Suudi Arabistan-İran görüşmeleri devam ediyor: ‘Ortadoğu’nun nükleer silahlardan arınması gerektiğine inanıyoruz’

Bakan Faysal bin Ferhan, “Yemen çatışmasını sona erdirmenin en hızlı yolu, Husilerin ateşkesi kabul etmesidir” dedi.

Prens Faysal bin Ferhan, önceki gün Washington'da ABD’li mevkidaşı Antony Blinken ile görüşmesi sırasında (AP)
Prens Faysal bin Ferhan, önceki gün Washington'da ABD’li mevkidaşı Antony Blinken ile görüşmesi sırasında (AP)
TT

Suudi Arabistan-İran görüşmeleri devam ediyor: ‘Ortadoğu’nun nükleer silahlardan arınması gerektiğine inanıyoruz’

Prens Faysal bin Ferhan, önceki gün Washington'da ABD’li mevkidaşı Antony Blinken ile görüşmesi sırasında (AP)
Prens Faysal bin Ferhan, önceki gün Washington'da ABD’li mevkidaşı Antony Blinken ile görüşmesi sırasında (AP)

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, ülkesinin İran ile görüşmeler konusunda ‘ciddi’ olduğunu söyleyerek, “Bu bizim için büyük bir değişim değil. Zira biz her zaman bölgede istikrarı sağlamanın bir yolunu bulmak istediğimizi söylüyoruz” dedi.
Financial Times'a verdiği röportajda Suudi bakan, İran'la yapılan görüşmelerin ‘dostça ve keşif amaçlı’ olduğunu söyledi.
Dün Washington'da gazetecilere açıklamalarda bulunan Prens Faysal, “Bölge için vizyonumuz refah ve istikrarın sağlanmasını hedeflediği için bu görüşmeleri sürdürmeye ve ilerlemesi için bir yol bulmaya kararlıyız. İran'ın bizimle bu vizyonu paylaşacağını umuyoruz” dedi. İran'la yapılan görüşmelerin, Viyana'daki dolaylı görüşmeleri yeniden başlatma niyetleri ilgili olup olmadığına dair Prens Faysal, “Tüm endişeleri gidermek için İran’ı uluslararası toplum ve bölgedeki komşularıyla olumlu ilişkiler kurmaya teşvik ediyoruz" dedi.

İran'ın nükleer programı
Suudi Bakan dün, İran’ın nükleer programının hızlanması ile ilgili olarak, nükleer silahların yayılmasını önlemek ve bölgesel gerilimlerin üstesinden gelmek için gerçek, somut ve etkili bir anlaşmaya varılması gerektiğini vurguladı.
Prens Faysal bin Ferhan, nükleer anlaşmada yaşanan sorunların İran’ın nükleer faaliyetlerini hızlandırmasını sağladığını ve bu durumun bölgeyi tehlikeli bir aşamaya soktuğu konusunda uyarıda bulundu. ABD yönetimiyle devamlı koordinasyonun sağlanması ile ilgili olarak Suudi Bakan, “İstikrar ve refah adına ikili koordinasyon, bölge için olduğu kadar bizim için de önemli. Bakan Blinken ile yaptığımız görüşmelerde çok çeşitli konuları ele aldık. Blinken’e nükleer müzakere hususunda tutumumuzu aktardım. İran'ın Kapsamlı Ortalık Eylem Planı Anlaşması ve Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Anlaşması kapsamındaki taahhütlerinin dışına çıkarak nükleer faaliyetlerini hızlandırmasından endişe duyuyoruz” açıklamasında bulundu.
Suudi Dışişleri Bakanı, B Planı ve ABD yönetiminin sunduğu diğer seçenekler hakkında şunları söyledi:
“Tüm seçeneklerin masada olması önemli. İran'ı, bölgesel meseleleri tartışmanın yanı sıra nükleer dosyayı da görüşmek üzere müzakere masasına gelmeye teşvik edecek tüm araçlar önümüzde olmalı. Bölgenin, İran’ın ve İran halkının refah ve kalkınması, ayrıca İran’ın, geleceğine yatırım yapmaya teşvik edilmesi ancak bu şekilde gerçekleştirilebilir. Bu sorunlarla başa çıkmanın bir yolunu bulabilirsek başarılı ve müreffeh bir bölgeye sahip olabileceğimize inanıyoruz.”
Prens Faysal bin Ferhan, ülkesinin tutumunun, Viyana'da müzakerelerin mümkün olan en kısa sürede yeniden başlamasını teşvik etmek olduğunu ifade ederek, “İran’ın nükleer silah üretmesini engelleyen uzun vadeli ve faydalı bir yol bulunmalı. Ortadoğu’nun nükleer silahlardan arınması gerektiğine inanıyoruz" dedi.

