Libya: Sebha kentindeki mahkeme ile cumhurbaşkanı adayının saldırıya uğraması nedeniyle seçim sürecini koruma çağrıları artıyor

Libya Başbakanlığı Sebha’daki mahkeme ile cumhurbaşkanı İsmail İştiyevi’nin saldırıya uğramasının ardından seçim sürecinin korunması için talimat verdi.

Yüksek Seçim Komisyonu Başkanı İmad es-Saih 23 Kasım’da basın toplantısı düzenlerken (Yüksek Seçim Komisyonu)
Yüksek Seçim Komisyonu Başkanı İmad es-Saih 23 Kasım’da basın toplantısı düzenlerken (Yüksek Seçim Komisyonu)
TT

Libya: Sebha kentindeki mahkeme ile cumhurbaşkanı adayının saldırıya uğraması nedeniyle seçim sürecini koruma çağrıları artıyor

Yüksek Seçim Komisyonu Başkanı İmad es-Saih 23 Kasım’da basın toplantısı düzenlerken (Yüksek Seçim Komisyonu)
Yüksek Seçim Komisyonu Başkanı İmad es-Saih 23 Kasım’da basın toplantısı düzenlerken (Yüksek Seçim Komisyonu)

Libya Başbakanlığı ülkenin güneyindeki Sebha kentinde bulunan Asliye Hukuk Mahkemesi’ne yapılan saldırıyla ilgili derhal soruşturma başlatırken, ABD ve Birleşmiş Milletler (BM) şiddetin Libya seçim sürecinde etkili olmasından duyduğu endişeyi dile getirdi. Öte yandan Yüksek Seçim Komisyonu Başkanı İmad es-Saih ilk kez 24 Aralık’ta yapılması planlanan seçimleri erteleme ihtimalinden bahsetti.
Birleşmiş Milletler Libya Destek Misyonu (UNSMIL) yaptığı açıklamada, “Yargı ve seçim binalarına veya çalışanlarına yönelik saldırılar, yalnızca Libya yasalarına göre suç değildir, aynı zamanda Libyalıların siyasi sürece katılım hakkına da zarar vermektedir” ifadelerini kullandı. BM Güvenlik Konseyi’nin 2021 tarihli 2570 sayılı kararı, Paris Konferansı sonuçları ve Güvenlik Konseyi’nin seçimi baltalayan eylemlerle ilgili yargı sürecinin başlatılacağına dair bildirisine dikkat çekilen açıklamada, yargıya ait binaların korunması gerektiği ifade edildi.
Seçime yönelik şiddetin her türlüsünü kınayarak, seçim sürecinin korunması gerektiğini vurgulayan UNSMIL, Libya Siyasi Diyalog Forumu’nun hazırladığı yol haritası ve Güvenlik Konseyi’nin ilgili kararları uyarınca 24 Aralık’ta ‘şeffaf, adil ve kapsamlı’ seçimleri düzenleme çağrısını yineledi.
ABD’nin Trablus Büyükelçiliği de kriz hattına müdahil olarak UNSMIL’ın ‘seçimlere yönelik şiddetle’ ilgili kaygılarını paylaştığını ve seçim sürecinin korunması gerektiğini dile getirdi. Büyükelçilik, UNSMIL ile benzer bir açıklama yaparak, “Yargı ve seçim binalarına veya çalışanlarına yönelik saldırılar, yalnızca Libya yasalarına göre suç değildir, aynı zamanda Libyalıların siyasi sürece katılım hakkına da zarar vermektedir” ifadelerini kullandı.
Libya Yüksek Seçim Komisyonu Başkanı İmad es-Saih, dün medyaya yaptığı açıklamada, “Seçim Komisyonu istikrarsız ve çatışmalı siyasi taraflar arasında uzlaşmanın olmadığı bir siyasi çevrede çalışabildi” dedi. Saih, söz tarafların seçimin yapılması için 24 Aralık tarihinde ısrar etmelerini şaşkınlıkla karşıladığını söyledi.
Saih, “Seçim Komisyonu bu tarihe bağlı mı kalacağını yoksa kendisinden istenilen tüm prosedürleri yerine getirmek için başka bir tarihe uzatma talebinde mi bulunacağına itiraz aşamasının bitmesinin ardından karar verecek” dedi.
İtiraz süreci, Seçim Komisyonu’nun cumhurbaşkanlığı seçimlerine ait ön listeyi geçtiğimiz hafta sonu yayınlamasıyla başladı. Listeye göre evraklarını teslim eden 98 adaydan 25’inin başvurusu reddedildi. Saih daha önceki bir açıklamasında itiraz süresinin 12 gün olduğunu belirterek, bunun 3 günü itirazda bulunma ve ilgili komite tarafından itirazların incelenmesi, diğer 3 günün temyiz ve geri kalan 3 günün de gözden geçirme ve sonuçların ilanı olduğunu söylemişti. Böylece itirazları kabul edilenler ile adaylıkları kabul edilmeyenlerin yer aldığı bir liste yayınlayacaklarını ifade eden Saih, ondan sonraki süreçte seçim kampanyalarının başlayacağını dile getirmişti.
Libya’da geçtiğimiz günlerde seçim sürecine yönelik bir dizi ihlal gerçekleşti. Merhum Cumhurbaşkanı Muammer Kaddafi’nin oğlu Seyfülislam Kaddafi’nin adaylığının reddedilmesine itiraz etmek için Sebha Asliye Hukuk Mahkemesi’ne giden Seyfülislam’ın avukatlarının işlem yapmasını engellemek isteyen bazı kişiler mahkeme görevlileri ile yargıçları mahkemeden kovdu. Aynı şekilde Libya’nın kuzeydoğusunda Libya Ulusal Ordusu (LUO) kontrolündeki Derne kentinde iş insanı ve cumhurbaşkanlığı seçimi adaylarından İsmail İştiyevi Darnes Futbol Kulübü ziyareti sırasında kentteki vatandaşların saldırısına uğradı ve kulübe girmesine izin verilmedi.

