Rusya’dan Suriye’nin kuzeybatısına yoğun bombardıman

Türk ve Rus güçleri Ayn el-Arab’da ortak devriye icra etti.

Dün Rus bombardımanı sonrasında İdlib’in güneyinde Türk noktası yakınından yükselen dumanlar (İdlib Haberleri)
Dün Rus bombardımanı sonrasında İdlib’in güneyinde Türk noktası yakınından yükselen dumanlar (İdlib Haberleri)
TT

Rusya’dan Suriye’nin kuzeybatısına yoğun bombardıman

Dün Rus bombardımanı sonrasında İdlib’in güneyinde Türk noktası yakınından yükselen dumanlar (İdlib Haberleri)
Dün Rus bombardımanı sonrasında İdlib’in güneyinde Türk noktası yakınından yükselen dumanlar (İdlib Haberleri)

Rus savaş uçakları Suriye’nin kuzeybatısındaki İdlib’in güney kırsalındaki bölgeler ile Halep kırsalını bombalamaya devam etti. Türk ve Rus ordusunun Suriye’nin kuzeydoğusunda ortak devriye gezdiği bir dönemde İdlib’de bulunan Türk askeri noktasının yakınındaki bir alan da Rus uçakları tarafından bombalandı.
Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR) vakum bombası kullanan Rus savaş uçaklarının İdlib’in güneyindeki Gerginliği Azaltma Bölgesi’ne yönelik hava saldırılarına devam ettiğini bildirdi. Gözlemevi’ne göre, Rus savaş uçakları dün (pazartesi) sabah saatlerinde İdlib’in güneyindeki Deyr Sünbül’e bağlı bölgeler ve Cebel Zaviye’ye bağlı El-Bare beldesinin çevresine 15 hava saldırısı düzenledi. Bu saldırılardan biri El-Bare yakınlarında yer alan bir Türk askeri noktası yakınındaki bir alanı hedef aldı. Gözlemevi, saldırılar sonucu can kaybı veya yaralıların olup olmadığına ilişkin bilgi vermedi. Gözlemevi ayrıca İdlib’deki saldırılarla eşzamanlı olarak Rus savaş uçaklarının Halep’in batısındaki Şeyh Süleyman Cephesi ve Dare İzze kenti çevresine de hava saldırıları düzenlediğini ve saldırılarda bir kişinin yaralandığını belirtti.
Gözlemevi, Curin ve Kefrenbel karargahlarında konuşlu rejim güçlerinin de dün sabah saatlerinde karadan Hama’nın batısındaki Sehl El-Gab’a bağlı Harbe Nakus, Ziyare, Ankavi ve Kastun köyleri ile İdlib kırsalında bulunan El-Bare, Kensafra, Kefravid ve Fuleyfel beldeleri ile Afes köyü çevresine yoğun top atışları gerçekleştirdiğini aktardı. Gözlemevi, saldırılarda bir sivilin ağır yaralandığını ve sivillerin mülklerinde maddi hasar meydana geldiğini aktardı.
Suriye Müdahale Koordinatörlüğünden aktivist Eyhem el-Hasan, “Rus savaş uçakları İdlib’in güney ve batısındaki Cebel Zaviye’ye bağlı bölgelere günlük olarak hava saldırıları düzenliyor. Bu sırada rejim güçleri ve onları destekleyen milisler de aynı bölgeleri bombalıyor. Rus ve İran keşif uçakları İdlib’in güneyinde Suriyeli muhalif grupların kontrolündeki bölgelerin üzerinde aralıksız uçuşlar gerçekleştiriyor. İdlib’in güneyindeki Gerginliği Azaltma Bölgesi kapsamında yer alan Eriha kenti, El-Bare, Ahsam, Meriyan, Kensafra, Fuleyfel, Afes, Deyr Sünbül, Futeyra, Mevzere ve Ayn Laruz bölgeleri Haziran 2021’den bu yana rejim güçleri ve İranlı milislerin düzenlediği yaklaşık 520 saldırı ile hedef alındı. Bu saldırılarda aralarında 70’ten fazla çocuk ve kadının bulunduğu 142 sivil hayatını kaybetti, vatandaşların evleri ve mülkleri büyük bir yıkıma uğradı” diye konuştu.
El-Hasan, Suriyeli muhalif grupların Kefr Batah köyünde rejim güçlerine ait bir askeri mevziyi ağır topçu ateşiyle hedef aldığını ve İdlib’in doğusundaki Serakib kenti cephesinde sivil bölgelerin bombalanmasına misilleme olarak rejime bağlı bir keskin nişancının öldürüldüğünü bildirdi.

