Suudi Arabistan ve üç asırlık miras

Suudi Arabistan’ın kurucusu Kral Abdulaziz ve oğulları. (Şarku’l Avsat)
Suudi Arabistan’ın kurucusu Kral Abdulaziz ve oğulları. (Şarku’l Avsat)
TT

Suudi Arabistan ve üç asırlık miras

Suudi Arabistan’ın kurucusu Kral Abdulaziz ve oğulları. (Şarku’l Avsat)
Suudi Arabistan’ın kurucusu Kral Abdulaziz ve oğulları. (Şarku’l Avsat)

Suudi Arabistan 23 Eylül 2021’de, kurucusu Kral Abdulaziz bin Abdurrahman bin Faysal Al-Suud’un Arap Yarımadası’nı kapsayan derin ve kadim mirasına dayanan ülkenin 91. Ulusal Günü’nü kutluyor. Kral Abdulaziz, büyük bir siyasi oluşum kurma fikrini ortaya koyduğu andan itibaren Arap Yarımadası’nın büyük bir kısmını tek bir bayrak altında birleştirdi.
Hanife Vadisi’nin kıyısındaki huzurlu Diriye’de 1722’de beliren ve şehrin hafızasındaki varlığını sürdüren o an, Ortadoğu’nun ve dünyanın en önemli ülkelerinden birinin doğuşuna kadar uzanıyor. Diriye, geçtiğimiz yüzyıllarda yaşadığı fırtınalara rağmen siyasi ve ekonomik sahnedeki merkezi konumunu ve olayların seyri üzerindeki etkisini koruyor.
Suudi Arabistan, ülke tarihinin en önemli aşamasını belgeleyen tarihçi Osman bin Beşir’in Necid’in İzzet Unvanı adlı kitabında anlattığı gibi; Diriye şehri ilk Suudi devletinde gelişti. Beşir kitabında Suud bin Abdulaziz bin Abdullah bin Suud zamanında, Diriye’yi ve insanlarını altınla süslenmiş silahlar, lüks elbiseler ve dilin sayamayacağı nice lüks içinde gördüğünü aktarıyor.
Birinci ve ikinci Suudi devletleri bölgenin 18’inci yüzyılda yaşadığı jeopolitik harita sebebiyle genişleme ve istikrar konusunda bocalıyordu. Bu durum Arap Yarımadası’nın eteklerinde kontrolünü genişleten Osmanlı İmparatorluğu'nun ardından sona erdi.
1873’te hayatını kaybeden Beşir, Diriye’nin yıkım hikayesinde şunları aktarıyor:
 “Şaban ayında, İbrahim Paşa Diriye'deyken oğlu Muhammed Ali'ye elçiler ve mektuplar yollayarak Diriye'yi yıkmasını ve yok etmesini emretti.  Bu yüzden halka oraya terk etmelerini bildirdi. Sonra askerlere evleri ve sarayları yıkmaları, büyük küçük acımaksızın hurma ve ağaçları kesmelerini emretti.”
Osmanlı İmparatorluğu’nun etkisinin azalması ve bir süre sonra da sona ermesiyle bir dönem biterken yeni bir dönem başladı. Bölge, spekülasyon ve dalgalanmalar için açık bir alanken geleceğe dair beklentiler, çeşitli siyasi tekliflerle boğuşan bir ulusun kaderine ilişkin endişelere gebeydi. Ancak sürgünde hayalleri ve korkuları ile boğuşan hevesli bir genç, her şeye son vermek, ulusun vicdanını ve gerçekliğini tek adam bayrağı altında dengeleyecek bir projeyi sonuçlandırmak üzereydi.

