Baskıya karşı uyaran Tahran’a göre görüşmelerin akıbeti ABD’nin davranışlarına bağlı

Reisi, İngiltere Büyükelçisi Shercliff’ten İran’ı ‘bağımsız bir ülke’ olarak görmesini istedi.

Reisi, İngiltere Büyükelçisi Simon Shercliff ile 26 Eylül’de bir araya geldi. (İran Cumhurbaşkanlığı)
Reisi, İngiltere Büyükelçisi Simon Shercliff ile 26 Eylül’de bir araya geldi. (İran Cumhurbaşkanlığı)
TT

Baskıya karşı uyaran Tahran’a göre görüşmelerin akıbeti ABD’nin davranışlarına bağlı

Reisi, İngiltere Büyükelçisi Simon Shercliff ile 26 Eylül’de bir araya geldi. (İran Cumhurbaşkanlığı)
Reisi, İngiltere Büyükelçisi Simon Shercliff ile 26 Eylül’de bir araya geldi. (İran Cumhurbaşkanlığı)

Uluslararası toplum, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 76. oturumunda kendini hissettiren yoğun baskının ardından İran’ın davranışlarını değiştirmesi gerektiği konusunda hemfikir oldu. İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi söz konusu atmosferle eşzamanlı olarak, İngiltere Büyükelçisi Simon Shercliff’e bu baskının ‘Tahran’a boyun eğdirmeyeceğini’ iletti.
Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan, Viyana müzakerelerine devam etme konusundaki nihai karar kriterinin diplomatik ve medya mesajları ile değil ABD’nin davranışları doğrultusunda belirleneceğini söyledi.
Reisi, 26 Eylül’de yeni İngiltere Büyükelçisi Simon Shercliff ve yeni Avusturya Büyükelçisi Wolf Dietrich Heim ile ayrı ayrı gerçekleştirdiği görüşmelerde Viyana görüşmelerine atıf yapmadı. Ancak Batı’dan yapılan baskılara ve yaptırımlara değindi.
İbrahim Reisi, ülkesi nükleer anlaşmayla yakın bağları olan Avusturya Büyükelçisi’ne, İran ve diğer taraflar arasındaki müzakerelere ev sahipliği yaptığı için “Engeller bizi asla durdurmadı” açıklamasında bulundu. Tahran’ın Avusturya ve diğer ülkelerle ticari ve ekonomik iş birliğine hazır olduğunu vurgulayan Reisi yaptırımların ‘rahatsızlık kaynağı’ olduğunu ifade etti. Reisi, İran’ın ‘barışçıl’ faaliyetleri hakkında Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’ndan (UAEA) gelen çok sayıda raporda yer alan bilgileri de ‘temelsiz’ olarak nitelendirdi. Ayrıca ABD’nin üç yıldan uzun bir süre önce nükleer anlaşmadan çekilmesini de eleştirdi.
Reisi, İngiliz Büyükelçi’ye de “Ülkemiz bağımsızdır. Bağımsızlığımız sadece bir iddia değildir” dedi. Yeni Büyükelçi’den bu ifadenin anlamını, Farsça bilmesi dolayısıyla İngiliz hükümetindeki yetkililere açıklamasını istedi. Nükleer anlaşmaya doğrudan değinmeyen İbrahim Reisi açıklamasında “İran halkı, diğer ülkelerin kibirli olduğunu hissettiklerinde yanıt verecektir. Onlar, diz çökmezler” dedi. Çalışmanın ve iş birliği yapmanın en iyi yolunun ‘karşılıklı saygı’ olduğunu belirten İran Cumhurbaşkanı “Avrupa ve Batı, deneyimlerine dayanarak İran’ı bağımsız bir ülke olarak görmelidir” ifadesini kullandı. Reisi, ‘hegemonik’ olarak nitelendirdiği yönetimlerin İran’ın diğer ülkelerle ilişkiler kurma çabası üzerindeki etkisi konusunda uyardı. Ayrıca özellikle 1988’deki toplu infazlardan sorumlu ‘ölüm komitesindeki’ rolü nedeniyle İran yargısındaki sicilini de eleştirilen Reisi, ülkesine insan hakları koşullarını iyileştirmesi için yapılan baskıya da tepki gösterdi. İbrahim Reisi, insan haklarının ‘devletlere darbe indirmek için siyasi bir silah haline geldiğini’ söylerken, “Dini inançlar temelinde, insan haklarına saygı göstermeyi görevimiz olarak görüyoruz” ifadelerini kullandı.
