BM Yemen Özel Elçisi Hans Grundberg: Yemenli taraflar "ön koşulsuz" diyaloğa dönmeli

BM Yemen Özel Elçisi Hans Grundberg (Twitter)
BM Yemen Özel Elçisi Hans Grundberg (Twitter)
TT

BM Yemen Özel Elçisi Hans Grundberg: Yemenli taraflar "ön koşulsuz" diyaloğa dönmeli

BM Yemen Özel Elçisi Hans Grundberg (Twitter)
BM Yemen Özel Elçisi Hans Grundberg (Twitter)

Birleşmiş Milletler Yemen Özel Elçisi Hans Grundberg, çatışmanın taraflarını “iyi niyetle ve ön koşulsuz kapsamlı bir çözüm” temelinde barışçıl bir diyaloğa yeniden katılmaya çağırdı.
Grundberg ayrıca Husi milislerine Ma'rib Valiliği'ndeki saldırılarını durdurma çağrısı yaptı. Washington, İran destekli grubu uluslararası örgütün "barış çabalarını baltalamaktan" sorumlu tutarken ayrıca Suudi Arabistan’a yönelik 240'tan fazla Husi saldırısını şiddetle kınadı. Söz konusu saldırılar Suudi Arabistan’da yaşayan 70 bin ABD vatandaşı da dahil olmak üzere ülke genelinde sivilleri riske attı.
BM Yemen Özel Elçisi sıfatıyla Güvenlik Konseyi üyelerine verdiği ilk brifingde Grundberg, bu dosya üzerinde on yıldan fazla bir süre önce çalışmaya başladığını belirterek şunları söyledi: “Yemen, Asya ile Avrupa ve Körfez bölgesi ile Afrika arasındaki limanlardaki konumuyla muazzam bir potansiyele sahip. Ancak çatışmanın karmaşıklığının farkındayım. Güvenlik Konseyi'nin uluslararası kararlara atıfta bulunarak verdiği yetkiye göre, barışçıl, düzenli ve kapsayıcı bir siyasi geçiş sürecinin yeniden başlamasını kolaylaştırmak da dahil olmak üzere yaptığım görevin zorluğu hakkında hiçbir yanılgım yok. Askeri çatışmanın yatakları zaman içinde değişti. 2020'nin başlarından bu yana, Husiler tarafından Marib Valiliği'ne başlatılan sürekli saldırılara odaklanıldı. Bu saldırılar muhakkak son bulmalı.”
BM Hudeyde Anlaşmasını Destekleme Misyonu'nun (UNMHA) kentte "ateşkes ihlallerini azaltma" çabalarına atıfta bulunan Grundberg, “Valiliğin güney bölgelerindeki düşmanlıklar özellikle endişe verici. Taraflar ileriye dönük sürdürülebilir bir yol belirlemek için ortak bir diyalog kurularak bir araya gelmeli. Ayrıca, "düzenli şiddet olayları", temel hizmetlerin bozulması ve ekonominin "sefil bir duruma" gelmesi nedeniyle güney illerindeki tablo ciddi anlamda endişe verici. Riyad Anlaşması uygulanmalı. Güneyli sesler sorumlu bir şekilde barışın şekillenmesinde rol oynamazsa, Yemen'de barış uzun vadede sürmez. Yemen'deki çatışma sınırları aştı, bölgesel güvenliği ve uluslararası su yollarını tehdit ediyor” şeklinde konuştu.
Suudi Arabistan’da sivillerin ve sivil altyapının hedef alınması konusunda özel endişeye sahip olduğunu belirten BM Yemen Özel Elçisi, “Dış aktörler gerginliği azaltmayı teşvik etmeli. Çünkü Yemen'in istikrarı ve Yemen’de barışın sağlanması, tüm bölgenin istikrarı için temel bir gerekliliktir. Devam eden şiddet yakıt ve elektrik kıtlığına ve gıda fiyatlarında artışa yol açtı. Devlet kurumlarının bölünmesi ekonomiyi sekteye uğrattı, vatandaşları ve şirketleri muazzam ve çoğu zaman çelişkili idari gerekliliklerle uğraşmaya zorladı. Sana Havaalanı’nın ticari uçuşlara açılmasıyla birlikte insanların ve ticari malların Taiz'e ve Taiz'den hareketine izin verecek yollar açılmalı. Hudeyde limanı üzerinden yakıt ve mal ithalatına getirilen kısıtlamaların da hafifletilmesi gerekiyor” açıklamalarında bulundu.
Çatışmanın taraflarının, iyi niyetle ve ön koşulsuz olarak, kapsamlı bir çözüm temelinde barışçıl bir diyaloğa girmelerinin zorunlu olduğunu söyleyen Grundberg, “Çatışma hatları boyunca aktörleri bir araya getirmek ve Yemenlileri tüm siyasi bakış açılarından, toplumsal bileşenlerden ve ülkenin her yerinden barışçıl diyaloğa dahil etmek için hiçbir çabadan kaçınmayacağım” dedi.
Yemen Cumhurbaşkanı Abdurabbu Mansur Hadi ve Yemen hükümetinin diğer üyeleriyle görüşmek üzere yakında Riyad'a gideceğini ve Husi liderleri ve Sana'daki diğer aktörler ve Yemen'deki siyasi aktörlerle görüşmeyi dört gözle beklediğini açıklayan BM yetkilisi, “Riyad, Maskat, Abu Dabi, Kuveyt, Tahran, Kahire ve diğer bölgelerdeki bölgesel liderlerle görüşmeyi planlıyorum” dedi.
ABD'nin Birleşmiş Milletler Daimi Büyükelçi Yardımcısı Richard Mills, Husilerin Yemen'e istikrar getirmek için yıllardır sürdürülen "çabaları baltalamaya devam etmesinden" üzüntü duyduğunu dile getirdi. Mills, “Husiler, 29 Ağustos'ta Anad Hava Üssü'ne insansız hava aracı ve füzelerle saldırdılar. Bu saldırı sonucunda en az 30 kişi öldü. İki gün sonra, Suudi Arabistan'ın Abha kentindeki ticari havaalanına bir drone saldırısı daha gerçekleştirdiler ve sekiz sivilin yaralanmasına neden oldular. ABD bu saldırıları şiddetle kınıyor. Husiler, Suudi Arabistan’a yönelik 240'tan fazla saldırı düzenlediler. Bu saldırılar orada yaşayan 70 bin Amerikan vatandaşı da dahil olmak üzere ülke genelinde sivilleri riske attı. İran destekli grup, Safer petrol tankerinin değerlendirilmesi ve onarımı konusunda Birleşmiş Milletler ile müzakerelerde uzun, gereksiz ve tehlikeli gecikmeyi sürdürüyor. Safer ile ilişkili çevre, halk sağlığı ve ekonomi çerçevesinde meydana gelen riskler çok ciddi ve siyasi bir pazarlık kozu olarak kullanılamayacak kadar geniştir” dedi.