1902: Devlet projesinin yeniden başlatılması
Kral Abdulaziz, henüz gençken devletin kayıp cennetini restore etmeyi, devleti komşuların zulmünden veya zararlı iç çatlaklardan muzdarip olduğu geçmiş deneyimlerin küllerinden yükseltmeyi amaçlıyordu. Kral Abdulaziz, büyük güçlerin bölge haritasını ve sahnesini kendi çıkarlarına ve kutuplaşmalarına göre şekillendirmeyi amaçladığı yeni bir çağın ve çok karmaşık bir tarihsel aşamanın özelliklerinin zorluklarıyla yüzleşmeye karar verdi.
Kral Abdülaziz, kanın döküldüğü toprakların hatırasını inceled., Önceki iki deneyimin birlik ve devamlılık sağlamaya ve hayatta kalma koşullarına direnmeye çalıştığı on yılların terini toprağına akıttı. O, yaşananların sonuçlarıyla ve çıkarılan derslerle donanarak istikrarın temel taşına sahip olmayı seçti.
Robert Lacey ‘Krallığın İçinden’ isimli kitabında, üçüncü Suudi Arabistan'ın kurucusunun öneminin, Arap Yarımadası'nın gelecek vaat eden petrol sahaları, iki kutsal şehir Mekke ve Medine ve ortadaki kurak çölü üç parça olarak düşünmesinde yattığını söylüyor.
Arap Yarımadası’nda tarih boyunca bölgenin üç bölgesinde farklı ülkeler ve farklı kültürleri olduğuna dikkati çeken Lacey, büyük başarının şiddetli ve zekice Suudi savaşları, çatışma yönetimindeki olağanüstü yetenek ve Vahhabi mesajının büyük çekiciliği sayesinde geldiğini söyledi. Lacey üç parçanın bir araya gelmesindeki büyük etkinin 20’inci yüzyılın sonunda dünyanın en büyük petrol rezervlerine sahip başkenti Riyad ve her yıl dünyanın en büyük Hac merkezi olan ülkenin birleşmesiyle olduğunu vurguladı.

1912: İnşaat ve istikrar adımları
Kurucu Kral, modern devletin toplumu için başlangıç ​​noktası olacak bir sosyal çekirdek oluşturmakla meşguldü. Aşiret gruplarını devletin inşasına katılmaya ve görevlerini yerine getirmeye hazırlamak için el Hicri’i inşa etti. 1912’de Artaviye’de ilk göç merkezinin kurulmasıyla 200 yerleşim yeri yapıldı.
Emin er Rihani Ocak 197 Kral Abdulaziz’e ‘Necd Modern Tarihi’nin’ kitabına giriş olacak nitelikte yazdığı mektubunda şunları söylüyor:
“Bedevileri hazırlamak için yaptıklarınız, milli başarılarınızın en övülenlerinden ve en iyi reformlarından biri. Bedevileri uygarlaştırmanın ilk adımı olarak evler yaptın, belki ikinci adımı atıp onlar için okullar da yaparsın. Çünkü okullarda istediğiniz her şeyi başarabilirsiniz. Okullar kılıcın görevini tamamlar. Okullar, istikrarlı Arap birliğinin, kapsamlı birliğin, sevgi birliğinin ve esaret bağının kilidini açar.”

1929: Devlet mantığının zaferi
Zaman içinde, yaşanan büyük olayların çokluğunun ortasında bazı küçük ayrıntılar yok oluyor. Ancak tarihteki bu ayrıntılar, Suudi Arabistan’ın kurucu Kralı’nın modern devletin ruhunun farkında olduğunu gösterdiği gücüyle tutarlı bir medeni devletin inşasına dayanıyor. Kurucu Kral’ın ortaya koyduğu bazı kriterler, çağdaş bir devlet mantığı üzerinde zafer kazandı.

Dış ilişkilerin çeşitlendirilmesi
Büyük aktif güçlerden İngiltere'nin parlayan güneşi sönerken, siyasi ve coğrafi denklemlerdeki varlığını ve rolünü empoze eden Kral Abdülaziz genç devletini acele etmeden, yutmadan, sarsmadan, durum neyi gerektiriyorsa cesaretle yönetiyordu. Çünkü küresel çatışmada galip gelen yabancı ulusların delegelerinin kalemleri, kırılgan bölgenin sınırlarını çizdiği bir dönemde Abdülaziz'in adamları, atlarını Arap Yarımadası'nı birleştirmek için sürüyordu.
23 Eylül 1932 tarihinde 2716 sayılı Kraliyet Kararnamesi ile modern devletin inşasından önemli bir tarihi belge yayınlandı. Kurucu Kral Abdulaziz Al-Suud tarafından çıkarılan belgede, devletin adı Hicaz-Necd Krallığı’ndan Suudi Arabistan Krallığı olarak değiştirilmesi de dahil yedi maddeyi içeriyordu. Devletin kurucusunun unvanı ‘Kral’ oldu. Bu unvan bölgesel ve küresel sahnelerde önemli bir siyasi oluşumun başlangıcına işaret ediyordu.

