Sudan hükümeti Ömer el Beşir destekçilerini darbe girişiminde bulunmakla suçladı

Troyka ülkeleri, demokratik geçiş süreci baltalama girişimlerine karşı uyardı... Başbakan Hamduk, güvenlik birimlerindeki reformun hızlandırılması gerektiğini vurguladı...

Abdullah Hamduk, dün sabah devlet televizyonundan başarısız bir darbe girişiminde bulunulduğunu duyurdu (AFP)
Abdullah Hamduk, dün sabah devlet televizyonundan başarısız bir darbe girişiminde bulunulduğunu duyurdu (AFP)
TT

Sudan hükümeti Ömer el Beşir destekçilerini darbe girişiminde bulunmakla suçladı

Abdullah Hamduk, dün sabah devlet televizyonundan başarısız bir darbe girişiminde bulunulduğunu duyurdu (AFP)
Abdullah Hamduk, dün sabah devlet televizyonundan başarısız bir darbe girişiminde bulunulduğunu duyurdu (AFP)

Sudan hükümeti, dün, İslami eğilimli eski rejimin destekçilerini ve silahlı kuvvetlerin içindeki ve dışındaki bazı çevreleri darbe girişiminde bulunmakla suçladı. Hükümet söz konusu tarafların, darbe için ülkenin doğusundaki güvenlik olaylarından yararlandıklarını ve yolların kesilip, limanların ve petrol üretim alanlarının kapatılmasıyla önceden zemin hazırladıklarını söyledi. Öte yandan Sudan ordusu, darbe girişiminin başarısız olduğunu, 21 subay ve çok sayıda askerin tutuklandığını, durumun kontrol altına alındığını duyurdu. Troyka ülkeleri (ABD, İngiltere ve Norveç) ise darbe girişimini kınarken demokratik geçiş sürecini baltalamaya yönelik her türlü girişime karşı uyarıda bulundular.
Sudan Kültür ve Enformasyon Bakanı ve Hükümet Sözcüsü Hamza Baloul, yaptığı resmi açıklamada, darbe girişiminin başarısız olduğunu, darbeye kalkışan asker ve sivillerin tutuklandığını duyurdu. Baloul, darbeye kalkışanlarla ilgili soruşturmaların sürdüğünü, başarısız darbe girişimine katılan eski rejimin destekçilerinin ise arandığını sözlerine ekledi.
Başbakan Abdullah Hamduk dün devlet televizyonundan yaptığı açıklamada, eski Cumhurbaşkanı Ömer el Beşir liderliğindeki İslami eğilimli rejimin destekçilerine işaret ederek “Yaşananlar, silahlı kuvvetlerin içindeki ve dışındaki bazı çevrelerin planlı bir darbesi ve eski rejimin kalıntılarının çalışmalarının bir uzantısıdır” ifadelerini kullandı. Hamduk, darbeye teşebbüs edenlerin hedefinin, ‘sivil demokratik geçişi sonlandırmak’ olduğunu söyledi.
Darbe girişimi öncesinde kapsamlı hazırlıkların yapıldığına dikkati çeken Hamduk, şehirlerdeki bazı güvenlik meseleleri, ülkenin doğusundaki olaylar, karayollarının ve limanların kapatılması, petrol üretiminin durdurulması gibi durumlardan yararlanılarak ve sivil hükümete karşı sürekli olarak provokasyonlarla darbe için önceden zemin hazırlandığını kaydetti. Darbe girişiminin başarısız olduğunu belirten Başbakan, “Başarısız darbe girişimi, devrime ve büyük halkımızın tüm başarılarına yönelikti. Sivil demokratik geçişi baltalamayı ve tarihi halk hareketinin önünü kapatmayı amaçlıyordu. Ancak halkın kararlılığı, demokratik geçiş sürecine karşı darbe girişiminden daha güçlüydü. Bu yüzden darbenin önü kesildi ve girişim başarısız oldu” şeklinde konuştu.
