Suudi Arabistan ve üç asırlık miras

Suudi Arabistan’ın kurucusu Kral Abdulaziz ve oğulları. (Şarku’l Avsat)
Suudi Arabistan’ın kurucusu Kral Abdulaziz ve oğulları. (Şarku’l Avsat)
TT

Suudi Arabistan ve üç asırlık miras

Suudi Arabistan’ın kurucusu Kral Abdulaziz ve oğulları. (Şarku’l Avsat)
Suudi Arabistan’ın kurucusu Kral Abdulaziz ve oğulları. (Şarku’l Avsat)

Suudi Arabistan 23 Eylül 2021’de, kurucusu Kral Abdulaziz bin Abdurrahman bin Faysal Al-Suud’un Arap Yarımadası’nı kapsayan derin ve kadim mirasına dayanan ülkenin 91. Ulusal Günü’nü kutluyor. Kral Abdulaziz, büyük bir siyasi oluşum kurma fikrini ortaya koyduğu andan itibaren Arap Yarımadası’nın büyük bir kısmını tek bir bayrak altında birleştirdi.
Hanife Vadisi’nin kıyısındaki huzurlu Diriye’de 1722’de beliren ve şehrin hafızasındaki varlığını sürdüren o an, Ortadoğu’nun ve dünyanın en önemli ülkelerinden birinin doğuşuna kadar uzanıyor. Diriye, geçtiğimiz yüzyıllarda yaşadığı fırtınalara rağmen siyasi ve ekonomik sahnedeki merkezi konumunu ve olayların seyri üzerindeki etkisini koruyor.
Suudi Arabistan, ülke tarihinin en önemli aşamasını belgeleyen tarihçi Osman bin Beşir’in Necid’in İzzet Unvanı adlı kitabında anlattığı gibi; Diriye şehri ilk Suudi devletinde gelişti. Beşir kitabında Suud bin Abdulaziz bin Abdullah bin Suud zamanında, Diriye’yi ve insanlarını altınla süslenmiş silahlar, lüks elbiseler ve dilin sayamayacağı nice lüks içinde gördüğünü aktarıyor.
Birinci ve ikinci Suudi devletleri bölgenin 18’inci yüzyılda yaşadığı jeopolitik harita sebebiyle genişleme ve istikrar konusunda bocalıyordu. Bu durum Arap Yarımadası’nın eteklerinde kontrolünü genişleten Osmanlı İmparatorluğu'nun ardından sona erdi.
1873’te hayatını kaybeden Beşir, Diriye’nin yıkım hikayesinde şunları aktarıyor:
 “Şaban ayında, İbrahim Paşa Diriye'deyken oğlu Muhammed Ali'ye elçiler ve mektuplar yollayarak Diriye'yi yıkmasını ve yok etmesini emretti.  Bu yüzden halka oraya terk etmelerini bildirdi. Sonra askerlere evleri ve sarayları yıkmaları, büyük küçük acımaksızın hurma ve ağaçları kesmelerini emretti.”
Osmanlı İmparatorluğu’nun etkisinin azalması ve bir süre sonra da sona ermesiyle bir dönem biterken yeni bir dönem başladı. Bölge, spekülasyon ve dalgalanmalar için açık bir alanken geleceğe dair beklentiler, çeşitli siyasi tekliflerle boğuşan bir ulusun kaderine ilişkin endişelere gebeydi. Ancak sürgünde hayalleri ve korkuları ile boğuşan hevesli bir genç, her şeye son vermek, ulusun vicdanını ve gerçekliğini tek adam bayrağı altında dengeleyecek bir projeyi sonuçlandırmak üzereydi.