2030: Yeni bir perspektif
Suudi Arabistan Kralı Abdülaziz'in oğulları, kendisinden sonra da onun yürüyüşe devam etti ve ülkeye onlarca yıllık ilerleme ve refah kazandıran istikrar ve kalkınma sütunları konusunda tüm zorlukları aşarak ona uyum sağladılar.
Suudi Arabistan’ın yedinci Kralı olan Selman bin Abdulaziz’in saltanatı, Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın önderliğinde, geleceğe ilişkin ülke tarihinde vaat edici yeni bir aşamaya tanık oluyor. Geçmişle bugünü birbirine bağlayan Arap Yarımadası'nda en eski uygarlığı derin kökleriyle tüm engelleri aştı. Veliaht Prens, üç kıtayı bir araya getiren hayati merkez için dünya tarihinde önemli bir rol oynadı.



Faysal bin Ferhan, New York’ta Düzenlenen Körfez Koordinasyon Toplantısı’na katıldı

Körfez İşbirliği Konseyi üyesi ülkelerin dışişleri bakanları, New York'taki koordinasyon toplantısında (SPA)
Körfez İşbirliği Konseyi üyesi ülkelerin dışişleri bakanları, New York'taki koordinasyon toplantısında (SPA)
TT

Faysal bin Ferhan, New York’ta Düzenlenen Körfez Koordinasyon Toplantısı’na katıldı

Körfez İşbirliği Konseyi üyesi ülkelerin dışişleri bakanları, New York'taki koordinasyon toplantısında (SPA)
Körfez İşbirliği Konseyi üyesi ülkelerin dışişleri bakanları, New York'taki koordinasyon toplantısında (SPA)

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan bin Abdullah, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 81. Dönem Üst Düzey Haftası başlamadan önce Suudi Arabistan'ın New York’taki BM Daimî Temsilciliği binasında düzenlenen Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) Bakanlar Kurulu Koordinasyon Toplantısı'na katıldı.

Toplantıda, Genel Kurul çalışmaları kapsamında ele alınması planlanan öne çıkan konu ve sorunların yanı sıra KİK üyesi ülkelerin bu konulara ilişkin ortak çabaları ve tutumları gözden geçirildi.

KİK üyesi ülkelerin dışişleri bakanları ayrıca, bölgedeki son gelişmeler ile bölgesel güncel olayları, bunların bölge güvenliği ve istikrarı üzerindeki yansımalarını ve mevcut zorluklarla mücadelede ortak iş birliği ile koordinasyon imkânlarını ele aldı.

Toplantıda Suudi Arabistan heyetinden, Dışişleri Bakanlığı Çok Taraflı Uluslararası İlişkilerden Sorumlu Müsteşarı ve Ekonomi ile Kalkınma İşleri Genel Görevlisi Dr. Abdurrahman bin İbrahim er-Rassi de hazır bulundu.


Koalisyon: Husilerin Riyad’a fırlattığı balistik füze imha edildi

Yemen’de Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu Sözcüsü Tümgeneral Turki el-Maliki (Şarku’l Avsat) 
Yemen’de Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu Sözcüsü Tümgeneral Turki el-Maliki (Şarku’l Avsat) 
TT

Koalisyon: Husilerin Riyad’a fırlattığı balistik füze imha edildi

Yemen’de Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu Sözcüsü Tümgeneral Turki el-Maliki (Şarku’l Avsat) 
Yemen’de Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu Sözcüsü Tümgeneral Turki el-Maliki (Şarku’l Avsat) 

Yemen’de Meşru Hükümeti Destekleme Koalisyonu, Suudi Arabistan Kraliyet Hava Savunma Kuvvetlerinin, Husiler tarafından bugün sabaha karşı başkent Riyad’a fırlatılan bir balistik füzeyi önleyerek imha ettiğini açıkladı.