ABD’den Hizbullah’la iletişim için şartlı bir pencere

Dün Lübnan'ın güneyindeki Beyt Siyad kasabasına düzenlenen İsrail saldırısının ardından yükselen duman, (AFP)
Dün Lübnan'ın güneyindeki Beyt Siyad kasabasına düzenlenen İsrail saldırısının ardından yükselen duman, (AFP)
TT

ABD’den Hizbullah’la iletişim için şartlı bir pencere

Dün Lübnan'ın güneyindeki Beyt Siyad kasabasına düzenlenen İsrail saldırısının ardından yükselen duman, (AFP)
Dün Lübnan'ın güneyindeki Beyt Siyad kasabasına düzenlenen İsrail saldırısının ardından yükselen duman, (AFP)

ABD, Lübnan Hizbullah’ı ile iletişim için şartlı bir kapı aralarken, örgütten silahlarını teslim etmesini istiyor.

ABD’nin Lübnan Büyükelçisi Michel Isa dün yaptığı açıklamada, Washington’un Hizbullah’la müzakere edeceğini hiçbir zaman söylemediğini belirterek, “Eğer parti müzakereye hazırsa veya bize sunabileceği bir şey varsa, bu mümkün” ifadelerini kullandı. 

Isa, Lübnan ile İsrail arasındaki müzakerelerin de sürdüğünü ve Roma’da yürütülen görüşmelerin teknik nitelikte olduğunu söyledi. İsrail’in saldırılarının devam ettiğini belirten büyükelçi, Hizbullah’ın ateşkese uymadığını ve İsrail’in güney Lübnan’dan çekilmesi karşılığında silahlarını Lübnan ordusuna teslim etmeyi taahhüt etmediğini ifade etti.

Lübnan ise savaş yerine İsrail’le müzakere yolunda ilerlemekte ısrar ediyor.