Rusya ve Türkiye’den karşılıklı açıklamalar
Suriye’deki iki garantör ülke Rusya ve Türkiye’deki yetkililer sahadaki gelişmeler nedeniyle karşı karşıya geldi. Türkiye Savunma Bakanı Hulusi Akar, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un İsrailli mevkidaşıyla geçtiğimiz günlerde düzenlediği ortak basın toplantısında yaptığı açıklamaya yanıt verdi. Nitekim Lavrov, Türkiye’yi Suriye’nin kuzeybatısındaki İdlib’de imzalanan anlaşmaya bağlı kalmamakla suçladı. Bakan Akar bu suçlamaya verdiği yanıtta, “Rusya Federasyonu ile yaptığımız görüşmeler sonrasında imzalanan mutabakatlar var. Biz bu mutabakatlara uyuyoruz. Muhataplarımızın da bu mutabakatlara uymalarını bekliyoruz” ifadesini kullandı.
İdlib’de ateşkes üzerinde çalışılmasını, istikrarın en kısa zamanda güvence altına alınmasını, kentin güvenli bir bölge haline getirilmesini ve Suriyelilerin güven içinde yaşayacağı bir çevre hazırlanmasını talep eden Lavrov, “Bu, orada yaşayan insanların selameti ve güvenliği ve aynı şekilde her ne şekilde olursa olsun yeni bir göç dalgasını önlemek için önemlidir” dedi. Bakan Lavrov, Türkiye’nin yeni bir göç dalgası yükünü kaldıramayacağını da belirtti.
Bakan Akar’ın konuşması, Lavrov’un 9 Eylül Perşembe günü Moskova’da İsrailli mevkidaşı ile düzenlediği basın toplantısında yaptığı konuşmanın ardından geldi. Lavrov konuşmasında, Ankara’nın Suriye'nin İdlib kentinde muhalifleri teröristlerden ayırmaya yönelik anlaşmaların uygulamasını henüz tamamlayamamış olmasından dolayı Moskova’nın üzüntü duyduğunu belirtti.
Lavrov, konuşmasının devamında, “Rusya, ordu kanalıyla Türkiye'ye bu sorunun çözümüne katkıda bulunabilecek belirli yollar önermektedir. Güvenlik Konseyi’nin 2254 sayılı kararına göre bu durumu çözmenin tek yolu Türk meslektaşlarımızın Başkan Vladimir Putin ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında iki yıldan fazla zaman önce varılan anlaşmaların uygulamasını tamamlamasıdır. Bu anlaşmalar, ılımlı muhalifleri teröristlerden, özellikle de Rusya’da terör örgütü olarak kabul edilmesi dolayısıyla yasaklı örgüt olan Heyet Tahrir Şam’dan ayırmayı öngörüyor. Bu süreç fiili olarak başladı fakat kesinlikle tamamlanmadı ve halen yapılması gereken çok şey var” dedi.
Gözlemevi, Türk ve Rus askeri güçlerinin Suriye’nin kuzeydoğusunda yeni bir ortak devriye icra ettiğini bildirdi. Gözlemevi’nin aktardığına göre Türk ve Rus askeri araçları Ayn El-Arab’ın (Kobani) batı kırsalındaki Aşme Sınır Kapısı’ndan başlayarak bölge kırsalındaki köyleri gezdi ve başlangıç noktasına döndü. Bu ortak devriye, iki taraf arasındaki rutin devriye faaliyeti kapsamında gerçekleşti.



İsrail seçimlerinin seyrini belirleyecek 4 başlık

Kudüs’te Likud Partisi lehine yürütülen seçim kampanyasına katılanlar. (AP)
Kudüs’te Likud Partisi lehine yürütülen seçim kampanyasına katılanlar. (AP)
TT

İsrail seçimlerinin seyrini belirleyecek 4 başlık

Kudüs’te Likud Partisi lehine yürütülen seçim kampanyasına katılanlar. (AP)
Kudüs’te Likud Partisi lehine yürütülen seçim kampanyasına katılanlar. (AP)

İsrailli seçmenler bugün 2023’te Hamas’ın gerçekleştirdiği saldırıya yol açan güvenlik zaaflarının soruşturulması, Ultra-Ortodoks Yahudilerin zorunlu askerlik hizmeti ve ekonomi başta olmak üzere temel konulardaki tercihlerini belirleyecek.