İştiyevi, saldırıyı “eşkıyalık” olarak nitelendirdi
İştiyevi, ilgili basına yaptığı açıklamada uğradığı saldırıyı ‘eşkiyalık’ diye niteleyerek, saldırganları kimin gönderdiğini bildiğini söyledi. Libya Başbakanlığı Sebha Mahkemesi’ne yapılan saldırıyı kınayarak, saldırıyı ‘yasa dışı bir grubun gerçekleştirdiği çirkin bir olay’ şeklinde tanımladı. Başbakanlığın açıklamasında, olayı aydınlatması, detaylı bir rapor hazırlaması ve gerekli tedbirleri alması için Adalet ve İçişleri bakanlıklarının derhal soruşturma başlatma talimatı verildiği belirtildi.
Başbakanlık, seçim sürecine karşı olumsuz bir olay olarak gördüğü saldırıyı reddettiğini belirterek, “Seçimler için uygun bir ortam sağlamaktan geri adım atmayacağını” ifade etti.
Tüm taraflara yasalara ve Libyalıların siyasi süreç için barışçıl bir yol benimsenmesi arzusuna saygı duyulması gerektiğini vurgulayan Başbakanlık, Adalet ve İçişleri bakanlıklarına cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimleriyle ilgili itirazlara bakan tüm mahkeme binalarında güvenlik düzeyini yükseltmek için ilgili güvenlik birimleriyle koordinasyonlu çalışma talimatı verdiğini kaydetti.
İçişleri Bakanı Halid Mazin, Sebha Mahkemesi’ne yapılan saldırının ‘kanunun suç saydığı’ bir olay olduğuna dikkat çekerek, saldırıya karışanları yargı önüne çıkarma sözü verdi. Mazin, önceki gün düzenlediği basın toplantısında, “Seçimlerin güvenliğini sağlama süreci belli bir plan doğrultusunda işliyor. Sürece yaklaştıkça seçim binalarına bazı saldırıların yapılması muhtemeldir” dedi.
Adalet Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, Sebha’daki saldırının, silah kullanılarak tehdit edilen ve binadan çıkarılan mahkeme görevlileri, yargıçlar ve vatandaşlarda korkuya sebep olduğu belirtildi. Libyalı siyasi analist Muhammed Buseyr, Seyfülislam’ın itirazının kabul edilmesi ve ona seçim yarışına katılma fırsatı sunulmasını arzuladığını ifade etti. Buseyr, Seyfülislam’a oy vermeyeceğini ancak bu fırsatın sunulmasının herkese açık bir demokrasinin yerleşmesine katkı sunacağını ve en nihayetinde belirleyici olanın seçim sandığı olduğunu söyledi.
Libya Ulusal İnsan Hakları Komitesi, Sebha’daki mahkemeye yapılan silahlı saldırı ile aday İştiyevi’ye yapılan sözlü ve fiziksel saldırıyı ve kent sakinleriyle bir araya gelmesinin engellenmesini kınadı.
Komite dün yaptığı açıklamada, Bingazi İç Güvenlik Birimi’nin Sirte kentinin şehir merkezinde Seyfülislam’a destek yürüyüş gerçekleştirenlere karşı düzenlediği ve 7 sivili gözaltına aldığı keyfi operasyonu takip ettiklerini bildirdi.
Öte yandan Fransa’nın Trablus Büyükelçiliği, BM Libya Destek Misyonu’nun katılımıyla 5+5 Ortak Askeri Komite’nin üyelerini nişanla onurlandırdı. Büyükelçilik önceki gün yaptığı açıklama bu onurlandırmanın gerekçesini “Libya’da imzalanan ateşkesin üzerinden bir yıldan fazla geçmesi’’ şeklinde ifade etti.



