Cezayir Libya sorununda yeniden inisiyatif alıyor

Cezayir’in Trablus’taki büyükelçiliğini yeniden açması, Libya’nın yeniden inşası konusunda Mısır’la bölgesel rekabetini ortaya koyuyor

Cezayir Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun (AFP)
Cezayir Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun (AFP)
TT

Cezayir Libya sorununda yeniden inisiyatif alıyor

Cezayir Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun (AFP)
Cezayir Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun (AFP)

Ali Yahi
Libya sorununun siyasi çözümünde Cezayir’in diplomatik rol alma  çabaları arttı. Libya Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi, Başbakan Abdulhamid Dibeybe ve Dışişleri Bakanı Necla el-Mankuş’un Cezayir ziyaretleri sonrasında Cezayir’in Trablus’taki Büyükelçiliğini yeniden açacağını duyurması ve iki ülke arasındaki hava trafiğinin yeniden başlayacağının açıklanması Cezayir’in etkinliğini arttırması şeklinde değerlendiriliyor.
Önemli bir karar ve güven verici açıklamalar
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre Cezayir’in Trablus Büyükelçiliği’ni yeniden açma kararı, bölgesel ve uluslararası düzeyde iki ülkenin yerel çıkarlarının gereği.
Libya Başkanlık Konseyi Başkan Yardımcısı Musa el-Koni, taraflarca siyasi açıdan güven verici olarak anlaşılan bazı mesajları ‘sızdırmış’ olsa da bu durum, Trablus - Cezayir hattında yaşananlara ilişkin gerçekliği örtbas etmek üzere gelişti. Ancak gözlemciler, bunun Libya’daki kilit oyuncularla yeniden yapılanma konusunda bir ‘çatışma’ olduğunu vurguladı.
Musa el-Koni, Cumhurbaşkanı Tebbun tarafından kabul edilmesinin ardından yaptığı açıklamada, Cezayir'in bölgede en önemli kardeş ülke olmasının önemli olduğunu söylerken, “Cezayir’le sürekli istişare etmeli; Libya ve Afrika, Mağrip veya Akdeniz olsun bölgeyle ile ilgili tüm konularda Cezayir’le koordineli çalışmalıyız” dedi. Koni, Cezayir ziyaretinin, ‘sınırlardan başlayarak (Çad, Nijer ve Sudan gibi Libya’nın güneyindeki komşular başta olmak üzere) komşu ülkelere kadar karşılıklı öneme sahip farklı meseleleri Cumhurbaşkanı Tebbun ile istişare etmeyi, ayrıca ortak sınırların güvenliğini sağlamak için onlarla nasıl iş birliği yapılacağını görüşmeyi amaçladığını’ açıkladı. Musa el-Koni, bu adımları iki halk açısından ‘ekonomik entegrasyon ve sosyal iletişim’ için son derece önemli olarak nitelendirdi.
Koni, Cezayir’e ulaştığında ziyaretinin, Libya’nın güneyindeki komşu ülkelere yaptığı ziyaretler sırasında yaşananlar hakkında Cumhurbaşkanı Tebbun’u bilgilendirmeyi amaçladığını da belirtti. “Özellikle Libya’nın güneyindeki komşu ülkelere yaptığım ziyaretlerden sonra, Libya’da olup bitenler ve ayrıca komşu ülkelerle olan ilişkilerimiz hakkında temasa geçmek ve tavsiyeler almak üzere Cezayir’e peş peşe ziyaretlerde bulunuyoruz” diyen Koni, Cumhurbaşkanı Tebbun’un Libya meselesinin tüm ayrıntılarıyla ilgilendiğine dikkati çekti. Başkanlık Konseyi Başkan Yardımcısı “Bilmemiz, danışmamız ve konuşmamız gereken birçok gelişme var” dedi.

