Omicron adı: Siyasi bir tonla yeniden başlayan bilimsel bir tartışma

ABD, Çin'in isim seçimine müdahale ettiğini ima ettiler

Epidemiyolog Martin Kulldorff tarafından paylaşılan tweet
Epidemiyolog Martin Kulldorff tarafından paylaşılan tweet
TT

Omicron adı: Siyasi bir tonla yeniden başlayan bilimsel bir tartışma

Epidemiyolog Martin Kulldorff tarafından paylaşılan tweet
Epidemiyolog Martin Kulldorff tarafından paylaşılan tweet

Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını, yaklaşık iki yıl önce başlamasından bu yana ABD ile Çin arasında yaşananlardan başka herhangi bir siyasi tartışmaya yol açmadı. Ancak virüsün yeni varyantı Omicron’un isimlendirilmesiyle birlikte yapılan yorumlar, ABD ve Çin arasındaki Kovid-19 kaynaklı siyasi tartışmalara bir yenisini daha ekledi. Varyantın Güney Afrika'da ortaya çıkmasına, yani Pekin'in bununla uzaktan veya yakından hiçbir ilgisi olmamasına rağmen ABD’li politikacılar, Çin'i bu kez varyantın adına müdahale etmekle suçlayarak yeni bir siyasi tartışmanın fitilini ateşlediler.
Dünya Sağlık Örgütü (World Health Organization - WHO), genellikle yeni varyantları Yunan alfabesine göre adlandırıyor. WHO tarafından bu yönteme 31 Mayıs'ta başvuruldu. Buradaki amaç, varyant için telaffuz edilmesi ve hatırlanması kolay adlar bulmaktı. Bu adlandırma yöntemi, varyantın belirli bir coğrafi bölgeye bağlanmasını önlemek için de özellikle tercih edildi.
WHO, dördü oldukça endişe verici varyantlar (alfa - beta - gama - delta) ve sekizi de etkili varyantlar (epsilon - zeta - eta - theta - iota - kappa - lambda - mo) olmak üzere 12 varyanta isim vermek için Yunan alfabesinin ilk 12 harfini seçti. Bu yönteme çerçevesinde ilk kez Güney Afrika'da görülen yeni varyantın Nu veya Xi olarak adlandırılması gerekiyordu. Fakat WHO, bu harfleri atlayarak ve bir sonraki harfe yani Omicron’a geçerek bilim dünyasını şaşırttı.
WHO Sözcüsü Tarık Jasareviç, gazetecilere yaptığı açıklamalarda, Nu harfini atlamalarının nedenlerini, İngilizce'deki ‘Nu’ kelimesiyle karıştırmanın kolay olmasıyla gerekçelendirirken Xi harfini, bir kültürü, toplumu, ülkeyi, bölgeyi, bir grubu ve etnik bir kökeni rahatsız edebilecek kadar yaygın bir isim olduğundan ötürü böyle bir rahatsızlığa sebep olmamak amacıyla kullanmaktan kaçındıkları bir isim olarak niteledi.
Jasareviç, ismin yaygın olmasıyla ne demek istediğini özellikle belirtmedi. Fakat ABD'li politikacılar, Xi'nin Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in (Şi Cinping) soyadı olmasından dolayı Çin’in yeni varyantın isimlendirilmesine müdahale ettiğini ima ettiler.
ABD Senatörü Ted Cruz, Jasareviç’in açıklamasını retweet ederek, “WHO, Çin Komünist Partisi’nden korkuyorsa, bir dahaki sefere çok daha korkunç bir küresel salgını örtbas etmeye çalışmayacaklarına dair onlara nasıl güvenebilir?” yorumunda bulundu.
Ardından bu siyasi tartışmaya bilim insanları da katıldı. Harvard Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde epidemiyoloji (salgın hastalıklar) profesörü olan Martin Kulldorf, yeni varyantın adlandırılmasıyla ilgili tartışmalara dahil oldu. Prof. Kulldorf, Twitter hesabından paylaştığı twette, “WHO, varyantı Xi'den sonra adlandırmak zorunda kalma olasılığını önlemek için alfabedeki harfleri atladı ve alternatif olarak Omicron adını seçti” yazdı. George Washington Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde profesör ve tanınmış bir avukat olan Jonathan Turley de Twitter üzerinden yapılan tartışmalara katılarak, “Adı anılmaması gereken kişi. WHO, yeni varyantı adlandırmak için eski Yunan alfabesinin Nu'dan sonraki harfini atlamış gibi görünüyor. Bir sonraki harf Xi'di. WHO, yine Çin hükümeti için herhangi bir rahatsızlığa yol açmaktan kaçınarak yeni varyanta Omicron adını verdi” dedi.