İşte İsrail’deki parlamento seçimlerinin gündemini oluşturan başlıca konular:

7 Ekim saldırısına ilişkin hesap verebilirlik

Çok sayıda İsrailli, 7 Ekim 2023’te Gazze’den İsrail’in güneyine düzenlenen ve benzeri görülmemiş boyutlara ulaşan saldırı öncesindeki güvenlik zaaflarının nedenlerini araştırmak üzere bağımsız ve resmî bir soruşturma komisyonu kurulmasını talep etti.

İsrail tarihinin en fazla can kaybına yol açan saldırısı olan olayda bin 221 kişi hayatını kaybetti. Saldırı, ülkede derin bir ulusal travmaya neden oldu. Etkileri, İsrail’in siyasi yaşamında, toplumunda ve kolektif hafızasında hâlâ hissediliyor.

Muhalefet partileri, iktidara gelmeleri hâlinde böyle bir komisyon kurulmasını en öncelikli hedefleri arasına alacaklarını belirtiyor. Muhalefet, İsrail’in geçmişte yaşanan ulusal krizlerin ardından benzer soruşturma komisyonları kurduğunu hatırlatıyor.

Ancak Başbakan Binyamin Netanyahu hükümeti bu öneriye karşı çıkıyor ve saldırının önlenememesinden güvenlik kurumlarını sorumlu tutuyor.

Hükümet bunun yerine üyeleri siyasetçiler tarafından atanacak ortak bir soruşturma komisyonu kurulmasını önerdi. Muhalefet lideri Yair Lapid ise önerilen komisyonun amacının “sorumluları aklamak ve Yahudi halkının Holokost’tan bu yana yaşadığı en büyük felakete ilişkin gerçek bir soruşturmayı engellemek” olduğunu savundu.

Güvenlik stratejisi

İsrail’in güvenlik doktrini onlarca yıl boyunca üç temel ilkeye dayanıyordu: güçlü istihbarat, caydırıcılık ve kısa süreli savaşlar. Ancak bu yaklaşım, 7 Ekim 2023 saldırısının ardından değişti.

Hükümet, uzun süreli askerî harekâtlara yöneldi. Hamas’ın saldırısının ardından başlayan savaşın üzerinden iki yıldan fazla zaman geçmesine rağmen İsrail, kırılgan bir ateşkes ilan edilmiş olmasına rağmen Gazze Şeridi’nin geniş bölgelerini işgal altında tutmaya devam ediyor.

İsrail ayrıca Gazze’deki savaş ve İran’la yaşanan çatışmalar bağlamında Hizbullah’a karşı Lübnan’da yürüttüğü iki ayrı savaşın ardından ülkenin güneyindeki geniş bölgeleri kontrol altında tutuyor. Beşşar Esed yönetiminin devrilmesinden sonra Suriye’de de bazı bölgelere ilerleyen İsrail, bu bölgelerde kalma niyetini açıkladı.

İşgal altındaki Batı Şeria’da art arda askerî operasyonlar düzenleyen İsrail, nisan ayında ateşkes ilan edilmesinden bu yana çatışmalara katılmamış olsa da ABD ile birlikte İran’la savaş hâlini sürdürüyor. Ayrıca Yemen’de İran destekli Husilere yönelik saldırılar gerçekleştiriyor.

İsrail içinde bu yeni güvenlik doktrini, ülkenin aynı anda birden fazla cephede askerî güçlerini seferber durumda tutma kapasitesine ilişkin soru işaretleri yaratıyor. 2023’ten bu yana on binlerce yedek asker defalarca göreve çağrıldı. Bu durum, aile ve iş yaşamı açısından ciddi maliyetlere yol açarken, askerî komutanlar da ordudaki personel eksikliği konusunda uyarılarını sürdürüyor.

Şarku’l Avsat'ın AFP’den aktardığına göre İsrail Ulusal Güvenlik Araştırmaları Enstitüsü araştırmacısı Ofer Şelah yaptığı açıklamada, “Savaşlar arasındaki dönemlerde caydırıcılık ve refah üzerine kurulu bir politikadan, sürekli savaş ve teyakkuz hâlinde yaşayan bir topluma dönüştük” değerlendirmesinde bulundu.

Askerî harekâtlar İsrail’in uluslararası itibarını da olumsuz etkiledi. Gazze Şeridi’nde hayatını kaybedenlerin sayısı 74 bin 498 kişiyi aşarken, Lübnan ve İran’da da binlerce kişi öldü.