1902: Devlet projesinin yeniden başlatılması
Kral Abdulaziz, henüz gençken devletin kayıp cennetini restore etmeyi, devleti komşuların zulmünden veya zararlı iç çatlaklardan muzdarip olduğu geçmiş deneyimlerin küllerinden yükseltmeyi amaçlıyordu. Kral Abdulaziz, büyük güçlerin bölge haritasını ve sahnesini kendi çıkarlarına ve kutuplaşmalarına göre şekillendirmeyi amaçladığı yeni bir çağın ve çok karmaşık bir tarihsel aşamanın özelliklerinin zorluklarıyla yüzleşmeye karar verdi.
Kral Abdülaziz, kanın döküldüğü toprakların hatırasını inceled., Önceki iki deneyimin birlik ve devamlılık sağlamaya ve hayatta kalma koşullarına direnmeye çalıştığı on yılların terini toprağına akıttı. O, yaşananların sonuçlarıyla ve çıkarılan derslerle donanarak istikrarın temel taşına sahip olmayı seçti.
Robert Lacey ‘Krallığın İçinden’ isimli kitabında, üçüncü Suudi Arabistan'ın kurucusunun öneminin, Arap Yarımadası'nın gelecek vaat eden petrol sahaları, iki kutsal şehir Mekke ve Medine ve ortadaki kurak çölü üç parça olarak düşünmesinde yattığını söylüyor.
Arap Yarımadası’nda tarih boyunca bölgenin üç bölgesinde farklı ülkeler ve farklı kültürleri olduğuna dikkati çeken Lacey, büyük başarının şiddetli ve zekice Suudi savaşları, çatışma yönetimindeki olağanüstü yetenek ve Vahhabi mesajının büyük çekiciliği sayesinde geldiğini söyledi. Lacey üç parçanın bir araya gelmesindeki büyük etkinin 20’inci yüzyılın sonunda dünyanın en büyük petrol rezervlerine sahip başkenti Riyad ve her yıl dünyanın en büyük Hac merkezi olan ülkenin birleşmesiyle olduğunu vurguladı.

1912: İnşaat ve istikrar adımları
Kurucu Kral, modern devletin toplumu için başlangıç ​​noktası olacak bir sosyal çekirdek oluşturmakla meşguldü. Aşiret gruplarını devletin inşasına katılmaya ve görevlerini yerine getirmeye hazırlamak için el Hicri’i inşa etti. 1912’de Artaviye’de ilk göç merkezinin kurulmasıyla 200 yerleşim yeri yapıldı.
Emin er Rihani Ocak 197 Kral Abdulaziz’e ‘Necd Modern Tarihi’nin’ kitabına giriş olacak nitelikte yazdığı mektubunda şunları söylüyor:
“Bedevileri hazırlamak için yaptıklarınız, milli başarılarınızın en övülenlerinden ve en iyi reformlarından biri. Bedevileri uygarlaştırmanın ilk adımı olarak evler yaptın, belki ikinci adımı atıp onlar için okullar da yaparsın. Çünkü okullarda istediğiniz her şeyi başarabilirsiniz. Okullar kılıcın görevini tamamlar. Okullar, istikrarlı Arap birliğinin, kapsamlı birliğin, sevgi birliğinin ve esaret bağının kilidini açar.”

1929: Devlet mantığının zaferi
Zaman içinde, yaşanan büyük olayların çokluğunun ortasında bazı küçük ayrıntılar yok oluyor. Ancak tarihteki bu ayrıntılar, Suudi Arabistan’ın kurucu Kralı’nın modern devletin ruhunun farkında olduğunu gösterdiği gücüyle tutarlı bir medeni devletin inşasına dayanıyor. Kurucu Kral’ın ortaya koyduğu bazı kriterler, çağdaş bir devlet mantığı üzerinde zafer kazandı.

Dış ilişkilerin çeşitlendirilmesi
Büyük aktif güçlerden İngiltere'nin parlayan güneşi sönerken, siyasi ve coğrafi denklemlerdeki varlığını ve rolünü empoze eden Kral Abdülaziz genç devletini acele etmeden, yutmadan, sarsmadan, durum neyi gerektiriyorsa cesaretle yönetiyordu. Çünkü küresel çatışmada galip gelen yabancı ulusların delegelerinin kalemleri, kırılgan bölgenin sınırlarını çizdiği bir dönemde Abdülaziz'in adamları, atlarını Arap Yarımadası'nı birleştirmek için sürüyordu.
23 Eylül 1932 tarihinde 2716 sayılı Kraliyet Kararnamesi ile modern devletin inşasından önemli bir tarihi belge yayınlandı. Kurucu Kral Abdulaziz Al-Suud tarafından çıkarılan belgede, devletin adı Hicaz-Necd Krallığı’ndan Suudi Arabistan Krallığı olarak değiştirilmesi de dahil yedi maddeyi içeriyordu. Devletin kurucusunun unvanı ‘Kral’ oldu. Bu unvan bölgesel ve küresel sahnelerde önemli bir siyasi oluşumun başlangıcına işaret ediyordu.

