Biden ve Şi gerginliklerin yatıştırılması konusunda anlaştı

Biden-Şi zirvesi, Tayvan konusunda bir çözüme katkıda bulunmazken Çin Devlet Başkanı Amerikalıları ‘ateşle oynamamaları’ konusunda uyardı

Pazartesiyi salıya bağlayan gece Başkan Şi ile çevrimiçi olarak gerçekleştirilen zirve sırasında Başkan Biden’ın ofisinden bir kare (AFP)
Pazartesiyi salıya bağlayan gece Başkan Şi ile çevrimiçi olarak gerçekleştirilen zirve sırasında Başkan Biden’ın ofisinden bir kare (AFP)
TT

Biden ve Şi gerginliklerin yatıştırılması konusunda anlaştı

Pazartesiyi salıya bağlayan gece Başkan Şi ile çevrimiçi olarak gerçekleştirilen zirve sırasında Başkan Biden’ın ofisinden bir kare (AFP)
Pazartesiyi salıya bağlayan gece Başkan Şi ile çevrimiçi olarak gerçekleştirilen zirve sırasında Başkan Biden’ın ofisinden bir kare (AFP)

ABD ve Çin arasında çevrimiçi düzenlenen zirve Pazartesi akşamı gerçekleşti. Zirvede gerginliklerin yatıştırılması ve iki ülke arasında bir soğuk savaşın patlak vermesinden kaçınılması hedeflendi. Washington ve Pekin arasındaki ilişkilerin önemine dikkat çekilen zirvede, stratejik riskler dosyasıyla ilgili bir seviyeye kadar uzlaşıya varılsa da daha ziyade iş birliğini geliştirmeye yönelik anlaşmaya varıldı. Yazılı bir anlaşma ise yayınlanmadı. Özellikle Tayvan sorunu, Çin'in insan hakları sicili, Güney Çin Denizi'ndeki askeri yığınağı, ticari ilişkiler, gümrük tarifesi meselesi ve fikri mülkiyet haklarının korunması gibi konulardaki tartışmalarda ilerleme kaydedilemedi.
Analistler, görüşmelerin Biden yönetiminin gerilimi sınırlama şansının azalabileceğine dair derin endişesini yansıttığını, bu nedenle ABD’nin Çin ile şiddetli bir rekabet içindeyken bile (gönülsüz de olsa) bir çatışmaya sürüklenmekten kaçınmaya çalıştığını belirttiler. Çatışmama ve çatışmaya girmeme, ABD yönetiminin ulaşmak istediği en düşük hedeftir. Beyaz Saray yetkilileri, zirvenin, ABD ile Çin arasındaki ilişkilerde bir ilerleme kaydedilmesini sağlayamasa da bu ilişkileri daha az düşmanlıkla yönetme ve çatışmaya kaymasını önleme yolunda önemli bir adım olduğunu düşünüyorlar. Aynı yetkililer, zirvenin sonuçlarıyla ilgili beklentilerin yüksek olmaması için tekrarlanan açıklamalarla zirvenin gerçekleşmesini beklediler ve gazetecilere, toplantının belirli bir sonuç sunmaktan ziyade iki lider arasında iletişim kanalları açmayı hedeflediğini söylediler.
ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan, iki güç arasındaki rekabetin çatışmaya dönüşmemesi için ABD'nin Çin ile ilişkilerinin çeşitli düzeylerde yoğunlaştırılacağını söyledi.  Sullivan, Salı günü çevrimiçi düzenlenen bir konferansta, “Bu rekabetin etrafında, çatışmaya dönüşmemesi için koruyucu bariyerler oluşturmak amacıyla birçok düzeyde iletişimin yoğunlaştığını göreceksiniz” dedi.
Zirvenin başlangıcındaki Biden ve Şi - çevirmenler aracılığıyla - üç buçuk saatlik video konferansta dostane sözler söylerken karşılıklı olarak uzlaştırıcı ifadeler kullandılar.  Beyaz Saray’daki Roosevelt Odası’nda bir masada oturan Biden, açılış konuşmasında şunları söyledi: “İki ülke arasındaki rekabetin ister kasıtlı ister kasıtsız olsun bir çatışmaya dönüşmemesi, Çin ve ABD liderleri olarak bizim sorumluluğumuz olduğunu düşünüyorum.”
Çin Devlet Başkanı Şi ise Biden'ı ‘eski bir dost’ olarak tanımladı ve iki ülkenin ‘iletişim ve iş birliğini artırması’ gerektiğini söyledi. Pekin'de yer alan Büyük Halk Salonu’ndaki bir odadan zirveye katılan Şi, “Çin ve ABD birbirlerine saygı duymalı, barış içinde bir arada yaşamalı ve kazan-kazan şeklinde bir iş birliği arayışında olmalı” ifadelerini kullandı.
Beyaz Saray’ın zirveyle ilgili değerlendirmesine göre Biden, Çin ile ‘stratejik risk yönetiminin önemini’ vurguladı ve rekabetin çatışmaya dönüşmemesi ve iletişim hatlarının açık tutulması için bir koruma bariyeri oluşturulması gerektiğini belirtti. Beyaz Saray'dan yapılan açıklamada, Biden'ın, Çin Halk Cumhuriyeti'nin Sincan Özerk Bölgesi, Tibet ve Hong Kong'daki uygulamalarıyla ilgili endişelerini dile getirdiği ve ayrıca Amerikan işçileri ve sanayisini, Çin'in adil olmayan ticari ve ekonomik politikalarından korumak gerektiği konusunda da açık bir tutum sergilediği aktarıldı. Açıklamaya göre Biden, Hint-Pasifik bölgesinin önemini özgür ve açık bir şekilde tartışırken bölgenin refahı için seyrüsefer özgürlüğü ve güvenli hava sahasının önemini vurguladı. Açıklamada, Biden ve Şi’nin Kuzey Kore, Afganistan ve İran dahil bölgesel zorluklara değindikleri ifade edildi.