İsrail, işgal altındaki Batı Şeria’daki askerî operasyonlarını da yoğunlaştırıyor. Birleşmiş Milletler tarafından görevlendirilen uluslararası bir soruşturma komisyonu, dün İsrail’i Batı Şeria’daki Filistinlilere karşı “soykırım” da dâhil olmak üzere insanlığa karşı suçlar işlemekle suçladı.

Birleşmiş Milletler ayrıca İsrail’in El Halil kentinde sürdürdüğü askerî operasyonun “etnik temizlik” konusunda ciddi endişelere yol açtığı uyarısında bulundu.

Din, kimlik ve zorunlu askerlik

İsrail ordusunun personel sıkıntısı yaşamasıyla birlikte ultra-Ortodoks Yahudilerin (Harediler) askerlikten muaf tutulması konusundaki tartışma, İsrail’in kimliği ve devletin niteliğine ilişkin daha geniş bir siyasi tartışmaya dönüştü.

Dindar-muhafazakâr partiler, dinî eğitim kurumlarında öğrenim gören öğrencilerin askerlik hizmetinden muaf tutulmasına imkân sağlayan uygulamanın devam etmesini istiyor. Bu talepler, Netanyahu liderliğindeki Likud Partisi ile koalisyondaki aşırı sağcı ortakları tarafından da destekleniyor.

Buna karşılık muhalefet partilerinin çoğu, söz konusu muafiyetlerin sona erdirilmesini savunuyor. Muhalefet partileri ayrıca Haredi partilerinin yer aldığı herhangi bir hükümete katılmayacaklarını açıkladı.

Anlaşmazlık yalnızca askerlik hizmetiyle sınırlı değil. Knesset’in feshedilmesinden birkaç gün önce görev süresi sona eren hükümet, bazı kamusal alanlarda kadınlarla erkeklerin ayrı tutulmasını teşvik eden düzenlemeler önerdi. Ayrıca Tevrat eğitiminin önemini vurgulayan bir yasayı kabul etti.

Bu politikaları destekleyenler, söz konusu adımların İsrail’in Yahudi kimliğini güçlendirdiğini savunuyor. Eleştirenler ise bu politikaların dinî etkinin kamusal yaşam üzerindeki ağırlığını artırdığını ve nüfusun çoğunluğunun görüşlerini yansıtmadığını düşünüyor.

Artan yaşam maliyetleri

Ekonomi, çok sayıda seçmen için başlıca kaygı kaynaklarından biri olmayı sürdürüyor. İsrail ekonomisi güçlü bir büyüme kaydetmiş ve ülkenin gayrisafi yurt içi hasılası 2000 yılından bu yana iki kattan fazla artmış olsa da işsizlik tarihsel olarak düşük seviyelerde seyrediyor. Buna rağmen İsrailliler, dünyadaki en yüksek yaşam maliyetlerinden biriyle karşı karşıya.

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) verilerine göre İsrail, özellikle gıda ve barınma gibi temel ihtiyaçların maliyeti bakımından dünyanın en pahalı üç ülkesi arasında yer alıyor. Öte yandan ortalama ücretler OECD ülkelerinin ortalamasının altında kalıyor. Bu durum, hane halkları üzerindeki geçim baskısını artırıyor.

Ekonomistler, yüksek fiyatların konut yetersizliği, ticaret üzerindeki kısıtlamalar ve temel sektörlerde rekabetin zayıf olması gibi uzun süredir devam eden yapısal sorunlardan kaynaklandığını belirtiyor.

Savaşlar da ekonomiye yeni bir yük getirdi. İsrail’in savunma bütçesi 2023’ten bu yana iki katına çıktı. Bu artış kamu maliyesi üzerindeki baskıyı artırırken güvenlik harcamaları ile ülke içindeki toplumsal ve ekonomik ihtiyaçlar arasında denge kurmayı daha da zorlaştırdı.


Netanyahu neden Batı’da ‘yanmış kâğıt’ haline geldi?

Pete Reynolds
Pete Reynolds
TT

Netanyahu neden Batı’da ‘yanmış kâğıt’ haline geldi?

