Yemen: Taiz ve İbb’de Husilere ağır darbe

Arap Koalisyonu Marib, el-Beyda ve el-Hudeyde 34 operasyon gerçekleştirdi.

Yakın zamanda Marib’e katılan Yemen destek güçlerinden bir kare (AFP)
Yakın zamanda Marib’e katılan Yemen destek güçlerinden bir kare (AFP)
TT

Yemen: Taiz ve İbb’de Husilere ağır darbe

Yakın zamanda Marib’e katılan Yemen destek güçlerinden bir kare (AFP)
Yakın zamanda Marib’e katılan Yemen destek güçlerinden bir kare (AFP)

Yemen’de meşru hükümeti destekleyen Arap Koalisyonu, Yemen ordusuna ve Marib ve el-Cevf’teki halk direniş güçlerine desteğini sürdürürken, Koalisyon’a bağlı Ortak Kuvvetler, Stockholm Anlaşması hükümleri dışında kalan bölgeler kapsamında İbb ve Taiz illerinde başlattığı operasyonun ikinci gününde, Batı sahilinde bulunan Husi milisleri ağır darbe aldı.
Askeri gözlemciler, önümüzdeki günlerde sahada hızlı bir dönüşüme tanık olunacağını düşünürken, Ortak Kuvvetler Medya Birimi yaptığı açıklamada, el-Hudeyde’nin güneydoğusunda yer alan Hays bölgesinin tamamen güvenlik altına alındığını ve Taiz’in batısındaki el-Barah şehrinin kuşatıldığını, Hudeyde ve İbb’den  Husi milislerine gelen sevkiyatların kesildiğini, bu bölgelere bakan tepelerin güvenceye alındığını duyurdu.
Söz konusu ani operasyonlar, Stockholm Anlaşması çervesinde, güçlerini batı kıyılarından çekerek, Marib’e yönelik saldırılarını yoğunlaştırmak için güvenli bir yer bulan Husi milisler arasında şoka neden oldu. Diğer yandan, Ortak Kuvvetler operasyonlarına devam edeceği, Hays’ı kontrol altına almakla için el-Cerahi bölgelerine, Taiz’in kuzeybatısında yer alan Makbene’ye ve İbb’deki Udayn bölgelerine doğru operasyon düzenleneceğine yönelik söylentiler yayılıyor.
Yemen’de meşru hükümeti destekleyen Arap Koalisyonu, son 24 saat içinde Marib ve el-Beyda’da Husi milislerine karşı 15 operasyon, Batı sahilindeki Yemen güçlerini desteklemek üzere 19 operasyon gerçekleştirildiğini belirtti.
Şarku’l Avsat’ın Suudi Arabistan resmi haber ajansı SPA'dan aktardığı habere göre, Arap Koalisyonu’nun Twitter hesabı üzerinden yapılan paylaşımlarda, bir hava savunma sistemi ve Husi milislerine ait 11 askeri aracın imha edildiği, Marib ve el-Beyda’da Husi milislerin 70’den fazla üyesinin etkisiz hale getirildiği belirtildi. Ayrıca Batı sahilindeki Ortak Kuvvetleri desteklemek ve sivilleri korumak için yapılan operasyonlarda, bir komuta kontrol merkezinin yanı sıra insansız hava araçlarını depolamak ve yönlendirmek için kullanılan bir noktanın da hedef alındığı açıklandı.
Arap Koalisyonu, Yemen kuvvetlerinin Stockholm Anlaşması hükümleri dışında kalan Batı sahilindeki operasyonlarına verdiği desteği yineledi. Cuma günü yapılan açıklamada, Husi milislere karşı Marib ve el-Beyda’da 28 operasyon gerçekleştirildiği, Husilere ait 19 askeri aracın yanı sıra bir hava savunma sisteminin imha edildiği ve 105’yen fazla terörist Husi milis unsurunun etkisiz hale getirildiği bildirildi. Aynı zamanda Batı sahilindeki Yemen güçlerini desteklemek ve sivilleri korumak için 7 operasyon yapıldığı açıklandı.
Batı sahilindeki Ortak Kuvvetler tarafından başlatılan askeri operasyonların sonuçları ile ilgi olarak, Hays’ın güneyinde Taiz’in idari sınırları içerisinde stratejik bölgelerde geniş çaplı bir operasyon başlatıldığı ve operasyonun söz konusu bölgelerin kontrolüyle sonuçlandığı bildirildi.
Amalika Tugayı Askeri Medya Merkezi’nin aktardığına göre, Tugay Sözcüsü Memun el-Mahcimi “Ortak Kuvvetler birkaç noktada geniş çaplı operasyonlar başlattı. Stratejik bölgeleri temizlemeyi ve kontrol altına almayı başardı. Söz konusu bölgeler arasında, Tuğla fabrikası, Zami Vadisi, Zami pazarı, İrfan Vadisi ve Cebek el-Gaziye ve Zami bölgesine bakan Cebel el-Berşa yer alıyor” açıklamasında bulundu.