Sisi: Savaşı durdurabilecek tek kişi Trump

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi ve ABD Başkanı Donald Trump (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi ve ABD Başkanı Donald Trump (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
TT

Sisi: Savaşı durdurabilecek tek kişi Trump

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi ve ABD Başkanı Donald Trump (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi ve ABD Başkanı Donald Trump (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi, bugün (Pazartesi) yaptığı açıklamada, bölgedeki savaşı durdurabilecek tek kişinin ABD Başkanı Donald Trump olduğunu belirtti.

Sisi, Mısır Uluslararası Enerji Konferansı ve Fuarı (EGYPS) açılışında bölgedeki bu savaşı durdurabilecek tek kişinin Trump olduğunu ifade etti.

Sisi, arz eksikliği ve fiyat artışlarının etkisine dikkat çekerek, petrol fiyatının varil başına 200 doları aşabileceğine dair analistlerin endişeleri ve tahminlerin abartılı olmadığını vurguladı.

Sisi, Ortadoğu’daki karışıklıklar nedeniyle gübre kıtlığı ve bunun sonucunda küresel gıda güvenliği krizinin olası olduğunu söyledi. Sisi, “Zengin ülkeler bunu karşılayabilir, ancak orta gelirli ve kırılgan ekonomiler için bu durum ciddi istikrarsızlık yaratabilir” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Sisi, Trump’ı Gazze’deki savaşı sona erdirmedeki rolünden ötürü övdü. Sisi, Kasım ayında Mısır’ın Şarm El-Şeyh kentinde imzalanan ateşkes anlaşmasından önce de ABD Başkanı’nın tek çözümün kendisi olduğunu söylediğini hatırlattı.

 

Mısır, İran’ın Körfez ülkelerine yönelik saldırılarını kınayarak, bölgesel bir savaşın önlenmesi için diplomatik girişimlerde bulundu.

Buna karşılık, Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) Genel Sekreteri Casim Muhammed el-Budeyvi video konferansla yaptığı konuşmada uluslararası toplumu hayati deniz yollarını korumaya çağırdı ve İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatmasını ve enerji altyapısına yönelik saldırılarını kınadı. Budeyvi, İran’ın agresyonunun tüm dünyayı tehdit ettiğini belirtti.

ABD Başkanı Trump, ABD-İsrail savaşının “İran rejiminde değişim” sağladığını ve mevcut liderleri “çok mantıklı” olarak nitelendirdiğini söyledi. Trump, aynı zamanda İranlılarla bir “anlaşma” yapacağını da belirtti.

Trump, Financial Times’a verdiği röportajda, “İran petrolünü ele geçirmek istediğini” ifade ederek, İran’ın petrol ihracat merkezi olan Hark Adası’nı kontrol edebileceğini söyledi. Trump ayrıca, İran Meclisi Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf’ın Hürmüz Boğazı’ndan tankerlerin geçişine izin verdiğini belirtti.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi ise ABD’nin aracılar üzerinden ilettiği müzakere mesajlarını “gerçekçi olmayan, mantıksız ve abartılı” olarak nitelendirdi.

