Fenerbahçe ve Galatasaray, Avrupa Ligi'nde galibiyet peşinde... "En büyük sıkıntısı hücuma 6. oyuncuyu gönderememesi"

UEFA Avrupa Ligi'nde Fenerbahçe Antwerp'i konuk edecek. Galatasaray ise Lokomotiv Moskova deplasmanına çıkacak / Fotoğraf: AA
UEFA Avrupa Ligi'nde Fenerbahçe Antwerp'i konuk edecek. Galatasaray ise Lokomotiv Moskova deplasmanına çıkacak / Fotoğraf: AA
TT

Fenerbahçe ve Galatasaray, Avrupa Ligi'nde galibiyet peşinde... "En büyük sıkıntısı hücuma 6. oyuncuyu gönderememesi"

UEFA Avrupa Ligi'nde Fenerbahçe Antwerp'i konuk edecek. Galatasaray ise Lokomotiv Moskova deplasmanına çıkacak / Fotoğraf: AA
UEFA Avrupa Ligi'nde Fenerbahçe Antwerp'i konuk edecek. Galatasaray ise Lokomotiv Moskova deplasmanına çıkacak / Fotoğraf: AA

Avrupa futbolunun kulüpler düzeyindeki iki numaralı organizasyonu UEFA Avrupa Ligi'nde Fenerbahçe ile Galatasaray, üçüncü maçlarına çıkıyor.
D Grubu'nda Olimpiakos ve Eintracht Frankfut maçlarını geride bırakan Fenerbahçe, üçüncü hafta maçında Antwerp ile karşı karşıya gelecek. 
21 Ekim Perşembe günü Kadıköy'deki Ülker Stadı'nda oynanacak karşılaşmayı Rus hakem Sergey Ivanov yönetecek.
Sarı-lacivertliler gruptaki ilk maçında deplasmanda Frankfurt ile 1-1 berabere kalırken, ikinci maçta sahasında Olympiakos'a 3-0 yenilerek üçüncü sırada kaldı.
İstanbul temsilcisinde Serdar Aziz ile Mert Hakan Yandaş sakatlıkları, Miguel Crespo, Burak Kapacak ve Serdar Dursun da UEFA listesine isimleri bildirilmediği için Antwerp karşısında forma giyemeyecek.

Galatasaray ise Lazio ve Marsilya maçlarının ardından E Grubu'ndaki üçüncü maçını  Lokomotiv Moskova ile oynayacak.
Moskova'daki RZD Arena'da saat 22.00'de başlayacak müsabakada Avusturya Futbol Federasyonu'ndan Harald Lechner düdük çalacak.
Sarı-kırmızılılar, gruptaki ilk maçında sahasında Lazio'yu 1-0 yenmeyi başardı.
İkinci maçında Marsilya'ya konuk olan sarı-kırmızılar, sahadan 1-1 beraberlikle ayrılarak grup liderliğini sürdürdü.
Galatasaray, Moskova deplasmanında Arda Turan ve Sacha Boey'den sakatlıkları, Fatih Öztürk, Oğulcan Çağlayan, Aytaç Kara ve Gustavo Assunçao'dan da UEFA listesinde yer almadıkları için yararlanamayacak.

"Moskova maçını aldığı taktirde yüzünü Batı'ya çevirme olanağı doğacak"
Spor yorumcusu Serdar Kelleci, Galatasaray ve Fenerbahçe'nin son durumunu ve rakipleri karşısındaki şansını Independent Türkçe'ye değerlendirdi.
Galatasaray'ın grupta 4 puanla zirvede yer almasının kendisi için büyük bir avantaj sağladığını söyleyen Kelleci, "Galatasaray'ın 4 puanının olması büyük avantaj. Bu maçı aldığı taktirde yüzünü Batı'ya çevirme olanağı doğuyor. Galatasaray'ın uzun yıllardır Avrupa'da bir başarısı yok. Bu gruptan çıkabilmesi adına hedef maçı olduğu için büyük önem arz ediyor" şeklinde konuştu. 
Sarı-kırmızıların Lokomotiv Moskova maçının ardından Beşiktaş ile derbi maça çıkacağını hatırlatan Kelleci, "Fatih Terim'in maç maç baktığını biliyoruz. Bu karşılaşmaya tam kadro çıkacağını düşünüyorum. Moskova'da Galatasaray'ın alacağı üç puan nihayetinde hedef belirleyecek" yorumunu yaptı. 
Galatasaray'ın rakibi karşısındaki oyun planına da değinen Kelleci, "Galatasaray'ın geride bekleyeceğini düşünüyorum. Lazio ve Marsilya maçlarında bunu denedi. Oyunun belli anlarında arkada bekleyip belli alanlarda sete yerleşti. Lokomotiv Moskova, Marsilya ve Lazio maçlarına göre daha kolay bir karşılaşma olabilir. Burada alınacak bir beraberlik bile çok önemli olur. İçeride tekrar Lokomotiv Moskova ile oynanacak. Yenilgisiz götürmek Galatasaray'ı bir adım öne çıkartabilir" değerlendirmesinde bulundu. 