Massachusetts Üniversitesi'nden Prof. Lynn LeBlanc da Twitter'da şunları yazdı:
“Sadece, Xi'yi atlamak için Nu'dan Omicron'a geçilmesinin, bugünlerde Çin'in WHO üzerinde ne kadar etkili olduğuna dair bize çok şey söylediğini belirtmek istiyorum.”
WHO, ABD'nin Çin'e boyun eğme suçlamalarıyla ilk kez karşı karşıya kalmıyor. Eski ABD Başkanı Donald Trump, salgının başlangıcında WHO’yu Çin’in bakış açısını benimsemekle suçlamıştı. Trump, geçtiğimiz Nisan ayında Twitter hesabından yaptığı açıklamada, “WHO, salgınla mücadelede patladı. Büyük oranda ABD tarafından finanse edilmesine rağmen her nedense halen Çin odaklı. Bu duruma bir el atacağız. İyi ki Çin'e sınırların açık tutulması yönündeki tavsiyeleri kabul etmemişim. Neden bize böylesine hatalı bir öneride bulunurlar ki?” demişti.
O dönem ABD’li uzmanlar, WHO’yu araştırmak için bir ekip göndermeden14 Ocak'ta yapılan ön soruşturmaların Çinli yetkililerin virüsün insanlar aracılığıyla bulaştığını doğrulamak için yeterli kanıt bulamadıklarını gösterdiğini söylediklerinde Çin’in bakış açısını benimsemekle suçladılar. Ayrıca WHO’yu 13 Şubat'a, yani ilk vakaların kaydedilmesinden bir buçuk ay sonrasına kadar Çin'e ekip göndermemekle suçladılar.
ABD'nin muhafazakar çizgideki dergisi National Review, Şubat 2020’de, WHO’nun Etiyopyalı Gelen Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus'u Çin hükümetinin WHO’nun 2017 yılındaki genel direktörlük seçimlerine koyduğu adaylığına verdiği desteğin bedelini ödemekle suçlandı.  Dergi, Ghebreyesus'un Kovid-19 salgını nedeniyle acil durum ilan ettiği açıklamasında Çin'i bu yüzden abartılı bir şekilde övdüğünü öne sürdü. WHO Genel Direktörü Ghebreyesus, söz konusu açıklamasında, Çin hükümetinin en üst düzeyde şeffaflık sözü verdiğini ve virüsün kökenini araştırmak için çaba sarf ettiğini söyledi.

Ghebreyesus, 12 Şubat’ta düzenlediği basın toplantısında, bu suçlamalara şöyle yanıt vermişti:
“Çin'in yaptıklarını övdüğümüz için WHO’ya çok fazla baskı yapıldığını biliyorum. Ama sadece baskı yapıldığı için gerçeği söylemekten vazgeçecek değiliz. Çin'in de övgüye ihtiyacı yok. Çin, çabalarını gördüğümüz tek ülke değildi, diğer hükümetlerin çabalarını da gördük. Bu çok tehlikeli bir virüs ve Çin, bu virüsün yayılmasını yavaşlatan iyi önlemler aldı. Bu çabalar da görülmeyi ve övülmeyi hak ediyor.”