Koalisyon Sözcüsü Tümgeneral Turki el-Maliki, Husilerin gerilimi artırmasının ve başkent Riyad’daki sivilleri ve sivil yerleşimleri hedef alma girişimlerini sürdürmesinin, 8 milyondan fazla vatandaş ve yabancının yaşadığı kentte bu milislerin tutumundaki ısrarı ortaya koyduğunu belirtti. Maliki, söz konusu girişimlerin sivilleri ve sivil unsurları kasıtlı ve sistematik biçimde hedef alan “terörist ve saldırgan bir davranış” olduğunu ifade etti.

Tümgeneral Maliki ayrıca Husilerin Biş, Taif, Fursan ve Yanbu kentlerindeki sivilleri ve sivil unsurları hedef almaya çalıştığını, ancak hava savunma sistemlerinin bu saldırı girişimlerini engellediğini söyledi.

Maliki, yayımlanan açıklamada, koalisyon yönetiminin Husilerin “terörist faaliyetlerini” caydırmak amacıyla, uluslararası insancıl hukuk ve teamül hukuku kurallarıyla uyumlu olmak kaydıyla, uygun gördüğü tedbirleri alma konusunda asli hakkına sahip olduğunu vurguladı.


Avrupa, Kızıldeniz’in güneyinde alarm seviyesini yükseltiyor

41 ülke, perşembe günü Cidde’de düzenlenen “Savunma Deniz Koalisyonu”nun dördüncü planlama toplantısına katıldı (SPA)
41 ülke, perşembe günü Cidde’de düzenlenen “Savunma Deniz Koalisyonu”nun dördüncü planlama toplantısına katıldı (SPA)
TT

Avrupa, Kızıldeniz’in güneyinde alarm seviyesini yükseltiyor

41 ülke, perşembe günü Cidde’de düzenlenen “Savunma Deniz Koalisyonu”nun dördüncü planlama toplantısına katıldı (SPA)
41 ülke, perşembe günü Cidde’de düzenlenen “Savunma Deniz Koalisyonu”nun dördüncü planlama toplantısına katıldı (SPA)

Avrupa Birliği, Kızıldeniz’de gemilere refakat eden “Aspides” deniz misyonunun alarm seviyesini yükseltti. Kararın, İran destekli Husilerin stratejik su yoluna yönelik tehditleri nedeniyle alındığı bildirildi. Şarku’l Avsatın AFP’den aktardığına göre söz konusu adım Kızıldeniz’deki güvenlik risklerinin artması sonrasında atıldı.

Avrupa Birliği Dış Politika Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan ile Yemen’deki çatışmaların sona erdirilmesi ve Hürmüz Boğazı’nda deniz ulaşımı serbestisinin yeniden sağlanmasına yönelik diplomatik çabaları görüştüğünü açıkladı.

Kallas, X platformundaki paylaşımında, “Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik saldırıları kabul edilemez ve küresel ekonomiye zarar veriyor” ifadelerini kullandı. Kallas ayrıca Avrupa’nın, “Husilerin saldırılarına karşı Kızıldeniz’de deniz taşımacılığının güvenliğini korumaya yardımcı olduğunu” belirtti.

Öte yandan Yemen hükümet güçleri, Husilerin Babul Mendeb’in doğusu ile Taiz’in batısındaki yüksek kesimleri ele geçirmeye yönelik yoğun girişimlerine karşı koymayı sürdürüyor.

Husiler, Babul Mendeb Boğazı, Meyyun Adası ve batı kıyısındaki kontrol alanlarını güvence altına almak amacıyla kendilerine kara derinliği sağlayacak ve hareket ile ikmal hatlarını tahkim edecek dağlık mevzileri ele geçirmeye çalışıyor.

Taiz cephesinden bir askeri kaynak, çatışmalarda 30 Husinin öldürüldüğünü, 60’tan fazla Husinin yaralandığını ve 6 savaş aracının yanı sıra 2 tankın imha edildiğini bildirdi.