İngiltere Dışişleri Bakanı Liz Truss ve Abdullahiyan da Genel Kurul toplantısının oturum aralarında bir araya geldi. İngiltere’nin gündeminde başta Thomson Reuters kuruluşundan yardım görevlisi Nazanin Zaghari-Ratcliffe olmak üzere Tahran’da alıkoyulan İngiliz tutuklular ve nükleer anlaşmanın yeniden canlandırılması vardı.
Truss, görüşmeden birkaç saat sonra Twitter üzerinden yayınladığı bir mesaj ile tutukluluğunun 2 bininci gününde olan Zaghari-Ratcliffe’in içinde bulunduğu kötü durumu hatırlattı. İran’a baskı uyguladıklarını belirterek sonuna kadar zorlamaya devam edecekleri taahhüdünde bulundu. İngiliz Bakan mesajında ayrıca “İnsanlar pazarlık kartı değildir” dedi.
İran asıllı ABD’lilerin keyfi bir biçimde hapis tutulmalarını kınayan ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken de Truss’a destek verdi.
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Said Hatibzade ise Londra’nın gerçekte kullandığı tonu yansıtmayan ‘sert mesajlara’ karşı uyarıda bulundu.
İngiltere’nin Orta Doğu ve Kuzey Afrika’dan Sorumlu Devlet Bakanı James Cleverly, Tahran’la gerçekleşen görüşmesiyle eş zamanlı olarak Kuveyt Haber Ajansı’na (KUNA) verdiği özel bir röportajda şunları söyledi:
“Truss, İranlı mevkidaşına ‘Tahran’ın nükleer silah elde etmeyeceği konusunda kararlı olduğumuzu’ ve ‘bölgede aktif ama barışçıl bir devlet olmanın kendi çıkarına olduğunu’ açıkça bildirdi.”
İngiltere’nin geleceği güvence altına almanın nükleer silah elde etmeye bağlı olmadığını göstermek için İranlılarla birlikte çalışmaya istekli olduğunu belirten Cleverly, “Barışa ve bölge ülkelerinin iç işlerine karışmamaya bağlılıklarını gösterirlerse kendileriyle birlikte faaliyete geçeceğiz” dedi.
Abdullahiyan, 26 Eylül sabahı New York’tan Tahran’a geri döndü. IRNA ve devlet televizyonuna açıklamada bulunan İranlı Bakan, “Nihai karar kriterimiz, ABD’lilerin sözleri ve vaatleri değil, pratik davranışlarıdır” dedi. “ABD’lilerden medya ve diplomatik kanallar üzerinden aldığımız farklı mesajlar nihai karar kriterimizde etkili olmayacak” ifadelerini kullanan Abdullahiyan, Avrupa dış politika yetkilisinin yanı sıra Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekretrei Antonio Guterres ve Avrupa troykasından mevkidaşları ile gerçekleşen görüşmelere de değindi. ‘İran’ın nükleer anlaşmaya ve Viyana müzakerelerine dönüş yolunu’ ele aldığı bilgisini paylaştı.