Baby Reindeer'ın yaratıcısı geri döndü: Yeni dizi zirveye oynuyor

Jamie Bell (solda) ve Richard Gadd'ın (sağda) başrolünde yer aldığı Half Man, iki kardeşin kırılgan ilişkisini ve erkekliğe dair sorgulayıcı bir yolculuğu anlatıyor (HBO Max)
Jamie Bell (solda) ve Richard Gadd'ın (sağda) başrolünde yer aldığı Half Man, iki kardeşin kırılgan ilişkisini ve erkekliğe dair sorgulayıcı bir yolculuğu anlatıyor (HBO Max)
TT

Baby Reindeer'ın yaratıcısı geri döndü: Yeni dizi zirveye oynuyor

Jamie Bell (solda) ve Richard Gadd'ın (sağda) başrolünde yer aldığı Half Man, iki kardeşin kırılgan ilişkisini ve erkekliğe dair sorgulayıcı bir yolculuğu anlatıyor (HBO Max)
Jamie Bell (solda) ve Richard Gadd'ın (sağda) başrolünde yer aldığı Half Man, iki kardeşin kırılgan ilişkisini ve erkekliğe dair sorgulayıcı bir yolculuğu anlatıyor (HBO Max)

Baby Reindeer'la dünya çapında büyük ses getiren Richard Gadd, HBO Max'te yayımlanan yeni drama dizisi Half Man'le geri döndü. 

Aile bağlarındaki kopuşları ve erkek kırılganlığını merkezine alan 6 bölümlük dizi, yayına girer girmez platformun en çok izlenen yapımlarından biri oldu.

Half Man, 23 Nisan'daki prömiyerinin ardından izleyiciyi ekrana kilitlemeyi başardı. Çarpıcı aile draması, FlixPatrol verilerine göre HBO Max'in dünya genelindeki dizi listesinde 5. sıraya yerleşti. 

Dizi, Euphoria ve The Pitt gibi iddialı yapımların hemen ardından gelerek, The Idol ve From gibi projeleri geride bıraktı.

30 yıla yayılan bir hesaplaşma

Dizi, birbirine taban tabana zıt iki kardeş Niall ve Ruben'in kayıplarla örülen ve 30 yıla yayılan yıpratıcı ilişkisini konu alıyor.

Hikaye, Niall'ın düğün gününde yaşanan ve yıllarca peşlerini bırakmayan sarsıcı bir olayın etrafında şekilleniyor.

Olay örgüsü 1980'ler ve 90'lara uzanarak; sevginin, öfkenin ve hayatta kalma mücadelesinin iki kardeşin yaşamlarında nasıl iz bıraktığını incelikle anlatıyor.

"Karanlık, sarsıcı ve sürükleyici"

Eleştirmenler tarafından "erkek kırılganlığını nadir görülen bir netlikle yansıtan, sert ve sürükleyici bir yapım" diye nitelendirilen Half Man, Rotten Tomatoes'da yüzde 76 puana ulaştı.

Jamie Bell, Niall rolünde ölçülü ama etkili bir performans sergilerken, Richard Gadd ise Ruben Pallister karakteriyle dizinin sert atmosferini daha da derinleştiriyor.

Yönetmen koltuğunda Alexandra Brodski'nin oturduğu yapım, yere sağlam basan ve yaşanmışlık hissi veren atmosferiyle öne çıkıyor.

47 ülkede trend listelerine giren Half Man, özellikle Belçika ve İtalya'da üçüncü sıraya kadar yükseldi. ABD dahil birçok ülkede ivme kazanan dizi, her perşembe yayımlanan yeni bölümleriyle finale doğru emin adımlarla ilerliyor. 

28 Mayıs'ta sona erecek dizi, yavaş yavaş yükselen tansiyonuyla sezonun en çok konuşulan karakter dramalarından biri olmaya aday.