Beyaz Saray'dan yapılan açıklamada, zirvede büyük bir yer kaplamış gibi görünen Tayvan konusunda ise Biden'ın ABD'nin ‘tek Çin’ politikasını desteklemeye devam ettiğini yinelediği, aynı zamanda ABD'nin Tayvan Boğazı'nda barışı ve istikrarı zedeleme ve statü değiştirme yönündeki tek taraflı girişimlere karşı çıkacağını belirttiği kaydedildi. Öte yandan Çin basınına göre Başkan Şi, Biden'ı ‘Tayvan'ı bağımsızlık için teşvik etmek ateşle oynamak olur' diyerek uyardı.
Çin'in resmi haber ajansı  Xinhua Haber Ajansı’na göre Şi, “Bu eğilim, çok tehlikeli ve ateşle oynamak gibi. Bu ateş onunla oynayanları yakacaktır” dedi.
Açıklamalarda, ‘bazı stratejik konuların’ da ele alındığının belirtilmesi, zirvenin her iki ülkenin de nükleer stratejilerini kapsadığı şeklinde yorumlanabilir. İki ülkeyi bir araya getiren ortak paydanın, esas olarak ABD ve Çin'in iklim krizi alanındaki önemli rolü ve enerji arzına yönelik tedbirlerin alınmasının önemi olduğu görüldü. Ticaret, zirvede baskın bir konu değildi. Ancak Başkan Biden, Çinli mevkidaşına Pekin’in önceki ABD yönetimi arasında imzalanan ‘birinci aşama’ anlaşmasına uyması gerektiğini söyledi. Çin, bu anlaşma kapsamında ABD’den 200 milyar dolar değerinde ek mal ve hizmet satın alma taahhüdünü yerine getirmediği biliniyor.
Çinli yetkililer, Şi'nin Biden'a konuyu siyasileştirmemenin önemli olduğunu söylediğini aktardılar. Çin basınına göre Şi, ABD yönetiminin Huawei gibi Çinli teknoloji şirketlerine uyguladığı kısıtlamalara işaret ederek, ABD'nin ulusal güvenlik kavramını aşırı kullanmasına ve Çinli şirketleri baskı altına almasına karşı bir uyarıda bulundu.
Washington’ın eski Başkan Donald Trump yönetimi sırasında Çin’e karşı uyguladığı tarifeleri hafifletebileceğine dair hiçbir belirti yoktu. Zirvenin ardından ABD yönetiminden üst düzey bir yetkili, zirveyi ‘saygılı, doğrudan ve açık’ olarak niteleyerek, “Zirve, ABD ve Çin arasındaki rekabeti sorumlu bir şekilde yönetmenin yollarını ve bu rekabetin çatışmaya dönüşmesini engellemenin yollarını bulmaya yönelikti” şeklinde konuştu. Zirvede önemli bir gelişme olmasa da iki liderin görüşmüş olması önem taşıyordu. Biden, ABD’nin Çin'in Sincan Özerk Bölgesi, Tibet ve Hong Kong'daki uygulamaları ve daha geniş anlamda insan hakları konusundaki endişelerini açıkça dile getirirken iki liderin dünya ile ilgili farklı görüşleri olduğunun ortada olduğunu kaydetti.
ABD yönetiminden yetkili, görüşmelerde Çin'in son süpersonik füze denemesinin tartışılıp tartışılmadığına dair açıklama yapmaktan kaçındı. Yetkili, görüşme sırasında ne Pekin Kış Olimpiyatları'nın ne de daha geniş vize konularının gündeme getirilmediğini söyledi. Biden yönetiminin Pekin Kış Olimpiyatları'na üst düzey bir yetkili gönderip göndermeyeceğine henüz karar vermediği biliniyor. Ancak Çinli yetkililer, Şi'nin ABD'li iş insanlarının Çin'e seyahatini kolaylaştıran ‘hızlı yolu’ güncellemeyi kabul ettiğini açıkladılar.
Çin'in devlet destekli Global Times gazetesi, zirvenin ABD ve Çin arasındaki ilişkilere ‘netlik kazandırdığı’ değerlendirmesinde bulundu. Çin Devlet Başkanı Şi’nin Çin-ABD ilişkileri için 3 ilke ve 4 öncelik alanı belirlediğini kaydeden gazete, bu ilkeleri ülkelerin, birbirlerinin sosyal sistemlerine ve kalkınma yollarına, birbirlerinin temel çıkarlarına ve temel kaygılarına ve birbirlerinin kalkınma haklarına saygı göstermeleri olarak sıraladı. Gazete, Washington ve Pekin'e eşit davranmanın,  anlaşmazlıkları kontrol altında tutmanın ve farklılıkları korurken ortak bir zemin aramanın önemini vurguladı. Diğer iki ilke olarak ise gazete, barış içinde bir arada yaşama ve kazan-kazan şeklindeki bir iş birliğine işaret etti.