Blinken ile görüşmeler
Suudi Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, ülkesi ile ABD yönetimi arasındaki ilişkilerin güçlü olduğunu vurgulayarak, bölgesel meseleler ve istikrarın sağlanması ile ilgili tartışmalarda aktif olarak yer aldıklarını belirtti. Washington’a yaptığı ziyaret sırasında ABD’li mevkidaşı Antony Blinken ve Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan ile yaptığı görüşmelerde İran dosyasının gündemin üst sıralarında yer aldığına dikkati çekti.
İki bakan önceki gün Washington'da yaptıkları görüşmede iki ülke arasındaki stratejik ve tarihi ilişkileri ve bu ilişkileri güçlendirmenin yollarını tartışmıştı.
Suudi Dışişleri Bakanı Twitter'dan, "ABD Dışişleri Bakanı ile verimli görüşmeler gerçekleştirdik. Tüm alanlarda stratejik işbirliğimizin güçlendirilmesi ve iki dost ülkeyi ilgilendiren birçok bölgesel ve uluslararası konuda ortak koordinasyonun artırılması da dahil olmak üzere pek çok konuyu ele aldık” paylaşımında bulundu.
İki bakan, başta Ortadoğu'da güvenlik ve istikrarın sağlanması ve hem bölgede hem de tüm dünyada barışın tesis edilmesi için iki dost ülkenin yaptığı girişimler başta olmak üzere birçok bölgesel ve uluslararası meseleyi görüştü.
Görüşmede, Yemen'deki siyasi çözüm ve kalkınmayı engelleyen Husi milislerinin Yemen halkına yönelik ihlallerini durdurmaya yönelik ortak çabaların yanı sıra terörizm ve aşırılıkçılıkla mücadelede işbirliği tartışıldı. İki taraf, Husi milislerinin sivil ve ekonomik tesislere yönelik devam eden saldırılarına, uluslararası deniz güvenliğine yönelik tehditlerine ve Yemen halkının acılarını bir pazarlık kozu olarak kullanmalarına son vermek için ortak çabaları güçlendirmenin önemini ele aldı.
İki taraf, İran nükleer programı ve bu kapsamda yürütülen uluslararası müzakereler hakkında da görüş alışverişinde bulundu. İki bakan, bölgesel ve uluslararası gelişmeler ve bu konuda yapılan çabalar hakkındaki istişarelerin yanı sıra Afganistan'da güvenlik ve istikrarı garanti eden her adımın desteklenmesinin önemine değindi.
Suudi Bakan, ABD'nin İran Özel Temsilcisi Robert Malley ile de bir araya geldi. Görüşmede, iki ülke arasında, İran'ın uluslararası anlaşmaları ihlal etmesine engel olmak için ortak çabaların yoğunlaştırılmasının yanı sıra İran nükleer dosyası ve bu husustaki uluslararası müzakereler konusunda işbirliğini geliştirmenin yolları tartışıldı. Ayrıca iki taraf, Ortadoğu'da ve başka bölgelerde İran’ın güvenliği ve istikrarı bozan terörist milislere verdiği desteği durdurmak için işbirliğini güçlendirmenin önemini tartıştı.
Prens Faysal bin Ferhan ayrıca, ABD Ulusal Güvenlik Konseyi Ortadoğu ve Kuzey Afrika İşleri Koordinatörü Brett McGurk, ABD Ulusal Güvenlik Konseyi Ortadoğu ve Kuzey Afrika İşleri Direktörü Büyükelçi Barbara Leaf ve ABD Dışişleri Bakanlığının Yakın Doğu İşlerinden Sorumlu Yardımcısı Yale Lambert ile bir araya geldi.
Görüşmede Suudi Arabistan-ABD ilişkilerini ve bu ilişkileri geliştirme fırsatları gözden geçirilirken, Suudi Arabistan ve ABD'nin Ortadoğu'da ve dünyada barış, güvenlik ve istikrarı destekleme çabaları ele alındı.
Suudi Arabistan resmi haber ajansı SPA’nın bildirdiğine göre, toplantıda İran nükleer dosyasına ilişkin gelişmeler, bu konuda devam eden müzakereler ve İran’ın uluslararası barışı ve güvenliği tehdit eden teröristlere verdiği desteğin yanı sıra Suudi Arabistan’ın, Yemen halkının kalkınmasını ve istikrarını sağlayacak şekilde Yemen’de bir siyasi çözüme ulaşılması için gösterdiği çabalar ele alındı.

