Libya’yı ‘silahlı çatışmadan’ kurtarmak için bir girişim başlatan Menfi, uluslararası konferans çağrısı yaptı

Libya Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi, geçtiğimiz Perşembe günü BM Genel Kurulu’nda iken (Başkanlık Medya Ofisi)
Libya Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi, geçtiğimiz Perşembe günü BM Genel Kurulu’nda iken (Başkanlık Medya Ofisi)
TT

Libya’yı ‘silahlı çatışmadan’ kurtarmak için bir girişim başlatan Menfi, uluslararası konferans çağrısı yaptı

Libya Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi, geçtiğimiz Perşembe günü BM Genel Kurulu’nda iken (Başkanlık Medya Ofisi)
Libya Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi, geçtiğimiz Perşembe günü BM Genel Kurulu’nda iken (Başkanlık Medya Ofisi)

Libya Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi, ülkenin silahlı çatışmaya dönmesini ve yeni bir krize girmesini önlemeyi amaçlayan yerel bir girişim başlattı. Ayrıca beklenen siyasi sürecin başarısını desteklemek için ülkesinin önümüzdeki Ekim ayında uluslararası bir konferansa ev sahipliği yapacağını da açıkladı. Bu, vatandaşların dün akşam Trablus'un merkezindeki ‘Şehitler (Şuheda) Meydanı’nda toplanarak parlamentonun Başbakan Abdulhamid ed-Dibeybe liderliğindeki Ulusal Birlik Hükümeti’nden güvenoyunu çekme kararına tepki göstermesinin ardından geldi.
Polis dün akşam başkentin birçok yerinden ellerinde pankartlar ve ‘kırmızı pankartlar’ taşıyarak Temsilciler Meclisi'nin devrilmesini isteyen göstericiler arasında olumsuz bir durum yaşanmaması için meydanın çevresine konuşlandı. Gösterilerin başlamasından hemen önce Dibeybe, Şeyh İdris Yahya el-Barasi başkanlığında doğu bölgesinin ileri gelenleri ve şeyhlerinden oluşan ‘Ulusal Otorite’ heyetini kabul etti. Hükümetin medya ofisinden yapılan açıklamaya göre dün gerçekleştirilen toplantıda, ‘ulusal uzlaşma’ yolunda gösterilen çabalar ve Libya halkı arasında uzlaşma için ‘ulusal bir tüzüğe’ ulaşma olasılığı ele alındı. Açıklamada, heyet üyelerinin ‘ülkenin içinden geçtiği hassas siyasi aşamada UBH’ye desteklerini teyit ettikleri ayrıca istikrarı destekleme ve tüm vatandaşlara hizmet sunmadaki rolüne övgüde bulunduklarını’ bildirildi.
Öte yandan Dibeybe, hükümetin kurumları birleştirme ve vatandaşların karşılaştığı sorunları çözme konusundaki ‘sağlam’ vizyonuna değinerek, birleşme, anlaşmazlıkların üstesinden gelme ve istikrara ulaşma’ vurgusunda bulundu. Dibeybe’nin çağrıda bulunduğu gösteriler hakkında eylemleri destekleyen ve karşı çıkan görüşler ortaya çıktı. Tevacir aşiretinin şeyhlerinin Bingazi şehri yakınlarındaki Saluk bölgesinde aşiretlerin bir toplantısında, Libya halkından işlerini bırakıp hükümetten güvenoyu çekme kararı geri alınana kadar Temsilciler Meclisi önünde toplanmalarını, karar geri çekilmezse de üyelerinin maaşlarını halkın gelirlerinden almalarını önlemek için meclisin kapatılması için protestolar gerçekleştirmelerini talep etti.
Buna karşılık, Fezzan (Libya’nın güneyinde) Kabileler ve Şehirler Yüksek Konseyi Başkanı Şeyh Ali Misbah Ebu Subeyha, gösterilere katılmanın ‘Müflis Kardeşler’ (İhvan-ı Müflisin) ve ‘Libya Savaşçı Grubu’na destek anlamına geldiğini söyledi. Parlamento üyelerinin davranışlarından nefret eden kitlelerin duygularının sömürülmesine karşı uyarıda bulundu. Trablus’taki Daru’l İfta’nın gösterilere verdiği desteğin, ‘hukuksuzluklarının kanıtı olduğunu, ulusun bölünmesini, parçalanıp dağılmasını artırdığını ve savaşın eşiğine getirdiğini’ ifade etti. Dibeybe, Bakanlar Kurulu’nun Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve öğretmen maaşlarının artırılmasını içeren 2018 tarihli 4 Sayılı Kanununu uygulamaya bu yıl Eylül ayından itibaren başlanması şartıyla kararı onayladı. Başbakan, geri kalan sektörlerdeki tüm işçilere, maaşlarındaki artışın, sağlık ve diğer bazı sektörlerde çalışanlar tarafından yönetilen hükümeti için ‘ana hedef’ olduğuna dair güvence verdi. Başbakan, “Tüm devlet çalışanları için ortak bir maaş tarifesi benimsemek ve istenen sosyal adaleti sağlamak, hükümete ait tarihi bir sorumluluktur” ifadelerini kullandı.