Pakistan Dışişleri Bakanı Muhammed Ishak Dar, dün Suudi Arabistan, Türkiye ve Mısır dışişleri bakanlarıyla yaptığı görüşmelerin ardından, İslamabad’ın önümüzdeki günlerde ABD ve İran arasında “ciddi müzakerelere ev sahipliği yapmaya ve bunları kolaylaştırmaya hazır olduğunu” belirtti. Amaç, süregelen çatışmaya kalıcı ve kapsamlı bir çözüm bulmak.


Sur’daki kontrol noktasına düzenlenen İsrail saldırısında Lübnanlı bir asker hayatını kaybetti

İsrail’in düzenlediği hava saldırısının ardından Beyrut’un güney banliyölerinden yükselen dumanlar (Reuters)
İsrail’in düzenlediği hava saldırısının ardından Beyrut’un güney banliyölerinden yükselen dumanlar (Reuters)
TT

Sur’daki kontrol noktasına düzenlenen İsrail saldırısında Lübnanlı bir asker hayatını kaybetti

İsrail’in düzenlediği hava saldırısının ardından Beyrut’un güney banliyölerinden yükselen dumanlar (Reuters)
İsrail’in düzenlediği hava saldırısının ardından Beyrut’un güney banliyölerinden yükselen dumanlar (Reuters)

Lübnan ordusu bugün yaptığı açıklamada, ülkenin güneyindeki Sur kentinde bir askeri kontrol noktasına düzenlenen İsrail saldırısında bir askerin hayatını kaybettiğini duyurdu.

Bu saldırı, Hizbullah ile İsrail arasında çatışmaların başlamasından bu yana ordu noktalarına yönelik ilk doğrudan hedef alma olarak kayda geçti.

Lübnan ordusu tarafından yapılan açıklamada, el-Amiriye bölgesinde, el-Kalile-Sur yolu üzerindeki bir kontrol noktasının hedef alındığı, saldırı sonucu bir askerin yaşamını yitirdiği ve diğer askerlerin yaralandığı belirtildi. Yaralı sayısına ilişkin detay verilmedi.

2 Mart’ta başlayan çatışmalardan bu yana Lübnan ordusu, güney ve doğu bölgelerinde görev yerleri dışında İsrail ateşi sonucu hayatını kaybeden sekiz asker için taziye açıklaması yayımladı.

Öte yandan, İsrail ordusunun yedi mahalle için tahliye uyarısı yapmasının ardından, bu sabah Beyrut’un güney banliyösüne hava saldırısı düzenlendi. Üç gün aradan sonra bölgeye gerçekleştirilen ilk saldırı sonrası hedef alınan noktadan dumanlar yükseldi. Sürekli saldırılar ve tahliye uyarıları nedeniyle bölge sakinlerinin büyük kısmının daha önce göç ettiği belirtildi.

İsrail ordusu ise yaptığı açıklamada, Beyrut’ta Hizbullah’a ait olduğunu öne sürdüğü ‘altyapı hedeflerini’ vurduğunu bildirdi.

sdvsd
İsrail’in düzenlediği hava saldırısının ardından Beyrut’un güney banliyölerinden yükselen dumanlar (AFP)

İsrail Ordu Sözcüsü Avichay Adraee, X platformundaki resmi hesabından yaptığı açıklamada, Beyrut’un güney banliyölerinde yaşayanlara acil tahliye uyarısında bulundu. Adraee, özellikle Haret Hreik, el-Gubeyri, el-Leyleki, el-Hadath, Burc el-Baracne, Tahvita el-Gadir ve eş-Şiyah mahallelerinin hedef alınabileceğini belirtti.

Adraee açıklamasında, “İsrail ordusu, Beyrut’un güneyindeki farklı bölgelerde Hizbullah’a ait askeri altyapıyı hedef almaya devam ediyor. Size zarar vermek niyetinde değiliz, bu nedenle güvenliğiniz için derhal tahliye olmanız gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Öte yandan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu dün yaptığı açıklamada, orduya Lübnan’daki ‘tampon bölgeyi genişletme’ talimatı verdiğini duyurdu.