Düzeltme ve sembolik giriş
Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Profesörü Abdulvahab Hafyan, Independent Arabia’ya yaptığı açıklamada “Bu adımla Cezayir, ilişki kopukluğunun sorunları çözmediğini ve Libya’daki durumu tüm karmaşıklığıyla ele almak için yeni ufuklar açmak gerektiğini anlamaya başladı. Bu durum, diplomasinin 2012’den bu yana gerçekleşen geri çekilmenin maliyetinden ve tuzaklarından ders aldığını gösteriyor” şeklinde konuştu. Hafyan, “Kararın Libya tarafının diplomatik çabalarının bir sonucu olduğu düşünüldüğünde esas olarak, önümüzdeki seçimlerde Başkanlık Konseyi’nin konumunu içeriden desteklemeyi amaçlıyor” dedi.
“Bu adım, Libya uzlaşması ve ‘düzensiz kuvvetler’ başta olmak üzere yabancı güçlerin ayrılması koşulu yerine getirildiği takdirde daha büyük ve etkili olabilecek Cezayir rolüne sembolik bir giriş niteliğindedir” diyen Abdulvahab Hafyan, Libyalı taraflar arasındaki çatışmanın siyasi sürece hizmet etmediğini, ülkenin geleceğini ipotek altına aldığını, geleceği başarısızlığa ve uluslararası rekabetin dışına sürüklediğini vurguladı. Hafyan, “Bu nedenle herkes, her dış girişimin başarı koşulunun iç uzlaşı olduğunda ısrar ediyor” şeklinde konuştu.

Durum, yeni değil
Öte yandan Mağrip ilişkileri araştırmacısı Said Hadef, yaptığı açıklamada, “Durum yeni değil. Son beş yılda Cezayir, Libya ile diplomatik ilişkilerinin yeniden başladığını her seferinde açıkladı. Bu durum, 2016’dan bu yana eski Dışişleri Bakanı Abdulkadir Messahel’in Trablus’taki Cezayir Büyükelçiliği’nin bir an önce açılacağını duyurmasıyla gelişti. Bu duyuru defalarca tekrarlandı. Ama gerçekte hiçbir şey elde edilmedi” ifadelerini kullandı. Messahel, birçok ülkenin Libya’da büyükelçilik ve konsolosluklarını açtığını ve Cezayir’in komşu ülke olarak ilkler arasında yer alması gerektiğini söylerken, “Ancak her durumda iki ülke arasındaki sınırların açılması ve karşılıklı diplomasi, ortak çıkar konularında fikir birliği sağlanır sağlanmaz iki taraf arasındaki doğal seyrini alacaktır” dedi.

Cezayir’in nezaketi ve Kahire’deki fırsatlar
Başkanlık Konseyi Başkan Yardımcısı Musa el-Koni, Cezayir’e ‘iltifat’ ettiği bir dönemde Libya Ulusal Birlik Hükümeti Başbakanı Abdulhamid Dibeybe ise Kahire’ye gitti. Kahire’de Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi tarafından kabul edilen Dibeybe, bazı Mısırlı yetkililerle görüştü. Libya projelerinin uygulanmasına yönelik altı anlaşmanın yanı sıra çeşitli ekonomik alanlarda 14 iş birliği mutabakatı imzalandı.
Mısır Hükümeti Sözcüsü Nadir Said, “Mutabakatlardan biri, sanayi, tarım, karantina, sosyal işler ve havacılık güvenliği alanlarında iş birliğinin yanı sıra, deniz kirliliğiyle mücadele, deniz arama ve kurtarma, konut ve inşaat, gençlik ve spor, petrol ve gaz konularında ortak bir ticaret komitesinin kurulmasını şart koşuyor” dedi. Said, ‘Trablus’taki üçüncü çevre yolu projesi, kuzeybatıdaki Mellitah’ta ve kuzeydoğudaki Derne’de iki benzin istasyonunun inşası ve ülkenin doğusundaki el-Vahat bölgesinde bulunan Ecdebiye- Calu karayolunun bakımı’ başta olmak üzere altı anlaşmaya dikkati çekti. Hükümet sözcüsü ayrıca, “Bugün imzalanan iş birliği anlaşmalarının somut gerçekliğe dönüştürülmesini ve sahada uygulanan projeleri sabırsızlıkla bekliyoruz” dedi.