Öte yandan Libya Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi, “Libya, seçimlerin yapılması planlanan tarihin yaklaşmasıyla birlikte ‘kritik ve hatta kader’ aşamasına tanık oluyor. Ya özgür, adil, şeffaf ve kabul edilebilir seçim sonuçları elde ederek ve ardından kalıcı istikrar ve refaha doğru ilerleyerek demokratik geçişe doğru başarı ya da başarısızlık, bölünme ve silahlı çatışma meydanına dönüş” şeklinde konuştu. Menfi, geçtiğimiz Perşembe günü New York’ta düzenlenen Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun 76. Toplantısı’nda “Libya, siyasi sürecin başarısını desteklemek için önümüzdeki Ekim ayında uluslararası bir konferansa ev sahipliği yapacak. Bu konferans, ilgili ulusal kurum ve kuruluşların yanı sıra uluslararası ve bölgesel düzeydeki ortakların katılımıyla gerçekleştirilecek” ifadelerini kullandı. Muhammed Menfi, konferansın ‘birleşik ve tutarlı bir şekilde’ uluslararası desteğe sahip olmayı ve Libya liderliği ve ülkenin geleceği üzerinde sahiplenme duygusunu yeniden tesis etmeyi hedeflediğini bildirdi. Ayrıca, “Dört gözle beklediğimiz seçim sürecini baltalayabilecek ve bizi ileriye taşıyabilecek siyasi süreçte tıkanma tehlikelerinden kaçınan daha gerçekçi ve pratik seçenekler düşünmeye bizi sorumluluk konumundan iten gerçek zorluklar ve hızlı gelişmelerle karşı karşıyayız. Uluslararası toplumu, seçimlerin yapılmasına katkıda bulunacak şekilde paralı askerlerin ülke dışına çıkmasına yardım etmeye çağırıyoruz. Seçimlerin zamanında yapılmasının önemini vurguluyoruz” şeklinde konuştu. Menfi ayrıca ‘siyasi süreci korumayı ve ülkenin yeni bir krize girmesini önlemeyi’ amaçlayan birçok unsur ve adımı içeren yerel bir girişim başlattı. Menfi, siyasi süreci korumak ve fikir birliğine varmayı kolaylaştırmak için Libya'daki ilgili siyasi ve askeri kurumların liderleri tarafından temsil edilen ilgili tarafların toplantısına ve güvenli, şeffaf, adil ve kabul edilebilir sonuçları olan seçimler yapmaya odaklandıklarını belirtti. Menfi ayrıca, bu yolda çalışmanın her şeyden önce, ‘herkesten bir taviz, sorumluluk ruhu ve ulusun çıkarlarını diğer çıkarların üzerinde tutmayı’ gerektirdiğine dikkati çekti.
Menfi, Libya halkına hitap ederek yaptığı konuşmada, “Tarih size, işgale ve sömürgeciliğe karşı verilen mücadelede tanıklık etti. Zorluklar ve krizlerle yüzleşme yeteneğinizi kanıtladınız. Siz, güçlü bir iradeye ve sağlam bir kararlılığa sahip bir halksınız. Hep birlikte bu çileden eskisinden daha güçlü ve eskisinden daha kararlı çıkacağımıza inancımız tamdır” ifadelerini kullandı.
Pek çok Libyalı, yasal temel üzerinde fikir birliği olmaması ışığında, ülkeyi içinde bulunduğu krizden çıkarma umuduyla, 24 Aralık'ta cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerinin yapılmasına güveniyor.



İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.


Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
TT

Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)

Sudan Doktorlar Ağı'na göre Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırısı sonucu, aralarında sekiz 8 çocuğun ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi hayatını kaybetti.

Ağ, aracın Güney Kurdufan eyaletinden kaçan yerinden edilmiş insanları taşıdığını ve el-Rahad şehrine geldiğinde hedef alındığını, bunun sonucunda ikisi bebek olmak üzere 24 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de tedavi için şehrin hastanelerine kaldırıldığını belirtti.

Doktorlar Ağı, bölgenin ciddi tıbbi kaynak sıkıntısı çektiği, bu durumun yaralı ve yerinden edilmiş kişilerin acılarını daha da artırdığı son derece karmaşık sağlık ve insani koşullar altında saldırının gerçekleştiğini ifade etti.