Irak Keldani Patriği: Aşırılık yanlısı gruplar Hristiyanların geri kalanını da göçe zorlayacak

Patrik Louis Raphael I. Sako. (AFP)
Patrik Louis Raphael I. Sako. (AFP)
TT

Irak Keldani Patriği: Aşırılık yanlısı gruplar Hristiyanların geri kalanını da göçe zorlayacak

Patrik Louis Raphael I. Sako. (AFP)
Patrik Louis Raphael I. Sako. (AFP)

Irak’ta Patrik Louis Raphael I. Sako liderliğindeki Keldani Katolik Patrikhanesi dün, barışçıl olmaları sebebiyle Hristiyanları zayıf halka olarak gören aşırılık yanlısı gruplar tarafından gerçekleştirilen tacizlerden ve saldırılarından dolayı duyduğu üzüntüyü ve acıyı dile getirdiği bir bildiri yayınladı. Söz konusu bildiri, Maysan ilinin merkezi olan Amara şehrinde bir Hristiyan vatandaşın evine iki patlayıcı ile düzenlenen saldırıdan sonra geldi.
Keldani Katolik Patrikhanesi tarafından yapılan açıklamada şu ifadeler kullanıldı:
“Büyük bir üzüntü ve acıyla, El-Amara şehrinde kilisemize mensup Hristiyanlardan birinin evine iki patlayıcı ile düzenlenen saldırı haberini aldık. Çok şükür ev sakinlerinin durumu iyi. Ancak saldırı, söz konusu aile bireyleri ve 2003’ten bu yana büyük acılar çeken Hristiyanlar arasında paniğe yol açtı. Eskiden Hristiyanların sayısı bir buçuk milyondan fazlaydı. Ancak bugün 500 binin altına düştü. Acaba bizleri ve çektiğimiz acıları düşünen biri var mı? Biz bu ülkenin vatandaşlarıyız. Aşırılık yanlısı gruplar sadece Hristiyanlara zarar verebiliyor. Hristiyanlar barışçıl olmaları sebebiyle zayıf halka olarak görülüyor. Ülke güvensiz bir alana dönüştüğü için üzgünüz. Bu durum gerçekten uykularımızı kaçırıyor. Bazı iyi insanların çabalarına rağmen Hristiyanların mallarına el konuluyor. Aynı zamanda Hristiyanlar işyerlerinde rahatsız ediliyor. Emekli olmuş veya göç etmiş Hristiyanların zararlarının telafi edilmesine yönelik bir yasa olmasına rağmen işe alımlarda eleniyorlar.”
Söz konusu açıklamada, Hristiyanların iş alım yolları ve parlamentodaki Hristiyan ‘kotanın’ temsilcilerinin, Hristiyan olmayan tarafları takip etmeleri ile ilgili de eleştiride bulunuldu:
“Bir Hristiyan iş başvurusu yaptığında kendisinden 10 bin dolar ya da daha yüksek bir meblağda rüşvet isteniyor. Peki, ya parlamentoda veya bakanlıktaki temsilcilerimize ne demeli? Hıristiyanlara ne sağladılar? Hiçbir şey! Açık konuşmak mevkilerini Hristiyan olmayan kişilerin oylarıyla kazandılar. Dolayısı ile kendilerini destekleyen tarafa hizmet etmeleri elbette doğal. Bu utanç verici bir durum.”
Görünüşe göre açıklamada, Hıristiyan kotası için ayrılan beş sandalyeden dördünü kazanan Babilliler bloğu kastediliyor. Babilliler bloğu Haşdi Şabi grubunda temsiliyeti olan ve son seçim döneminde Fetih Koalisyonu’yla ittifak yapan bir hareket olarak biliniyor. Hareketin muhalifleri, Babillileri seçimlerde Hristiyan bloğunun diğer adaylarını geçmek için Müslüman seçmenleri kendi adaylarına oy vermeye ikna etmekle suçluyor. Seçim yasaları Müslümanların, Hristiyan adaylara oy vermesini engellemiyor.
Patrik Sako’nun açıklamasında birçok Iraklı yetkiliye de eleştiriler vardı. Sako yetkililerin ‘ülkenin asıl toplumunun kendileri oldukları’  sözlerini boş ve yerinde olamayan bir ifade olarak değerlendirdi. “Umarım herkes Hristiyanların çektiği sıkıntıları anlar. Aksi takdirde geri kalan Hristiyanlar da göçe zorlanacaklar” ifadelerini kullandı.
Amaralı aktivist Cafer el-Şuveyli de Şarku’l Avsat’a şu açıklamada bulundu:
“Amara sakinlerinin çoğu, Hristiyan Saliouh ailesini hedef alan saldırının, aileyi kendi çıkarları için çalışmaya zorlamak isteyen silahlı milisler tarafından gerçekleştirildiğine inanıyorlar. Milisler saldırılarını sadece Hristiyanlar üzerinde uygulamakla kalmıyorlar, neredeyse herkese uyguluyorlar. Bu gruplar, silah baskısıyla iş ve yatırıma alan bırakmadılar. Burada geriye sadece dört Hristiyan aile kaldı. Bazen insanlar, Maysan’da ve güney şehirlerinin çoğunda etkili olan milis ve aşiret kaosunun gölgesinde hayatta kalabilmelerine şaşırıyorlar.” 
Ülkenin orta ve güney illerinin çoğunda 2003’ten sonra Hristiyan varlığı azaldı. Geriye sadece bir elin parmaklarını geçmeyen sayıda Hristiyan kaldı.