Yemen sahnesi
Suudi Dışişleri Bakanı, yaptığı görüşmelerde Yemen meselesine değinmeyi de ihmal etmedi. Suudi Bakan, ülkesinin siyasi diyalog yolunu ve Yemen çatışmasını sona erdirmeyi içeren bir öneri sunduğunu ancak Husilerin şu ana kadar görüşmeyi reddettiğini ve Suudi Arabistan'a saldırmaya devam ettiğini belirtti. Bakan, "ABD ve tüm uluslararası toplumun, çatışmayı sona erdirmeleri yönünde kendilerine sunulan önerileri kabul etmesi için Husilere daha fazla baskı yapması gerektiğine inanıyoruz.  Çatışmayı sona erdirmenin en hızlı yolu, Husilerin masadaki kapsamlı ateşkes önerisini kabul etmesi ve ciddi bir şekilde siyasi görüşmelere katılmasıdır” dedi.
Bakan, limanlar konusunda ise, “Havaalanları ve limanlar açıldı ve buralardaki ticaret trafiğinin yeniden başlamasıyla ilgili görüşmeler sürüyor. Yemen hükümeti ile Husiler arasında gelir dağılımı konusunda anlaşmazlıklar var. Bu bazen gemilerin limana gelmesine engel oluyor. Bu işi çözüme kavuşturmak için ABD ve diğer ortaklarımızla çalışıyoruz” dedi.

Tartışma oturumu
Suudi Bakan, Ortadoğu Enstitüsü, Atlantik Konseyi, Washington Yakın Doğu Politikası Enstitüsü, Washington'daki Arap Körfez Devletleri Enstitüsü, Amerikan Dış İlişkiler Konseyi ve Wilson Merkezi gibi bir dizi Amerikan düşünce kuruluşunun üyelerinin katılımıyla bir tartışma oturumu düzenledi.
Tartışma oturumunda, stratejik Suudi-ABD ilişkileri, Ortadoğu'da güvenlik ve istikrarın temellerinin atılmasındaki işbirliği ve ortak endişe alanlarına değinildi. Ayrıca Yemen'de tüm Yemenli tarafları bir araya getiren bir siyasi bir çözüme ulaşmak ve Yemen ve halkının güvenliğini, istikrarını ve refahını desteklemek için gösterilecek olan Suudi-Amerikan çabaları ele alındı.
Suudi Dışişleri Bakanı, Amerikan düşünce kuruluşlarının üyeleriyle ayrıca, İran nükleer dosyası ve bunun uluslararası barış ve güvenlik ile uluslararası seyrüsefere karşı oluşturduğu tehdit hakkında görüşmeler yaptı. Bakan Ferhan, bölge ve dünya halkları için gerçek bir tehdit oluşturan İran destekli terörist milislerle yüzleşmeleri için uluslararası topluma çağrıda bulundu.
Tartışma oturumunda ayrıca, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman bin Abdulaziz tarafından geçtiğimiz Mart ayının sonunda açıklanan ve büyük bir küresel etkileşim alan Yeşil Suudi Arabistan ve Yeşil Ortadoğu girişimleri de dahil olmak üzere Suudi Arabistan’ın dünyayı ve çevreyi koruma çabaları görüşüldü.
Düşünce kuruluşlarının üyeleri, iklim değişikliği olgusuyla yüzleşmeye, toprağı ve doğayı korumaya ve küresel hedeflere ulaşmaya güçlü ve etkili bir şekilde katkıda bulunacak iki öneri sundular. Bu önerilerin, iklim değişikliğiyle mücadelede bölgesel ve uluslararası düzeyde koordineli bir sistem oluşturacağını belirttiler.