Çin, Filistin topraklarını ‘ilhak etmeye yönelik tüm girişimlere’ karşı olduğunu açıkladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın Eriha kenti yakınlarındaki bir köyde önceki gün İsrailli yerleşimciler tarafından yıkıldığı bildirilen bir evin enkazından yatak çıkaran Filistinli genç (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Eriha kenti yakınlarındaki bir köyde önceki gün İsrailli yerleşimciler tarafından yıkıldığı bildirilen bir evin enkazından yatak çıkaran Filistinli genç (AFP)
TT

Çin, Filistin topraklarını ‘ilhak etmeye yönelik tüm girişimlere’ karşı olduğunu açıkladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın Eriha kenti yakınlarındaki bir köyde önceki gün İsrailli yerleşimciler tarafından yıkıldığı bildirilen bir evin enkazından yatak çıkaran Filistinli genç (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Eriha kenti yakınlarındaki bir köyde önceki gün İsrailli yerleşimciler tarafından yıkıldığı bildirilen bir evin enkazından yatak çıkaran Filistinli genç (AFP)

Çin bugün yaptığı açıklamada, Filistin topraklarını ‘ilhak etmeye yönelik tüm girişimlere’ karşı olduğunu duyurdu. Bu açıklama, İsrail güvenlik kabinesinin işgal altında bulunan Batı Şeria’daki kontrolü artıracak tedbirleri onaylamasından kısa bir süre sonra geldi.

Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Lin Jian, düzenlediği basın toplantısında, “Çin, işgal altındaki Filistin topraklarında yeni yerleşim birimleri kurulmasına daima karşı çıkmıştır ve Filistin topraklarının ilhak edilmesine veya üzerinde herhangi bir ihlale yönelik tüm girişimlere karşıdır” dedi.

Diğer yandan Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk, İsrail’in yeni tedbirlerinin “işgal altında bulunan Batı Şeria’daki kontrolü daha da pekiştireceğini ve bu toprakların İsrail’e entegrasyonunu hızlandıracağını, dolayısıyla yasa dışı ilhakı güçlendireceğini” söyledi.