Yeniden yapılanmaya ilişkin gizli çatışma
Farklı düzeylerdeki yetkililerin hareketleriyle canlanan Libya dış sahnesi ortasında ve Mısır ve Cezayir ziyaretlerinin sonuçlarındaki eşitsizlik karşısında gözlemcilere göre, yeniden yapılanma üzerinde bir ‘çatışma’ olduğu açık.
Afrika uzmanı Uluslararası İlişkiler Profesörü Mebruk Kahi, yaptığı açıklamada “Karar, sahadaki varlığını güçlendirerek ve başkent Trablus hakkındaki izolasyonunu sona erdirerek Cezayir’in Ulusal Birlik Hükümeti’ne sağladığı mutlak bir destektir. Aynı zamanda durumun istikrara doğru doğru yönde ilerlediğinin bir göstergesi ve komşu ülkelerle Cezayir’de yapılan toplantının sonuçlarının somutlaşmış halidir” ifadelerini kullandı. Kahi, “Büyükelçiliğin açılmasını, Gadames’te bir konsolosluk ve ikinci hedefe geçmeye hazırlık olarak Debdeb- Gadames ticari sınırın açılması olmak üzere başka bir adım takip edecek. Bu, Libya’nın yeniden inşasına katkıda bulunmaya ve Libyalıların anayasal kurumlarını inşa etmelerine yardımcı olacaktır” dedi.
Mebruk Kahi, sözlerinin devamında “Daha az odaklanılmış olsa da kararın ikinci bir yorumu var. Bu yorum şudur; Büyükelçiliğin açılması, Bingazi tarafının Mısır Cumhurbaşkanı ile görüşmesine ve birçok yeniden yapılanma anlaşmasının imzalanmasına bir tepki olarak geldi” ifadelerini kullandı. Kahi, “Cumhurbaşkanı Tebbun’un ‘Trablus’un kırmızı çizgi olduğunu, çatışmanın savaşlardan yeniden inşa sözleşmelerine dönüştüğünü ve büyükelçiliğin açılmasının Cezayir’in varlığını güçlendirmek için önemli bir adım olacağını’ defalarca vurguladığı göz önüne alındığında büyükelçiliğin yeniden açılması, yeniden mevzilenme stratejilerinin bir parçası olabilir” dedi.

Önceki adımlar başarısız oldu
27 Ocak 2021 tarihinde Cezayir Dışişleri Bakanlığı, ülkesinin Libya’nın başkenti Trablus’taki büyükelçiliğinin, yedi yıl kapalı kalmasının ve güvenlik tehditleri sonrasında personel tahliyesinin ardından birkaç gün içinde yeniden açılacağını açıkladı. Bu durum, Bakan Sabri Bukadum’un Trablus’a yaptığı ziyaretin sonunda bakanlık tarafından yapılan resmi bir açıklamayla ortaya koyuldu. Ancak hiçbir şey olmadı ve karar sadece bir karar olarak kaldı. Mayıs 2014’te Cezayir, terör gruplarının saldırı girişimleri hakkında bilgi alması sonrasında büyükelçilik personelini Libya’dan hızla tahliye etmişti.



İsrail ordusunun Suriye’nin güneyinde inşa ettiği tahkimatlar halk arasında endişe yaratıyor

İsrail güçleri, Kuneytra kırsalındaki Ayn Zivan köyüne girdi (Reuters)
İsrail güçleri, Kuneytra kırsalındaki Ayn Zivan köyüne girdi (Reuters)
TT

İsrail ordusunun Suriye’nin güneyinde inşa ettiği tahkimatlar halk arasında endişe yaratıyor

İsrail güçleri, Kuneytra kırsalındaki Ayn Zivan köyüne girdi (Reuters)
İsrail güçleri, Kuneytra kırsalındaki Ayn Zivan köyüne girdi (Reuters)

Suriye’nin güneyinde bulunan tarlasında çalışan Hasan Ahmed, İsrail ordusunun inşa ettiği ve her geçen gün Kuneytra vilayetindeki işgal altında bulunan Golan Tepeleri’ne komşu Cebata el-Haşab köyüne biraz daha yaklaşan yeni tahkimat çalışmalarını izliyor.

Daha önce bölgeye düzenlenen tekrarlanan baskınlar sırasında oğlu ve yeğeni İsrail ordusu tarafından gözaltına alınan 46 yaşındaki Ahmed, eliyle işaret ederek, “Bu toprak seti yaklaşık 300 metre uzaklıkta. Ağaçların arkasında, şurada bulunuyor” diyor.

Ahmed, “İsrail buldozerleri Golan Tepeleri boyunca uzanan bu hattı kazmaya başladı. Çalışmalar bir süre durdu ancak yakın zamanda yeniden başladı” diye belirtiyor.