Meşal: Hamas, silah bırakmayı ve yabancı yönetimi reddediyor

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye mülteci kampında, dün yıkılan binaların enkazı arasında oynayan çocuklar (AFP)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye mülteci kampında, dün yıkılan binaların enkazı arasında oynayan çocuklar (AFP)
TT

Meşal: Hamas, silah bırakmayı ve yabancı yönetimi reddediyor

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye mülteci kampında, dün yıkılan binaların enkazı arasında oynayan çocuklar (AFP)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye mülteci kampında, dün yıkılan binaların enkazı arasında oynayan çocuklar (AFP)

Hamas'ın yurt dışı siyasi bürosunun başkanı Halid Meşal, hareketin silahlarından vazgeçmeyi ve Gazze Şeridi'nde "yabancı yönetimi" kabul etmeyi reddettiğini teyit etti.

Meşal, dün 17. Doha Forumu'nda yaptığı konuşmada, "direnişi, direniş silahlarını ve direnişi gerçekleştirenleri suçlu ilan etmenin" kabul edilemez bir şey olduğunu ifade etti. Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Meşal konuşmasına şöyle devam etti: "İşgal olduğu sürece direniş de vardır. Direniş, işgal altındaki halkların hakkıdır ve uluslararası hukukun, ilahi yasaların, ulusların hafızasının bir parçasıdır ve uluslar bununla gurur duyarlar."

Meşal, ABD Başkanı Donald Trump başkanlığındaki “Barış Konseyi”ne, Gazze Şeridi'nin yeniden inşasına ve yaklaşık 2,2 milyon sakinine yardım ulaştırılmasına olanak sağlayacak “dengeli bir yaklaşım” benimsemesi çağrısında bulundu.

Fetih ise İsrail'i, Gazze'yi yönetmekle görevli ulusal komitenin Şeride girişini engellemeye devam etmekle suçladı ve bunu, İsrail'in ateşkes anlaşmasının bir sonraki aşamasını uygulamaya geçmeyi reddetmesi olarak değerlendirdi.


Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, devletin ülkenin güneyine geri döneceğine söz verdi

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ülkenin güneyindeki Keferşuba sakinleri tarafından çiçek ve pirinç yağmuru eşliğinde böyle karşılandı (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ülkenin güneyindeki Keferşuba sakinleri tarafından çiçek ve pirinç yağmuru eşliğinde böyle karşılandı (Şarku’l Avsat)
TT

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, devletin ülkenin güneyine geri döneceğine söz verdi

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ülkenin güneyindeki Keferşuba sakinleri tarafından çiçek ve pirinç yağmuru eşliğinde böyle karşılandı (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ülkenin güneyindeki Keferşuba sakinleri tarafından çiçek ve pirinç yağmuru eşliğinde böyle karşılandı (Şarku’l Avsat)

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, halk ve siyasi partiler tarafından sıcak bir şekilde karşılanan iki günlük bölge gezisi sırasında, İsrail sınırındaki köylerdeki altyapının ‘birkaç hafta içinde’ yeniden inşa edilmesi ve güneydeki devlet otoritesinin yeniden tesis edilmesi için çalışacağına söz verdi.

Başbakan Selam şunları söyledi:

“Bu bölgenin devlete geri dönmesini istiyoruz ve ordunun güneyde sorumluluklarını yerine getirmeye devam etmesinden memnunuz. Ancak egemenlik sadece orduyla değil, aynı zamanda hukuk ve kurumlarla, halka sosyal koruma ve hizmetlerin sağlanmasıyla da tesis edilir.”

Bu ziyaret, Hizbullah ile Başbakan arasındaki siyasi farklılıkların önemli ölçüde aşıldığını gösterdi, zira Başbakan, birden fazla durakta Hizbullah, Emel Hareketi, Değişim bloğundan diğer milletvekilleri ve hatta etkinliklere katılan Hizbullah muhalifleri tarafından karşılandı.

Öte yandan Kuveyt Dışişleri Bakanlığı'nın Güvenlik Konseyi'nin VII. Bölüm Kapsamındaki Kararlarının Uygulanması Komitesi, terör listesine Lübnan’daki sekiz hastaneyi ekledi. Bu hastanelerin en az dördü Hizbullah tarafından işletiliyor.

Lübnan Sağlık Bakanlığı, ‘bu konuda Kuveytli yetkililerden herhangi bir inceleme veya bildirim almadığını’ açıklarken ‘konuyu açıklığa kavuşturmak, karışıklığı önlemek için doğru bilgileri sunmak ve Lübnan sağlık sistemini korumak için gerekli temasları kuracağını’ bildirdi.