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, bu kapsamda, “Savaşın yol açtığı felaket ve trajedilerden kaçınmak için müzakere kararı aldık” dedi.

Görevin kolay ve hızlı olmayacağını, önlerinde engeller ve zorluklar bulunduğunu kabul eden Avn, hedeflerin ortak olduğunu belirterek şunları söyledi: “Güneyin kurtarılması, ordunun sınıra kadar konuşlandırılması, esirlerin geri alınması, halkın evlerine dönmesi ve yeniden imar.”

Avn, bu hedeflerin savaş yoluyla gerçekleştirilemeyeceğinin görüldüğünü belirterek, “Dolayısıyla müzakereden başka seçenek yok” ifadesini kullandı.


Sudan Diyaloğu muhalefetin kapısını çalıyor

Sudan Diyaloğu Komitesi üyesi Avukat Nebil Adib
Sudan Diyaloğu Komitesi üyesi Avukat Nebil Adib
TT

Sudan Diyaloğu muhalefetin kapısını çalıyor

Sudan Diyaloğu Komitesi üyesi Avukat Nebil Adib
Sudan Diyaloğu Komitesi üyesi Avukat Nebil Adib

Sudan’da bağımsız ulusal bir komite, Sudanlılar arası diyaloğun başlatılmasına yönelik hazırlıkları gelecek haftanın başında başkent Hartum’dan duyurmaya hazırlanıyor. Diyalog oturumlarının tarihi ise siyasi, sivil ve toplumsal güçlerle yapılacak istişarelerin ardından belirlenecek. 

Komite üyesi hukukçu Nebil Adib, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, komitenin görevinin diyaloğu organize etmek ve önündeki engelleri kaldırmak olduğunu, katılımcılara herhangi bir karar dayatmayacağını söyledi. Adib ayrıca komitenin hükümetle bağlantısının bulunmadığını vurguladı.

18 üyeden oluşan ve ileride genişletilmesi planlanan komite, yurt dışındaki muhalif güçlerle de temas kurmayı hedefliyor. Bu kapsamda, eski Başbakan Abdullah Hamduk’un liderliğindeki “Sumud” ittifakı başta olmak üzere muhalefet çevrelerini diyaloğa katılmaya ikna etmeye çalışacak.

Komite, Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan’ın verdiği güvencelere dayanıyor. Burhan, devletin diyaloğa katılacak tarafların, gündemin veya ortaya çıkacak sonuçların belirlenmesine müdahale etmeyeceği ve muhaliflere hukuki ve güvenlik açısından koruma sağlanacağı yönünde güvence vermişti.

Ancak bazı sivil güçler, savaşan taraflardan birinin kontrolündeki bölgelerde gerçekleştirilecek bir diyaloğa katılmayı reddediyor.

Komite, planının ayrıntılarını gelecek hafta Hartum’da düzenleyeceği basın toplantısında açıklayacak. Bu süreçte, İslamcı hareketin ve kapatılan siyasi kanadı Ulusal Kongre Partisi’nin diyaloğa katılıp katılmaması konusundaki anlaşmazlıklar da devam ediyor. 

 


Silahların devlet kontrolüne alınması hukuki bir süreç

Irak Başbakanı Ali Zeydi, İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf ile Bağdat’ta, 19 Ağustos 2026 (Başbakanlık Basın Ofisi)
Irak Başbakanı Ali Zeydi, İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf ile Bağdat’ta, 19 Ağustos 2026 (Başbakanlık Basın Ofisi)
TT

Silahların devlet kontrolüne alınması hukuki bir süreç

Irak Başbakanı Ali Zeydi, İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf ile Bağdat’ta, 19 Ağustos 2026 (Başbakanlık Basın Ofisi)
Irak Başbakanı Ali Zeydi, İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf ile Bağdat’ta, 19 Ağustos 2026 (Başbakanlık Basın Ofisi)

Irak hükümeti bügün yaptığı açıklamada, Başbakan Ali Zeydi’nin silahlı gruplar konusunda artan baskılar karşısında “istifa etmeyi düşünmediğini ve düşünmeyeceğini” bildirdi. Hükümet, silahların devletin kontrolünde toplanması dosyasını “hukuki kanallar aracılığıyla ele alınması gereken anayasal bir ilke” olarak gördüğünü vurguladı. Bu açıklama, Koordinasyon Çerçevesi içindeki bazı güçlerin hükümeti planlarından geri adım atmaya zorladığı yönünde iddiaların gündeme geldiği bir dönemde yapıldı. İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf’ın da silahların devletin kontrolüne alınması planının “göstermelik bir projeye” dönüştürülmesini istediği öne sürüldü.