Pete Reynolds
Pete Reynolds

Brian Katulis

ABD Başkanı Donald Trump’ın geçtiğimiz hafta İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’ya verdiği destekte dikkat çekici olan şey, bu çağrıyı yaparken ne kadar yalnız olduğuydu. İsrail’in Gazze Şeridi’ndeki savaşının ardından -ki İsrail burada savaş suçları işledi- Netanyahu dünya çapında nefret edilen bir figür haline geldi. Bu, eylül ayında New York’ta, Netanyahu’nun konuşması sırasında onlarca diplomatın salondan dışarı akın etmesiyle açıkça görüldü.

Ancak belki de daha önemlisi, Batı’daki birçok önemli figürün onun tartışmalı politika ve eylemlerinden uzaklaşıyor gibi görünmesi. Trump’ın kendi yardımcısı JD Vance bile, önümüzdeki ayın başlarında yapılacak Amerikan ara seçimlerindeki adayları desteklemeye odaklandığını söyleyerek Netanyahu’yu desteklemeyi reddetti ve Trump’la ters düştü.

İsrail’in büyük çekişmeye sahne olacak seçimlerine doğru giderken, Batı’daki kilit sesler Netanyahu’yu gözden çıkarıyor gibi görünüyor. Bu durum, İsrail siyasetinde otuz yılı aşkın süredir lider konumda olan ve 2021-2022 yıllarındaki kısa bir dönemin dışında 2009’dan bu yana ülkenin liderliğini yürüten bu adamdan artık bıktıklarının bir işareti.

Eylül ayında Birleşik Krallık, Fransa ve Kanada, 12 uluslu bir grubun parçası olarak Batı Şeria’daki İsrail yerleşimlerini hedef alan ticaret ve ekonomi yasakları açıkladı; bu hamle, işgal altındaki arazide bulunan İsrail yerleşimlerine yönelik malların yasaklanmasını, hizmetlerin ve finansmanın kısıtlanmasını amaçlıyordu. Aynı zamanlarda, eski ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, Netanyahu’ya yönelik sert eleştirilerde bulunarak “İsrail’i seviyorum ama Netanyahu’nun hükümetinden ve politikasından nefret ediyorum” dedi ve yeniden iktidara gelmesi durumunda ona karşı sert olacağını belirtti.

Görsel kaldırıldı.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 81. oturumunda konuşma yapmak üzere geldiği New York’ta Genel Kurul salonundan ayrılan delegelere el sallıyor, 24 Eylül 2026. (Reuters)

Netanyahu’nun ABD-İsrail ilişkilerini Demokratlar ve Cumhuriyetçiler arasında bir anlaşmazlık konusuna dönüştürme çabaları, Demokratlar nezdindeki imajını olumsuz etkiledi. Zira birçoğu, Obama yönetiminin en önemli siyasi önceliklerinden ve başarılarından biri olan İran nükleer anlaşmasına karşı çıkmak için 2015 yılında Kongre’ye gitmesini unutmadı.

Buna ek olarak, sonbahar boyunca Netanyahu ve hükümetinin, 7 Ekim saldırılarının gerçekleşebileceği konusunda Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Mısır gibi ülkeler tarafından önceden uyarılıp uyarılmadığını gösteren bir dizi eşgüdümlü sızıntı yaşandı; bu sızıntılar Batı medyasında ve siyasi muhalefetle aynı çizgideki İsrail medyasında geniş yankı uyandırdı.

Çetin geçen İsrail siyasetinde seçimler kıyasıya bir rekabetle yürütülür; bu olağan bir durumdur. Ancak Netanyahu’ya karşı küresel muhalefet, 2026 seçimlerinin ilginç bir unsuru olmakla birlikte, bunun sonuçları etkileyip etkilemeyeceği henüz bilinmiyor.

Batı’daki pek çok sesin Netanyahu’dan uzaklaşmasının birbiriyle bağlantılı üç ana nedeni var. Bunlardan ilki ve en yakın tarihli olanı, İsrail’in Ortadoğu’daki askeri eylemlerinin -özellikle de bu yıl ve geçen yıl gerçekleşen sonuçsuz İran savaşlarının- yol açtığı istikrarsızlık ve ekonomik sıkıntılar. Ancak İsrail’in Gazze Şeridi, Lübnan ve Suriye’deki eylemlerinin yanı sıra geçtiğimiz yıl eylül ayında Katar’a yönelik düzenlediği askeri saldırı da İsrail’in Netanyahu yönetimindeki davranışlarının ne kadar öngörülemez bir hal aldığına dair büyüyen bir huzursuzluk hissi uyandırdı.

