AB, Kovid-19 tedavisi için 220 bin doz ilaç alıyor

Yeni Kovid-19 ilacını, ABD merkezli Eli Lilly şirketi üretiyor

Avrupa, Eli Lilly şirketinin Kovid-19’a karşı yeni ilacından 220 bin doz alacak (AP)
Avrupa, Eli Lilly şirketinin Kovid-19’a karşı yeni ilacından 220 bin doz alacak (AP)
TT

AB, Kovid-19 tedavisi için 220 bin doz ilaç alıyor

Avrupa, Eli Lilly şirketinin Kovid-19’a karşı yeni ilacından 220 bin doz alacak (AP)
Avrupa, Eli Lilly şirketinin Kovid-19’a karşı yeni ilacından 220 bin doz alacak (AP)

Avrupa Birliği Komisyonu Brüksel’de, ABD merkezli Eli Lilly ile, şirketinin monoklonal antikor teknolojisi ile geliştirdiği ve şu anda Avrupa İlaç Ajansı (EMA) tarafından değerlendirmekte olan yeni tip koronavirüs (Kovid-19) ilacından 220 bin doz satın almak üzere sözleşme imzaladı. Söz konusu ilaç, Eski ABD Başkanı Donald Trump’ın pandeminin ilk aşamalarında Kovid-19 ile enfekte olduğu zaman kendisine uygulanmıştı.
AB’nin bu adımının ardında, üye devletlerin gönüllü katılımı ile ilaç üreten şirketlerle standart satın alma sözleşmeleri imzalayarak, Kovid-19’a ortak aşı portföyünde de olduğu gibi, virüse karşı ortak bir tedavi portföyü oluşturmayı hedefliyor. Komisyon, ABD’li şirket ile imzalanan bu yeni sözleşmeye şu ana kadar 18 ülkenin katıldığını belirtti ancak EMA veya ulusal ilaç düzenleyici kurumlar tarafından onaylanmasının ardından ilaca ulaşabilecek olan bu ülkelerin hangileri olduğuna ilişkin bir bilgi verilmedi.
Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ise, Kovid-19’a yönelik geliştirilen 3 ilaca yönelik klinik deneyler için ilk küresel projenin başlatıldığını duyurdu. WHO’nun bu adımı, çeşitli ülkelerde bir dizi antiviral üzerinde yürütülen ve virüse karşı tedavide etkisiz oldukları kanıtlanan önceki deneyler sonucunda elde edilen başarısızlığından ardından geldi. WHO sözcüsü dün yaptığı açıklamada, halihazırda başka hastalıkların tedavisinde kullanılan bu 3 ilacın, bağışıklık tepkisini hafifleterek veya dengelenmesini sağlayarak, dolaylı olarak Kovid-19 enfeksiyonunu tedavi etmek için kullanılmasının mümkün olduğundan emin olmak için küresel çapta bu tür bir deneyin ilk kez yapıldığını söyledi.
Kovid-19’a karşı WHO’nun belirttiğine göre onlarca aşının geliştirilmesi ve onlarca ülkede geliştirilen toplam aşı sayısının 300’ü geçmesinin ardından bilim camiası, enfeksiyonun neden olduğu bağışıklık korumasını veya laboratuvarda geliştirilen bağışıklık korumasının kullanıldığı birçok antiviral, modern teknolojinin yanı sıra cüzzam gibi diğer hastalıkların tedavisinde kullanılan antimikrobiyaller üzerinde yapılan yüzlerce deneye rağmen, hala enfeksiyonunun tehlikeli aşamalarında kullanılmak üzere etkili bir tedavi geliştirilememesi sebebiyle kafa karışıklığı yaşıyor.
WHO pandeminin ilk aşamalarında, sıtma hastalığına karşı başarıyla kullanılan Klorokinin ve Remdesivir ilaçları da dahil olmak üzere Kovid-19’a karşı umut vadeden 4 ilaç seçmişti. Ancak onlarca ülkede, binlerce hastanın kayıldığı aylarca süren klinik deneylerden sonra, WHO’nun resmi olarak bu ayın sonundan önce yayınlayacağı nihai rapor, dünyanın Kovid-19’a karşı yeterli sayıda aşıların olmadığı çeşitli bölgelerinde yapılan deneylere bağlı olan umutların yıkılmasına neden oldu.
“Solidarity” adlı projenin başarısız olmasının ardından, WHO şimdi dünya çapında Kovid-19 ile enfekte olmuş on binlerce insan üzerinde 3 yeni ilacı denemek için “Solidarity PLUS” adı altında ikinci girişimine başlıyor. WHO Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, projenin ikinci aşamasının Finlandiya’dan başlayıp daha sonra 52 ülkedeki 600 hastaneyi kapsayacak şekilde uluslararası ölçekte genişleyeceğini söyledi.
WHO uzmanları, projenin ikinci aşamasında yer alan 3 ilacın virüse doğrudan saldırmak üzere kullanılmayacağını bunun yerine bağışıklık tepkisinin kontrolden çıkıp kişiyi koruma işlevinden ona zarar vermeye geçtiğinde, bağışıklık tepkisini kontrol altına almak için kullanılacağını söylüyor. Kovid-19 enfeksiyonun birçok vakada doğal bağışıklık sisteminin aşırı tepki vermesine yol açtığı ve yoğun bakımda tedavi görenlerin genellikle enfekte olmalarından sonra ikinci haftada ortaya çıkan ciddi semptomlara olduğu ve çoğunun aşırı bağışıklık tepkisi nedeniyle tedavi gördüğü biliniyor. Bu bilgiye istinaden, uzmanlar bağışıklık tepkisini etkilediği bilinen 3 ilacı projede kullanmak üzere seçtiler.
Söz konusu 3 ilaçtan biri olan Artesunate ilacı Hindistan merkezli IPCA şirketi tarafından geliştirildi. Artesunate ilacı, geleneksel Asya tıbbında sıtma tedavisinde kullanılan bir bitkide bulunan artemisinin bileşiğinden üretildi. Yürütülecek küresel deneyler sırasında, kritik seviyedeki sıtma enfeksiyonlarının tedavisinden verilene benzer bir dozda, 7 gün boyunca damar yolu üzerinden uygulanması planlandı.
İkinci ilaç, Novartis şirketi tarafından üretimi yapılan İmatinib oldu. İlaç 1960’larda kansere, özellikle lösemiye karşı kemoterapi için geliştirilen bir ilaçtı. 14 gün süreyle uygulanması planlanan ilacın, aşırı bağışıklık tepkisinin neden olduğu karaciğer iltihaplanmasını hafifletmesi bekleniyor.
Deneylerde kullanılacak üçüncü ilaç olarak ise, Johnson&Johnson şirketi tarafından üretilen İnfliksimab ilacı belirlendi. Söz konusu ilaç genellikle bağışıklık tepkisindeki bozuklukları veya iltihaplı romatizmayı tedavi etmek için kullanılıyor. Bağışıklık sistemindeki bozukluğun neden olduğu şiddetli iltihaplanmaları hafifleten monoklonal antibiyotik teknolojisine dayanıyor. İlacın deneylerde tek dozda uygulanması kararlaştırıldı.
WHO’nun bu projesine binden fazla araştırmacının katılması beklenirken, elde edilen nihai sonuçların gelecek yıl bahar aylarından önce yayınlanması beklenmiyor. Bu projede kullanılacak olan ilaçları üreten şirketlerin, klinik deneyler sona erene kadar gerekli olan dozları bağışlamaya karar verdiklerini de belirtmek gerekiyor.



