Sudan Genelkurmay Başkanı Burhan uzlaşıya rağmen siyasileri serbest bırakmıyor

Sudan Genelkurmay Başkanı Burhan’ın Başbakan Hamduk ile uzlaşmasına rağmen bazı siyasiler gözaltında tutulmaya devam ediyor

Sudan’da 25 Kasım’daki protestolarından bir kare (AFP)
Sudan’da 25 Kasım’daki protestolarından bir kare (AFP)
TT

Sudan Genelkurmay Başkanı Burhan uzlaşıya rağmen siyasileri serbest bırakmıyor

Sudan’da 25 Kasım’daki protestolarından bir kare (AFP)
Sudan’da 25 Kasım’daki protestolarından bir kare (AFP)

Sudan Genelkurmay Başkanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan’ın Başbakan Abdullah Hamduk ile geçtiğimiz günlerde imzaladığı, gözaltında tutulan tüm siyasilerin şartsız tahliyesini gerektiren siyasi anlaşmaya rağmen, bazı siyasiler “silahlı kuvvetleri kışkırtma ve halkı ordudan soğutma” suçlaması ile Devlet Güvenlik Savcılığına sevk edildi.
Sudan Devlet Güvenlik Savcılığı’na sevk edilen kişiler arasında Egemenlik Konseyi’nin eski üyesi Muhammed el-Faki Süleyman ve Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri (ÖDBG) hükümetinde Sanayi Bakanı olan İbrahim eş-Şeyh de yer alıyor. Gözaltındaki siyasilerin avukatlarından bir olan el-Muaz Hadra Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada bu adımın, belirli isimlerin serbest bırakılmasını önlemeyi amaçlayan kötü niyetli bir adım olduğunu, zira bu kişilerin 25 Ekim darbesi öncesi dönemde askeri oluşumun üyelerine en çok eleştiride bulunan kişiler olduğunu söyledi.
Hadra, İbrahim eş-Şeyh ve arkadaşlarının Genel İstihbarat Teşkilatı binasından serbest bırakıldıklarını ve serbest bırakılmaları ile ilgi olarak ailelerine haber verildiğini ancak serbest bırakıldıktan birkaç dakika sonra diğer düzenli güçler tarafından tutuklandıklarını açıkladı. Hadra, söz konusu tutuklanmaların, Hamduk ile el-Burhan arasındaki son siyasi anlaşmaya ve hukuka aykırı olduğunu belirtti. Avukat bu adımı, 11 Nisan 2019’da devrilen Ömer el-Beşir’in başkanlık ettiği önceki rejimin yöntemlerinden biri olduğunu söyledi. Hadra aynı zamanda, hukuki işlemler gerekiyorsa, bunların askeri güçler tarafından değil, savcılık veya yargı yoluyla yapılması gerektiğini vurguladı.
Gazeteler, Egemen Konsey’in eski üyesi Muhammed el-Faki Süleyman ve Ticaret Bakanı İbrahim eş-Şeyh, 30 Haziran Rejiminin Dağıtılması Komitesi üyeleri Vecdi Salih ve Sudan Meslek Odaları Birliği (SPA) İsmail et-Tac ve diğer kişiler, Sudan Ceza Kanunu’nun 58-62 maddeleri uyarınca hazırlanan bir raporla Devlet Güvenlik Savcılığına sevk edildiler. Söz konusu kişiler soruşturmaya tabi tutulurken, avukatları ile görüşmelerine izin verilmiyor. Tutuklulara hakkında açılan davada konu olan iki madde, düzenli kuvvetler mensuplarını isyana teşvik eden veya görevlerini yerine getirmelerine engel olmak için kuvvetler arasında hoşnutsuzluğu provoke eden kişilerin cezalandırılmasını içeriyor. Suçlu bulunmaları halinde, 5 ila 7 yıl hapis veya para cezası alabilirler. Aktivistler ve politikacılar, tutukluları savcılığa sevk etme kararı ile alay ettiler ayrıca bunun Hamduk ve el-Burhan arasındaki anlaşmaya hıyanet ve ihlal olarak değerlendirdiler. Aktivist Seyyid et-Tayyib Facebook hesabında yaptığı paylaşımda karar ile alay ederek, “Burhan-Hamduk anlaşmasının maddelerine uyarak, İstihbarat Vecdi Salih, Muhammed el-Faki, İbrahim eş-Şeyh ve diğerlerini 3 dakikalığına serbest bıraktı. Daha sonra ise yeniden tutuklandılar. Böylece Burhan anlaşmadaki tüm tutukluların serbest bırakılmasıyla ilgili maddeyi yerine getirmiş oldu.” dedi.
Eylül ayında Egemenlik Konseyi üyesi Muhammed el-Faki Süleyman vatandaşlardan devrimi savunmasını talep ederek “Devriminizi savunun” demesinin ardından bir darbe girişiminin engellenmesinin ardından genişledi. El-Burhan bu ifadelerin askerlere karşı olduğunu, orduya karşı insanları kışkırttığını ve sonuç olarak önceki hükümetin çalışmalarının yaklaşık bir ay süreyle askıya alınmasına neden olduğunu belirtmişti.
Bardağı taşıran son damla el-Faki’nin o dönemde devlet televizyonunda yayınlanan bir röportajda al-Burhan’a yanıt olarak, Egemenlik Konseyi’nde askerleri eleştirmenin, askeri kurumları eleştirmek anlamına gelmediğini belirterek, “Silahlı kuvvetler ile siyasi mevkilerde bulunan üyelerinin ayrılmaları sağlanmalıdır.” ifadelerini kullanması oldu.
Sanayi Bakanı İbrahim eş-Şeyh ise, Egemenlik Konseyi’ndeki askeri güçlere bağlı kişilerin, anayasa gereğince olarak yönetimden vazgeçmesini talep etmişti. Şeyh özellikle Konsey Başkanı’nı eleştirerek “Kendisini Konsey’in sıradan bir üyesi olarak düşünemiyor. Askeri veya sivil bir oluşum olarak, halka tarafından reddedilen kişinin istifa etmesi ve halkın dediğine boyun eğmesi gerektiğin üzerinde anlaşmıştık” açıklamasında bulunmuştu.
Şeyh, Burhan’ın görevden ayrılmasını talep eden gösterilere atıfta bulunarak “Halk, Burhan’a önemli bir mesaj gönderdi. Burhan halkın takdirine saygı göstererek, ülkenin çatışmaların şerrinden kurulması için yönetimi bırakabilir” ifadelerini de kullamıştı.
Bunun sonucunda Burhan 25 Ekim tarihinde, uluslararası toplum ve Sudan kamuoyu tarafından “askeri darbe” olarak değerlendirilen adımlar attı. Egemenlik Konseyi ve Bakanlar Kurulu feshedildi. Olağanüstü hal (OHAL) ilan edildi ve çok sayıda yetkili, bakan ve siyasi lider gözaltına alındı. Söz konusu kişilerden bazıları Başbakan ile imzalanan siyasi anlaşmanın ardından serbest bırakıldı ancak orduyu karşı halkı kışkırtma, isyana teşvik ve ordudan soğutma iddialarıyla savcılığa sevk edildikleri için yeniden gözaltına alındı.



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.