Galatasaray'da Mostafa Muhammed, son haftalarda formunu yükseltmeyi başardı / Fotoğraf: AA
"Galatasaray, Berkan ve Marcao'nun da etkisiyle Moskova'dan galibiyetle dönecektir"
Sacha Boey'in eksikliğinin takım için çok önemli olduğunu aktaran Kelleci, "Orada Yedlin olacak. Konyaspor maçında kötü bir performans sergilemedi. Galatasaray, Berkan ve Marcao'nun da etkisiyle Moskova'dan galibiyetle dönecektir. Bu da takıma bir momentum, bir özgüven kazandırır" dedi.
Galatasaray'da Moskova deplasmanının lige yansımalarının da olabileceğini aktaran Kelleci, şu noktaya dikkat çekti:
"Lokomotiv Moskova galibiyeti takıma momentum ve özgüven kazandırır. Derbi maça bile çok olumlu sirayet edebilir. Burada tek dezavantaj maçın perşembe günü oynanması ve Moskova'dan dönüş saat. Oyuncular ertesi gün sabah ancak uyuyabilecekler. Bunun etkisini hissedebilir Galatasaray. Bir uyku düzensizliğine yol açabilir. Pazartesi oynanacak Beşiktaş maçına etki edebilir."

"Moskova ve Marsilya maçları sonrası gruptan çıkmayı garantiler"
"Galatasaray'ın gruptan rahat çıkacağını düşünüyorum" diyen Kelleci, İstanbul ekibinin gruptaki şansını şöyle yorumladı:
"Lokomotiv Moskova'dan deplasmanda 1, içeride 3 puan alabilir. Sonra tekrar içeride Marsilya ile maçı var. Bu üç maç sonunda da gruptan çıkmayı garantiler diye düşünüyorum. Sonrasında oynanacak derbi maçına da olumlu sirayet edecektir."

"Fenerbahçe'nin en büyük sıkıntısı hücuma 6. oyuncuyu gönderememesi"
Gruptaki ilk iki maçında bir galibiyet ve bir beraberlik alan Fenerbahçe'nin Olympiakos karşısında oyunun 45-60. dakikalar arasını çok iyi geçirdiğini hatırlatan Kelleci, "Tam gol gelecek diye düşünürken 62'de Olympiakos gol buldu. Bu da tüm gardın düşmesine neden oldu. Bu maçta yine Fenerbahçe'nin benzer senaryo ile oyunu rakip sahaya yıkacağını düşünüyorum" ifadelerini kullandı.

Serdar Kelleci / Fotoğraf: Independent Türkçe
Sarı-lacivertlilerin geliştirilen atakları başarısız sonuçlandırmasının en büyük sebeplerinden birinin rakip sahaya yerleşirken fazla oyuncu gönderememesi olduğunu dile getiren Kelleci, "Fenerbahçe'nin en büyük dezavantajı çok oyuncuyla rakibin üstüne gidememesi. Bu da Pereira'nın oynattığı sistemden kaynaklı. Olympiakos maçında geride Kim-Szalai-Novak üçlüsü, önlerinde Gustavo ve Mert çok fazla çıkmadılar. Hücumda sadece Ferdi, Samuel, Valencia, Pelkas ve Rossi'nin katkısı oldu. Bazı maçlarda 1 oyuncu fazla göndermek zorundasınız. Olympiakos gibi biraz daha geride bekleyen takımlara karşı 6. oyuncuyu göndermek zorundasınız. Fenerbahçe bunu eksik yapıyor. En büyük sıkıntısı hücuma 6. oyuncuyu gönderememesi" şeklide görüş belirtti.