Başbakan Hamduk, hükümetin sivil kanadını temsil eden Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri (ÖDBG) koalisyonunun liderleriyle uzun bir görüşmeden sonra gerçekleri halka açıklamak için Egemenlik Konseyi Başkanı Orgeneral Abdulfettah el Burhan ile kapsamlı temaslar kurma sözü verdi.
Hamduk sözlerini şöyle sürdürdü:
“Başarısız darbe girişimi, emniyet ve askeri kurumlarda reform yapılması gereğini açıkça göstermiştir. Bu başarısız girişim, devrimin sloganlarına ve ilkelerine dayalı bir ortaklığa, sivil ve demokratik geçişe giden ve başka alternatifin olmadığı bir yola ulaşmak için geçiş sürecinin tam bir şeffaflık ve açıklıkla gözden geçirilmesi çağrısında bulunmaktadır.”
Darbe girişimi sırasında darbeyi planlayanların tutuklandıklarını ve sivil yönetimi ortadan kaldırmak için attıkları adımların engellendiğini belirten Hamduk, gerçeklerin Sudan halkına ve tüm dünyaya anlatılması çağrısında bulundu. Ayrıca, darbeye karışan askeri ya da sivil tüm kişiler hakkında şeffaf bir şekilde ve yasalara uygun olarak işlem yapılacağının altını çizen Başbakan, Ömer el Beşir Rejiminin Etkilerini Ortadan Kaldırma Komitesi de dahil olmak üzere hükümetin ve yetkili makamların geçiş sürecini korumak ve kendi ifadesiyle halen geçiş süreci için tehdit oluşturan eski rejimin etkilerini dağıtmaya devam etmek için acil önlemler alacağını kaydetti.
Ekonomide toparlanmaya gidildiği ve ekonomide reform politikalarının tüm makroekonomik göstergelerde meyvelerini vermeye başladığı bir dönemde yapılan darbe girişiminin, ekonomik koşulları iyileştirmenin yolu kapatmaya yönelik olduğunu ifade eden Başbakan Hamduk, “Bu gelişme, hükümetin ve Maliye Bakanlığı’nın tüm ulusal kaynaklar üzerindeki yetkisini güçlendirmesi ve halkımızın hayat şartlarını iyileştirmeyi öncelikli bir konu olarak görmesi gerektiğinin bir işaretidir” dedi. Sudan’da ordunun, ülke kaynaklarının yüzde 80'inden fazlasını kontrol ettiği biliniyor.
ÖDBG koalisyonunun, ‘demokratik geçiş sürecini güçlendirmek ve devrimin hedeflerine ulaşmak için gerçek bir garanti’ olduğunu ifade eden Hamduk, Sudan halkını, geçici hükümeti desteklemek ve Egemenlik Konseyi, Anayasa Mahkemesi, Yüksek Yargı Konseyi, Başsavcı ve komiteler dahil tüm geçiş dönemi kurumlarını tamamlamak için tüm barışçıl şekillerde haklarını kullanmaya çağırdı. Hamduk bu çerçevede, yaşananların ‘alınan bir ders ve işleri düzeltmeye yönelik gerçek ve ciddi bir duruş için bir sebep’ olduğunu söyledi.
Öte yandan Sudan ordusundan dün yapılan kısa açıklamada, “Dün sabah erken saatlerde çeşitli rütbelerden birkaç subay ve asker, ülkede iktidarı ele geçirme girişiminde bulunmaya çalıştı” ifadeleri kullanıldı.
Sudan'da Egemenlik Konseyi Medya Danışmanı Tuğgeneral Tahir Ebu Hace’nin imzasını taşıyan açıklamada şu ifadeler yer aldı:
“Durumu kontrol altına alan ordu, başarısız darbe girişime karışan 21 subay ile çok sayıda astsubay ve askeri tutukladı. Darbecilerin kontrol ettiği tüm mevziler de geri alındı.”
Açıklamada geri alınan mevzilerin nereler olduğu belirtilmedi. Açıklamada, ilgili makamların, darbe girişimine karşılan diğer kişilerin de tutuklanması için inceleme ve soruşturmaların devam ettiği kaydedildi.