Tutumlar ve yükümlülükler
Suudi Dışişleri Bakanı, Lübnan'daki durumla ilgili olarak, geçtiğimiz günlerde yaşananların ciddi ve gerçek bir değişim ve gerçek reformlara odaklanma gereğini gösterdiğini belirtti. Bakan ayrıca, ülkeyi kurtarmak, yapısal ekonomik ve politik sorunları çözmek için sorumluluğun Lübnan yönetimine ait olduğunu belirtti. Suudi Arabistan'ın Lübnan halkına destek sağlamaya devam edeceğini ifade etti.
Diğer taraftan Irak'taki seçim sürecinin başarısına övgüde bulunan Suudi Bakan, "Irak'ın istikrarının bölgesel istikrarı sağlamanın ve bölgeyi doğru bir geleceğe götürmenin bir ayağı olduğuna inanıyoruz" dedi.
Afgan meselesiyle ilgili olarak Prens Faysal, ülkesinin 2001 yılından bu yana Taliban hareketiyle hiçbir temasının olmadığını belirtti. Hareketin Afganistan'da istikrarı sağlamak için Afgan toplumunun tüm unsurlarını bir araya getirmesi gerektiğine inandığını belirterek, “Afgan halkının isteklerini karşılayan bir ülke inşa etme yolunu seçmek Taliban’a düşüyor” dedi.
Suudi Dışişleri Bakanı, petrol fiyatları ve üretimi artırma talepleri hakkında ise şunları söyledi: "Petrol piyasalarının karşılaştığı zorluklar aşacak, istikrarı sağlayacak ve üreticilerin ve tüketicilerin çıkarlarına hizmet edecek şekilde dengeli bir enerji politikası yürütmeye çalışıyoruz. Sadece kısa vadede değil, orta ve uzun vadede de durumu çok ciddiye alıyoruz. Piyasayı, küresel ekonomiyi koruyacak şekilde yönetmeye kararlıyız."



Körfez İşbirliği Konseyi'nden Husilere karşı uluslararası baskı çağrısı

Yemen donanmasına ait bir gemi, Kızıldeniz'deki Hanış Adası yakınlarında (AF
Yemen donanmasına ait bir gemi, Kızıldeniz'deki Hanış Adası yakınlarında (AF
TT

Körfez İşbirliği Konseyi'nden Husilere karşı uluslararası baskı çağrısı

Yemen donanmasına ait bir gemi, Kızıldeniz'deki Hanış Adası yakınlarında (AF
Yemen donanmasına ait bir gemi, Kızıldeniz'deki Hanış Adası yakınlarında (AF

Körfez Arap Ülkeleri İşbirliği Konseyi (KİK), uluslararası topluma Husilerin saldırıları karşısında kararlı bir tutum alma çağrısında bulundu. Konsey, Suudi Arabistan'ın ve ticari gemilerin hedef alınmasının bölgenin güvenliği ile uluslararası deniz taşımacılığı açısından doğurabileceği sonuçlara karşı uyarıda bulunurken, Riyad'ın güvenliğini ve egemenliğini tehdit eden gelişmeler karşısında Suudi Arabistan'la tam dayanışma içinde olduğunu vurguladı.