Irak Başbakanı’nın Sözcüsü Haydar el-Abudi, Şarku’l Avsat’a yaptığı özel açıklamada, “Zeydi, hükümet programında Irak halkına devlet otoritesini güçlendirme ve hukukun üstünlüğünü tesis etme konusunda ilerleme sözü verdi” dedi.

Abudi, “Hükümet, silahların devletin kontrolüne alınması sürecinde önemli ve somut adımlar attı ve Irak’ın egemenliği ile ulusal çıkarlarının gerekleri doğrultusunda bu yaklaşımı tamamlamaya kararlı” ifadelerini kullandı.

Abudi’ye göre hükümet, silahlar dosyasını “ülkenin yüksek çıkarları, egemenliği, istikrarı ve uluslararası ilişkileri doğrultusunda, devlet kurumları ve hukuki kanallar aracılığıyla ele alınması gereken anayasal bir ilke” olarak değerlendiriyor.

Hükümetin bu konudaki kararlılığını açıklaması, planın uygulanması sırasında karşı karşıya olduğu baskıların boyutunu ortadan kaldırmıyor. Özellikle Zeydi, hükümetinin başarısını daha başından itibaren devlet otoritesini güçlendirme ve dış yükümlülüklerini yerine getirme kapasitesine bağladı.

Başbakan Zeydi’nin bu baskılar karşısındaki geleceğine ilişkin soruya yanıt veren hükümet sözcüsü Haydar el-Abudi, “İstifa, silahların devletin kontrolüne alınması dosyasıyla başa çıkmanın bir yolu olmadı ve olmayacak” dedi.

Abudi, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Irak hükümeti sorumluluklarını yerine getirmeyi ve başlattığı uygulama adımlarını, devlet otoritesini güçlendiren ve ulusal karar birliği ile Irak’ın yüksek çıkarlarını koruyan açık bir ulusal vizyon doğrultusunda tamamlamayı sürdürüyor”dedi.

Devletin silah üzerindeki tekelinin sağlanması, daha önce “Devlet Yönetimi Koalisyonu” çatısı altında yer alan siyasi güçlerin üzerinde mutabık kaldığı yükümlülüklerden biriydi. Koalisyon, 6 Ağustos’ta bu taahhüdün uygulanmasına verdiği desteği yineleyerek, 30 Eylül’den sonra silahların devlet kontrolüne alınmasına ilişkin takvime uyulması çağrısında bulundu. Koalisyonun açıklamasına göre bu tarihten sonra devlet dışındaki silahlı faaliyetler Terörle Mücadele Yasası kapsamında ele alınacak.

Zeydi de 14 Temmuz 2026’da Beyaz Saray’da gerçekleştirdiği görüşmede, 30 Eylül’de sona erecek süre sonunda Irak’ta hiçbir silahlı grubun silah taşımasına izin vermeyeceğini taahhüt etti. Bu tarih aynı zamanda ABD güçlerinin Irak’tan çekilmesinin tamamlanacağı tarihle örtüşüyor.

hyju
Irak Başbakanı Ali Zeydi, İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf ile 19 Ağustos 2026'da Bağdat'ta (Başbakanlık Basın Ofisi).

3 Haziran 2026’da ilk kez ilan edilen silahların devlet kontrolüne alınması sürecine şu ana kadar Mukteda es-Sadr liderliğindeki Seraya es-Selam Tugayları, Kays el-Hazali liderliğindeki Asaib Ehl el-Hak ve Şibl Zeydi’ye bağlı İmam Ali Tugayları katıldı. İmam Ali Tugayları, Haşdi Şabi saflarında bulunan savaşçılarından “siyasi ayrışma” kararı aldığını açıklamıştı.

Buna karşılık Hizbullah Tugayları, Nüceba Hareketi ve Seyyidü’ş-Şüheda Tugayları planı reddetti. Bunlardan bazıları hükümeti “göze göz” ilkesini uygulamakla tehdit ederken, taraflar arasında çatışma yaşanabileceği yönünde uyarılar yapıldı. Zeydi ise geçen hafta yaptığı açıklamalarda böyle bir ihtimali dışladı.