2030: Yeni bir perspektif
Suudi Arabistan Kralı Abdülaziz'in oğulları, kendisinden sonra da onun yürüyüşe devam etti ve ülkeye onlarca yıllık ilerleme ve refah kazandıran istikrar ve kalkınma sütunları konusunda tüm zorlukları aşarak ona uyum sağladılar.
Suudi Arabistan’ın yedinci Kralı olan Selman bin Abdulaziz’in saltanatı, Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın önderliğinde, geleceğe ilişkin ülke tarihinde vaat edici yeni bir aşamaya tanık oluyor. Geçmişle bugünü birbirine bağlayan Arap Yarımadası'nda en eski uygarlığı derin kökleriyle tüm engelleri aştı. Veliaht Prens, üç kıtayı bir araya getiren hayati merkez için dünya tarihinde önemli bir rol oynadı.



İtalya Savunma Bakanı Şarku’l Avsat’a konuştu: Suudi Arabistan ile ilişkilerimiz stratejik açıdan benzeri görülmemiş bir güç seviyesine ulaştı

İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Roma ve Riyad’ın Washington ile Tahran arasında devam eden müzakerelerin başarıya ulaşması için çalıştığını doğruladı. (İtalya Savunma Bakanlığı)
İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Roma ve Riyad’ın Washington ile Tahran arasında devam eden müzakerelerin başarıya ulaşması için çalıştığını doğruladı. (İtalya Savunma Bakanlığı)
TT

İtalya Savunma Bakanı Şarku’l Avsat’a konuştu: Suudi Arabistan ile ilişkilerimiz stratejik açıdan benzeri görülmemiş bir güç seviyesine ulaştı

İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Roma ve Riyad’ın Washington ile Tahran arasında devam eden müzakerelerin başarıya ulaşması için çalıştığını doğruladı. (İtalya Savunma Bakanlığı)
İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Roma ve Riyad’ın Washington ile Tahran arasında devam eden müzakerelerin başarıya ulaşması için çalıştığını doğruladı. (İtalya Savunma Bakanlığı)

İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Roma ile Riyad arasındaki ilişkilerin bugün benzeri görülmemiş bir stratejik güç aşamasında olduğunu belirterek, iki ülkenin tedarik zincirlerinin entegrasyonu, beceri transferi ve yerel kapasite geliştirmeye dayalı gerçek ortaklıklar inşa etmek için çalıştığını söyledi.

Crosetto, Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte, İtalya ile Suudi Arabistan arasındaki iş birliğinin Ortadoğu’da barış ve istikrarın güçlendirilmesi açısından temel bir unsur haline geldiğini ifade etti. İki ülkenin, bölgesel gerilimin tırmanmasını önlemek amacıyla ABD ile İran arasında yürütülen müzakerelerin başarıya ulaşması için birlikte çalıştığını kaydetti.

Crosetto, Riyad’da düzenlenen Dünya Savunma Fuarı’na (WDS 2026) katılımı kapsamında yaptığı değerlendirmede, Suudi Arabistan’ın ekonomik ortamını ‘son derece cazip’ olarak nitelendirdi. Crosetto, söz konusu etkinliğin, Krallığın teknolojik ve endüstriyel inovasyondaki giderek artan merkezi rolünü yansıttığını ve geleceğe yönelik senaryolar ile yeni teknolojilerin ele alınmasına olanak sağlayan bir platform sunduğunu ifade etti.

Stratejik güç

Crosetto, Suudi Arabistan ile İtalya arasındaki ilişkilerin son derece iyi olduğunu ve ‘benzeri görülmemiş bir stratejik güç aşamasında’ bulunduğunu söyledi. Crosetto, “Liderlerimiz arasındaki siyasi anlayış, savunma alanında askerî ve sanayi boyutlarını kapsayan, somut ve kurumsal iş birliğine dönüşen bir güven çerçevesi oluşturdu. Ülkelerimiz; güvenilir ortaklıklar, verilen sözlere bağlılık, diplomasinin önemi ve uluslararası hukuka saygı gibi temel ilkeleri paylaşıyor. Bu da iş birliğimizi istikrarlı, öngörülebilir ve uzun vadeye yönelik kılıyor” ifadelerini kullandı.

Silahlı kuvvetler arasında diyalog

Crosetto, iki ülkenin silahlı kuvvetleri arasındaki diyaloğun sürdüğünü belirterek, bu kapsamda operasyonel tecrübe, askerî doktrinler, stratejik analizler ve bölgesel senaryo değerlendirmelerinin karşılıklı olarak paylaşıldığını söyledi. Crosetto, söz konusu temasların ‘birlikte çalışabilirliği ve karşılıklı anlayışı artırdığını’ ifade etti.