Xcdf
İsraillilerin Kuneytra’da Hamidiye ile Samdaniye el-Garbiyye arasındaki yola yerleştirdiği demir kapı (Arşiv – Şarku’l Avsat)

Toprağına ulaşmanın giderek tehlikeli hâle gelmesine rağmen zeytin ağaçları dikmeyi sürdüren Ahmed, bir çiftçi olarak çalışmalarının zaman zaman engellendiğini belirterek, “Özellikle bu hafta çok sayıda kara harekâtı düzenlendiği için işimi yapmamı zorlaştırıyorlar” ifadelerini kullanıyor.

Şarku’l Avsat'ın AFP’den aktardığına göre İsrail ordusu, bölge sakinlerinin kendi mevzilerine doğru geçişini engellemek amacıyla köyün girişine sarı renkli demir bir kapı yerleştirdi. Yakındaki tepelerde ise İsrail’in stratejik öneme sahip Golan Tepeleri’nin işgal ettiği bölümüne kurduğu dev rüzgâr türbinleri açıkça görülüyor.

Suriye Eski Devlet Başkanı Beşşar Esed yönetiminin Aralık 2024’te devrilmesinden bu yana İsrail güçleri, 1967’den beri büyük bölümünü işgal altında tuttuğu Golan Tepeleri’nin bitişiğindeki tampon bölgenin dışına çıkarak, Lübnan ile Suriye arasındaki Şeyh Dağı’na kadar ilerledi. İsrail ayrıca Suriye’nin güneyinde silahsızlandırılmış bir bölge oluşturma niyetini de açıkladı.

Kuneytra Vilayeti Medya Sorumlusu Muhammed es-Said, İsrail ordusunun son dönemde silahsızlandırılmış bölgede “inşaat ve askerî faaliyetlerini yoğunlaştırdığını” söylüyor. Said, ordunun hendekler ve toprak setler kazmak, gözetleme noktaları kurmak için buldozerler kullandığını belirtiyor.

Said’e göre İsrail ordusunun inşa ettiği yeni hat, 1974 tarihli Kuvvetlerin Ayrıştırılması Anlaşması’yla belirlenen ateşkes hattından 200 metre ile 1 kilometre arasında değişen uzaklıkta bulunuyor.

Suriye, pazar günü yaptığı açıklamada İsrail’in yeni inşaat faaliyetlerini kınayarak, bunların 1974 tarihli Kuvvetlerin Ayrıştırılması Anlaşması’nın “açık bir ihlali” olduğunu bildirdi.

41 Suriyeli hâlâ gözaltında

Şam’ın yaklaşık 40 kilometre güneyinde bulunan Kuneytra vilayetinde İsrail devriyeleri köylere sık sık giriyor. Said’in verdiği bilgilere göre İsrail güçleri 2024’ün sonlarından bu yana 56 kişiyi alıkoydu. Bu kişilerden 41’i hâlâ gözaltında ve nerede, hangi koşullarda tutuldukları bilinmiyor.

v
Aralık 2024’te Kuneytra kırsalındaki Cebata el-Haşab beldesine düzenlenen İsrail askerî baskını (AFP)

Çarşamba günü İsrail ordusuna ait beş askerî araç ve bir ambulans Cebata el-Haşab köyüne girdi. AFP’ye konuşan görgü tanıkları, askerleri gördüğünde kaçmaya çalışan bir gence ateş açıldığını anlattı.

65 yaşındaki çiftçi Muhammed Samiye, “Ayağından vurdular ve onu yanlarında götürdüler” dedi.

İsrail ordusu, söz konusu kişiyi birkaç saat sonra serbest bıraktı. Ordu, pazartesi günü de kendi güçlerine yaklaşan iki kişiyi gözaltına aldığını açıklamış, bu kişiler de daha sonra serbest bırakılmıştı.

Muhammed Samiye, yaşananları üzüntüyle anlatarak, “Buradaki hayatımız çok kötü, iş yok. İnsanlara gelişigüzel ateş ettikleri için korkuyoruz” ifadelerini kullandı.

Komşu Han Arnabe beldesinde ise Birleşmiş Milletler Ateşkes Gözlem Gücü (UNDOF) araçları, okuldan dönen çocukların önünden sessizce geçiyor.

Polis ekipleri trafiği düzenlerken İçişleri Bakanlığına bağlı güvenlik güçleri bölgedeki yol kavşaklarında konuşlanmış durumda. Ancak bölgede Suriye ordusuna ait herhangi bir askerî varlık görülmüyor.