Uzmanlardan Venedik'in sadece denizaltıyla görülebileceği uyarısı

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Uzmanlardan Venedik'in sadece denizaltıyla görülebileceği uyarısı

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

Bilim insanları, deniz seviyesi yükselmeye devam ederse Venedik'in anıtlarına yalnızca denizaltıyla ulaşılabileceğini öngörüyor.

İtalyan şehri Venedik, kıvrımlı kanalları ve adalar ağıyla ünlü. Ancak şehir, yükselen deniz seviyesi ve aşırı turizmin yarattığı baskı nedeniyle sular altında kalma riskiyle karşı karşıya; son yıllarda hem turistlerin hem de suların sokakları doldurmasıyla bu risk daha da görünür hale geldi.

Salento Üniversitesi'nin 16 Nisan Perşembe günü yayımlanan raporu, öngörülen deniz seviyesi yükselmesinin, mirasın korunması, sosyal refah ve bakımın maliyeti arasında denge kurarak "benzeri görülmemiş" uzun vadeli uyarlamalar gerektireceğini belirtiyor.

Araştırmacılar, Venedik'in şehri lagünden izole etmek için büyük sel bariyerleri kullanmayı veya lagünü kalıcı kıyı barajlarıyla çevrelemeyi düşünmesi gerektiğini tavsiye ediyor.

Şehrin tamamen sular altında kaldığı en kötü senaryoda, tarihi yerlerin sökülüp yeniden birleştirilerek daha iç kesimlere taşınması gerekecektir.

Bu tehlike kapıda olmasa da mevcut iklim politikaları ve Antarktika buz tabakasında beklenen çöküş gerçekleşirse 22. yüzyılda aşırı deniz seviyesi yükselmesi kaçınılmaz olabilir.

Venedik, Bizans tarzı Aziz Mark Bazilikası ve Gotik Palazzo Ducale gibi birçok tarihi anıta ev sahipliği yapıyor.

