Hartum’da protestolar 3 gündür sürüyor

17 Kasım şehitleri için cenaze töreni düzenlendi.

Omdurman 17 Kasım’da geniş çaplı protestolara tanık oldu. (AFP)
Omdurman 17 Kasım’da geniş çaplı protestolara tanık oldu. (AFP)
TT

Hartum’da protestolar 3 gündür sürüyor

Omdurman 17 Kasım’da geniş çaplı protestolara tanık oldu. (AFP)
Omdurman 17 Kasım’da geniş çaplı protestolara tanık oldu. (AFP)

Sudan, geçen çarşamba günü ülkede meydana gelen, aralarında kadınların ve çocukların da olduğu 15 kişinin yaşamını yitirdiği olayların ardından, cuma günü düzenlenen cenaze töreninde yasa büründü. Barışçıl göstericiler, ordu güçleri tarafından başlarından, göğüslerinden ve karınlarından vurularak öldürülmüştü. Devrimcilerin ‘katliam’ olarak nitelendirdikleri olayla ilgili ordu komutanı, onu destekleyen askeri- sivil isimler ve ordunun geçen ay aldığı kararları destekleyip iktidarı ele geçirenler sorumlu tutuldu.
Öte yandan Hartum’un bazı bölgeleri ve mahallerinde art arda üçünü günde de protestolar patlak verdi. Öte yandan başta Ülkede başta Başbakan Abdullah Hamduk ve siyasi danışmanı Yaser Arman olmak üzere ordu tarafından tutulan bir dizi tutuklunun yakın zamanda serbest bırakılacağına dair bilgiler yayıldı. Sudanlıların ordunun kendilerine uyguladığı aşırı şiddete karşı çıkarak protestoların devam ettiğini duyurmasının ardından başkent Hartum’un bazı bölgelerinde, cuma namazı sonrası düzenlenen cenaze töreni sırasında gösterileri gerçekleştirildi. Eylemciler, sivil yönetim yeniden kurulana kadar protestolarına devam edeceklerini haykırdı.
Kuzey Hartum’da başından vurularak öldürülen 20 yaşındaki Set en-Nafur Ahmed Bakar’ın babası, ailesinin ve kabilesinin devrimci olduğunu ve kızının halk için rabbine ulaştığını söyledi. Cenazeye katılan devrimciler, Facebook üzerinden yaptıkları açıklamada şu açıklamada bulundu:
“Onu avutmak için gittik. Kendisini sabır içinde, kızıyla gurur duyar bir şekilde bulduk. Bu durum bizim de sabrımızı artırdı. Bize ibret verdi.”
Ensar cemaatinin ve Ulusal Ümmet Partisi’nin kalesi olan Omdurman’daki es-Seyyid Abdurrahman Camii’nden cuma namazı sonrası ayrılan cemaat, barışçıl eylemcilerin öldürülmesine tepki gösterdiler. Protestocular sivil hayata geri dönüşe bağlı olduklarını vurgularken darbeyi kınadılar ve askeri yönetim devrilene kadar barışçıl protestoların devam edeceğini haykırdı.
Polis, Bahri bölgesinde el-Mauneh ile Azhari caddelerinin kesiştiği noktadaki protestoculara göz yaşartıcı gazla müdahale etti. 17 Kasım yürüyüşü şehitlerinin cenazelerine eşlik eden protestolara ek olarak ordunun müdahalesi sonucunda çok sayıda kişi yaşamını yitirirken birçoğu da yaralandı.
Yirmi beş gündür kesik olan internet hizmetinin geri gelmesinden hemen sonra sosyal medyada, askeri güçlerin barışçıl göstericilere yönelik eylemlerinin hacmini gösteren videolar ve fotoğraflar yayınlandı.
Medyada çıkan haberlere göre eylemcilerin ana toplanma merkezlerinden biri olan Omdurman’daki el-Arda Caddesi, darbeyi takiben patlak veren protestolar sırasında aşırı şiddet eylemlerine tanık oldu. Polis, binlerce kişinin katıldığı protestoları müdahale ederek dağıtmaya çalıştı. Askeri yetkililer, geçen çarşamba günü ‘sivil hükümetin yeniden kurulmasını ve tutukluların serbest bırakılmasını talep etmek ve ordu liderlerinden düzenledikleri darbe nedeniyle hesap sormak’ için sokaklara akın eden eylemcilere karşı aşırı ateş açtı. Ayrıca göz yaşartıcı gaz kullandı. Sudan Doktorlar Merkez Komitesi’ne göre aşırı şiddet, en az 15 kişinin yaşamını yitirmesine ve yüzlerce kişinin de yaralanmasına neden oldu.
Ancak polis, ölü ve yaralıların sayısı hakkında bilgi vermedi. Soruşturmanın henüz tamamlanmadığına dikkat çekilen açıklamada güvenlik güçlerinin ‘silahlı’ olduğunu da yalanladı. Eylemcilerin öldürülmesinin ardında başka taraflar olduğuna dikkat çekilen açıklamada söz konusu kesimlerin kim olduğuna ilişkin ise bilgi verilmedi.  Eylemciler ise güvenlik birimlerini katliam gerçekleştirmekle suçladı.
Diğer yandan yerel basında çıkan haberlerde, Başbakan Abdullah Hamduk’un ev hapsinin kaldırılması, Sudan Halk Kurtuluş Hareketi lideri Yaser Arman ve 25 Ekim sabahı tutuklanan diğer tutuklu, siyasi lider ve üst düzey yetkililerin serbest bırakılmasına yönelik karar alındığı bilgisi yer aldı.
Haberlerde aktarılan bilgilere göre Devrimci Cephe’den olan Egemenlik Konseyi üyesi Malik Ağar geçen çarşamba günü yetkililerin siyasi tutukluları iki gün içerisinde serbest bırakacaklarını söyledi. Ancak henüz bu gerçekleşmedi.Ağar, Kuzey Sudan Halk Kurtuluş Hareketi’ndeki yardımcısı Yaser Arman’ın tutukluluk halinin devam etmesine rağmen askeri hükümete Egemen Konsey üyesi olarak katılmakta ısrar etti. Ağar, daha önce de Şarku’l Avsat’a yaptığı bir açıklamada, herhangi bir gerekçeyle savaşa geri dönülmeyeceğini söylemişti.
Ordu komutanı Korgeneral Abdulfettah el-Burhan daha önce yaptığı açıklamada, haklarında iddianameler bulunanlar dışında kalan siyasi tutukluları serbest bırakmayı planladıklarını söylemişti. Ancak söz konusu açıklamanın üzerinden yaklaşık 1 ay geçti. Birkaç gün önce geçiş hükümetinin sadece dört bakanı serbest bırakılırken siyasi liderler, aktivistler ve Halk Direniş Komitesi liderlerine yönelik tutuklamalar ve aramalar devam ediyor. Başkent Hartum da dahil olmak üzere birçok şehirde tutuklananların sayısının yüzlerce kişiyi geçtiği belirtiliyor.



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.