Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Burhan sivilleri tasfiye etmek istiyor

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Burhan sivilleri tasfiye etmek istiyor
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Burhan sivilleri tasfiye etmek istiyor

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Burhan sivilleri tasfiye etmek istiyor

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan, geçiş dönemini yöneten Konsey’in sivil kanadına karşı açıklamalar yaptı. Burhan, sivillerle olan ortaklığı ‘eski şeklinde’ sürdürmeyi artık kabul etmeyeceğini ifade etti. Burhan, ülkenin tanık olduğu siyasi krizden çıkması için mevcut hükümetin görevden alınmasını ve yeni bir hükümetin kurulmasını şart koştu.
Askeri ve sivil liderler arasındaki gerginlikte nispeten sakin geçen birkaç günün sonrasında, Başbakan Abdullah Hamduk’un ülkeyi başarısız darbe girişimden bu yana yaşadığı içe kapanma halinden çıkarma girişimleri askeri bileşen tarafından göz ardı ediliyor. Askerler ve siviller arasındaki gerginlik yeniden alevlendi. Son açıklamaların arka planında, geçen ayki başarısız darbe girişimi sonrası siviller ve askerler arasındaki ortak mekanizmanın ‘ilan edilmemiş bir şekilde dondurulması’ ile sonuçlanması yatıyor.

Burhan hükümeti feshetmek istiyor
Şarku’l Avsat’ın Hartum merkezli eş-Şark TV kanalından aktardığı habere göre Burhan, 11 Ekim’de Hartum’un Bahri Askeri Bölgesi’ndeki askerlere hitaben yaptığı konuşmada, ülkedeki mevcut siyasi duruma yönelik herhangi bir çözümün yalnızca ‘mevcut hükümeti feshetmekten’ geçeceğini söyledi. Cumhurbaşkanı konumundaki Burhan, “Mevcut hükümeti feshetmek ve geçiş hükümetindeki siyasi partilerin tabanını genişletmek dışında mevcut duruma çözüm yok” dedi.
Burhan, sivillerin, krizin patlak vermesinden bu yana ortaklığı ‘mevcut’ şekliyle sürdürmek için Egemenlik Konseyi’nin askeri bileşeniyle temasa geçtiğini, ancak askeri bileşenin ‘ortaklığı, önceki haliyle sürdürmeye yönelik tüm girişimleri reddettiğini’ belirtti. Egemenlik Konseyi Başkanı ayrıca, partilerin tabanını, Ömer el-Beşir başkanlığındaki 30 yıl boyunca ülkeyi yöneten ‘Ulusal Kongre Partisi’ dışında herkesi kapsayacak şekilde genişletmeyi şart koştu.
Burhan, Anayasa Mahkemesi’nin oluşumunu hızlandırmak, bağımsız bir başsavcı atamak ve Ulusal Kongre hariç tüm tarafları temsil eden bir yasama konseyi oluşturmak için çağrıda bulundu. Bu talepler, sivil ortakların ‘Egemenlik Konseyi’nin askeri bileşenini kendilerini engellemekle suçlayarak çağrı yaptığı taleplerin’ aynısı. Egemenlik Konseyi üyesi Muhammed el-Fekki Suleyman, krizin yansımalarının bir parçası olarak, ordunun Egemenlik Konseyi’ndeki uzlaşmazlığı nedeniyle iki tarafın bir ‘yargı başkanı’ üzerinde anlaşamadıklarını belirtti.
Ancak Geçiş Dönemi Egemenlik Konseyi medyası, Burhan’ın sert tonunu hafifletti. Öyle ki sosyal medya organları üzerinden gazetecilere dağıttığı bir bültende, “Burhan, feshedilen Ulusal Kongre Partisi dışında tüm devrimci ve yurtsever güçlerin katılımıyla ulusal uzlaşmanın ve katılım tabanının genişletilmesinin önemine olan tutkusunu yineledi” ifadelerine yer verildi.
Abdulfettah el-Burhan, “ordunun özgür ve adil seçimlere uzanan geçiş dönemini koruduğunu” yineledi ve silahlı kuvvetleri, geçiş sahnesinden uzaklaştırma girişimlerini ise kınadı. Burhan, “Bazı siyasi güçler, silahlı kuvvetler ve hızlı destek ile sorunlar üreterek, onların yurtseverliklerini sorgulayarak ve siyasi geçişi engelleyen ikilemlere girerek kamuoyunu meşgul etmeye çalışıyorlar. Bu güçler, onların diyalogu ve diğer tarafların katılımını reddetmesine neden oldu” dedi. Güvenlik ve askeri liderlerin, siyasette etkin olmak istemediklerini ve mevcut kotalara tabi olmayacaklarını vurgulayan Burhan, “Buna karar veren, halk tarafından seçimler yoluyla seçilen kişi de odur” diyerek, ordunun ve güvenlik hizmetlerinin yeniden yapılandırılması taleplerine dikkati çekti.
Sudan, 21 Eylül’de ordu içindeki bir grup subay tarafından düzenlenen darbe girişiminin başarısız olmasının ertesi günü, sivil ve askeri geçiş aşamasının ortakları arasında bir gerginlik süreci yaşamaya başladı. Bu nedenle Egemenlik Konseyi’ndeki toplantılar, görüşmeler ve Egemenlik Konseyi ile geçici bir parlamentoyu temsil eden bakanlar komitesi arasındaki ortak görüşmeler askıya alındı.
Üç haftalık süre boyunca iki taraf da medya üzerinden sivil ve askeri bileşenler arasında suçlamalarda bulundu. Sivil kanat, askeri kanadın, hükümet ortağı ‘Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri İttifakı’nın görevden alınacağı ‘beyaz darbe’ düzenlemeye çalıştığını öne sürdü.
Krizin patlak vermesinden bu yana Başbakan Abdullah Hamduk, krizi çözmek için geçen pazar günü bir araya gelmelerinden önce tek başına Burhan ve Bakanlar Komitesi ile defalarca görüşmeye çalıştı. Yerel bir kaynak, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, iki tarafın geçen pazar günü bir toplantıda görüştüklerini söylerken, “Bu, Burhan’ın Başbakanın önerilerine verdiği bir yanıt olarak görülüyor” dedi.
Ağustos 2019’da askeri ve sivil isimler tarafından imzalanmış geçiş dönemini düzenleyen anayasal belge, Burhan ve Egemenlik Konseyi’ne hükümeti feshetme konusunda herhangi bir anayasal yetki vermemekte. Görevleri, Özgürlük ve Değişim Güçleri (ÖDBG) tarafından seçilen başbakanın ve aynı zamanda ÖDBG içerisinden başbakan tarafından atanan bakanların atamasını onaylamakla sınırlı.
Anayasal belgeye göre Egemenlik Konseyi, tüm üyeleriyle birlikte devletin başını, egemenliğini ve birliğini temsil ediyor. Genelkurmay Başkanlığı’nı, Hızlı Destek Kuvvetlerini ve diğer düzenli kuvvetleri temsil ediyor. Egemenlik Konseyi, Askeri Geçiş Konseyi ile ÖDBG arasındaki anlaşma ile oluşturuldu. Anayasal belge, Egemenlik Konseyi Başkanı’na Konsey adına imza atmak dışında herhangi bir yetki vermedi. Belgeye göre geçiş döneminin ilk döneminde asker ve ikinci döneminde ise sivil yönetim Konsey’e başkanlık edecek.



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.