Bu eylemler, Suudi Arabistan gibi ülkelerin ilişkileri normalleştirme fikrinden uzaklaşmasına neden oldu ve İsrail’in halihazırda bağlarının bulunduğu Ortadoğu ülkeleriyle de ciddi gerilimler yaşamasına yol açtı. Netanyahu’nun ne kadar yalnızlaştığının ve çaresiz kaldığının bir göstergesi de bu sonbaharın başlarında Abu Dabi’ye gerçekleştirdiği ziyaret için verdiği çaba ve yürüttüğü kulislerdi. Şarku’l Avsat’ın al Majalla'dan aktardığı analize göre İsrail kamuoyuna bağları koruyabildiğini göstermek ve onlara 2020 yılındaki başarısını -BAE, Bahreyn ve Fas ile ilişkileri başlatan İbrahim Anlaşmaları’nı- hatırlatmak istiyordu.

İkinci önemli faktör ise Netanyahu’nun, on binlerce Filistinlinin ölümüne yol açan Gazze’deki agresif askeri operasyonlar vasıtasıyla İsrail’i nasıl yalnızlaştırdığı. İsrail’in 2023-2024 yıllarında Gazze Şeridi’nde işlediği savaş suçları ve ihlaller unutulmayacağı gibi, Netanyahu’nun mevcut bölgesel çatışmaları tetikleyen 7 Ekim’deki Hamas saldırısına karşı kendi halkını koruyamayan bir lider olduğu gerçeği de unutulmayacak. Buna, Netanyahu’nun iki devletli çözümü yıllardır reddettiği gerçeği de eklendiğinde, kendisine karşı alınan bu tavrı anlamak kolaylaşıyor.

Son neden, dünyadaki birçok lider ve figürün Netanyahu’ya güvenmemesi ve onu İsrail içindeki iktidarını korumaktan başka pek bir şeyle ilgilenmeyen bir lider olarak görmesi. 1996 yılında Bill Clinton, Netanyahu’nun agresif ve ders verici tavrından rahatsız olarak şu ifadeyi kullanmıştı: “Buradaki süper güç kim?”

Görsel kaldırıldı.
Filistinlileri destekleyen göstericiler, üniversitenin İsrail ile iş yapan şirketlere yaptığı yatırımları protesto etmek amacıyla New York Üniversitesi binalarının önünde toplanıyor, New York, 3 Mayıs 2024 (AFP)

Netanyahu’nun yönetim ve diplomasi tarzı on yıllardır birçok lideri rahatsız ediyor. O, İsraillilere, bölgeye ve giderek tüm dünyaya maliyeti ne olursa olsun iktidarda kalmak için mümkün olan her şeyi yapan biri olarak görülüyor.

İsrail seçimleri öncesinde anketler kafa kafaya seyrediyor ve ülkenin karmaşık parlamenter demokrasisi sıklıkla koalisyon kurmak için uzayıp giden müzakerelere yol açıyor. Bazı işaretler, İsrail’in 2010’ların sonlarında gördüğü gibi art arda çok sayıda seçimin yaşandığı bölünmüş bir belirsizlik dönemine geri dönebileceğini gösteriyor. Ancak bir sonraki seçimi kim kazanırsa kazansın, Batı’da giderek artan sayıda ses başka biriyle muhatap olmayı tercih ediyor gibi görünüyor. Yine de İsrail’in son birkaç yıldaki sağa kayışı göz önüne alındığında, yeni bir liderin Netanyahu’nun yıkıcı politikalarından radikal biçimde farklı bir yaklaşım benimseyip benimsemeyeceği belirsizliğini koruyor.


İsrail seçimlerinin öne çıkan adayları kimler?

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile Yashar Partisi lideri Gadi Eisenkot’un yer aldığı ve üzerinde “Savaş kızışıyor!” yazan bir afişin önünden geçen insanlar, Tel Aviv (EPA)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile Yashar Partisi lideri Gadi Eisenkot’un yer aldığı ve üzerinde “Savaş kızışıyor!” yazan bir afişin önünden geçen insanlar, Tel Aviv (EPA)
TT

İsrail seçimlerinin öne çıkan adayları kimler?