Netanyahu, yayımladığı video mesajda, “Lübnan’da mevcut tampon bölgenin daha da genişletilmesi için orduya talimat verdim” dedi. Bu adımın amacının, Hizbullah mensuplarının olası saldırı riskini tamamen ortadan kaldırmak ve sınır hattında tanksavar füzesi atışlarını engellemek olduğunu ifade etti.


Mısır: Sisi'ye suikast düzenlemeyi planlamakla suçlanan Hasm Örgütü üyeleri gözaltına alındı

Mısır İçişleri Bakanlığı Genel Merkezi (Bakanlığın Facebook sayfası)
Mısır İçişleri Bakanlığı Genel Merkezi (Bakanlığın Facebook sayfası)
TT

Mısır: Sisi'ye suikast düzenlemeyi planlamakla suçlanan Hasm Örgütü üyeleri gözaltına alındı

Mısır İçişleri Bakanlığı Genel Merkezi (Bakanlığın Facebook sayfası)
Mısır İçişleri Bakanlığı Genel Merkezi (Bakanlığın Facebook sayfası)

Mısır İçişleri Bakanlığı, Mısır tarafından terör örgütü olarak sınıflandırılan Müslüman Kardeşler Örgütü’ne bağlı terör hareketi ‘Hasm’ üyelerinin, ‘devletin güçlerine zarar vermeyi amaçlayan terör eylemleri planlamak ve Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi'ye suikast girişiminde bulunmak’ suçlamasıyla gözaltına alındığını duyurdu.

Bakanlık tarafından dün yapılan açıklamada, Hasm Hareketi üyelerine yönelik operasyonlar kapsamında Müslüman Kardeşler Örgütü liderlerinden Mahmud Muhammed Abdulvunis'i gözaltına aldığını duyurdu.

Bakanlık, bunun devlete zarar vermeyi amaçlayan eylemlere karışan Hasm Hareketi üyelerinin takibi kapsamında gerçekleştiğini ve bu eylemler arasında, 7 Temmuz'da Mısır güvenlik güçlerinin baskınlarından önce, hareketin iki üyesi olan Ahmed Muhammed Abdurezzak ve İhab Abdulatif Muhammed'in güvenlik ve ekonomik tesislerin yanı sıra başkanlık uçağını hedef alan operasyonlar gerçekleştirmeye zorlanmasının da yer aldığını ekledi. Açıklamaya göre hareket üyelerine ait bir sığınağa yapılan baskın sonucunda iki Hasm üyesi öldürüldü.

Bakanlığın açıklamasında, terörist Ali Mahmud Abdulvunis'in birçok terör davasında müebbet hapis cezasına çarptırıldığını belirtildi. Bu davalardan başlıcaları arasında, ‘başkanlık uçağını hedef almaya teşebbüs’ ve ‘Şehit Yarbay Macid Abdurrazık suikastı’ ile ilgili 2022 yılına ait 120 numaralı dava yer alıyor.

vvf
2013 yazında yanan Müslüman Kardeşler Örgütü’nün Kahire'deki merkezi (Getty)

İçişleri Bakanlığı'nın açıklaması, Müslüman Kardeşler (İhvan-ı Müslimin) üyesinin planladığı terör eylemleri ve Hasm Hareketi’ne mensup diğer üyeler hakkındaki itiraflarına eşlik etti.

Abdulvunis, aralarında Menufiye vilayetindeki el-Acezi Kontrol Noktası’na düzenlenen saldırı, Tanta şehrindeki polis eğitim merkezine düzenlenen bombalı saldırı (bu saldırıda çok sayıda polis memuru şehit oldu ve yaralandı) ve el-Obur şehrinde evinin önünde öldürülen Tuğgeneral Adil Ragai'nin suikastı da dahil olmak üzere birçok terör eylemine katıldığını itiraf etti.