İran'ın pazarlık hamleleri, Gazze anlaşmasının durgun sularını hareketlendiriyor

Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
TT

İran'ın pazarlık hamleleri, Gazze anlaşmasının durgun sularını hareketlendiriyor

Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)

İran ile yaşanan gerilimler ve Gazze ateşkes anlaşmasındaki çıkmaz ortamında, ABD Başkanı Donald Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu arasında, önümüzdeki çarşamba gününe ertelenen ve büyük bir merakla beklenen bir görüşme planlanıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, yapılması planlanan görüşmenin, Gazze ateşkes anlaşmasındaki çıkmazın aşılması karşılığında İran'a yönelik baskının artırılması konusunda pazarlık içerebileceği ihtimalini göz ardı etmiyorlar.

Amerikan haber sitesi Axios'a göre 19 Şubat'ta yapılması planlanan ve ikinci aşamayı ilerletmesi beklenen Gazze "Barış Konseyi" toplantısı öncesinde, Netanyahu'nun ofisi, İran ile müzakereleri görüşmek üzere çarşamba günü Washington'da Trump ile bir araya gelmesinin beklendiğini belirtti. Açıklamada ayrıca, "İran ile yapılacak herhangi bir müzakerenin, balistik füzelerin sınırlandırılmasını ve bölgedeki İran'ın vekillerine verilen desteğin durdurulmasını içermesi gerektiğine inanılıyor" denildi.

Çarşamba günü yapılacak görüşme, ABD Başkanı Trump'ın Ocak 2025'te göreve dönmesinden bu yana Netanyahu ve Trump arasında gerçekleşecek yedinci görüşme olacak.

Mısır Dışişleri Konseyi üyesi ve eski Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Rakha Ahmed Hassan, Netanyahu'nun "Barış Konseyi" toplantısından önce Washington'a yaptığı ziyaretin zamanlamasının, "özellikle İran ve Gazze konularında, Washington ve Tel Aviv arasında çoğu noktada varılan anlaşma çerçevesinde" pozisyonların koordinasyonunu yansıttığına inanıyor.

Hassan, özellikle Washington'un "İran'a yapılacak bir saldırının kendi çıkarlarına daha büyük zarar vereceğinin farkına vardığı ve bunun Netanyahu için kabul edilemez göründüğü" göz önüne alındığında, iki konunun geleceğiyle ilgili "uzlaşma" olasılığına işaret etti.  

Filistinli siyasi analist Ayman al-Raqab, "uzlaşmanın mümkün olduğunu" ve Trump'ın "İran ve Gazze'nin birbirine bağlı meseleleri konusunda bir koordinasyon sağlamak isteyebileceğini ve birçok Amerikalı elçiyle, en son Steve Wittkoff ile görüşen ve başta uluslararası istikrar gücü, Hamas'ın silahsızlandırılması, yeniden yapılanma ve İsrail'in çekilmesi olmak üzere çetrefilli konuları ele alan Netanyahu ile meseleleri sonuçlandırmak isteyebileceğini" değerlendiriyor.

Gazze Şeridi'nin merkezindeki Nuseyrat mülteci kampında yıkılmış evler (AFP)Gazze Şeridi'nin merkezindeki Nuseyrat mülteci kampında yıkılmış evler (AFP)

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati ise dün Yunanistan Dışişleri Bakanı Giorgos Gerapetritis ile yaptığı telefon görüşmesinde, "ABD başkanının planının ikinci aşamasının gereklerini yerine getirmek için çalışmanın gerekliliğini" vurgulayarak, "Mısır'ın Barış Konseyi'ne desteğini" belirtti.

Abdulati, "Mısır'ın Gazze Şeridi Yönetimi Ulusal Komitesi'nin çalışmalarına tam desteğini" yineleyerek, bunun nüfusun günlük işlerini yönetmeyi amaçlayan ve Filistin Yönetimi'nin Şeritteki tüm sorumluluklarını yeniden üstlenmesinin yolunu açan geçici bir çerçeve olduğunu ifade etti.

Mısır Dışişleri Bakanı, "ateşkesi izlemek, Gazze Şeridi'ne insani yardım ve kurtarma desteği sağlamaya devam etmek ve erken toparlanma ile yeniden yapılanmanın yolunu açmak için uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasının acil gerekliliğini" vurguladı.

Hassan, "Mısır, Gazze anlaşmasının tam olarak uygulanmasına bağlıdır ve gerek Barış Konseyi ve ona katılımı yoluyla gerekse uluslararası ortaklarla yapılan görüşmeler ve toplantılar yoluyla bu sürecin tamamlanmasını desteklemek için her cephede çalışmaktadır" dedi. Al-Raqab, Gazze anlaşmasının kalan konularının "barış sürecinin ilerlemesi için son derece önemli" olduğunu belirterek, İsrail'in "anlaşmada ilerlemenin önüne çok sayıda engel koyduğunu ve Trump ile Netanyahu arasındaki görüşmenin bu konuda çok önemli olacağını" ifade etti.