Independent Türkçe, ScreenRant, 3DVF


Severance yıldızından kariyerinin ilk rolüne dair komik itiraf

Adam Scott, Apple TV dizisi Severance'ta eşinin ölümüyle başa çıkamayınca, iş ve özel hayatını cerrahi bir yöntemle birbirinden ayıran prosedüre başvuran Mark Scout rolünde (Apple TV)
Adam Scott, Apple TV dizisi Severance'ta eşinin ölümüyle başa çıkamayınca, iş ve özel hayatını cerrahi bir yöntemle birbirinden ayıran prosedüre başvuran Mark Scout rolünde (Apple TV)
TT

Severance yıldızından kariyerinin ilk rolüne dair komik itiraf

Adam Scott, Apple TV dizisi Severance'ta eşinin ölümüyle başa çıkamayınca, iş ve özel hayatını cerrahi bir yöntemle birbirinden ayıran prosedüre başvuran Mark Scout rolünde (Apple TV)
Adam Scott, Apple TV dizisi Severance'ta eşinin ölümüyle başa çıkamayınca, iş ve özel hayatını cerrahi bir yöntemle birbirinden ayıran prosedüre başvuran Mark Scout rolünde (Apple TV)

Şu sıralar vizyondaki korku filmi Hokum'la adından söz ettiren Adam Scott, kariyerinin ilk yıllarında "cehennem azabı" gibi geçen ama bir o kadar da güldüren anılarını paylaştı. 

Late Night With Seth Meyers programına konuk olan Severance yıldızı, henüz toy bir aktörken rol aldığı Hellraiser serisindeki tuhaf deneyimlerini anlattı.

1996 yapımı Hellraiser IV: Kanlı Yol'la (Hellraiser: Bloodline) ilk film deneyimini yaşayan Scott, serinin 4. halkasında feci şekilde can vermesine rağmen, yıllar sonra 6. film için seçmelere katıldığını itiraf etti.

"Galiba biri yüzümü ısırarak koparıyordu"

Sinema kariyerine Jacques rolüyle başlayan Scott, o dönemde serinin popülaritesinden pek haberdar olmadığını söyledi. 

Programın sunucusu Seth Meyers'ın, Jacques karakterinin pek de iyi bir sonu olmadığını hatırlatması üzerine Scott, "Galiba biri yüzümü ısırarak koparıyordu" diyerek o sahneleri andı. 

Filmde Jacques, cehennemin taleplerine karşı geldiği için yüzü parçalanmış ve kalbi sökülerek öldürülmüştü.

Karakteri 4. filmde kesin bir şekilde ölmesine rağmen, birkaç yıl sonra menajeri Scott'ı 6. film olan Hellraiser: Hellseeker'ın seçmelerine gönderdi. Scott, o an hissettiği şaşkınlığı şu sözlerle anlattı:

Kendi kendime, 'Bir saniye, ben zaten 4. filmde vardım' dedim. Ama işe ihtiyacım vardı, bu yüzden 'Aman boşver' deyip seçmelere gittim. Belki daha önceki filmde oynadığımı fark etmezler diye umuyordum.

Ancak bekleme odasında işler planladığı gibi gitmedi. Scott, "Kapısı aralık bir ofiste 4. filmdeki yapımcılardan birini gördüm. Beni fark etmesin diye elimdeki kağıtlarla yüzümü gizlemeye çalıştım. 'Beni görmezse ve iyi bir iş çıkarırsam belki 6. filme de kapağı atarım' diye düşündüm" dedi. Ancak bu "gizli" planı işe yaramadı ve rolü alamadı.

"Hoş geldin Adam Craig!"

Scott, kariyerinin ilk set günündeki bir başka hayal kırıklığını da şöyle anlattı: 

Sete gittiğimde çok heyecanlıydım. Bana 'İşte koltuğun Adam' dediler. Gidip baktığımda koltuğun üzerinde 'Adam Scott' yerine nedense 'Adam Craig' yazıyordu. Hollywood maceram pek parlak başlamamıştı.

Filmin vizyona girmesinin yıllar sürdüğünü ve çok sayıda yeniden çekim yapıldığını belirten ünlü oyuncu, "Harika bir film değildi, hatta berbattı ama umrumda değildi. Sadece gerçek bir filmde oynadığım ve bir işim olduğu için mutluydum" diyerek o günleri nostaljiyle andı.

Adam Scott'ın son korku filmi Hokum, halihazırda sinemalarda izleyiciyle buluşuyor.