"Antwerp'in Zulte Waregem maçına yakın bir kadroyla çıkmasını bekliyorum"
Fenerbahçe'nin rakibi Antwerp'i de değerlendiren Kelleci, Belçika temsilcisinin öne çıkan özelliklerini şöyle aktardı:
"Fenerbahçe'den yaptığı transferlerden Frey'in çok büyük katkısını gördü. Burada beğenilmeyen Frey orada 12 gollük performansa imza attı. Onların da Fenerbahçe karşısında Zulte Waregem maçına yakın bir kadroyla çıkmasını bekliyorum. Belki Frey yerine Samatta veya tek başına Samatta ile başlayabilir. Bol gollü bir müsabaka olabilir. Samatta'nın da lig itibariyle iyi bir konumda olduğunu unutmamak lazım. Bazen takımların isimleriyle ölçüyoruz ama bu hata. Antwerp 11 maç sonunda ilk dörde oynuyor ve deplasman performansı iç sahaya göre daha iyi bir takım. Burada önde Samatta olursa Fenerbahçe geride pozisyon da verebilir. Fenerbahçe'nin buradaki en büyük avantajı ise iki stoperinin kalitesinin oldukça yüksek olması. Avrupa standartlarının da üstündeler."

"Fenerbahçe, yeni bir başlangıç gibi bakacak"
Trabzonspor maçı sonrası yaşananların takım üzerindeki olası etkilerine de değinen Kelleci, şunları kaydetti: 
"Bizim algımız ile Fenerbahçe'nin algısının çok farklı olduğunu düşünüyorum. Genel olarak kamuoyunun bakışı Fenerbahçe, 3-1 yenildi. Ancak havaalanındaki görüntüler Fenerbahçe'nin bu maçı kaybetmemesi gerektiği, hakem hatalarıyla kaybettiği gibi bir algı var. Dolayısıyla bunun takıma da sirayet ettiğini düşünüyorum. Takım içerisinde de 'Biz hakem hatası olmasa Trabzonspor'u rahatlıkla yenerdik' gibi bir algı kayması var. Özellikle Mesut Özil ve Ali Koç'un yaptıkları konuşma tüm takıma sirayet etmiştir. Bunun büyük bir tehlike olduğunu düşünüyorum. Oyuncular nasıl sahada penaltı yaptırıp hata yapıyorsa hakem de hata yapıyor. Bunlar oyunun içinde olan şeyler. Eğer hakem hatası var ise bunu da oyunun bir parçası olarak kabul etmek gerekiyor."

Tüm yaşananlara rağmen Fenerbahçe'nin Antwerp karşısında olumsuz etkilenmeyeceğini belirten Kelleci, "Fenerbahçe, yeni bir başlangıç gibi bakacak. Burası çok ayrı bir mecra ve orada olmak isteyecektir. Çünkü Fenerbahçe Avrupa'da iyi performanslar sergilediğinde mevcutta olan tribünlerin ihtişamını da tekrar yakalamak isteyecektir" yorumunu yaptı. 

"Olmypiakos-Frankfurt maçının berabere bitmesi Fenerbahçe için avantaj"
Fenerbahçe'nin gruptan çıkma şansını da değerlendiren Kelleci, sözlerini şöyle tamamladı:
"Antwerp'i yenerse 4 puana ulaşacak ve Eintracht Frankfurt ile puanları eşitleyecek. Diğer tarafta Olympiakos-Frankfurt maçı var. Oradaki maçtan bir beraberlik çıkmasını bekliyorum ki bizim için daha büyük avantaj olur. Kimsenin kopup gitmesini istemediğim bir grup burası. 'Olmypiakos kazansın, biz Frankfurt ile kozlarımızı paylaşalım' diye düşünenler var buna katılmıyorum. Çünkü Frankfurt toparlamaya geçen bir takım. Bizim son maçımız Frankfurt ile olacak. Oraya bırakmamak lazım. Bu maçın ardından Antwerp deplasmanı olacak orada alınacak 3 puan bizi liderlik konumuna getirebilir."
Independent Türkçe