Kültür ve Enformasyon Bakanı ve Hükümet Sözcüsü Baloul, televizyon ve radyo kanalları tarafından aktarılan açıklamasında, “Geçici hükümet ve ilgili düzenli kurumlar, durumu kontrol altına almak ve darbe girişimini engellemek için tam bir koordinasyon içinde çalıştı” dedi. Baloul, sivil yönetim kurumlarının, ‘halkın kazanımlarını ve devrimlerini ihmal etmeyeceğini ve demokratik geçiş sürecini devrimin etrafında gizlenen karanlık güçlerden korumak için savunma hattının en ön safında olacağını’ vurguladı.
Bakan Baloul, devrimci güçlere ve direniş komitelerine, siyasi partilere ve barışı savunan taraflara, meslek ve sendika derneklerine ve Sudan halkının tüm kesimlerine, ‘ihtiyatlı olmaları ve şanlı Aralık devrimini durdurmaya çalışan girişimlere karşı dikkatli davranmaları’ çağrısında bulundu.
Eski rejimi destekleyen yüksek rütbeli ordu komutanlarının liderliğindeki darbeciler, iktidarı ele geçirmeye hazırlanırken başkent Hartum'da zırhlı ve paraşütlü güçleri kontrol altına almaya çalıştılar. Egemenlik Konseyi Sözcüsü Muhammed el Feki Süleyman, darbe girişimine katılanların tutuklanmasının ardından, resmi Facebook sayfasından darbecilere karşı uyarıda bulunduktan sonra, halkın tüm kesimlerini ülkelerini savunmaya ve geçiş sürecini korumaya çağırdı.
Hükümetin sivil kanadı ÖDBG içerisinde yer alan partiler ise, geçiş dönemini ve demokratik dönüşümü askeri darbeler veya başka yollarla baltalamaya yönelik her türlü girişimin karşısında dimdik durduklarını vurguladılar. Partiler, düzenli kurumların, ordunun, polisin ve diğer güvenlik birimlerindeki reformun hızlandırılmasının ve devrimin hedeflerini savunmak için ulusal birliğin öneminin altını çizdiler. ÖDBG’deki partiler biri olan Sudanlı Profesyoneller Derneği (SPD) de ‘geçiş sürecini baltalamak için kaos yaratmaya çalışan’ tarafları uyardı. SPD, silahlı kuvvetlerin yeniden yapılanmasını hızlandırmak, darbecilerden temizlemek ve suç ortaklarını ordunun ve eski rejimin kalıntılarının yolunu kesmek için bir kez daha ‘özgürlük ve değişim’ çağrısında bulundu.
Diğer taraftan Egemenlik Konseyi Başkanı Orgeneral Abdulfettah el Burhan, bazı komutanlarının darbe girişimine katıldıkları haberlerinin ardından dün Zırhlı Kolordu Birliği’ni ziyaret etti. Egemenlik Konseyi’nin resmi Facebook hesabından yapılan açıklamada, Orgeneral Burhan'ın eş-Şecera kışlasındaki Zırhlı Kolordu Birliği’ni ziyaret ettiği, subayları ve askerleri selamladığı ve olaylara müdahale sırasında sergiledikleri olgun davranıştan ötürü kendilerine teşekkür ettiği belirtildi.
Darbeye yönelik ilk uluslararası tepki ise Troyka ülkelerinden geldi. ABD, İngiltere ve Norveç, sivillerin öncülük ettiği geçiş sürecini baltalamak isteyenlere karşı uyardılar ve Sudan'ın uluslararası ortaklarının, Sudan halkının ve geçici hükümetinin arkasında duracaklarını vurguladılar. Sudan halkının demokratik ve barışçıl bir gelecek yaratma çabalarını engellemeye yönelik her türlü girişimi reddettiklerinin altını çizen Troyka ülkeleri, sivillerin liderliğindeki demokratik geçiş sürecini desteklediklerini açıkça ifade ettiler.
Troyka ülkeleri, yönetimin sivil ve askeri tarafları ile tüm siyasi aktörlere, demokratik geçiş sürecine yönelik tehditleri önleme, geçiş dönemi kurumlarını oluşturma ve hem doğudaki hem de diğer bölgelerdeki gerilimleri ele almaya çalışma çağrısında bulundular.