Independent Türkçe, Entertainment Weekly, ComicBasics


Netflix izleyicileri kararını verdi: Bundan daha iyisi yapılmadı

Dark'ta olaylar 33 yıllık döngüler halinde işliyor ve karakterler, geçmişle gelecek arasında sıkışmış, kaçınılmaz bir zaman döngüsünün parçası olduklarını fark ediyor (Netflix)
Dark'ta olaylar 33 yıllık döngüler halinde işliyor ve karakterler, geçmişle gelecek arasında sıkışmış, kaçınılmaz bir zaman döngüsünün parçası olduklarını fark ediyor (Netflix)
TT

Netflix izleyicileri kararını verdi: Bundan daha iyisi yapılmadı

Dark'ta olaylar 33 yıllık döngüler halinde işliyor ve karakterler, geçmişle gelecek arasında sıkışmış, kaçınılmaz bir zaman döngüsünün parçası olduklarını fark ediyor (Netflix)
Dark'ta olaylar 33 yıllık döngüler halinde işliyor ve karakterler, geçmişle gelecek arasında sıkışmış, kaçınılmaz bir zaman döngüsünün parçası olduklarını fark ediyor (Netflix)

Netflix kataloğunda öne çıkan bir yapım, izleyiciler tarafından "gelmiş geçmiş en iyi dizilerden biri" diye anılıyor. Üstelik bu dizi Stranger Things, Squid Game, Narcos veya Wednesday gibi popüler yapımlardan biri değil.

Finalinin üzerinden yıllar geçmesine rağmen popülaritesini yitirmeyen ve "başyapıt" diye nitelendirilen o dizi, Alman yapımı bilimkurgu Dark.

2017'de başlayan ve 2020'de üç sezonluk serüvenini tamamlayan Dark, Almanya'nın kurgusal Winden kasabasında çocukların kaybolmasıyla gelişen olayları konu alıyor.

Dizi, çocukların kaybolmasının ardından 4 aileyi merkeze alırken, izleyiciyi nesiller boyu süren, zaman yolculuğuyla örülü karmaşık bir sırlar ağının içine çekiyor.

Hikaye 2019'da başlasa da 1950'lere, 80'lere ve 90'lara uzanıyor; hatta olay örgüsü 2053'ün kıyamet sonrası dünyasına kadar genişliyor.

"Kusursuz bir yapım"

Reddit'te bir izleyicinin diziye ait bir kareyi paylaşarak, "Netflix'in şimdiye kadar ürettiği en iyi işlerden biri" notunu düşmesi, binlerce yorumun fitilini ateşledi. 

Birçok dizi tutkunu bu yoruma katılarak, "Bundan daha iyisi yapılmadı" ve "Gerçekten gelmiş geçmiş en iyilerden" ifadeleriyle diziye olan hayranlıklarını dile getirdi.

Diziyi defalarca izlediğini belirten bir hayran, yapımı şu sözlerle övdü: 

Bana göre baştan sona kusursuz bir dizi. Her anına bayıldım; her izleyişte keşfedecek yeni bir şeyler buluyorsunuz. Kemerlerinizi bağlayın, çünkü bu; yazılmış, çekilmiş veya hayal edilmiş en iyi televizyon dizisi.

Bir başka izleyici ise dizinin karmaşıklığına dikkat çekerek, "Tüm dikkatinizi vermeniz gerekiyor. Başka işlerle uğraşırken arkada akacak bir dizi değil ama kesinlikle buna değiyor" tavsiyesinde bulundu.

Eleştirmenlerden senaryosu, oyunculukları ve atmosferiyle övgü alan Dark, izleyiciyi sürekli tetikte tutması ve katmanlı yapısıyla öne çıkıyor. 

İzleyiciler, diziyi ikinci kez seyretmenin, ilk izleyişte fark edilmeyen ayrıntılar sayesinde tamamen farklı ve aydınlatıcı bir deneyim sunduğunu vurguluyor.

Independent Türkçe, Express, Mirror