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile Yashar Partisi lideri Gadi Eisenkot’un yer aldığı ve üzerinde “Savaş kızışıyor!” yazan bir afişin önünden geçen insanlar, Tel Aviv (EPA)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile Yashar Partisi lideri Gadi Eisenkot’un yer aldığı ve üzerinde “Savaş kızışıyor!” yazan bir afişin önünden geçen insanlar, Tel Aviv (EPA)

İsrail seçimlerinin yaklaşmasıyla rekabet kızışırken, yarışan taraflardan herhangi birinin kurulacak yeni hükümeti oluşturup oluşturamayacağı konusundaki belirsizlik sürüyor.

Seçmenler, nispi temsil sistemine göre dağıtılan 120 sandalyeli Knesset için yarışan parti listelerini belirlemek üzere yarın sandık başına gidecek.

Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığına göre, İsrail’de 7 Ekim 2023 saldırısından bu yana yapılacak ilk parlamento seçimlerinde öne çıkan adaylar şöyle:

Binyamin Netanyahu

Netanyahu, 1990’lı yıllarda ilk kez başbakanlık görevini üstlenmesinin ardından 2009’dan bu yana geçen sürenin büyük bölümünde iktidarda kaldı. İsrail’in uluslararası alandaki en belirgin yüzü haline gelen Netanyahu, ülke içinde ise kutuplaşmaya yol açan bir figür olarak öne çıktı.

Destekçileri ona ‘Kral Bibi’ lakabını takıyor ve onu düşmanlarla çevrili bir bölgede İsrail’in kendini savunabilmesi için ihtiyaç duyduğu ‘lider’ olarak görüyor. Ancak Netanyahu siyasi geleceği için mücadele ediyor. Gazze Şeridi’nde savaş suçları işlediği suçlamasıyla Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) tarafından hakkında yakalama kararı çıkarılan Netanyahu, söz konusu suçlamaları reddediyor. Ayrıca İsrail’de yolsuzluk suçlamalarıyla yargılanıyor ve bu suçlamaları da kabul etmiyor.

Kamuoyu yoklamaları, İsrail’in güvenliğini koruyabilecek bir lider olduğu yönündeki Netanyahu imajını zedeleyen 7 Ekim 2023 saldırısından bu yana Likud Partisi’nin popülaritesinde keskin bir düşüş yaşandığını gösteriyor. Netanyahu hükümetinin din ve devlet ilişkilerine yönelik politikaları da çok sayıda İsraillinin desteğini almıyor.

Ancak 77 yaşındaki Netanyahu, siyasi sahnenin merkezinde kalma konusunda olağanüstü bir beceriye sahip olduğunu defalarca gösterdi. Seçimleri kazanması halinde ‘geniş tabanlı bir ulusal hükümet’ kurmak istediğini belirten Netanyahu, seçimlerin siyasi bir çıkmaza yol açması durumunda ise aylarca geçici hükümetin başında kalarak iktidarını sürdürebilir.

Netanyahu’nun başlıca rakipleri

Gadi Eisenkot

Gazze savaşında oğullarından birini kaybeden 66 yaşındaki eski Genelkurmay Başkanı Eisenkot, kendisini siyasi kurumların dışından gelen ve güvenlik meselelerinde sert tutum benimseyen bir asker olarak tanıtıyor. Mütevazı geçmişi ve ailesinin yaptığı fedakârlıklar, Netanyahu’nun üst düzey görevlerde geçirdiği uzun yıllar ve peşini bırakmayan yolsuzluk davalarıyla keskin bir tezat oluşturuyor. Eisenkot, İbranice ‘dürüst’ anlamına gelen Yashar adlı yeni bir merkez partisine liderlik ediyor.

Naftali Bennett

54 yaşındaki eski başbakan, eski bir özel kuvvetler mensubu ve sağ görüşlü bir siyasetçi. Netanyahu’nun yardımcılığını yapan ve yüksek teknoloji sektöründe servet edinen Bennett, merkez görüşlü eski Başbakan Yair Lapid ile ‘Beyahad’ (Birlikte) adlı yeni bir partide ittifak kurdu. Partinin mesajları, İsrail’in yaşadığı travmanın etkilerinin giderilmesine ve ülkenin yeniden doğru yola sokulmasına odaklanıyor. Siyasi yelpazenin karşıt uçlarında yer almalarına rağmen bu ittifak, 2021 seçimlerinde Netanyahu’yu iktidardan uzaklaştırmayı başarmıştı.