Abdullahiyan, dışişleri bakanı olarak katıldığı ilk toplantı için “Ülkeler yeni hükümetin politikasını dinlemek için yarışıyor” değerlendirmesinde bulundu. Yeni hükümetin dış politikasını netleştirmek için fırsat olduğunu belirten İranlı Bakan, yeni hükümetin önerdiği eksenlere ve yaklaşımlara diğer ülkelerin olumlu tepkiler verdiğini söyledi.
İran Dışişleri Bakanı, cumartesi günü erken saatlerde İran programında kaydedilen ilerlemeyle ilgili endişeleri de gidermeye çalıştı. IRNA’ya ‘bunların tamamen asılsız’ olduğunu aktardı. Avrupalı ​​tarafların endişelerinin, ‘attıkları adımlar sırasında nükleer taahhütlerinin bir kısmından ayrılmalarından’ kaynaklandığını vurgulayan Abdullahiyan, söz konusu yönetimlerin müzakerelere devam etme ısrarına ilişkin olarak şunları söyledi:
“Nükleer ilerlememizde endişe verici buldukları bir aşamaya ulaşabileceğimize inanıyorlar. İncelememiz biter bitmez müzakerelere döneceğiz. Diğer taraflara bu fırsatı değerlendirmelerini söyledik.”
Tahran’ın diplomatik görüşmelerin durduğu bir zamanda, bu yılın başından bu yana attığı adımlar ise uzmanları endişelendiriyor. UAEA geçen ay İran’ı sert bir şekilde eleştirerek, Tahran’ı, rapor edilmeyen gizli faaliyetleri hakkında yürütülen bir soruşturmada iş birliği yapmayı kabul etmemekle ve önemli takip faaliyetlerini tehlikeye atmakla suçladı.
İran, nükleer anlaşmaya geri dönmeye açık olduğunu ifade eden Joe Biden’ın göreve gelmesinin ardından uranyum zenginleştirme oranını yüzde 20’ye çıkardı. Ardından nisan ayında bu oranı yüzde 60’a yükselterek atom bombası yapmak için gerekli orana yaklaşmış oldu.
Bilim ve Uluslararası Güvenlik Enstitüsü, bir ay içerisinde İran’ın diğer teknik aşamalardan bağımsız olarak atom bombası üretmek için yeterli malzemeye sahip olacağı konusunda uyardı. Reisi hükümetinin destekçileri kendisinden, Nisan-Haziran döneminde gerçekleştirilen altı müzakere turunun yeniden gözden geçirmesini ve önceki hükümetin ulaştığı yerden görüşmelere devam etmemesini bekliyor.
Biden yönetimi, nükleer anlaşmayı daha geniş tartışmalar için bir başlangıç ​​noktası yapmak ve uluslararası fikir birliği kazanmak isterken mevcut anlaşmanın kısıtlamalarını uzatmayı, İran’ın Devrim Muhafızları’nın bölgesel faaliyetlerini ele almayı ve kalkınma ve nükleer silahların yayılmasını engellemeyi hedefliyor. Ancak İran’daki nükleer anlaşma karşıtlarının desteğine sahip olan Abdullahiyan geçen cuma günü yaptığı açıklamada “Daha uzun ve daha güçlü bir anlaşma olarak adlandırılan uzlaşıya sahip olmayacağız” dedi.
Arman gazetesi 26 Eylül’de, nükleer anlaşmanın geçen hafta İran’ın katılımını kabul eden Şanghay Anlaşması ile değiştirmeye çalışılmaması konusunda uyardı. Analistler, gazeteye yaptıkları açıklamada ‘müzakerelerdeki gecikmenin durumu daha da karmaşık hale getirdiğini’ belirtirken “Zaman kaybı, iki tarafın daha fazla soruna dahil olmasına yol açacaktır” ifadelerine yer verildi.
Reformist ‘Şark’ gazetesi cuma gününden bu yana Abdullahiyan’dan gelen haberler hakkında değerlendirmelerde bulunduğu haberinde ‘bakanın açıklamalarının İran’ın planı hakkında herhangi bir şeyi netleştirmediğini’ vurguladı.