Askeri Medya Birimi söz konusu operasyonların, Ortak Kuvvetler Taiz ile Hays’ı birbirine bağlayan, el-Nuceybe’nin kuzeyindeki Cebel Omar ve el-Mahcer bölgesinin kontrolünün ele geçirilmesinden bir gün sonra geldiğini belirtti. Ortak Kuvvetler Nuceybe’de, ağır ve orta ağırlıktaki silahlar kullanan Husi milisleriyle şiddetli çatışmalara girmiş, çatışma milisler arasında onlarca kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olurken, geri çekilmelerine ve Husilere ait araç ve ağır silahların imha edilmesi ile sonuçlanmıştı.
Askeri Medya Birimi’ne göre, kurtarılan bölgelerde konuşlanan Ortak Kuvvetler Taiz ve el-Hudeyde’yi birbirine bağlayan yolları açmaya ve Husi milislerin yerleştirdiği mayın ve patlayıcıları temizlemeye başladı.
Bunun yanı sıra, aynı askeri kaynaklar, Ortak Kuvvetler operasyonlara devam ettiğini, Hays bölgesinin kuzeyinde bulunan, İbb, Hays ve El-Cerahi birbirine bağlayan stratejik el-Aden üçgeninin kontrolünü ele geçirdiğini, çeşitli tipte orta ve ağır silahlar kullanan Husi milislere karşı girilen çatışmada, onlarca unsurun etkisiz hale getirildiği ve yaralandığı ayrıca çok sayıda Husi üyesinin yakalandığı ve milislere ait askeri araçların hasar gördüğü bildirildi.
Askeri medyada çıkan haberlere göre, Ortak Kuvvetler’in Askeri Mühendislik Birimi, Hays’ın kuzey ve batısında yakın zamanda kurtarılan bölgeleri mayınlardan ve savaşının kalıntılarından temizlemeye başladı.
Askeri Mühendislik Birimi’nden bir kaynak, kurtarılan bölgelerin güvenliğini sağlamak ve son askeri operasyonlar ile geniş bölgelerde çıkarılan Husi milislerin döşemiş olduğu mayınlardan temizlemek için ekiplerin yoğun bir şekilde çalıştığını ve büyük miktarlarda mayın ve patlayıcı maddeyi çıkarmayı başardıklarını belirtti. Kaynak ekibin ayrıca, kurtarılan bölgelerdeki durumu normalleştirme görevlerine bağlı çalışmaları kapsamında coğrafi yapıya kamufle edilmiş bir grup füzeler, çeşitli patlayıcılar ve cihazlar bulduğunu ve bunları imha ettiğini bildirdi.
Arap Koalisyonu’na bağlı Ortak Kuvvetler üç ana oluşumdan eğitimli tugayları içeriyor ve Amalika Tugayı, Tihame Tugayları ve Ulusal Direniş Güçleri’nden (Cumhuriyet Muhafızları) oluşuyor. Ortak Kuvvetler el-Hudeyde şehrinden güneye doğru sahil şeridinde 90 km’lik alana yeniden konuşlandırıldı. Kızıldeniz’e açılan el-Hima limanından başlayıp doğuda Hays bölgesi ile biten bölgede Husi milisleriyle temas hatları yeniden çizildi. Askeri medyada cuma günü, Ortak Kuvvetler’in İbb ve Taiz bölgeleri içerisinde bulunan Sakm, el-Mahcer ve el-cebeleyn bölgelerinin yanı sıra Husi milislerin doğu, kuzey ve kuzeybatıda konuşlandığı stratejik bölgeleri temizlediğini belirtti.
Husi milisler, Ortak Kuvvetlerin bu bölgelerde yeniden konuşlanması ile çizilen çatışma sınırının dışına ilerlemeye çalışmış, ancak büyük kayıplar vermişlerdi. Bu durum, milislerin kontrolünü yeniden ele geçirdiği bölge ve köylerde yaşayanlara yönelik misilleme saldırıları yapmasına neden oldu.
Arap Koalisyonu yaptığı açıklamada, Ortak Kuvvetlerin yeniden konuşlandırılması ile ilgili kafa karışıklığını gidererek, Koalisyona bağlı askeri güçlerin ve Yemen hükümetine bağlı güçlerin operasyon alanında yeniden konuşlandırılmasının, Ortak Kuvvetler Komutanlığı’nın askeri planları kapsamında geldiğini ve Yemen hükümetinin ulusal savaşında tüm cephelerde desteklemeye yönelik askeri strateji ile uyumlu olduğunu belirtti.
Arap Koalisyonu Sözcüsü Albay Turki el Maliki, Ortak Kuvvetler Komutanlığı direktifleri doğrultusunda, Batı sahilindeki Ortak Kuvvetlerin güçlerinin yeniden konuşlandırıldığını, yeniden konuşlandırma işleminin disiplinli bir şekilde, koalisyon güçlerinin gelecek planları doğrultusunda gerçekleştirildiğini belirtti.
Ortak Kuvvetlerin yeniden konuşlandırılmasından yaklaşık bir hafta sonra kuvvetlerin hareketlilik başlarken, Yemenli gözlemciler kararın yerinde olduğunu zira, Stockholm Anlaşması nedeniyle el-Hudeyde’nin ve limanlarının özgürleştirmesine izin verilmediği için, şehrin etrafının boş bırakmalarının mantıksız olduğunu belirttiler.



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.