KİK Genel Sekreteri Casim Muhammed el-Budeyvi, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi üyelerinin 7 Ağustos'ta yayımladığı ve Husilerin 13 Temmuz'dan bu yana Suudi Arabistan'a düzenlediği füze saldırıları ile 22 Temmuz'dan itibaren ticari gemileri hedef alan saldırıların kınandığı açıklamayı memnuniyetle karşıladı.

Budeyvi, Suudi Arabistan'a yönelik tekrarlanan saldırıların ülkenin egemenliğinin açık bir ihlali ve güvenliği, istikrarı ile toprak bütünlüğüne yönelik doğrudan bir tehdit olduğunu söyledi. Ticari gemilerin hedef alınması ve uluslararası deniz ulaşım hatlarının tehdit edilmesinin ise bölgesel güvenlik ve istikrarı tehlikeye atan ciddi bir tırmanış anlamına geldiği uyarısında bulundu.

KİK Genel Sekreteri, uluslararası topluma söz konusu saldırılar karşısında sorumluluklarını yerine getirme ve Husileri hesap vermeye zorlamak, saldırılarını ve tekrarlanan ihlallerini durdurmak için kararlı bir uluslararası tutum alma çağrısı yaptı.

Budeyvi ayrıca KİK ülkelerinin Suudi Arabistan'ın yanında olduğunu ve Riyad'la tam dayanışma içinde bulunduğunu belirterek, ülkenin güvenliğini, egemenliğini, vatandaşlarının ve ülkede yaşayanların can güvenliğini korumak amacıyla aldığı tedbirleri desteklediklerini ifade etti.

Husilerden bölgesel güvenliği tehdit eden yeni saldırılar

KİK'in açıklaması, geçen temmuz ayında başlayan ve Suudi Arabistan'ı hedef alan füze saldırılarının yanı sıra ticari gemilere yönelik saldırıları da kapsayan Husilerin tırmanan eylemleri sırasında geldi. Söz konusu saldırılar, gerilimin daha geniş bir alana yayılabileceği ve bunun bölgenin güvenliği ile deniz ulaşımı ve uluslararası ticaret üzerindeki olası etkilerine ilişkin endişeleri artırdı.

Körfez ve Arap ülkeleri daha önce de Husilerin saldırılarını kınayarak Suudi Arabistan'la dayanışmalarını yinelemiş ve Riyad'ın güvenliğini ve egemenliğini korumak için gerekli tedbirleri alma hakkının bulunduğunu vurgulamıştı. Bölgesel ve uluslararası açıklamalarda ise deniz ulaşımına yönelik tehditlerin bölgesel ve uluslararası güvenlik ile istikrar açısından doğurabileceği sonuçlara karşı uyarılarda bulunulmuştu.

Güvenlik Konseyi saldırıları kınadı

BM Güvenlik Konseyi üyeleri, 7 Ağustos'ta yayımlanan açıklamada Husilerin Suudi Arabistan'a yönelik saldırılarının yanı sıra ticari gemileri hedef alan saldırıları da kınadı.

Konsey üyeleri, Yemen'de gerilimin tırmanmasından duydukları endişeyi dile getirerek bunun barış çabalarını sekteye uğratabileceği ve uluslararası barış ve güvenliği tehdit edebileceği uyarısında bulundu.

Güvenlik Konseyi üyeleri, Yemen'in egemenliği, bağımsızlığı, birliği ve toprak bütünlüğüne bağlılıklarını yineledi. Husilere gerilimi tırmandırmaktan kaçınma çağrısı yapan üyeler, BM Yemen Özel Temsilcisi Hans Grundberg'in, üzerinde mutabık kalınan referanslara ve ilgili Güvenlik Konseyi kararlarına dayanan, Yemenlilerin öncülüğünde ve sahipliğinde kapsamlı, müzakere edilmiş bir siyasi çözüme ulaşma çabalarına destek verdiklerini vurguladı.