Hep birlikte gökyüzüne: Katalonya'nın insan kuleleri

Castells geleneğinde kulenin en tepesine çıkan enxaneta, elini havaya kaldırarak insan kulesinin tamamlandığını gösteriyor (AP)
Castells geleneğinde kulenin en tepesine çıkan enxaneta, elini havaya kaldırarak insan kulesinin tamamlandığını gösteriyor (AP)
TT

Hep birlikte gökyüzüne: Katalonya'nın insan kuleleri

Castells geleneğinde kulenin en tepesine çıkan enxaneta, elini havaya kaldırarak insan kulesinin tamamlandığını gösteriyor (AP)
Castells geleneğinde kulenin en tepesine çıkan enxaneta, elini havaya kaldırarak insan kulesinin tamamlandığını gösteriyor (AP)

Çağatay Koparal Spor Editörü, Çeviri ve Dış Haberler Servisi 

Adrenalin'den herkese merhaba. Sıradışı sporlar serimizin bu bölümünde Katalonya'daki İnsan Kulesi Festivali'ni inceliyoruz.

Bir meydanda yüzlerce insanın toplandığını düşünün. Ortada ne bir futbol sahası ne de bir pist var. Bunun yerine insanlar birbirlerine kenetleniyor, omuz omuza veriyor ve birkaç dakika içinde kalabalığın ortasından dev bir insan kulesi yükselmeye başlıyor.

En alt bölümde onlarca kişi yapıyı ayakta tutarken, daha hafif ve çevik olanlar birbirlerinin üzerinden tırmanıyor. En tepede ise küçük bir çocuk beliriyor ve elini havaya kaldırıyor. Castell tamamlanmış oluyor.

Katalonya'nın en sıradışı geleneklerinden biri olan castells, kelime anlamıyla "kaleler" demek. Ancak burada taştan duvarlar yerine insanlardan oluşan kaleler kuruluyor.

Bu kuleler yalnızca görsel olarak etkileyici değil; aynı zamanda güç, denge, cesaret, güven ve ekip çalışmasının sınırlarını zorlayan bir gösteri niteliğinde.

Castells geleneğinin kökeni 18. yüzyılda Tarragona çevresindeki Camp de Tarragona bölgesine uzanıyor. Geleneğin Katalonya'daki ilk yazılı kaydı 1712'de Valls kentinde görülüyor.

Kökeninin ise Valensiya bölgesindeki daha eski Muixeranga geleneğine dayandığı düşünülüyor. Zamanla Valls, Tarragona ve Vilafranca del Penedès gibi kentlere yayılan castells, özellikle 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Katalonya'nın diğer bölgelerinde de yaygınlaştı.

Bugün Katalonya genelinde 100'den fazla castell ekibi bulunuyor ve yıl boyunca yüzlerce gösteri düzenleniyor.

Hatta her yıl 10 binden fazla castell kuruluyor. Bu nedenle karşılaşılan manzara birkaç kişinin eğlence amacıyla birbirinin omzuna çıkmasından çok daha fazlası.
 

İnsan kulesi yapımı son derece tehlikeli görünse de kurulan kulelerin yüzde 3'ünden azı yıkılıyor (AP)
İnsan kulesi yapımı son derece tehlikeli görünse de kurulan kulelerin yüzde 3'ünden azı yıkılıyor (AP)

Castells, kendi ekipleri, antrenmanları, yarışmaları ve gelenekleri bulunan büyük bir topluluğa dönüşmüş durumda.

Bir castell'in nasıl kurulduğuna bakıldığında ise işin ne kadar ciddi olduğu daha iyi anlaşılıyor.

Kulenin en altındaki bölüme pinya adı veriliyor. Pinya, yapının temelini oluşturan ve aynı zamanda yukarıdaki insanların düşmesi durumunda onları korumaya çalışan insanlardan oluşuyor.