Silahları kâğıt üzerinde kısıtlamak

Son haftalarda İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf’ın Bağdat ziyaretinin ardından “güç dengelerinin değiştiği” değerlendirmesi yapıldı. Bu ifadeyi Koordinasyon Çerçevesi’nden bir lider kullandı.

İranlı yetkililerin Bağdat ziyaretlerinde de dikkat çekici bir artış yaşandı. Geçen pazartesi, İran dini lideri Mücteba Hamaney’in temsilcisi Muhsin Kumi Bağdat’a geldi ve Zeydi’nin de katıldığı iktidar koalisyonu toplantısının bir bölümünde bulundu. Bunun öncesinde ise silahlı gruplar, Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani’nin kamuoyuna duyurulmayan ziyaretleri hakkında haberler sızdırmıştı.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklar, Kalibaf’ın Koordinasyon Çerçevesi liderlerine, silahlı gruplardan vazgeçmemeleri ve hükümetin bu grupların silahlarını muhafaza etme kapasitesini ortadan kaldırmasını engellemeleri çağrısında bulunduğunu aktardı.

Kalibaf’ın, Koordinasyon Çerçevesi’nin “silahların devlet kontrolüne alınması projesini yalnızca göstermelik bir projeye dönüştürme konusunda üzerine düşeni yapması gerektiğini” söylediği öne sürüldü. Kalibaf ayrıca İran’ın, ABD’nin Bağdat’taki güç dengelerini değiştirmesine izin vermeyeceğini belirtti.

Kalibaf, ziyaretinin sonunda Necef’te yaptığı açıklamada, “Bölgede yeni bir güvenlik düzeninin oluştuğunu ve Irak’ın bu düzende İran’ın ilk ortağı olduğunu” belirtmişti.

fvgbhyju
Irak’taki Nüceba Hareketi mensupları, 8 Ekim 2023’te Bağdat’ta İsrail’e karşı “Aksa Tufanı” operasyonuna destek amacıyla düzenlenen gösteride, (AFP)

Silahlı grupların, Tahran’dan acil destek aldıktan sonra müzakere gücü kazandığı görülüyor. Devlet Yönetimi Koalisyonu’ndan üst düzey bir danışman, “İranlı yetkililer müdahale ederek silahların devlet kontrolüne alınması planının ertelenmesini ve yöntemin değiştirilmesini talep etti. Silahların çekilmesi yerine, silahlı grupların silahlarını kullanmamasını da içeren karşılıklı güvenceler verilmesini istediler” dedi.

Seyyidü’ş-Şüheda Tugayları sözcüsü Kazım el-Fertusi ise “direniş gruplarının, silahlarından vazgeçmeleri konusunda ikna olabilmeleri için hükümetten silahlarının yerine kullanılabilecek güçlü ve güvenilir bir alternatif bulmasını istediklerini” söyledi.

Fertusi, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Gruplar, silahlarının yerine geçecek alternatif konusunda güvence istiyor” dedi.

İzolasyondan endişe etmeyin

Güvencelere ilişkin bu söylem, son dönemde kullanılan dilin silahların devlet kontrolüne alınmasından, silahların “düzenlenmesine” doğru değiştiğini gösteriyor.

Koordinasyon Çerçevesi’nden iki yetkili, içindeki bazı tarafların İran’dan gelen baskıyı “hükümeti planlarını değiştirmeye yöneltmek için hızlanan girişimlere” dönüştürdüğünü söyledi.

Yetkililerden biri Şarku’l Avsat’a, koalisyon liderlerinin ikili görüşmeler ve ortak toplantılar sırasında Başbakan’a, “silahların devlet kontrolüne alınması planının zamanında uygulanamaması halinde Bağdat’ın ABD yaptırımlarından veya uluslararası izolasyondan endişe etmemesi gerektiğini” söylediklerini kaydetti.

Irak kamuoyunda, Irak Devrim Muhafızları tarafından yönetildiği belirtilen silahlı grupların silahlarını ellerinde tutmasına izin verilmesinin “yüksek bir maliyeti olacağı” yönünde görüş hâkim. Nitekim Irak Kürdistan Bölgesi Başkanı da ağustos ortasında yaptığı televizyon açıklamasında, “Bağdat, grupların silahları konusunda çözüm bulamazsa uluslararası izolasyon yaklaşıyor” ifadelerini kullandı.