Ankara, Washington ile Tahran arasında “dolaylı kanal” arayışında

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, İstanbul’da Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın da katılımıyla İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’yi kabulü (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, İstanbul’da Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın da katılımıyla İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’yi kabulü (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
TT

Ankara, Washington ile Tahran arasında “dolaylı kanal” arayışında

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, İstanbul’da Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın da katılımıyla İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’yi kabulü (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, İstanbul’da Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın da katılımıyla İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’yi kabulü (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Türk kaynaklar, Ankara’nın bölgede yeni bir savaşın önlenmesi ve iki ülke arasında yeni müzakere turlarının canlandırılması amacıyla İran ile ABD arasında bir iletişim kanalı oluşturmayı hedeflediğini bildirdi.

Kaynaklar, bugün (Cumartesi) Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, Türkiye’nin dolaylı kanal oluşturma seçeneklerini öncelikleri arasına aldığını, olası müzakere süreçlerine ev sahipliği yapmaya hazırlandığını ve önümüzdeki dönemde diplomatik çözümlere odaklandığını daha net biçimde ortaya koymayı planladığını söyledi. Bu yaklaşımın, bölgede askerî tırmanma riskinin arttığı bir dönemde benimsendiği vurgulandı.

Kaynaklara göre Türkiye’nin hâlihazırda yürüttüğü diplomatik girişimler İran dosyasında en uygun seçenek olarak görülüyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın attığı adımların, İran ve ABD’yi müzakere masasında buluşturma yönünde olduğu ifade edildi.

dervg
Hakan Fidan ile Abbas Arakçi’nin İstanbul’da düzenlenen ortak basın toplantısı sırasında (AFP)

Son saatlerde İran ve Türk medyasında arabuluculuğun mahiyetine ilişkin farklı senaryolar dile getirilse de, kaynaklar Washington ile Tahran arasında sunulan Türk önerisinin ayrıntılarına girmekten kaçındı. Türkiye’nin iki tarafı yakınlaştırma çabalarının, “hiçbir tarafın yeni bir savaş istemediği bir bölgede en iyi ve ilk seçenek” olduğu kaydedildi.

Arabuluculuk ve diğer kanallar

Kaynaklar, arabuluculuğun ABD’nin İran’a yeni bir saldırı düzenleme seçeneğinin önüne geçmeyi amaçlayan “diğer kanallarla” birlikte yürüyeceğini belirtti. Bu kanallar arasında Suudi Arabistan ile ABD arasındaki temaslar, İran ile Rusya arasındaki görüşmeler ile Mısır’ın Suudi Arabistan, Türkiye ve bölgedeki diğer ülkelerle yürüttüğü çabalar yer alıyor.

ABD ve İran’ın Türk arabuluculuğuna olumlu yaklaştığı, Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın yoğun temasları ile bunun ortaya çıktığı ifade edildi. Bu çerçevede, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin cuma günü İstanbul’u ziyaret ederek mevkidaşı Fidan’la görüşmesi ve her iki bakanın Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından kabul edilmesi hatırlatıldı.

dthy
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi (Reuters)

 Türk arabuluculuğuna olumlu baktığını belirterek, Türkiye’nin İran nükleer dosyasına ilişkin geçmiş müzakere süreçlerindeki rolünü ve önceki tutumlarını değinen Arakçi, “Türkiye’nin İran konusunda her zaman çok iyi tutumları ve son derece yapıcı görüşleri oldu. Özellikle geçen haziranda İran ile İsrail arasında yaşanan 12 günlük savaş sırasında Türkiye’nin yapıcı yaklaşımını gördük” dedi.

Arakçi, İstanbul’daki temaslarının ardından Türk medyasına yaptığı açıklamada, Erdoğan’ın diplomasi yoluyla bölge için eş zamanlı kazanımlar elde edilebileceğini vurguladığını aktardı. Türkiye’nin bölgesel bir çözüm için çalıştığını belirten Arakçi, bu çabalara olumlu baktıklarını ve başarı umduklarını, kendisinin de bölge ülkeleriyle bu konuda görüşmeler yürüttüğünü söyledi.

Müzakereye eğilim

Ülkesinin ABD ile nükleer dosya ve diğer konularda dolaylı ve ön koşulsuz müzakerelere açık olduğunu yineleyen Arakçi, Erdoğan, ABD Başkanı Donald Trump ve İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan arasında üçlü bir görüşme olasılığını ise dışladı.

Türk medyasında, Arakçi’nin İstanbul ziyaretinden önce Erdoğan’ın Trump’a, Pezeşkiyan’la birlikte çevrim içi üçlü bir görüşme önerdiği ve Trump’ın buna olumlu yaklaştığı iddiaları yer almıştı. Ancak Arakçi, “Buna hâlâ çok uzağız… ABD ile gerçekten ciddi ve göstermelik olmayan müzakereler yürütmek istiyorsak, bunun için sağlam bir başlangıç zeminine ihtiyaç var” dedi.

frg
ABD Başkanı Donald Trump (AP)

Fidan ile İstanbul’daki görüşmesinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuşan Arakçi, İran’ın müzakerelere her zaman açık olduğunu, ancak “askerî tehdit” veya “ön koşullar” altında müzakere etmeyeceğini vurguladı. ABD ile doğrudan müzakereler için şu aşamada bir zemin görmediğini belirtti.