Üst katlara çıkıldıkça insan sayısı azalıyor, ancak görev de zorlaşıyor. En tepede ise son derece hafif ve çevik çocuklar yer alıyor. Enxaneta adı verilen en üstteki çocuk yerine ulaşıp bir elini havaya kaldırdığında kule kurulmuş kabul ediliyor.

Fakat iş burada bitmiyor. Bir castell'in başarılı sayılması için yalnızca kurulması değil, kontrollü biçimde tamamen bozulması da gerekiyor.

Hatta kulenin dağılması çoğu zaman en riskli bölüm olarak kabul ediliyor. Üst seviyelerdeki insanlar birer birer aşağı inerken, aşağıdakiler yapının dengesini korumaya devam ediyor.

Bu nedenle castells'in temelinde 4 kavram bulunuyor: Güç, denge, cesaret ve sağduyu.

Kulenin tabanındaki insanların güçlü olması gerekiyor. Yukarı çıktıkça ise daha hafif, çevik ve dengeli kişiler tercih ediliyor.

Fakat fiziksel özellikler tek başına yeterli değil. Bir kuleci, ağırlığını taşıyan kişiye güvenmek zorunda. Aynı şekilde aşağıdaki kişi de üzerinde duranın hareketlerine güveniyor. Bir kişinin hatası onlarca kişiyi etkileyebileceği için koordinasyon büyük önem taşıyor.

Bu noktada castells'in tarihinde önemli bir değişim yaşandı: Kadınların bu geleneğe dahil olması.

Uzun süre erkeklerin egemen olduğu castell dünyasında kadınların yer alması başlangıçta kolay olmadı. Ancak özellikle 1980'lerden itibaren kadınların ekiplerde daha fazla yer alması, kulelerin yapısını da değiştirdi.

Kadınların üst seviyelerde yer almasıyla daha hafif ve güçlü yapılar kurulmaya başlandı. Bu değişim, daha önce ulaşılması neredeyse hayal edilen 9 ve 10 katlı kulelerin kurulmasına da katkı sağladı.

Üstelik kadınlar yalnızca kulenin üst bölümlerinde değil, pinya ve forro adı verilen destek katmanlarında da görev alıyor.

Tepeye çıkan tüm çocukların kask takması zorunlu (AP)
Tepeye çıkan tüm çocukların kask takması zorunlu (AP)

Böylece yapının alt bölümlerindeki toplam ağırlığın azaltılması mümkün oluyor. Casteller dünyasındaki bu dönüşüm, geleneğin neden zaman içinde değişebilen canlı bir kültür olduğunu da gösteriyor.

Kulecilerin kendilerine özgü kıyafetleri de var. Beyaz pantolon, takımın rengindeki gömlek, bele sarılan uzun faixa (kuşak) ve genellikle başta kullanılan bir mendil bu kıyafetin temel parçaları.

Özellikle faixa yalnızca geleneksel bir aksesuar değil; tırmananlar için aynı zamanda tutunabilecekleri bir destek noktası.

Kuleyi oluşturan insanlar ise gösteri sırasında çıplak ayakla tırmanıyor. Bunun nedeni hem dengeyi daha iyi sağlayabilmek hem de yukarı çıkarken alttaki kişinin vücudunu daha iyi hissedebilmek.

Castells'in en etkileyici taraflarından biri ise tek bir kişinin başarısının neredeyse hiçbir anlam ifade etmemesi. En üstteki çocuk bütün dikkatleri üzerine çekse de onun oraya ulaşabilmesi, aşağıdaki onlarca kişinin kusursuz biçimde çalışmasına bağlı. Bu nedenle casteller dünyasında ekip ruhu her şeyin önünde geliyor.

Bu anlayış Katalonya'nın önemli meydanlarında düzenlenen diada castellera adı verilen gösterilerde açıkça görülüyor.

Gösteri başlamadan önce meydanda büyük bir kalabalık toplanıyor. Ardından müzik eşliğinde kule yükselmeye başladığında ortam bir anda sessizleşiyor. Enxaneta elini kaldırdığında ise meydan büyük bir coşkuyla yankılanıyor.

Castells yalnızca gösterilerden ibaret de değil. İki yılda bir Tarragona'da düzenlenen Concurs de Castells, bu dünyanın en büyük organizasyonlarından biri.

