BM’den Filistin’de ekonomik çöküş uyarısı

İsrail, Gazze yakınlarındaki bir sanayi bölgesini yeniden etkinleştirmeyi planlıyor

Filistin’in Batı Şeria bölgesindeki el-Azariya kasabasında İsrail ayrım duvarının yanındaki bir Filistinli çocuk (AFP)
Filistin’in Batı Şeria bölgesindeki el-Azariya kasabasında İsrail ayrım duvarının yanındaki bir Filistinli çocuk (AFP)
TT

BM’den Filistin’de ekonomik çöküş uyarısı

Filistin’in Batı Şeria bölgesindeki el-Azariya kasabasında İsrail ayrım duvarının yanındaki bir Filistinli çocuk (AFP)
Filistin’in Batı Şeria bölgesindeki el-Azariya kasabasında İsrail ayrım duvarının yanındaki bir Filistinli çocuk (AFP)

Birleşmiş Milletler (BM) tarafından hazırlanan rapor, Filistin Yönetimi’nin kontrolündeki bölgelerin ekonomik durumunu “korkunç” olarak nitelendirdi. Raporda, “Filistinli ve İsrailli liderler arasında koordinasyon kurulması, krizi ele almak ve Filistin halkını bu durumun sonuçlarından kurtarmak için ortak bir uluslararası çaba çağrısında bulundu.
Açıklama, BM Orta Doğu Barış Süreci Özel Koordinatörü Tor Wennesland’ın Filistin Halkı İçin Uluslararası Yardım Koordinasyon Komitesi kapsamındaki bağışçı ülkelerin periyodik konferansına sunulacak olan bir raporda yer alıyor. Konferansın, gelecek çarşamba günü Norveç’in başkenti Oslo’da gerçekleşmesi planlanıyor. Wennesland’a göre rapor, Filistin Yönetimi ve Filistin halkının karşı karşıya olduğu ve giderek istikrarsız hale gelen, devam eden ekonomik ve mali krizin acilen ele alınması gerektiğini vurguluyor.
BM raporu, işgal altındaki Filistin topraklarının mevcut siyasi, ekonomik ve güvenlik sorunlarına yönelik parçalı bir yaklaşımın, ‘çözümden ziyade sürekli bir kriz yönetimi döngüsüne yol açacağı’ konusunda uyarıyor. Raporda, “Batı Şeria’da yıllarca süren ekonomik durgunluk ve Gazze Şeridi’nde on yıllardır devam eden bozulmanın bir sonucu olarak, işgal altındaki Filistin topraklarının ekonomik ve mali durumu korkunç” ifadelerine yer verildi. Aynı şekilde “İsrail, Filistin gümrük gelirlerinin bir kısmını kesmeye ve alıkoymaya devam ederken, uzun vadeli finansal sızıntılar nedeniyle Filistin Yönetimi için minimum giderlerini karşılaması zor hale geldi” değerlendirmesinde bulunuldu.
Raporda İsrail hükümeti, Ulusal Otorite ve uluslararası topluma da ‘gelecek aylarda entegre bir yanıt benimseme, Gazze’deki ateşkes sürecini sağlamlaştırma, Gazze’deki ekonomik kalkınmayı destekleme ve sürdürülebilir bir kalkınmayı teşvik etme, Kadınlar, gençler, mülteciler ve diğer marjinal gruplar dahil olmak üzere tüm Filistinlilerin geçim kaynaklarını iyileştirecek kapsamlı bir ekonomik iyileşme sağlama’ hususlarında ortak bir koordinasyon içinde faaliyet gösterme çağrısı yapıldı. Rapor, işgal altındaki Filistin topraklarındaki durumun son derece kırılgan olduğu konusunda da uyarırken, “Bu nedenle Doğu Kudüs’teki gerginliği azaltmak, Gazze’de ateşkesi sürdürmek, yerleşim faaliyetlerini, yerleşimcilerin şiddetini ve İsrail’in ‘Filistin Yönetimini, kurumlarını ve iki devletli çözüm olasılığını baltalamaya devam ettiği A Bölgesi’ne yönelik’ yıkımlarını, tahliyelerini ve işgallerini durdurmak için daha fazla adımlar atılmalıdır” ifadelerini içerdi.