İran’ın herhangi bir saldırıya karşılık vermeye hazır olduğunu söyleyen Arakçi, ABD’nin bir yandan askerî saldırıdan, diğer yandan müzakerelerden söz ettiğini, geçen hazirandaki saldırının sonuçlarından ders çıkarmadığını savundu. Bu kez verilecek yanıtın “çok sert ve güçlü” olacağını kaydetti.

Olası bir saldırının yalnızca iki taraf arasında kalmayacağını, bölgeye yayılacağını belirten Arakçi, bunun kimsenin istemediği bir senaryo olduğunu vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump ise İran’a yönelik askerî saldırı tehditlerini artırırken, Orta Doğu’daki askerî varlığını güçlendirdi ve “Abraham Lincoln” uçak gemisini bölgeye gönderdi. Trump, cuma günü yaptığı açıklamada, “İran’ın saldırıdan kaçınmak için bir anlaşma yapmak istediğini söyleyebilirim” dedi. İran’a süre tanıyıp tanımadığı sorusuna ise, “Evet, verdim. Bu süreyi yalnızca Tahran biliyor. Umarım anlaşmaya varılır; olursa daha iyi olur, olmazsa ne olacağını görürüz” yanıtını verdi.

ABD’nin hedefi

Türk strateji uzmanı İbrahim Kılıç, televizyon açıklamasında ABD’nin birincil hedefinin İran’daki rejimi devirmek olmadığını söyledi. İran ile Venezuela modelleri arasında fark bulunduğunu belirten Kılıç, ABD’nin başlıca taleplerinin uranyum zenginleştirme faaliyetlerinin durdurulması, zenginleştirilmiş uranyumun teslimi ve İran’ın vekilleri aracılığıyla bölgeyi istikrarsızlaştırma çabalarından vazgeçmesi olduğunu ifade etti.

brftgrft
Hakan Fidan ile Abbas Arakçi’nin İstanbul’da düzenlenen ortak basın toplantısı sırasında (AFP)

Bu taleplerin amacının İran’ın İsrail için oluşturduğu tehdidi ortadan kaldırmak olduğunu belirten Kılıç, ABD’nin geçen haziranda üç İran nükleer tesisini vurmasını ve yıllardır uyguladığı yaptırımları bu çerçevede değerlendirmek gerektiğini söyledi. Kılıç’a göre Washington’un istediği “itaatkâr bir hükümet”, ancak İran’ın ikili devlet yapısı (dini otorite ve yürütme) nedeniyle bunun kolay olmadığına dikkat çekti.

Türkiye Ulusal İstihbarat Akademisi Başkan Yardımcısı Hakkı Uygur da ABD’nin İran’a yönelik planlarının belirsizliğine işaret ederek, İran’ın herhangi bir saldırıyı “topyekûn savaş ilanı” sayacağını açıklamasının durumu daha da karmaşık hale getirdiğini söyledi. Kısa vadede rejim değişikliğinin olası görünmediğini belirten Uygur, yoğun hava saldırılarıyla önce “özgürleştirilmiş bölgeler” oluşabileceğini, zamanla bunun rejim değişikliğine evrilebileceğini dile getirdi.

Geniş etki alanı

İran Araştırmaları Merkezi Başkanı Serhan Afacan, olası bir ABD saldırısından en çok İran’ın zarar göreceği konusunda görüş birliğine vardı. Afacan, Türkiye’nin rolü nedeniyle doğrudan hedef olabileceğine dair yorumlar yapıldığını, ancak bunun abartılmaması gerektiğini söyledi.

İki isim, Türkiye açısından en büyük risklerin güvenlik ve göç olduğunu, Irak’ta sınırlı, Suriye’de ise daha geniş bir etki alanı bulunduğunu vurguladı. Afacan, İran’da binlerce Afgan göçmenin bulunduğunu ve bu grubun Türkiye üzerinden Batı’ya yönelmek istediğinin bilindiğini hatırlattı.

Afacan, Ankara’nın temel kaygısının İran’a yönelik olası bir saldırının Pakistan’dan Türkmenistan’a, Azerbaycan’dan Türkiye’ye ve Körfez ülkelerine uzanan geniş bir coğrafyada istikrarsızlık yaratması olduğunu sözlerine ekledi.