Beni affet anne

Esed’in devrilmesinin ardından yeni yönetimin iktidara gelmesiyle birlikte Suriye’ye yüzlerce hava saldırısı düzenleyen İsrail, ülkenin güneyinin silahsızlandırılmasını talep ediyor ve güçlerinin bölgede kalacağını belirtiyor.

Suriye yönetimi İsrail’in “saldırılarını” kınarken, diğer yandan bir güvenlik anlaşmasına ulaşmayı amaçlayan doğrudan müzakereleri sürdürüyor.

İsrail ordusu pazartesi günü yaptığı açıklamada, Suriye’nin güneyinde işgal altında tuttuğu “güvenlik bölgesi” içindeki askerî mevzilerinden birine sızmaya çalışan bir kişiyi öldürdüğünü duyurdu.

Kuneytra kırsalındaki Ceba köyünde ise Hatice Şehade, oğlunun fotoğrafına bakarak gözyaşı döküyor. Oğlu Muhammed Debur’un cenazesi ailesine teslim edildi.

Siyah kıyafetler giyen kadınların arasında oturan dul anne, “22 yaşındaydı, tek oğlumdu” diyerek oğlunun ailesini geçindirmek için Şam’da bulabildiği işlerde çalıştığını anlatıyor.

cvfbgnhmj
Kuneytra kırsalındaki Ceba beldesinde, 5 Ekim’de İsrail saldırısında hayatını kaybeden Muhammed Debur’un cenazesi (Kuneytra Medya Merkezi)

Kızılhaç, Debur’un cenazesini pazartesi günü ailesine teslim etti. Mezarı başında konuşan dayısı Muhammed Şehade, “Şehit Muhammed Debur’un cesedini gördüm. Omzunda, göğsünde, uyluğunda ve ayağında olmak üzere vücudunda dört kurşun yarası vardı” dedi.

Filistinli bir babanın ve Suriyeli bir annenin çocuğu olarak dünyaya gelen Debur’un nasıl öldürüldüğüne ilişkin ayrıntılar henüz netlik kazanmadı. Annesi, oğlunun herhangi bir siyasi grupla bağlantısının bulunmadığını ve onu evlendirmeyi planladığını söylüyor.

Ancak Debur, pazar günü ortadan kaybolmadan önce annesine şu mesajı bıraktı:

“Beni affet anne, artık beni göremeyecek, sesimi duyamayacaksın.”

453 kara harekâtı, en az 69 can kaybı

Öte yandan Suriye İnsan Hakları Ağı dün yayımladığı raporda, 8 Aralık 2024’te Esed yönetiminin devrilmesinden 6 Ekim 2026’ya kadar geçen dönemde, İsrail’in Suriye topraklarındaki askerî faaliyetlerini ve bunlara eşlik eden ihlalleri belgeledi.

xc vgfbnhmj
İsrail hapishanelerinde tutulan yakınlarının serbest bırakılması için Kuneytra’daki UNDOF merkezi önünde düzenlenen gösteriden, (Huran Özgürler Topluluğu)

Ağın kayıtlarına göre bu dönemde en az 453 kara harekâtı gerçekleştirildi. Harekâtlar ağırlıklı olarak Kuneytra ve Dera vilayetlerinde, daha sınırlı ölçüde ise Şam kırsalında yoğunlaştı. Aynı dönemde en az 69 kişi hayatını kaybederken, en az 162 keyfî gözaltı vakası kaydedildi.

Ağ, kendi ihlal veri tabanı, saha gözlemleri, tanık ifadeleri ile açık ve resmî kaynaklardan yararlanarak doğruladığı bu rakamların belgelenmiş asgari sayıları temsil ettiğini kaydetti.


