinleştiğine işaret ediyor. Trump da her zamanki tarzıyla bunu Şera’nın yanında açıklamak istiyor” ifadelerini kullandı.


Sudan ordusu, Etiyopya sınırındaki stratejik öneme sahip Kurmuk kasabasını geri aldı

Sudan askerleri (dolaşımda)
Sudan askerleri (dolaşımda)
TT

Sudan ordusu, Etiyopya sınırındaki stratejik öneme sahip Kurmuk kasabasını geri aldı

Sudan askerleri (dolaşımda)
Sudan askerleri (dolaşımda)

Sudan ordusu, bugün ülkenin güneydoğusundaki Mavi Nil Eyaleti'nde, Etiyopya sınırına yakın stratejik öneme sahip Kurmuk kentinin kontrolünü yeniden sağladığını açıkladı. Kent, mart ayından bu yana Hızlı Destek Kuvvetleri'nin (HDK) kontrolündeydi.

Sudan Silahlı Kuvvetleri Sözcüsü Asım Avad, Facebook üzerinden yayımladığı açıklamada, "Silahlı kuvvetler ve destek unsurları, HDK’ye karşı yürütülen şiddetli çatışmaların ardından Kurmuk kentini kurtarmayı başardı" dedi.

Sudan Hızlı Destek Kuvvetleri mensupları (Arşiv- AFP)Sudan Hızlı Destek Kuvvetleri mensupları (Arşiv- AFP)

Avad, HDK ile ona bağlı müttefik güçlerin "can kaybı ve askeri teçhizat açısından ağır kayıplar verdiğini" belirtti.

Açıklamada ayrıca, sivillerin korunması, temel hizmetlerin yeniden sağlanması ve normal yaşamın yeniden tesis edilmesinin ordunun öncelikleri arasında yer aldığı vurgulandı.

Ordu sözcüsü, "Onur Savaşı'nın, HDK ve destekçileri tamamen etkisiz hale getirilene ve ülke topraklarının tamamı güvence altına alınana kadar süreceğini" ifade etti.

Sudan ordusuna bağlı birlikler, Kurmuk kentinde kontrolü ele geçirdiklerini gösterdiği belirtilen görüntüler de paylaştı.

Sudan askerleri el-Kadarif şehrinin sokaklarında devriye geziyor (Arşiv- AFP)Sudan askerleri el-Kadarif şehrinin sokaklarında devriye geziyor (Arşiv- AFP)

Mavi Nil Bölgesi Valisi Ahmed el-Umde de yaptığı açıklamada, "Kahramanca yürütülen bir operasyon sonucunda Kurmuk kenti, HDK ve Joseph Tuka'ya bağlı isyancı unsurlardan temizlendi" ifadelerini kullandı.

El-Umde, bunun Mavi Nil bölgesi ile Sudan genelinde güvenlik ve istikrarın yeniden sağlanması yönünde önemli bir adım olduğunu belirtti.

Mavi Nil cephesinde ilerleme

Sudan ordusu son günlerde Mavi Nil cephesinde önemli ilerlemeler kaydetti. Ordu, bölgenin başkenti Demazin ile Kurmuk'u birbirine bağlayan ana yol üzerindeki Keyli, Makca ve Sarkam yerleşimlerini yeniden kontrol altına aldı.

Buna karşın HDK, bölgedeki çatışmalara ilişkin resmi bir açıklama yapmadı. Ancak örgüte bağlı unsurlar, sosyal medyada yayımladıkları görüntülerle ordunun Kurmuk'a girdiği yönündeki iddiaları yalanladı.

Sudan ordusuna bağlı 4. Piyade Tümeni'nin son günlerde insansız hava araçları (İHA) ve ağır topçu birlikleriyle HDK'nin kent çevresindeki mevzilerine yoğun saldırılar düzenlediği bildirildi.