Suriye’de yeni gerilim sinyali: İran, rejim kalıntılarını yeniden mi örgütlüyor?

Dördüncü Tümen iddiaları Suriye gündeminde
Dördüncü Tümen iddiaları Suriye gündeminde
TT

Suriye’de yeni gerilim sinyali: İran, rejim kalıntılarını yeniden mi örgütlüyor?

Dördüncü Tümen iddiaları Suriye gündeminde
Dördüncü Tümen iddiaları Suriye gündeminde

Suriye Televizyonu sitesinin haberine göre İran, Aralık ayının başından bu yana, Beşşar Esad’ın firari kardeşi Mahir Esad’ın denetiminde bulunan ve İran’la bağlantılı Dördüncü Tümen’in kalıntılarını yeniden örgütleyerek Suriye’deki durumu tırmandırmaya çalışıyor.

Site, bölgesel güvenlik kaynaklarına dayandırdığı haberinde, İran’ın bu süreçte Dördüncü Tümen’in eski komutanlarından Gıyath Dalla’nın yanı sıra eski Askerî İstihbarat Başkanı Tümgeneral Kemal Hasan ve Dördüncü Tümen’de görev yapmış Tümgeneral Gassan Bilal’i kullandığını aktardı.

Kaynaklara göre, son aylarda Irak sınırındaki kamplarda, Lübnan’ın Hermel bölgesinde ve Suriye’nin doğusunda PKK bağlantılı grupların kontrolündeki alanlarda onlarca eski Dördüncü Tümen ve askerî istihbarat subayını barındıran İran Devrim Muhafızları, bu isimlerin Suriye’ye geri dönmesini ve Esad rejiminin eski unsurlarını yeniden toparlayarak yeni bir güvenlik operasyonları dalgası başlatmayı hedefliyor.

fevfe
Arakçi ile Esad’ı bir araya getiren son görüşmeden bir kare (Arşiv_ İran Dışişleri Bakanlığı)

Öte yandan New York Times gazetesi de yakın zamanda yayımladığı bir haberde, bu hareketliliğe katılan kişilerle yapılan röportajlara ve aralarındaki yazışmalara dayanarak, eski rejim kadrolarının Suriye’de yeniden nüfuz tesis etmeye kararlı olduklarını yazdı. Haberde, 13 yılı aşkın süredir devam eden iç savaşın ardından ülkede hâlâ ciddi gerilimlerin sürdüğüne dikkat çekildi.

Gazete ayrıca, Esad rejiminin bazı eski üst düzey isimlerinin sürgünde silahlı bir isyan hareketi inşa etmeye çalıştığına, bunlardan birinin ise Washington’da milyonlarca dolarlık bir lobi faaliyeti yürüttüğüne dair güvenilir bilgilere ulaşıldığını aktardı. Bu girişimlerin, Esad’ın mensubu olduğu ve birçok üst düzey askerî ve güvenlik yetkilisinin geldiği Alevi topluluğunun kalesi sayılan Suriye kıyı bölgesinde kontrol sağlamayı hedeflediği belirtildi.

gt
Dördüncü Tümen Generali Gıyath Süleyman Dalla (Sosyal Medya)

Şarku’l Avsat’ın Suriye Televizyonu’ndan aktardığı bilgilere göre İran’ın Suriye’de gerilimi tırmandırmaktaki temel hedeflerinden biri, İran sınırına bitişik Irak sahasında üzerindeki Amerikan baskısını hafifletmek. ABD’nin Bağdat’a gönderdiği özel temsilcinin, Iraklı silahlı gruplara kendilerini feshetmeleri yönünde baskı yaptığına dikkat çekilirken, Suriye’deki bir tırmanmanın bu çabaları oyalayıcı bir unsur olarak kullanılması amaçlanıyor.

xvfg
İran Devrim Muhafızları’na bağlı Fatimiyun unsurları, Suriye’nin doğusundaki Deyrizor’da (Arşiv)

Habere göre, önümüzdeki dönemde Lübnan Hizbullahı üzerindeki silahsızlanma baskısının artması ve buna paralel olarak İran’a yönelik muhtemel yeni bir İsrail saldırısının gündeme gelmesi bekleniyor.