Rapora göre Dünya Bankası da ‘Filistin Yönetimi’nin, bu yılın sonuna kadar yükümlülüklerini yerine getirmede zorluklarla karşılaşabileceği’ konusunda uyardı. Filistin ekonomisinin son zamanlarda ‘iyileşme işaretleri’ kaydettiği belirtilen raporda, buna rağmen özellikle istihdamı ve ‘son derece istikrarsız’ kamu maliyesini etkileyen tehlikeli zorluklarla da karşı karşıya olduğu vurgulandı. Dünya Bankası’nın Batı Şeria ve Gazze Ülke Direktörü Kanthan Shankar ise “Ekonomiyi canlandırma ve gençlere iş fırsatları sağlama konusundaki yol hala belirsiz. Bu yol, tüm bağışçı tarafların, Filistin Yönetiminin, İsrail’in ve diğerlerinin ortak çabalarına bağlıdır” şeklinde konuştu. Shankar, Gazze Şeridi’nde yaklaşık iki milyon insanın yaşadığını, işsizlik oranının yüzde 45, yoksulluk oranının ise yüzde 59 olduğunu açıkladı. Koronavirüs pandemisi nedeniyle Filistin ekonomisi, sağlık sektörüne yapılan harcamaların artması dolayısıyla 2020’de başka bir bozulmaya tanık oldu ve aynı zamanda İsrail’de çalışan Filistinli işçi sayısı da azaldı. Filistin ekonomisinin 2021’in ilk altı ayında yüzde 5,4 büyüdüğünü açıklayan Shankar, bu oranın yıl sonuna kadar yüzde 6’ya çıkmasının beklendiğini ifade etti. Ancak devam eden sınırlı kaynaklar nedeniyle bu ekonomik büyümenin hızının gelecek yıl yaklaşık yüzde 3’e düşeceği konusunda da uyarı yapıldı.
Filistin hükümeti, geçen salı günü acil bir toplantı gerçekleştirdi ve mali krize karşı koymak için yaklaşık 140 bin çalışanın maaşlarının düşürülmesini de içerebilecek bir dizi önlem aldı. Filistin Başbakanı Muhammed İştiyye de aynı gün Filistin hükümetinin mevcut mali durumunun son yıllardaki en zor durum olduğunu söyledi. İştiyye, sonuna kadar alınan yardımın genellikle hazineye ulaşanın yüzde 10’unu geçmediğini, bu durumun yönetimin işletme giderlerine yansıyacağını açıkladı.
Filistin Başbakanı, Ramallah Yönetimi’nin son iki yılda kardeş Arap ülkelerinden herhangi bir mali yardım almadığını belirtti. “ABD, UNRWA’ya yaptığı yardımın bir kısmını yeniden başlatmış olsa da ABD Kongresi yasaları, ABD yönetiminin Filistin otoritesine doğrudan yardım etmesini engelliyor” diyen Muhammed Iştiyye, “Oslo’daki bağışçı ülkeler toplantısında, Filistin’e dost ülkelerden İsrail’e ‘Filistin vergi parasından kesintilerini durdurması için’ baskı yapmalarını ve taahhütlerimizi yerine getirebilmemiz için yardımlarını artırmalarını isteyeceğiz” dedi. Iştiyye, geçen ay Avrupa’ya yaptığı son ziyaretin başarılı olduğunu da söylerken, “Önümüzdeki yılın başında mali durumda iyileşme beklentileri başladı ve yakın gelecekte bu krizi aşabileceğimizi umuyoruz” ifadelerini kullandı.
Filistin hükümetinin yerel bankalara olan borcu yaklaşık 2,3 milyar dolar. Yönetim, bu yıl bütçe tahmininden yüzde 90 düşük şekilde sadece 30 milyon dolar dış yardım aldı.
İsrail takip ediyor
Öte yandan İsrailli siyasi kaynaklar, yetkililerin endişeyle olup biteni takip ettiğini belirtti. Kaynaklar, bu nedenle hükümeti şehit ailelerine, mahkumlara ve ailelerine maaş ödemesi nedeniyle vergi fonu tahvilinden kaçınmaya zorlayan yasayı aşmanın bir yolunu bulduğunu açıkladı. Aynı şekilde yakın zamanda Gazze Şeridi’ndeki Filistinli işçiler için izin sayısının 7 bine yükseltildiği belirtildi.
12 Kasım’da Tel Aviv merkezli Maariv gazetesi, İsrail’in Gazze’nin kuzeyinde yer alan Beyt Hanun sınır kapısındaki sanayi bölgesini yeniden etkinleştirmeyi planladığını açıkladı. Gazete, 2004 yılına kadar faaliyet gösteren sanayi bölgesine atıf yaptı. Bölge, İsrail’in ikinci Filistin intifadasını bastırması ve Gazze Şeridi’nden ayrılması sırasında hava ve topçu bombardımanıyla yok edilmişti. İbranice yayın yapan gazeteye göre İsrail, ‘yıkılan sanayi bölgesinin kalıntıları üzerinde İsrail ve Gazze için ortak bir sanayi bölgesi’ kurulması için bir plan önerdi. Tel Aviv’deki askeri bir kaynak da bu bölgenin çeşitli endüstriyel alanlarda yüzlerce Filistinliyi istihdam ettiğini ve bugün ise en az 7 bin Filistinlinin istihdamından söz edildiğini dile getirdi.