Etiyopya sınırındaki konumu nedeniyle stratejik öneme sahip Kurmuk, birkaç ay önce HDK'nin öncülüğündeki "Kuruluş (Tesis) İttifakı"nın kontrolüne geçmişti. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre söz konusu ittifakta, Abdulaziz Adem el-Hilu liderliğindeki Sudan Halk Kurtuluş Hareketi-Kuzey (SPLM-N) de yer alıyor.

 Nisan ayında Hartum'daki evinin avlusunda, bombalı saldırıda yaralanan Sudanlı bir kız çocuğu tekerlekli sandalyesinde oturuyor (AP)Nisan ayında Hartum'daki evinin avlusunda, bombalı saldırıda yaralanan Sudanlı bir kız çocuğu tekerlekli sandalyesinde oturuyor (AP)

Mavi Nil bölgesinde son iki ayda çatışmaların şiddeti artarken, ordu ile HDK arasında çok sayıda küçük yerleşim yerinin kontrolü el değiştirdi.

Bu gelişmeler, Sudan ordusunun Etiyopya'yı, HDK'nin Kurmuk ve Mavi Nil bölgesini ele geçirmek amacıyla kendi topraklarını kullanmasına izin vermekle suçlamasının ardından geldi.

İHA saldırılarında siviller hayatını kaybetti

Öte yandan Sudan Doktorlar Ağı, bugün yaptığı açıklamada, Omdurman'ın batısındaki İhracat Yolu'nda HDK'ye ait olduğu belirtilen bir İHA’nın düzenlediği saldırıda aynı aileden 10 kişinin yaşamını yitirdiğini duyurdu.

Açıklamaya göre, hayatını kaybedenler arasında 5 kadın da bulunuyor. Ailenin düğün törenine gitmekte olduğu sırada hedef alınan araç tamamen yanarken, araçta bulunanların tamamı hayatını kaybetti.

Doktorlar Ağı, sivil araçların ve sivillerin hedef alınmasının uluslararası insancıl hukukun açık ihlali olduğunu belirterek, saldırının yönlendirilebilir bir İHA ile kasıtlı şekilde gerçekleştirildiğini savundu.

Acil Durum Avukatları Grubu da pazartesi günü Kuzey Kurdufan eyaletindeki Şa'tut kasabasında düğüne giden sivilleri taşıyan bir araca düzenlenen İHA saldırısında beşi kadın 13 sivilin öldüğünü bildirmişti.

Grup ayrıca salı sabahı Hamra eş-Şeyh bölgesinde su taşıyan bir sivil aracın hedef alındığını ve saldırıda iki kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı.

Afrika Birliği'nden siyasi çözüm çağrısı

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Sudan ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan, Hartum'da Afrika Birliği'nin Sudan Özel Temsilcisi Muhammed Belaiş ile görüştü.

Burhan, Hartum'da Afrika Birliği büyükelçisiyle görüştü (Sovereignty Media)Burhan, Hartum'da Afrika Birliği büyükelçisiyle görüştü (Sovereignty Media)

Belaiş, görüşmenin ardından yaptığı açıklamada, Afrika Birliği Komisyonu'nun Sudan'daki siyasi ve askeri gelişmeler konusunda yönetimle istişarelerini sürdürdüğünü söyledi.

Tarafların, barışın önündeki mevcut engelleri ele aldığını belirten Belaiş, önümüzdeki dönemde ateşkesin sağlanması amacıyla gerilimin düşürülmesi yönündeki çabaların artırılması gerektiğini ifade etti.

Afrika Birliği'nin bütün Sudanlı tarafların katılımıyla kapsayıcı bir siyasi sürecin başlatılmasını desteklediğini vurgulayan Belaiş, ulusal uzlaşı temelinde geniş kapsamlı bir diyalog çağrısını yineledi.

Belaiş ayrıca Afrika Birliği'nin Sudan'ın birliği ve egemenliğine desteğini sürdüreceğini belirterek, önümüzdeki dönemde Birlik yönetiminden üst düzey bir heyetin Hartum'u ziyaret edeceğini açıkladı.