Esad rejiminin kalıntılarının yeniden sahaya sürülmesi, Tahran ve Hizbullah’a daha geniş bir manevra alanı kazandıracak ve yalnızca savunmada kalmak yerine daha esnek hamleler yapabilmelerine imkân tanıyacak. Ayrıca bu unsurların, İsrail’in olası askerî hareketlerini önceden tespit etmek amacıyla istihbarat ve gözetleme faaliyetlerinde kullanılabileceği değerlendiriliyor.


İsrail İran'a saldırdı ... Tahran yanıt veriyor

İsrail İran'a saldırdı ... Tahran yanıt veriyor
TT

İsrail İran'a saldırdı ... Tahran yanıt veriyor

İsrail İran'a saldırdı ... Tahran yanıt veriyor

İsrail Savunma Bakanı Israel Katz  bugün (Cuma) yaptığı açıklamada, ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'ın nükleer tesislerine yönelik yakın bir İsrail askeri saldırısı uyarısında bulunmasından kısa bir süre sonra İsrail ordusunun İran'a karşı “önleyici bir saldırı” başlattığını duyurdu.

Buna karşılık İran silahlı kuvvetleri İsrail'e karşılık vermede “sınır tanımayacaklarını” vurguladı.

Silahlı Kuvvetler Genelkurmay Başkanlığı'ndan yapılan açıklamada şöyle denildi: “Kudüs'ü işgal eden rejim tüm kırmızı çizgileri aştığına göre ... Bu suça karşılık vermenin sınırı olmayacaktır.”

Şu ana kadar yaşanan gelişmelerden bazıları...

  • Yükselen Aslan Operasyonu: Cuma günü şafak vakti İsrail, Natanz'daki Ahmedi Ruşen uranyum zenginleştirme kompleksi de dahil olmak üzere İran'daki çok sayıda nükleer ve askeri tesisin yanı sıra birçoğu suikasta kurban giden üst düzey askeri komutanların evlerine “kesin ve önleyici” saldırılar düzenledi.
  • Hedef alınan İranlı liderler: Devrim Muhafızları Komutanı Hüseyin Selami, Silahlı Kuvvetler Genelkurmay Başkanı Muhammed Bakıri ve Ortak Operasyonlar Dairesi Komutanı General Gulam Ali Raşid öldürüldü.
  • Nükleer bilim adamlarına yönelik suikastlar: Saldırılarda başta Muhammed Mehdi Tahrani ve Feridun Abbasi olmak üzere altı nükleer bilim adamı öldürüldü.
  • İran'ın tepkisi: Tahran Tel Aviv'e doğru çok sayıda füze ile karşılık verdi.

*İran Devrim Muhafızları: Füze saldırımızda ülkemizi vurmak için kullanılan İsrail askeri merkezlerini ve hava üslerini hedef aldık.

*Washington'un İran füzelerine karşı İsrail'e yardım ettiğini söyleyen ABD'li bir yetkili: “ABD'nin İsrail'i hedef alan füzelerin düşürülmesine yardımcı olduğunu teyit ediyorum” dedi.

*İsrail medyasında yer alan haberlere göre acil servisler İran'ın füze saldırısında ikisi ağır olmak üzere 40 kişinin yaralandı.

*CNN'e konuşan İsrailli yetkili şu ifadeleri kullandı: "Bakanlar Kurulu şu anda İran'ın füze saldırısına verilecek yanıtı görüşmek üzere toplanıyor."

*İsrail Savunma Bakanlığı İran'a ait onlarca hava savunma sistemi hedefinin imha edildiğini duyurdu.

*İsrail ordusu , gerekli olduğu sürece operasyonlara devam etmeye hazır olduğunu açıkladı.

*İsrail ordusu, Hemedan ve Tebriz de dahil olmak üzere İran Hava Kuvvetleri'ne ait askeri üslere saldırdığını ve imha ettiğini açıkladı.

*Trump, Washington'un bölgesel güvenlik ve istikrarın korunması amacıyla krizin çözümüne yönelik çabalara katılmaya hazır olduğunu teyit etti.

*Suudi Arabistan Nükleer Düzenleme Kurumu: Krallığın çevresi herhangi bir radyolojik sonuca karşı güvenlidir.

*Katar Emiri Trump ile telefonda görüşerek gerilimin azaltılması ve diplomatik çözümlere ulaşılması gerektiğini vurguladı.