Volker Türk, bu önlemlerin, Batı Şeria’da Filistinlilere yönelik yerleşimci saldırıları, zorla göç ettirme operasyonları, evlerin yıkılması, topraklara el konulması, hareket kısıtlamaları ve diğer ihlaller bağlamında gerçekleştiğini belirtti. Bu ihlaller, BM İnsan Hakları Komisyonu tarafından belgelenmiş durumda.

İsrail, 1967’den bu yana Batı Şeria’yı işgal altında tutuyor. Doğu Kudüs hariç, Batı Şeria’da uluslararası hukuka göre yasa dışı olan yerleşimlerde 500 binden fazla İsrailli yaşıyor. Bölgede yaklaşık 3 milyon Filistinli bulunuyor.

Volker Türk dün yaptığı açıklamada, İsrail’in Batı Şeria’daki kontrolünü sıkılaştırarak yerleşimleri genişletme planlarının, toprakların yasa dışı ilhakını kalıcı hale getirme yönünde bir adım teşkil ettiğini belirtti.


‘Epstein hayaleti’ Trump yönetimini rahatsız ediyor

ABD Başkanı Donald Trump ve Ticaret Bakanı Howard Lutnick, 6 Şubat 2026’da Air Force One uçağında (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump ve Ticaret Bakanı Howard Lutnick, 6 Şubat 2026’da Air Force One uçağında (AFP)
TT

‘Epstein hayaleti’ Trump yönetimini rahatsız ediyor

ABD Başkanı Donald Trump ve Ticaret Bakanı Howard Lutnick, 6 Şubat 2026’da Air Force One uçağında (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump ve Ticaret Bakanı Howard Lutnick, 6 Şubat 2026’da Air Force One uçağında (AFP)

Jeffrey Epstein dosyaları, Başkan Donald Trump yönetimini sarsarak, Ticaret Bakanı Howard Lutnick’i de kapsayabilecek skandallarla ilgili raporlara karşı hükümeti savunma pozisyonuna itti. Epstein, çocuk istismarı suçundan hüküm giymiş bir milyarder olup 2019’da cezaevinde ölmüştü.

Geçtiğimiz salı günü Senato Bütçe Komitesi’nde temsilcilerle yüzleşen Lutnick, 2012’de ailesiyle yaptığı bir ziyaret sırasında Epstein ile görüştüğünü itiraf etti. Bu açıklama, daha önce yaptığı ve Epstein’in 2008’de ilk kez mahkûm edilmesinin ardından 2005’teki görüşmenin ardından iletişimi kestiğini belirten ifadeleriyle çelişiyor. Demokrat Senatör Chris Van Hollen, Lutnick’e, “Buradaki mesele, Jeffrey Epstein ile ilgili herhangi bir suç işlemiş olmanız değil; esas sorun, Kongre’ye, Amerikan halkına ve Epstein’in kurbanlarına, aranızdaki ilişkinin doğasını tamamen yanıltıcı biçimde sunmanız” dedi.

dfvfv
Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, 10 Şubat 2026’da düzenlediği basın toplantısında (AP)

Lutnick’in istifası yönündeki çağrılar artarken, Beyaz Saray bakanı desteklemeye devam etti. Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, “Bakan Lutnick Trump ekibinin vazgeçilmez bir üyesi olarak kalıyor ve Başkan onu tamamen destekliyor” dedi. Bu tutum, birçok kişiyi şaşırttı; özellikle Cumhuriyetçi temsilci Thomas Massie, Lutnick’in görevde kalmasına şaşkınlığını dile getirdi. Massie, skandal nedeniyle İngiltere’de bazı yetkililerin istifa ettiğine dikkat çekerek, “İstifa etmesi gerekiyor. İngiltere’de üç kişi görevlerinden ayrıldı. Bunların arasında ABD’deki İngiliz büyükelçisi ve Lutnick’in yalanlarından çok daha az bir şey yüzünden unvanını kaybeden bir prens de var” ifadelerini kullandı.