Makalede, bazı anıtların yerlerinin değiştirilmesi durumunda kurtarılabileceği belirtilse de, "Tarihi kentsel doku, lagün temelli kültür, geleneksel yaşam tarzları ve çoğu ekonomik faaliyet geri dönüşü olmayan bir şekilde kaybolacaktır" deniyor.

Araştırmacılar, böyle bir projenin maliyetinin 100 milyar euroyu bulabileceğini tahmin ediyor. Anıtların yanı sıra konutların da terk edilmesi gerekecek ve özel mülklerin kaybının maliyeti 6,5 milyar euroyu bulabilir.

Sular altında kalan kalıntıları ziyaret etmek isteyen herkes, bunu ancak sınırlı bir süre için tekne ve denizaltıyla yapabilecektir.

Salento Üniversitesi'nde araştırmayı yürüten Piero Lionello, The Times'a, "Bu senaryoyu geciktirmek için yapabileceğimiz şeyler var ancak bunlar sonsuza dek işe yaramayacak; gelecek kaçınılmaz görünüyor" diye konuştu.

Venedik, 2020'de, şehri ve adalarını yüksek gelgitlerden ve büyük sel baskınlarından korumak için lagünün çeşitli girişlerine yerleştirilen bir sel bariyer sistemi olan Mose'yi uygulamaya sokmuştu.

Şehrin yarısından fazlası ortalama deniz seviyesinin yalnızca 80 ila 120 santimetre üzerinde bulunuyor, bu da kenti sel baskınlarına karşı çok hassas hale getiriyor. Lionello, 2100'e kadar Venedik'teki ortalama deniz seviyesinin 42 ila 81 cm yükselebileceğini söyledi.

Mose ve diğer bariyer sistemleri Venedik'e uzun vadede yardımcı olabilirken, araştırmacılar en kötü uzun vadeli sonuçlardan kaçınmak için hızlı hareket etmenin hâlâ çok önemli olduğunu belirtti.

Independent Türkçe


Çin, drone'ları havada şarj eden sistemi tanıttı

Çin yapımı bir insansız hava aracı, askeri geçit töreninde (AFP/Arşiv)
Çin yapımı bir insansız hava aracı, askeri geçit töreninde (AFP/Arşiv)
TT

Çin, drone'ları havada şarj eden sistemi tanıttı

Çin yapımı bir insansız hava aracı, askeri geçit töreninde (AFP/Arşiv)
Çin yapımı bir insansız hava aracı, askeri geçit töreninde (AFP/Arşiv)

Çinli bilim insanları, drone'ları havada mikrodalgayla şarj etmek için özel bir enerji iletim platformu geliştirdi. Bu, bir gün insansız hava araçlarının süresiz uçmasına yol açabilecek bir prototip tasarım.

Çin'in Xidian Üniversitesi'nden araştırmacılar, platformun drone'ları fırlatabilen ve onların operasyonel menzilini uzatabilen kara tabanlı bir araca dönüştürülmesini öngörüyor.

Bilim insanlarının yürüttüğü testler, otomobile monte edilen sistemin sabit kanatlı drone'ları 15 metre yükseklikte 3 saatten biraz fazla havada tutabildiğini gösterdi.

Araca monte edilen enerji iletim sistemi, hem drone hem de şarj platformu hareket halindeyken, enerjiyi hava aracının altındaki anten dizisine iletmek için mikrodalga yayıcı kullandı.

Ancak araştırmacılar, Aeronautical Science & Technology adlı akademik dergide yayımlanan çalışmada, mikrodalga yayıcıyla drone arasındaki hizalamayı korumanın zor olduğunu belirtti.

Bu, GPS konumlandırma ve drone içi uçuş kontrol sistemleri arasında yakın bir koordinasyon gerektiriyordu.

Bilim insanları, ışınlanan enerjinin yalnızca yaklaşık yüzde 3 ila 5'inin drone'a ulaştığını ve mikrodalga enerjisinin büyük çoğunluğunun boşa gittiğini belirterek, sistemin hâlâ başlangıç ​​aşamasında olduğunu kaydetti.

Sonuç olarak drone tarafından alınan enerji, rüzgar ve konumlandırma hataları nedeniyle de dalgalanma gösterdi.

Ekibe, anten yapıları ve mikrodalga tabanlı kablosuz enerji iletimi araştırmalarında uzman olan Xidian Üniversitesi profesörü Song Liwei liderlik etti.

Son yıllarda ortamdaki ve yönlendirilmiş elektromanyetik enerjiyi kullanılabilir doğrudan elektrik enerjisine dönüştürme kavramı, araştırma prototip aşamasından standartlaştırılmaya hazır bir teknolojiye dönüşüyor.