Crosetto, Kızıldeniz ile Arap Körfezi’nin birbirleriyle yakından bağlantılı iki stratejik bölge olduğunu belirterek, bu bölgelerin güvenliğinin İtalya ve Suudi Arabistan için ortak bir çıkar teşkil ettiğini kaydetti. Bu çerçevede Roma ile Riyad arasındaki iş birliğinin Ortadoğu’da barış ve istikrarın güçlendirilmesi açısından temel öneme sahip olduğunu vurgulayan Crosetto, Lübnan, Gazze Şeridi ve Suriye’de siyasi çözümlerin desteklenmesine özel önem verildiğini, ayrıca ABD ile İran arasında yürütülen müzakerelerin başarıya ulaşmasının bölgesel gerilimin önlenmesi açısından kritik olduğunu dile getirdi.

vfgb
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Ocak 2025'te El-Ula’daki kış çadırında İtalya Başbakanı Giorgia Meloni’yi ağırladı. (SPA)

Bu siyasi taahhüdün pratik bir boyutunun da bulunduğunu belirten Crosetto, İtalya’nın tıbbi tahliyeler ve insani yardım sevkiyatları yoluyla Filistinli sivillere sağlık hizmeti sunan en aktif Batılı ülkeler arasında yer aldığını söyledi. Crosetto, bunun askerî imkânların istikrarı destekleyici hedefler doğrultusunda kullanılmasına somut bir örnek teşkil ettiğini ifade etti.

Veliaht Prens – Meloni görüşmesi

Crosetto, İtalya Başbakanı Giorgia Meloni’nin Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile gerçekleştirdiği görüşmenin, ikili ilişkilere güçlü bir ivme kazandırdığını söyledi. Crosetto, askerî alanda iş birliğinin eğitim, lojistik, askerî doktrin, teknolojik inovasyon, deniz güvenliği ve kritik altyapıların korunması gibi alanlarda güçlendiğini belirterek, siber alan, uzay ve gelişmiş sistemler başta olmak üzere yeni ortaya çıkan alanlara yönelik ilginin de giderek arttığını ifade etti.

Crosetto, sanayi alanında ise iki ülkenin geleneksel müşteri-tedarikçi ilişkisi anlayışını aştığını belirterek, tedarik zincirlerinin entegrasyonu, beceri transferi ve yerel kapasitenin güçlendirilmesine dayalı gerçek ortaklıklar kurmayı hedeflediklerini söyledi.

Suudi Arabistan, İtalya’nın enerji güvenliği için önemli bir ortak

Crosetto, İtalyan şirketleri ile Suudi muadilleri arasındaki savunma kapasitesi, teknoloji transferi, havacılık ve gemi inşa projelerindeki iş birliğinin, Suudi Arabistan’ın sanayi, teknoloji ve insan sermayesini güçlendirmeyi hedefleyen Vizyon 2030 planıyla tamamen uyumlu olduğunu vurguladı.

Crosetto, “İtalyan şirketlerinin katkıları yalnızca platform sağlamakla sınırlı değil; aynı zamanda uzmanlık, eğitim ve mühendislik desteğini de kapsıyor. Bu yaklaşım, savunma sektörünün ötesine geçerek altyapı, teknoloji ve turizm alanlarını da kapsıyor. NEOM gibi büyük projeler, ekonomilerimiz arasındaki entegrasyonu gözler önüne seriyor” ifadelerini kullandı.

İş birliğinin enerji ve enerji dönüşümü sektörlerini de içerdiğini belirten Crosetto, Suudi Arabistan’ın İtalya’nın enerji güvenliği açısından kilit bir ortak olduğunu söyledi. Crosetto, hidrojen ve yenilenebilir enerji alanındaki iş birliğinin büyüdüğünü, ayrıca stratejik ve kritik hammaddelere yönelik Suudi yatırımlarının sanayi ve teknoloji alanındaki iş birliğinde önemli gelişmelere yol açabileceğini kaydetti.

Suudi Arabistan’ın ekonomik ortamı cazip

Crosetto, İtalya ve Suudi Arabistan savunma bakanlıklarının iş birliğiyle Riyad’da düzenlenen Suudi Arabistan-İtalya Yatırım Forumu’nun iki taraf arasındaki iş birliğini güçlendirme açısından çok güçlü bir mesaj verdiğini belirtti. Crosetto, forumun küçük ve orta ölçekli şirketler ile büyük grupları bir araya getirerek somut ve pratik bağlantılar kurulmasını sağladığını söyledi.