Süregelen yankılar

Cumhuriyetçiler, Epstein dosyasının yol açtığı etkilerden rahatsızlık duyuyor; bu durum partide bölünmelere de neden oldu. Temsilciler Meclisi Gözetim ve Hesap Verebilirlik Komitesi Başkanı James Comer, Lutnick’in komite önünde ifade vermesi için çağrılabileceğini açıkladı. Comer, “Hayatta kalan kurbanlara adaletin sağlanmasına yardımcı olabilecek bilgisi olan herkesle konuşmak istiyoruz” dedi.

sdcfvgthy
Epstein belgelerinden alıntılar, 10 Şubat 2026 (EPA)

Adalet Bakanlığı’na, Epstein dosyasındaki diğer belgeleri açıklaması ve mağdurlar dışında isimleri saklamaması yönündeki çağrılar artarken, Cumhuriyetçi Senato lideri tüm belgelerin tamamen kamuoyuna açılmasını talep etti. Şeffaflığın önemine vurgu yapan lider, “Epstein dosyasında isimleri geçen veya dosya kapsamında ortaya çıkabilecek kişiler, konuyla ilgili soruları yanıtlamak zorunda olacak. Amerikan halkı da bu yanıtların yeterli olup olmadığına karar verecek” dedi.

xsc xsc
ABD Adalet Bakanı Pam Bondi, 15 Ekim 2025 tarihinde Beyaz Saray'da Başkan Donald Trump ile birlikte (Reuters)

Beyaz Saray’daki açıklamalar, Adalet Bakanı Pam Bondi’yi belgelerin açıklanmasından sorumlu olarak zor bir konuma soktu. Bondi dün Temsilciler Meclisi Adalet Komitesi’nde ifade verirken, arkasında Epstein’in bazı mağdurları oturuyordu. Bondi, mağdurlara hitaben, “O canavarın eylemleri nedeniyle herhangi bir mağdurun yaşadığı duruma karşı derin üzüntü duyuyorum. Eğer hakkınızda size zarar veren veya kötü muamelede bulunan kişilerle ilgili kolluk kuvvetleriyle paylaşmak istediğiniz bilgiler varsa, Federal Soruşturma Bürosu (FBI) sizi dinlemeye hazır” dedi. Bakan, “Her türlü suç isnadı ciddi şekilde ele alınacak ve soruşturulacak. Adalet Bakanlığı, suçluları yasal çerçevede en üst seviyede hesap vermeye zorlamaya kararlıdır” diyerek taahhütte bulundu.

Adalet Bakanlığı, Kongre tarafından onaylanan yasaya uyarak tüm Epstein belgelerini açıkladığını savunsa da yasaların mimarları Ro Khanna ve Thomas Massie, bakanlığın halen 6 milyon belgenin 2,5 milyonunu elinde tuttuğunu belirtiyor ve yasaya bağlı kalarak bunların da açıklanmasını talep ediyor.


Gazze'de termobarik mühimmat mı kullanıldı? İsrail ABD'den aldığı silahlarla 3 bin Filistiniliyi buharlaştırmış

İsrail ordusu, Gazze Şeridi'nde Ekim 2023'ten bu yana en az 72 bin kişi katletti (Reuters)
İsrail ordusu, Gazze Şeridi'nde Ekim 2023'ten bu yana en az 72 bin kişi katletti (Reuters)
TT

Gazze'de termobarik mühimmat mı kullanıldı? İsrail ABD'den aldığı silahlarla 3 bin Filistiniliyi buharlaştırmış

İsrail ordusu, Gazze Şeridi'nde Ekim 2023'ten bu yana en az 72 bin kişi katletti (Reuters)
İsrail ordusu, Gazze Şeridi'nde Ekim 2023'ten bu yana en az 72 bin kişi katletti (Reuters)

İsrail, ABD'nin sağladığı termal mühimmatla 3 bine yakın Filistinliyi küle çevirmiş.

Katar merkezli medya kuruluşu El Cezire'nin haberinde, İsrail ordusunun Gazze savaşında yüksek ısı üretebilen termal ve termobarik bomba kullandığı öne sürülüyor. 

Gazetenin "Hikâyenin Geri Kalanı" adlı araştırmasına göre, Gazze Sivil Savunma ekipleri savaşın başladığı Ekim 2023'ten bu yana 2 bin 842 Filistinliyi "buharlaşmış" diye belgeledi. 

Bu kişilerden geriye yalnızca duvarlara sıçramış kan izleri veya küçük doku parçaları kaldığı belirtiliyor.