Yaklaşık 50 ekip yarışmada yer alırken, en başarılı 12 ekip büyük final niteliğindeki etkinlikte karşı karşıya geliyor. Burada amaç yalnızca mümkün olan en yüksek kuleyi yapmak değil; zorlu yapıları başarıyla kurup tamamlayarak rakiplerden daha yüksek puan toplamak.

Bu geleneğin dünya çapındaki öneminin kabul edilmesi de uzun sürmedi. UNESCO, 16 Kasım 2010'da castells'i İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası ilan etti.

Belki de castells'i bu kadar etkileyici yapan şey tam olarak burada yatıyor. Dışarıdan bakıldığında insanların birbirlerinin omuzlarına çıkarak kule oluşturduğu tuhaf ve tehlikeli bir gösteri gibi görünüyor. Fakat biraz daha yakından bakıldığında bunun yüzlerce yıllık bir gelenek, ciddi fiziksel hazırlık ve kusursuz bir takım çalışmasının birleşimi olduğu görülüyor.

Çünkü castell'de en güçlü kişi en yukarı çıkmıyor. En hafif olan çıkıyor. En cesur olan da tek başına kazanamıyor. Onun başarısı, aşağıda birbirine güvenen onlarca insanın omuzlarında yükseliyor.

Ve belki de bu yüzden Katalonya'nın insan kuleleri, gökyüzüne ulaşmaya çalışan bir spor gösterisinden çok daha fazlasını anlatıyor: Tek başına yükselemeyeceğinizi, bazen başkalarının omuzlarına güvenmeniz gerektiğini.

Kaynaklar: Catalunya, UNESCO, AP                © The Independentturkish


Infantino'ya "FIFA'yı korkuyla yönetiyorsun" eleştirisi

Fotoğraf: AP
Fotoğraf: AP
TT

Infantino'ya "FIFA'yı korkuyla yönetiyorsun" eleştirisi

Fotoğraf: AP
Fotoğraf: AP

FIFA, Başkan Gianni Infantino’yu eleştiren üst düzey bir yöneticinin kurumdan ayrılmasının ardından "korku iklimiyle yönetilmekle" suçlanıyor.

Kevin Lamour, FIFA'nın baş operasyon sorumlusu görevinden pazartesi günü ayrıldı. Bu ayrılık, Infantino'nun Dünya Kupası'ndaki ticari hisseleri satma planlarının FIFA çalışanlarını "aldattığını" söylemesinden sadece birkaç hafta sonra gerçekleşti.

Lamour, bu planları eleştirmiş ve konu hakkında bilgilendirilmeyen FIFA çalışanlarının "hor görülmekten ve sindirilmekten daha iyisini hak ettiğini" söylemişti. Ayrıca bu konuda konuştuktan sonra "o gece rahat uyuyabileceğini" de belirtmişti.

Infantino'nun liderliğindeki FIFA'yı uzun zamandır eleştiren Norveç Futbol Federasyonu Başkanı Lise Klaveness, Associated Press'e kovulduğuna inandığı Lamour'ın FIFA yönetimindekilerin Infantino'nun emirlerini yerine getirmesini eleştirdiğini söyledi.

FIFA, pazartesi günü yaptığı açıklamada Lamour'a iki yıllık hizmeti için teşekkür etmiş ve "FIFA'yla baş operasyon sorumlusu Kevin Lamour arasındaki çalışma ilişkisi sona ermiştir" diyerek ayrılığı doğrulamıştı.

Associated Press'e konuşan Klaveness, "Şimdi onu kapının önüne koydular ve bizden hiçbir şey olmamış gibi devam etmemiz bekleniyor. Bu kabul edilemez; bu, korkuyla yönetmektir" dedi.

Şimdi FIFA liderlerine ve yöneticilerine, futbolun çıkarlarına aykırı olduğunu bildikleri emirlere boyun eğmemeleri çağrısında bulunmalıyız.

The Independent Lamour'la son görüşmeyi Infantino'nun değil, FIFA Genel Sekreteri Mattias Grafstrom'un yaptığını pazartesi günü aktarmıştı. Grafstrom ayrıca Lamour'un ayrılışını e-posta yoluyla FIFA personeline bildirmişti.