Geçen yıl ABD Savunma İleri Araştırma Projeleri Ajansı (DARPA), lazer ışınıyla 8,6 km'lik bir mesafeye 30 saniyeden fazla süre boyunca 800 vat güç ileterek enerji aktarımında yeni bir rekor kırmıştı.

Sistemin verimliliği yalnızca yaklaşık yüzde 20 olsa da DARPA, teknoloji daha düşük maliyetli hale geldikçe iyileştirmelerin mümkün olduğunu belirtti.

Devam eden bir ABD savunma projesi, neredeyse anlık enerji iletimi için bir "kablosuz enerji ağı" geliştirmeyi hedefliyor.

Son Çin çalışmasından farklı olarak DARPA tasarımı, yerdeki bir lazerin havadaki birden fazla düğümden geçerek tekrar yerdeki bir alıcıya inmesini sağlayarak uzun mesafeli güç iletimi gerçekleştirmeyi umuyor.

ABD ajansı, bu ağın drone filoları için sınırsız menzil veya dayanıklılık sağlamasını umuyor.

Independent Türkçe


Obama çiftinin prodüksiyon şirketinin akıbeti belli oldu

Fotoğraf: AP
Fotoğraf: AP
TT

Obama çiftinin prodüksiyon şirketinin akıbeti belli oldu

Fotoğraf: AP
Fotoğraf: AP

Barack Obama, kendisi ve eşi Michelle'in yapım şirketi Higher Ground'un Netflix'le 8 yıllık işbirliğinin ardından geleceğini dair konuştu.

Eski ABD Başkanı ve First Lady, şirketi 2018'de kurmuş ve yayın platformuyla anlaşma imzalamıştı. Bu anlaşma daha sonra 2024'te tüm film ve televizyon projelerini kapsayan çok yıllık bir ilk bakış anlaşmasına dönüştürülmüştü. Bu süre zarfında Higher Ground, Julia Roberts ve Ethan Hawke'ın başrollerini paylaştığı 2023 yapımı kıyamet temalı gerilim filmi Dünyayı Ardında Bırak (Leave the World Behind) da dahil birçok filme imza attı.

Ancak Netflix'le olan anlaşmanın sona ermesiyle birlikte 64 yaşındaki Barack, daha bağımsız bir yapıya geçmeyi planladıklarını söyledi.

The Hollywood Reporter'a göre, cumartesi günü Philadelphia'da düzenlenen bir medya, spor ve eğlence etkinliğinde konuşan siyasetçi, kendisi ve Michelle'in Netflix'le yaptıkları başlangıç için "çok minnettar" olduklarını belirterek, artık "çeşitli stüdyolarla çalışabilecekleri daha bağımsız bir [şirkete] geçiş sürecinde olduklarını" ekledi.

Higher Ground, Oscar'a aday gösterilen Rustin, American Symphony ve Crip Camp filmlerinin yanı sıra Oscar ve Emmy ödüllü belgesel American Factory'nin de yapımcılığını üstlendi. Diğer önemli yapımları arasında mini dizi Bodkin, NBA belgesel dizisi Starting Five ve Kevin Hart'ın başrolünde yer aldığı 2021 yapımı aile komedisi Bir Eksik (Fatherhood) var.

Son zamanlarda Higher Ground, film ve televizyonun ötesine geçerek faaliyet alanını genişletti. Geçen ay Obama çifti, Pulitzer ödüllü oyun Proof'un Broadway'deki yeni sahnelenişine ortak yapımcı olarak dahil oldu. 16 Nisan'da sahnelenmeye başlayan oyunda Ayo Edebiri, Don Cheadle, Pachinko'dan Jin Ha ve Orange Is the New Black yıldızı Samira Wiley rol alıyor. 16 haftalık gösterim, Tony ödüllü Thomas Kail tarafından yönetiliyor ve Kail, Mike Bosner ve Obamalarla birlikte yapımcılığı da üstleniyor.

Obama çifti daha önceki bir açıklamalarında "Bu dönüm noktası niteliğindeki oyunu Ayo, Don ve Tommy'yle ve Mike'ın öncülüğünde Broadway'e geri getirmek olağanüstü bir ayrıcalık ve bu yapımın bir parçası olmaktan daha fazla gurur duyamazdık" demişti.

Proof, Higher Ground'un desteklemek için kurulduğu türden bir hikaye; deha, şüphe ve en çok sevdiklerimizden bize kalanlar hakkında derin sorular soran bir oyun.

Higher Ground ayrıca podcast alanına da açılarak IMO with Michelle Obama and Craig Robinson, Talk Easy with Sam Fragoso ve Audible Originals yapımları olan The Wonder of Stevie ve Fela Kuti: Fear No Man gibi programların yapımını üstlendi.

Toplamda şirket, üç Akademi Ödülü adaylığı, 12 adaylıktan 6 Emmy ve üç adaylıktan iki Grammy kazandı.

Independent Türkçe