Gazze Sivil Savunma Sözcüsü Mahmud Basal, kayıtların sahadaki adli incelemelere dayandığını, olay yerinde "eleme yöntemine" başvurduklarını belirtiyor: 

Hedef alınan bir eve giriyoruz ve içeride olduğu bilinen kişi sayısını çıkarılan cesetlerle karşılaştırıyoruz. Aile içeride beş kişi olduğunu söylüyorsa ve biz yalnızca üç sağlam ceset bulabiliyorsak, kapsamlı aramalar sonucunda sadece biyolojik izler kaldığını gördüğümüzde, diğer iki kişiyi 'buharlaşmış' olarak kaydediyoruz.

Haberde, bu durumun termal ve termobarik silahların sistematik kullanımından kaynaklandığı iddia ediliyor. "Vakum bombası" diye de bilinen bu silahlar 3 bin 500 santigrat dereceye varan ısı üretebiliyor. 

Gazze'deki Filistin Sağlık Bakanlığı Genel Direktörü Dr. Münir el-Burş, insan bedeninin yaklaşık yüzde 80'inin sudan oluştuğunu hatırlatarak şunları söylüyor: 

3 bin dereceyi aşan enerjiye, yoğun basınç ve oksidasyon eşlik ettiğinde vücut sıvıları anında kaynar. Dokular buharlaşır ve küle dönüşür. Bu kimyasal olarak kaçınılmazdır.

Rus silah uzmanı Vasily Fatigarov, bombanın yanma süresini uzatmak için karışıma alüminyum, magnezyum ve titanyum tozları eklendiğini, bunların ısıyı daha da artırdığını belirtiyor. 

ABD yapımı bazı bombalarda kullanılan tritonal maddesinin de çok yüksek ısı ürettiği vurgulanıyor.

Araştırmaya göre yaklaşık 900 kilogramlık MK-84 "Hammer" bombası, tritonal içeriyor ve 3 bin 500 santaigrat dereceye varan ısı üretebiliyor. 

Sığınak delici" BLU-109 bombalarınınsa içerdiği PBXN-109 patlayıcı karışımı sayesinde kapalı alanlarda büyük ateş topu oluşturarak içeridekileri yaktığı ifade ediliyor. 

İsrail ordusunun bu bombaları, Eylül 2024'te "güvenli bölge" ilan ettiği El-Mevasi'de kullanıldığı ve 22 kişinin kalıntı bırakmadan öldürüldüğü savunuluyor. 

AFX-757 patlayıcısının kullanıldığı GBU-39 hassas güdümlü bomba da Ağustos 2024'teki Tabiin Okulu saldırısında kullanılmış. Yerinden edilen Filistinlilerin sığındığı okul binasına atılan bu bomba, basınç dalgası ve yüksek ısıyla öldürüyor. Rus uzman Fatigarov'a göre mühimmat, binayı nispeten sağlam bırakıp içindekileri yakarak yok etmek için tasarlanmış. 

Gazze'deki Sivil Savunma ekiplerinin, "buharlaşmış" cesetlerin olduğu alanlarda GBU-39'a ait kanat parçaları bulduğu aktarılıyor.

Georgetown Üniversitesi'nin Katar kampüsünden hukukçu Diana Buttu, bu tür silahların kullanımının yalnızca İsrail'i değil tedarikçileri de sorumlu kıldığını vurgulayarak şunları söylüyor: 

Bu sadece İsrail'in işlediği değil, küresel çapta yapılmış bir soykırımdır.

Buttu, "Bu silahların ABD ve Avrupa'dan sürekli olarak gönderildiğini görüyoruz. Bu silahların savaşçıyla çocuk arasında ayrım yapmadığını bilmelerine rağmen, göndermeye devam ediyorlar" diye ekleyerek, bunun savaş suçu sayılacağını belirtti. 

Birleşmiş Milletler'e bağlı İşgal Altındaki Filistin Toprakları Hakkında Bağımsız Uluslararası Soruşturma Komisyonu'nun geçen yıl eylülde yayımladığı raporda, İsrail'in Gazze Şeridi'nde Filistinlilere karşı soykırım yaptığı sonucuna varılmıştı. Tel Aviv yönetimiyse raporun bulgularını "yanlış ve çarpıtılmış" diye nitelemişti.

Independent Türkçe, El Cezire, The Cradle, New Arab