Crosetto, Suudi Arabistan’ın ekonomik ortamının yüksek cazibeye sahip olduğunu vurgulayarak, ülkenin büyük kamu yatırımları, avantajlı vergi sistemi, malzeme ve ekipman teşvikleri ile çifte vergilendirmeyi önleyen anlaşmalarla stratejik bir sanayi ortağı olduğunu ifade etti.

sdbfrb
Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman, Ekim 2024'te Roma'da İtalyan sanayi şirketleriyle yaptığı toplantıda (SPA)

Ticaretin yalnızca savunma sektörüyle sınırlı olmadığını belirten Crosetto, makineler, moda, tasarım ve ilaç sanayi gibi alanlarda da İtalyan ürünlerine yüksek talep olduğunu aktardı. Crosetto, ikili anlaşmaların değeri 10 milyar euroyu aştığını ve bunların Leonardo ile Fincantieri gibi büyük şirketleri kapsadığını kaydetti.

Prens Halid bin Selman’ın ziyareti

İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Suudi mevkidaşı Prens Halid bin Selman’ın Roma ziyareti ile iki ülke arasındaki diyaloğun güçlendiğini belirtti. Crosetto, görüşmelerin uzaydan denizciliğe, havacılıktan helikopter projelerine kadar çeşitli sektörleri kapsadığını ve esas olarak askerî iş birliği, eğitim ve ortak stratejik analizlerin paylaşılmasına odaklandığını söyledi.

Riyad’da düzenlenen Dünya Savunma Fuarı

Crosetto, Suudi Arabistan’ın üçüncü kez düzenlediği Dünya Savunma Fuarı’nın, Krallığın teknolojik ve endüstriyel inovasyondaki artan merkezi rolünü yansıttığını ve geleceğe yönelik senaryolar, yeni teknolojiler ile iş birliği modellerinin tartışılabileceği bir platform sunduğunu belirtti.

Crosetto, “Yatırım açısından büyük potansiyele sahip bir ülkenin, sürekli büyüyen bir sektörde dünyanın en iyi şirketleriyle doğrudan diyaloğa imkân veren uluslararası bir etkinliğe ev sahipliği yapmasının önemli olduğunu düşünüyorum” dedi.

tryjyuj
İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto (İtalya Savunma Bakanlığı)

Crosetto sözlerini şu ifadelerle noktaladı: “Bu bağlamda, İtalya ile Suudi Arabistan arasındaki iş birliği modelinin, diyalog, karşılıklı güven ve uzun vadeli vizyona dayalı olarak stratejik çıkarların, inovasyonun ve sorumluluğun birlikte nasıl sağlanabileceğine örnek teşkil ettiğine inanıyorum. Bu ilke doğrultusunda, mevcutun ötesine geçen, bölgesel istikrara katkı sağlayan ve hem iki ülkeye hem de uluslararası topluma somut fırsatlar sunan bir ortaklığı güçlendirmek için birlikte çalışmayı sürdüreceğiz.”


Kuveyt, terörist örgütler listesine sekiz Lübnan hastanesini ekledi

Kuveyt, Lübnan'daki sekiz hastaneyi terör listesine aldı. (KUNA)
Kuveyt, Lübnan'daki sekiz hastaneyi terör listesine aldı. (KUNA)
TT

Kuveyt, terörist örgütler listesine sekiz Lübnan hastanesini ekledi

Kuveyt, Lübnan'daki sekiz hastaneyi terör listesine aldı. (KUNA)
Kuveyt, Lübnan'daki sekiz hastaneyi terör listesine aldı. (KUNA)

Kuveyt’te terörle mücadele ve kitle imha silahlarının yayılmasının önlenmesi ile ilgili Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin Yedinci Bölümü Kapsamındaki Kararların Uygulanması Komitesi, sekiz Lübnan hastanesini terör listesine ekledi.

Şarku’l Avsat’ın Kuveyt basınından aktardığına göre, Dışişleri Bakanlığı’na bağlı komite, söz konusu hastaneleri terörle bağlantılı kuruluşlar listesine dahil etti.

