Doğu Sudan’ın talepleri gerçekçi mi yoksa imkansız mı?

Hükümetin görevden alınması için barış anlaşmasının iptal edilmesi talep ediliyor.

Doğu Sudan’daki Beca kabilesi üyeleri, geçen cumartesi günü Sevakin’deki Osman Digna Limanı’nda protesto gösterisi düzenledi. (AFP)
Doğu Sudan’daki Beca kabilesi üyeleri, geçen cumartesi günü Sevakin’deki Osman Digna Limanı’nda protesto gösterisi düzenledi. (AFP)
TT

Doğu Sudan’ın talepleri gerçekçi mi yoksa imkansız mı?

Doğu Sudan’daki Beca kabilesi üyeleri, geçen cumartesi günü Sevakin’deki Osman Digna Limanı’nda protesto gösterisi düzenledi. (AFP)
Doğu Sudan’daki Beca kabilesi üyeleri, geçen cumartesi günü Sevakin’deki Osman Digna Limanı’nda protesto gösterisi düzenledi. (AFP)

Doğu Sudan’da kabilelerin bir araya gelmesiyle savaşı durdurmak ve barışı sağlamak için Darfur, Güney Kordofan ve Mavi Nil’deki çatışma bölgelerine benzer şekilde Cuba Barış Anlaşması’na itiraz yönelik itiraz sesleri yükseldi. Anlaşma, doğudaki yönetim ve zenginlik konularının ele alınmasını kapsıyordu.
Kriz, geçen 17 Eylül’de daha da arttı. Söz konusu tarihte Beca Kabilesi Konseyi Başkanı Muhammed Ahmed el-Emin Turk, ülkenin ana limanlarını, yakıt boru hatlarını ve bölge ile başkent Hartum'u birbirine bağlayan ulusal yolu kapattı. Durum, ticaret hareketinde ve malların tüm vilayetlere taşınmasında felce yol açtı.
Sivillerle ordu arasında keskin bir bölünmeye neden olan darbe girişiminin ardından iki taraf arasındaki anlaşmazlık halen devam ediyor. Öyle ki ‘doğu’ meselesi yeni bir hal aldı ve sivil lider, Hartum’daki geçiş hükümetini dağıtmak ve bir ‘teknokratlar’ hükümeti kurmak için barış sürecini iptal etme çağrısına hız verdi.
Geçiş hükümetindeki sivil koalisyon ile askeri bileşen arasında gerilim yaşanıyor. Atılan adımlar, doğudaki gerginliğin artmasının ardından sivil yönetimi siyasi, ekonomik ve güvenlik açısından boğmak, böylece geçiş iktidarına yönelik darbenin önünü açmak ve demokratik dönüşümün yolunu tıkamak olarak değerlendiriliyor. Bazı taraflar, orduya sadık ‘teknokratik’ bir hükümet kurmak için hükümeti görevden almanın imkansızlığı gibi Turk’un ileri sürdüğü şartların da olası olmadığı görüşünde.
Birçok taraf, marjinalleşme ve azgelişmişlikten mustarip diğer bölgelerin istekleri gibi Doğu’nun taleplerinin de gerçekçi olduğu konusunda hemfikir. Ancak ordunun müdahale konusundaki isteksizliğinin ve eski rejime bağlı grupların varlığının kriz ateşini artırdığı belirtiliyor.
Muhammed el-Emin Turk, el-Arabiya kanalına yaptığı açıklamada, barış meselesi başkanlığını üstlenmesi dolayısıyla ‘Cuba Barış Anlaşması’nın imzalayan askeri unsurla müzakere etme arzusuna’ ilişkin bir soruya, askeri bileşenin koruması altında olduğu ve bu yüzden ona bağlı kaldığı yanıtını verdi.
Turk, ‘Sinkat’ konferansı kararlarına uymadığı ve bazı taraflar doğudaki çatışmanın bir parçası haline geldiği için sivil hükümeti mevcut krize sebep olmakla suçladı.
Geçici Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan, Doğu Sudan’daki krizde askeri bileşenin herhangi bir rolü olmadığını savunurken konuyu ele alma, geçiş dönemini istikrara kavuşturma ve demokratik geçiş aşamasına ulaşma yönündeki isteğini dile getirdi.
Artan gerilim, Doğu Sudan’daki toplumsal bileşenler arasında bir iç bölünmeye neden oldu. Bu durum, bir dizi sivil yönetim ve toplumsal aktörün ‘ülkedeki geçiş sürecini ve Cuba Anlaşması’nda Doğu Sudan’ı ilgilendiren barış sürecini desteklemek için’ binlerce kişinin katıldığı bir konferans düzenlemeye sevk etti.
Geçiş hükümeti, Doğu Sudan’daki kriz taraflarıyla aynı masaya oturmaya hazır olduğunu açıklamış, bölge halkının siyasi, toplumsal ve kalkınma sorunlarıyla bağlantılı olduğu için konunun adaletini ve önceliğini güvence altına almıştı. Ancak limanların ve yolların kapatılmasının ülke üzerindeki yansımaları konusunda da uyarıda bulunmuştu.
Sudan Başbakanı Abdullah Hamduk’un askeri tarafla görüş ayrılıklarını gidermek için istişareler başlatması, devlet kurumlarının ortak toplantılarının aksamasına ve Doğu sorununun çözülmesine neden oldu.
Hamduk, devlet kurumlarının ortak çalışmaları sürerken Doğu Sudan krizi meselesine pratik çözümler bulma konusunda anlaşmaya varmak için Egemenlik Konseyi’nin askeri bileşeniyle temasa geçmek üzere dışişleri, maliye ve iletişim bakanlarından oluşan, kendi başkanlığında bir yüksek komite kurdu.
Sudan’daki iktidar koalisyonunda ana blok olan ‘Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri (ÖDBG)’, askeri bileşenle anlaşmazlıklar ve doğu sorununun çözümü arasında ayrım yapılması çağrısı yaptı.
Hükümet heyeti 27 Eylül’de, petrol ihracatının durdurulmasından kaynaklanan büyük kayıplar korkusuyla, Güney Sudan petrolünün Sudan limanları üzerinden ihraç edilmesine izin verilmesi konusunda Beca Kabilesi Konseyi ile anlaşmaya vardı.
Toplantıda hükümet heyeti, Doğu Sudan meselesindeki anlaşmazlıkların üstesinden gelmek için limanların ve ulusal karayolunun açılması da dahil olmak üzere sorunlara yönelik bir dizi çözüm önerdi. Aynı şekilde sonuçları hükümet ve Doğu Sudan halkı için bağlayıcı olacak kapsayıcı bir konferansın kurulması önerisinde de bulundu.



Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.


Mısır, bölgesel istikrar için İran ve ABD arasında Umman'da yapılan müzakerelerin önemini vurguladı

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
TT

Mısır, bölgesel istikrar için İran ve ABD arasında Umman'da yapılan müzakerelerin önemini vurguladı

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır, Umman Sultanlığı’nın ABD ile İran arasındaki müzakerelere ev sahipliği yaparken oynadığı önemli ve yapıcı rolü takdir ettiğini ifade ederken ‘gerilimi azaltmak ve bölgesel ve uluslararası güvenlik ve istikrarı güçlendiren anlaşmaların sağlanmasını desteklemek için yorulmak bilmez çabalarını sürdüreceğini’ vurguladı.

Mısır, dün Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati ile Umman Dışişleri Bakanı Bedir el-Busaidi ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Genel Direktörü Rafael Grossi arasında yapılan iki telefon görüşmesi sırasında güvence veren açıklamasını yaptı.

ABD ile İran arasında Umman'ın başkenti Maskat'ta yapılan, nükleer konulu dolaylı görüşmeler sona erdi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, görüşmelerin ‘çok olumlu’ geçtiğini söyledi. İranlı bakan, iki tarafın ‘müzakerelere devam etme konusunda anlaştığını’ da sözlerine ekledi.

Öte yandan Umman Dışişleri Bakanı Busaidi dün, Mısırlı mevkidaşına Umman'da ABD ile İran arasında yürütülen müzakerelerin ilerleyişi hakkında bilgi verdi. Mısır'ın son haftalarda ilgili taraflar arasında yürüttüğü yorulmak bilmeyen çabaları ve yoğun iletişim faaliyetlerini öven bakan, bu çabaların tarafların görüşlerini yakınlaştırmaya ve müzakerelerin önünü açmaya yardımcı olduğunu belirtti. Bakan, ‘Mısır'ın bölgedeki krizleri yatıştırmaya yönelik diplomatik adımlarına’ övgüde bulundu.