Klaveness, Associated Press'e Grafstrom'un "açıkça başkan tarafından baskı altında tutulduğunu" söyledi.

Bu bir istifa değil, açıkça işten çıkarma.

Bu ay Grafstrom, Rabat'taki acil toplantının ardından FIFA'nın açıklamasını imzalamıştı. Açıklamada Infantino'nun Dünya Kupası planlarıyla ilgili "hatalar" için özür dilediği ancak üst düzey FIFA yöneticilerinin ona "desteklerini yineledikleri" belirtilmişti.

cdfvghyj
Lise Klaveness, FIFA'yı "korkuyla yönetmekle" suçladı (Reuters)

Klaveness, Infantino'nun Dünya Kupası planlarına karşı çıkmadaki rolünü övdü. Bu planlar büyük tepkiler üzerine iptal edilmişti. Lamour, 31 Temmuz'daki ilk açıklamasında, muhalefetini dile getirerek işini kaybetmeye razı olduğunu söylemişti.

Klaveness, "Projenin iptal edilmesi için onun açıklaması gerekliydi" dedi.

Ortada olan, çok önemli bir şey söyledi ve yaşananları bize yöneticilerden birinin anlatması çok önemliydi. Böylece bunun FIFA'nın kendisi değil, sadece bir kişi olduğunu anladık.

The Independent, yorum almak için FIFA'yla iletişime geçti.

Independent Türkçe


Barcelona’da 9 numara bilmecesi: Flick, golcü eksikliğini giderebilecek mi?

Barcelona’da 9 numara bilmecesi: Flick, golcü eksikliğini giderebilecek mi?
TT

Barcelona’da 9 numara bilmecesi: Flick, golcü eksikliğini giderebilecek mi?

Barcelona’da 9 numara bilmecesi: Flick, golcü eksikliğini giderebilecek mi?

İspanya La Liga şampiyonu Barcelona, şampiyonluk unvanını savunacağı yeni sezon öncesinde güçlü bir kadroyla hazırlıklarını sürdürürken, hücum hattında önemli bir boşlukla karşı karşıya. Katalan ekibinin kadrosunda üst düzey, klasik bir santrforun bulunmaması dikkat çekiyor.

Barcelona, La Liga’daki sezonun ilk maçında gelecek pazar Elche ile karşılaşacak. Ancak kulüp, yeni bir forvet transferi konusunda henüz kararını vermiş değil. Bu durum, Barcelona’nın sezonu sürekli olarak “9 numara” pozisyonunda görev yapacak bir oyuncu olmadan geçirme ihtimalini gündeme getiriyor.

Katalan ekibi, sözleşmesinin sona ermesinin ardından ABD MLS takımlarından Chicago Fire’a transfer olan Polonyalı Robert Lewandowski’yi kaybetti. Ferran Torres de yaklaşık 50 milyon avro (42,7 milyon sterlin) karşılığında Paris Saint-Germain’e transfer oldu. Torres, geçen sezon 49 maçta 21 gol atmış ve Lewandowski’nin forvet pozisyonundaki alternatiflerinden biri olmuştu.

Şarku’l Avsat’ın  BBC’den aktardığı habere göre Barcelona, Lewandowski’nin ayrılığının ardından Atletico Madrid’in Arjantinli golcüsü Julian Alvarez’i transfer listesinin ilk sırasına yerleştirdi. Ancak Madrid ekibinin oyuncuyu kadroda tutma konusundaki kararlılığı nedeniyle transfer oldukça zor görünüyor.

dfgrthy
Hansi Flick (DPA)

Alvarez, Dünya Kupası sırasında Atletico Madrid’den ayrılma isteğine ilişkin sinyaller vermişti. Ancak özellikle Real Madrid’in de oyuncuyla ilgilenmeye başlamasının ardından Atletico yönetimi tavrını net biçimde ortaya koydu. Kulübün CEO’su Miguel Angel Gil Marin, Alvarez’in 200 milyon avro (yaklaşık 170,8 milyon sterlin) karşılığında dahi satılık olmadığını açıkladı.