 İsrail’in eski Başbakanı Naftali Bennett, Kudüs’teki Mahane Yehuda pazarındaki bir restoranda destekçileriyle fotoğraf çekiliyor. (AP)
İsrail’in eski Başbakanı Naftali Bennett, Kudüs’teki Mahane Yehuda pazarındaki bir restoranda destekçileriyle fotoğraf çekiliyor. (AP)

Avigdor Liberman

68 yaşındaki eski Savunma Bakanı, geçmişte Netanyahu’nun yakın müttefiklerinden biriydi. Netanyahu’dan bile daha sert bir tutum benimseyen Liberman, başbakanı Gazze Şeridi’ndeki Filistinli silahlı gruplara karşı aşırı müsamahakâr davranmakla suçlayarak 2018’de hükümetten istifa etti ve böylece Netanyahu’nun en sert eleştirmenlerinden biri haline geldi. Liberman’ın Yisrael Beiteinu (İsrail Evimiz) Partisi’nin seçmen tabanının önemli bir bölümü eski Sovyetler Birliği ülkelerinden gelen göçmenlerden oluşuyor.

Yisrael Beiteinu Partisi lideri Avigdor Liberman’ın seçim afişini taşıyan bir otobüs, Kudüs (AFP)
Yisrael Beiteinu Partisi lideri Avigdor Liberman’ın seçim afişini taşıyan bir otobüs, Kudüs (AFP)

Yair Golan

64 yaşındaki eski general, hâlihazırda tarihî İşçi Partisi ile daha küçük sol parti Meretz’in kalıntıları üzerine kurulan Demokratlar Partisi’ne liderlik ediyor. Golan, Hamas’ın 7 Ekim 2023’te saldırdığı bölgelerden birinde insanların kurtarılmasındaki rolü nedeniyle takdir toplamıştı.

Tel Aviv’de İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile Demokratlar Partisi lideri Yair Golan’ın yer aldığı bir seçim kampanyası reklam panosu (EPA)
Tel Aviv’de İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile Demokratlar Partisi lideri Yair Golan’ın yer aldığı bir seçim kampanyası reklam panosu (EPA)

Netanyahu’nun kampındaki adaylar

46 yaşındaki Maliye Bakanı Bezalel Smotrich ve 50 yaşındaki Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, Filistinlilere yönelik aşırı sağ politikaları nedeniyle uluslararası alanda geniş çaplı eleştirilere maruz kaldı.

Smotrich, Batı Şeria’daki İsrail yerleşimlerinin hızla genişletilmesi yönündeki çalışmalara öncülük ediyor. Smotrich, bu politikanın Filistin devletinin kurulması fikrini gömeceği yönündeki umudunu dile getirmişti.

2007’de Araplara karşı ırkçı kışkırtıcılık suçundan mahkûm edilen Ben-Gvir ise hüküm giymiş Filistinli silahlı kişilere idam cezası uygulanmasını, Filistinlilerin cezaevlerindeki tutukluluk koşullarının ağırlaştırılmasını ve İsraillilerin ateşli silahlara erişiminin kolaylaştırılmasını savundu.

Smotrich ve Ben-Gvir ayrıca, Filistinlilerin Gazze Şeridi’nden sürülmesi ve bölgeye İsraillilerin yerleştirilmesi çağrısında bulundu.

Ultra-ortodoks Yahudi partilerinden müttefikler

Netanyahu, siyasi iktidarını korumak için yıllardır iki Ultra-ortodoks Yahudi partisine, Birleşik Tevrat Yahudiliği ve Şas’a dayanıyor. Bu iki partinin, dinî açıdan muhafazakâr Yahudilerin zorunlu askerlik hizmetinden muaf tutulması yönündeki talepleri, söz konusu kesimin iş gücüne katılım oranının düşük olması ve devlet yardımlarına bağımlılığıyla birlikte çok sayıda İsraillinin tepkisini çekiyor. Bu tepki, özellikle mevcut savaş koşullarında daha da belirginleşiyor.

Belirleyici rol oynayabilecek taraflar

İki siyasi bloktan herhangi birini açıkça desteklemeyen partiler, Netanyahu’nun ya da rakiplerinin lehine belirleyici olabilir. Bu partiler arasında, İsrail nüfusunun yaklaşık yüzde 20’sini oluşturan Arap azınlığı temsil eden Birleşik Arap Listesi ve Ortak Liste bulunuyor. Bunların yanı sıra, Amcha Yisrael adlı yeni bir sağ parti ile merkez sağ çizgideki Yedekler ve Ekonomi adlı parti de öne çıkıyor. Kamuoyu yoklamaları, her iki partinin de seçim desteğinin dalgalandığını gösteriyor.