Mısır’da yoksulluk tartışması, hükümetin icraatlarını açıklayacağı konferans öncesinde gündemde

Mısır Temsilciler Meclisi, hükümetin devlet bütçesine ilişkin değerlendirmelerini dinliyor. (Meclis)
Mısır Temsilciler Meclisi, hükümetin devlet bütçesine ilişkin değerlendirmelerini dinliyor. (Meclis)
TT

Mısır’da yoksulluk tartışması, hükümetin icraatlarını açıklayacağı konferans öncesinde gündemde

Mısır Temsilciler Meclisi, hükümetin devlet bütçesine ilişkin değerlendirmelerini dinliyor. (Meclis)
Mısır Temsilciler Meclisi, hükümetin devlet bütçesine ilişkin değerlendirmelerini dinliyor. (Meclis)

Mısır’da bazı milletvekilleri, hükümetin icraatlarını kamuoyuna açıklamak üzere düzenlemesi beklenen konferans öncesinde, ülkedeki yoksulluk oranlarına ilişkin soru önergesi verdi. Yoksulluk oranları birkaç yıldır açıklanmazken, bölgesel çalkantıların derinleştirdiği ekonomik krizler nedeniyle bu oranların yükseldiği tahmin ediliyor.

Mısır Temsilciler Meclisi’nden dokuz milletvekili, çarşamba günü hükümete ülkedeki yoksulluk oranlarının hangi seviyeye ulaştığını sordu. Yoksulluk oranı, 2019-2020 dönemine ilişkin Eylül 2020’de açıklanan son resmî verilere göre yüzde 29,7 olarak kaydedilmişti.

Milletvekilleri, “Hükümetin, milletvekillerinin denetim mekanizmaları aracılığıyla sunduğu talepler üzerine gelir ve harcama araştırmasını Meclis’e göndereceğine defalarca söz vermesine rağmen, söz konusu araştırma henüz yayımlanmadı” ifadelerini kullandı.

Milletvekilleri ayrıca, “2021’den bu yana Mısır’daki yoksulluk oranlarını bilmeden hükümetin icraatları nasıl değerlendirilebilir?” sorusunu yöneltti.

Hükümet, geçtiğimiz dönemde izlenen politikaları, bunların sonuçlarını ve söz konusu adımlar atılmasaydı neler yaşanabileceğini kamuoyuna anlatmak amacıyla ulusal bir forum düzenlemeyi planlıyor. Hükümet Sözcüsü Muhammed Adil’e göre forumda vatandaşların önerileri ve görüşleri de dinlenecek.

Adil, çarşamba akşamı televizyonda yaptığı açıklamada, 19-24 Ekim tarihleri arasında düzenlenmesi planlanan foruma ait resmî internet sitesi üzerinden vatandaşların kayıt yaptırabileceğini, görüşlerini iletebileceğini ve katılım talebinde bulunabileceğini belirtti. Adil, birkaç gün önce açılan sitenin bugüne kadar bir milyondan fazla ziyaret aldığını kaydetti.

Sürekli gündeme gelen bir tartışma

Mısır’da yoksulluk oranları ve bu oranların neden açıklanmadığına ilişkin tartışmalar yeni değil. Milletvekillerinin soru önergesinde de belirtildiği üzere, bu konu belirli aralıklarla yeniden gündeme geliyor.

Reform ve Kalkınma Partisi’nin Meclis Grup Başkanı ve soru önergesini veren dokuz milletvekilinden biri olan İrin Said yaptığı açıklamada, kendisinin ve bazı milletvekillerinin önceki yasama döneminde de benzer soru önergeleri sunduğunu, ancak henüz somut sonuçlara veya doğrulanmış bilgilere ulaşamadıklarını belirtti.

dfg
Kahire'nin merkezindeki işçi sınıfının yoğun olarak yaşadığı semtlerden biri. (Şarku’l Avsat)

Mısır Başbakanı Mustafa Medbuli, geçen aralık ayında yaptığı açıklamada, yoksulluk oranının 2020’de açıklanan seviyenin bir miktar üzerine çıktığını kabul etmiş, ancak artışın boyutunu paylaşmamıştı. Bazı basın kuruluşlarının haberlerinde ise yoksulluk oranının yaklaşık yüzde 34’e yükseldiği öne sürüldü.

Yazar ve siyasi analist Cemal Esad, hükümetin yoksulluk oranlarını açıklamamasını eleştirdi. Esad, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, “Enflasyon ve diğer ekonomik göstergelere ilişkin açıklanan rakamlar bile vatandaşların sokakta hissettiği gerçeklerden daha düşük. Peki, bir de hiç açıklanmayan rakamları düşünün” ifadelerini kullandı.

Mısır’da yıllık enflasyon oranı geçen ağustos ayında yüzde 14,5 olarak kaydedildi. Bu oran temmuz ayında yüzde 14,9 düzeyindeydi.