Arap ve İslam ülkeleri, BM Güvenlik Konseyi’nin Husi saldırılarını kınayan açıklamasını memnuniyetle karşıladı

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BM)
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BM)
TT

Arap ve İslam ülkeleri, BM Güvenlik Konseyi’nin Husi saldırılarını kınayan açıklamasını memnuniyetle karşıladı

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BM)
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BM)

Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin, Husi milislerinin Suudi Arabistan’a ve ticari gemilere yönelik saldırılarını kınayan açıklaması geniş bir memnuniyetle karşılandı. Bildiride; Yemen’in egemenliğine, birliğine ve toprak bütünlüğüne saygı gösterilmesinin yanı sıra bölgesel güvenliği ve seyrüsefer özgürlüğünü tehdit eden eylemlerin reddedildiği vurgulandı. Ayrıca, gerilimin tırmandırılmasından kaçınılması ve Yemen’deki çatışmayı sona erdirecek siyasi sürecin desteklenmesi çağrısında bulunuldu.

Kuveyt

Kuveyt Dışişleri Bakanlığı, BM Güvenlik Konseyi üyelerinin 13 Temmuz’dan bu yana Suudi Arabistan’a yönelik Husi füze saldırılarını ve 22 Temmuz’dan itibaren ticari gemileri hedef alan eylemleri kınayan açıklamasını memnuniyetle karşıladığını bildirdi.

Bakanlıktan yapılan açıklamada, uluslararası hukuka ve başta 2216 sayılı karar olmak üzere BM Güvenlik Konseyi kararlarına bağlılığın, Yemen’in egemenliğine, bağımsızlığına, birliğine ve toprak bütünlüğüne saygı gösterilmesinin yanı sıra bölgesel güvenliği ile deniz seyrüsefer hak ve özgürlüklerini tehdit eden eylemlerin reddedilmesinin takdirle karşılandığı belirtildi.

Kuveyt, Suudi Arabistan’ın güvenliğini ve egemenliğini korumak amacıyla aldığı tüm tedbirlere tam dayanışma ve desteğini yinelerken; Yemen hükümetine ve BM elçisinin ülkede barış ile istikrarı sağlamaya yönelik çabalarına olan desteğini teyit etti.

Katar

Katar Dışişleri Bakanlığı, BM Güvenlik Konseyi açıklamasını memnuniyetle karşıladığını belirterek, Husilerin Suudi Arabistan’a ve ticari gemilere yönelik saldırılarının kınanmasını, uluslararası hukuka ve BM Güvenlik Konseyi kararlarına uyulması gerekliliğinin altının çizilmesini ve bölgesel güvenlik ile deniz seyrüseferini tehdit eden eylemlerin reddedilmesini takdirle karşıladı.

Katar, Suudi Arabistan ile tam dayanışma içinde olduğunu ve ülkenin güvenlik ve egemenliğini korumak adına aldığı tedbirleri desteklediğini yinelerken; Suudi Arabistan’ın güvenliğinin ‘Katar’ın ve Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkelerinin güvenliğinin ayrılmaz bir parçası’ olduğunu vurguladı.

Dünya İslam Birliği

Yayımlanan BM Güvenlik Konseyi açıklamasını memnuniyetle karşılayan Dünya İslam Birliği (Rabıta), Husilerin Suudi Arabistan’a ve ticari gemilere yönelik saldırılarının kınanmasını takdirle karşıladı.

Rabıta Genel Sekreteri Şeyh Dr. Muhammed bin Abdulkerim el-İsa, Suudi Arabistan’ın güvenliğini, egemenliğini, vatandaşlarının ve ülke sınırları içerisindeki yerleşik halkın emniyetini korumak adına aldığı tüm tedbirlerde Rabıta olarak tam dayanışma içinde olduklarını ifade etti. El-İsa ayrıca, Yemen hükümetine ve ülkede güvenlik ile istikrarı sağlamayı hedefleyen uluslararası çabalara verdikleri desteği yineledi.