Ancak kaynaklara göre Koordinasyon Çerçevesi’ndeki bazı liderler, mevcut koşullarda yaptırım veya izolasyon ihtimalinin Irak için oldukça uzak olduğunu düşünüyor. Onlara göre ABD ve diğer ülkeler, İran’la yaşanan savaş döneminde stratejik rezervlerde meydana gelen kayıpları telafi etmek amacıyla Irak petrolüne ihtiyaç duymaya devam edecek. Bu durumun da Bağdat’a geniş kapsamlı ekonomik yaptırımlar uygulanmasını zorlaştıracağı savunuluyor.

Bu liderler, hükümet başkanına bu değerlendirmeyi esas alarak silahlı grupların silahlarının devlet kontrolüne alınması planından geri adım atmasını önerdi. Bazıları ayrıca “Irak petrolünün uluslararası piyasalar açısından stratejik değer taşıyacağı ve bunun Washington’un Bağdat’a karşı ekonomik yaptırım uygulama kapasitesini sınırlayacağı” gerekçesiyle, yolsuzlukla mücadele kampanyasının da sona erdirilmesi yönünde baskı yaptı.

Ancak kaynaklara göre Başbakan Zeydi bu değerlendirmeyi reddetti.

Üst düzey bir yetkili Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Zeydi’nin “uluslararası taahhütlerinden geri adım atmaya zorlandığını düşünmesi halinde istifayı bir seçenek olarak gördüğünü” söyledi.

Zeydi’ye yakın bir kaynak ise “Zeydi, Koordinasyon Çerçevesi ve ona müttefik güçlerin kendisine, yaklaşık üç ay önce kurduğu hükümetin sorumluluğunu paylaşan bir ortak olarak değil, rakip bir taraf olarak davrandığı kanaatinde” değerlendirmesinde bulundu.

dfergthy
Irak hükümeti Başbakanı Ali Zeydi, ABD Büyükelçiliği Maslahatgüzarı Joshua Harris ile görüştü, (Başbakanlık Basın Ofisi)

Silahlı gruplar ise Zeydi’nin siyasi geleceğini öncelikli mesele olarak görmüyor. Kazım el-Fertusi, “Başbakanın istifası kişisel bir hak ve siyasi bir karardır. Bunun muhatabı Koordinasyon Çerçevesi’dir; istifa hiçbir zaman silahlı grupların talebi olmadı” dedi.

Zeydi liderliğinde yeni bir yönelim

Hükümet ile Koordinasyon Çerçevesi içindeki müttefikleri arasında, Irak’ın uluslararası taahhütlerinden geri adım atmasının maliyeti konusunda ortaya çıkan görüş ayrılığının, ülkenin siyasi güvenilirliği ve hükümetin geleceği üzerinde uzun süreli etkileri olabileceği değerlendiriliyor.

Batılı çevrelere göre Şii siyasi güçlerin tutumlarındaki sürekli değişim, İran’ın kritik kararları erteleme yönteminin yansıması.

2019-2023 yılları arasında Irak’ta görev yapan Batılı bir diplomat, “İran’ın Irak’taki müttefikleri, ellerinden geldiğince Tahran’daki rejim için zaman kazanmaya çalışıyor” değerlendirmesinde bulundu.

Bununla birlikte Washington, Bağdat’taki fırsatını korumaya çalışıyor. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, kimliğinin açıklanmaması şartıyla Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Irak, Zeydi’nin liderliğinde ABD ile tam ortaklık içinde yeni bir yöne girdi” dedi.

Sözcü, Washington’un Zeydi’nin “terörden arındırılmış Irak” vizyonunu ve “Irak topraklarından gerçekleştirilen saldırıların ve Irak’a yönelik saldırıların önlenmesi” hedefini desteklediğini belirtti.

Koordinasyon Çerçevesi’nden siyasi bir danışman ise ABD Maslahatgüzarı Joshua Harris’in Koordinasyon Çerçevesi liderlerine, Washington’un “devlet otoritesinin tesis edilmesi ve kontrolsüz silahlı grupların nüfuzuna son verilmesi yönündeki temel hedefin gerçekleştirilmesi için gelecek eylül ayının sonunu büyük bir sabırsızlıkla beklediğini” söylediğini ifade etti.

Zeydi, silahlı gruplarla başa çıkma konusunda sorun yaşayan ilk Irak başbakanı değil. Ancak önündeki sınav, silahların devlet kontrolüne alınması konusundaki taahhütlerini yerine getirirken aynı zamanda içerideki ve dışarıdaki çok yönlü baskılar karşısında siyasi bütünlüğü koruma açısından emsalsiz bir nitelik taşıyor.