Siyasi açıdan zor bir mesele

Siyaset sosyolojisi profesörü Said Sadık, hükümetin milletvekillerinin talebine kısa süre içinde cevap vererek yoksulluk oranlarını açıklamasını beklemediğini söyledi. Sadık, dokuz milletvekilinden biri olan Muhammed Fuad’ın, talebin altı ay önce hükümete iletilmesine rağmen henüz sonuç alınamadığını belirten açıklamasına dikkat çekti.

Sadık, hükümetin yoksulluk oranlarını açıklamaya hazır olmadığını kaydetti. Bu ay düzenlenmesi planlanan ulusal forumda büyük olasılıkla farklı göstergelerin öne çıkarılacağını belirten Sadık, bunlar arasında gayrisafi yurt içi hasıla büyümesi, işsizliğin 2025’te yüzde 6,3’e gerilemesi, bütçede faiz dışı fazla verilmesi, sosyal koruma paketleri, kara yolları, elektrik santralleri ve limanlara yönelik yatırımlar ile bölgesel krizlerin etkilerinin aşılması ve mali yükümlülüklerin yerine getirilmesi gibi başlıkların yer alacağını ifade etti.

Sadık’a göre yeni yoksulluk oranlarının açıklanması “siyasi açıdan zor bir mesele”. Sadık, “Rakam yükselirse hükümetin başarı söylemine ilişkin şüpheler artar. Güncel bir araştırma olmadan düşüş açıklanırsa da bu rakamlara inanılmayabilir” değerlendirmesinde bulundu.

Milletvekili Ravya Muhtar da hükümetten, ekonomik politikaların vatandaşların gelirleri ve yaşam standartları üzerindeki gerçek etkisini ortaya koyacak güncel ve kapsamlı verileri paylaşmasını istedi.

Dokuz milletvekilinden biri olan Muhtar yaptığı açıklamada, “Hükümetin performansını ve başarılarını, yoksulluk oranlarındaki ve vatandaşların gelirlerindeki değişimi gösteren güncel veriler olmadan eksiksiz biçimde değerlendirmek mümkün değil” ifadelerini kullandı.

Sadık ise hükümetin yoksulluk sorununu, etkilerini hafifletmeye yönelik politikalarla ele aldığını belirtti. Bu politikalar arasında gıda yardımları, yoksulluk sınırının altındaki kesimlere yönelik Tekafül ve Kerame sosyal yardım programları, maaş artışları ve olağanüstü destek paketleri bulunuyor. Sadık’a göre bu önlemler, enflasyonun vatandaşlar üzerindeki etkisini sınırlandırmayı amaçlıyor.


Irak: İran Kürdistanı’ndan yerinden edilenlerin kampı SİHA’larla vuruldu

Irak Kürdistanı’ndaki Erbil Havalimanı yakınlarında meydana gelen patlamanın ardından yükselen duman. (AFP)
Irak Kürdistanı’ndaki Erbil Havalimanı yakınlarında meydana gelen patlamanın ardından yükselen duman. (AFP)
TT

Irak: İran Kürdistanı’ndan yerinden edilenlerin kampı SİHA’larla vuruldu

Irak Kürdistanı’ndaki Erbil Havalimanı yakınlarında meydana gelen patlamanın ardından yükselen duman. (AFP)
Irak Kürdistanı’ndaki Erbil Havalimanı yakınlarında meydana gelen patlamanın ardından yükselen duman. (AFP)

Irak Kürdistan Bölgesi Terörle Mücadele Birimi, dün akşam İran Kürdistanı’ndan yerinden edilenlerin kaldığı bir kampın, Erbil vilayetine bağlı Xebat ilçesinde iki insansız hava aracıyla (İHA) hedef alındığını açıkladı. Kamp, Bağdat’ın yaklaşık 450 kilometre kuzeyinde bulunuyor.

Bölgedeki Terörle Mücadele Birimi tarafından yapılan açıklamada, kurumun elde ettiği bilgilere göre Erbil vilayetinin Xebat ilçesine bağlı Rizgari nahiyesindeki İran Kürdistanı’ndan yerinden edilenlerin kampına dün akşam patlayıcı yüklü iki SİHA ile saldırı düzenlendiği belirtildi.

Açıklamada, saldırıda can kaybı yaşanmadığı kaydedildi.