Suudi Arabistan, Yemen hükümetine olan sarsılmaz desteğini yineledi

Suudi Arabistan, BM Güvenlik Konseyi üyelerinin 7 Ağustos tarihli bildirisinde yer alan; uluslararası hukuka ve başta 2216 sayılı karar olmak üzere ilgili BM Güvenlik Konseyi kararlarına uyulması, ayrıca Yemen’in egemenliğine, birliğine, bağımsızlığına ve toprak bütünlüğüne saygı gösterilmesi yönündeki vurguları takdirle karşıladı.

Uluslararası topluma Güvenlik Konseyi kararlarının uygulanması konusunda sorumluluk alma çağrısını yineleyen Suudi Arabistan, bölge güvenliğini, uluslararası seyrüsefer ve ticaret emniyetini tehdit eden, aynı zamanda Yemen ve bölgede barışı sağlama çabalarını baltalayan ihlal ve uygulamalara karşı kararlı bir duruş sergilenmesini talep etti.

Riyad yönetimi, kendi güvenliğini ve egemenliğini koruma, her türlü saldırıya karşı kendisini, vatandaşlarını, tesislerini ve kaynaklarını uluslararası hukuka uygun olarak savunma ve gerekli tedbirleri alma konusundaki kararlılığını vurguladı. Açıklamada ayrıca Yemen hükümetine ve BM Yemen Özel Temsilcisi Hans Grundberg öncülüğünde ülkede ve bölgede güvenlik ile istikrarı sağlayacak siyasi bir çözüme ulaşılması amacıyla yürütülen çabalara verilen destek yinelendi.

BM Güvenlik Konseyi bildirisinde neler yer alıyor?

BM Güvenlik Konseyi üyeleri, 7 Ağustos’ta yayımladıkları bildiride Husilerin Suudi Arabistan’a ve ticari gemilere yönelik saldırılarını kınayarak, Yemen’de tırmanan gerilimin barış çabalarını baltalamasından ve uluslararası barış ile güvenliği tehdit etmesinden duydukları endişeyi dile getirdi.

Konsey üyeleri ayrıca, 3 ve 13 Temmuz tarihlerinde Sana ve Hudeyde havalimanlarına Yemen hükümetinin izni ve onayı olmadan yapılan uçak inişlerini kınayarak, bu durumun uluslararası sivil havacılık kurallarının ihlali anlamına geldiğini belirtti.

Yemen’in egemenliğine, bağımsızlığına, birliğine ve toprak bütünlüğüne olan bağlılığın vurgulandığı bildiride, Husilere gerilimi tırmandırmaktan kaçınmaları çağrısında bulunuldu. Bildiride, Güvenlik Konseyi üyelerinin; Grundberg’in, kabul edilen referanslar ve ilgili Güvenlik Konseyi kararları temelinde, Yemen liderliğinde ve sahipliğinde kapsayıcı, müzakere edilmiş bir siyasi çözüme ulaşma çabalarına verdiği destek teyit edildi.

BM Güvenlik Konseyi’nin bu kararlı duruşu, Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik füze saldırıları ile ticari gemileri hedef alan eylemlerinin ardından geldi. Yaşanan bu tırmanış, bölgesel güvenlik, uluslararası seyrüsefer ve ticaret özgürlüğünün yanı sıra Yemen’deki çatışmayı sona erdirmeyi amaçlayan barış sürecine yönelik uluslararası endişeleri artırmıştı.


Suudi Arabistan Enerji Bakanlığı: Aramco tesisinde çıkan yangın söndürüldü

Aramco logosu (AFP)
Aramco logosu (AFP)
TT

Suudi Arabistan Enerji Bakanlığı: Aramco tesisinde çıkan yangın söndürüldü

Aramco logosu (AFP)
Aramco logosu (AFP)

Suudi Arabistan Enerji Bakanlığı, X platformundan yaptığı açıklamada, Saudi Aramco'nun sanayi güvenliği itfaiye ekiplerinin, bugün erken saatlerde Cizan'daki Aramco rafinerisine ait bir tesiste çıkan yangını söndürdüğünü bildirdi.

Bakanlık, olayda herhangi bir yaralanma yaşanmadığını ve “ilgili makamların” olayla ilgili gerekli işlemleri sürdürdüğünü belirtti.