Komite, kendi inisiyatifiyle veya yabancı yetkili bir makam ya da yerel bir talep doğrultusunda, makul gerekçelerle terör eylemi gerçekleştirdiği, gerçekleştirmeye çalıştığı veya bu eylemleri kolaylaştırdığı şüphesi olan kişileri veya kurumları listeye alabiliyor.

Listeye eklenen hastaneler şunlar: Nebatiye’deki eş-Şeyh Ragıb Harb el-Camii Hastanesi, Bint Cubeyl’deki Salah Gandur Hastanesi, Baalbek’teki el-Emel Hastanesi, Hadath’taki Saint George Hastanesi, Baalbek’teki Daru’l Hikme Hastanesi, Hermel’deki el-Betul Hastanesi, Khalde’deki eş-Şifa Hastanesi ve Beyrut Havalimanı yolu üzerindeki er-Resulü’l Azam Hastanesi.

Komite, listeye ekleme kararının uygulanmasını, kendi yürütme yönetmeliğinin 21, 22 ve 23. maddelerine uygun olarak istedi.

Madde 21’e göre, herkesin söz konusu kişilere ait tüm mal ve ekonomik kaynakları, doğrudan veya dolaylı olarak, tamamen veya kısmen, gecikmeksizin ve önceden bildirim yapmaksızın dondurması gerekiyor.

Madde 23 ise Kuveyt sınırları içinde veya yurt dışında herhangi bir Kuveyt vatandaşının, listeye alınan kişi veya kuruluşlara para, ekonomik kaynak veya finansal hizmet sağlamasını yasaklıyor. Bu yasak, doğrudan veya dolaylı, kısmen veya tamamen sağlanan hizmetleri ve listeye alınan kişi tarafından kontrol edilen ya da yönlendirilen varlıkları kapsıyor. Ancak dondurulan hesaplara faiz eklenmesi bu yasak kapsamına girmiyor.


Suudi Arabistan, HDK'nin Kordofan'daki saldırılarını şiddetle kınadı

 Doğu Darfur'daki HDK Unsurları (videodan ekran görüntüsü)
Doğu Darfur'daki HDK Unsurları (videodan ekran görüntüsü)
TT

Suudi Arabistan, HDK'nin Kordofan'daki saldırılarını şiddetle kınadı

 Doğu Darfur'daki HDK Unsurları (videodan ekran görüntüsü)
Doğu Darfur'daki HDK Unsurları (videodan ekran görüntüsü)

Suudi Arabistan, Hızlı Destek Kuvvetleri'nin (HDK) el-Kuvek Askeri Hastanesi'ne, Dünya Gıda Programı'na (WFP) ait bir yardım konvoyuna ve yerinden edilmiş sivilleri taşıyan bir otobüse yönelik gerçekleştirdiği suç teşkil eden saldırıları şiddetle kınadı. Bu saldırılar, aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu onlarca silahsız sivilin ölümüne ve Sudan'ın Kuzey ve Güney Kordofan eyaletlerindeki yardım tesislerine ve konvoylarına zarar verilmesine yol açtı.

Suudi Arabistan, Dışişleri Bakanlığı tarafından dün yayınlanan açıklamada, bu eylemlerin tamamen haksız ve tüm insani normların ve ilgili uluslararası anlaşmaların açık bir ihlali olduğunu teyit etti. Krallık, HDK'nin bu ihlallere derhal son vermesini ve uluslararası insani hukuk ve 11 Mayıs 2023'te imzalanan Cidde Deklarasyonu (Sudan'daki Sivillerin Korunmasına İlişkin Taahhüt) uyarınca, ihtiyaç sahiplerine yardım ulaştırılmasını sağlama konusundaki ahlaki ve insani yükümlülüğüne uymasını talep etti.

Suudi Arabistan, Sudan'ın birliğini, güvenliğini ve istikrarını, meşru kurumlarının korunmasını ve yabancı müdahaleyi reddettiğini yineledi. Ayrıca, siyasi bir çözümü desteklediklerini iddia etmelerine rağmen, bazı tarafların yasadışı silah, paralı asker ve yabancı savaşçıların sürekli akışını kınadı. Bu davranış, çatışmayı uzatmanın ve Sudan halkının acılarını artırmanın önemli bir faktörüdür.

Sudan Doktorlar Ağı'na göre, HDK'nin Dubeyker bölgesinden Kuzey Kordofan Eyaleti'ndeki el-Rahad şehrine yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırması sonucu, aralarında sekiz çocuk ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi öldü.