*İran hava sahası Cumartesi gününe kadar kapalı kalacak.

*İran Televizyonu: Hava savunma sistemleri ilk kez iki İsrail F-35 savaş uçağını düşürdü.

*İran'a yönelik daha fazla saldırıda bulunma sözü veren Netanyahu yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullandı: “Son 24 saat içinde üst düzey askeri komutanları, önde gelen nükleer bilim adamlarını, rejimin en önemli uranyum zenginleştirme tesislerini ve balistik füze cephaneliğinin büyük bir bölümünü ortadan kaldırdık. Daha fazlası gelecek... Rejim kendisine ne yapıldığını ya da ne yapılacağını bilmiyor. Hiç bu kadar savunmasız olmamıştı."

*İsrail ordusu: İran İsrail'e en az 100 roket fırlattı, bunların çoğu engellendi ya da hedefe ulaşmadı

*ABD Enerji Bakanı: Ortadoğu'daki mevcut durumun küresel enerji kaynakları üzerindeki olası etkilerini izlemek üzere Ulusal Güvenlik Konseyi ile yakın işbirliği içerisinde çalışıyoruz.

*İran , Fordo ve İsfahan tesislerinde sınırlı hasar olduğunu doğruladı.

*UAEA Genel Direktörü Rafael Grossi Güvenlik Konseyi'ni bilgilendirdi:

*Nükleer tesislerin güvenliğini teyit etmek üzere İranlı yetkililerle temas halindeyiz.

*İran, Natanz uranyum zenginleştirme tesisinin İsrail saldırılarının ilk dalgası sırasında hedef alındığını doğruladı.

*İranlı yetkililer bize Fordo ve İsfahan'daki iki nükleer tesisin saldırıya uğradığını bildirdi.

*İran'ın yüzde 60'a kadar zenginleştirilmiş uranyum ürettiği bir yer üstü tesisi imha edildi.

*Natanz'daki yeraltı zenginleştirme tesislerine yönelik bir saldırı olduğuna dair herhangi bir belirti yok ancak güç kaynağına yönelik saldırı santrifüjlere zarar vermiş olabilir.

*Sebepleri ya da koşulları ne olursa olsun nükleer tesisler asla saldırıya uğramamalıdır.

*İsrail Savunma Bakan, "İran, İsrail'deki sivil yerleşim yerlerine roket atarak kırmızı çizgileri aşmıştır. İran rejimi ağır bir bedel ödeyecektir" dedi.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı, "İran rejimi her zamankinden daha zayıftır ve bu İran halkının rejime karşı durması için bir fırsattır. Netanyahu'dan İran halkına: Ben ve İsrail halkı sizinle birlikteyiz. İran'ın balistik füze cephaneliğinin büyük bir bölümünü imha ettik. İsrail, İran'a karşı tarihin en büyük askeri operasyonlarından birini başlattı. İranlıları baskıcı ve şeytani rejime karşı birleşmeye çağırıyorum."

*Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve ABD Başkanı Ortadoğu'da güvenlik, barış ve istikrarın sağlanması için birlikte çalışmaya devam etmenin önemine vurgu yaptılar.

*Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve ABD Başkanı itidal, gerilimi azaltma ve tüm anlaşmazlıkların diplomatik yollarla çözülmesinin önemini ele aldı.

*Suudi Arabistan Veliaht Prensi, İranlı hacıların tüm ihtiyaçlarının karşılanması ve anavatanlarına ve ailelerine güvenli bir şekilde dönmeleri için koşullar hazır olana kadar kendilerine tüm hizmetlerin sağlanması talimatı verdi.

*İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, İsrail'in askeri ve nükleer tesislere yönelik büyük saldırısının ardından ülkesinin itidal çağrılarını reddettiğini vurguladı.

*İsrail itfaiyesi İran'dan atılan roketin ardından binada mahsur kalanları kurtardı.

*İsrail itfaiyesi İran'ın füze saldırısının yol açtığı büyük olaylara müdahale ettiğini duyurdu

*İran devlet televizyonu: İsrail'e dördüncü roket dalgası fırlatıldı

*İsrail ordu sözcüsü İran medyasında yer alan bir savaş uçağının düşürüldüğü ve pilotun yakalandığı haberlerini yalanladı