Abdulati, Busaidi ile yaptığı görüşmede, Mısır'ın gerilimin azaltılması ve İran'ın nükleer meselesinde tüm tarafların endişelerini dikkate alan uzlaşmacı bir çözüme ulaşılmasına yönelik tüm çabaları desteklemeye devam edeceğini söyledi. Mısırlı bakan, bölgesel güvenlik ve istikrarı sağlamak ve bölgenin yeni bir istikrarsızlık dalgasına sürüklenmesini önlemek için bu müzakerelerde elde edilen kazanımların üzerine inşa edilmesinin önemini vurguladı.

rthy
Geçtiğimiz eylül ayında Kahire'de Grossi ile yapılan toplantı sırasında Mısır ve İran dışişleri bakanları (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır tarafından geçtiğimiz cuma günü yapılan açıklamada, “Umman Sultanlığı'ndaki kardeşlerimizin arabuluculuğunda ABD ile İran arasında müzakerelerin yeniden başlamasına tam destek veriyoruz” denildi. Açıklamada, ‘bu soruna askeri bir çözüm bulunmadığı ve ilgili tüm tarafların çıkarlarını göz önünde bulundurarak diyalog ve müzakere yoluyla çözülmesi gerektiği’ vurgulandı.

Ayrıca Suudi Arabistan, Katar, Türkiye, Umman ve Pakistan'ın bu konuda gösterdiği yapıcı çabaları överek, ‘bu samimi çabaların, bölgede istikrar ve barış fırsatlarının artırılmasına katkıda bulunacak olumlu bir atılımla sonuçlanacağını’ umduğunu ifade etti.

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, cumartesi günü Grossi ile yaptığı telefon görüşmesinde, bölgedeki gerilimi azaltmak için Mısır'ın sürdürdüğü çabalara da değindi. Mısırlı bakan, ‘bölgedeki gerilimi ve tırmanışı azaltmak ve diplomatik çözümleri teşvik etmek için bölgesel ve uluslararası çabaların sürdürülmesinin önemini’ vurguladı.

Mısır, geçtiğimiz yıl İran ile UAEA arasında arabuluculuk yaptı. Bu arabuluculuk sonucunda 9 Eylül'de Kahire'de İran Dışişleri Bakanı Arakçi ile UAEA Genel Direktörü Grossi arasında imzalanan ve ‘İran'ın nükleer tesislerine yönelik denetimlerin yeniden başlatılması da dahil olmak üzere iki taraf arasında iş birliğinin yeniden başlatılmasını’ öngören bir anlaşma ile sonuçlandı. Ancak Tahran, geçtiğimiz kasım ayında anlaşmanın askıya alındığını duyurdu.

Abdulati, cuma akşamı Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panelde, ‘bölgedeki gerilimin azaltılması, çatışmanın yayılmasının önlenmesi ve tartışmalı konuların çözümü için diplomatik çözümler ve diyaloga öncelik verilmesi, böylece bölgedeki güvenlik ve istikrarın korunmasına ve daha geniş çaplı çatışmalara sürüklenmesinin önlenmesine katkıda bulunulmasının önemini’ vurguladı.


DEAŞ mahkumları Irak'ın güvenliğini tehdit ediyor

7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
TT

DEAŞ mahkumları Irak'ın güvenliğini tehdit ediyor

7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)

Güvenlik kaynakları, DEAŞ mahkumlarının Suriye'den Irak'a nakledilirken Iraklı gardiyanları tehdit ettiklerini ve hapishanelerden kaçtıktan sonra onları öldüreceklerine dair yemin ettiklerini açıkladı.

Bu durum, Irak'ın hükümetin ulusal güvenliği korumak için önleyici hamle olarak nitelendirdiği yeni bir grup tutukluyu kabul etmesiyle eş zamanlı olarak ortaya çıktı.

Güvenlik kaynakları Şarku’l Avsat'a, "tutukluların çoğunun Bağdat ve Hilla'daki hapishanelerde ve gözaltı merkezlerinde tutulduğunu" belirtti; bu iki bölge de ağır güvenlik önlemleriyle korunan gözaltı tesislerine sahip.

"Terörle Mücadele Servisi'nin nakil ve dağıtımı denetlediğini" belirten kaynak, "mahkumların ellerinin ve ayaklarının kelepçelendiğini ve yüzlerinin örtüldüğünü", "bazılarının kaçmayı başarmaları halinde gardiyanları ölümle tehdit ettiğini" açıkladı.

Kaynaklar, "mahkumlarla konuşmayı veya onlarla etkileşim kurmayı kesin olarak yasaklayan emirler olduğunu" ve "gardiyanların çoğunun mahkumların hangi milletlerden geldiğinden habersiz olduğunu" ifade etti.