İran'ın pazarlık hamleleri, Gazze anlaşmasının durgun sularını hareketlendiriyor

Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
TT

İran'ın pazarlık hamleleri, Gazze anlaşmasının durgun sularını hareketlendiriyor

Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)

İran ile yaşanan gerilimler ve Gazze ateşkes anlaşmasındaki çıkmaz ortamında, ABD Başkanı Donald Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu arasında, önümüzdeki çarşamba gününe ertelenen ve büyük bir merakla beklenen bir görüşme planlanıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, yapılması planlanan görüşmenin, Gazze ateşkes anlaşmasındaki çıkmazın aşılması karşılığında İran'a yönelik baskının artırılması konusunda pazarlık içerebileceği ihtimalini göz ardı etmiyorlar.

Amerikan haber sitesi Axios'a göre 19 Şubat'ta yapılması planlanan ve ikinci aşamayı ilerletmesi beklenen Gazze "Barış Konseyi" toplantısı öncesinde, Netanyahu'nun ofisi, İran ile müzakereleri görüşmek üzere çarşamba günü Washington'da Trump ile bir araya gelmesinin beklendiğini belirtti. Açıklamada ayrıca, "İran ile yapılacak herhangi bir müzakerenin, balistik füzelerin sınırlandırılmasını ve bölgedeki İran'ın vekillerine verilen desteğin durdurulmasını içermesi gerektiğine inanılıyor" denildi.

Çarşamba günü yapılacak görüşme, ABD Başkanı Trump'ın Ocak 2025'te göreve dönmesinden bu yana Netanyahu ve Trump arasında gerçekleşecek yedinci görüşme olacak.

Mısır Dışişleri Konseyi üyesi ve eski Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Rakha Ahmed Hassan, Netanyahu'nun "Barış Konseyi" toplantısından önce Washington'a yaptığı ziyaretin zamanlamasının, "özellikle İran ve Gazze konularında, Washington ve Tel Aviv arasında çoğu noktada varılan anlaşma çerçevesinde" pozisyonların koordinasyonunu yansıttığına inanıyor.

Hassan, özellikle Washington'un "İran'a yapılacak bir saldırının kendi çıkarlarına daha büyük zarar vereceğinin farkına vardığı ve bunun Netanyahu için kabul edilemez göründüğü" göz önüne alındığında, iki konunun geleceğiyle ilgili "uzlaşma" olasılığına işaret etti.  

Filistinli siyasi analist Ayman al-Raqab, "uzlaşmanın mümkün olduğunu" ve Trump'ın "İran ve Gazze'nin birbirine bağlı meseleleri konusunda bir koordinasyon sağlamak isteyebileceğini ve birçok Amerikalı elçiyle, en son Steve Wittkoff ile görüşen ve başta uluslararası istikrar gücü, Hamas'ın silahsızlandırılması, yeniden yapılanma ve İsrail'in çekilmesi olmak üzere çetrefilli konuları ele alan Netanyahu ile meseleleri sonuçlandırmak isteyebileceğini" değerlendiriyor.

Gazze Şeridi'nin merkezindeki Nuseyrat mülteci kampında yıkılmış evler (AFP)Gazze Şeridi'nin merkezindeki Nuseyrat mülteci kampında yıkılmış evler (AFP)

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati ise dün Yunanistan Dışişleri Bakanı Giorgos Gerapetritis ile yaptığı telefon görüşmesinde, "ABD başkanının planının ikinci aşamasının gereklerini yerine getirmek için çalışmanın gerekliliğini" vurgulayarak, "Mısır'ın Barış Konseyi'ne desteğini" belirtti.

Abdulati, "Mısır'ın Gazze Şeridi Yönetimi Ulusal Komitesi'nin çalışmalarına tam desteğini" yineleyerek, bunun nüfusun günlük işlerini yönetmeyi amaçlayan ve Filistin Yönetimi'nin Şeritteki tüm sorumluluklarını yeniden üstlenmesinin yolunu açan geçici bir çerçeve olduğunu ifade etti.

Mısır Dışişleri Bakanı, "ateşkesi izlemek, Gazze Şeridi'ne insani yardım ve kurtarma desteği sağlamaya devam etmek ve erken toparlanma ile yeniden yapılanmanın yolunu açmak için uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasının acil gerekliliğini" vurguladı.

Hassan, "Mısır, Gazze anlaşmasının tam olarak uygulanmasına bağlıdır ve gerek Barış Konseyi ve ona katılımı yoluyla gerekse uluslararası ortaklarla yapılan görüşmeler ve toplantılar yoluyla bu sürecin tamamlanmasını desteklemek için her cephede çalışmaktadır" dedi. Al-Raqab, Gazze anlaşmasının kalan konularının "barış sürecinin ilerlemesi için son derece önemli" olduğunu belirterek, İsrail'in "anlaşmada ilerlemenin önüne çok sayıda engel koyduğunu ve Trump ile Netanyahu arasındaki görüşmenin bu konuda çok önemli olacağını" ifade etti.


Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.