 


DEAŞ mahkumları Irak'ın güvenliğini tehdit ediyor

7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
TT

DEAŞ mahkumları Irak'ın güvenliğini tehdit ediyor

7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)

Güvenlik kaynakları, DEAŞ mahkumlarının Suriye'den Irak'a nakledilirken Iraklı gardiyanları tehdit ettiklerini ve hapishanelerden kaçtıktan sonra onları öldüreceklerine dair yemin ettiklerini açıkladı.

Bu durum, Irak'ın hükümetin ulusal güvenliği korumak için önleyici hamle olarak nitelendirdiği yeni bir grup tutukluyu kabul etmesiyle eş zamanlı olarak ortaya çıktı.

Güvenlik kaynakları Şarku’l Avsat'a, "tutukluların çoğunun Bağdat ve Hilla'daki hapishanelerde ve gözaltı merkezlerinde tutulduğunu" belirtti; bu iki bölge de ağır güvenlik önlemleriyle korunan gözaltı tesislerine sahip.

"Terörle Mücadele Servisi'nin nakil ve dağıtımı denetlediğini" belirten kaynak, "mahkumların ellerinin ve ayaklarının kelepçelendiğini ve yüzlerinin örtüldüğünü", "bazılarının kaçmayı başarmaları halinde gardiyanları ölümle tehdit ettiğini" açıkladı.

Kaynaklar, "mahkumlarla konuşmayı veya onlarla etkileşim kurmayı kesin olarak yasaklayan emirler olduğunu" ve "gardiyanların çoğunun mahkumların hangi milletlerden geldiğinden habersiz olduğunu" ifade etti.


Suriye'nin güneyinde bir güvenlik görevlisi dört kişiyi öldürdü

Süveyda'da Suriye İç Güvenlik Güçlerine ait bir kontrol noktası (Arşiv-Reuters)
Süveyda'da Suriye İç Güvenlik Güçlerine ait bir kontrol noktası (Arşiv-Reuters)
TT

Suriye'nin güneyinde bir güvenlik görevlisi dört kişiyi öldürdü

Süveyda'da Suriye İç Güvenlik Güçlerine ait bir kontrol noktası (Arşiv-Reuters)
Süveyda'da Suriye İç Güvenlik Güçlerine ait bir kontrol noktası (Arşiv-Reuters)

Suriye yetkilileri, ağırlıklı olarak Dürzi nüfusun yaşadığı Süveyda vilayetinde dört sivilin ölümüne ve bir kişinin de ağır yaralanmasına neden olan silahlı saldırıyla ilgili şüpheyle bir İç Güvenlik Kuvvetleri mensubunu gözaltına aldı.

Resmi haber ajansı SANA, Süveyda İç Güvenlik Şefi Hüseyin el-Tahhan'ın şu sözlerini aktardı: "Süveyda kırsalındaki el-Matouna köyünde korkunç bir suç işlendi ve dört vatandaş öldü, bir kişi de ağır yaralandı."

El-Tahhan, “bir mağdurla iş birliği içinde yapılan ilk soruşturmalar, şüphelilerden birinin bölgedeki İç Güvenlik Müdürlüğü personeli olduğunu ortaya koydu” açıklamasını yaptı ve “memur derhal gözaltına alındı ve yasal işlemlerin tamamlanması için soruşturmaya sevk edildi” ifadelerini kullandı.

Güney Suriye'deki Dürzi azınlığın kalesi olan Süveyda Valiliği, 13 Temmuz'dan itibaren bir hafta boyunca Dürzi silahlı gruplar ile Bedevi savaşçılar arasında çatışmalara sahne oldu, hükümet güçlerinin ve ardından Bedevilerin yanında yer alan silahlı aşiret mensuplarının müdahalesiyle kanlı çatışmalar yaşandı.

20 Temmuz'da ateşkes sağlandı, ancak durum gerginliğini korudu ve Süveyda'ya erişim zorlaştı.

Bölge sakinleri, hükümeti eyaleti kuşatma altına almakla suçlarken, on binlerce insan yerinden edildi; Şam ise bu suçlamayı reddediyor. O zamandan beri birkaç yardım konvoyu bölgeye girdi.

Süveyda valiliğindeki iç güvenlik başkanı, "kurbanların ailelerine en içten taziyelerini" ileterek, "vatandaşlara karşı yapılan her türlü ihlalin kesinlikle kabul edilemez olduğunu ve halkın güvenliğini ve emniyetini tehdit eden hiçbir eyleme müsamaha gösterilmeyeceğini" vurguladı.


İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.