Ayrıca, Müslüman Kardeşlerin kaçak liderlerinden Yahya Musa’nın (Hasm Hareketi’nin kurucusu) talimatıyla 2016 yılında komşu ülkelerden birine sızdığını, Hişam Aşmavi (idam edildi) tarafından kurulan el-Murabitun Örgütü’nün liderleriyle temas kurduğunu ve Hasm Hareketi üyelerini uçaksavar füzeleri, ağır silahlar ve patlayıcıların kullanımı konusunda eğitmek üzere komşu ülkelerden birinde bir kamp kurduğunu da anlattı.

Abdulvunis, yurtdışına kaçan Hasm Hareketi liderleri Yahya Musa, Muhammed Refiqk İbrahim Menna, Alaa Ali Ali el-Samahi ve Muhammed Abdulhafız Abdullah Abdulhafiz ile birlikte 2019 yılı boyunca ülkede bazı terör eylemleri gerçekleştirmeyi planladıklarını ve hareketin eğitimli unsurlarını bomba yüklü araçlar hazırlamaya yönlendirdiklerini, bunlardan birinin Kahire’nin orta kesimlerindeki Onkoloji Enstitüsü önünde patladığını açıkladı. Ayrıca 2025 yılında, yurtdışında bulunan teröristler Mahmud Şehte Ali el-Ced ve Mustafa Ahmed Muhammed Abdulvehhab'ı, saldırı eylemleri gerçekleştirmek üzere ülkeye dönmeye cesaretlendirdiklerini itiraf eden Abdulvunis, ancak güvenlik güçleri tarafından tespit edilip yakalandıkları için bunu başaramadıklarını ifade etti.

scds
Mısır'da Müslüman Kardeşler üyelerinin yargılandığı, daha önce yapılan bir duruşmadan bir kare (AFP)

Hasm Hareketine atfedilen son operasyonlar 2019 yılında gerçekleşti. Mısırlı yetkililer, o yıl Hasm Hareketi’ni Kahire’deki Onkoloji Enstitüsü çevresinde 22 kişinin ölümüne ve onlarca kişinin yaralanmasına yol açan bir araba bombalamasına karışmakla suçlamıştı. Ayrıca, hareketin 2016 yılında, Mısır'ın eski Müftüsü Ali Cuma ve Başsavcı Yardımcısına saldırı hazırlığında olduğu ve Fayum ilindeki Tamiya Emniyet Müdürü'ne suikast düzenlediği iddia ediliyor. Hasm Hareketi 2019 yılında kendisini resmi olarak ilan etmişti.

Uluslararası terörle mücadele uzmanı Hatem Sabir’e göre Mısır İçişleri Bakanlığı'nın Hasm Hareketi üyelerinin gözaltına alındığını duyurması, Müslüman Kardeşlerin Mısır'ı terör eylemleriyle hedef almaya devam ettiğini gösterdi. Şarku’l Avsat’a konuşan Sabir, Müslüman Kardeşler örgütünün artan bölgesel zorluklara rağmen Mısır'ı hedef almaya devam ettiğini söyledi.

Başta Genel Rehberlik Konseyi Başkanı Muhammed Bedii olmak üzere Müslüman Kardeşler liderlerinin çoğu, 2013 yılında İhvan’ın iktidardan ayrılmasının ardından Mısır'da meydana gelen ‘şiddet ve cinayet’ davaları nedeniyle Mısır hapishanelerinde tutulurken, diğer üyeler ise ülke dışında ikamet ediyor.

Sabir, yakalanan teröristin, aralarında başkanlık uçağının hedef alınması da dahil olmak üzere itiraf ettiği terör eylemlerinin, ‘bazı istihbarat teşkilatlarının örgütü desteklediğini yansıttığını’ belirtti, ancak bu istihbarat teşkilatlarının adı açıklamaktan kaçındı. Bu tür operasyonların planlanmasının herhangi bir örgüt veya hareketin kapasitesini aştığını söyleyen Sabir, bu operasyonların temel amacının Mısır devletinin siyasi ve ekonomik kapasitesine zarar vermek olduğunu vurguladı.

Öte yandan Mısır İçişleri Bakanlığı dün yaptığı açıklamada, ülkenin güvenliğini ve istikrarını sarsmayı hedefleyen Müslüman Kardeşler örgütü ve destekçilerinin planlarına karşı kararlılıkla mücadeleye devam edeceğini teyit etti.