Bu tutumun Barcelona’yı alternatif isimler üzerinde çalışmaya yönelttiği belirtilirken, Alman teknik direktör Hansi Flick de hücumdaki eksikliğin giderilmesi için kulübün “bir şeyler yapması gerektiğini bildiğini” söyledi.

Flick’in elindeki alternatifler

Flick’in mevcut kadro içerisinde başvurabileceği çeşitli seçenekler bulunuyor. Bunların başında genç yıldız Lamine Yamal geliyor. Alman teknik adam, Yamal’ı zaman zaman “sahte 9” pozisyonunda denese de oyuncuyu sağ kanatta kullanmayı tercih ediyor. Yamal, takımın hücumdaki en önemli silahlarından biri olmayı sürdürüyor.

Yamal geçen sezon 24 gol atarken, İspanya Milli Takımı ile de Dünya Kupası şampiyonluğu yaşadı. Ancak oyuncunun en büyük tehdit oluşturduğu bölge sağ kanat. Burada rakip beklerle bire bir mücadeleye girebilen Yamal, içeriye kat ederek pozisyon üretebiliyor ve takım arkadaşlarına gol fırsatları hazırlayabiliyor.

7kkl
Lamine Yamal (Reuters)

Dani Olmo da sahte 9 olarak görev yapabilecek oyuncular arasında bulunuyor. Flick daha önce Brezilyalı Raphinha’yı da “merkezi” bir pozisyonda kullanmıştı. Fermin Lopez ise hücum hattında daha ileri bir rolde görev yapabilir.

Yeni transferler Anthony Gordon ve Karim Adeyemi ise hızları ve savunma arkasına yaptıkları koşularla dikkat çekiyor. Ancak iki oyuncu da geleneksel anlamda bir santrfor niteliği taşımıyor.

Flick, bir başka seçenek olarak son derece hareketli bir hücum hattına yönelebilir. Bu sistemde oyuncular sürekli pozisyon değiştirerek rakip savunmanın dengesini bozabilir ve rakip stoperlerin arasında sabit bir santrfor bulunmayabilir.

Bu yaklaşım Barcelona’yı rakip savunmalar açısından daha zor bir takım haline getirebilir. Ancak kulübün önceliğinin yine de uzman bir santrfor transfer etmek olduğu belirtiliyor.

Gözler Gyökeres’te

Barcelona’nın gündemindeki isimlerden biri de Arsenal’in İsveçli golcüsü Viktor Gyökeres.

Arsenal daha önce Gyökeres’i, Julian Alvarez transferinin de dahil olabileceği bir takas formülünde değerlendirmişti. Ancak Arjantinli yıldızın transferinin çıkmaza girmesi, Barcelona’nın dikkatini İsveçli golcüye çevirmesine neden olabilir.

Gyökeres, geçen yaz Portekiz ekibi Sporting’den Arsenal’e transfer olmuş ve bonuslarla birlikte toplam 73 milyon avroya (64 milyon sterlin) ulaşan bir bedelle İngiliz ekibinin yolunu tutmuştu. İsveçli forvet, ilk sezonunda 21 gol kaydederken Arsenal de Premier Lig şampiyonluğuna ulaşmıştı.

Ancak Barcelona’nın, yalnızca bir sezonun ardından Gyökeres’i bırakması için Arsenal’i ikna edebilmek adına önemli bir mali taahhütte bulunması gerekecek.

Lautaro ve Luis Suárez de listede

Barcelona’nın değerlendirdiği diğer seçenekler arasında Inter’in Arjantinli forveti Lautaro Martinez ile Sporting’in Kolombiyalı golcüsü Luis Suárez de bulunuyor.

Barcelona yönetimi, 1 Eylül’de kapanacak transfer döneminden önce hücum hattındaki boşluğu dolduracak bir çözüm bulmak için çalışmalarını sürdürüyor.

Flick’in elinde mevcut kadroyla bu açığı kapatabilecek çeşitli taktik seçenekler bulunuyor. Ancak klasik bir santrforun yokluğu, özellikle Barcelona’nın sezon boyunca tüm kulvarlarda mücadele etmeyi hedeflediği düşünüldüğünde, Katalan ekibinin karşılaşacağı en önemli sorunlardan birine dönüşebilir.